Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Ata Kızı
Ata Kızı

Sevemedim bir türlü, yaprağın ağacı terketmesini... Ata Kızı

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?24.03.2023 - 11:24

    PEHLİVAN 3

    Çocuk yüreği nasılda sevinçle çarpıyordu. Sarıya dönük saçları ve griye çalan mavi gözleriyle bir de oldukça hareketli sempatik oluşuyla ailenin maskotu, minik sevimli cücesiydi adeta. Neredeyse o günlerin tüm şarkılarını ezbere bilir ve söylerdi. Okula başladıktan sonra küçük kız sessizleşmiş içine kapanmaya başlamıştı. Kısa sürede ondaki bu değişiklik herkes tarafından fark edilir ve sevgili babası öğretmeniyle görüşmek için okula gider.
    Baba, derdini küçük kızın öğretmenine net bir şekilde anlatır.
    Öğretmen: maalesef kızınız arkadaşlarıyla uyum sağlayamıyor derste söylediklerimi yapmıyor. Dersi dinliyor ama soru sorduğumda cevap vermiyor. Teneffüste bir köşeye çekilip ağlıyor. Ben de sizi çağıracaktım.
    Öğretmeni küçük kızın doktora götürülmesini uygun görmüştü.
    Pehlivan oradan çok düşünceli ve üzgün olarak ayrılır.
    Eşiyle konuşurken, küçük kız her şeyi duyar.
    Baba vakit kaybetmeden şehrin en iyi doktoruna minik kızıyla birlikte giderler. Bir de kızda gözlerinde tuhaf bir tik başlamıştı. Doktorun hemen dikkatini çekmiş olacak ki: ne zamandan beri bu göz kırpmalar var? Diye sorar; baba üzgün bir ses tonuyla; okula başladıktan sonra olduğunu ve diğer sorunları da anlatır.
    Dışarıda beklemekte olan küçük kızı doktor içeriye çağırır ve konuşmaya başlarlar.
    Uygun bir dille bir süre konuşurlar
    Konuşma ilerlerken
    Doktor: sen çok akıllı bir kızsın öğretmeninin söylediklerini de dinliyor musun? Sana neler öğretiyor?
    Pamuk şekeri: hayır cevap vermek istemiyorum.
    Doktor: bana nedenini söylemek ister misin?
    Pamuk şekeri: hece yapmamı istiyor ben onları zaten biliyorum.
    Ama arkadaşlarım bilmiyor ben çok sıkılıyorum.
    Derken, çocuğun iyice gerginleşip gözündeki tiklerin sıklaştığını görür doktor.
    Sonra bir takım testler uygular.
    Onları şehrin tam teşekküllü devlet hastanesine yönlendirip orada bazı testlere tabi tutulmasını ister. Oradan ayrılırken pehlivan;
    Kızım, seni çok seviyorum, korkmak yok bizi daha büyük bir hastahaneye gönderdi doktor amca bu senin iyiliğin için, der.
    Küçük kız: korkmuyorum pehlivan merak etme hadi beni uçan salıncaklara götür, der ve kocaman bir kahkaha atar. Onun bu hareketi babasını çok rahatlatmıştır.
    Oradan doğruca lunapark’a gider baba kız.
    İstediği gibi salıncaklara binmişler...
    Pamuk şekeri salıncak hareket eder etmez hıçkırıklara boğulmuştur. Başına ne geleceğini kestirememekte aslında çok korkmaktadır ama babacığı üzülmesin diye o gün ağlarken gülmeyi öğrenmiştir... Birkaç gün sonra hastahaneye giderler testler yapılır. Bazı testlerin raporlanması birkaç gün süreceği bilgisini alırlar ve günler sonra pehlivan sonuçlarla birlikte müthiş bir telaş ve endişeyle doktorun yolunu tutar.
    Doktor: kızınız özel bir çocuk, uyumsuzluğu, huzursuzluğu, kendisi gibi olmayan çocuklar ile aynı seviyede zorlandığından kaynaklanıyor.
    Mesela kızınızın okuma, yazma, matematik seviyesinin 4. Sınıf seviyesinde olduğunu biliyor muydunuz?
    Baba; okuyordu yazabiliyordu ama bu derece olduğunu anlayamadık.
    Küçük kızın hayatı değişmeye başlayacaktı yapılması gereken her şeyi doktor anlatmıştı.
    Günler sonra;
    Pamuk şekeri artık özel bir okula başlamış günden güne eski neşesine kavuşmuş gözlerinde oluşan tik geçmişti.
    Pehlivan küçük kızını bir kere daha hayata geri kazandırmıştı...
    Sanki tek başına yürümesi için hazırlar gibi...

