'Halkın içine öyle bir fitne ve fesat düşeceği zaman gelecek ki o zaman dinin muhafazası için sabretmek, avuç içinde ateş parçasını gizlemekten farksız olacaktır. '
Gelecekle ilgili Peygamber Efendimizin söylediği bir Hadis-i Şerif. Peygamber Efendimiz verdiği Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi’lerden çok azında gelecekle igili bilgiler verir. Bu bilgiler de çoğunlukla ümmetinin akıbeti hakkındadır. Bu böyle bir Hadis-i Şerif, bu dönem hakkında, bu dönemin yaşayışı hakkında, bu dönemin dini yaşayışı hakkında bilgi veren bir Hadis-i Şerif. Bundan sonraki dönemleri de açıkça anlatan bir Hadis-i Şerif. Dinin muhafazası derken insanların nefsi ile mücadelesi anlatılıyor burada. İnsan nefsine karşı, nefsinden gelecek arazlara karşı ne derece sabrederse; dinini o kadar muhafaza etmiş olur. Aynı zamanda buradaki muhafaza, dinin bid’atlardan ayıklanması da demektir. Bugün nefsinden dinini muhafaza etmiş bir kimse bile dinini bid’atlardan ayıklayarak amel edemiyor bence. İşte bunun zorluğu avuç içinde ateş tutmaktan farksız olacaktır. Hatta bugün için diyebiliriz ki avuç içersinde ateş tutmak bile bundan daha kolaydır.
İnsanın fitne ve fesata düşmesi her an olasıdır. Bu fitne ve fesatın şekli ve boyutu ve ağırlığı düşünülmek zorundadır. Bugün eğer dini bilgileriyle amel etmiyorsa insan; fitne içindedir. Çünkü ameli ile bilgileri farklıdır. Ameli nefsine uymuştur, düşünceleri dine uymuştur. İkisini birbirne uyduramıyorsa büyük bir fitne içinde demektir. Bu konuda kendimizi belli konularda arındırmak derken fitne ve fesattan öncelikle arındırmamız gerekir. Bunu bu kelimelerle tarif etmemekle birlikte, dilde, düşüncede ve gönülde arınmak amacıyla söyleyebiliriz.
İşte, yaptığımız hareketlerde, amellerimizde ve öğrendiğimiz ve şğreneceğimiz dini bilgilerde ve dini amellerde kendimizi yanlıştan ayıklamımız lazım. Ama bunlar ne derece doğru olur, ama bunlar ne derece uygulanır, ne derece amele etki eder; tabi ki takdir Allah'ın. Özet olarak diyebiliriz ki eğer gönlünümüzü arındırırsak, eğer daima imtihan edildiğimizi, imtihan edilirken Allah’ın tabii afetlerleden çok insanı insana karşı kullanarak imtihan ettiğini düşünürsek*; karşı taraftan gelen herşeyde bir hikmet ararsak, maddi çıkarlarımızın peşinde koşarken nefsimize alet olmazsak ibadetlerimize bid’at karıştırmazsak, fitne ve fesattan kendimizi ve dinimizi ayırmış olmaz mıyız?
*Bu konu da Mülk Suresi 2: Ayette denildiği gibi: 'O, hem ölümü, hem de hayatı yaratmıştır ki sizi sinamaya tabi tutsun (ve böylece) davranış yönünden hanginiz daha iyidir (onu göstersin) ve yalnız O'(nun) kudret sahibi ve çok bağışlayacı (olduğunu sizi inandırsın) ...'
