Merhaba millet. Yazlar benim en yogun oldugum zaman. O yuzden firsatim olmuyor antoya Insallah herkes sag salimdir. Gecenlerde sezen aksunun fruze sarkisini dinledim. Hemde ustuste defalarca, sozleri ile muzigi ile... Cok bugulu ve buyulu geldi Sonra fruze nedir sarkinin hikayesi ne dir diye merak ettim Google amcaya yazdim okudum. Bir anda sarki daraldi, o bugu ve buyu kayboldu. Keske okumasaydim dedim. Aslinda demekki guzel bir eser, guzel bir melodi yada bir siir sende ne iz birakiyorsa o dur hikayesi. Cok ta merak etmeyeceksin eser sahibinin eseri yazarkenki hikayesinj.
Birde orada gecen bir sey var "...Herseyin bir bedeli var Guzelligin de Bir gun gelir odersin Ode fruze.."
Ben de diyorum ki "Herseyin bir bedeli var Bedelsizligin de... Sormayacaksin bir seyin nedenini Odemeye hazir degilsen bedelini... Fruze" Hep kendime sunu emoze ederim Dunyada ben tekim Essizim.. Benden bir baska yok Bu yetmezmi onur olarak Beni ozgun yapan mukemmel yaptigim isler degil, kusurlarimin paternleri. Herkesin kusur paterni ayridir. Ozaman neden kusurlarimdan utanayim. Kendime has parmak izlerimi tasiyan ellerimden Cikan eserlerim, yazgarim, siirlerim nesirlerim designlarim, tasarimlarim yine kendine has olmali Kendini arkadasi ile, yada akrabasi ile chek yapanlar, onlardan durum tesbiti yaparak, toplumdaki statusunu ceki duzen verenler ozgun olamazlar. Mutlu da olamazlar. Hep birilerini gorecekler onlerinde O yuzden kendimi baskalari ile tarif etmem Kendimi kendimle tarif ederim Kusurlarimla zaten tarif etmisim ben kendimi. Laf yeri gelmisken Ozguven ile narsist kisilik bozuklugu arasinda ki en belirgin cizgilerden biri; kendilerini tarif etmek icin baskasina ihtiyac duymak... Narsist kisilik bozuklugu olanlar kendilerini baskalari ile tarif ederler. ve de yaptiklari seylerde baskalarinin beyenisine ihtiyac duyarlar. Begebdirecek bir sey bulamayinca da bazen de baskalarinin eksiklerini sayarak kendilerini parlatmaya calisirlar. Oysa sen farkinda olmadan kendini kendinle tarif ediyorsun zaten. Her yaptigin iste ortaya cikan kusur paternin seni ele veriyor. Beni ozleyen ve gozleyen arkadaslara selam Kalin saglicakla En son yazdigimda kanada dolari 14 tl idi, 25 tl de gorusuruz :)
YERYÜZÜNDE İKİ MÜSLÜMAN KALDIĞI MÜDDETÇE ORASI BİZİM VE BİZE, HİÇ YALAN KONUŞMAMIŞ BİR ZATI EKREMİN YANİ YERÜZÜNÜN ŞEREFİ BENİ ADEMİNİN MÜJDESİZİR.Elhamdülillah
-Devrin Muaviyeleri ve Alileri evet tarihte sabittir ki Muaviye taraftarları hile yapmıştır neticesinde ise çok elim vakalar netice vermiştir. Ancak Hz.Ali efendimiz hayatının hiçbir devrinde ve zamanında hileye başvurmamıştır. Günümüz insanlarına baktığımızda ise nerde ise hile yapmayan insan kalmamış gibi.Bunlara iki taraf da tarihsel vaka ve gerçeklerle sabittir. Burada şahsım adına diyeceğim şu ki mutlak vaziyette hile taraftarı olmamakla beraber hazreti Ali efendimizin hazreti peygamber efendimizin emrine itaatperver olduğu gibi biz de peygamber efendimizi hem yegane reis hem hem yegane efendi hem hatemül Enbiya olarak tanıdığımız gibi elimizden geldiğince O’na itaat etmeye çalışıyoruz.Allah’ın yardımıyla.
