Kültür Sanat Edebiyat Şiir

zekat sizce ne demek, zekat size neyi çağrıştırıyor?

zekat terimi Cem Nizamoglu tarafından 10.01.2003 tarihinde eklendi

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan20.01.2009 - 20:10

    Sadece zekat müessesi tam olarak çalışsaydı,
    bu gün ülkemizde tek işsiz tek aç kalırmıydı, elinizi vicdanınıza koyup söyleyin.Herkes zekatını tam olarak verseydi, neler yapılmazdı ki.

    İşte Osmanlı'da ki zekat sisteminin iyi işlediğini gösteren yaşanmış olay.

    Ağaca Asılan Zekat Parası

    Fatih Sultan Mehmet Han devrinde bir Müslümanın günlerce dolaşıp yıllık zekatını verebileceği fakir birini arayıp bulamadığını bunun üzerine zekatının tutarı olan parayı bir keseye koyarak Cağaloğlu'ndaki bir ağaca asıp, üzerine de:
    'Müslüman kardeşim, bütün aramalarıma rağmen memleketimizde zekatımı verecek kimse bulamadım. Eğer muhtaç isen hiç tereddüt etmeden bunu al' diye yazdığını..
    Ve bu kesenin üç ay kadar o ağaçta asılı kaldığını
    biliyormusunuz......

  • Serap Dal
    Serap Dal14.01.2008 - 02:14

    vergi

  • Murtada Cekmecelioglu
    Murtada Cekmecelioglu28.12.2007 - 12:37

    Birisine verecegimiz bes kurus onu bir gün doyurabilir ama ona ögretecegimiz dogru bir yol onu ömrü boyunca doyurabilir.

  • Ahmet Bayrak
    Ahmet Bayrak19.08.2007 - 19:21

    ...
    'zekat verilmediğinde bulut gelmez,zinadan her tarafa veba yayılır...'...............................................................................(*)

  • Erkan Öner
    Erkan Öner14.02.2007 - 21:29

    Zekat dimizin şartlarından biridir. Amma velakin gel görki bu şart yeterince ifa edilmemektedir. Yeryüzündeki bütün müslümanların çileli ve sıkıntılı olmasının asıl nedeni zekat görevinin yerine getirilmemesinden kaynaklanmaktadır. Çünki zekatsız afet sadece islam alemine mahsustur. Zekat islamın diğer şartlarını tamamlayıcı bir öğedir. Müslüman olmayanlar zekatsız yaşayabilir onlarda islamın diğer şartlarıda yerine getirilmediğinden her türlü gayri meşru kazanç mübah sayılmaktadır. Eğer biz kendimizi bir müslüman olarak görüyorsak gelir dağılımındaki uçurumu kapatmak istiyorsak fakirliğin ortadan kalkmasını ve enflasyonun yok olmasını istiyorsak mecburen Zekatı ifa edeceğiz. Unutmayalım Eğer müslüman bir toplum isek buna mecburuz yoksa az önce yukarıda belirttiğim olumsuz faktörlere uğramamak için dinimizi kökten değiştirmemiz gerekecektir. Kısacası sirke ile çalışan otomobil olmayacağı gibi zekatsız bir islam toplumundan da bahsedilemez.İslam zekata göre dizayn edilmiştir bu simetrik ve geometriktir.

  • Suna Sarılale
    Suna Sarılale25.09.2006 - 02:01

    verdim

  • Mustafa Nihat Malkoç
    Mustafa Nihat Malkoç23.09.2006 - 16:13

    MALLARIN KİRİ ZEKÂT VE MÜBAREK RAMAZAN

    M.NİHAT MALKOÇ

    İslam topyekûn bir yaşam tarzıdır. İlahi kanunlarda boşluk yoktur. İnsan hayatıyla ilgili her ne varsa bunun İslamda bir izahı ve karşılığı vardır. Bazı kesimlerin ileri sürdüğü gibi İslam hayatın dışında bir sistem değildir. İslam hayatı çepeçevre kuşatır.

    İslam kendi kanunları etrafında şekillenen bir hayat tarzını zorunlu kılar. Bu dinin belli başlı kaide ve şartları vardır. Bunlar arasında beş tanesi ayrı bir önem arz eder. İslam’ın beş şartından birisi de zekât vermektir. Zekât sosyal dayanışmanın ibadete dönük yüzüdür. Sosyal dayanışma ve yardımlaşmanın zirvesidir.

    İslamda sosyal dayanışma ve yardımlaşma mühim bir yer teşkil eder. Müslüman çevresine karşı duyarlı insandır. Yardım ve garibanları gözetme halkası yakın çevreden uzak çevreye doğru genişler. Akrabanın üstüne değen yardım eli, komşuya ve diğer uzak çevreye doğru uzayıp gider. Komşularımızla ilişkilerimizi de İslam tanzim etmiştir. Hatta bu hususta ağır şartlar koşmuştur. Komşular hakkında Hz. Peygamber: “Cibril, komşu hakkında o kadar tavsiyede bulundu ki, nerdeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.” buyurmuştur.