Dini Sözlük adı verilen bir site de ki açıklaması:
Emirleri yapmakta, yasaklardan sakınmakta, başa gelen belâ ve musîbetlere tahammül etme, katlanma. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Peygamberlerden ülü'l-azm olanların sabr ettikleri gibi sen de sabr et! Onlara azab verilmesi için duâ etmekte acele eyleme. (Ahkâf sûresi: 35) Rablerine sabah akşam duâ eden ve O'na kavuşmak istiyenlerle birlikte bulun ve sabr eyle. Onlardan başka bir yere bakma. (Kehf sûresi: 28) Sabr eden zafere kavuşur. (Hadîs-i şerîf-Keşf-ül-Hafâ) Her kim sabr ederse, Allahü teâlâ o kimseye sabrın hakîkatini ihsân eder. Hiçbir kimseye sabırdan daha geniş ve daha hayırlı bir ihsân verilmemiştir. (Hadîs-i şerîf-Müsannef fil-Hadîs) Sabrın başı acı, sonu bal gibi tatlıdır. (Fakîrullah) Sabr dînin yarısıdır. (İmâm-ı Gazâlî) Sabrın alâmeti, şikâyeti terk, musîbet ve sıkıntıları gizlemektir. (Abdullah Harrâz)
Arapçadan 'sabr ' kelimesinden gelir. Sözlük anlamı:
1. Acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanç: 2. Olacak veya gelecek bir şeyi telâş göstermeden bekleme.
'Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır ' da sabretmenin zor bir iş olduğunu ancak güzel sonuç verdiğini anlatır.
*1965’ten 1968’e kadar ABD, Ho Chi Mihn’i izlediği politakayı terk etmesi için sıkıştırmaya çalıştı.17. ve 20. Paraleller arasındaki alanı hedef alan yoğun ve sık bombardımanlar kentleri, sanayi bölglerini ve komplekslerini yerle bir etti. Her şeye rağmen Kuzey Vietnam direndi. Paris Konferansı sırasında Amerikan baskıları da bir sonuç vermedi. Ancak ABD, buna 1972’de uçak gemileri ve bombardıman uçaklarıyla Kuzey Vietnam’a çok şiddetli genel bir saldırı düzenleyerek karşılık verdi. *
Yine de başarılı olamadılar. Vietnam Savaşı her yönüyle geleceğe hala gülümser. ____________________________
*Ulusal Kurtuluş Cephesi, Diem rejimine muhalif olanları kapsar. Vietkong adıyla da bilinen bu muhalefet, gerilla savaşında kazandığı tecrubeyle çekinilecek bir güç haline geldi.
Milli kurtuluş Cephesi savaşçıları 1961 yılından itabaren Güney Vietnam’ın üçte birini kontrol altına tutuyor ve başlıca kentleri tehdit ediyordu. Ne var ki sözü edilen bu kuvevtler, o tarihlerde Amerika Birleşik Devletleri’nce deseteklenen, silah verilerek donatılan Güney Vietnam birliklerinden sayıca yedi-sekiz kat daha zayıftı deniliyordu. Dört yıl sonra, Amerikalı yöneticiler güneye geçen Küzey Vietnamlı asker sayısında artışın sürdüğünü açıklamak zorunda kaldılar. Kuzey Vietnamlı askerler ve silahlar Cenevre Konferansı’ndan bu yana prensip olarak tarafsız olan Laos ve Kampuçya arasındaki ‘’Ho Chi Minh yolun’’ dan geçiyordu. Laoslu komunistlerin Pathet Lao ve Kapuçyalıların Kızıl Khmerler destekğiyle bu karidorlar tüm savaş boyunca Amerikan bombardımanlarına rağmen Vietkonglara takviye ulaştıran bir yol olmayı sürdüürdü. Kuzeyden devam eden sızma hareketleri ve Cephe’nin propaganda faaliyetleri Diem rejiminin yıkılmasına ve Güney Vietnam birliklerinin moral bakımından çökmesine yol açtı. Amerikan kaynaklarının verdiği bilgiye göre,1996 yılı içinde toplam 132 bin Güney Vietnamlı firar etti.
1969’da komünistler ulusal Kurtuluş Cephesi’nin adını Geçici Devrim Hükemeti olarak değiştiridler. Böylece içerde ve dışarda Güney Vietnam’ın politik yaşamına ağrılıklarını koymuş oldular. Devrim hükemti, toprkaların yeniden dağıtılmasını sağladı ve Paris görüşmelerine katılarak varlığını ululararası sahnede kabul ettirdi.* ________________________________
Amellerin kıymeti, niyetlere bağlıdır. Niyeti ne ise eline geçecek de odur.
