Victor Hugo'nun Sefiller isimli romanını çizgi roman haline getirip seslendirmişler. İzlemesi keyifliydi. Seslendirme başarılı, radyo tiyatrosu gibi olmuş. Çizgi romanlarda yazıların düzgün, rahat okunabilir olmasına da dikkat ediyorum. Resimler ne kadar açıklayıcı ve güzel olsa da yazıların rahat okunabilirliği de bir o kadar önemli bence, özellikle yabancı bir dilde yazıldıysa çizgi roman. Çünkü tamamen büyük harfler ya da kargacık burgacık, eğri büğrü harfler kullanıldığı zaman, özellikle yeni bir dil öğrenmeye çalıştığınızda bu yazım şekli insanı zorluyor. Ancak yine de çizgi roman okumak eğlenceli :) ve yabancı dilde yeni kelimeler, cümle kalıpları öğrenmek için faydalı. Buradaki videoda resimler de, yazılar da seslendirme de harikaydı. Üstelik kolay anlaşılabilecek bir seviyede A1 seviyesinde hazırlamışlar çizgi romanı. Anlayarak ilerlemek sıkılmayı önlüyor. :)
Hayalet avcıları, hortlaklarla baş etmenin en iyi yolu. Elektrik süpürgesini üzerlerine tutuveriyorsun hüüüp diye içine çekiveriyor. :)) Zamanında izlediğimiz bir çizgi filmdi, müziği de güzeldi. :)
Yağmurlu bir günde sıcak bir çorba. Lezzetli gözüküyor bir denemek lazım. Zaten içine sarımsak ve soğan giren bir yemeğin lezzetsiz olması mümkün mü? Deneyeceklere afiyet olsun. :)
Bir doktor ve bir peyzaj mimarı, birlikte çok güzel bir hayat kurmuşlar. Doğayla baş başa. Keçileri, köpekleri, tavukları, istediklerini ekebilecekleri bir bahçeleri var, içinde yaşadıkları ve gerçekleştirecekleri nice hayalleri var. İnşa ettikleri taş evde çocukları ve büyükanneleri ile birlikte yaşıyorlar. Büyük anneleri de sempatik, cana yakın bir insan. Allah yollarını açık etsin. MuratCA isimli bu kanalda yayınlanan bu tarz videoları izlemeyi seviyorum. İnsana moral veriyor. Beton ormanında yaşadığımız şehirlerde, ağaçlardan oluşan gerçek bir ormanı ekrandan görmek bile insanı mutlu ediyor. Keşke şehirler cepleri doldurma telaşıyla değil de insanların mutlu bir şekilde yaşayıp yaşayamayacağı düşünülerek inşa edilebilseydi, insanların huzurla, sağlıkla, mutlulukla yaşayabileceği bir şehir planlaması yapılarak, hayata geçirilebilseydi. Keşke çevremize, bilmem kaç milyon eden ruhsuz, çirkin, elde etmek için şimdilerde belki tek ömürlük standart bir çalışmanın bile yetmeyeceği beton yığınları yerine, içinde yaşayanların ve onu tasarlayan mimarın hem duygularını hem zekasını ortaya koyabilen, doğayla uyumlu yaşam alanları inşa edilebilseydi. Keşke insanlar sadece temel yaşam standartlarını sağlayabilmek için doğadan kopuk bir ortamda, kendilerine ailelerine ayıracakları zamandan fedakarlık ederek her gün sekiz saat köle gibi çalışmak zorunda kalmasalardı. Herkes kendi sevdiği işi geleceğinden endişe duymadan yapabilseydi. Kendi içinde mutlu olan insanlar, mutlu bir şehri oluştururdu belki o zaman. Kimse ödeyemediği borçlarının oluşturduğu stresi ya da gerçekleştiremediği hayallerinin, yaşayamadığı hayatının üzüntüsünü, trafikte bir başkasından ya da her hangi bir yerde gücü kendisine yetmeyen birinden çıkartmaya çalışmazdı belki. Tabi bu sadece şehir planlaması ile ilgili değil ekonomiyle de ilgili, kişinin sahip olduğu kişisel özellikler, sahip olduğu ya da olamadığı koşullar vb. pek çok şeyle ilgili, ama şehirlerde daha fazla yeşillik, daha insancıl, insan doğasına daha uygun bir yaşam olsaydı fena mı olurdu yani? Olsun insan yine de her koşulda kendini mutlu edecek bir şeyler bulabilir, bulabilmeli hatta bulmak zorunda. Çünkü ümitsizlik ve moral bozukluğu ile ne bir değişim ne bir ilerleme gerçekleştirilebilir. Önce hayal, sonra ümit sonra çalışmak. Sonrası mı sonrasıysa nasipse, hayırlısıyla ZAFER. :)
Az önce bu kamp videosunu izledim. Kamp yapmak hem eğlenceli hem dinlendirici. Geniş pencereleri olan panoramik manzaralı çadır da çok rahat gözüküyor. Tepe pencereleri de var çadırın, oradan da ışık alabiliyor ve çadır içinde ayakta durulabilecek kadar yüksek bir tavan boyuna sahip, bu da güzel bir özellik. Bir çok katlanabilir kamp malzemesi de pratik ve kullanışlı gözüküyor. Çadırın toplandığı eve dönme zamanında sevimli sarı kedinin çadırdan ayrılmak istememesi de çok hoştu. O da kamp yaptı ve çadırı benimsedi. Rahatı iyiydi. :) İzlemekten keyif aldığım bir video oldu.