-Şükür ki hazreti Hasan ve hazreti Hüseyin efendilerimiz tüm seyyid ve şeriflerin atasıdırlar hem hazreti Ali efendimizin kıymetli evlatlarıdırlar ki Allah onlardan ebeden daima razı olsun ki hem de alemin reisi olan dedelerini yani hazreti peygamber efendimizi yani şerefi beni ademi yani muhbiri sadık diye tesmiye edilen yani en evvel doğrulukla ve doğru haber vermekle tanınan alemin yegane reisi rahmetin yeryüzündeki tecellisi olan Hazret-i Muhammed sav. efendimizi dahi kimi şehit olarak kimi de sulh yaparak hem tasdik edip dedelerinin seneler öncesinden ihbar ettiği vaz ettiği hakikati neticesini bildikleri halde haşa yalancı çıkarmamışlardır ki bu zamana kadar ve bundan sonra da izzet minnet dua ve hayır ile yad edilmişlerdir.Allah onlardan ve ebeden daima razı olsun ve salih nesillerinden de amin.
kısacası: 1-hazreti peygamber EFENDİMİZ. 2-Hazreti Ebubekir EFENDİMİZ 3-Hazreti Ömer EFENDİMİZ 4-Hazret-i Osman EFENDİMİZ 5-Hazret-i Ali EFENDİMİZ HAZRETİ PEYGAMBER EFENDİMİZİN TARİHE DÜŞEN NOTU VE ALTINI ÇİZDİĞİ HUSUS İSE SAHABELERİME DİL UZATMAYINIZ.Allah bizi dil uzatmaktan ve bu öğüt nasihat uymamaktan muhafaza eylesin.Amin.
Son olarak şunu da ifade etmeliyim ki; Hazreti Ali efendimizin isminin anıldığı yerde içki rakı gibi haramları işleyerek ölen bir şahsın hatta kavmine bunu medeniyyet diyerek sunan bir şahsın hatta daha ileri giderek hazreti Ali efendimizin dahi itaatten şüphe etmediği Hazreti peygamber efendimizin, ümmetine şeref ve izzet olarak bıraktığı islam dinine beyni sulanmış hafızların dini demek hadsizliğinde bulunan ölmüş gitmiş bir şahsın esamesi dahi okunmaz.Okunursa da böyle okunur.
hazreti Ali efendimizin soyundan olan ve hazreti peygamber efendimizin torunlarından olan ve gavs ı sani olarak tesmiye edilen seyyid Abdulbaki el hüseyni efendi yakın bir zamanda vefat etmiş olup her ne kadar bu Salih zatın dünyada sevenleri çok olsa da kendisini hepimizden daha fazla sevenlerin ahirette olması hasebiyle ve takdiri ilahinin vagecilmez ve inkar dahi edilemez ecel çizgisinin kendi hayatının son merhalelerinde bulması neticesinde ahirete irtihal etmiştir.biz onu sevdik sevenlerini de sevdik Salih ecdad ve atalarını da sevdik sevenlere ne mutlu inna lillahi ve inna ileyhi raciun amin.
Yaşamak için kaç dirhem olmalı insan. Insan düşündükçe ne kadar çile çektiğini anlıyor. Mesela, şu sanal ortamda bile rahatlık yüzü göremiyoruz. Adama sorsan bir gusül abdesti nasıl alınır bilmez, dönüp sana islamiyetin kurucu ağ babası gibi nutuk atar. Éşinden bir bardak su isteyecek cesareti olmaz. Dönüp sana edilmeyecek küfürler eder.. Yaşarken dirhem dirhem olmayı anladık ama, bari burda rahat birakın.
Eminim ki soruyorsunuzdur neden insanın kendisiyle olan ilişkisi? diye. Bazı insanlara bazı şeyler öğretilmesi gerekir yoksa anlaşılmazlıklar insanları oldukça yıpratır. İlişkiden kastım sadece aşk değil aile ilişkisi, arkadaşlık ilişkisi belki de hiç yokmuş gibi görmezlikten gelinen tek taraflı düşünceler. Sizce de öyle değil mi? Bir insanın kendi içinde dertleşerek büyüttüğü düşünceleri kişiyle arasında olan bir ilişki sayılmaz mı? Belirsizlikler, tarif edilemez düşünceler, paylaşılamayan duygular aslında her birisi bizim kendi içimizde büyütüp beslediğimiz ilişkilerimiz. O ilişkileri şekillendirmek bizim elimizde. Aslında bizim görmediğimiz ya da görmek istemediğimiz daha tonlarca ilişki kaynağımız mevcut. Öfke, stres, mutluluk, heyecan, sevinç, hüzün, endişe, umutsuzluk...