Hadis-i Şerif Kaynak: Buhari ve Müslim _____________________________________
“Niyet amelden hayrlıdır” Hadis-i Şerif’inde de görüldüğü gibi; İslam’da niyet çok önemlidir ve bir Müslüman’ın niyeti daima hayrda olmasına çalışmalıdır.
Niyeti daima iyi olan ve Hakk’ın razı olduğu bir kimse iyi bir şeye niyet eder; ancak niyet ettiği şeyi yerine getiremez ise, Hakk Teala onu yerine getirilmiş olarak görüp ve ona göre değerlendiriliyor.
Bir kişi şer bir işe niyet ediyor bile, diyelim ki birisine bir kötülük yapmayı düşünüyor; ancak bu kötülüğü fiiliyata dökme fırsatı bulamamışsa, bu defa Yüce Allah (c.c.) onun düşüncelerindeki kötülüğü hemen değerlendirmiyor; acaba niyetinden vazgeçer mi diye.
Bu, şeriat hükümlerine ve öğretisine göre kişinin sağdaki ve soldaki Melek’leri diye tabir edilir. Sağdaki Melek’ler hayrları, soldaki Melek’ler günahları yazar ve yine şeriat öğretisine göre “Sağdaki Melek hemen yazar, soldaki ise bekleyerek yazar” diye anlatılır. Bunun hikmeti de; acaba Allah’ın Rahmeti’ne ulaşabilir mi, Allah’ın Affı’na girebilir mi ya da Allah’tan bir hidayet gelir de bu kötü amelinden vazgeçer mi diye.
İşte bu Hadis-i Şerif’te de, bu niyetler doğrultusunda açıklama yapılıyor. İnsan, yaptığı davranışlarda niyetlere göre, karşılaşacağı olayları kendi ayarlar. Eğer insan iyi bir şey niyet ediyorsa karşılaşacağı olaylar mutlaka iyidir, kötü birşeye niyet ediyorsa karşılaşacakları kötüdür. Bunu düşünce gücüyle ilgililenen bilim adamları Negatif çağırmak, negatifi davet etmek ya da negatif düşünceleriniz kara bulut gibi ulaşır” sözleri ile ya da kader bahsinde geçtiği gibi “Kişi neye niyet ederse kaderi de ona göre yazılır” sözleri ile de ifade de edilir. ____________________________________________
1968 yılı ocak ayı başındaki saldırıdan sonra ABD lideri Johnson Komünistlerle görüşmeleri başlatmaya hazır olduğunu açıkladı.
1968’de Johnson tarafından gizlice başlatılan,1969’tan itabaren Nixon tarafından resmen devam ettirilen uzun ve yorucu görüşmelerden sonra ABD Küzey ve Güney Vietnam 27 Ocak 1973 Paris antlaşması’na imzaladılar. ABD, birliklerini geri çekmeyi kabul etti. Özgür seçimler Güney Vietnam’ın kaderini belirleyecekti. Ancak, bu anlaşmanın uygulanması Hanoi ve Saygon’un muhalefetleriyle kesildi. Savaş, Saygon’un 30 Nisan 1975’te düşmesine ve böylece ülkenin birleşmesine kadar iki yıl devam etti. * __________________________________________
*1965’ten itabaren Amerikan askerlerinin sayısı artarak,1967’de 500 bini buldu. Ancak ne bitki örtüsü yok eden kimyasal silahların, napalm ve antirpersonel bombaların yoğunluğu, ne de Hanoi üzerindeki bpmbardımanlar Milli Kurtuluş Cephesi’nin ve Demokratik Vietnam Cumhuriyeti’nin direniş gücünü ortadan kaldırabnildi. Rusya ile Çin’in yardımlarıyla desteklenmeyen Kuzey Vietnam, gücünü daha da artırdı.
