Atatürk putlaştırılmaya çalışılan bir lider. Eğer dindar kesim tarafından Atatürk'ü din düşmanı ya da dışlamaya benzer hareketler yapılırsa sadece onu putlaştırmaya çalışanlara daha çok malzeme olur.
Kendi ağzıdan söyledikleri elimden geldiğince aktarmaya çalıştım. Çok imanlı bir müslüman olduğunu değil, dine önem veren bir lider olduğunu anlatmaya çalıştım. Eğer bunları göz ardı edip, onu komunist, mason, ateist gibi etiketler yapıştırmaya çalışan kendini bilmezlere bırakacaksak vay halimize...
Hilafeti yıkması, içkisi, istiklal mahkemeleri gibi konular da açılır ama bunlar sadece bazı gerçekleri alıp sinsice mezar kazmaktan ileri gitmez. Dönemin getirdiği zorunluluklara bakarak, her uçtan radikalcılarla karşı savaşırken kurunun yanında yaş bile götürmüş olsa bile, her düşünce için açık kapı bırakan bir insanın hele hele yanı başında bile Kuran'ı eksik etmeyen, ülkemizin cihadına liderlik yapmış bir türk liderinin lekelenmesine ne bir Türk olarak ne de dindar bir insan olarak gönlüm el vermez...
karşımızdakilere yutumayacağı lokmalar veriyoruz: Bundan dolayı buradaki yazılar daha önce silinmişti, yine silinir.
İnsanın giyinişi sadece namus ya da soğuğa-sıcağa karşı korunma değil, bir çeşit kimlik yerine geçtiğinden de korunmadır. Bu konuda isyankarım, şu ülkedenim, şu kültürdenim, su işte çalışıyorum, iş adamıyım, özel bir yere gidiyorum, metalciyim, dindarım, modernim, entellektüelim diye dolu dışarıya mesaj verilir. Bunu kafasına takmayanlarda bir şekilde giyinişiyle dışarıya mesaj verir. O yüzden daha önce bahsedilen korunma nedenlerine artı olarak, bir kişi sakalını ya da başörtüsünü kimliğini bildirmek amacıyla da kullanablir, istemeyen de kullanmayabilir.
Saç, göz, ayak gibi yerlerimiz direk mahrem yerlerimize girmediğinden isteyen kapatır isteyen kapatmaz, bu kişinin seçimine kalmıştır. Bu seçimi bir kişinin elinden almak ya da yıldırma girişimlerine girişmek insanlığa yakışmaz, insanlığa yakışmayansa çoğu temel düşünceye zaten sığmaz. Hele bir şeyi savunurken kişinin takındığı edep, hem kendisinin hem de savunduğu düşüncenin kalitesini artırır, edepsizlikse azaltır, o yüzden dikkatli yazmak en güzelidir.
Karpuzun kabuğuna bakıp onu çöpe atmak gibi insanlara bakıp savundukaları düşünceyi inafaz etmek de çok yersiz. Oruç başlığının altında olduğu gib, şu müslümanlar böyle, şu baş örtülüler şöyle diyerek, ayıb listesi yapmak savunulan konuyu asla çürütmez, aksine bunu söyleyenin ne kadar dar bir bakış açısı olduğunu ispatlar. Müslüman olan melektir ya da müslüman olmayan şeytandır şartı nerede var. Müslüman olan iyi değil, ahlaklı (iyi huylu (karakterli)) olan iyi müslüman olur.
Hele özgürlükten bahseden bir kişi kafasına yatmadığı bir konunun serbestliği için destekleyici konuşur. Sırf kendisine ters geliyor diye bir konuyu dinamitlemesi ego tatmininden ileriye gitmez.
Toplumca şu kabul edilmesi gerekir, en asgari şekilde bir örtünme olması gerekir. Yoksa zaten çıplak sokakta koşuşmak normal sayılırdı. Bugün ahlak açısından çöküntü içine giren ülkemiz baş örtüsüne odaklanmış durumda. Pornografi sanat gibi etrafta yutturulurken, poşet poşet (özel yerlede değil) mahallenin bayisinde bile satılırken, baş örtülü ya da sakallı ÖĞRENCİLER üniversiteye sokulmuyor.