Ortaya çıkarmak istediğim tek şey aslında hissedilen her şey. İnsan ömrü ne kadar kısa olduğunu savunan düşünürlere burada nokta koyarak kendi öznel düşüncemle buna katılmadığımı belirtmek isterim. Aslında ne demek istediğimi anlamış gibi değilsiniz o zaman şöyle düşünün; insan ömrü gerçekten kısa mı yoksa kısa olmasını isteyen insanlar tarafından ortaya atılmış bir düşünce mi? Tamam tamam çok karıştı düzeltiyorum. İnsan doğar, büyür ve ölür yaşam döngüsü bu olarak kodlanmıştır kafamıza ama bunun böyle olmadığına dair bariz gerçekler var. Demek istediğim şu neden buna odaklanmışız ki düşüncelerimiz yapabildiğimiz şeyler ölümle sınırlandırılmış ve yine bunu sınırlandıran biz insanlar olmuşuz. İşte tam olarak ilişki kavramının devreye girdiği yerde burası. İlişkimizi dünya üzerine kurmak yerine kendi içimizde adeta ona bir taht yaratmışız. Sizce de artık onları özgür bırakma vakti gelmedi mi? Kendimizle doğru düzgün kuramadığımız ilişkilerimizi bir başkasıyla sağlıklı bir biçimde kurabilmek oldukça zor. Bakın ne kadar öznel görülen bir düşünce tarzı olduğunun farkındayım fakat farklı bir pencereden bakıldığı zamanda aslında ne kadar da nesnel olduğunun farkına varırsınız. Benim baktığım pencere insanların doğum anından itibaren başlayan çevre ilişkisidir. Yeni doğan bir bebeğin ağlaması kurmaya başladığı ilk ilişkisidir. Gözlerini açmaya başladığında ise o ilişkinin devamı gelir. Toplumu etkileyen nokta ise burasıdır ilişkinin temeli düzgün atılmazsa o ilişki ilerisinde önümüze taş şeklinde bir engel yaratır. Temeli olmayan ilişkinin üzerine eklenenler ise o taş engelini kayaya dönüştürür ve toplumda uyuşmazlık, zıtlık, düşünce ifadesizliği gibi bir çok şey oluşur. Demem o ki toplumun ilişkisini bir birey olarak değil de bir toplum olarak ilerletmenin yollarını gelin beraber bulalım.
Bazı durumlarda sorgu gerekmez, çünkü mal ortadadır. Mesela bu örnekte sergilenen utanmazlığın, pişkinlliğin, yüzsüzlüğün, arsızlığın, rezilliğin nesini sorgulayabilirsiniz ki? Sorgulayamazsınız, çünkü neresinden tutsanız elinizde kalır, dökülür.
Ayın sonunu zor getiren emekçi memur Kemal efendiden değil, 13 yılda 13 seçim kaybettiği halde istifa sözcüğünü ağzına almayan ve koltuğa yapışan utanmaz memur Kemal efendiden söz ediyiruz.Sorguya gerek mi var? :))
Ben en çok, mesela ailece yemeğe oturduklarinda. memur Kemal efendi, çoluğunun çocuğunun yüzüne bakabiliyor mu, onu merak ediyorum. Ya da çoluk çocuğu memur Kemal efendinin yüzüne... Buyur?
İstifa Etmeyi Dahi Beceremedi! (Murat Muratoğlu / Sözcü, 11 Temmuz 2023)
Erdoğan'a yüzde yüz hak verdim. “Türkiye böyle bir muhalefet anlayışıyla yoluna devam edemez.” Helal olsun valla… On ikiden vurmuş doğru teşhis koymuş.
Ülkede doğru düzgün bir muhalefet olsaydı bu vergi zamları böyle fütursuzca yapılabilir miydi?