Bu ‘’pis savaş’’a karşı, Amerika’da başlayan gösterilerin giderek arttığı bir sırada, Milli Kurtuluş Cephesi Güney Vietnam’daki kentlere ve Amerikan üslerine yönelik bir saldırı başlattı. Tet saldırısı adı verilen bu savaş başarısızlıkla sonu.landı. Fakat Amerikalılara da zaferin epey cana, paraya ve prestije mal olucağını gösterdi. * __________________________________________
* Kennedy işbaşına geldiği zaman (1961) Güney Vietnam’daki ayaklanmanın yayılacağını ve Diem’in buna karşı koymakta yetersiz kaldığını gördü. Amerikan yardımını artırmaya karar vererek,15 bin ‘’danışmanı’’ Güney Vietnam ordusuna dahil etti. Güney Vietnam ordusu lojistik önem taşıyan kırsal kesimden gerillanın ayağını kesmek için halkı tahkim edilmiş köylerde topladı. Ama Diem, köylü yığınlardan biraz daha uzaklaşırken kentlerde muhalefet radikalleşti.1963 yılında budist rahipler kamuoyunu harekete geçirmek için kendilerini yaktılar. Vietkong isyancılarılarının ilerlemelerine karşılık Amerikalılar ve Güney Vietnamlılar,17. Paralelin kuzeyinde gizli bir saldırı düzenlediler.1964 ağustosunda bir Amerikan gemisinin Kuzey Vietnam gemilerince topa tutulması, Johnson’a (Kennedy 1963’te bir suikasta kurban gidince geçen başkan) ABD müdahalesini meşru kılma fırsatı verdi.* __________________________________________
'Halkın içine öyle bir fitne ve fesat düşeceği zaman gelecek ki o zaman dinin muhafazası için sabretmek, avuç içinde ateş parçasını gizlemekten farksız olacaktır. '
Hadis-i Şerif
Kaynak: Müttefakün Aleyh
___________________________________-
Gelecekle ilgili Peygamber Efendimizin söylediği bir Hadis-i Şerif. Peygamber Efendimiz verdiği Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi’lerden çok azında gelecekle igili bilgiler verir. Bu bilgiler de çoğunlukla ümmetinin akıbeti hakkındadır. Bu böyle bir Hadis-i Şerif, bu dönem hakkında, bu dönemin yaşayışı hakkında, bu dönemin dini yaşayışı hakkında bilgi veren bir Hadis-i Şerif. Bundan sonraki dönemleri de açıkça anlatan bir Hadis-i Şerif. Dinin muhafazası derken insanların nefsi ile mücadelesi anlatılıyor burada. İnsan nefsine karşı, nefsinden gelecek arazlara karşı ne derece sabrederse; dinini o kadar muhafaza etmiş olur. Aynı zamanda buradaki muhafaza, dinin bid’atlardan ayıklanması da demektir. Bugün nefsinden dinini muhafaza etmiş bir kimse bile dinini bid’atlardan ayıklayarak amel edemiyor bence. İşte bunun zorluğu avuç içinde ateş tutmaktan farksız olacaktır. Hatta bugün için diyebiliriz ki avuç içersinde ateş tutmak bile bundan daha kolaydır.
İnsanın fitne ve fesata düşmesi her an olasıdır. Bu fitne ve fesatın şekli ve boyutu ve ağırlığı düşünülmek zorundadır. Bugün eğer dini bilgileriyle amel etmiyorsa insan; fitne içindedir. Çünkü ameli ile bilgileri farklıdır. Ameli nefsine uymuştur, düşünceleri dine uymuştur. İkisini birbirne uyduramıyorsa büyük bir fitne içinde demektir. Bu konuda kendimizi belli konularda arındırmak derken fitne ve fesattan öncelikle arındırmamız gerekir. Bunu bu kelimelerle tarif etmemekle birlikte, dilde, düşüncede ve gönülde arınmak amacıyla söyleyebiliriz.