Bu kadar mı alçaldık, bu kadar ruhumuzu batıla sattık. Baş örtülü ya da değil diye bu kadar ayırmamı girdik. Buna istenildiği kadar bilimsel ya da sosyal kılıflar uydurulsun, bunu en başta gönül kabul etmiyor. Eğer karşılıklı anlayışı sağlayacak uzun dönemli çözümlere gidilmesse birileri hep ensemize vurup ağzımızdaki lokmayı almaya devam edecek.
annem metal müziğine heavy metal ya da metal diyemezdi hep metallica derdi hala da öyle. Bu herhalde kısa isimleri uzatarak söyleme hastalığından geliyor.
Kelime hatalarımı hoş görürseniz, bir önceki yazıma zaman zaman eklemelerde bulunmak istiyorum.
Mesela kapanma konusunun tartışılması Türban değil, Tesettür altında olması lazım. Türban veya baş örtüsü örtünme konusuyla alınmazsa anlamını yitirir. Çünkü bir köpeğin kuyruğunu kovalaması gibi bir dönenceye girilirr. Konu örtünmedir, örtünme de gizlemedir. Yani isterse mayo başlığı olsun yine örtünme yani bir yerini gizleme ihtiyacı olduğunu gösterir.
İnsan nerde ve nasıl yetişmisse ona göre dayanma gücü vardır. Mesela klima insanı rahatlatır ama Afganistan'da olduğu gibi hayatında klima görmemiş bir amca için işkence aleti gibi görünebilir. Eninde sonunda suç işleyen biri bile toplumdaki bozulmanı kurbanı olabilir. Yani haksızlığa uğramayan kim var acaba merak ederim hep.
Bosana Hersek, Somali, Çeçenistan, FİLİSTİN, Irak, Afganistan ve daha niceleri çağımızın katliamlarıdır ama küçük adalardan tutun insanın olduğu her kara parçası nasibini almıştır. Hatta sadece insan değil canlı cansız insan çoğu şeyi katletmiştir.
Katliamın bir kurbanı vardır, o da katliamı yapan insandır.
1000 yıllık kayıp tarihi -> müslümanlığın, günümüzün bilim, sanat, teknoloji ve medeniyetine katkılarını ve bu etkileşimli zamanda müslümanların vasiyetini keşfetmeniz dileğiyle.
1000 yıllık kayıp tarihi -> müslümanlığın, günümüzün bilim, sanat, teknoloji ve medeniyetine katkılarını ve bu etkileşimli zamanda müslümanların vasiyetini keşfetmeniz dileğiyle.
Evet, satanizm kedi kesmek ya da saç uzatıp metal muzik dinlemek değildir. Gerçekte Satanizm Şeytan'nın Allah huzurunda gösterdiği cahalliğin insanlara yansımasıdır. Sözde satanizm ise şeytanın gözüne girmeye çalışmak gibi saçmalıklardır.
Malesef şeytan baş kaldırdığı için `'fallen angel'`', ''karanlıkların prensi'', ''cehennemin sahibi'` gibi Tanrı karşısında bir güçmüş gibi gösterilip, Tanrının iyiliği, şeytanın ise kötülüğü sembol ettiğine inanılmıştır. Bu yanlış tanımlamalar şeytanı çok zekiymiş gösterip zamınında enginizasyon mahkemelerinde bilim adamlarını cezalandırmaktan tutun, cadı diye yakmaya kadar gider. Yakın zamanlarda aya ayak basamanın ya da megofonla ezan okumanın şeytanca olduğuna inanmaya kadar büyük bir aldanış içine de girilmiştir.
İslamiyet'te '''hayrın ve şerrin'' Allah'tan geldiğine inanan kişiler bunun böyle olmadığını, esasında Şeytan'ın, Allah'ın insana Kendin'den bir parça verdiğinin anlamını anlamayıp... nardan (ateşten) yaratılmasıyla kibirlenip... çamurdan yaratılmış insandan kendini üstün görüp... cahilliğinden secde etmeyerek ölümsüzlük umuduyla Allah'ın secde emrine karşı gelmiş zavallı bir varlık olduğunu bilirler. Bilirler ki Allah şeytana belli bir zaman vermiştir, bu zaman diliminde Allah'ın elçileri hariç insanın sınama aracı olacaktır. Yani kendi başına buyruk değil, tamamen Allah'ın kudreti içersinde hareket edecektir.
