Belki de yeni olan hiçbir söz değildir; yeni olan, o sözü hangi yaradan, hangi aşktan, hangi sessizlikten geçirerek söylediğimizdir. Aynı kelime, başka bir ruhta başka bir anlam taşır. Çünkü insan sözü yeniden icat etmez; yaşadıklarıyla ona yeniden bir ruh verir. Asıl mesele söylenmemiş bir şey bulmak değil, herkesin bildiği bir hakikati kimsenin daha önce hissetmediği kadar derinden söyleyebilmektir....
Bir gün insan, içinde biriktirdiği bütün cümleleri söylemekten vazgeçiyor. Kırgınlıklarını, özlemlerini, yarım kalmışlıklarını, söyleyemediği sözleri tek tek avuçlarından çıkarıp gökyüzüne bırakıyor. İçinde ne varsa artık senin değildir artık...Ve sen, ilk kez hiçbir şeyi yanında taşımadan yürürsün hayata....Öyle işte
Kadınların haritası yoktur… Onlar yol tarif etmez, yol olurlar. Bir gün suskunluklarından geçersin, bir gün gözlerinde kaybolursun. Nerede başlayıp nerede bittiklerini hiçbir çizgi göstermez. Çünkü bazı kadınlar bir coğrafyaya sığmaz; yaşadıkları kadar büyür, kırıldıkları yerden yeniden şekillenirler. Onları anlamak, bir yere ulaşmak değildir. Biraz sezmek, biraz susmak, biraz da kalbinle bakmaktır. Çünkü kadın dediğin; kendine ait bir dünyadır. Ve o dünyanın kapısı, haritalarda değil, hissetmeyi bilenlerin kalbinde açılır.
Bazı insanlar hâlâ söylenmemiş cümlelerin içinde yaşıyor. Bazı geceler hâlâ uzak bir tren düdüğü kadar hüzün taşıyor.... Yani yükü ağır olur bazı sevdaların...
Hayat, herkese aynı kapıyı açmaz; kimi insan beklerken yaşlanır, kimi yürürken kendini bulur. Asıl mesele ne kadar yaşadığın değil, sana verilen ömrün içinde ne kadar kendin kalabildiğindir.
Bir yanım hâlâ hayata inanıyor, bir yanım yaşadıklarının sessizliğinde dinleniyor. Çok şey kırıldı içimde ama beni kıran şeylerin hiçbirine dönüşmedim. Bugün nasılım biliyor musun? Eskisi kadar anlatmıyorum, daha çok hissediyorum. Eskisi kadar beklemiyorum, kendimi seçiyorum. Ve artık iyi olmak, hiç acımamak değil; acıların içinden geçerken ruhunu kaybetmemekmiş, bunu biliyorum.
İnsan, kendi değerini anladığı gün herkese kendini anlatma ihtiyacından vazgeçer. Çünkü bazı cevaplar kelimelerle verilmez; insanın hayatını nasıl yaşadığıyla verilir. Her söze karşılık verebilecek kadar çok şey bilip susmak, yenilmek değildir. Bazen susmak, karşındakine verilebilecek en büyük cevaptır. Çünkü insan, her savaşa girerek değil; hangi savaşın kendi ruhuna değmeye değer olduğunu bilerek büyür. Ben artık insanların beni sevip sevmemesine göre değil, aynaya baktığımda kendime yabancılaşmamaya göre yaşıyorum. Kimse beni alkışlamasa da doğrularımdan vazgeçmem. Birileri uzaklaşmasın diye kendimden eksilmem. Çünkü insan, başkalarının gönlünde yer açmak uğruna kendi içinde küçülüyorsa, kazandığı hiçbir sevginin gerçek bir anlamı kalmaz. Herkesi memnun etmeye çalışırken kendini kaybeden çok insan gördüm. Ama kendi ruhunu koruyabilen insanın yalnızlığı bile başka olur; sessizdir ama başı diktir. Benim için asıl mesele sevilmek değil artık… Kendime verdiğim sözü bozmadan yaşayabilmek. Çünkü bazı insanlar seni yanlış anlayacak, bazıları seni sevmeyecek, bazıları sessizliğini zayıflık sanacak. Varsın öyle sansınlar. İnsan, herkesin gözünde doğru görünmek zorunda değil. Yeter ki kendi vicdanında eğilmesin. Çünkü hayatın en ağır kaybı, bir insanı kaybetmek değildir; birilerini kaybetmemek uğruna kendini kaybetmektir.