Koalanın okaliptüs ağacına sarıldığı gibi koltuğa yapışan Kemal Kılıçdaroğlu'nun vergi zamları hakkındaki yorumlarına bakayım dedim ve Twitter'da sayfasını açtım. Acıdım!
İnanılacak gibi değil ama inanmıyorsanız açın bakın Twitter'a… Ekonomi hakkında tek bir twit yok! Sorsan gemiyi limana yanaştırıyor.
Millete “Adam gibi tıpış tıpış sandığa gideceksiniz” diye akıl verdi, kendi adam olup tıpış tıpış istifa etmeyi dahi beceremedi!
İnsan biraz gurur yapar. İstifayı basar. Yani yapsaydı iyiydi… Artık geçti. Bu saatten sonra kimsenin arkasından iyi konuşmayacağı aşikar…
AKP ajanı olduğu iddiaları bile var. O denli nefret toplamayı becerdi.
Hele koltuğunu korumak için “tekrar seçim olacak, hazır olmalıyız” diye göz göre göre yalan söyleyerek rezil hale gelmesi…
Çıkıp bir miting yapsa da ağırlığı neymiş anlasa… Yerel seçimlerde Kılıçdaroğlu başta olduğu sürece başta İstanbul ve Ankara hep Erdoğan'da… Hatta İzmir bile belki potada…
Muhalefet bu olduktan sonra neden çekinecekler ki? Yapıştırsınlar zamları yükseltsinler vergi oranlarını… Adamlar az bile yaptı!
Merhaba millet. Yazlar benim en yogun oldugum zaman. O yuzden firsatim olmuyor antoya
Insallah herkes sag salimdir. Gecenlerde sezen aksunun fruze sarkisini dinledim. Hemde ustuste defalarca, sozleri ile muzigi ile...
Cok bugulu ve buyulu geldi
Sonra fruze nedir sarkinin hikayesi ne dir diye merak ettim
Google amcaya yazdim okudum. Bir anda sarki daraldi, o bugu ve buyu kayboldu. Keske okumasaydim dedim.
Aslinda demekki guzel bir eser, guzel bir melodi yada bir siir sende ne iz birakiyorsa o dur hikayesi. Cok ta merak etmeyeceksin eser sahibinin eseri yazarkenki hikayesinj.
Birde orada gecen bir sey var
"...Herseyin bir bedeli var
Guzelligin de
Bir gun gelir odersin
Ode fruze.."
Ben de diyorum ki
"Herseyin bir bedeli var
Bedelsizligin de...
Sormayacaksin
bir seyin nedenini
Odemeye hazir degilsen bedelini...
Fruze"
Hep kendime sunu emoze ederim
Dunyada ben tekim
Essizim..
Benden bir baska yok
Bu yetmezmi onur olarak
Beni ozgun yapan mukemmel yaptigim isler degil, kusurlarimin paternleri. Herkesin kusur paterni ayridir.
Ozaman neden kusurlarimdan utanayim.
Kendime has parmak izlerimi tasiyan ellerimden
Cikan eserlerim, yazgarim, siirlerim nesirlerim designlarim, tasarimlarim yine kendine has olmali
Kendini arkadasi ile, yada akrabasi ile chek yapanlar, onlardan durum tesbiti yaparak, toplumdaki statusunu ceki duzen verenler ozgun olamazlar. Mutlu da olamazlar. Hep birilerini gorecekler onlerinde
O yuzden kendimi baskalari ile tarif etmem
Kendimi kendimle tarif ederim
Kusurlarimla zaten tarif etmisim ben kendimi.
Laf yeri gelmisken
Ozguven ile narsist kisilik bozuklugu arasinda ki en belirgin cizgilerden biri; kendilerini tarif etmek icin baskasina ihtiyac duymak...
Narsist kisilik bozuklugu olanlar kendilerini baskalari ile tarif ederler. ve de yaptiklari seylerde baskalarinin beyenisine ihtiyac duyarlar. Begebdirecek bir sey bulamayinca da bazen de baskalarinin eksiklerini sayarak kendilerini parlatmaya calisirlar.
Oysa sen farkinda olmadan kendini kendinle tarif ediyorsun zaten. Her yaptigin iste ortaya cikan kusur paternin seni ele veriyor.
