Can Yücel'in de makalelerini okuduğum eskiden 90'larda aldığım aylık sosyalist derginin adıydı. Sanırsam kapatıldıktan sonra yerine Evrensel Gazetesi çıkartılmaya başlanılmıştı.
Küresel ısınma Antarktika'daki besin zincirini olumsuz etkiliyor. Bilim adamları, bölgede 35 milyon yıldır ilk kez yengeçlerin görüldüğünü ve yengeçlerin Güney Kutbu besin zincirindeki büyük deniz örümceklerinin yerini almaya başladığını belirtiyor. Uzmanlar, Güney Kutbu'ndaki binlerce deniz canlısının yerini, ısının yükselmesiyle birlikte başka canlıların almaya başladığını, bunun da o bölgedeki canlıları tehlikeye attığını ifade ediyor.
The Times'ın web sitesindeki habere göre, Antarktika'daki benzersiz ekosistemin özelliği nedeniyle deniz suyu sıcaklığı asla 1 derecenin üzerine çıkmıyor, bu da başka okyanuslardaki canlıların Antarktika'da yaşamasına izin vermiyordu.
Fosil kayıtlarına bakıldığında, başka okyanuslardaki besin zincirinin üst sıralarında bulunan bazı balık ve yengeç türlerinin 35 milyon yıldır Güney Kutbu'nda rastlanmadığı görülüyor. Bilim adamları ısının son 100 yılda 3 dereceye yükselmesiyle bu türlerin geri döndüğünü ve Antarktika'da daha önce hiç rastlanmayan türlerin yaşamaya başladığını belirtiyor.
Küresel ısınma yüzünden ortaya çıkan bu durumun, Antarktika'nın 'yerlileri' sayılan o bölgeye özgü deniz örümceklerini, isopodu ve deniz solucanlarını tehdit ettiğine dikkat çekiliyor.
Antoloji.com'a üye olduktan sonra Nedir bölümünde yapılan eylemlerden...
Nedir Bölümünün kurallarına uymadığından Yetkililerin silebileceklerine rağmen açılmaya devam eden başlıklar...
İster bir yazıyı ya da bir düşünceyi aktarma olsun, ister ilham olsun Terim Girmek benim için bilgi akışımana katkıda bulunmaktır. Tabi istemesek de ego tatmini, propoganda yapmak, laf olsun torba dolsun gibi yapılan bu eylem Antoloji.com'un sağladığı yaptığımız aktivitelerden...
Not: Artık Terim açanın da rumuzu gözüktüğünden içmiz biraz daha rahatladı...
Antoloji.com sitesinde ki nedir bölümünün ana işlevi olan ''Yeni Terim Ekle'' eylemindeki başlıkların ismi.
Herhalde sözlükteki anlamı olan ''Bir bilim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime, ıstılah'' yola çıkılarak bu isim buraya daha uygun görülmüş.
açılıp boş bırakılan, gereksiz, uzun, propoganda, kişisel, silinen, daha açılmamış, sabah sabah veya sıkıntıdan girilen vb. terimler de var.
Mesela benim en gıcık olduğum açılıp boş bırakılan terimlerdir, bu konu hakkında daha önce yazmıştım şimdi ise diğer gıcık olduğum konu olan silinen terimler arasına girdi, neyse en iyisi buraya aktarıyım da belki silinmez:
Açılıp Boş Bırakılan Terimler:
10.05.2003 14:07:00 Caminin avlusuna bırakılan bebek gibi YETİM bırakılan terimler.
Çoğu zaman başkası tarafından bulunup sahiplenip doldurlabilecek ya da bırakanın pişman olup geri dönüp yine sahiplenmesi durumu...
Duyarlı üyeler olarak elimizden geldiğince boş bırakalanları doldurmaya çalışsak da her gün sayısı artan vurdum duymazlık olayı...
10.05.2003 14:03:00 Boş bırakılan başlık gördüğümüzde 'Ya kardeşim aciz misin, açtığın terime neden bir şey yazmassın' hesap sormak isteğini uyandıran eylem.
Gördükçe, 'Ya gerçekten neden boş bırakıyorsunuz' diye yine insanı daha da sinirini bozacak bir hareket.
Boş bırakma kardeşim! Sen açtın, sen yaz! ' diye devam eden kıl bir durum. Kimin açtığını bilmedeğimizden boşuna insanı hareretlendiren sorumsuzluk örneği.
Belki sadece başkalarının fikirlerini öğrenmek için yapılan bir eylem ama açan yazar diye beklenildiğinden unutulup gidilen terimler.
