Kültür Sanat Edebiyat Şiir

obsesyon sizce ne demek, obsesyon size neyi çağrıştırıyor?

obsesyon terimi Shadow Girl tarafından 03.11.2003 tarihinde eklendi

  • Yakup İcik
    Yakup İcik 05.10.2009 - 20:10

    Pandomim dialektlerin akisleri ' obsesyon ' bir hal aldı. Silüet manyetik alanların açıları daralıyor ruhumda. Klişe nakaratlar reankarnasyon dönemine giriyor...

  • Osman Özütler
    Osman Özütler 31.08.2009 - 16:39

    Takıntı..

  • Tuna Ocakoğlu
    Tuna Ocakoğlu 26.04.2009 - 03:09

    zihne kontrolsüz giren ve rahatsızlık hissi veren düşünce

  • Oya Okur
    Oya Okur 22.02.2009 - 21:46

    şarkı olanı güzeldir
    saplantı olanı kötüdür

  • Çağdaş Erdoğan
    Çağdaş Erdoğan 30.01.2009 - 11:10

    ben obsesyondan çok çekmiş biriyim tabiri caizse 4yıl anamı ağlattı.çeken bilr acısını sadece okuyanlara şunu söylemek istiyorum muhakkak geçen bir rahatsızlık ama geçesiye kadarda insanı epey hırpayalayan ve sinir sistemini alt üst eden bir rahatsızlık

  • Dulcinea
    Dulcinea 24.06.2008 - 19:02

    Çocuklukta tuvalet eğitimine çok dikkat etmek gerekir :) Bilenler bilir..

  • Esra Kaya
    Esra Kaya 19.05.2008 - 01:00

    takıntı kelımesı obsesyonu anlatmak ıcın yeterısz kalır..saplantı denebılır belkı..
    oyle gucludur kı ancak yasayanlar bılır..bazı ınsanları ıntıhara bıle sevkedebılır..sacma oldugunu bıle bıle kendını dusunmekten alıkoyamadıgın saplantılı dusuncelerdır..

  • Zeytin Zeytin
    Zeytin Zeytin 04.05.2007 - 20:18

    bir şarkı vardı obsesyon diye :)
    basit şeyleri takıntı yapmaktır sanırım....

  • Cgl Cgl
    Cgl Cgl 03.05.2007 - 23:16

    Love is an obsession...
    (Aşk sadece takıntıdır/saplantıdır)

  • Onur Uçar
    Onur Uçar 09.02.2007 - 01:29

    bir çeşit hastalık beyin damarlarındaki iletisizlikten kaynaklanır

  • Onur Uçar
    Onur Uçar 09.02.2007 - 01:28

    saplantı anlamında

  • Ece Özdemir
    Ece Özdemir 07.12.2006 - 20:46

    En kötüsü de bir insana karşı olan takıntı...

  • Garbi Yeli
    Garbi Yeli 06.12.2006 - 08:05

    takıntı... saplantı...

  • Bay Grey
    Bay Grey 06.12.2006 - 01:13

    Kısaca Manyak...Hele temizlik takıntısı olanlar bi kaşık suda boğmalık...

  • Begüm Su
    Begüm Su 22.10.2006 - 11:49

    obsesyon takıntı demek bunun eylem hali de kompilsif di sanırım yada tam tersi hatırlayamadım..! ! !
    :) :) :)

  • Korkut Orhan
    Korkut Orhan 16.10.2006 - 05:56

    abartılmış takıntı...saplantı..

  • Hasan Kara
    Hasan Kara 17.08.2006 - 23:35

    Obsesyon ve arkasından gelen kompulsif bozukluk tedavi edilir.Endişelenmeye gerek yok bence.

  • Ayşenur Aslan
    Ayşenur Aslan 10.08.2006 - 12:55

    bence korkmaya gerek yok çünkü tedavisi mümkün bir hastalık,birde bu bir akıl hastalığı değil bir ruh hastalığı bu durum tedavi edilebilirliği artırıyor en azından insan kendisi için akıl hastasıyım demiyor,kabiliyetlerde,zekada toplumsal yaşayışda sorun oluşturmuyor.aynı zamanda aşırı şüphecilikten dolayı suç işlemeye mani oluyor,suçlu psikolojisi biliminin araştırmalarına göre şimdiye kadar hiç bir obsesif cinayet işlememiş.yani obsesifler tehlikesiz olurlar hatta toplumda kimse onların ruh hastası olduğunu bile anlamaz.

  • Engin Parlarkilic
    Engin Parlarkilic 11.06.2006 - 18:54

    kötü
    ve acımasız illet

  • Aydan Kıvanç
    Aydan Kıvanç 03.06.2006 - 19:03

    obsesyon bana öncelikle hiç iyi şeyler anımsatmıyor...takıntılar ve saplantılar...insanın yanlış yaptığını bile bile istemi dışında yine de kafasına takıp hayatını zindan etmesi.........

