Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • Alışkanlık28.12.2003 - 11:10

    ''alışmış kudurmuştan beterdir''
    doğru söze başka nedenir ki...

  • hz. adem28.12.2003 - 04:45

    Kadın Eğri Kemikten mi Yaratıldı?

    Bu konuda üç görüş vardır?

    1- Hz. Havva, Hz. Adem'in Kaburga Kemiğinden Yaratıldı: Hz. Havva'nın yaradılışı kur'an-ı Kerim'de şöyle geçer:
    'Ey insanoğlu, sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun'(Nisa Süresi:1) Bu âyet-i celile ve diğer âyet-i kerimelerde Hz. Havva'nın, Hz. Adem'in kaburga kemiğinden yaratıldığına dair hiç bir işaret yoktur.

    Bu konuda kitaplarda şöyle bazı rivatetler vardır: 'Allah, Adem'i uykuya daldırdıktan sonra sol tarafındaki kaburgalardan birini aldı. Bu kaburganın yerini hemen et bürüdü iyileşti. O anda Adem uyandı. Allah bu kaburgadan Havva'yı yaratıncaya kadar uykusundan kalkmadı. Adem uykusundan kalkarak bir tarafında Havva'yı görünce 'Etim, kanım, eşim' dedi.

    Mücahit de şöyle diyor. 'Allah, Adem uykuda iken Havva'yı onun aşağıdaki iki eğe kemiğinden yarattı'.

    Bu rivayetlerin doğruluğunu Allah bilir. Çünkü Tevrat'ta Hz. Havva'nınyaradılışı şöyle anlatılır. 'Ve Rab allah dedi: Adam'ın yalnız olması iyi değildir; kendisine uygun bir yardımcı yapacağım. Ve Rab Allah, Adem'in üzerine derin bir uyku getirdi ve o uyudu, onun kaburga kemiklerinden birini aldı ve yerini otla doldurdu. Ve Rab Allah Adem'den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratıp onu Ademe getirdi. Ve Adem dedi: Şimdi bu benim kemiklerimden kemik ve etimden ettir, bu insandan alındığı için ona 'nisa' ismi verilsin dedi. Ve Adem karısının ismini Havva koydu, çünkü bütün yaşayanların anası oldu.' (Kitab-ı Mukaddes, Tekvin: 2/18-23) Yine Yahudilerin kutsal kitabı Talmud'da şu ayrıntı vardır. ' Havva, Adem'in onüçüncü kaburga kemiğinden yaratıldı.'

    Bu haber Hz. Peygambere ulaşınca kadınların hatası olduğu zaman bağışlanmaları gerektiğini, bedenlerinin nazik ve ruhlarının hassas olduğuna işaret etmekle yorumlamıştır.

    Bundan beşyüz sene öncesine kadar Avrupalılar, Tevrat'ın bu sözüne bakarak erkeğin kaburga kemiklerinin kadınlarınkinden bir eksik sanıyorlardı. Kadınla erkeğin kaburga kemiğinin aynı olduğu ilmen isbat edilince bütün Avrupa şaşırmıştı.

    Bu rivayetleri kitaplarına alan bazı müfessirler, bunların: Tevrattan alınma olduğunu açıklamıştır. İmam Taberi: 'Bu rivayetlerin doğruluğunu Allah bilir,' diyerek bu rivayet hakkındaki şüphesini belirtmiştir. İbn-i İshak da bu konuda şöyle der. 'Hz.Havva'nın, Hz. Adem'in sol kaburga kemiğinden yaratıldığı şeklindeki haber haber, Yahudilerden nakledilmiştir.

    Birinci görüşte olanlar şu hadis şerifleri delil getirmişlerdir. 'Kadınlar hakkında hayır tavsiye ediniz. Çünkü kadın, eğri kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kaburga kemiğinin en eğri tarafı, en üst tyarafıdır. Onu doğrultmaya çalışırsan kırarsın, hali üzerinde bırakırsan öyle kalır.. Kadınlar hakkında hayır tavsiye ediniz' Diğer hadis-i şerifte: 'Kadın eğri kaburga kemiği gibidir. Eğer doğrultmaya kalkışırsan kırarsım Eğer mutlu bir hayat yaşamak istersen o eğriliği ile beraber faydalanırsın.'

    Bu ve benzeri hadisler Hz. Havva'nı kaburga kemiğinden yaratıldığına delil olmaz. Çünkü bu hadisler mecazdır; kadınla iyi geçinmeyi tavsiye eden hadislerdir.

    Buhariyi şerheden merhum Kamil Miras şöyle der: 'Hadis'in bu ifadesiyle kadın cinsinin fıtrat açısından asabi olduğunu ve fıtratı gereği çabuk sinirlenerek eğrilik ve huysuzluk göstermesine işaret olunup erkeklerin kadınlar hakkında hayırlı olmaları emrolunmuştur'.