Selam gibi Arapça'dan dilimizi zenginleştiren, dinimizin barış ve esenlik anlayışını yansıtan Müslümanlar arasında bir nev'i selamlaşma kelimesi olarak kültürümeze yansımış; rahat olunuz, serbest olun, hoş geldiniz manasında söylenmesi.
Sözlükteki anlamı; ''Geniş ve mamur yere geldizin, rahat ediniz! ', 'günaydın' veya 'hoş geldiniz' anlamında bir esenleşme veya selâmlaşma sözü''
Netteki diniz sözlükten aktarmalar: Fakîrler, bir adamı Resûlullah efendimize gönderdiler. Adam; 'Ben, fakirlerin sana gönderdikleri bir elçiyim (görevliyim) ' deyince; Peygamber efendimiz; 'Sana ve seni gönderenlere merhabâ, onlar benim sevdiğim kimselerdir' buyurdu. (Hadîs-i şerîf-İhyâu Ulûmiddîn) Buhârî ve Müslim'in rivâyet ettiği (naklettiği, bildirdiği) mîrâc (Peygamberimizin göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü gece) ile ilgili hadîs-i şerîfte, Resûl aleyhisselâm, mîrâc yolculuğunda yedi semâ (gök) katında da; 'Merhabâ' diye rek karşılanmıştır. (Abdülhak-ı Dehlevî) Kelime-i şehâdet getirmenin (Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh demenin) yüz otuz kadar faydası vardır. Bunlardan ölürken olan faydasından birisi de; Merhabâ ey mü'min! Sen cennetliksin' denmesidir. (M. Ali Nâsıf) Merhabâ ey uşşâka sâkî merhabâ Merhabâ ey âli sultân merhabâ Merhabâ ey derde dermân merhabâ Merhabâ ey şefî'-i rûz-i cezâ Merhabâ sen rahmetenli'l-âlemîn. (Süleymân Çelebi)
Sözlükteki anlamı: “’Bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine sözle veya işaretle bir nezaket gösterisi yapma, esenleme.’”
Selam yani Es-Selâm, Arapçadan dilimizi zenginleştiren bu kelime ayıplardan, afetten salim oluş, selamet, emniyet demektir.. Sulh yani barış; Asâyiş yani sükun, nizam... Bütün korktuklarından emin olma ve en güzel anlamı Allah’ın rızasına erişmek için müminlerin birbirlerine yaptığı en kolay duadır.
Müminlerin birbirleriyle karşılaştıklarında büyükten küçüğe; yürüyenden durana; azlıktan çoğunluğa karşı, hayvan veya vasıta üzerinde olandan yürüyene, yüksektekinden aşağıdakine (Bir Hadis Şerifimiz’deki gibi) ‘”Selâmün Aleyküm”’ demesi. Selamı alan ”’ve Aleykümüsesselâm ve Rahmetüllahi ve Berakâtühu”’ diyerek cevap vererek ya da evvela selam vererek daha da sevap işlmesidir… Herkese selam vermek sünnet, almak ise farzdır… İki cemaat birbiri ile karşılaşırsa; onlardan biri selam vermesi ”’sünnet-i kifaye”’, selam alacak taraftan birisinin selam alması ”’farz-ı kifayedir”’ derler.
Selamlık, selamet gibi kelimeleride ve selâm verdik, borçlu çıktık gibi deyimlerde de kullanılır.
ayrıca bkz. Nisa Suresi 86. ve 94. Ayet, Rad Suresi 24. Ayet, Furkan Suresi 63. ve 75. Ayet, Kasas Suresi 55. Ayet vb.
Dilin afetlerinden Sövmek anlamında, ağızdan çıkan çirkin, abes, terbiyesiz, kirli, berbat - artık aklınıza negatif olarak ne geliyorsa - kötü laflara denir.
Hem dilin, hem de kalbin afetlerinden, Küfür Arapça'dan kufr (küfr) den gelir. Esasan inkar etme, yanlış gösterme anlamına gelir ki dini açıdan 'Allah'ın varlığını ve birliğini, peygamberliği, Hz. Muhammed'in Allah katından getirdiği kesin olarak belli olan şeyleri inkâr etmektir' bkz. www.kuranikerim.com/islam_ansiklopedisi/K/kufur.htm www.geocities.com/tavaff/risale/04kufur_cesitleri.html
Ehl-i Sünnet'e göre bir şey ancak kalple tasdik olunur ise, iman veya küfür olur. İlginçtir 'İman' (tamlama almadan) kelimesi Kuran boyunca 25 kere tekrarlanır, 'küfür' kelimesi de...
