Kültür Sanat Edebiyat Şiir

la divina commedia / ilahi komedya sizce ne demek, la divina commedia / ilahi komedya size neyi çağrıştırıyor?

la divina commedia / ilahi komedya terimi Ger tarafından 01.07.2003 tarihinde eklendi

  • Azize Suat
    Azize Suat 16.12.2017 - 01:04

    Durgun, dingin bir havuzdaki balıklar, nasıl dışarıdan gelen her şeye yönelirse yem niyetine, binden çok ışığın üstümüze geldiğini gördüm ben de, şöyle demekteydi her biri:
    “İşte sevgimizi çoğaltacak kişi.”
    Ve her biri bize doğru geldikçe, sevince boğuluyordu, gölge yaydığı göz kamaştıran ışınların içinde.

  • Serpıl Arıstolao
    Serpıl Arıstolao 04.04.2007 - 15:04

    benzeri bir ruyayi bende gordum. Bence olum ve sonrasinda neler ile karsilasabilecegimize bir ornek ve o bu ornegi oyle edebi bir uslupla anlatmiski bence sadece bir eser olmaktan daha cok sey ifade ediyor.

  • Hamza Ressam
    Hamza Ressam 10.09.2005 - 17:44

    muhteşem bi baş yapıt bence mutlaka okunmalı...tabi onu okuduktan sonra da kötü ruhu okumanızı tavsiye ederim manyak bi kitap...ikisi birbiriyle bağlantılı...
    mutlaka okuyun mutlaka

  • Güney
    Güney 02.05.2004 - 18:22

    İlahi komedya bir din kitabı yazma denemesiyle başlamıştır.Dante'nin ilk amacı bir din kitabı yazmaktı,ama diğerleri gibi yani bir kutsal kitabı yazmaya çalıştı.Şimdi bildiğimiz incil,kuran gibi birşey.
    Başlar başlamaz fark etti ki insan diğerlerini kandırmamalı,kısa hayatımızı bilinmeyenler üzerine kurmamalı.Bildiğimiz kavramlar,erdemler bize yeter.Doğal olarak aklı başında bir insan gibi hikayesinin aralarına kutsallıkdan uzak şeyler sıkıştırmaya başladı,e gerek de yoktu zaten! Tanrı eğer varsa ve insanları cezalandıracaksa bu anlattığı ve uydurduğu cezalarda gerçekden yeterliydi!
    ne gerek var o zaman tanrıya ve peygambere sonucunu çıkaracaktı insanlar onun tahminince kitabından.
    Öyle olmadı...
    işte bir insan peygamberde ilan etmedi kendini, allahın oğluda.
    Velhasıl kelam bir kitap yazdı ve bu kitap günahlardan,cehennemden,iyiliklerden ve bunların ödüllerinden bahsetti işte.
    Ey insanlar bunlardan bazı bölümler ezberleyin ve her gün veya her pazar gidip belirli yerlerde belirli hareketler yaparak bunları okuyun demedi!
    Dememeliydi zaten.
    Doğruyu yaptı.Doğrusu insanları yetiştirin yontmayın!
    İŞte anlamı budur arkadaşlar İlahi Komedya'nın.
    Görenlere...

  • Cay Keyfi
    Cay Keyfi 11.01.2004 - 21:51

    Dante, olacaktı...
    Gafletin böylesi....
    Sınavlar çarptı herhalde beni

  • Cay Keyfi
    Cay Keyfi 11.01.2004 - 19:39

    Bazı kısımlarda yazının 'Ne' ifadesi anlamsız bir şekilde kullanılmıştır. Yoğun bir çalışma ortamının getirmiş olduğu dikkat kaybı...