  • Lavanta Kokusu
    Lavanta Kokusu 22.05.2006 - 20:29

    kişinin düşünce alanına sık sık giren ve mantık dışı görünen fikir ya da fikirler...

  • Tuğba Haklı
    Tuğba Haklı 25.04.2006 - 12:15

    bence saplantıyla alakalı birşey.size büyük bir saplantımın olduğunu bir türlü bından kurtulamadığımı söylesem ne gibi bir kurtulma yolu sunarsınız

  • Selin Sonsuz
    Selin Sonsuz 04.03.2006 - 11:11

    Efsanelere, edebi bir çok esere konu olmuş olan saplantı hastalığı en çarpıcı ve meşhur örneğini Shakespeare’in Macbeth adlı eserinde bulmuştur.

    Lady Macbeth’in etkisiyle kocası Macbeth, Kral Duncan’ı öldürür ve L. Macbeth’de bir el yıkama hastalığı başlar.

    “Arabistan’ın bütün parfümleri getirilse bu elin kirleri temizlenemez” der ve ellerini yıkamaya devam eder.

  • Ayca Şen
    Ayca Şen 29.11.2005 - 21:12

    herkes kapısının önündeki paspasa sahip çıksın.gerekiyorsa zımbalayın kardeşim şunları! ! ! ! ! ! ! !

  • Gülçin Yilmaz
    Gülçin Yilmaz 07.09.2005 - 11:24

    ağır derecede deil...

  • Selin Sonsuz
    Selin Sonsuz 19.11.2003 - 12:11

    ^^Obsesif^^ Terimi halk arasında....

    Aşırı mükemmelliyetçi,yaptığı işi kusursuz ve eksiksiz yapmayı seven kişiler için de kullanılmaktadır...

  • Selin Sonsuz
    Selin Sonsuz 19.11.2003 - 12:07

    FREUD'A GÖRE

    ANAL DÖNEM

    Büzücü kasların (sfinkterlerin) , özellikle anal büzücü kasların, nöromüsküler kontrolü kazanması ile belirli olan psikoseksüel gelişim dönemidir. Böylelikle, dışkının tutulmasında veya dışarı atılmasında istemli kontrol sağlanır.

    Kabaca 1 yaşından 3 yaşına kadar olan bu dönem libidinal ve sadistik dürtülerin bir karışımından oluşan saldırgan güdülerin yoğunlaşmış olması ile tanınır. İstemli sfinkter kontrolün kazanılması pasif durumdan aktif duruma hızla değişime işaret eder.

    Anal kontroldeki çatışmalar ve tuvalet eğitimindeki dışkıyı tutma ve boşaltma konusunda ebeveyn ile mücadele birliğinde ayrılma, bireyselleşme ve bağımsız olma çabalarını da getirir.

    Anal erotizm, dışkının tutulması ve bunun ebeveyne bir armağan olarak saklanması bağlamında anal işlevden duyuran hazdır. Anal sadizm, dışkılamanın güçlü ve yıkıcı bir silah olarak kullanılması ile ortaya konan saldırgan isteklerin ifadesidir. Bu istekler çocukların fantazilerinde bombalama ve patlamalar şeklinde görülür.

    Amaçları:
    Anal dönem, bağımlıktan ayrılma ve bağımsızlığı kazanma ile ebeveyn kontrolüne karşı yapılan bir mücadele dönemidir. Aşırı kontrolün (dışkı tutumu) veya kontrolsüzlüğün (dışkı atımı) olmadığı bir durumda büzücü (sfinkter) kas kontrolünün sağlanmasının amaçları ileri derece utanma veya kontrolü kaybedeceği hakkında kendilik kuşkusu olmadan çocuğun özerkliğini kazanmasıdır.

    Patolojik özellikler:
    Uyumsuz karakter özellikleri, anal erotizm ve buna karşı olan savunma düzeneklerinden kaynağını alan belirgin zıtlıklar içerir. Düzenli olma, inatçılık, bildiğini okuma, tutumluluk ve cimrilik anal işlevlere bir saplantıdan ileri gelen anal karakter özellikleridir. Anal özelliklere karşı savunmalar etkisizse artmış zıtlıklar (ambivalans) , savrukluk ve pislik, dağınıklık, karşı gelme, öfke ve sadomazohistik eğilimler belirginleşir.

    Anal karakteristikler ve savunmalar en tipik olarak ^^Obsesif-Kompulsif bozuklukta^^ görülür.

    Bu nedenle de anal dönemde olan çocuklarda tuvalet eğitimi esnasında ebeveynler uyarılmalı...bu dönemdeki baskıcı tutumların.. aşırı titiz ve obsesif erişkinler yetiştireceği konusunda uyarmak gerekmektedir...her gördüğüm anne babaya söylüyorum ama umarım birileri başarıya ulaşır...

