Akıl Hegel’e göre yalnızca zihinsel bir oluşum ya da zihinsel eylemin ürünü değildir. Bizzat hakikatin kendi temelinde işleyen şeyin kendisidir akıl. İyonyadaki logos Almanlarda vernunft kelimesi ile ifade edilir.
Yaşamı güzel fakat zor kılan, basitlikteki derinliği algılama çabasıdır. Bu süreç oldukça meşakkatlidir. Bu çabanın dışında kalanlarsa farklı canlı türleridir.
Tavus kuşu, övüngenlik denen kötü huya diğer hayvanlardan daha yatkındır çünkü hep kuyruğunun güzelliğini seyreder. Kuyruğunu tekerlek biçiminde açar ve ötüşüyle çevresindeki hayvanların bakışını üzerine çeker. Ve bu kötü huylar içerisinde alt edilmesi en zor olandır. (Leonardo Da Vinci)
Bilgi fazlalığı yorgunluk toplumu doğurur. Çelişkili verilere sürekli maruz kalma bireylerde bir yönelim kaybına sebep olur. Bilgi seli, aydınlatmak yerine bireyleri gerçekle sahteyi ayırt edemez hale getirir. Birey bir aşırılık ve boşluk paradoksuna düşer. (Byung Chul Han-Şeffaflık toplumu)
Kanunlar gibi etik değerler de sürekli olarak gözden geçirilmelidir. Dikkatli ve tarafsız hiçbir gözlemci buna karşı çıkmaz. Doğru ve yanlışa dair ilkelerin ebedi ve değişmez olduğu görüşü eskidir ve artık geçerli değildir. Tıpkı fiziki dünya gibi ahlaki dünya da sonu gelmez değişim kanunlarından muaf değildir. Yalnızca farklı ülkelerde yaşayan farklı halklar değil, aynı ülkede farklı çağlarda yaşayan aynı halklar da etik düşünce ve uygulamalarda değişime uğrarlar. Antropoloji, sosyoloji ve arkeoloji ilminden bihaber olanlar, kendi içlerinde yaşadıkları toplumun ahlaki yapısını ve geleneklerini yeryüzünün yegane gerçeği zannederler. (James George Frazer-Tabu)
Sükunet tamlığın içindedir. Tamlığın yansımasıdır. Her inilti, her aksiyon, her söz, her itiraz bir eksikliğin dışavurumudur. Tamlığa giden yolun insan için ucu bucağı yoktur. Yoldan çıkmış olanın ise hissettiği ancak anlamsız bir boşluktur. Tutarsızlığın, çelişkinin kronik yorgunluğudur.
Çağlar öncesinin insanı her gördüğüne anlam yüklemiştir çünkü evrende boşluk yoktur. Her boşluk gibi her beyin de mutlaka düşüncelerle, anlamlarla, hayallerle doldurulurdu. Söz gelimi güneş ışınlarını görünce insanlar buna ne demiştir? Apollonun okları… İnsan vücudunda canlılık organı kalpti. Dünyanın canlılığını sağlayan da güneş ışığıydı. Bunun için bazı kabileler özel ritüellerle bazı insanların kalbini canlı canlı söküp güneş tanrısına armağan etmekteydi.
Akıl Hegel’e göre yalnızca zihinsel bir oluşum ya da zihinsel eylemin ürünü değildir. Bizzat hakikatin kendi temelinde işleyen şeyin kendisidir akıl. İyonyadaki logos Almanlarda vernunft kelimesi ile ifade edilir.
Yaşamı güzel fakat zor kılan, basitlikteki derinliği algılama çabasıdır. Bu süreç oldukça meşakkatlidir. Bu çabanın dışında kalanlarsa farklı canlı türleridir.
İnsanların ruhunu öldürüyorlar ana. İşte asıl cinayet bu. (Maksim Gorki-Ana)
Tavus kuşu, övüngenlik denen kötü huya diğer hayvanlardan daha yatkındır çünkü hep kuyruğunun güzelliğini seyreder. Kuyruğunu tekerlek biçiminde açar ve ötüşüyle çevresindeki hayvanların bakışını üzerine çeker. Ve bu kötü huylar içerisinde alt edilmesi en zor olandır. (Leonardo Da Vinci)
Bilgi fazlalığı yorgunluk toplumu doğurur. Çelişkili verilere sürekli maruz kalma bireylerde bir yönelim kaybına sebep olur. Bilgi seli, aydınlatmak yerine bireyleri gerçekle sahteyi ayırt edemez hale getirir. Birey bir aşırılık ve boşluk paradoksuna düşer. (Byung Chul Han-Şeffaflık toplumu)
Suçluluk duygusuyla bağdaşmayan bir hayırseverlik, günümüzde yok gibi bir şey.
Hiç kimse ne istediğinizi sormazsa yıllar sonra ne istediğinizi siz de unutabilirsiniz.
Kanunlar gibi etik değerler de sürekli olarak gözden geçirilmelidir. Dikkatli ve tarafsız hiçbir gözlemci buna karşı çıkmaz. Doğru ve yanlışa dair ilkelerin ebedi ve değişmez olduğu görüşü eskidir ve artık geçerli değildir. Tıpkı fiziki dünya gibi ahlaki dünya da sonu gelmez değişim kanunlarından muaf değildir. Yalnızca farklı ülkelerde yaşayan farklı halklar değil, aynı ülkede farklı çağlarda yaşayan aynı halklar da etik düşünce ve uygulamalarda değişime uğrarlar. Antropoloji, sosyoloji ve arkeoloji ilminden bihaber olanlar, kendi içlerinde yaşadıkları toplumun ahlaki yapısını ve geleneklerini yeryüzünün yegane gerçeği zannederler. (James George Frazer-Tabu)
Sükunet tamlığın içindedir. Tamlığın yansımasıdır. Her inilti, her aksiyon, her söz, her itiraz bir eksikliğin dışavurumudur. Tamlığa giden yolun insan için ucu bucağı yoktur. Yoldan çıkmış olanın ise hissettiği ancak anlamsız bir boşluktur. Tutarsızlığın, çelişkinin kronik yorgunluğudur.
Çağlar öncesinin insanı her gördüğüne anlam yüklemiştir çünkü evrende boşluk yoktur. Her boşluk gibi her beyin de mutlaka düşüncelerle, anlamlarla, hayallerle doldurulurdu. Söz gelimi güneş ışınlarını görünce insanlar buna ne demiştir? Apollonun okları… İnsan vücudunda canlılık organı kalpti. Dünyanın canlılığını sağlayan da güneş ışığıydı. Bunun için bazı kabileler özel ritüellerle bazı insanların kalbini canlı canlı söküp güneş tanrısına armağan etmekteydi.