  • Cay Keyfi
    Cay Keyfi 11.01.2004 - 19:28

    Kitabında bahsedeyim ben sizlere biraz. Kitap Avrupa tarihi için büyük önem arz eder.Kısaca İlahi komedya’ dan bahsediyorum. Kitap yazarımız sürgüne gönderildikten sonra yazılmaya başlanır. Ve yazar şöyle der: “ İnsan için en acı şey, sefalet günlerinde zenginlik anlarını hatırlamaktır”
    Yazar, ortaokul çağında iken komşu kızıyla evlenir. Yazarımız her ne kadar Ortaçağ zihniyetine sahipse de bir yandan da Rönesans ‘a ait olan insan tipini oluşmasına ön ayak olurlar. Homeros Latin dönemi için ne ise, Nietzche’ de Avrupa’nın Ortaçağ’ı için odur. Nietzche ömrü boyunca sevdiği bir tek kız vardır. Bu kızı ilk sekiz yaşında görür(Beatrica) . İkinci kez 18 yaşında görür sevdiği bu kızı.(Beatrica) Bu kızın diğer kızlardan farklı bir güzelliği vardır. Bunu size nasıl anlatsam bilmiyorum ama günümüzden örnek verebiliriz. Günümüzde artık kadın güzelliği boyalarla,süslemelerle bezenmiş durumda. Kadın klasikleşmiş bir kalıba girmiş. O zamanın kadını da kendine göre bir kalıba bürünmüş. Ne, aşık olduğu kız tamamen doğal bir güzelliğe sahiptir diyebiliriz.
    Ne, siyasi çekişmeler yüzünden, ülkesinden sürgün edilir. Ve artık İlahi komedyanın yazılma zamanı gelmiştir.
    Özellikle üzerinde durulan kısım Cennet, Cehennem ve Araf kısımlarıdır.
    Yazar, teknik olarak Hz.Muhammet’in Miraç olayından etkilenmiştir. Hz. Muhammet (s.a.v) yazarı sadece bu konuda etkiler. O’ da eserini öte dünyaya yolculuk olarak adlandırır.
    Aslında eserin ilk adı Komedya’dır. Bu gülünç manasına gelen komedya değil. Birde bunun kullanım alanının farklı olduğu sosyal içerikli kullanımı vardır.
    Eser, dönemin bütün sosyal olaylarını, kişilerini içerir. Bu anlatımlardan sonra eser, Cehennem kısmına gelir. Cehennem kısmına sürekli azap çekmekte olan insanlar vardır. Bu insanlar yandıklarında değil Allah’ın rızasını kaybettiklerinden ağlamaktadırlar. Cehennem bir arınma yeridir. Nietzche’ye burada kılavuzluk eden kişi Virgiliıus’tur. Virgilius aklı temsil eder. Rönesans’ın eski dönemleri incelediği burada ortaya çıkar. Cehennem bir arınma yeri demiştik. Zina eden insanlar bir ağaç kavuğuna sıkışmış oldukları halde, rızayı kaybettikleri için sızlanmaktadırlar. Cehennem yolculuğunda Nietzche’yi koruyan bir görünmez güçte vardır.

    Cehennem kısmından sonra Araf kısmı gelir önümüze, Burada Cehennemden çıkanları taze bir çimen kokusu karşılar. Artık insanlar günahlarının birçoğundan arınmışlardır. Burada da bir bekleme süresi vardır. Burada da nefsin terbiye kısmı yer alır. Örneğin şişman bir adam yemek istediği şeylere ulaşamaz bir türlü burada. Böylece nefsi terbiye edilir.
    Cehennem kısmında Nietzche’nin eleştirildiği çeşitli kısımlar vardır. İslam aleminin büyüklerinin orada olması doğu kültürü için tepki olusturabilmekte. Fakat bunun yanında Nietzche, kendini sürgüne gönderme konusunda adı karışan herkesi ayırt etmeksizin Cehenneme koymuştur. Ama bunun yanına kötü bir kadın odluğu herkes tarafından binle bir kadın Cennet’tedir.
    Bir diğer konu O’na kılavuzluk eden, Virgilius’ta Cehennem’dedir. Çünkü O, Hristiyanlık gelmeden önce yaşamıştır. Ve Hristiyanlık gelmeden önce yaşayan bütün bilinen ünlüler Cehennemde yerini almıştır.
    Seyahat sırasında yolumuz en son Cennet’e düşer. Virgilius kapıya kadar O’na eşlik etmiştir ama bundan sonra Cennet’e giremez. Bunun iki nedeni vardır. Başta söylediğimiz gibi Nietzche’nin koyu dini inançları devam ediyor ve Virgilius bir Hristiyan değil. Bu yüzden Cennetê giremez. İkincisi ise, Virgilius aklı temsil ettiği için Cennet’e giremez. Çünkü yücelere ulaşmak için kalp gereklidir. İman, kalpte anlam bulur.
    Kapıda Nietzche’yi çocukluk aşkı karşılar. En son O’nu 18 yaşında görmüştür. O kadın şimdi olgun bir kadın olarakkarşısında durur. Nietzche ‘ de sevdiği asla 18 yaşında kalmamıştır. Gerçek hayatta genç bir yaşta ölen sevdiği O’nu Cennet kapısında karşılar. Nietzche başkasıyla evliliğinden gerçek sağlıklı ilişkiyi ilk sevgilisi öldükten sonra kurabilmiştir. Kadın olgunlaşmış 37yaşlarına gelmiştir Cennet kapısında. Nietzche O’ nu muhayyilesinde daima yaşatmış ve 35 yaşına kadar getirmiştir.
    Kitap kısaca böyle. İlk adı komedya iken, ötelere yolculuk içeriği olduğu için, İlahi ismi daha sonra konulmuştur.
    Kitabın bir diğer özelliği millet olma sürecinde olan bir toplumun dilsel birlikteliği sağlaması bakımından büyük önem taşır. Hatta bu eser ve Nietzche için milletinin bağımsızlığı için mücadele eden bir General kadar önemli bir şahsiyettir.
    Ortaçağ zihniyetine sahip olsa da Rönesans kültürü ve insanına zemin hazırlamıştır.