  • Turhan aGa'nın Mekanı (Atış serbest!)24.03.2023 - 10:42

    Gün Atatürkçüye daim aydınlıktır.


    Atatürk sadece bir devlet adamı değil kimselerin göremediği gelmiş geçmiş en büyük düşünür ve filozoftur. Aşağıdaki şiirimde onun; entelektüel ve filozof yönüne dikkat çekmek istiyorum. ATATÜRK TOPLUMU İLERİYE DÖNÜŞTÜRECEK fikirleri olan bir düşünürdür. Atatürk’ün felsefe bilim dalında lisansı yoktur, ama özünde bilgindir. Bu özelliğini Türk halkı ve bir filozof olarak öne çıkarmayı, tartışmaya açmayı kendime borç bilirim.
    “ "Biz daima hakikati arayan ve onu buldukça ve bulduğumuza kani oldukça ifadeye cüret gösteren adamlar olmalıyız"
    Bakınız; Atatürk bu sözüyle bilimin nesnelliğini ve sürekliliğini işaret edip bize nasıl büyük bir hedef koymuş bize nasıl bir düşünce aşılamış?
    Buradan diyorum ki: Atatürk dünya tarihinde gelmiş geçmiş en büyük filozoflardan biridir.
    Yazan: Aslı Birer

    Sadede bu sözü bize yeter:
    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE


    Düşünme yetisiyle muteber
    Zekasını örer kendi eliyle Avam sözüne daim mugayir
    Bizatihi mücadelen akla hizmete
    Dünyanın en mavisi yüreğinde
    Gözleriyle ufukları delen
    -kumandan sensin,
    Mevzu inkılapçılık ise duayenisin
    Yurtta sulh, cihanda sulh deyince
    Dünyayı bilgeliğiyle feth eden sensin
    Aslı Birer

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?23.03.2023 - 18:26

    Teşekkür ederim Turhan bey, okuduğunuz ve takibiniz için. O dünyanın en iyi babasıydı elimden geldiğince yazmaya çalışıyorum.

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?23.03.2023 - 15:19

    PEHLİVAN 2

    Küçük kız çok mutluydu baba ve kızın yaşayabileceği en güzel anıları biriktiriyordu aklında ve yüreğinde. Ayrılık vaktinin geldiğini bilmeden yüzünde mutlu bir tebessüm ile uykuya dalmıştı bile.
    Sabah ışıklarını penceresinden gözlerine indirince her zamanki gibi neşeyle uyanıp yatağından kalkıp doğruca mutfağa gitti.
    Annesi her sabah evden erken çıkardı çünkü çalışıyordu. O bir akademisyendi her sabah küçük kız babasının çay içmeyi çok sevdiğini bildiği için hemen çayı demlerdi. O sırada babası uyanır birlikte şarkılar söyleyerek omletler pişirir, sevdiği her şeyi yaparlardı.
    En çok sevdiği şarkı;



    Onlar muhteşem ikiliydi şarkılı türkülü kahvaltı şölenleri bitince baba işine giderken küçük kızını da okula bırakırdı.
    Hafta sonları evlerinin arka tarafında cennet gibi bir bahçeleri vardı. Bahçenin içinde her çeşit meyve vardı orada ailenin diğer fertleriyle;
    Babaanne, dede
    Anneanne, dede
    Kardeşler çok büyük bir kır sofrası kurulurdu, güneş o gün başka parlardı üzerlerine, adeta gülümsediğini hissettirdi. Serçecikler binbir notalı serenatlarıyla eşlik ederken, kelebekler en güzel renkleriyle uçuşurdu masanın etrafında. Sanki bir yolcuyu uğurlar gibi...