Ünlü İtalyan filozof Dante Alighieri ünlü cennet ve cehennem tasvirlerini ve temalarını işleyen upuzun Inferno, Purgatorio ve Paradiso başlıkları altında Canto I, Canto II diye şiirlerden oluşan büyük bir eserin adı.
Liberal serbest ekonomiden yana olan kimseye denir. Libral felsefe yani serbestlik yanlısı felsefe fransadan çıkan 'Bırakın yapsınlar, bırakın geçsinler' felsefesine dayanır. Yani devletin serbest piyasaya karışmaması 'laissez faire' (bırakın yapsınlar) felsefesini güder. Bu açıdan kapitalizm'in törpülenmiş hali diyebiliriz.
John Locke gibi isimlerin temelini attığı bu felsefe insanların doğuştan bilgilere sahip olmadığını, ancak kötüden iyeye rehber olan duyguların doğuştan geldiğine inanılırdı. İnsan kendi zevklerine önem verir, doğası gereği rekabetçi ve çıkarcıdır, bunlar milli çıkar olarak topluma yansır, işte bunun akışını sağlamak ya da doğallığına bırakmak ancak serbestlikle olur, belli tarihsel süreçlerden sonra da insanı refaha ulaştırlacağına inanılır. Tabi belki yanlış anlamışta olabilirim...
'Liberal felsefe bireye güvenir, bireye inanır, bireyi özgür kılar, bireyi kayıt altına almaz, bireyden kuşkulanmaz, bireyden korkmaz! Dolayısıyla, öngörülen sistemde birey siyasi, idari, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda doğrudan söz sahibi olacak, inisiyatifini kullanabilecektir.' - Liberal Demokrat Parti
Prof.Dr.Coşkun Can Aktan'ın Liberal Felsefe ve Demokrasi Üzerine Yazıları: www.canaktan.org/canaktan_personal/canaktan-arastirmalari/liberal-demokrasi.htm
Can Yücel'in de makalelerini okuduğum eskiden 90'larda aldığım aylık sosyalist derginin adıydı. Sanırsam kapatıldıktan sonra yerine Evrensel Gazetesi çıkartılmaya başlanılmıştı.
www.ahilik.gen.tr
Küresel ısınma besin zincirini etkiliyor
Küresel ısınma Antarktika'daki besin zincirini olumsuz etkiliyor. Bilim adamları, bölgede 35 milyon yıldır ilk kez yengeçlerin görüldüğünü ve yengeçlerin Güney Kutbu besin zincirindeki büyük deniz örümceklerinin yerini almaya başladığını belirtiyor. Uzmanlar, Güney Kutbu'ndaki binlerce deniz canlısının yerini, ısının yükselmesiyle birlikte başka canlıların almaya başladığını, bunun da o bölgedeki canlıları tehlikeye attığını ifade ediyor.
The Times'ın web sitesindeki habere göre, Antarktika'daki benzersiz ekosistemin özelliği nedeniyle deniz suyu sıcaklığı asla 1 derecenin üzerine çıkmıyor, bu da başka okyanuslardaki canlıların Antarktika'da yaşamasına izin vermiyordu.
Fosil kayıtlarına bakıldığında, başka okyanuslardaki besin zincirinin üst sıralarında bulunan bazı balık ve yengeç türlerinin 35 milyon yıldır Güney Kutbu'nda rastlanmadığı görülüyor. Bilim adamları ısının son 100 yılda 3 dereceye yükselmesiyle bu türlerin geri döndüğünü ve Antarktika'da daha önce hiç rastlanmayan türlerin yaşamaya başladığını belirtiyor.
Küresel ısınma yüzünden ortaya çıkan bu durumun, Antarktika'nın 'yerlileri' sayılan o bölgeye özgü deniz örümceklerini, isopodu ve deniz solucanlarını tehdit ettiğine dikkat çekiliyor.
(Hürriyetim) - 15.07.2003
Yeni Terim Ekle:
Antoloji.com'a üye olduktan sonra Nedir bölümünde yapılan eylemlerden...
Nedir Bölümünün kurallarına uymadığından Yetkililerin silebileceklerine rağmen açılmaya devam eden başlıklar...
İster bir yazıyı ya da bir düşünceyi aktarma olsun, ister ilham olsun Terim Girmek benim için bilgi akışımana katkıda bulunmaktır. Tabi istemesek de ego tatmini, propoganda yapmak, laf olsun torba dolsun gibi yapılan bu eylem Antoloji.com'un sağladığı yaptığımız aktivitelerden...