  • Zeynel Celik
    Zeynel Celik 23.12.2003 - 20:11

    'El Mearri' adlı kişinin yazdığı 'Risatü'l gufran' adlı bir yapıtın varlığından haberdar değilim; doğal olarak içeriğinden de. İnternette aradım. Kayda değer bir şey bulamadım. 'İlahi Komedya'nın çalıntı olduğunu öne süren kişiden, iddiasını kanıtlamasını rica ediyorum.

    Gündüz Vassaf'ın 7 Aralık 2003 tarihli Radikal gazetesi'nde yer alan yazısında değindiği gibi, İlahi Komedya ile Miraçname adlı eser arasında benzerlikler bulunuyor. Gündüz Vassaf'ın yazısındaki bir hataya dikkat çekerek, yazısını aşağıya alıntılıyorum. Vassaf, 'cehennemin yedi katının dehşetini' diye yazıyor; oysa ki İlahi Komedya'da Cehennem tam 34 katmandan, Araf ile Cennet ise toplam 33 katmandan oluşmaktadır.

    İşte Gündüz Vassaf'ın yazısı:

    Türkiye'de İslam

    'İlahi Komedya' İtalyan yazarı Dante'nin en ünlü eseri. Kitap, yazarın 1300 yılında Paskalya'dan bir hafta önceki cuma günü Hatalar Ormanı'nda kaybolmasıyla başlar. Yolda Virgil'in ruhuyla karşılaşan Dante, onun eşliğinde dünyanın derinliklerine inip cehennemin yedi katının dehşetini gördükten sonra Araf'a, oradan da hiçbir zaman kavuşamadığı sevgilisi Beatrice'in eşliğinde, cennette Tanrı'nın huzuruna çıkar. Türkçeye
    birkaç kez çevrilen bu eser çoğumuzun kitaplığında olmasa bile genel kültürümüzün bir parçası.
    Dünya kültürü, geriye doğru çevirdikçe sayfaları çoğalan bir kitap gibi. Herhangi bir sayfayı açtığımızda ilk kez tanıştıklarımızın 'akrabaları' önceki sayfaları karıştırırsak teker teker karşımıza çıkabiliyor. Ancak kültürü yerelleştirme eğilimlerinin sonucu genellikle kendi sayfamızda çakılı kalıyoruz.
    Karganın tilkiyi nasıl aldattığını La Fontain'in 17. yüzyılda Fransa'da yazdığı masallarından biliriz. Oysa kurnaz karga tilkiyi milattan 300 yıl önce Frigyalı köle Azop'un masallarında da alt eder. Romalı Ovid'in de anlattığı bu masallar, daha da öteye, 1000 yıl öncesi Uzakdoğu ve Mısır'a kadar gider. Bugün Yunanistan'da bir çocuk, ilk kez 'Karageorgis' ile karşılaştığında onun çok önceden beri İstanbul'da 'Karagöz' olarak yaşadığını ve de aslında bu gölge tiyatrosunun köklerinin Hindistan'a dayandığını bilmez.
    Dünyada çoğumuz Karagöz'ü tanımayan Atinalı çocuk gibiyiz. Ortak bir geçmişi bilmememizin nedenleri inkârdan cahilliğe kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
    Dante'nin, 'İlahi Komedya'yı yazdığında, onun bir benzeri olan
    'Miraçname'yi bilip bilmediği tartışma konusu. Yoksa bu ünlü İslam eserinin onun yaşadığı dönemde Avrupa'da tanındığı, Dante kitabını yazmadan 50 küsur yıl önce, Latince ve Fransızcaya çevrildiği biliniyor. Tartışma konusu olmayansa Türkiye'de 'okuryazar' ya da aydın bilinenlerin belki de yüzde 99'undan fazlasının yazılışından 1000 yıl sonra
    'Miraçname'nin adını bile duymadığı!
    Türkiye'de kaç kişi Muhammed'in, kadın suratlı deve kuyruklu atı Burak'ın sırtında, cennet ve cehenneme yolculuğunu resmeden bu kitabı bilir ki? Her biri diğerinden 50 bin yıl uzakta, her biri dünya büyüklüğünde 700 bin çadırlı cennet tasvirlerinin, çıkarları uğruna dindar gözükenlerin cehennemde çektiklerinin, Muhammed'in İsa ve Musa'yla tanışması ve Musa'nın Muhammed'e dediklerinin, kapkara zebanilerle Karadeniz kıyısındaki meleklerin, Muhammed'in cennet ve cehennemde serüvenlerinin edebi değerini takdir etme olanağından sivil toplumumuz ne kadar da uzak. Üstelik ilk Arapça yazılan bu kitabın bir nüshası da 15. yüzyılda Uygur alfabesiyle Türkçe yazılmış. Ya da Muhammed'in süt kardeşi de olan amcasının 1001 Gece Masalları çekiciliğinde serüvenlerini birbirinden çarpıcı resimlerle anlatan 'Hamzaname'yi acaba kaçımız biliyoruz. Keza İslam kültürüne özgü müzik, halı, çini, mimari?
    Türkiye geçmişine sırtını çeviren genç cumhuriyetlik yıllarını çoktan geride bırakmış olmalıydı.
    Bugün yaptığımız gibi dini ibadetin ya da siyasetin bir unsuru olarak tanımakla yetinip, kültürüne uzak kalmak, Türkiye gibi ender ülkelere özgü bir konum. İslam'a, ibadetten ve siyasetten apayrı bir gözle bakmak henüz Türkiye'nin tadına varmaktan uzak olduğu bir uygarlık anlayışı. Bu sığ görüş sonucu İslam kültürü ile laiklik, modernite ile Doğu zıt kutuplarda algılanabiliyor. Hal böyle olunca parlak düşünceli yabancılar ve onların yerli taklitçileri bu ülkenin kimliğine yaftalar yakıştırabiliyor. Bunun son örneği, sanki demokrasinin çeşitleri olabilirmiş gibi, Washington'ın Türkiye'ye birdenbire İslam demokrasisi tabirini yakıştırması ve kimi fırsatçı çevrelerin bunu hepimiz adına kimlik edinmesine seyirci kalmamız.
    Kültürel boşluğumuzu ya da bocalamamızı siyasi bir aitlikle doldurmaya çalışmanın gafleti içinde değil miyiz? Din üzerine kurulan siyasetinse dini teröre kapı aralaması kaçınılmaz değil mi?