    Devam edecek.

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?23.03.2023 - 10:23



    RAMAZAN KİMİLERİNİN YÜREĞİDİR.
    Işıklar içinde uyusun Allah’ın rahmetine kavuşan tüm babalar.

    Kısa kısa hikayeler yazacağım fırsat buldukça burada, dileğim çokça okurum olması.



    PEHLİVAN

    Kentin saygı değer ailelerinden birinin yedi çocuğundan biriydi namıdiğer pehlivan çocukluğu ve gençliği kendisinden dinlediğim kadarıyla atik, hareketli, çalışkan bir öğrencilikle geçmiş liseden sonra spora olan merakı onu güreş sporuna yöneltmişti, şunu söylemeden geçemeyeceğim bulunduğu çevrede en iyi dama oynayan kolay kolay yenilmeyen zekice bir adammış... günler ilerlemiş delikanlı evlenmiş güzel bir yuva kurmuş çok sevdiği güreş sporu müsabakalarında boy gösterir olmuş semtin bıçkın, bir o kadar da yakışıklı delikanlısı. Sayısız müsabakalara katılır, madalyalar kazanır, dünya üçüncülüğü kazandığı bir maçta ne yazık ki elim bir kaza sonucunda sakatlanarak o çok sevdiği güreş sporunu bırakmak zorunda kalır. Günler geçer ama bir de ona sorun, ne acıdır ki en sevdiği spordan ayrı kalmak zorundadır artık... hayatını idame ettirmek için bir fabrikaya girer orada yönetim kadrosunda görev yapmaya başlar... fakat genç adam bir türlü mutlu olmuyor günden güne sinirli bir adama dönüşüyordu. Bir gün hayatında ani bir değişiklik yaparak antrenörlük yapmaya karar verir. Milli güreşçi olduğu için lisansları olan genç adam gerekli bütün işlemleri yaparak, ivedilikle spor akademisinde hoca olarak işe başlar... ayrıca devlet spor salonunda sporcular yetiştiriyor kendisi gibi mükemmel öğrencileri şampiyonluk yolunda canla başla çalıştırıyor bu spora gönül veren geçler onun öğrencisi olmaya can atıyordu. Babacan bir adamdı pehlivan, sadece mesleki bilgilerini aktarmıyor öğrencilerinin özel sorunlarıyla da ilgileniyordu... Spor camiasının Hulisi Kentmeniydi diyebilirim onun için, genç adamı başka bir sürpriz daha bekliyordu o günlerde her şey yavaş yavaş yolunu alıyor daha güzel oluyordu. Bir gün iş çıkışı evine geldiğinde eşi ona çok güzel bir karşılama hazırlamış.
    -Hayırdır hanım bu ne özen doğum günüm de değil.
    - bugün de güzel bir gün bugün sevgili eşim çok müjdeli bir haber aldım...
    - meraklanmış güzel adam
    Hadi ama söyle artık diyerek gülümsemiş
    - bugün tahlil yaptırdım, bizim bir bebeğimiz olacak.
    - büyük bir sessizlik olur salonda
    Ve sessizlik pehlivanın; ne yani şimdi ben baba mı oluyorum! nidasıyla yankılanır.
    Günler çok çabuk akıp geçer çok mutlu birliktelikleri olan bu iki insanın dünya güzeli bir kız çocukları olur.
    Dürüstlüğü ve çok adil kişiliğiyle nam salan Namıdiğer pehlivan kızını da kendisi gibi yetiştirmiş vatan sevgisini de yüreğine nakış nakış iğne oyası gibi işlemiş... ona her dokunuşunda: pamuk şekerim seni bilmeden inciteceğim diye çok korkuyorum içim titriyor.
    Küçük kız babasına hayranlıkla bakar
    - babacığım, benim pehlivanım ben senden hiç incinmedim hem sen benim babamsın hep gülecek değilsin hata yaptığımda kızacaksın ben hiç incinmem sen merak etme der yanağına kocaman bir buse kondurur.
    Küçük kız henüz yedi yaşındadır babasıyla antremanlara gidiyor onunla spor yapıyor... notlarını dahi o tutuyordu...
    Yolda yürürken sürekli önlerini birileri keser hal hatır sorardılar. Çevresinde tanınmış, kişiliğinin mükemmel oluşuyla takdir toplayan benim babam! işte o benim babam!.. onunla ne kadar övünsem az gelir. Bir defasında beni denemek için evden çıkarken yere 5 lira düşürür, pehlivan akşam eve geldiğinde hiçbir şey sormaz.
    Akşam yemeği yenir
    Çay içecekleri salona giderler,
    - günüm çok yorucuydu siz neler yaptınız?
    Anne; her zamanki işler bey
    Küçük kız; üzgün bir ifadeyle babasına ağlak gözlerle bakıyordu
    Pehlivan; pamuk şekerim sana ne oldu yoksa annen azarladı mı? Diyerek saçını okşar ve kızını öper koklar ama o hala üzgündür.
    - hanım bu kıza neler oldu acaba derken zaten anlamıştı sebebini...
    Küçük kız yerinden kalktı, babasına beş lirayı uzattı ama yere bakıyor babasının yüzüne hiç bakmıyordu...
    Babası tebessümle yüzüne baktı onu öpüp kokladı.
    üzülme benim küçük kızım, sana güvenmediğinden değil, güvenimin boşa çıkmayacağını görmek istediğim için yaptım...
    küçük kız; peki babacığım senin bana öğrettiklerini hiçbir zaman unutmayacağım.
    Baba; sana çok değerli bir elbise giydirdim üzerine iğreti kumaşlar olmaz artık ben de bundan eminim diyerek onu yatağına yatırır.
    ...ve
    Herkes şapkasını önüne koyup düşünmeli der şimdinin genç, geçmişin küçük kızı... çocuk doğurmak mıydı? Yoksa onu yetiştirmek mi asıl mesele... toplumlar bozuluyorsa sosyal normlar artık değişmiş gereğinden fazla esnemiş ve ortada hoş olmayan yaşam koşulları oluşmuşsa, saygısızlıklar böbürlenme vasıtası olmuşsa kendimizi sorgulamanın zamanı gelmiş çoktan geçmiştir bile diyor gerçek baba kız ilişkisini anlatan hikayem burada bitmese de... dürüstlüğün aptallık sayılmadığı güzel günler görmek dileğiyle burada bitirmek istiyorum.

