İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden biri iman, diğeri ise ahlaktır. Ahlak medeniyetin tekniğidir ve ahlaksız bir medeniyet mümkün olmamaktadır. Ahlakî ve dinî prensipleri hiçe sayan bir anlayış elinde bilim büyük felaket ve kötülüklere sebep olabilir. Bugün nükleer savaşlar, global ısınma, ozon tabakasının delinmesi ve bütün bu çevre kirliliği, yani XX. asrın felaketleri, metafizik ve ahlakî prensipleri düstur edinmeyen bilimin neticesidir. Bilim kendi kendini sınırlandıramamaktadır. Sınırlarını din çizmeli ve din ona kılavuzluk etmelidir. Aksi halde insanlığı büyük felaketler beklemektedir.” (Dr. Adnan Aslan, Bilim Yorum Sanal Dergi, www.yeniarayislar.com)
'9 rakam ve bu yeni sembol ile tüm işlemleri yapmak mümkündü' diyen Harezmi sıfırın gerçek kaşifidir
Ahmet El-Faruki: İmam Rabbani (K.S.) Hazretleri, asırların az yetiştirdiği müstesna alimlerden, kamil ve mükemmel mürşidlerden birisidir
Din, dil, astronomi, matematik ve botanik ile ilgili 20 den fazla eseri olan Al Dinawari
Türk denizciliğine en parlak devrini yaşatan Bir çok zafer kazanan Barbaros, Avrupa'da nam salan Barbaros Hayreddin Paşa, alim ve cesur bir komutandı...
Avrupalılardan üç asır önce küçük kan dolaşımını keşfeden müslüman bilgin İbn-i Nefis
Newton’dan önce diferansiyel hesabını keşfeden, cebir ilmini geometriye ilk uygulayan, dünyanın çapını ve iki meridyen arasını doğru olarak hesaplayan müslüman bilgin Sabit Bin Kurra
Piri Reis XVI. yy'da en büyük coğrafya bilgini kabul edilmektedir. Büyük eseri 'Kitab-ı Buhriyye (Denizcilik Kitabı) ', yüzlerce harita ve kroki ile zenginleştirilmiştir.
Cebirin gelişmesinde ve Fibonacci'nin kitablarının oluşmasında da temel rol oynayan hesap makinası lakaplı Ebu Kamil Suca
Uluğ Bey dünyaca ünlü Türk matematikçisi ve astronomi bilgini olan hükümdardır
Tâbiînin büyüklerinden. Zâhid, muhaddis, fakîh ve müfessir Hasan Basri
Hasan Çelebi (Evliya Çelebi) bir kültür hazinesi olarak “Seyahatname” isimli eserini yazan ünlü gezginimiz.
When speaking of Ottoman architecture, the most important person in Turkish history is Mimar Sinan The Architect
Yaklaşık 900 sene önce yaşamış olan en büyük İslam alim ve mutasavvıflarından İmam Gazali...
Harezmi’nin hint hesabı ve bunlarla yapılabilecek işlemleri tanıtmak üzere yazdığı kitabının Salem manastırında bulunan ve 13. yüzyıl başından kaynaklanan İtalyanca bir çevirisinde,metni çoğaltmakla yükümlü yazıcı kendi görüşlerini de eklemeden duramamış:
'Tüm sayılar bir'den çıkmıştır, bir ise sıfır'dan. Sıfır’da büyük bir mabedin saklı olduğunu bilmek gerek: O (Tanrı) ,ne başlangıcı ne de sonu olan sıfır'da simgelenir ve tıpkı sıfır gibine çoğalır, ne de azalır; ne O'na akan, ne de O'ndan kopan bir ırmak vardır. Ve sıfır‘ın tüm sayıları on katı çoğaltması gibi, O da, yalnızca on kat değil, binlerce kat çoğaltır, hatta doğrusu, O her şeyi hiçlikten yaratır, esirger ve yönlendirir
''Dinsiz bilim kör; bilimsiz din topaldır.'' (I cannot conceive of a genuine scientist without that profound faith. The situation maybe expressed by an image; science without religion is lame) Albert Einstein
----------
DİN VE BİLİM ÇATIŞMASI (Yunus Hüdayi)
Günümüzde teknoloji ve din arasındaki ilişkiyi değerlendiren ve kıymet hükümleri takdir eden dünya görüşlerinin tarihi arka planına eğilirsek, şöyle bir manzara ile karşılaşırız:
