Kültür Sanat Edebiyat Şiir

şefaat sizce ne demek, şefaat size neyi çağrıştırıyor?

şefaat terimi Ebubekir Korucu tarafından 19.01.2004 tarihinde eklendi

  • Ersay Bala
    Ersay Bala21.10.2011 - 11:54

    ŞEFAAT: HASTALIKTAN KURTARMAK
    Şefaat:Kelime olarak birinin kurtulması için,yada suçunun bağışlanması için yapılan aracılık.Burada kurtaran,kurtulan ve kurtulmasına aracı olan durumu söz konusudur.Bunu bir örnekle anlatacak olursak bir kişi hasta olsa ne yapar Doktora gider.Doktor onun hastalığını teşhis eder ve onun hastalıktan kurtulması için ona ilaç verir.O hasta o ilacı kullanır ve iyileşir.Burada o kişiyi iyileştiren ilaçın içindeki kimyasal maddedir.Buna aracı olan Doktordur.Doktor dese hastayı ben iyileştirdim.
    ilaç dese hayır ben iyileştirdim.hasta dese hayır ben kendim iyileştim.ne kadar doğru olur.Doktorun bilgisi hastanın hangi hastalığa tutulduğunun tesbitidir.bu tesbit doktorun bir eğitimden gecerek ulaştığı bir değerdir.hangi hastalığa hangi ilaç iyi gelir Doktor bunları öğrenmiştir.Ve hastaya yol gösterir senin hastalığın bu
    ve bu ilaçı kullanmak gerekir.Eger hasta o ilaçı kullanmassa iyileşmez.Burada Doktorun yapacagı hiçbirşey yoktur.O hastayı iyileştirecek olan o ilaçtır o ilacın içindeki güç o hastayı iyileştirecektir.Ama hastanın o ilaçı kullanması gerekir.
    İşte şefaat Allah tandır.Yani hasta kalpler ancak Allahın tecellisiyle mümkün olur
    Resul ve nebiler yada Arif ve kamil insanlar bu şefaatin yolunu hakka arif olmak isteyenlere tebliğ ederler.Yolu yöntemi anlatırlar.Hiçbir resul yada nebi şefaat edemez.bu yola arif olmuş insanlar yani cehalet hastalığından kurtulmuş insanlar
    ancak yol gösterirler,ilaçı tarif ederler tedavi etmek iyileştirmek Allaha mahsustur.
    Onun için Allahtan gayrısı şefaat edemez ayetleri vardır.Ancak kurtulmanın kurtuluşunu idrak eden insanlar bu yolda tefekkür ehli olmuş insanlar,cehalet hastalığına tutulmuş insanlara ŞEFAATın yolu yöntemi gösterilir.Yani hastalıktan kurtulmanın ilacı budur denir.Kişi o ilacı içtiginde insanın vucudu o ilaçın etkisi için hemen gerekli çalışmayı yapar bu çalışma ancak Allahın tecellisiyle olur.Ne Doktor ne hasta o ilaçın vucuddaki etkisine zerre kadar yardımı olamaz.işte Şefaat Allahın dır denilen hakikat bunun gibidir,Doktor da o ilmi ögrenmek için yıllarca eğitim aldı ve hala almaktadır.Arif kişi hakka arif olmuştur.hakka arif olmak isteyen yol gösterir.Ama arif kişi başka bir kişiyi arif yapamaz arif olması için yol gösterir.,
    Ona şefaat edecek olan bizzat Allahın tecellileridir...
    ŞEFAAT ALLAHA MAHSUSTUR.

  • Ali Tanzer
    Ali Tanzer29.11.2009 - 23:29

    kuran da 28 ayet de şefaat terimi geçmektedir.26sında direk olumsuz 2sinde is çatı bakımından olumsuzdurlar.putlarına,meleklere bunlar bizim Allah katın da şefaatçılarımız diyen müşrikler ret eden C.Allah.peygamber efendimizin kızı fatımaya dediği kızım ahirette bana güvenme Allahtan beraatini al sözünüde unutmayalım.