İşte, yaptığımız hareketlerde, amellerimizde ve öğrendiğimiz ve şğreneceğimiz dini bilgilerde ve dini amellerde kendimizi yanlıştan ayıklamımız lazım. Ama bunlar ne derece doğru olur, ama bunlar ne derece uygulanır, ne derece amele etki eder; tabi ki takdir Allah'ın. Özet olarak diyebiliriz ki eğer gönlünümüzü arındırırsak, eğer daima imtihan edildiğimizi, imtihan edilirken Allah’ın tabii afetlerleden çok insanı insana karşı kullanarak imtihan ettiğini düşünürsek*; karşı taraftan gelen herşeyde bir hikmet ararsak, maddi çıkarlarımızın peşinde koşarken nefsimize alet olmazsak ibadetlerimize bid’at karıştırmazsak, fitne ve fesattan kendimizi ve dinimizi ayırmış olmaz mıyız?
*Bu konu da Mülk Suresi 2: Ayette denildiği gibi:
'O, hem ölümü, hem de hayatı yaratmıştır ki sizi sinamaya tabi tutsun (ve böylece) davranış yönünden hanginiz daha iyidir (onu göstersin) ve yalnız O'(nun) kudret sahibi ve çok bağışlayacı (olduğunu sizi inandırsın) ...'
Dini Sözlük adı verilen bir site de ki açıklaması:
Emirleri yapmakta, yasaklardan sakınmakta, başa gelen belâ ve musîbetlere tahammül etme, katlanma.
Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:
Peygamberlerden ülü'l-azm olanların sabr ettikleri gibi sen de sabr et! Onlara azab verilmesi için duâ etmekte acele eyleme. (Ahkâf sûresi: 35)
Rablerine sabah akşam duâ eden ve O'na kavuşmak istiyenlerle birlikte bulun ve sabr eyle. Onlardan başka bir yere bakma. (Kehf sûresi: 28)
Sabr eden zafere kavuşur. (Hadîs-i şerîf-Keşf-ül-Hafâ)
Her kim sabr ederse, Allahü teâlâ o kimseye sabrın hakîkatini ihsân eder. Hiçbir kimseye sabırdan daha geniş ve daha hayırlı bir ihsân verilmemiştir. (Hadîs-i şerîf-Müsannef fil-Hadîs)
Sabrın başı acı, sonu bal gibi tatlıdır. (Fakîrullah)
Sabr dînin yarısıdır. (İmâm-ı Gazâlî)
Sabrın alâmeti, şikâyeti terk, musîbet ve sıkıntıları gizlemektir. (Abdullah Harrâz)
Arapçadan 'sabr ' kelimesinden gelir. Sözlük anlamı:
1. Acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanç:
2. Olacak veya gelecek bir şeyi telâş göstermeden bekleme.
'Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır ' da sabretmenin zor bir iş olduğunu ancak güzel sonuç verdiğini anlatır.
1.2 Küzey Vietnam Direnişi:
*1965’ten 1968’e kadar ABD, Ho Chi Mihn’i izlediği politakayı terk etmesi için sıkıştırmaya çalıştı.17. ve 20. Paraleller arasındaki alanı hedef alan yoğun ve sık bombardımanlar kentleri, sanayi bölglerini ve komplekslerini yerle bir etti. Her şeye rağmen Kuzey Vietnam direndi. Paris Konferansı sırasında Amerikan baskıları da bir sonuç vermedi. Ancak ABD, buna 1972’de uçak gemileri ve bombardıman uçaklarıyla Kuzey Vietnam’a çok şiddetli genel bir saldırı düzenleyerek karşılık verdi. *
Yine de başarılı olamadılar. Vietnam Savaşı her yönüyle geleceğe hala gülümser.
____________________________
1.1 Cephe Stratejisi:
*Ulusal Kurtuluş Cephesi, Diem rejimine muhalif olanları kapsar. Vietkong adıyla da bilinen bu muhalefet, gerilla savaşında kazandığı tecrubeyle çekinilecek bir güç haline geldi.