Beni ozleyen ve gozleyen arkadaslara selam
Kalin saglicakla
En son yazdigimda kanada dolari 14 tl idi,
25 tl de gorusuruz :)
şehadet yolunun ufku
kudüs bizim müjdelenen vatanımızdır.
YERYÜZÜNDE İKİ MÜSLÜMAN KALDIĞI MÜDDETÇE ORASI BİZİM VE BİZE, HİÇ YALAN KONUŞMAMIŞ
BİR ZATI EKREMİN YANİ YERÜZÜNÜN ŞEREFİ BENİ ADEMİNİN MÜJDESİZİR.Elhamdülillah
eğleniyor mUYuz millet......?¿
başımızı yalnız kendisine secdeye layık görüp şereflendiren Allah'a şükürler olsun amin.
Allah için ben bu adamı sevdim Allah da sevilen ve rızasına eren kullarından eylesin amin.
O kusur bende yok diye ayıplama
Başkasının kusurlarını gözünle ayıklama
-Devrin Muaviyeleri ve Alileri evet tarihte sabittir ki Muaviye taraftarları hile yapmıştır neticesinde ise çok elim vakalar netice vermiştir. Ancak Hz.Ali efendimiz hayatının hiçbir devrinde ve zamanında hileye başvurmamıştır. Günümüz insanlarına baktığımızda ise nerde ise hile yapmayan insan kalmamış gibi.Bunlara iki taraf da tarihsel vaka ve gerçeklerle sabittir. Burada şahsım adına diyeceğim şu ki mutlak vaziyette hile taraftarı olmamakla beraber hazreti Ali efendimizin hazreti peygamber efendimizin emrine itaatperver olduğu gibi biz de peygamber efendimizi hem yegane reis hem hem yegane efendi hem hatemül Enbiya olarak tanıdığımız gibi elimizden geldiğince O’na itaat etmeye çalışıyoruz.Allah’ın yardımıyla.
-Şükür ki hazreti Hasan ve hazreti Hüseyin efendilerimiz tüm seyyid ve şeriflerin atasıdırlar hem hazreti Ali efendimizin kıymetli evlatlarıdırlar ki Allah onlardan ebeden daima razı olsun ki hem de alemin reisi olan dedelerini yani hazreti peygamber efendimizi yani şerefi beni ademi yani muhbiri sadık diye tesmiye edilen yani en evvel doğrulukla ve doğru haber vermekle tanınan alemin yegane reisi rahmetin yeryüzündeki tecellisi olan Hazret-i Muhammed sav. efendimizi dahi kimi şehit olarak kimi de sulh yaparak hem tasdik edip dedelerinin seneler öncesinden ihbar ettiği vaz ettiği hakikati neticesini bildikleri halde haşa yalancı çıkarmamışlardır ki bu zamana kadar ve bundan sonra da izzet minnet dua ve hayır ile yad edilmişlerdir.Allah onlardan ve ebeden daima razı olsun ve salih nesillerinden de amin.
kısacası: 1-hazreti peygamber EFENDİMİZ.
2-Hazreti Ebubekir EFENDİMİZ
3-Hazreti Ömer EFENDİMİZ
4-Hazret-i Osman EFENDİMİZ
5-Hazret-i Ali EFENDİMİZ
HAZRETİ PEYGAMBER EFENDİMİZİN TARİHE DÜŞEN NOTU VE ALTINI ÇİZDİĞİ HUSUS İSE SAHABELERİME DİL UZATMAYINIZ.Allah bizi dil uzatmaktan ve bu öğüt nasihat uymamaktan muhafaza eylesin.Amin.
Son olarak şunu da ifade etmeliyim ki;
Hazreti Ali efendimizin isminin anıldığı yerde içki rakı gibi haramları işleyerek ölen bir şahsın hatta kavmine bunu medeniyyet diyerek sunan bir şahsın hatta daha ileri giderek hazreti Ali efendimizin dahi itaatten şüphe etmediği Hazreti peygamber efendimizin, ümmetine şeref ve izzet olarak bıraktığı islam dinine beyni sulanmış hafızların dini demek hadsizliğinde bulunan ölmüş gitmiş bir şahsın esamesi dahi okunmaz.Okunursa da böyle okunur.
Allah kürde dert vermiş ,derdini anlatabilsin diye de ses vermiş ..