  • Ayhan Düşmez
    Ayhan Düşmez14.11.2009 - 01:23

    Selamunaleyküm.Şeyh Ümmi AHMET derki: şefaat hususu rızık meselesi gibidir.Yüce Rabbimiz bizi rızıklandırırken ister Alinin eli ile ister Velinin eli ile rızıklandırsın,biz suretlere aldanmadan bilirizki bizi rızıklandıran ALLAHu Taaladır ve hamdederiz. İşte ahirettede yüce Rabbimiz ister peygamberleri ile ister salih kulları ile şefaat etsin,biz suretlere aldanmadan bilirizki bize şefaat eden yüce Rabbimizdir hamdederiz vesselam. Ayhan DÜŞMEZ.

  • Ece Ersoy
    Ece Ersoy02.11.2009 - 23:00

    yardım etmek- yardımcı olmak
    (seffat etti şefaat atmek)

  • Esra Gök
    Esra Gök25.08.2009 - 23:40

    Şefaat kelime manası olarak, birisinin işi için aracı olmak, hatır ve yetkisini kullanarak darda kalan kimseyi sıkıntıdan kurtarmaktır. Dinimizde şefaatin varlığı net bir şekilde Kur’an-ı Kerim’de ve Peygamber (sav) Efendimizin hadis-i şeriflerinde beyan edilmiştir. Allah-ü Teâlâ Hz.lerinin izni ve müsaadesi ile Rasulullah’ın (sav) , evliya, âlim, şehit ve kısacası hayırlı kimseleri iman ehli olanlara azaptan kurtulmaları için vesile olup Allah-ü Teâlâ’ya onun af olunması için dua edecek Allah-ü Teâlâ’da dilediğini bağışlayacaktır.

    Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bizlere şefaatin mümin kullar için hak olduğunu şöyle beyan etmektedir:

    “Muttakileri o çok esirgeyici (Allah’ın) huzuruna süvari elçiler gibi toplayacağımız günahkârları ise susuz olarak cehenneme süreceğimiz gün, çok esirgeyici (Allah’ın) nezdinde ahit edilmiş olanlardan başkaları şefaat hakkına malik olmayacaklardır”(Meryem / 85.86.87) .

    Yine bir başka ayet-i kerimede Yüce Allah(cc):

    “O gün (kıyamet) çok esirgeyici (Allah’ın) kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimselerden başkasının şefaati fayda vermez”(Ta-ha/ 109) .

    “Allah’ı bırakıp da, taptığı putlar şefaat edemez. Ancak hak dine inanıp ona şahitlik eden kimseler şefaat eder” (Zuhruf /86) .

    “Onlar, Onun (Allahın) rızasına kavuşmuş olandan başkasına şefaat etmezler” (Enbiya/ 28) .

    “Sadece Allahın dilediği ve razı olduğu kimselere şefaat etmesi için izin verilen, göklerde nice melekler vardır.” (Necm / 26)

    Ayet-i kerimelerde görüldüğü gibi, şefaat yetkisine sahip olanlar, (Peygamberler, âlimler, şehitler gibi) ancak Allah-ü Teâlâ’nın izni ile şefaat edeceklerdir. Allah’ın izni olmadan kimsenin şefaat edemeyeceği, açıkça bildirilmektedir. Ancak Allah’ın izin verdiklerinin bundan müstesna oldukları da bildirilmiştir.

    Peygamber(sav) Efendimize de Şefiâl Müznibin denmiştir.