ANCAK şeytan insanın ap açık düşmanıdır bundan dolayı kendisinin esas sembol ettiği her aldanışın temelidir. Allah adıyla bile aldatan bu olgu esasında inasanın dünyada sınanmasıdan başka bir şey değildir.
Şeytan'ın ise Satanizm'le alakası sadece yaptığı cahilliğin aynı şekilde ona inananların gösterdiği aldanışın benzeşmesinden ileri gitmez. Halbuki sözde satanizm ve sözde satanistler, gereçekte, gerçek satanizme ve gerçek şeytanlara karşı yani sömürücü düzene, yobazlığa ve zorla yapılan yaptırımlara karşı çıkmış bir akımdır. Bu akıma kimlik kazandıran '''Anton Szander Lavey''', ''Satanist Bible'' - (Şeytana Tapınma'nın Kutsal Kitabı) okursanız dediğim olguları görürsünüz. Ortada yine hedefini delip geçen bir ok gibi boşa giden bir mücadele vardır. Yani şeytana karşı şavaşta yine şeytana aldanan bir tepki inancının oluşumudur, bu kuyruğunu kovalayan köpeğin durumu gibidir.
Esas şeytanın hikayesinde, ateşten(nardan) yani yaratılışındaki üstünlüğüne aldanıp gösterdiği kibir ile cahilliğinde ısrar etmesininin senoryosu yatar ve art niyetinin dönüp dolaşıp bir gün onu bulması macerası. Bundan dolayı şeytan zekiliği, akıllığı, hinliği sembol etmez. Tam tersine bilgisizliği ve olan bilgilerini de yanlışa kullanmayı ve artı kendini aldatmayı temsil eder. O yüzden vesvese deriz, çünkü kafa karıştırır, şeytan fısıldaması odur ki insan art niyetiyle, mevkisiyle ya da esas gerçekleri görememesiyle, kendini kandırır. Demek ki gerçek şeytana tapan insanlar kendilerine verilen rütbe, mevki, ilm gibi şeylerle kendini üstün görüp, sorumluluklarının ''farkında olmadan'' kötüye kullanlanan ve yaptıklarında her şeye rağmen bu hatalarında ısrar etmeleriyle cahilliklerini ispatlayan kişiler çıkıyor. Bu kişilerden öyle liderler çıkar ki kavramların anlamlarını değiştirip şeytanın ordularına daha çok insan sokup tuzaklarını her yere mayın gibi döşerler. Esasında insan kendi çöplüğünün kralıdır yani kralı olduğu fanustan zindan gibi olan dünyada kendisinden başkasını aldatmaz çünkü şeytana aldanan insan kısıtılıdır ve herşeyi Allah'ın kudreti içersindedir. Bu yüzden takva sahibi şeytanın kurduğu tuzaklara, çukurlara ve mayın tarlaları gibi döşenen kadırmacalara dikkat eder.
Şeytan zaten ne yapsın satanisti, o zaten kendi kuyusunu kazmıştır. Esas şeytan mümin kullarla daha çok uğraşır, çünkü küfre düşmüş insan zaten dünden hazırdır o çukurlara atlamaya. Nasıl insan günahlarını başkalarıyla paylaşmak gibi bir gaflete düşmüşse, şeytan da yanacağı cehenneme sözde insanlardan üstün olduğunu ispatlama düşü ile yandaş toplamaya çalışır ama sonunda şeytanın insan üzerinde hiç bir gücü yoktur çünkü hür irade verilen insan, seçimini Allah değil, kendisi yapmak zorundadır. Sonra kalkıp ''Allah o zaman neden şeytanı yarattı? '' diye kara kara düşünürüz ama zavallı olan şeytanı esasında biz, insanlar boyayıp süsleyip abartmışızdır.
