Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir
  • Şule'nin Günlüğü14.08.2026 - 18:02

    İnsan, kendi değerini anladığı gün herkese kendini anlatma ihtiyacından vazgeçer.
    Çünkü bazı cevaplar kelimelerle verilmez; insanın hayatını nasıl yaşadığıyla verilir. Her söze karşılık verebilecek kadar çok şey bilip susmak, yenilmek değildir. Bazen susmak, karşındakine verilebilecek en büyük cevaptır. Çünkü insan, her savaşa girerek değil; hangi savaşın kendi ruhuna değmeye değer olduğunu bilerek büyür.
    Ben artık insanların beni sevip sevmemesine göre değil, aynaya baktığımda kendime yabancılaşmamaya göre yaşıyorum.
    Kimse beni alkışlamasa da doğrularımdan vazgeçmem. Birileri uzaklaşmasın diye kendimden eksilmem. Çünkü insan, başkalarının gönlünde yer açmak uğruna kendi içinde küçülüyorsa, kazandığı hiçbir sevginin gerçek bir anlamı kalmaz.
    Herkesi memnun etmeye çalışırken kendini kaybeden çok insan gördüm. Ama kendi ruhunu koruyabilen insanın yalnızlığı bile başka olur; sessizdir ama başı diktir.
    Benim için asıl mesele sevilmek değil artık…
    Kendime verdiğim sözü bozmadan yaşayabilmek.
    Çünkü bazı insanlar seni yanlış anlayacak, bazıları seni sevmeyecek, bazıları sessizliğini zayıflık sanacak.
    Varsın öyle sansınlar.
    İnsan, herkesin gözünde doğru görünmek zorunda değil.
    Yeter ki kendi vicdanında eğilmesin.
    Çünkü hayatın en ağır kaybı, bir insanı kaybetmek değildir;
    birilerini kaybetmemek uğruna kendini kaybetmektir.

  • Şule'nin Günlüğü14.08.2026 - 18:02

    İnsan, kendi değerini anladığı gün herkese kendini anlatma ihtiyacından vazgeçer.
    Çünkü bazı cevaplar kelimelerle verilmez; insanın hayatını nasıl yaşadığıyla verilir. Her söze karşılık verebilecek kadar çok şey bilip susmak, yenilmek değildir. Bazen susmak, karşındakine verilebilecek en büyük cevaptır. Çünkü insan, her savaşa girerek değil; hangi savaşın kendi ruhuna değmeye değer olduğunu bilerek büyür.
    Ben artık insanların beni sevip sevmemesine göre değil, aynaya baktığımda kendime yabancılaşmamaya göre yaşıyorum.
    Kimse beni alkışlamasa da doğrularımdan vazgeçmem. Birileri uzaklaşmasın diye kendimden eksilmem. Çünkü insan, başkalarının gönlünde yer açmak uğruna kendi içinde küçülüyorsa, kazandığı hiçbir sevginin gerçek bir anlamı kalmaz.
    Herkesi memnun etmeye çalışırken kendini kaybeden çok insan gördüm. Ama kendi ruhunu koruyabilen insanın yalnızlığı bile başka olur; sessizdir ama başı diktir.
    Benim için asıl mesele sevilmek değil artık…
    Kendime verdiğim sözü bozmadan yaşayabilmek.
    Çünkü bazı insanlar seni yanlış anlayacak, bazıları seni sevmeyecek, bazıları sessizliğini zayıflık sanacak.
    Varsın öyle sansınlar.
    İnsan, herkesin gözünde doğru görünmek zorunda değil.
    Yeter ki kendi vicdanında eğilmesin.
    Çünkü hayatın en ağır kaybı, bir insanı kaybetmek değildir;
    birilerini kaybetmemek uğruna kendini kaybetmektir.

  • Şule'nin Günlüğü14.08.2026 - 18:02

    İnsan, kendi değerini anladığı gün herkese kendini anlatma ihtiyacından vazgeçer.
    Çünkü bazı cevaplar kelimelerle verilmez; insanın hayatını nasıl yaşadığıyla verilir. Her söze karşılık verebilecek kadar çok şey bilip susmak, yenilmek değildir. Bazen susmak, karşındakine verilebilecek en büyük cevaptır. Çünkü insan, her savaşa girerek değil; hangi savaşın kendi ruhuna değmeye değer olduğunu bilerek büyür.
    Ben artık insanların beni sevip sevmemesine göre değil, aynaya baktığımda kendime yabancılaşmamaya göre yaşıyorum.
    Kimse beni alkışlamasa da doğrularımdan vazgeçmem. Birileri uzaklaşmasın diye kendimden eksilmem. Çünkü insan, başkalarının gönlünde yer açmak uğruna kendi içinde küçülüyorsa, kazandığı hiçbir sevginin gerçek bir anlamı kalmaz.
    Herkesi memnun etmeye çalışırken kendini kaybeden çok insan gördüm. Ama kendi ruhunu koruyabilen insanın yalnızlığı bile başka olur; sessizdir ama başı diktir.
    Benim için asıl mesele sevilmek değil artık…
    Kendime verdiğim sözü bozmadan yaşayabilmek.
    Çünkü bazı insanlar seni yanlış anlayacak, bazıları seni sevmeyecek, bazıları sessizliğini zayıflık sanacak.
    Varsın öyle sansınlar.
    İnsan, herkesin gözünde doğru görünmek zorunda değil.
    Yeter ki kendi vicdanında eğilmesin.
    Çünkü hayatın en ağır kaybı, bir insanı kaybetmek değildir;
    birilerini kaybetmemek uğruna kendini kaybetmektir.