  • Mustafa Yekta Uzun
    Mustafa Yekta Uzun06.02.2009 - 12:03

    ŞEFFAT HAKKINDA HERŞEY BU SATIRLARDA ŞEFAATİN HAKİKATİ

    Allah peygamberine ve de peygamber yakınlarına dahi Bağışlamak hususunda ayrıcalık Tanımamıştır. Nitekim Hz. Muhammed S.a.v. e ' Ey Muhammed 'evvela yakınlarını uyar' emri celili ulaşır ulaşmaz peygamber efendimiz tüm akrabalarını bir araya toplamış ve sırasıyla her birine ey eşim. ey evladım, Ey amcam ben sizi (bana uymazsanız) kurtaramam.' Demiştir. Allah bu açık delillerine rağmen inanamayanlara kurandaki şu ayetlerini hatırlatmaktadır:

    Allah, inkar edenlere, Nuh'un eşini ve Lut'un eşini örnek verdi. İkisi de, kullarımızdan salih olan iki kulumuzun nikahları altındaydı; ancak onlara ihanet ettiler. Bundan dolayı, (kocaları) kendilerine Allah'tan gelen hiçbir şeyle yarar sağlamadılar. İkisine de: 'Ateşe diğer girenlerle birlikte girin' denildi. Allah, iman edenlere de Firavun'un karısını örnek verdi. Hani demişti ki: 'Rabbim bana Kendi katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar.' (Tahrim Suresi, 10-11)

    Allah bu ayetler ile insanoğluna şu mesajı vermek istemiştir. ' Nuh ve Lut Tüm peygamberlerim gibi merhamet sahibiydi. Onlara Eşlerini helak edeceğim haberini verdiğimde her iki peygamberde bana eşlerinni de kurtarmam için yalvarıp yakardılar. Lakin ben adaletimden asla ödün vermem Benim emirlerime uymayanlar peygamber hanımları olduğu halde ben onları kurtarmadım Peygamberler dahi bana uymayanlara Yardım edemezken İnsanları derlerinden kurtarmak için 'Allah'ın tüm emirlerine uyun kurtuluş ancak bu yolla mümkündür.' Demek yerine dinde olmayan şeyleri dindenmiş gibi sunarak şefaatçiliğe kalkışan Dış yüzleri Müslüman Özleri gavurdan daha da gavur olan kimselerde onlara uyanlarda elbetteki günü geldiğinde azbımızı tadacaklar. Biliniz ki tek kurtuluş benim hukuk bütünlüğüme riayet etmekte geçer ve Ben ' Allah'ın şu emrini yerine getiririm Ama şu emrini asla diyenlere de gerçek kurtuluşu nasib etmem' Demek istemiştir. ]] Mustafa Uzun S. Sırname

    Gerçek Allah dostları Şöyle derler:

    ' Eğer (sinsice veya açıktan açığa) düşmanın olan şeytanın başını ezmek dilersen gözünü aç da gör ki Şeytanın katili edeptir. Gözünü aç ta! baştan başa Allah kelamı olan Kuran-ı kerime bak. Kuranın bütün ayetleri edep talim eder. Edep öğretir '

    Mevlana C. Rumi / Mesnevi

    Edebe riayet etmek sureti ile şeytanı katledeceğine edepsizliklerin Allah'ın sevgisinden ve de rahmetinden kendini mahrum etme,

    ' Edep bir tac imiş nur-u hüdâdan giy o tacı emin ol her türlü beladan '