Not: Artık Terim açanın da rumuzu gözüktüğünden içmiz biraz daha rahatladı...
Antoloji.com sitesinde ki nedir bölümünün ana işlevi olan ''Yeni Terim Ekle'' eylemindeki başlıkların ismi.
Herhalde sözlükteki anlamı olan ''Bir bilim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime, ıstılah'' yola çıkılarak bu isim buraya daha uygun görülmüş.
açılıp boş bırakılan, gereksiz, uzun, propoganda, kişisel, silinen, daha açılmamış, sabah sabah veya sıkıntıdan girilen vb. terimler de var.
Mesela benim en gıcık olduğum açılıp boş bırakılan terimlerdir, bu konu hakkında daha önce yazmıştım şimdi ise diğer gıcık olduğum konu olan silinen terimler arasına girdi, neyse en iyisi buraya aktarıyım da belki silinmez:
Açılıp Boş Bırakılan Terimler:
10.05.2003 14:07:00
Caminin avlusuna bırakılan bebek gibi YETİM bırakılan terimler.
Çoğu zaman başkası tarafından bulunup sahiplenip doldurlabilecek ya da bırakanın pişman olup geri dönüp yine sahiplenmesi durumu...
Duyarlı üyeler olarak elimizden geldiğince boş bırakalanları doldurmaya çalışsak da her gün sayısı artan vurdum duymazlık olayı...
10.05.2003 14:03:00
Boş bırakılan başlık gördüğümüzde 'Ya kardeşim aciz misin, açtığın terime neden bir şey yazmassın' hesap sormak isteğini uyandıran eylem.
Gördükçe, 'Ya gerçekten neden boş bırakıyorsunuz' diye yine insanı daha da sinirini bozacak bir hareket.
Boş bırakma kardeşim! Sen açtın, sen yaz! ' diye devam eden kıl bir durum. Kimin açtığını bilmedeğimizden boşuna insanı hareretlendiren sorumsuzluk örneği.
Belki sadece başkalarının fikirlerini öğrenmek için yapılan bir eylem ama açan yazar diye beklenildiğinden unutulup gidilen terimler.
Selam gibi Arapça'dan dilimizi zenginleştiren, dinimizin barış ve esenlik anlayışını yansıtan Müslümanlar arasında bir nev'i selamlaşma kelimesi olarak kültürümeze yansımış; rahat olunuz, serbest olun, hoş geldiniz manasında söylenmesi.
Sözlükteki anlamı; ''Geniş ve mamur yere geldizin, rahat ediniz! ', 'günaydın' veya 'hoş geldiniz' anlamında bir esenleşme veya selâmlaşma sözü''
Netteki diniz sözlükten aktarmalar: Fakîrler, bir adamı Resûlullah efendimize gönderdiler. Adam; 'Ben, fakirlerin sana gönderdikleri bir elçiyim (görevliyim) ' deyince; Peygamber efendimiz; 'Sana ve seni gönderenlere merhabâ, onlar benim sevdiğim kimselerdir' buyurdu. (Hadîs-i şerîf-İhyâu Ulûmiddîn)
Buhârî ve Müslim'in rivâyet ettiği (naklettiği, bildirdiği) mîrâc (Peygamberimizin göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü gece) ile ilgili hadîs-i şerîfte, Resûl aleyhisselâm, mîrâc yolculuğunda yedi semâ (gök) katında da; 'Merhabâ' diye rek karşılanmıştır. (Abdülhak-ı Dehlevî)
Kelime-i şehâdet getirmenin (Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh demenin) yüz otuz kadar faydası vardır. Bunlardan ölürken olan faydasından birisi de; Merhabâ ey mü'min! Sen cennetliksin' denmesidir. (M. Ali Nâsıf) Merhabâ ey uşşâka sâkî merhabâ Merhabâ ey âli sultân merhabâ Merhabâ ey derde dermân merhabâ Merhabâ ey şefî'-i rûz-i cezâ Merhabâ sen rahmetenli'l-âlemîn. (Süleymân Çelebi)
Sözlükteki anlamı: “’Bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine sözle veya işaretle bir nezaket gösterisi yapma, esenleme.’”
Selam yani Es-Selâm, Arapçadan dilimizi zenginleştiren bu kelime ayıplardan, afetten salim oluş, selamet, emniyet demektir.. Sulh yani barış; Asâyiş yani sükun, nizam... Bütün korktuklarından emin olma ve en güzel anlamı Allah’ın rızasına erişmek için müminlerin birbirlerine yaptığı en kolay duadır.