  • Şule'nin Günlüğü14.08.2026 - 18:01

    İnsan, kendi değerini anladığı gün herkese kendini anlatma ihtiyacından vazgeçer.
    Çünkü bazı cevaplar kelimelerle verilmez; insanın hayatını nasıl yaşadığıyla verilir. Her söze karşılık verebilecek kadar çok şey bilip susmak, yenilmek değildir. Bazen susmak, karşındakine verilebilecek en büyük cevaptır. Çünkü insan, her savaşa girerek değil; hangi savaşın kendi ruhuna değmeye değer olduğunu bilerek büyür.
    Ben artık insanların beni sevip sevmemesine göre değil, aynaya baktığımda kendime yabancılaşmamaya göre yaşıyorum.
    Kimse beni alkışlamasa da doğrularımdan vazgeçmem. Birileri uzaklaşmasın diye kendimden eksilmem. Çünkü insan, başkalarının gönlünde yer açmak uğruna kendi içinde küçülüyorsa, kazandığı hiçbir sevginin gerçek bir anlamı kalmaz.
    Herkesi memnun etmeye çalışırken kendini kaybeden çok insan gördüm. Ama kendi ruhunu koruyabilen insanın yalnızlığı bile başka olur; sessizdir ama başı diktir.
    Benim için asıl mesele sevilmek değil artık…
    Kendime verdiğim sözü bozmadan yaşayabilmek.
    Çünkü bazı insanlar seni yanlış anlayacak, bazıları seni sevmeyecek, bazıları sessizliğini zayıflık sanacak.
    Varsın öyle sansınlar.
    İnsan, herkesin gözünde doğru görünmek zorunda değil.
    Yeter ki kendi vicdanında eğilmesin.
    Çünkü hayatın en ağır kaybı, bir insanı kaybetmek değildir;
    birilerini kaybetmemek uğruna kendini kaybetmektir.

  • ve öyle işte11.08.2026 - 02:15

    bırakkim kimin yanında durabilir,kim kimi sevebilir,kim hangi yolda yürüyebilirdiye kurallar yazsın.

    ben senin adınıiçimde bir yere yazdım.

    silinmesi için değil;

    kimseye göstermedenorada yaşayabilmek için.

    çünkü aşk bazeniki insanın birbirine kavuşması değildir.

    bazenbütün dünyanın karşısındabir insanın içinden geçensessiz bir “sen”dir.

    ve ben,

    o “sen”in içindekendime aitbir ömür buldum.

  • ve öyle işte11.08.2026 - 02:06

    Sevdiğin insanın yanında susabilmek… Söylenecek hiçbir şey kalmadığından değil, gözlerinin zaten her şeyi anlatmasından

  • ve öyle işte11.08.2026 - 02:01

    Sevdiğin insan yanında oturur, eli masanın üzerinde durur; dokunmaya cesaret edemezsin. O birkaç santimlik mesafe, bir ömre sığmayan bütün duyguları anlatır.ama o birkaç santimin içinde söyleyemediğimiz bir ömür, yaşayamadığımız bir aşk vardır

  • İçinden geldiği gibi yazmalısın13.07.2026 - 01:52

    Bazı geceler vardır... İnsan ne geçmiştedir ne gelecekte. Sadece kendi ruhunun eşiğinde oturur.
    Sessizlik konuşur o zaman. Rüzgâr değil, kalbin içinden geçen görünmez bir nefes dokunur insana. Anlarsın ki bütün ömrün boyunca dışarıda aradığın kapı, hep içerideymiş.
    Ruhun bir aynadır. Kirlenmez... Sadece unutulur.
    Hayat, bize sürekli kim olduğumuzu değil, kim olmadığımızı öğretir. Her ayrılık bir perde indirir, her acı, sahte benliğimizden bir parça koparır. Canımızın yanması bazen kaybetmek değildir; hakikatin, kalbe sığacak kadar yaklaşmasıdır.
    Belki de insan, Tanrı'nın en büyük mucizesi olduğu için değil, kendi içindeki sonsuzluğu fark edebilecek tek varlık olduğu için bu kadar derin bir yalnızlık taşır.
    Kalbimizin en sessiz odasında, adı konulamayan bir özlem yaşar. Kimine göre sevda, kimine göre Allah, kimine göre hiçliğin çağrısı...
    Oysa belki de hepsi aynı nehrin farklı kıyılarıdır.
    Bir gün bütün sorular susacak. Ne "Neden?" kalacak, ne de "Keşke..." Sadece var olmanın tarifsiz huzuru kalacak.
    Ve o an anlayacağız: Hiçbir gerçek, sevgiden daha büyük değildi. Hiçbir hakikat, merhametten daha parlak değildi. Ve hiçbir yolculuk, insanın kendi özüne dönmesinden daha uzun değildi.
    Belki de bütün ömür, tek bir cümleyi hatırlamak içindi:
    "Ruh, eve dönmek ister. Kalp ise yolu, sevgiyle bulur."