    Kadının bu yönünü Tıp alimleri de aynı şekilde açıklar. Ord.Prof. Mazhar Osman şöyle der: 'Kadının esas mizacı heyecanlılıktır. Bütün kadınlarda buna rastlanır. Ruh hastalıkları kadınlarda daha çoktur. En vahşi kavimlerden en medeni milletlerin kadınlarınma, medeni terbiye görmüş hanımından eğitimsiz bir köy kızına varıncaya kadar kadınlığın müşterek hisleri vardır. Her kadın ayının yarısını hazırlanma, adet, adetten sonra gayri tabilik, adete yarı hasta olarak geçirir'.

    Birinci görüş, hem Kur'an'a hem de sünnete ters düşer.. Bu görüş tamamne İsrailiyattır. En doğrusunu allah bilir.

    2- Hz. Havva, Hz. Adem'den Yaratılmıştır: Bu görüşte olanlar, Hz. Havva Hz.Adem'den yaratıldı derler, fakat kaburga kemiği gibi, neresinden yaratıldığı konusunda bir şey söylemezler. Çünkü Kur'an ve sünnette böyle bir ayrıntı yoktur.
    'Ey insanlar, sizi tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden bir çok erkek ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun'(Nisa Süresi:1)

    Ayette geçen 'nefis' kelimesi kapalı ve çok geniş anlamı olan bir kelimedir. üzerinde çok ihtilaf vardır. Görüş farklılığı da buradan gelmektedir.

    Nefis;
    1) İnsan, ruh, can, hayat, zat, şahıs
    2) Cins, hakikat, asıl, cevher, madde, insanı oluşturan hakikat, birşeyin tamamı hakikatı demektir.

    Ayette geçen 'nefs' kelimesi, insanruh, zat anlamına gelir görüşünde olanlara göre, bu ayat ve benzeri ayetler, Havva'nın Adem'den yaratıldığına işaret eder. Ancak Havva'nın Adem'den nasıl yaratıldığı, neresinden yaratıldığı konusunda ayrıntılı kesin bilgi Kur'an-ı Kerim ve hadislerde yoktur.

    Ayette geçen 'Tek nefsin' Adem olduğuna dair açık ayet ve hadis yoktur. Bazı müfessirler 'Tek nefis'ten Hz.Adem'in kastedildiğini söylerler.

    İbni abbas şöyle der: 'Kadın erkekten yaratılmıştır. Bu yüzden kadının gözü erkektedir. erkek ise topraktan yaratılmıştır. Bu yüzden erkeğin gözü topraktadır'.

    Elmalı'l ıHamdi Yazır da şöyle der. Tek nefisten murat Hazreti Adem, eşinden murat da Hz.Havva olduğuna dair ittifak ve icma vardır'.

    Bu konuda birkaç ayet daha var:
    ' Allah sizi tek nefisten yarattı. Burası gelip geçici yerdir'(Enam Suresi: 98)
    'Sizi birtek nefisten yaratıp onunla huzura kavuşsun diye eşini aynı nefisten yaratan O'dur.' (Araf Suresi: 189) .
    'Sizi tek nefisten yarattı, sonra ondan eşinizi meydana getirdi.' (Zümer Suresi:30)

    Bu görüşe göre, Kur'an-ı Kerimde Hz.Havva'nın, Hz. Adem'den yaratılmış olduğu bildirilmiştir. Bunun dışında herhangi bir açılama yoktur.

    Biz, Resulullah'ın getirdiği vahye olduğu gibi inanırız. Ne eksiltiriz, ne de çoğaltırız. Cenab-ı Hak ayette 'nefs' kelimesini kapalı olarak zikrediyor, insanları ondan yarattı diyor. Biz de olduğu şekilde buna inanırız. Nasıl, ve ne şekilde, neresinden yaratıldığı konusuna girmeyiniz.

    3- Hz. Havva Topraktan Yaratılmıştır: Cenâb-ı Hak, Havva'ya Adem'i yarattığı gibi maddeden, topraktan yaratmıştır. Kur'an, kadın-erkek ayrımı yapmadan mutlak insanıntopraktan yaratıldığını söyler. Kur'an da bu konuda tam açıklık vardır.