    Tasavvuf Anonimi

    KISSADAN HİSSE

    [[ Falanca diyarda zalimlerin esareti altında yaşayan bir tutsak varmış. Esaret altında zulme maruz kalmak artık canına tak etmiş olan bu tutsak bir yolunu bulup kendi ülkesinin hükümdarına içeriğinde ' Efendimiz ben falanca diyardaki falanca zalimlerin esareti altında zulme maruz kalmaktayım yalvarıyorum benim kurtarın ' yazılı haberini uçurmuş. Bu haberi evvela padişahın baş veziri okumuş ve her şeyi önceden bilen padişahına sunmuş. Padişah ise ' Onu ne diye kurtaracakmışım ki o benim ülkemin insanlarını hal ev hareketleri ile bana itaatsizliğe sürükleyen bir kimseydi.' demiş. Vezir ise gözyaşları içersinde Fakat efendim ben zamanında onun bir takım iyi hallerini de gördüm. Eğer onu kurtarma büyüklüğünü gösterirseniz söz veriyorum onu ıslah eyleyeceğim.' diye yalvarıp yakarmış. Ulu padişah ise Vezirine bir hakikati göstermek amacı ile ' Tamam madem ki onu ıslah edebileceğine inanıyorsun git o zalimlere benim fermanım ile esiri bırakmalarını söyle.' demiş. Vezir esirin bulunduğu yere gitmiş. Padişah'ın korkusu ile serbest bırakılan esiri vezir şu cümleleri ile karşılamış. ' Sana geçmiş olsun demek isterdim ama henüz hiçbir şey geçmiş değil. Ben yüce sultanımıza seni ıslah edeceğime dair bir söz verdim yani anlayacağın sen bir nevi şartlı olarak tahliye edilmiş bir kimsesin demiş. Esir vezirin bu sözleri karşılığında alaycı ve de küstahça bir tavırla ' Sen deli misin divane mi be adam. Görmez misin ki ben artık hür bir kimseyim. Bir esaretten kurtuldum. Defol haydi defol başımdan git' demiş Tam o esnada onu esir tutan zalimlerden daha zalim olan bir topluluk kurutulduğunu zanneden gafili de veziri de esir almış. Fakat çok geçmemiş ki zalimler vezirin Çok korktukları Padişahın sağ kolu olmasından ötürü serbest bırakmış. Gafili ise eskisinden daha beter bir yaşam tarzı kucaklamış.

    Padişahımız olan Allah peygamberine ve de peygamber yakınlarına dahi Bağışlamak hususunda ayrıcalık Tanımamıştır. Nitekim Hz. Muhammed S.a.v. e ' Ey Muhammed 'evvela yakınlarını uyar' emri celili ulaşır ulaşmaz peygamber efendimiz tüm akrabalarını bir araya toplamış ve sırasıyla her birine ey eşim. ey evladım, Ey amcam ben sizi (bana uymazsanız) kurtaramam.' Demiştir. Allah bu açık delillerine rağmen inanamayanlara kurandaki şu ayetlerini hatırlatmaktadır:

    Allah, inkar edenlere, Nuh'un eşini ve Lut'un eşini örnek verdi. İkisi de, kullarımızdan salih olan iki kulumuzun nikahları altındaydı; ancak onlara ihanet ettiler. Bundan dolayı, (kocaları) kendilerine Allah'tan gelen hiçbir şeyle yarar sağlamadılar. İkisine de: 'Ateşe diğer girenlerle birlikte girin' denildi. Allah, iman edenlere de Firavun'un karısını örnek verdi. Hani demişti ki: 'Rabbim bana Kendi katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar.' (Tahrim Suresi, 10-11)
    MUSTAFA UZUN / S. SIRNAME ESERİ www.ahistanbul.net

  • Yusuf Aykemat
    Yusuf Aykemat24.09.2008 - 01:17

    değerli sevgili muhterem kardeşlerim! ! şefaat allahu teala ve tekaddes hazlerinin kıyamet günü peyganberler imamı gönüller sultanı efendimize insanları kurtarması için izin vermesidir.bu izin ondan da büyük hak dostlarına geçmesiyle bir kurtuluş sebebidir.