  • Ezelden Ebed'e26.06.2026 - 00:13

    Başlangıç hiç olmadı. Çünkü başlangıç dediğimiz şey, zamanın içinde yaşayan zihnin bir tanımıdır. Ruh ise zamanın dışında nefes alır. Bu yüzden "ezel", geçmiş değildir; varoluşun hiç kopmamış özüdür. "Ebed" ise gelecek değil, sonsuzluğun kendisidir. İnsan bu iki sonsuzluk arasında yürüdüğünü sanırken, aslında tek bir anın içinde kendi hakikatini hatırlamaktadır.
    Her ruh, dünyaya yalnızca bir beden giymek için gelmez. Yanında görünmeyen bir kitap taşır. Sayfaları mürekkeple değil, bilinçle yazılmıştır. Kimi ona Akaşik Kayıtlar der, kimi Levh-i Mahfuz, kimi ise İlahi Hafıza... İsimler değişir, fakat işaret ettikleri sır aynıdır: Hiçbir deneyim kaybolmaz.
    Doğduğumuz an unutmayı seçeriz. Çünkü hatırlayarak gelen bir ruh, oyunu yaşayamazdı. Unutmak bir ceza değil, ilahi planın en büyük merhametidir. Fakat insanın içinde tarif edemediği bir özlem daima kalır. Bir manzaraya bakarken gözlerinin dolması... Hiç tanımadığı bir insana karşı açıklayamadığı yakınlık... İlk kez gittiği bir yerde "Ben burayı biliyorum." hissi... Bunların hiçbiri tesadüf olmayabilir. Belki de ruh, hafızasının derinliklerinden sessizce fısıldıyordur.
    Bilinmez sırlar hiçbir zaman yüksek sesle konuşmaz. Onlar sessizlikte açılır. Çünkü hakikat kelimelerin gürültüsünden değil, kalbin dinginliğinden doğar. Meditasyon, dua, derin tefekkür ya da saf sevgi anlarında insan, görünmeyen kapıların aralandığını hisseder. O anlarda zaman yavaşlar ve ruh kendi sonsuzluğunu hatırlamaya başlar.
    Hatırlayış, yeni bir bilgi edinmek değildir. Öteden beri bildiğini yeniden fark etmektir. Bir ustanın sözüyle, bir çocuğun gülüşüyle, bir kuşun kanat sesinde ya da gecenin yıldızlarında ansızın gelen o tanıdıklık hissi... İşte o an, ezelden gelen ses ebede doğru yankılanır.
    Kadim öğretiler, insanın içinde mühürlenmiş ışık kodlarından bahseder. Kimileri bunları kutsal geometriyle, kimileri harflerin sırrıyla, kimileri ise nefesin bilgeliğiyle ilişkilendirir. Belki de tüm yollar aynı kapıya çıkar: İnsan, aradığı ilahi cevabın kendisi olduğunu fark ettiğinde yolculuk tamamlanmaya başlar.
    Akaşik hafıza, geleceği görmek için değil, kendini tanımak için vardır. Çünkü geleceği değiştiren şey kehanet değil, bilinçtir. Bilinç değiştiğinde kader yeni bir nehir gibi farklı bir yatağa akmaya başlar. Bu yüzden ruhun gerçek görevi geleceği öğrenmek değil, özünü hatırlamaktır.
    Belki de en büyük sır şudur: Arayan ile aranan hiçbir zaman ayrı olmadı. Yolcu ile yol aynıydı. Dua eden ile cevap veren aynı sessizlikte buluşuyordu. Ezelden gelen nefes, şimdi de senin içinde yaşamaya devam ediyor.
    Ve günün birinde son nefes verildiğinde, ruh zamanın perdesini yeniden aralayacak. Dünya hayatı bir rüya gibi geride kalacak. O an anlayacak ki hiçbir sevgi kaybolmamış, hiçbir gözyaşı boşa akmamış, hiçbir iyilik unutulmamıştı. Her şey sonsuz hafızanın içinde ışık olarak saklanıyordu.
    İşte o zaman, ezelden ebede uzanan yolculuğun aslında tek bir kelimeden ibaret olduğu anlaşılacak:
    Hatırla.
    Çünkü ruh, hakikati öğrenmeye değil; onu yeniden hatırlamaya gelir.
    Sevgiyle??

  • Mavinin İzi09.10.2024 - 11:28

    Kimi gözler,
    Bir acı taşır içinde.
    Dokunsan ağlayacak,
    Ağlasan,
    Susacak...
    Kimi gözler,
    Bir hasret taşır içinde.
    Sarılsan geçecek,
    Konuşsan gülecek...
    Kimi gözler,
    Bir dost arar
    Sahiplenecek bir yürekte,
    Konuştukça dinleyecek,
    Sustukça hissedecek..

    Melih Cevdet Anday