Başta canım sevgilim olmak üzere, herkesin yeni yılını en içten dileklerimle kutlarım.Yeni yılımızın huzur ve mutluluk içinde, sevdiklerimizle birlikte geçmesini dilerim. Sağlıklı, umutlu, başarılı, mutlu olduğumuz bir yıl olsun 2024. Tüm dünya barış ve huzur içinde yaşasın. Mutlu yıllar, iyi yıllar!
Adasu Akın'ı cumartesi Halk TV'de yayınlanan Görkemli Hatıralar Şirince/İzmir programını izlerken keşfettim. Programın hepsini izlememiştim, izlediğim kısmında Adasu'yu dinledim ve çok beğendim. Yayınlanan 09.12.2023 tarihli programın tekrarıymış. Kıymetli, güzel bir program. Vakit bulunca programın tamamına bakmak lazım. Programı da buraya ekliyorum. Not: Programda ilk 3.35'inci dakikaya kadar ses yok.
Adasu Akın müthiş bir genç yetenek. Viyolonsel (Çello) çalıyor ve şarkı söylüyor. Alanında en iyi olarak tarihe adını yazdıracağını düşünüyorum.
Victor Hugo'nun Sefiller isimli romanını çizgi roman haline getirip
seslendirmişler. İzlemesi keyifliydi. Seslendirme başarılı, radyo tiyatrosu
gibi olmuş. Çizgi romanlarda yazıların düzgün, rahat okunabilir olmasına
da dikkat ediyorum. Resimler ne kadar açıklayıcı ve güzel olsa da
yazıların rahat okunabilirliği de bir o kadar önemli bence, özellikle yabancı
bir dilde yazıldıysa çizgi roman. Çünkü tamamen büyük harfler ya da kargacık
burgacık, eğri büğrü harfler kullanıldığı zaman, özellikle yeni bir dil
öğrenmeye çalıştığınızda bu yazım şekli insanı zorluyor. Ancak yine de
çizgi roman okumak eğlenceli :) ve yabancı dilde yeni kelimeler,
cümle kalıpları öğrenmek için faydalı. Buradaki videoda resimler de,
yazılar da seslendirme de harikaydı. Üstelik kolay anlaşılabilecek bir seviyede
A1 seviyesinde hazırlamışlar çizgi romanı. Anlayarak ilerlemek sıkılmayı önlüyor. :)
Hayalet avcıları, hortlaklarla baş etmenin en iyi yolu.
Elektrik süpürgesini üzerlerine tutuveriyorsun hüüüp diye
içine çekiveriyor. :)) Zamanında izlediğimiz bir çizgi filmdi,
müziği de güzeldi. :)
Regaip kandilimiz mübarek olsun. Hayırlısıyla dualarımız kabul olsun.
Yağmurlu bir günde sıcak bir çorba. Lezzetli gözüküyor
bir denemek lazım. Zaten içine sarımsak ve soğan giren
bir yemeğin lezzetsiz olması mümkün mü? Deneyeceklere
afiyet olsun. :)
Bir doktor ve bir peyzaj mimarı, birlikte çok güzel bir
hayat kurmuşlar. Doğayla baş başa. Keçileri, köpekleri,
tavukları, istediklerini ekebilecekleri bir bahçeleri var,
içinde yaşadıkları ve gerçekleştirecekleri nice hayalleri var.
İnşa ettikleri taş evde çocukları ve büyükanneleri ile birlikte yaşıyorlar.
Büyük anneleri de sempatik, cana yakın bir insan. Allah yollarını açık etsin.