    Tuvalet eğitimi çok zor gerçekten....

  • Selin Sonsuz
    Selin Sonsuz 19.11.2003 - 11:50

    Obsesif - Kompulsif Bozukluğu

    SAPLANTI HASTALIĞI

    TARİHÇE

    Obsesyon kelimesi halk arasındaki ifadesiyle ^^saplantı veya takıntı^^, latince rahatsız etme anlamında kullanılan “ obsideratum” ya da “obsidere” kelimesinden alınmıştır.

    Toplum içinde saplantı hastalığı yüz kişiden iki veya üçünde görülebilir. Başlangıç yaşı ortalama 20 yaş civarındadır. Hastaların yaklaşık üçte ikisi 25 yaşın altında hastalığa yakalanırken, yüzde on beş kadarı da 35 yaş sonrasında hastalığa yakalanmaktadır. Erkeklerde görülme yaşı kadınlara göre daha küçüktür. Erkeklerde 6- 15 yaş arası sıklıkla görülürken, kadınlarda 20- 29 yaş arasında daha sık görülmektedir.

    Sosyo-kültürel faktörlerden de etkilenebilen saplantı hastalığı bekarlarda evlilerden daha fazla görülmüştür. Birinci derece akrabası hasta olanlarda görülme riski daha fazla bulunmuştur.

    Obsesyon (saplantı-takıntı) :
    İnsanın aklına istenmeden, elinde olmadan gelen rahatsız edici düşüncelerdir. Bu düşünceler geldiği zaman kişide büyük bir sıkıntı oluşur ve kişi bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için bazı uygunsuz, kendini yapmaktan alıkoyamadığı ve saçma bulduğu yineleyici hareketler yapmaya başlar.

    Bu hareketlere de ^^kompülsiyon^^, (zorlantı) adı verilir. Mesela kirlilik düşünceleri olan kişilerin sık sık ellerini yıkaması kompülsiyona bir örnektir. Bu düşünceler ve eylemlerin zamanla şiddeti artar ve kişinin günlük hayatının büyük bir kısmını işgal etmeye başlar. Sonuçta kişinin işlevselliği önemli ölçüde etkilenir ve bu durum tedavisi şart olan bir hastalık haline gelir.

    Değişik şekillerde görülebilen obsesyon (saplantı- takıntı) ve kompülsiyonların önemlileri şunlardır;

    *Bulaşma obsesyonları:

    En sık görülen saplantı çeşididir. Kişide eline olmadan kirlenmeyle ve hastalık bulaşmasıyla ilgili bir tehdit algısı oluşur. Yani kişi kendisinin toplumun diğer bireylerinden daha çok mikrop, pislik ve kirle karşılaşma tehlikesinde olduğuna inanmaya başlar. Bu düşüncenin etkisiyle de gereksiz tedbirler almaya başlar. Bulaşma korkusuyla el sıkışmaktan, umumi tuvaletleri kullanmaktan, para ve kapı tokmaklarını tutmaktan kaçınır. Bu işlerden birini yaptığı zaman da kendilerine mikrop, toz, feçes(gayta) ya da idrar bulaştığını düşünüp ellerini yıkarlar. Günde 3-4 saat elini yıkayan, her yıkamada en az yarım saat ayıran, dışarı çıkıp eve geldikten sonra hemen elbiselerini çıkarıp yıkamaya atan kendisi de banyoya koşan, her banyoda ve tuvalete girmede 2-3 saat harcayan bir kişide temizlik saplantısının olduğu düşünülür.
    Çok fazla el yıkamaktan zamanla bu kişilerde yıkanan bölgelerde, özellikle ellerde soyulmalar, cilt tahrişleri görülür.Saplantı hastalarının yüzde 25-50’sinde bulaşma saplantıları görülür.

    *Kuşku obsesyonları;
    Bu çeşit saplantılar da en sık görülen ikinci çeşit saplantılardır. Kişide sürekli bir şeyleri yapıp yapmadığı ile ilgili kuşkular oluşur. Bu kuşkular büyük sıkıntı yaratır ve kişide aşırı bir kontrol etme davranışı oluşur. Acaba ocağı kapattım mı? , kapıyı kilitledim mi? , ışığı söndürdüm mü? gibi kuşkuların sonucunda emin olmak için defalarca tüpü, kapıyı, ışığı kontrol eder.

    *En sık görülen üçüncü çeşit:
    Kompülsiyon olmaksızın zihne yerleşen obsesyonel düşüncelerdir. Durmadan cinsel ve saldırgan bir hareketle ilgili düşünceler zihni meşgul eder. Kişiler bu durumdan dolayı kendilerini sürekli kınarlar.