Medyadan ve bozulmuş dinlerden çok yanlış bir şeytan izlenimi veriliyor. Satanizm konusu kişilere daha çekici hale getiriliyor. Malesef müslümanım diyen kişiler bile hala, meleklerin bekçiliğini yaptığı, cehennemin sahabini şeytan sanıyor. Hala dünyada neden kötülükler olduğunu bilmeyen insan suçu Allah'ta arayor. Yanılgı, eksik din eğitimi, bozulmuş dinler, manotonlaşan hayat, kültür emperyalizmi, yobazlıklar, zulümler, kargaşa, bozukluklar, hak dininin bırakılıp hurafelere-bidatlara sarılmalar ve daha nice yanlışlar içersinde olan kaybolmuş ya da kafası karışık nesiller gün geçtikçe daha artıp hayr ve şer arasında ki bağlantıdan iyice uzaklaşıyorlardır. Allah'ın kudretinde olan bu olaylar, ahirette bize delil olacak hayatımızın (yaratılış) nedenini (gerçek anlamını) bir daha gözler önüne sürüyor: 'O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.' (Mülk 2)
Özetlemek gerekirse, ne kadar iyi itfayeci olduğunu göstermek için gizlice yangınlar çıkartan kişiye benzer şeytan. İnsanın dikkatine başka yöne çevirip kılık değiştirerek din, devlet adamı gibi kurtarıcı rollerle kendini ispatlamaya çalışır. Allah'ın halifesi olan insan, şeytanın zannetiği gibi aşağılık ve kadar basit olmadığını ve yaratılmayı, varolmayı, hatta cenneti bile hakettiğini ispatlaması lazımdır... yoksa omuzlarının üstüne çıkartığı, ''kendi düşmanından'' başkası olmaz.
Atatürk putlaştırılmaya çalışılan bir lider. Eğer dindar kesim tarafından Atatürk'ü din düşmanı ya da dışlamaya benzer hareketler yapılırsa sadece onu putlaştırmaya çalışanlara daha çok malzeme olur.
Kendi ağzıdan söyledikleri elimden geldiğince aktarmaya çalıştım. Çok imanlı bir müslüman olduğunu değil, dine önem veren bir lider olduğunu anlatmaya çalıştım. Eğer bunları göz ardı edip, onu komunist, mason, ateist gibi etiketler yapıştırmaya çalışan kendini bilmezlere bırakacaksak vay halimize...
Hilafeti yıkması, içkisi, istiklal mahkemeleri gibi konular da açılır ama bunlar sadece bazı gerçekleri alıp sinsice mezar kazmaktan ileri gitmez. Dönemin getirdiği zorunluluklara bakarak, her uçtan radikalcılarla karşı savaşırken kurunun yanında yaş bile götürmüş olsa bile, her düşünce için açık kapı bırakan bir insanın hele hele yanı başında bile Kuran'ı eksik etmeyen, ülkemizin cihadına liderlik yapmış bir türk liderinin lekelenmesine ne bir Türk olarak ne de dindar bir insan olarak gönlüm el vermez...
karşımızdakilere yutumayacağı lokmalar veriyoruz: Bundan dolayı buradaki yazılar daha önce silinmişti, yine silinir.
İnsanın giyinişi sadece namus ya da soğuğa-sıcağa karşı korunma değil, bir çeşit kimlik yerine geçtiğinden de korunmadır. Bu konuda isyankarım, şu ülkedenim, şu kültürdenim, su işte çalışıyorum, iş adamıyım, özel bir yere gidiyorum, metalciyim, dindarım, modernim, entellektüelim diye dolu dışarıya mesaj verilir. Bunu kafasına takmayanlarda bir şekilde giyinişiyle dışarıya mesaj verir. O yüzden daha önce bahsedilen korunma nedenlerine artı olarak, bir kişi sakalını ya da başörtüsünü kimliğini bildirmek amacıyla da kullanablir, istemeyen de kullanmayabilir.