Nihat bey ;
Sabah benzin,mazot fiyatlarını görünce ,gece selamızı boşuna okumadıklarını anladık ..
hazreti Ali efendimizin soyundan olan ve hazreti peygamber efendimizin torunlarından olan ve gavs ı sani olarak tesmiye edilen seyyid Abdulbaki el hüseyni efendi yakın bir zamanda vefat etmiş olup her ne kadar bu Salih zatın dünyada sevenleri çok olsa da kendisini hepimizden daha fazla sevenlerin ahirette olması hasebiyle ve takdiri ilahinin vagecilmez ve inkar dahi edilemez ecel çizgisinin kendi hayatının son merhalelerinde bulması neticesinde ahirete irtihal etmiştir.biz onu sevdik sevenlerini de sevdik Salih ecdad ve atalarını da sevdik sevenlere ne mutlu inna lillahi ve inna ileyhi raciun amin.
Nefes alıyorsan, hala umut var demektir. Tabi ki çaba göstermekle, umutlarını hayallerini....
Hiç birşey hakkında bildiğimiz herşey yalanmış meğer
Sonra dedi ki,
Yaşamak için kaç dirhem olmalı insan.
Insan düşündükçe ne kadar çile çektiğini anlıyor.
Mesela, şu sanal ortamda bile rahatlık yüzü göremiyoruz.
Adama sorsan bir gusül abdesti nasıl alınır bilmez, dönüp sana islamiyetin kurucu ağ babası gibi nutuk atar.
Éşinden bir bardak su isteyecek cesareti olmaz. Dönüp sana edilmeyecek küfürler eder..
Yaşarken dirhem dirhem olmayı anladık ama, bari burda rahat birakın.
Küfüsüz ve saygı dolu bir hayattı özlediğimiz.
İNSANIN KENDİSİYLE KURMAYA BAŞLADIĞI İLK İLİŞKİSİ
Eminim ki soruyorsunuzdur neden insanın kendisiyle olan ilişkisi? diye. Bazı insanlara bazı şeyler öğretilmesi gerekir yoksa anlaşılmazlıklar insanları oldukça yıpratır. İlişkiden kastım sadece aşk değil aile ilişkisi, arkadaşlık ilişkisi belki de hiç yokmuş gibi görmezlikten gelinen tek taraflı düşünceler. Sizce de öyle değil mi? Bir insanın kendi içinde dertleşerek büyüttüğü düşünceleri kişiyle arasında olan bir ilişki sayılmaz mı? Belirsizlikler, tarif edilemez düşünceler, paylaşılamayan duygular aslında her birisi bizim kendi içimizde büyütüp beslediğimiz ilişkilerimiz. O ilişkileri şekillendirmek bizim elimizde. Aslında bizim görmediğimiz ya da görmek istemediğimiz daha tonlarca ilişki kaynağımız mevcut. Öfke, stres, mutluluk, heyecan, sevinç, hüzün, endişe, umutsuzluk...
Ortaya çıkarmak istediğim tek şey aslında hissedilen her şey. İnsan ömrü ne kadar kısa olduğunu savunan düşünürlere burada nokta koyarak kendi öznel düşüncemle buna katılmadığımı belirtmek isterim. Aslında ne demek istediğimi anlamış gibi değilsiniz o zaman şöyle düşünün; insan ömrü gerçekten kısa mı yoksa kısa olmasını isteyen insanlar tarafından ortaya atılmış bir düşünce mi? Tamam tamam çok karıştı düzeltiyorum. İnsan doğar, büyür ve ölür yaşam döngüsü bu olarak kodlanmıştır kafamıza ama bunun böyle olmadığına dair bariz gerçekler var. Demek istediğim şu neden buna odaklanmışız ki düşüncelerimiz yapabildiğimiz şeyler ölümle sınırlandırılmış ve yine bunu sınırlandıran biz insanlar olmuşuz. İşte tam olarak ilişki kavramının devreye girdiği yerde burası. İlişkimizi dünya üzerine kurmak yerine kendi içimizde adeta ona bir taht yaratmışız. Sizce de artık onları özgür bırakma vakti gelmedi mi?