Müminlerin birbirleriyle karşılaştıklarında büyükten küçüğe; yürüyenden durana; azlıktan çoğunluğa karşı, hayvan veya vasıta üzerinde olandan yürüyene, yüksektekinden aşağıdakine (Bir Hadis Şerifimiz’deki gibi) ‘”Selâmün Aleyküm”’ demesi. Selamı alan ”’ve Aleykümüsesselâm ve Rahmetüllahi ve Berakâtühu”’ diyerek cevap vererek ya da evvela selam vererek daha da sevap işlmesidir… Herkese selam vermek sünnet, almak ise farzdır… İki cemaat birbiri ile karşılaşırsa; onlardan biri selam vermesi ”’sünnet-i kifaye”’, selam alacak taraftan birisinin selam alması ”’farz-ı kifayedir”’ derler.
Selamlık, selamet gibi kelimeleride ve selâm verdik, borçlu çıktık gibi deyimlerde de kullanılır.
ayrıca bkz.
Nisa Suresi 86. ve 94. Ayet, Rad Suresi 24. Ayet, Furkan Suresi 63. ve 75. Ayet, Kasas Suresi 55. Ayet
vb.
KÜFÜR:
Dilin afetlerinden
Sövmek anlamında, ağızdan çıkan çirkin, abes, terbiyesiz, kirli, berbat - artık aklınıza negatif olarak ne geliyorsa - kötü laflara denir.
Hem dilin, hem de kalbin afetlerinden,
Küfür Arapça'dan kufr (küfr) den gelir. Esasan inkar etme, yanlış gösterme anlamına gelir ki dini açıdan 'Allah'ın varlığını ve birliğini, peygamberliği, Hz. Muhammed'in Allah katından getirdiği kesin olarak belli olan şeyleri inkâr etmektir'
bkz. www.kuranikerim.com/islam_ansiklopedisi/K/kufur.htm
www.geocities.com/tavaff/risale/04kufur_cesitleri.html
Ehl-i Sünnet'e göre bir şey ancak kalple tasdik olunur ise, iman veya küfür olur. İlginçtir 'İman' (tamlama almadan) kelimesi Kuran boyunca 25 kere tekrarlanır, 'küfür' kelimesi de...
bkz. argo
Ünlü İtalyan filozof Dante Alighieri ünlü cennet ve cehennem tasvirlerini ve temalarını işleyen upuzun Inferno, Purgatorio ve Paradiso başlıkları altında Canto I, Canto II diye şiirlerden oluşan büyük bir eserin adı.
Divine Comedy - İngilizce'ye çevrilmiş haliyle:
www.italianstudies.org/comedy/index.htm
Türkçe olan web sayfasnı bilen varsa lütfen aktarsın.
Liberal serbest ekonomiden yana olan kimseye denir. Libral felsefe yani serbestlik yanlısı felsefe fransadan çıkan 'Bırakın yapsınlar, bırakın geçsinler' felsefesine dayanır. Yani devletin serbest piyasaya karışmaması 'laissez faire' (bırakın yapsınlar) felsefesini güder. Bu açıdan kapitalizm'in törpülenmiş hali diyebiliriz.
John Locke gibi isimlerin temelini attığı bu felsefe insanların doğuştan bilgilere sahip olmadığını, ancak kötüden iyeye rehber olan duyguların doğuştan geldiğine inanılırdı. İnsan kendi zevklerine önem verir, doğası gereği rekabetçi ve çıkarcıdır, bunlar milli çıkar olarak topluma yansır, işte bunun akışını sağlamak ya da doğallığına bırakmak ancak serbestlikle olur, belli tarihsel süreçlerden sonra da insanı refaha ulaştırlacağına inanılır. Tabi belki yanlış anlamışta olabilirim...
'Liberal felsefe bireye güvenir, bireye inanır, bireyi özgür kılar, bireyi kayıt altına almaz, bireyden kuşkulanmaz, bireyden korkmaz! Dolayısıyla, öngörülen sistemde birey siyasi, idari, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda doğrudan söz sahibi olacak, inisiyatifini kullanabilecektir.' - Liberal Demokrat Parti
Prof.Dr.Coşkun Can Aktan'ın Liberal Felsefe ve Demokrasi Üzerine Yazıları:
www.canaktan.org/canaktan_personal/canaktan-arastirmalari/liberal-demokrasi.htm