Kırkına kadar kırılır, dökülür, inci gibi her bir duygun ayrı ayrı hayat evrelerine saçılır. Kırkından sonra başlarmışsın herbir inci tanesini saçtığın yerden toplamaya.ne kadar Kırılmışlığın yıpranmışlığın varsa tamir etmeye. Ben bunu Japonların kırılan eşyaları altınla onarmalarına benzetiyorum. “Kintsugi felsefesi” tüm yaşanmışlıklarını altın çağıyla onarıp hataların bize kattığı bilgeliği gösteriyor sanki kırıkları birleştiren altın.
“Kintsugi’nin amacı kırık vazonun yeni gibi görünmesi değil, kusurlarıyla güzelleşmesi, sizin bakış açınızın değişmesi. Yani aslında bir yeniden doğuş anlamı taşıması.”
Güzel bir gün aslında bir fincan espresso yanında bir kruvasan Şimdi pencerem toprak kokularına açılsa kuzine sobada kızarmış ekmek kokusu sarsa etrafı, bir de fokurdayan demlik olsa sobanın üzerinde. Biraz da deniz kokusu.
Olanca kuvvetimle bakıyorum Her yerde bir şeyler bulunuyor Dokunma ve renk dağıtma şeyleri. Bugün pazar kendimi selamlıyorum Ve sanki kendimi tekrarlıyorum durmadan İşte bir sarmaşığın son yaprağı gibi Güneşe, öyle birden ki güneşe Bir erkek, bir dişi olduğum zaman. Demek ilk olarak kendimi tekrarlıyorum Nokta Kim bilir, belki de ben Bu türlü düşünmenin ilk karşılığı Kendi yaşamamda”
Kırkına kadar kırılır, dökülür, inci gibi her bir duygun ayrı ayrı hayat evrelerine saçılır. Kırkından sonra başlarmışsın herbir inci tanesini saçtığın yerden toplamaya.ne kadar Kırılmışlığın yıpranmışlığın varsa tamir etmeye. Ben bunu Japonların kırılan eşyaları altınla onarmalarına benzetiyorum. “Kintsugi felsefesi” tüm yaşanmışlıklarını altın çağıyla onarıp hataların bize kattığı bilgeliği gösteriyor sanki kırıkları birleştiren altın.
“Kintsugi’nin amacı kırık vazonun yeni gibi görünmesi değil, kusurlarıyla güzelleşmesi, sizin bakış açınızın değişmesi. Yani aslında bir yeniden doğuş anlamı taşıması.”
Mark Twain insanın iki doğum günü olduğunu söylemiş.
“ doğduğunuz gün ve neden doğduğunuzu anladığınız gün”
Köpüğü afili gönül kahvesi, iki bahar arasında içilir.
A.B
Bana ruhundan nağmeler söyle ki gözlerime bahar gelsin gamzemde çiçek açsın sevgili...
A.B
Güzel bir gün aslında bir fincan espresso yanında bir kruvasan
Şimdi pencerem toprak kokularına açılsa kuzine sobada kızarmış ekmek kokusu sarsa etrafı, bir de fokurdayan demlik olsa sobanın üzerinde. Biraz da deniz kokusu.
Kim bilir kimler uyandı şimdi
Evi buram buram çay kokutan
Anne mutfaklarına.
Çay kadar sıcak günaydınlara.
Benden beklenmeyecek performans, NEVZİNE yaptım yok böyle bir şey:)))
Olanca kuvvetimle bakıyorum
Her yerde bir şeyler bulunuyor
Dokunma ve renk dağıtma şeyleri.
Bugün pazar kendimi selamlıyorum
Ve sanki kendimi tekrarlıyorum durmadan
İşte bir sarmaşığın son yaprağı gibi
Güneşe, öyle birden ki güneşe
Bir erkek, bir dişi olduğum zaman.
Demek ilk olarak kendimi tekrarlıyorum Nokta
Kim bilir, belki de ben
Bu türlü düşünmenin ilk karşılığı
Kendi yaşamamda”
Edip Cansever