Saç, göz, ayak gibi yerlerimiz direk mahrem yerlerimize girmediğinden isteyen kapatır isteyen kapatmaz, bu kişinin seçimine kalmıştır. Bu seçimi bir kişinin elinden almak ya da yıldırma girişimlerine girişmek insanlığa yakışmaz, insanlığa yakışmayansa çoğu temel düşünceye zaten sığmaz. Hele bir şeyi savunurken kişinin takındığı edep, hem kendisinin hem de savunduğu düşüncenin kalitesini artırır, edepsizlikse azaltır, o yüzden dikkatli yazmak en güzelidir.
Karpuzun kabuğuna bakıp onu çöpe atmak gibi insanlara bakıp savundukaları düşünceyi inafaz etmek de çok yersiz. Oruç başlığının altında olduğu gib, şu müslümanlar böyle, şu baş örtülüler şöyle diyerek, ayıb listesi yapmak savunulan konuyu asla çürütmez, aksine bunu söyleyenin ne kadar dar bir bakış açısı olduğunu ispatlar. Müslüman olan melektir ya da müslüman olmayan şeytandır şartı nerede var. Müslüman olan iyi değil, ahlaklı (iyi huylu (karakterli)) olan iyi müslüman olur.
Hele özgürlükten bahseden bir kişi kafasına yatmadığı bir konunun serbestliği için destekleyici konuşur. Sırf kendisine ters geliyor diye bir konuyu dinamitlemesi ego tatmininden ileriye gitmez.
Toplumca şu kabul edilmesi gerekir, en asgari şekilde bir örtünme olması gerekir. Yoksa zaten çıplak sokakta koşuşmak normal sayılırdı. Bugün ahlak açısından çöküntü içine giren ülkemiz baş örtüsüne odaklanmış durumda. Pornografi sanat gibi etrafta yutturulurken, poşet poşet (özel yerlede değil) mahallenin bayisinde bile satılırken, baş örtülü ya da sakallı ÖĞRENCİLER üniversiteye sokulmuyor.
Bu kadar mı alçaldık, bu kadar ruhumuzu batıla sattık. Baş örtülü ya da değil diye bu kadar ayırmamı girdik. Buna istenildiği kadar bilimsel ya da sosyal kılıflar uydurulsun, bunu en başta gönül kabul etmiyor. Eğer karşılıklı anlayışı sağlayacak uzun dönemli çözümlere gidilmesse birileri hep ensemize vurup ağzımızdaki lokmayı almaya devam edecek.
annem metal müziğine heavy metal ya da metal diyemezdi hep metallica derdi hala da öyle. Bu herhalde kısa isimleri uzatarak söyleme hastalığından geliyor.
Kelime hatalarımı hoş görürseniz, bir önceki yazıma zaman zaman eklemelerde bulunmak istiyorum.
Mesela kapanma konusunun tartışılması Türban değil, Tesettür altında olması lazım. Türban veya baş örtüsü örtünme konusuyla alınmazsa anlamını yitirir. Çünkü bir köpeğin kuyruğunu kovalaması gibi bir dönenceye girilirr. Konu örtünmedir, örtünme de gizlemedir. Yani isterse mayo başlığı olsun yine örtünme yani bir yerini gizleme ihtiyacı olduğunu gösterir.
.
Nimo codec programından daha etkili, Windows Media Player'da yaşadığım sorunların hepsini halleti...
http://www.3ivx.com/download/index.html
haksızlığa uğramayan var mıdır acep?
İnsan nerde ve nasıl yetişmisse ona göre dayanma gücü vardır. Mesela klima insanı rahatlatır ama Afganistan'da olduğu gibi hayatında klima görmemiş bir amca için işkence aleti gibi görünebilir. Eninde sonunda suç işleyen biri bile toplumdaki bozulmanı kurbanı olabilir. Yani haksızlığa uğramayan kim var acaba merak ederim hep.
Vicitims, are we all?
Bosana Hersek, Somali, Çeçenistan, FİLİSTİN, Irak, Afganistan ve daha niceleri çağımızın katliamlarıdır ama küçük adalardan tutun insanın olduğu her kara parçası nasibini almıştır. Hatta sadece insan değil canlı cansız insan çoğu şeyi katletmiştir.