  • Mustafa Yekta Uzun
    Mustafa Yekta Uzun25.02.2007 - 04:02

    ŞEFFAT HAKKINDA HERŞEY BU SATIRLARDA ŞEFAATİN HAKİKATİ

    Allah peygamberine ve de peygamber yakınlarına dahi Bağışlamak hususunda ayrıcalık Tanımamıştır. Nitekim Hz. Muhammed S.a.v. e ' Ey Muhammed 'evvela yakınlarını uyar' emri celili ulaşır ulaşmaz peygamber efendimiz tüm akrabalarını bir araya toplamış ve sırasıyla her birine ey eşim. ey evladım, Ey amcam ben sizi (bana uymazsanız) kurtaramam.' Demiştir. Allah bu açık delillerine rağmen inanamayanlara kurandaki şu ayetlerini hatırlatmaktadır:

    Allah, inkar edenlere, Nuh'un eşini ve Lut'un eşini örnek verdi. İkisi de, kullarımızdan salih olan iki kulumuzun nikahları altındaydı; ancak onlara ihanet ettiler. Bundan dolayı, (kocaları) kendilerine Allah'tan gelen hiçbir şeyle yarar sağlamadılar. İkisine de: 'Ateşe diğer girenlerle birlikte girin' denildi. Allah, iman edenlere de Firavun'un karısını örnek verdi. Hani demişti ki: 'Rabbim bana Kendi katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar.' (Tahrim Suresi, 10-11)

    Allah bu ayetler ile insanoğluna şu mesajı vermek istemiştir. ' Nuh ve Lut Tüm peygamberlerim gibi merhamet sahibiydi. Onlara Eşlerini helak edeceğim haberini verdiğimde her iki peygamberde bana eşlerinni de kurtarmam için yalvarıp yakardılar. Lakin ben adaletimden asla ödün vermem Benim emirlerime uymayanlar peygamber hanımları olduğu halde ben onları kurtarmadım Peygamberler dahi bana uymayanlara Yardım edemezken İnsanları derlerinden kurtarmak için 'Allah'ın tüm emirlerine uyun kurtuluş ancak bu yolla mümkündür.' Demek yerine dinde olmayan şeyleri dindenmiş gibi sunarak şefaatçiliğe kalkışan Dış yüzleri Müslüman Özleri gavurdan daha da gavur olan kimselerde onlara uyanlarda elbetteki günü geldiğinde azbımızı tadacaklar. Biliniz ki tek kurtuluş benim hukuk bütünlüğüme riayet etmekte geçer ve Ben ' Allah'ın şu emrini yerine getiririm Ama şu emrini asla diyenlere de gerçek kurtuluşu nasib etmem' Demek istemiştir. ]] Mustafa Uzun S. Sırname

    Gerçek Allah dostları Şöyle derler:

    ' Eğer (sinsice veya açıktan açığa) düşmanın olan şeytanın başını ezmek dilersen gözünü aç da gör ki Şeytanın katili edeptir. Gözünü aç ta! baştan başa Allah kelamı olan Kuran-ı kerime bak. Kuranın bütün ayetleri edep talim eder. Edep öğretir '

    Mevlana C. Rumi / Mesnevi

    Edebe riayet etmek sureti ile şeytanı katledeceğine edepsizliklerin Allah'ın sevgisinden ve de rahmetinden kendini mahrum etme,

    ' Edep bir tac imiş nur-u hüdâdan giy o tacı emin ol her türlü beladan '