Milli kurtuluş Cephesi savaşçıları 1961 yılından itabaren Güney Vietnam’ın üçte birini kontrol altına tutuyor ve başlıca kentleri tehdit ediyordu. Ne var ki sözü edilen bu kuvevtler, o tarihlerde Amerika Birleşik Devletleri’nce deseteklenen, silah verilerek donatılan Güney Vietnam birliklerinden sayıca yedi-sekiz kat daha zayıftı deniliyordu. Dört yıl sonra, Amerikalı yöneticiler güneye geçen Küzey Vietnamlı asker sayısında artışın sürdüğünü açıklamak zorunda kaldılar. Kuzey Vietnamlı askerler ve silahlar Cenevre Konferansı’ndan bu yana prensip olarak tarafsız olan Laos ve Kampuçya arasındaki ‘’Ho Chi Minh yolun’’ dan geçiyordu. Laoslu komunistlerin Pathet Lao ve Kapuçyalıların Kızıl Khmerler destekğiyle bu karidorlar tüm savaş boyunca Amerikan bombardımanlarına rağmen Vietkonglara takviye ulaştıran bir yol olmayı sürdüürdü. Kuzeyden devam eden sızma hareketleri ve Cephe’nin propaganda faaliyetleri Diem rejiminin yıkılmasına ve Güney Vietnam birliklerinin moral bakımından çökmesine yol açtı. Amerikan kaynaklarının verdiği bilgiye göre,1996 yılı içinde toplam 132 bin Güney Vietnamlı firar etti.
1969’da komünistler ulusal Kurtuluş Cephesi’nin adını Geçici Devrim Hükemeti olarak değiştiridler. Böylece içerde ve dışarda Güney Vietnam’ın politik yaşamına ağrılıklarını koymuş oldular. Devrim hükemti, toprkaların yeniden dağıtılmasını sağladı ve Paris görüşmelerine katılarak varlığını ululararası sahnede kabul ettirdi.*
________________________________
Hani Benim Gençliğim - (Yusuf HAYALOĞLU)
Bu ne yaman çelişki anne,
'Kurtlar sofrasına' düştüm..
Hani benim direncim nerede?
Amellerin kıymeti, niyetlere bağlıdır. Niyeti ne ise eline geçecek de odur.
Hadis-i Şerif
Kaynak: Buhari ve Müslim
_____________________________________
“Niyet amelden hayrlıdır” Hadis-i Şerif’inde de görüldüğü gibi; İslam’da niyet çok önemlidir ve bir Müslüman’ın niyeti daima hayrda olmasına çalışmalıdır.
Niyeti daima iyi olan ve Hakk’ın razı olduğu bir kimse iyi bir şeye niyet eder; ancak niyet ettiği şeyi yerine getiremez ise, Hakk Teala onu yerine getirilmiş olarak görüp ve ona göre değerlendiriliyor.
Bir kişi şer bir işe niyet ediyor bile, diyelim ki birisine bir kötülük yapmayı düşünüyor; ancak bu kötülüğü fiiliyata dökme fırsatı bulamamışsa, bu defa Yüce Allah (c.c.) onun düşüncelerindeki kötülüğü hemen değerlendirmiyor; acaba niyetinden vazgeçer mi diye.
Bu, şeriat hükümlerine ve öğretisine göre kişinin sağdaki ve soldaki Melek’leri diye tabir edilir. Sağdaki Melek’ler hayrları, soldaki Melek’ler günahları yazar ve yine şeriat öğretisine göre “Sağdaki Melek hemen yazar, soldaki ise bekleyerek yazar” diye anlatılır. Bunun hikmeti de; acaba Allah’ın Rahmeti’ne ulaşabilir mi, Allah’ın Affı’na girebilir mi ya da Allah’tan bir hidayet gelir de bu kötü amelinden vazgeçer mi diye.