Katliamın bir kurbanı vardır, o da katliamı yapan insandır.
WHAT GOES AROUND COMES AROUND
www.muslimheritage.com
(İngilizce Sayfa, Türkçesi yapılmaya çalışılıyor)
1000 yıllık kayıp tarihi -> müslümanlığın, günümüzün bilim, sanat, teknoloji ve medeniyetine katkılarını ve bu etkileşimli zamanda müslümanların vasiyetini keşfetmeniz dileğiyle.
www.muslimheritage.com
(İngilizce Sayfa, Türkçesi yapılmaya çalışılıyor)
1000 yıllık kayıp tarihi -> müslümanlığın, günümüzün bilim, sanat, teknoloji ve medeniyetine katkılarını ve bu etkileşimli zamanda müslümanların vasiyetini keşfetmeniz dileğiyle.
ALDANIŞ, KİBİR, CAHİLLİK ve İSYAN
Evet, satanizm kedi kesmek ya da saç uzatıp metal muzik dinlemek değildir. Gerçekte Satanizm Şeytan'nın Allah huzurunda gösterdiği cahalliğin insanlara yansımasıdır. Sözde satanizm ise şeytanın gözüne girmeye çalışmak gibi saçmalıklardır.
Malesef şeytan baş kaldırdığı için `'fallen angel'`', ''karanlıkların prensi'', ''cehennemin sahibi'` gibi Tanrı karşısında bir güçmüş gibi gösterilip, Tanrının iyiliği, şeytanın ise kötülüğü sembol ettiğine inanılmıştır. Bu yanlış tanımlamalar şeytanı çok zekiymiş gösterip zamınında enginizasyon mahkemelerinde bilim adamlarını cezalandırmaktan tutun, cadı diye yakmaya kadar gider. Yakın zamanlarda aya ayak basamanın ya da megofonla ezan okumanın şeytanca olduğuna inanmaya kadar büyük bir aldanış içine de girilmiştir.
İslamiyet'te '''hayrın ve şerrin'' Allah'tan geldiğine inanan kişiler bunun böyle olmadığını, esasında Şeytan'ın, Allah'ın insana Kendin'den bir parça verdiğinin anlamını anlamayıp... nardan (ateşten) yaratılmasıyla kibirlenip... çamurdan yaratılmış insandan kendini üstün görüp... cahilliğinden secde etmeyerek ölümsüzlük umuduyla Allah'ın secde emrine karşı gelmiş zavallı bir varlık olduğunu bilirler. Bilirler ki Allah şeytana belli bir zaman vermiştir, bu zaman diliminde Allah'ın elçileri hariç insanın sınama aracı olacaktır. Yani kendi başına buyruk değil, tamamen Allah'ın kudreti içersinde hareket edecektir.
ANCAK şeytan insanın ap açık düşmanıdır bundan dolayı kendisinin esas sembol ettiği her aldanışın temelidir. Allah adıyla bile aldatan bu olgu esasında inasanın dünyada sınanmasıdan başka bir şey değildir.
Şeytan'ın ise Satanizm'le alakası sadece yaptığı cahilliğin aynı şekilde ona inananların gösterdiği aldanışın benzeşmesinden ileri gitmez. Halbuki sözde satanizm ve sözde satanistler, gereçekte, gerçek satanizme ve gerçek şeytanlara karşı yani sömürücü düzene, yobazlığa ve zorla yapılan yaptırımlara karşı çıkmış bir akımdır. Bu akıma kimlik kazandıran '''Anton Szander Lavey''', ''Satanist Bible'' - (Şeytana Tapınma'nın Kutsal Kitabı) okursanız dediğim olguları görürsünüz. Ortada yine hedefini delip geçen bir ok gibi boşa giden bir mücadele vardır. Yani şeytana karşı şavaşta yine şeytana aldanan bir tepki inancının oluşumudur, bu kuyruğunu kovalayan köpeğin durumu gibidir.