    Hadiste de belirtildiği üzere “Komşusu açken bir müminin tok dolaşması yakışık almaz.” Böyle bir insanın şahsî ibadetleri ve Müslümanlığı onu Cennete götürmeyebilir. Yine bir hadislerinde Peygamberimiz: “Hangi mahallede bir kişi aç kalırsa, o mahalle halkı Allah’ın korumasından uzak düşer.” buyurmuştur. Bu ne ağır bir ihtardır. Allah’ın korumasından uzak düşen bir kulu hangi güç koruyabilir?

    Ramazanla zekât kavramları nerdeyse birbiriyle özdeşleşmiştir. Çünkü Ramazan hayır ve bereket ayıdır. Ramazan ayında oruç tutan müminler açlığın ne olduğunu daha iyi anlarlar ve fakirleri gözetirler. Onun için sadaka ve zekâtlar daha çok bu ayda verilir. Fakat zekâtın ille de Ramazanda verilmesi şart değildir. Lâkin bu ayda sevaplar katlanarak yazılır. Bu ay iyilik ve bereket ayı olması hasebiyle zekât vermede tercih edilir. Yardımlaşma ve merhamet ümmet bilincini artırır. Müminlerin kardeşlik duygularını geliştirir.

    Zekât malı kirlerden arındırır. Kelime anlamıyla zekât; temizlik, artmak, bereketli olmak, iyi ve düzgün olmak manasına gelir. Zekât, kalbi cimrilik hastalığından, malı fakirin hakkından temizleyen, zenginlerde şefkat ve merhamet duygularını geliştiren bir ibadettir.
    Zekât sayesinde fakirlerin kalbindeki haset ve kıskançlık duyguları ortadan kalkar. Fakirlerde kendilerine yardım eden zenginlere karşı sevgi ve saygı meydana gelerek toplumda birlik ve kardeşlik kuvvetlenmiş olur. Bu sayede zenginle fakir arsındaki uçurum kısmen de olsa kalkar. Her iki kesim birbirlerini daha iyi anlar ve ilişkiler saygı zeminine oturur.

    İslamiyet kulun saadetini esas alır. İslâmiyet, toplumun dertlerini tedavi eden, ihtiyaçlarını karşılayan birçok kaideler getirmiştir. Allah’ın emri olan zekât, bir sosyal yardımlaşma sistemidir. Zekât malın büyümesini ve bereketlenmesini sağlar. Allah zekâtı verilen serveti, yok olmaktan, kötü insanların zararından korur. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Mallarınızı zekât ile koruyunuz.” Zekât kaçırmak, yani zekâtı vermemek bereketin zayi olmasına yol açar. Bunun manevi sorumluluğu da büyüktür.

    Zekât, hicretin ikinci yılında, Ramazan orucundan sonra farz kılındı. Kur’an-ı Kerim’de zekâtı emreden pek çok ayet vardır. Bunlardan birisi de şudur: “İman edip güzel amellerde bulunanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve zekâtı verenler; şüphesiz onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.”(Bakara 3/277)

    Yüce Peygamberimiz sosyal dayanışma ve yardımlaşmanın özünü teşkil eden zekât müessesesine çok değer vermiştir. Bunu öncelikle kendi uygulamış, yakın ve uzak çevresine uygulatmaya gayret etmiştir. Onun bu hususta pek çok mübarek sözü vardır. Bunlardan birisi de İslam’ın beş şartını birleştiren şu hadis-i şeriftir:

    “İslam, beş esas üzerine kurulmuştur: Allah(c.c) ’dan başka ilâh olmadığına ve Muhammed (SAV) ’in Allah’ın peygamberi olduğuna şahadet etmek, namaz kılmak,zekat vermek,Ramazan orucunu tutmak ve hacca gitmektir”

    Ramazan’ı bu kaidelere uyarak geçirmek sevaplarımızın artmasına ve manevi lezzetlerle zevklenmemize kapı açacaktır. Ne mutlu fakiri ve garibanı gözetenlere… Ne mutlu zekâtını vererek malını kirlerden arındıranlara…

  • Kimse Siz
    Kimse Siz20.09.2006 - 15:44

    Dince mecbur kılınmasa kimsenin bir diğerine yapmayacağı yardım.

  • Selma Doğan
    Selma Doğan04.08.2006 - 20:46

    sahip olduğumuz malın kırkta biri.................... fakirin hakkı..... :)))

  • İmran Tekin
    İmran Tekin11.05.2006 - 21:02

    Fatih Sultan Mehmet Han devrinde bir Müslümanın. günlerce dolaşıp yıllık zekatını verebileceği fakir birini arayıp bulamadığını
    Bunun üzerine zekatının tutarı olan parayı bir keseye koyarak Cağaloğlu'ndaki bir ağaca asıp, üzerine de:
    'Müslüman kardeşim, bütün aramalarıma rağmen memleketimizde zekatımı verecek kimse bulamadım. Eğer muhtaç isen hiç tereddüt etmeden bunu al' diye yazdığını..
    Ve bu kesenin üç ay kadar o ağaçta asılı kaldığını