İşte bu Hadis-i Şerif’te de, bu niyetler doğrultusunda açıklama yapılıyor. İnsan, yaptığı davranışlarda niyetlere göre, karşılaşacağı olayları kendi ayarlar. Eğer insan iyi bir şey niyet ediyorsa karşılaşacağı olaylar mutlaka iyidir, kötü birşeye niyet ediyorsa karşılaşacakları kötüdür. Bunu düşünce gücüyle ilgililenen bilim adamları Negatif çağırmak, negatifi davet etmek ya da negatif düşünceleriniz kara bulut gibi ulaşır” sözleri ile ya da kader bahsinde geçtiği gibi “Kişi neye niyet ederse kaderi de ona göre yazılır” sözleri ile de ifade de edilir.
____________________________________________
3. (1968-1975) Paris Antlaşması:
1968 yılı ocak ayı başındaki saldırıdan sonra ABD lideri Johnson Komünistlerle görüşmeleri başlatmaya hazır olduğunu açıkladı.
1968’de Johnson tarafından gizlice başlatılan,1969’tan itabaren Nixon tarafından resmen devam ettirilen uzun ve yorucu görüşmelerden sonra ABD Küzey ve Güney Vietnam 27 Ocak 1973 Paris antlaşması’na imzaladılar. ABD, birliklerini geri çekmeyi kabul etti. Özgür seçimler Güney Vietnam’ın kaderini belirleyecekti. Ancak, bu anlaşmanın uygulanması Hanoi ve Saygon’un muhalefetleriyle kesildi. Savaş, Saygon’un 30 Nisan 1975’te düşmesine ve böylece ülkenin birleşmesine kadar iki yıl devam etti. *
__________________________________________
2. (1965-1968) : ABD’nin yoğun müdahalesi,
*1965’ten itabaren Amerikan askerlerinin sayısı artarak,1967’de 500 bini buldu. Ancak ne bitki örtüsü yok eden kimyasal silahların, napalm ve antirpersonel bombaların yoğunluğu, ne de Hanoi üzerindeki bpmbardımanlar Milli Kurtuluş Cephesi’nin ve Demokratik Vietnam Cumhuriyeti’nin direniş gücünü ortadan kaldırabnildi. Rusya ile Çin’in yardımlarıyla desteklenmeyen Kuzey Vietnam, gücünü daha da artırdı.
Bu ‘’pis savaş’’a karşı, Amerika’da başlayan gösterilerin giderek arttığı bir sırada, Milli Kurtuluş Cephesi Güney Vietnam’daki kentlere ve Amerikan üslerine yönelik bir saldırı başlattı. Tet saldırısı adı verilen bu savaş başarısızlıkla sonu.landı. Fakat Amerikalılara da zaferin epey cana, paraya ve prestije mal olucağını gösterdi. *
__________________________________________
1. (1961-1965) ABD ve Vietnam
* Kennedy işbaşına geldiği zaman (1961) Güney Vietnam’daki ayaklanmanın yayılacağını ve Diem’in buna karşı koymakta yetersiz kaldığını gördü. Amerikan yardımını artırmaya karar vererek,15 bin ‘’danışmanı’’ Güney Vietnam ordusuna dahil etti. Güney Vietnam ordusu lojistik önem taşıyan kırsal kesimden gerillanın ayağını kesmek için halkı tahkim edilmiş köylerde topladı. Ama Diem, köylü yığınlardan biraz daha uzaklaşırken kentlerde muhalefet radikalleşti.1963 yılında budist rahipler kamuoyunu harekete geçirmek için kendilerini yaktılar. Vietkong isyancılarılarının ilerlemelerine karşılık Amerikalılar ve Güney Vietnamlılar,17. Paralelin kuzeyinde gizli bir saldırı düzenlediler.1964 ağustosunda bir Amerikan gemisinin Kuzey Vietnam gemilerince topa tutulması, Johnson’a (Kennedy 1963’te bir suikasta kurban gidince geçen başkan) ABD müdahalesini meşru kılma fırsatı verdi.*
__________________________________________