Esas şeytanın hikayesinde, ateşten(nardan) yani yaratılışındaki üstünlüğüne aldanıp gösterdiği kibir ile cahilliğinde ısrar etmesininin senoryosu yatar ve art niyetinin dönüp dolaşıp bir gün onu bulması macerası. Bundan dolayı şeytan zekiliği, akıllığı, hinliği sembol etmez. Tam tersine bilgisizliği ve olan bilgilerini de yanlışa kullanmayı ve artı kendini aldatmayı temsil eder. O yüzden vesvese deriz, çünkü kafa karıştırır, şeytan fısıldaması odur ki insan art niyetiyle, mevkisiyle ya da esas gerçekleri görememesiyle, kendini kandırır. Demek ki gerçek şeytana tapan insanlar kendilerine verilen rütbe, mevki, ilm gibi şeylerle kendini üstün görüp, sorumluluklarının ''farkında olmadan'' kötüye kullanlanan ve yaptıklarında her şeye rağmen bu hatalarında ısrar etmeleriyle cahilliklerini ispatlayan kişiler çıkıyor. Bu kişilerden öyle liderler çıkar ki kavramların anlamlarını değiştirip şeytanın ordularına daha çok insan sokup tuzaklarını her yere mayın gibi döşerler. Esasında insan kendi çöplüğünün kralıdır yani kralı olduğu fanustan zindan gibi olan dünyada kendisinden başkasını aldatmaz çünkü şeytana aldanan insan kısıtılıdır ve herşeyi Allah'ın kudreti içersindedir. Bu yüzden takva sahibi şeytanın kurduğu tuzaklara, çukurlara ve mayın tarlaları gibi döşenen kadırmacalara dikkat eder.
Şeytan zaten ne yapsın satanisti, o zaten kendi kuyusunu kazmıştır. Esas şeytan mümin kullarla daha çok uğraşır, çünkü küfre düşmüş insan zaten dünden hazırdır o çukurlara atlamaya. Nasıl insan günahlarını başkalarıyla paylaşmak gibi bir gaflete düşmüşse, şeytan da yanacağı cehenneme sözde insanlardan üstün olduğunu ispatlama düşü ile yandaş toplamaya çalışır ama sonunda şeytanın insan üzerinde hiç bir gücü yoktur çünkü hür irade verilen insan, seçimini Allah değil, kendisi yapmak zorundadır. Sonra kalkıp ''Allah o zaman neden şeytanı yarattı? '' diye kara kara düşünürüz ama zavallı olan şeytanı esasında biz, insanlar boyayıp süsleyip abartmışızdır.
Medyadan ve bozulmuş dinlerden çok yanlış bir şeytan izlenimi veriliyor. Satanizm konusu kişilere daha çekici hale getiriliyor. Malesef müslümanım diyen kişiler bile hala, meleklerin bekçiliğini yaptığı, cehennemin sahabini şeytan sanıyor. Hala dünyada neden kötülükler olduğunu bilmeyen insan suçu Allah'ta arayor. Yanılgı, eksik din eğitimi, bozulmuş dinler, manotonlaşan hayat, kültür emperyalizmi, yobazlıklar, zulümler, kargaşa, bozukluklar, hak dininin bırakılıp hurafelere-bidatlara sarılmalar ve daha nice yanlışlar içersinde olan kaybolmuş ya da kafası karışık nesiller gün geçtikçe daha artıp hayr ve şer arasında ki bağlantıdan iyice uzaklaşıyorlardır. Allah'ın kudretinde olan bu olaylar, ahirette bize delil olacak hayatımızın (yaratılış) nedenini (gerçek anlamını) bir daha gözler önüne sürüyor: 'O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.' (Mülk 2)
Özetlemek gerekirse, ne kadar iyi itfayeci olduğunu göstermek için gizlice yangınlar çıkartan kişiye benzer şeytan. İnsanın dikkatine başka yöne çevirip kılık değiştirerek din, devlet adamı gibi kurtarıcı rollerle kendini ispatlamaya çalışır. Allah'ın halifesi olan insan, şeytanın zannetiği gibi aşağılık ve kadar basit olmadığını ve yaratılmayı, varolmayı, hatta cenneti bile hakettiğini ispatlaması lazımdır... yoksa omuzlarının üstüne çıkartığı, ''kendi düşmanından'' başkası olmaz.