    *Bir diğer durum:
    Kişide kompülsiyon olmaksızın beliren saplantılı düşüncelerdir. Bunlar da özellikle saldırgan hareketler ve cinsel dürtülerle ilgili düşüncelerdir. Kişinin zihnini sürekli meşgul ederler. Kişi artık başka bir şey düşünemez hale gelir. Unutmak istedikçe şiddeti daha da artar.

    *“Simetrik” veya “ eksiksiz olma” saplantıları:
    Sık görülen saplantı çeşitlerindendir. Kişi yaptığı işin eksiksiz olmasına, evdeki veya masasındaki eşyaların düzgün ve simetrik olmasına hastalık derecesinde dikkat eder. Öyle ki saatlerce bu simetriyi sağlamak için uğraşabilir. Eğer bu simetriyi ve düzenliliği yerine getiremezlerse aşırı sıkıntı duyarlar ve sıkıntılarını gidermek için saatlerce uğraşırlar. Bu yüzden işlevsellikleri önemli ölçüde etkilenir. Bir davet, randevu, iş gibi etkinliklerine yetişememe, işleri yetiştirememe gibi sorunlarla çok sık karşılaşırlar.

    *Metafizik Obsesyonlar:
    Tanrı var mıdır? , varsa Tanrıyı kim yaratmıştır? gibi uçsuz bucaksız sorularla giden “ metafizik obsesyonlar” ya da dini obsesyonlar dediğimiz saplantı çeşitleri de vardır. Kişinin aklına istenmeden ve elinde olmadan Allah’ın olmadığı gibi düşünceler gelir. Hatta bazı zamanlar Allah’a küfür şeklinde düşünceler oluşabilir.
    Kişi bunun neticesinde, hele hele inançlı bir kişi ise aşırı sıkıntı ve suçluluk, günahkarlık duygusuna kapılır. Bu sıkıntıyı ve suçluluk duygusunu bertaraf etmek için de sesli veya içinden „tövbe tövbe“, „estağfirullah“ gibi sözler sarfeder. Bu düşünceler öyle artar ki kişi günlük işlerini yapmaz ve hatta ibadet edemez hale gelir.

    *Hastalık Obsesyonları:
    Kanser, AİDS gibi hastalıklara yakalandığı şeklinde düşüncelerin geldiği “hastalık obsesyonları” bir diğer saplantı çeşitidir. Kişi bu yüzden tetkikler yaptırır ancak bir sonuç çıkmadığı halde elinde olmadan hasta olduğu düşüncesini zihninden atamaz. Hastalık düşüncesinin yarattığı sıkıntıyı gidermek için sürekli hastaneye gidip tetkik yaptırır, tetkiklerden bir sonuç çıkmaz, o an için rahatlar ancak düşünce zihninden gitmez. Bu kısır döngü şeklinde hep bu şekilde devam eder.

    *Sayma Obsesyonları:
    Otomobil plakalarını ve evlerin numaralarını okuma, apartmanların kaç kat olduğunu sayma gibi “sayma obsesyonları” da görülen diğer obsesyon çeşitleridir.Örn.Bülent Ersoy

    TEDAVİ

    Yapılan çalışmalarda insan beyninde mutluluk kimyasallarından biri olan ^^serotonin^^ maddesinin seviyesinin ve etkinliğinin azalması sonrasında obsesif kompülsif bozukluğun gelişebildiği tespit edilmiştir. Bu konudaki çalışmalar devam etmektedir, ancak şu an bu verilerden hareketle serotonin maddesinin etkinliğini artıran ilaçlar tedavide kullanılmaktadır.

    İlaç tedavisi tek başına yeterli olmazsa ilaveten elektroşok ve Transkraniyal Manyetik Uyarım (TMU) tedavisi de devreye sokulmalıdır. Son yıllarda transkraniyal manyetik uyarım denen bir tedavi yöntemi saplantı hastalığının tedavisinde kullanılmaktadır.

    Son yıllarda yapılan uygulamalara göre ilaç-elektroşok-manyetik uyarım tedavisine bilişsel ve davranışçı terapi yöntemleri ilave edildiğinde tedavi şansı % 70-80’e çıkmaktadır.

    Davranışçı tedavilerde de üzerine gitme, dikkati başka yöne çekme, stresle mücadeleyi öğrenme ve “bio-feedback” gibi yöntemler uygulanmaktadır.

    ^^Hastanın bir liste yapmasını sağlıyorduk...Bu en sık yaptığı şeylerden en az yaptığı ve kendini yapmaktan alamadığı şeye doğru giden bir listeydi...Her görüşme esnasında...yapılan işlemlerin sıklığındaki azalmayı değerlendiriyor ve vaz geçilmiş olan obsesyon maddesinin üzerini çiziyor listeden çıkarıyorduk^^