  • Zeynel Celik
    Zeynel Celik 23.12.2003 - 18:32

    Kokytos bir baştan bir başa buz kesiyordu.
    O altı gözüyle birlikte ağlıyordu,
    üç çeneye gözyaşlarıyla kanlı salyalar akıyordu.
    Her ağızda dişler bir günahkar öğütüyordu
    bir değirmen gibi, böylece aynı anda
    üç günahkar birden işkence görüyordu.
    Öndeki günahkarı öyle tırmalıyordu ki,
    kimi kez sırtında hiç deri kalmıyordu,
    ısırma, solda sıfır kalırdı bunun yanında.
    'En büyük cezaya çarptırılan,
    şu yukardaki ruh' dedi, ustam, 'İskaryot Yahuda;
    başı ağzın içinde, çırpınan ayaklar boşlukta.
    Baş aşağı duran iki ruhtan,
    kara yüzden sarkanı Brutus,
    gördüğün gibi, kıvranmakta hiç ağzını açmadan!
    İri kıyım öteki Cassius.
    Gece oluyor artık, gitme zamanı geldi,
    Gördük sayılır her şeyi.

    İlahi Komedya, çeviren: Rekin Teksoy, s.279.280, İstanbul, 2001.

  • Boran
    Boran 09.12.2003 - 18:11

    İlahi komedya Meşhur arap filozofu el-Mearri'nin 'risaletü'l-gufran' adlı eserinden esinlenmiştir. Bunun en önemli delili ise; Hristiyan teolojisinde İslamda olduğu gibi 'araf' düşüncesi olmadığı halde 'İlahi komedyada' bu düşünceye yerverilmiştir. Yani yarı amatör bir intihaldir.

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu 10.07.2003 - 16:07

    Ünlü İtalyan filozof Dante Alighieri ünlü cennet ve cehennem tasvirlerini ve temalarını işleyen upuzun Inferno, Purgatorio ve Paradiso başlıkları altında Canto I, Canto II diye şiirlerden oluşan büyük bir eserin adı.

    Divine Comedy - İngilizce'ye çevrilmiş haliyle:
    www.italianstudies.org/comedy/index.htm

    Türkçe olan web sayfasnı bilen varsa lütfen aktarsın.