    Tasavvuf Anonimi

    KISSADAN HİSSE

    [[ Falanca diyarda zalimlerin esareti altında yaşayan bir tutsak varmış. Esaret altında zulme maruz kalmak artık canına tak etmiş olan bu tutsak bir yolunu bulup kendi ülkesinin hükümdarına içeriğinde ' Efendimiz ben falanca diyardaki falanca zalimlerin esareti altında zulme maruz kalmaktayım yalvarıyorum benim kurtarın ' yazılı haberini uçurmuş. Bu haberi evvela padişahın baş veziri okumuş ve her şeyi önceden bilen padişahına sunmuş. Padişah ise ' Onu ne diye kurtaracakmışım ki o benim ülkemin insanlarını hal ev hareketleri ile bana itaatsizliğe sürükleyen bir kimseydi.' demiş. Vezir ise gözyaşları içersinde Fakat efendim ben zamanında onun bir takım iyi hallerini de gördüm. Eğer onu kurtarma büyüklüğünü gösterirseniz söz veriyorum onu ıslah eyleyeceğim.' diye yalvarıp yakarmış. Ulu padişah ise Vezirine bir hakikati göstermek amacı ile ' Tamam madem ki onu ıslah edebileceğine inanıyorsun git o zalimlere benim fermanım ile esiri bırakmalarını söyle.' demiş. Vezir esirin bulunduğu yere gitmiş. Padişah'ın korkusu ile serbest bırakılan esiri vezir şu cümleleri ile karşılamış. ' Sana geçmiş olsun demek isterdim ama henüz hiçbir şey geçmiş değil. Ben yüce sultanımıza seni ıslah edeceğime dair bir söz verdim yani anlayacağın sen bir nevi şartlı olarak tahliye edilmiş bir kimsesin demiş. Esir vezirin bu sözleri karşılığında alaycı ve de küstahça bir tavırla ' Sen deli misin divane mi be adam. Görmez misin ki ben artık hür bir kimseyim. Bir esaretten kurtuldum. Defol haydi defol başımdan git' demiş Tam o esnada onu esir tutan zalimlerden daha zalim olan bir topluluk kurutulduğunu zanneden gafili de veziri de esir almış. Fakat çok geçmemiş ki zalimler vezirin Çok korktukları Padişahın sağ kolu olmasından ötürü serbest bırakmış. Gafili ise eskisinden daha beter bir yaşam tarzı kucaklamış.

    Padişahımız olan Allah peygamberine ve de peygamber yakınlarına dahi Bağışlamak hususunda ayrıcalık Tanımamıştır. Nitekim Hz. Muhammed S.a.v. e ' Ey Muhammed 'evvela yakınlarını uyar' emri celili ulaşır ulaşmaz peygamber efendimiz tüm akrabalarını bir araya toplamış ve sırasıyla her birine ey eşim. ey evladım, Ey amcam ben sizi (bana uymazsanız) kurtaramam.' Demiştir. Allah bu açık delillerine rağmen inanamayanlara kurandaki şu ayetlerini hatırlatmaktadır:

    Allah, inkar edenlere, Nuh'un eşini ve Lut'un eşini örnek verdi. İkisi de, kullarımızdan salih olan iki kulumuzun nikahları altındaydı; ancak onlara ihanet ettiler. Bundan dolayı, (kocaları) kendilerine Allah'tan gelen hiçbir şeyle yarar sağlamadılar. İkisine de: 'Ateşe diğer girenlerle birlikte girin' denildi. Allah, iman edenlere de Firavun'un karısını örnek verdi. Hani demişti ki: 'Rabbim bana Kendi katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar.' (Tahrim Suresi, 10-11)

    www.buramburam.com dertten devaya butonu

  • Muvahhid Duranoglu
    Muvahhid Duranoglu31.10.2006 - 16:56

    ve fatima hz.muhammed`in sefaatiyle fatima oldu.
    islamda sefaat; 'degersiz olani koruma' araci degil, 'erdemlerin en erdemlisine' ulasma aracidir. sefaat edenin sefaatini alacak olan, bireydir ve bu yolla kaderini degistirecektir. baska bir deyisle, karakterlerini ve davranislarini degistirip kaderlerini degistirmeye hak kazanacaklardir.

    evet bir birey bunu sefaat edenden alir. ama sefaat eden, bunu bir bireye veremez. bu dünyada hayatin, mücadelenin, calismanin ve hizmetin tekniklerini kullanarak öteki dünyaya nasil gecilecegini ögrenmeden hicbir kimse kiyamet gününde imtihani gecemez

  • Atakan Kartaltepe
    Atakan Kartaltepe14.08.2006 - 21:59

    Kim bu Börü bilmem ama 2.defadır ki doğru şey demiş...Vefat var ama Şefaat yok...