İnsan kendin başka herşeyden vazgecse kendi kendini görür olur
Belki de yeni olan hiçbir söz değildir; yeni olan, o sözü hangi yaradan, hangi aşktan, hangi sessizlikten geçirerek söylediğimizdir. Aynı kelime, başka bir ruhta başka bir anlam taşır. Çünkü insan sözü yeniden icat etmez; yaşadıklarıyla ona yeniden bir ruh verir. Asıl mesele söylenmemiş bir şey bulmak değil, herkesin bildiği bir hakikati kimsenin daha önce hissetmediği kadar derinden söyleyebilmektir....
Bir gün insan, içinde biriktirdiği bütün cümleleri söylemekten vazgeçiyor. Kırgınlıklarını, özlemlerini, yarım kalmışlıklarını, söyleyemediği sözleri tek tek avuçlarından çıkarıp gökyüzüne bırakıyor.
İçinde ne varsa artık senin değildir artık...Ve sen, ilk kez hiçbir şeyi yanında taşımadan yürürsün hayata....Öyle işte
Kadınların haritası yoktur…
Onlar yol tarif etmez, yol olurlar.
Bir gün suskunluklarından geçersin, bir gün gözlerinde kaybolursun. Nerede başlayıp nerede bittiklerini hiçbir çizgi göstermez. Çünkü bazı kadınlar bir coğrafyaya sığmaz; yaşadıkları kadar büyür, kırıldıkları yerden yeniden şekillenirler.
Onları anlamak, bir yere ulaşmak değildir.
Biraz sezmek, biraz susmak, biraz da kalbinle bakmaktır.
Çünkü kadın dediğin;
kendine ait bir dünyadır.
Ve o dünyanın kapısı, haritalarda değil, hissetmeyi bilenlerin kalbinde açılır.
Bazı insanlar hâlâ söylenmemiş cümlelerin içinde yaşıyor.
Bazı geceler hâlâ uzak bir tren düdüğü kadar hüzün taşıyor....
Yani yükü ağır olur bazı sevdaların...
Bazı yalnızlıklar hâlâ yağmurdan sonraki toprak kokusunda saklı
Hâlâ bazı akşamlar, uzak bir şarkının içinden geçmiş zamanlar geçiyor.
Hayat, herkese aynı kapıyı açmaz; kimi insan beklerken yaşlanır, kimi yürürken kendini bulur. Asıl mesele ne kadar yaşadığın değil, sana verilen ömrün içinde ne kadar kendin kalabildiğindir.
Nasılım?” diye sorarsan;
Bir yanım hâlâ hayata inanıyor, bir yanım yaşadıklarının sessizliğinde dinleniyor. Çok şey kırıldı içimde ama beni kıran şeylerin hiçbirine dönüşmedim.
Bugün nasılım biliyor musun?
Eskisi kadar anlatmıyorum, daha çok hissediyorum. Eskisi kadar beklemiyorum, kendimi seçiyorum. Ve artık iyi olmak, hiç acımamak değil; acıların içinden geçerken ruhunu kaybetmemekmiş, bunu biliyorum.
İnsan, kendi değerini anladığı gün herkese kendini anlatma ihtiyacından vazgeçer.
Çünkü bazı cevaplar kelimelerle verilmez; insanın hayatını nasıl yaşadığıyla verilir. Her söze karşılık verebilecek kadar çok şey bilip susmak, yenilmek değildir. Bazen susmak, karşındakine verilebilecek en büyük cevaptır. Çünkü insan, her savaşa girerek değil; hangi savaşın kendi ruhuna değmeye değer olduğunu bilerek büyür.
Ben artık insanların beni sevip sevmemesine göre değil, aynaya baktığımda kendime yabancılaşmamaya göre yaşıyorum.
Kimse beni alkışlamasa da doğrularımdan vazgeçmem. Birileri uzaklaşmasın diye kendimden eksilmem. Çünkü insan, başkalarının gönlünde yer açmak uğruna kendi içinde küçülüyorsa, kazandığı hiçbir sevginin gerçek bir anlamı kalmaz.
Herkesi memnun etmeye çalışırken kendini kaybeden çok insan gördüm. Ama kendi ruhunu koruyabilen insanın yalnızlığı bile başka olur; sessizdir ama başı diktir.
Benim için asıl mesele sevilmek değil artık…
Kendime verdiğim sözü bozmadan yaşayabilmek.
Çünkü bazı insanlar seni yanlış anlayacak, bazıları seni sevmeyecek, bazıları sessizliğini zayıflık sanacak.
Varsın öyle sansınlar.
İnsan, herkesin gözünde doğru görünmek zorunda değil.
Yeter ki kendi vicdanında eğilmesin.
Çünkü hayatın en ağır kaybı, bir insanı kaybetmek değildir;
birilerini kaybetmemek uğruna kendini kaybetmektir.