    'Allah sizi çamurdan yarattı' (Enam Suresi: 2)
    'Allah insanı çamurdan yaratmaya başladı.' (Secde Suresi: 7)
    'Biz insanı çamur'un süzülmüşünden yarattık.' (Müminun Suresi: 13)
    'Ben çamurdan bir insan yaratacağım' (Sad Suresi: 71)
    'Biz insanı pişmiş çamurdan, değişmiş cıvık balçıktan yarattık.'(Hicr Suresi: 26)

    Bu ayetlerde görüldüğü gibi Cenab-ı Hak, insanı kadın-erkek tek bir maddeden, topraktan çamurdan yaratmıştır. Kadın ve erkeğin ayrı ayrı maddeden ve ayrı yerlerde yaratıldığını söylemediği gibi ona işaret bile etmemiştir. ancak topraktan nasıl yaratıldığına dair tafsilat vermemektedir. Ancak ruhunun yüce Allah'ın ruhundan bir nafha olduğunu Kur'an-ı Kerim haber vermektedir.
    'Rabbin meleklere demişti ki: Ben balçıktan işlenebilen kara çamurdan bir insan yaratacağım. Onu kılığına koyup ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın.' (Hicr Suresi: (28-29)

    Toprak insan bedeninin başlangıç maddesini oluşturmaktadır. Bütün insanların yaradılışının toprakla ilgili olduğuna Kur'an'da işaret ediliyor:
    'Allah'ı nasıl inkar edersiniz ki, siz ölü idiniz. O sizi diriltti, yine öldürecek, yine diriltecek, sonra O'na döndürüleceksiniz.' (Bakara Suresi: 28)
    Bediuzzaman Said nursi bu ayet-i tefsir ederken der ki: 'İnsanın cesedini teşkil eden zerreler, alemin zerreleri içinde (toprak içinde) cansız, dağınık bir şekilde iken bakarsınız ki, özel bir kanunla, muayyen bir nizam ile intizam altına alarak baba sulbüne gönderir. Baba sülbünde sakin, gizli bir durumda iken, birden bire bölük bölük, muayyen bir nizamla, bir kasd ve hikmet altında ana rahmine intikal eder.
    QAlemin içindeki zerreler, baba sülbüne intikal edince başka suretlere girerler; ana rahminde başka suretlere dönerler. Nutfe de başka durum alırlar, sonra alaka olur, sonra et parçası olur, sonra insan suretine girer. Bu kadar acaib değişimler esnasında zerreler öyle muntazam hareket eder, öyle muayyen dusturlar üzerine cereyan eder ki, sanki bir zerre, alemin zerreleri içinde iken görevlendirilmiş ve Rauf'un gözünde yer alıp görev yapmak üzere yola çıkarılmıştır.'

    Hz.Havva'nın topraktan yaratıldığı ile ilgili bir çok tefsirde şu ibare yer almaktadır. 'Adem'i topraktan yaratmaya kadir olan Allah,Havva'yı da topraktan yaratmaya kadirdir. Durum böyle olunca O'nun Adem'in kaburgasından yaratılmasının faydası nedir'

    Bu araştırmadan sonra kanaatimize göre üçüncü görüş daha sahihtir. En doğrusunu Allah bilir.

    Kaynak:
    Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN

    www.muslimwoman.net/kadin/06.htm
    mitglied.lycos.de/islamdakadin/ genelkultur/kemikten.htm

  • nasreddin hoca28.12.2003 - 03:50

    Nasreddin Hoca vefat etmiş ama fıkraları hala yaşıyor mesela fıkralarına benzer bir hadiseyi basından kısaca aktarayım:

    Nasrettin Hoca paylaşılamıyor:
    Doğup büyüdüğü Eskişehir'in Sivrihisar İlçesi'nden sonra yerleştiği Konya'nın Akşehir İlçesi'nin ardından Kayserililer'in de Nasreddin Hoca'nın hemşehrileri olduğunu iddia etmeleri, Sivrihisarlılar'ın tepkisine neden oldu.
    .....
    (aa)

  • şeyh edebali28.12.2003 - 03:42

    Şeyh Edebali'nin Osman Bey'e nasihati:

    EY OĞUL

    İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar akşam ezanında ölürler.

    Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın.

    Ama; Bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen, sabah rüzgarlarında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını yener.

    Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir.

    Bütün fethedilememiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler ancak senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır.

    Ananı, Atanı say, bereket büyüklerle beraberdir.

    Bu dünyada inancını kaybedersen yeşilken çorak olur, çöllere dönersin.

    Açık sözlü ol. Her sözü üstüne alma. Gördün söyleme, bildin bilme

    sevildiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz.

    Üç kişiye acı:

    Cahiller arasındaki alime,

    Zenginken fakir düşene,

    Hatırlı iken itibarını kaybedene,

    Unutma ki! yüksekte yer tutanlar, Aşağıdakiler kadar emniyetli değildir.

    Haklı olduğunda mücadeleden korkma. Bilesin ki! atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler...

  • bediüzzaman said nursi28.12.2003 - 00:40

    elimizdekilerin değerini bilelim, böyle insanlar kolay kolay yetişmez...