Kendimizle doğru düzgün kuramadığımız ilişkilerimizi bir başkasıyla sağlıklı bir biçimde kurabilmek oldukça zor. Bakın ne kadar öznel görülen bir düşünce tarzı olduğunun farkındayım fakat farklı bir pencereden bakıldığı zamanda aslında ne kadar da nesnel olduğunun farkına varırsınız. Benim baktığım pencere insanların doğum anından itibaren başlayan çevre ilişkisidir. Yeni doğan bir bebeğin ağlaması kurmaya başladığı ilk ilişkisidir. Gözlerini açmaya başladığında ise o ilişkinin devamı gelir. Toplumu etkileyen nokta ise burasıdır ilişkinin temeli düzgün atılmazsa o ilişki ilerisinde önümüze taş şeklinde bir engel yaratır. Temeli olmayan ilişkinin üzerine eklenenler ise o taş engelini kayaya dönüştürür ve toplumda uyuşmazlık, zıtlık, düşünce ifadesizliği gibi bir çok şey oluşur. Demem o ki toplumun ilişkisini bir birey olarak değil de bir toplum olarak ilerletmenin yollarını gelin beraber bulalım.
Bazı durumlarda sorgu gerekmez, çünkü mal ortadadır. Mesela bu örnekte sergilenen utanmazlığın, pişkinlliğin, yüzsüzlüğün, arsızlığın, rezilliğin nesini sorgulayabilirsiniz ki? Sorgulayamazsınız, çünkü neresinden tutsanız elinizde kalır, dökülür.
BAZEN HEP DERİZ HAYATI SORGULAMAK TA GEREKİR, ARADA BİR KENDİMİZİ DE SORGULAMAK GEREKİR DİYE DÜŞÜNÜRÜM HEP...
Ayın sonunu zor getiren emekçi memur Kemal efendiden değil, 13 yılda 13 seçim kaybettiği halde istifa sözcüğünü ağzına almayan ve koltuğa yapışan utanmaz memur Kemal efendiden söz ediyiruz.Sorguya gerek mi var? :))
Ben en çok, mesela ailece yemeğe oturduklarinda. memur Kemal efendi, çoluğunun çocuğunun yüzüne bakabiliyor mu, onu merak ediyorum. Ya da çoluk çocuğu memur Kemal efendinin yüzüne... Buyur?
İstifa Etmeyi Dahi Beceremedi!
(Murat Muratoğlu / Sözcü, 11 Temmuz 2023)
Erdoğan'a yüzde yüz hak verdim. “Türkiye böyle bir muhalefet anlayışıyla yoluna devam edemez.” Helal olsun valla… On ikiden vurmuş doğru teşhis koymuş.
Ülkede doğru düzgün bir muhalefet olsaydı
bu vergi zamları böyle fütursuzca yapılabilir miydi?
Koalanın okaliptüs ağacına sarıldığı gibi koltuğa yapışan Kemal Kılıçdaroğlu'nun vergi zamları hakkındaki yorumlarına bakayım dedim ve Twitter'da sayfasını açtım. Acıdım!
İnanılacak gibi değil ama inanmıyorsanız açın bakın Twitter'a… Ekonomi hakkında tek bir twit yok! Sorsan gemiyi limana yanaştırıyor.
Millete “Adam gibi tıpış tıpış sandığa gideceksiniz” diye akıl verdi, kendi adam olup tıpış tıpış istifa etmeyi dahi beceremedi!
İnsan biraz gurur yapar. İstifayı basar. Yani yapsaydı iyiydi… Artık geçti. Bu saatten sonra kimsenin arkasından iyi konuşmayacağı aşikar…
AKP ajanı olduğu iddiaları bile var. O denli nefret toplamayı becerdi.
Hele koltuğunu korumak için “tekrar seçim olacak, hazır olmalıyız” diye göz göre göre yalan söyleyerek rezil hale gelmesi…
Çıkıp bir miting yapsa da ağırlığı neymiş anlasa… Yerel seçimlerde Kılıçdaroğlu başta olduğu sürece başta İstanbul ve Ankara hep Erdoğan'da… Hatta İzmir bile belki potada…
Muhalefet bu olduktan sonra neden çekinecekler ki? Yapıştırsınlar zamları yükseltsinler vergi oranlarını… Adamlar az bile yaptı!
(Kısaltılarak alıntı yapıldı)