“Başlangıcında Avrupa'daki bilim, İslam bilim anlayışıyla uygunluk gösteriyordu. Batı biliminin kurucuları Bacon, Copernicus, Galileo, Kepler, Newton, Descartes ya rahiptiler veya inancında sadık birer dindardılar. Newton'un (1642-1727) yerçekimi ve hareket yasalarını ilan ettiği 'Principia' kitabının üçte biri bütünüyle evrenin ve yasalarının teolojik (ilahi) açıklamalarına ayrılmıştı. Bunların ardından gelip de tanrıtanımazlığı prensip edinen yeni bir bilimsel anlayış çağı açan felsefeciler yine onların görüşlerinden esinlenerek materyalizme kapı açmışlardı. Newton, başlangıç şartlarının ve hareket yasalarının belirleyicisi olarak Tanrı’yı kabul etmiş ve imanını kuvvetlendirmişti. Ama aynı evren görüşü ve aynı bilgiler, inanmak istemeyenlere fırsat tanımıştı. Tanrı’sız bir evren düşüncesi, Thales'le başlayan Iyonya'lı bilginlerin oluşturmak istedikleri dünya görüşlerinin temel özelliğiydi. Bu eski Yunan düşüncesi Batı bilim anlayışı olarak yeniden ortaya çıktı.
Hume ve Kant'ın kritiklerinden sonra Batı bilimi, metafiziği bütünüyle reddetti. Bu, Batı bilim anlayışını daha da daralttı. Böylece deneyle ve gözlemle ispatlanamayan olaylar ve olgular bilimin konusunun dışına itildi. Bu da ispatlanamayan, doğrulanamayan şeylerle uğraşmanın anlamsız olduğunu ifade eden pozitivizm anlayışını doğurdu.” (Zeki Eker, Anadolu, 1996)
“Bizim bocalamalarımız sürerken, öte yandan bilim dünyasındaki gelişmeler, Batının ne denli yanlış felsefelerle hayatları öldürdüğünü ortaya çıkarıyordu. Din, bilim ve teknolojiye bakış açısını kökten değişterecek bu gelişmeler bir çok batılı aydın ve bilim adamının kalp gözlerini açmaya başlamıştı.
1800'lü yılların sonunda Batı dünya görüşü değişik türde bilimsel gelişmelere sahne oldu. Boltzmann, termodinamiğin ikinci yasasını keşfetti. Böylece evrenin ezelden beri işleyen bir makine olmasının imkansız olduğu ortaya çıktı. Öte yanda kuantum mekaniği ve Einstein’ın genel rölativite teorisi de evrenin bir başlangıcı ve bir sonu olabileceğini doğruladı. Evrenin bir başlangıcı ve bir sonu olabileceği fikri bir çok bilim adamını yüz yılı aşkın zamandır rahatsız etmektedir. Çünkü bu gibi fikirler bir yaratıcının olduğunu hatıra getirir.
Bediuzzaman'ın, “Aklın nuru medeniyetin fenleridir, vicdanın ışığı din ilimleridir, ikisinin uyuşmasıyla hakikat ortaya çıkar, ayrıldıkları vakit birinden taassup, diğerinden hile ve şüphe doğar” (Münazarat, s. 127) sözünde açıkça ifade edildiği gibi din adına bilimi reddetmek hiç de uygun değildir. Çünkü İslam dünya görüşünün temeli imandır. Bilgisiz iman, Kur’an’da istenen iman değildir. Tutarlı bir dünya görüşüne, sağlam bir imana ulaşmak mevcut bilgilerin mantıklı ve tutarlı yorumuyla mümkündür. Ancak bundan sonra bir kimse, on asırdan bu yana detayları ihmal edilmiş İslam dünya görüşünün günümüzün bilgileriyle daha canlı, daha anlamlı, daha tutarlı olduğunu, gerçek anlamda anlamsızlığın, tutarsızlığın tanrıtanımaz Batılı bilim anlayışında ve dünya görüşünde olduğunu görebilir.” (Zeki Eker, Anadolu, 1996)
XX. yüzyıl, pozitivistlerin tasavvur ettiği gibi hiç olmadı. Din, insanlık tarihinden silinmediği gibi, fert ve toplum için zamanla önemli hale gelmeye de başladı. Aksine bilimsel metodu doğruya ulaşmanın tek yolu ve madde ve enerjiyi kainattaki en temel ve yegane gerçeklik kabul eden bilimsel materyalizm ve tasavvur ettiği bilim anlayışı büyük bir itibar kaybetti. Poper ve Khun gibi bilim felsefecilerinin bilimsel metotları tahlili, bilimin objektif hakikate ulaşmanın aracı olduğu iddiasını ciddi şekilde sarstı. Bu düşünürler, deney, gözlem ve bilimsel akıl yürütmeyle elde edilen verilerin teoriden bağımsız olmadığını söylediler. Feyarebend ise daha da ileri giderek bilimin şiir yazma ve yıldızlarla fala bakmadan farklı bir şey olmadığını iddia ediyordu. Bütün bu gelişmeler çatışmanın din ile bilim arasında değil, bilimi bir ideoloji haline getiren bilimsel materyalizm ile din arasında olduğunu ortaya koydu.
İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden biri iman, diğeri ise ahlaktır. Ahlak medeniyetin tekniğidir ve ahlaksız bir medeniyet mümkün olmamaktadır. Ahlakî ve dinî prensipleri hiçe sayan bir anlayış elinde bilim büyük felaket ve kötülüklere sebep olabilir. Bugün nükleer savaşlar, global ısınma, ozon tabakasının delinmesi ve bütün bu çevre kirliliği, yani XX. asrın felaketleri, metafizik ve ahlakî prensipleri düstur edinmeyen bilimin neticesidir. Bilim kendi kendini sınırlandıramamaktadır. Sınırlarını din çizmeli ve din ona kılavuzluk etmelidir. Aksi halde insanlığı büyük felaketler beklemektedir.” (Dr. Adnan Aslan, Bilim Yorum Sanal Dergi, www.yeniarayislar.com)
Demek ki, bizi efsunlayan batının aslında kendisi de efsunlanmış durumdadır. Bugün bilim ve teknik, topyekün yaratıcının sonsuz kudretini haykırmakta, her yeni gelişme, yaratıcının tekvini sıfatlarına işaret etmektedir. Gerçekten iman edecekler için bu sahadaki gelişmeler en dikkat çekici afaki delilleri oluşturmakta, iman etmemek için ortada zahiri bir sebep bırakmamaktadır. Ancak ne diyelimki görecek göz, duyacak kulak gerek!
I don’t know who to trust no surprise (Everyone feels so far away from me) Happy thoughts sift through dust and the lies (Trying not to break but I’m so tired of this deceit) (Every time I try to make myself get back up on my feet) (All I ever think about is this) (All the tiring time between) (And how trying to put my trust in you just takes so much out of me)
[Chorus] Take everything from the inside and throw it all away Cuz I swear for the last time I won’t trust myself with you
Tension is building inside steadily (Everyone feels so far away from me) heavy thoughts forcing their way out of me (Trying not to break but I’m so tired of this deceit) (Every time I try to make myself get back up on my feet) (All I ever think about is this) (All the tiring time between) (And how trying to put my trust in you just takes so much out of me)
[Chorus] Take everything from the inside and throw it all away Cuz I swear for the last time I won’t trust myself with you
I won’t waste myself on you You You Waste myself on you You You
I’ll take everything from the inside and throw it all away Cuz I swear for the last time I won’t trust myself with you
Everything from the inside and just throw it all away Cuz I swear for the last time I won’t trust myself with you You You
i will light the match this mornin', so i won't be alone watch as she lies silent, for soon light will be gone i will stand arms outstretched, pretend i'm free to roam i will make my way, through, one more day in hell... how much difference does it make how much difference does it make... i will hold the candle till it burns up my arm i'll keep takin' punches until their will grows tired i will stare the sun down until my eyes go blind hey i won't change direction, and i won't change my mind how much difference does it make how much difference does it make.. how much difference... i'll swallow poison, until i grow immune i will scream my lungs out till it fills this room how much difference how much difference how much difference does it make how much difference does it make...
İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden biri iman, diğeri ise ahlaktır. Ahlak medeniyetin tekniğidir ve ahlaksız bir medeniyet mümkün olmamaktadır. Ahlakî ve dinî prensipleri hiçe sayan bir anlayış elinde bilim büyük felaket ve kötülüklere sebep olabilir. Bugün nükleer savaşlar, global ısınma, ozon tabakasının delinmesi ve bütün bu çevre kirliliği, yani XX. asrın felaketleri, metafizik ve ahlakî prensipleri düstur edinmeyen bilimin neticesidir. Bilim kendi kendini sınırlandıramamaktadır. Sınırlarını din çizmeli ve din ona kılavuzluk etmelidir. Aksi halde insanlığı büyük felaketler beklemektedir.” (Dr. Adnan Aslan, Bilim Yorum Sanal Dergi, www.yeniarayislar.com)
Daha önceki yazdıka ki isimlere ek olarak:
'9 rakam ve bu yeni sembol ile tüm işlemleri yapmak mümkündü' diyen Harezmi sıfırın gerçek kaşifidir
Ahmet El-Faruki: İmam Rabbani (K.S.) Hazretleri, asırların az yetiştirdiği müstesna alimlerden, kamil ve mükemmel mürşidlerden birisidir
Din, dil, astronomi, matematik ve botanik ile ilgili 20 den fazla eseri olan Al Dinawari
Türk denizciliğine en parlak devrini yaşatan Bir çok zafer kazanan Barbaros, Avrupa'da nam salan Barbaros Hayreddin Paşa, alim ve cesur bir komutandı...
Avrupalılardan üç asır önce küçük kan dolaşımını keşfeden müslüman bilgin İbn-i Nefis
Newton’dan önce diferansiyel hesabını keşfeden, cebir ilmini geometriye ilk uygulayan, dünyanın çapını ve iki meridyen arasını doğru olarak hesaplayan müslüman bilgin Sabit Bin Kurra
Piri Reis XVI. yy'da en büyük coğrafya bilgini kabul edilmektedir. Büyük eseri 'Kitab-ı Buhriyye (Denizcilik Kitabı) ', yüzlerce harita ve kroki ile zenginleştirilmiştir.
Cebirin gelişmesinde ve Fibonacci'nin kitablarının oluşmasında da temel rol oynayan hesap makinası lakaplı Ebu Kamil Suca
Uluğ Bey dünyaca ünlü Türk matematikçisi ve astronomi bilgini olan hükümdardır
Tâbiînin büyüklerinden. Zâhid, muhaddis, fakîh ve müfessir Hasan Basri
Hasan Çelebi (Evliya Çelebi) bir kültür hazinesi olarak “Seyahatname” isimli eserini yazan ünlü gezginimiz.
When speaking of Ottoman architecture, the most important person in Turkish history is Mimar Sinan The Architect
Yaklaşık 900 sene önce yaşamış olan en büyük İslam alim ve mutasavvıflarından İmam Gazali...
Not: Devam Edecektir...
Harezmi’nin hint hesabı ve bunlarla yapılabilecek işlemleri tanıtmak üzere yazdığı kitabının Salem manastırında bulunan ve 13. yüzyıl başından kaynaklanan İtalyanca bir çevirisinde,metni çoğaltmakla yükümlü yazıcı kendi görüşlerini de eklemeden duramamış:
'Tüm sayılar bir'den çıkmıştır, bir ise sıfır'dan. Sıfır’da büyük bir mabedin saklı olduğunu bilmek gerek: O (Tanrı) ,ne başlangıcı ne de sonu olan sıfır'da simgelenir ve tıpkı sıfır gibine çoğalır, ne de azalır; ne O'na akan, ne de O'ndan kopan bir ırmak vardır. Ve sıfır‘ın tüm sayıları on katı çoğaltması gibi, O da, yalnızca on kat değil, binlerce kat çoğaltır, hatta doğrusu, O her şeyi hiçlikten yaratır, esirger ve yönlendirir
''Dinsiz bilim kör; bilimsiz din topaldır.''