    Aslı Birer

  • Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz?23.03.2023 - 00:07

    Lodos, ıpılık estikçe yüzüne
    Nefes nefes sevda kokarım
    Konarsa dudağına usulca buse
    Sılaya esen, o rüzgarda ben varım
    A.B

  • YÜREĞİNİN SAHİLLERİNE DİLEDİĞİN GİBİ YAZ22.03.2023 - 18:37

    Ben de buldum teşekkür ederim:)
    Bu böyle sonsuza kadar gider.

    Size dolu dolu bir hayat diliyorum.

  • YÜREĞİNİN SAHİLLERİNE DİLEDİĞİN GİBİ YAZ22.03.2023 - 18:02

    “Umarım sizi de anlayan biri çıkar bir gün.
    Bilmukabele
    Nalan Soysal:))

  • YÜREĞİNİN SAHİLLERİNE DİLEDİĞİN GİBİ YAZ22.03.2023 - 17:28

    Her anlatanın, her anlayanı olsaydı dünya bülbül için, gülşen olurdu.
    A.B

    Nalan Soysal

  • YÜREĞİNİN SAHİLLERİNE DİLEDİĞİN GİBİ YAZ22.03.2023 - 16:17

    Oldukça doldurduğum düşüncesindeyim.
    Siz neden tersini düşündünüz?