7 Ekim 1951 Bir soğuk,bir karanlık,bir ıssız geceydi Otuz kişiydik,ağzımızı bıçak açmıyordu Seni gördük kamyonun pencarasinden Keyifli keyifli akıyordun Hepimiz tutup cıgaralarımızı yaktık Türkü söyledik.
Biliyorum Bir gün bu şehirden gideceksin Pırıl pırıl ışıklı bir istasyonda, Elinde ufacık valizin, Ne yapalım hayat bu, Yaşamak biraz böyle diyeceksin…
İçinde hür maviliklerin özlemi, Küçücük odanı,kitaplarını Ve mahzun bırakıp göklerle baş başa beni Biliyorum, Bir gün bu şehirden gideceksin.
Yürüdüğün vakit seninle birlikte yürüsün diye kentlerdeki daracık Sokaklar Geniş alanlarına çıksın diye alınterinin, Yürüdüğün vakit değişsin dünya Ve yaşam mutlu bir türkü olsun diye Dağlarda tek tek yakılan bu ateşler.
Beden ölür ruh yaşar diyorlar Ben yaşayamam yapayalnız o kadar Gözüm olsun isterim bakmak için Elim olsun isterim okşamak için Ağzım dilim burnum kulağım Caddeleri seslendirsin ayağım.
Bir yanda Anadolu bir yanda Rumeli’dir Hepsi bizden yolcusu hancısı olsun Efkar ettiğimiz şey memleketin halidir Sanmam hemşerim bundan acısı olsun
Köylümüz efendimiz tarlasında perişan İşçimiz kardeşimiz kavgasında perişan Anam bacımdır bahtı karasında perişan Hemen Allah cümlemizin yardımcısı olsun
Siir baslangicta, matematik ve muzikti, sozcuklerle uretilen. Sonra muziginden vazgecilmese de -bu bir elzem siir icin- matematiginin yerine imge kondu. Konusma dilinin tekduzeliginden bireysel dil araysina yol verildi. Bildik sozcuklerle bilinmediklerden soz edildi. Siir toplumsal aletlerle ozgun bireysel hissedisin bicimlendirilmesidir -ki bu sanatin da tanimidir.
Aydınlar! ahh en yakınındakine bile uzak duran aydınlar Her devrime anlaşılmaz bir homurtuyla karşı çıkan aydınlar Elektronik çağın oyduğu çağdaş mağalarında Ağzından köpükler akıtarak sahte bir ersime gösterisiyle Çıkar dilenen şeyhler gibi,aydınlığı zirkeleyip karanlıkta yaşayanlar.
KIZILIRMAK
7 Ekim 1951
Bir soğuk,bir karanlık,bir ıssız geceydi
Otuz kişiydik,ağzımızı bıçak açmıyordu
Seni gördük kamyonun pencarasinden
Keyifli keyifli akıyordun
Hepimiz tutup cıgaralarımızı yaktık
Türkü söyledik.
İlhan Berk
ŞAŞKINLIK
Şaşıyorum!
İnsanoğlunun aya gönderdiği füzeye…
Şaşıyorum!
Ekmeklerin bu kadar küçülüp
Çocukların bu kadar büyüdüğüne…
Al takke ver külah,
Yaşayıp gidiyoruz.
Topu topu yumruk kadar bir yürek
Şaşıyorum!
Fethi Giray
BİLİYORUM
Biliyorum
Bir gün bu şehirden gideceksin
Pırıl pırıl ışıklı bir istasyonda,
Elinde ufacık valizin,
Ne yapalım hayat bu,
Yaşamak biraz böyle diyeceksin…
İçinde hür maviliklerin özlemi,
Küçücük odanı,kitaplarını
Ve mahzun bırakıp göklerle baş başa beni
Biliyorum,
Bir gün bu şehirden gideceksin.
Fethi Giray
çok derinden özlenen nasıl dile getirilirki şiir olmasaydı?
bugün aklıma yazısız ve çizgisiz bir resim geldi
taranta -babu
ve benim birden bire yüzünü değil,gözünü değil.senin sesini göresim geldi
taranta-babu!