(I cannot conceive of a genuine scientist without that profound faith. The situation maybe expressed by an image; science without religion is lame) Albert Einstein
----------
DİN VE BİLİM ÇATIŞMASI (Yunus Hüdayi)
Günümüzde teknoloji ve din arasındaki ilişkiyi değerlendiren ve kıymet hükümleri takdir eden dünya görüşlerinin tarihi arka planına eğilirsek, şöyle bir manzara ile karşılaşırız:
“Başlangıcında Avrupa'daki bilim, İslam bilim anlayışıyla uygunluk gösteriyordu. Batı biliminin kurucuları Bacon, Copernicus, Galileo, Kepler, Newton, Descartes ya rahiptiler veya inancında sadık birer dindardılar. Newton'un (1642-1727) yerçekimi ve hareket yasalarını ilan ettiği 'Principia' kitabının üçte biri bütünüyle evrenin ve yasalarının teolojik (ilahi) açıklamalarına ayrılmıştı. Bunların ardından gelip de tanrıtanımazlığı prensip edinen yeni bir bilimsel anlayış çağı açan felsefeciler yine onların görüşlerinden esinlenerek materyalizme kapı açmışlardı. Newton, başlangıç şartlarının ve hareket yasalarının belirleyicisi olarak Tanrı’yı kabul etmiş ve imanını kuvvetlendirmişti. Ama aynı evren görüşü ve aynı bilgiler, inanmak istemeyenlere fırsat tanımıştı. Tanrı’sız bir evren düşüncesi, Thales'le başlayan Iyonya'lı bilginlerin oluşturmak istedikleri dünya görüşlerinin temel özelliğiydi. Bu eski Yunan düşüncesi Batı bilim anlayışı olarak yeniden ortaya çıktı.
Hume ve Kant'ın kritiklerinden sonra Batı bilimi, metafiziği bütünüyle reddetti. Bu, Batı bilim anlayışını daha da daralttı. Böylece deneyle ve gözlemle ispatlanamayan olaylar ve olgular bilimin konusunun dışına itildi. Bu da ispatlanamayan, doğrulanamayan şeylerle uğraşmanın anlamsız olduğunu ifade eden pozitivizm anlayışını doğurdu.” (Zeki Eker, Anadolu, 1996)
“Bizim bocalamalarımız sürerken, öte yandan bilim dünyasındaki gelişmeler, Batının ne denli yanlış felsefelerle hayatları öldürdüğünü ortaya çıkarıyordu. Din, bilim ve teknolojiye bakış açısını kökten değişterecek bu gelişmeler bir çok batılı aydın ve bilim adamının kalp gözlerini açmaya başlamıştı.
1800'lü yılların sonunda Batı dünya görüşü değişik türde bilimsel gelişmelere sahne oldu. Boltzmann, termodinamiğin ikinci yasasını keşfetti. Böylece evrenin ezelden beri işleyen bir makine olmasının imkansız olduğu ortaya çıktı. Öte yanda kuantum mekaniği ve Einstein’ın genel rölativite teorisi de evrenin bir başlangıcı ve bir sonu olabileceğini doğruladı. Evrenin bir başlangıcı ve bir sonu olabileceği fikri bir çok bilim adamını yüz yılı aşkın zamandır rahatsız etmektedir. Çünkü bu gibi fikirler bir yaratıcının olduğunu hatıra getirir.
Bediuzzaman'ın, “Aklın nuru medeniyetin fenleridir, vicdanın ışığı din ilimleridir, ikisinin uyuşmasıyla hakikat ortaya çıkar, ayrıldıkları vakit birinden taassup, diğerinden hile ve şüphe doğar” (Münazarat, s. 127) sözünde açıkça ifade edildiği gibi din adına bilimi reddetmek hiç de uygun değildir. Çünkü İslam dünya görüşünün temeli imandır. Bilgisiz iman, Kur’an’da istenen iman değildir. Tutarlı bir dünya görüşüne, sağlam bir imana ulaşmak mevcut bilgilerin mantıklı ve tutarlı yorumuyla mümkündür. Ancak bundan sonra bir kimse, on asırdan bu yana detayları ihmal edilmiş İslam dünya görüşünün günümüzün bilgileriyle daha canlı, daha anlamlı, daha tutarlı olduğunu, gerçek anlamda anlamsızlığın, tutarsızlığın tanrıtanımaz Batılı bilim anlayışında ve dünya görüşünde olduğunu görebilir.” (Zeki Eker, Anadolu, 1996)
XX. yüzyıl, pozitivistlerin tasavvur ettiği gibi hiç olmadı. Din, insanlık tarihinden silinmediği gibi, fert ve toplum için zamanla önemli hale gelmeye de başladı. Aksine bilimsel metodu doğruya ulaşmanın tek yolu ve madde ve enerjiyi kainattaki en temel ve yegane gerçeklik kabul eden bilimsel materyalizm ve tasavvur ettiği bilim anlayışı büyük bir itibar kaybetti. Poper ve Khun gibi bilim felsefecilerinin bilimsel metotları tahlili, bilimin objektif hakikate ulaşmanın aracı olduğu iddiasını ciddi şekilde sarstı. Bu düşünürler, deney, gözlem ve bilimsel akıl yürütmeyle elde edilen verilerin teoriden bağımsız olmadığını söylediler. Feyarebend ise daha da ileri giderek bilimin şiir yazma ve yıldızlarla fala bakmadan farklı bir şey olmadığını iddia ediyordu. Bütün bu gelişmeler çatışmanın din ile bilim arasında değil, bilimi bir ideoloji haline getiren bilimsel materyalizm ile din arasında olduğunu ortaya koydu.
İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden biri iman, diğeri ise ahlaktır. Ahlak medeniyetin tekniğidir ve ahlaksız bir medeniyet mümkün olmamaktadır. Ahlakî ve dinî prensipleri hiçe sayan bir anlayış elinde bilim büyük felaket ve kötülüklere sebep olabilir. Bugün nükleer savaşlar, global ısınma, ozon tabakasının delinmesi ve bütün bu çevre kirliliği, yani XX. asrın felaketleri, metafizik ve ahlakî prensipleri düstur edinmeyen bilimin neticesidir. Bilim kendi kendini sınırlandıramamaktadır. Sınırlarını din çizmeli ve din ona kılavuzluk etmelidir. Aksi halde insanlığı büyük felaketler beklemektedir.” (Dr. Adnan Aslan, Bilim Yorum Sanal Dergi, www.yeniarayislar.com)
Demek ki, bizi efsunlayan batının aslında kendisi de efsunlanmış durumdadır. Bugün bilim ve teknik, topyekün yaratıcının sonsuz kudretini haykırmakta, her yeni gelişme, yaratıcının tekvini sıfatlarına işaret etmektedir. Gerçekten iman edecekler için bu sahadaki gelişmeler en dikkat çekici afaki delilleri oluşturmakta, iman etmemek için ortada zahiri bir sebep bırakmamaktadır. Ancak ne diyelimki görecek göz, duyacak kulak gerek!
Sinemalara yeni gelen Ben Affleck'in başrollerinde oynadığı 'Paycheck' filmini de, daha önce verdiğim film listesine dahil etmek lazım...
''Ön yargıları parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur'``'
Albert Einstein
E=mc²
From the Inside
I don’t know who to trust no surprise
(Everyone feels so far away from me)
Happy thoughts sift through dust and the lies
(Trying not to break but I’m so tired of this deceit)
(Every time I try to make myself get back up on my feet)
(All I ever think about is this)
(All the tiring time between)
(And how trying to put my trust in you just takes so much out of me)
[Chorus]
Take everything from the inside and throw it all away
Cuz I swear for the last time I won’t trust myself with you
Tension is building inside steadily
(Everyone feels so far away from me)
heavy thoughts forcing their way out of me
(Trying not to break but I’m so tired of this deceit)
(Every time I try to make myself get back up on my feet)
(All I ever think about is this)
(All the tiring time between)
(And how trying to put my trust in you just takes so much out of me)
[Chorus]
Take everything from the inside and throw it all away
Cuz I swear for the last time I won’t trust myself with you
I won’t waste myself on you
You
You
Waste myself on you
You
You
I’ll take everything from the inside and throw it all away
Cuz I swear for the last time I won’t trust myself with you
Everything from the inside and just throw it all away
Cuz I swear for the last time I won’t trust myself with you
You
You
Linkin Park
'Indifference'
i will light the match this mornin', so i won't be alone
watch as she lies silent, for soon light will be gone
i will stand arms outstretched, pretend i'm free to roam
i will make my way, through, one more day in hell...
how much difference does it make
how much difference does it make...
i will hold the candle till it burns up my arm
i'll keep takin' punches until their will grows tired
i will stare the sun down until my eyes go blind
hey i won't change direction, and i won't change my mind
how much difference does it make
how much difference does it make..
how much difference...
i'll swallow poison, until i grow immune
i will scream my lungs out till it fills this room
how much difference
how much difference
how much difference does it make
how much difference does it make...
''İzm'ler idraklerimize giydirilen deli gömlekleri. İtibarları menşe'lerinden geliyor. Hepsi de Avrupalı.''
Cemil Meriç