  • islamiyet27.12.2003 - 13:01

    Fransız İmparatoru Napoléon şöyle diyor:

    “'Allah’ın varlığını ve birliğini, Musa kendi milletine, İsa Romalılara, fakat Muhammed (aleyhisselam) bütün eski dünyaya bildirdi. Arabistan tamamiyle putperest olmuştu. İsa’dan altı asır sonra Muhammed (aleyhisselam) kendisinden evvel gelmiş olan İbrahim, İsmail, Musa ve İsa’nın (aleyhimüsselam) Allahını Araplara tanıttı. Arapların yanına sokulan Aryenler, hakiki İsa dinini bozarak onlara Allah, Allah’ın oğlu, Ruhulkudüs gibi, kimsenin anlayamayacağı akideleri yaymaya çalışıyor, şarkın sulh ve huzurunu tamamen bozuyorlardı. Muhammed (aleyhisselam) onlara doğru yolu gösterdi. Araplara yalnız bir tek Allah olduğunu, O’nun ne babası ne de oğlu bulunmadığını, böyle birkaç Allaha tapmanın puta tapmaktan kalan saçma bir adet olduğunu anlattı.”'

    (Moses has revealed the existence of God to his nation, Jesus Christ to the Roman world, Muhammed [peace be upon him] to the old continent…

    Arabia was idolatrous when, six centuries after Jesus, Muhammed [pbuh] introduced the worship of the God of Abraham, of Ishmael, of Moses and of Jesus [peace be with them]. The ayrians and some other sects had disturbed the tranquillity of the East by agitating the question of the nature of the Father, the Son, and the Holy Ghost. Muhammed [peace be upon him] declared that there was none but One God Who had no father, no son, and that the Trinity imported the idea of idolatry…

    I hope the time is not far off when I shall be able to unite all the wise and educated men of all the countries and establish a uniform regime based on the principles of the Qur'an which alone are true and which alone can lead men to happiness)

    'Bonaparte et l'Islam' by Cherfils, Paris: France, pp.105-125
    'Napoleon And Islam' by C. Cherfils. ISBN: 967-61-0898-7

  • blind guardian26.12.2003 - 10:56

    1985'de kurulmuş Alman Fantasy Metal grubu. Daha çok haevy, speed ve thrash metal, bombastic progressive rock gibi türleri ile kılıç, büyü gibi temaları işleyerek Fantasy Metal muziği akımının babalarından sayılırlar.

    Blind Guuardian denilince akla tabi ki J. R. R. Tolkien yani Middle Earth gelir. Şarkı isimlerinden, sözlerine kadar Tolkien'ın eserleri yatarken LOTR filminin müziklerinde olmayışıi çok üzücü.

    Vokal- Hansi Kürsch 1966
    Gitar - Andre Olbrich 1967
    Gitar - Marcus Siepen 1968
    Davul - Thomen Stauch 1970

    Albümleri:

    Battalions of Fear 1988
    Follow the Blind 1989
    Tales from the Twilight World 1991
    Somewhere Far Beyond 1992
    Tokyo Tales 1993
    Imaginations from the Other Side 1995
    The Forgotten Tales 1996
    Nightfall in Middle-Earth 1998
    A Night at the Opera 2002
    Live 2003

    Resmi web sayfası:
    www.blind-guardian.com

  • terörizm26.12.2003 - 10:34

    İlkel bir silah ama SSCB'nin yıkılmasından sonra çoğu Ülkelerin kendine uygun düştüğü yerde kullanmak için geliştirdiği ve her gün yeni yeni türlerini gördüğümüz yıldırma, cana kıyma ve malı yakıp yıkma, korkutma, tedhiş gibi politikaların sanatı.

  • terörizm26.12.2003 - 10:33

    terörün bir yüzü vardır ama binlerce de maskesi

  • hz.muhammed26.12.2003 - 09:40

    'Ben şu kanaate vardım ki, İslamiyetin süratle yayılması, kılıç yüzünden olmamıştır. Aksine her şeyden evvel sadeliği, mantıki olması ve Peygamberinin büyük tevazuu (alçak gönüllülüğü) , sözünü daima tutması, yakınlarına ve Müslüman olan herkese karşı sonsuz bağlılığı yüzünden İslam dini birçok insanlar tarafından seve seve kabul edilmiştir.”'

    (I became more than ever convinced that it was not the sword that won a place for Islam in those days in the scheme of life. It was the rigid simplicity, the utter self-effacement of the Prophet the scrupulous regard for pledges, his intense devotion to his friends and followers, his intrepidity, his fearlessness, his absolute trust in God and in his own mission.)

    Mahatma Gandhi 1924