VOLİ
Sırılsıklam bir gökyüzü çıktı ağlardan
Masmavi bütün balıkçılar
Can Yücel
BİLDİRİ
Yürüdüğün vakit seninle birlikte yürüsün diye kentlerdeki daracık
Sokaklar
Geniş alanlarına çıksın diye alınterinin,
Yürüdüğün vakit değişsin dünya
Ve yaşam mutlu bir türkü olsun diye
Dağlarda tek tek yakılan bu ateşler.
siir bence duygu,sevgi.ask,kirik kalp,üsüntü,
rahatlamak,düsünmek........
en cokta kendini bulmak veriyor! ! ! ! ! ! ! ! ! !
duyguların en içten haliyle dizelere dökülmesidir
duyguların bir şelale gibi akıp gittiği dörtlülerdir
duyguların bir şelale gibi nehir gibi akıp gittiği mısralare yada dörtlüklerdir
duyguların dizelerde dile getirilmesi...
yagmurlar içinde bekle beni
karlar tozarken bekle
ortalik agirirken bekle beni
kimseler beklemezken bekle
bu işte
Duyulara Övgü
Beden ölür ruh yaşar diyorlar
Ben yaşayamam yapayalnız o kadar
Gözüm olsun isterim bakmak için
Elim olsun isterim okşamak için
Ağzım dilim burnum kulağım
Caddeleri seslendirsin ayağım.
Nihat Avni Aygün
duygusal beceri..
duygusallık
Yüzlerce,binlerce bit vardı
Çarşaflar,giysiler üzerinde
Kimi yayılırdı koyun sürüsü,
Kimiyse yanasık düzende
İşte doğu bu.Bit,deprem ve acı
Mutluluk dediğin bir lavaş ekmek,
Bir avuç ateştir,umut dediğin.
Gerisi kar,çamur ve tezek
İşte doğu bu.Kesilmiş koyun başı,
Gibi bakar orda insan gözleri
Sevdalar,sıcacık,yumuşaklık
Türküler kalmış bin yildan bari.
Doğu,Cahit Külebi (1978)
içi dışı bir olmalı insanın
zaman zaman değişmemeli
seni seviyorum şiir
sevgilim olurmusun,
sende olmazsan eğer
alır başımı giderim
olmadımı
olsun yazdım yinede
yüreğin haykırışı, sözcüklerin dile gelip yüreği anlatışı..
duygu infilakları.. yüreğin potasında eriyip damıtılan en güzel sözcükler..
Yazamadığım ama okumaktan büyük keyif aldığım üstün bi beceri...
“Kürt’ü,Türk’ü,ne Çerkes’i
Hep Adem’in oğlu kızı
Beraberce şehit gazi
Yalan var mı ve neresi?
Kur’an ‘a bak,İncil’e bak
Dört kitabin dördü de hak,
Hakir görüp ırk ayırmak,
Hakikatte yüz karası
Aşık Veysel Şatıroğlu
duygu boşalımı
Ondört asır önceydi,
çölden bir nur çıkıverdi.
şiir bir yaşam biçimiidir
Irmakların en berrağı, en hızlı akanı ve en durgun olanı...
en masum ve insani duyguyu lanse etme biçimidir....şiir saftır,temizdir..liritizmin yaşamıdır...
Eğer Mecnun dönemindede olsaydı GALATASARAY,
Mecnun delimiydiki sevsin leylayı, Galatasaray kadar.
DÜNYACA
-----
Biz insanlar ayrı ayrı kalmışız
Bölmüş saadetimizi çizgisi yurtların;
Biz insanlar ayrı ayrı kalmışız
Gökte kuşların kardeşliği
Yerde kurtların
F.Hüsnü Dağlarca
Bir yanda Anadolu bir yanda Rumeli’dir
Hepsi bizden yolcusu hancısı olsun
Efkar ettiğimiz şey memleketin halidir
Sanmam hemşerim bundan acısı olsun
Köylümüz efendimiz tarlasında perişan
İşçimiz kardeşimiz kavgasında perişan
Anam bacımdır bahtı karasında perişan
Hemen Allah cümlemizin yardımcısı olsun
MEMLEKET: Cahit Sıtkı Tarancı(1947)
Siir baslangicta, matematik ve muzikti, sozcuklerle uretilen. Sonra muziginden vazgecilmese de -bu bir elzem siir icin- matematiginin yerine imge kondu. Konusma dilinin tekduzeliginden bireysel dil araysina yol verildi. Bildik sozcuklerle bilinmediklerden soz edildi.
Siir toplumsal aletlerle ozgun bireysel hissedisin bicimlendirilmesidir -ki bu sanatin da tanimidir.
Aydınlar! ahh en yakınındakine bile uzak duran aydınlar
Her devrime anlaşılmaz bir homurtuyla karşı çıkan aydınlar
Elektronik çağın oyduğu çağdaş mağalarında
Ağzından köpükler akıtarak sahte bir ersime gösterisiyle
Çıkar dilenen şeyhler gibi,aydınlığı zirkeleyip karanlıkta yaşayanlar.
Soysal Ekinci