MuratCA isimli bu kanalda yayınlanan bu tarz videoları izlemeyi seviyorum.
İnsana moral veriyor. Beton ormanında yaşadığımız şehirlerde,
ağaçlardan oluşan gerçek bir ormanı ekrandan görmek bile insanı mutlu ediyor.
Keşke şehirler cepleri doldurma telaşıyla değil de insanların mutlu bir şekilde
yaşayıp yaşayamayacağı düşünülerek inşa edilebilseydi, insanların huzurla,
sağlıkla, mutlulukla yaşayabileceği bir şehir planlaması yapılarak,
hayata geçirilebilseydi. Keşke çevremize, bilmem kaç milyon eden ruhsuz,
çirkin, elde etmek için şimdilerde belki tek ömürlük standart bir çalışmanın bile
yetmeyeceği beton yığınları yerine, içinde yaşayanların ve onu tasarlayan mimarın
hem duygularını hem zekasını ortaya koyabilen, doğayla uyumlu yaşam alanları
inşa edilebilseydi. Keşke insanlar sadece temel yaşam standartlarını sağlayabilmek
için doğadan kopuk bir ortamda, kendilerine ailelerine ayıracakları zamandan
fedakarlık ederek her gün sekiz saat köle gibi çalışmak zorunda kalmasalardı.
Herkes kendi sevdiği işi geleceğinden endişe duymadan yapabilseydi.
Kendi içinde mutlu olan insanlar, mutlu bir şehri oluştururdu belki o zaman.
Kimse ödeyemediği borçlarının oluşturduğu stresi ya da gerçekleştiremediği
hayallerinin, yaşayamadığı hayatının üzüntüsünü, trafikte bir başkasından
ya da her hangi bir yerde gücü kendisine yetmeyen birinden çıkartmaya çalışmazdı
belki. Tabi bu sadece şehir planlaması ile ilgili değil ekonomiyle de ilgili,
kişinin sahip olduğu kişisel özellikler, sahip olduğu ya da olamadığı koşullar vb.
pek çok şeyle ilgili, ama şehirlerde daha fazla yeşillik, daha insancıl, insan doğasına
daha uygun bir yaşam olsaydı fena mı olurdu yani? Olsun insan yine de her koşulda
kendini mutlu edecek bir şeyler bulabilir, bulabilmeli hatta bulmak zorunda.
Çünkü ümitsizlik ve moral bozukluğu ile ne bir değişim ne bir ilerleme gerçekleştirilebilir.
Önce hayal, sonra ümit sonra çalışmak. Sonrası mı sonrasıysa nasipse, hayırlısıyla ZAFER. :)
Az önce bu kamp videosunu izledim. Kamp yapmak
hem eğlenceli hem dinlendirici. Geniş pencereleri olan
panoramik manzaralı çadır da çok rahat gözüküyor.
Tepe pencereleri de var çadırın, oradan da ışık alabiliyor ve
çadır içinde ayakta durulabilecek kadar yüksek bir
tavan boyuna sahip, bu da güzel bir özellik. Bir çok
katlanabilir kamp malzemesi de pratik ve kullanışlı gözüküyor.
Çadırın toplandığı eve dönme zamanında sevimli sarı kedinin
çadırdan ayrılmak istememesi de çok hoştu. O da kamp yaptı ve
çadırı benimsedi. Rahatı iyiydi. :) İzlemekten keyif aldığım bir video oldu.
Başta canım sevgilim olmak üzere, herkesin yeni yılını
en içten dileklerimle kutlarım.Yeni yılımızın huzur ve
mutluluk içinde, sevdiklerimizle birlikte geçmesini dilerim.
Sağlıklı, umutlu, başarılı, mutlu olduğumuz bir yıl olsun 2024.
Tüm dünya barış ve huzur içinde yaşasın. Mutlu yıllar, iyi yıllar!
Adasu Akın'ı cumartesi Halk TV'de yayınlanan
Görkemli Hatıralar Şirince/İzmir programını
izlerken keşfettim. Programın hepsini izlememiştim,
izlediğim kısmında Adasu'yu dinledim ve çok beğendim.
Yayınlanan 09.12.2023 tarihli programın
tekrarıymış. Kıymetli, güzel bir program. Vakit bulunca
programın tamamına bakmak lazım. Programı da buraya ekliyorum.
Not: Programda ilk 3.35'inci dakikaya kadar ses yok.
Adasu Akın müthiş bir genç yetenek. Viyolonsel (Çello) çalıyor
ve şarkı söylüyor. Alanında en iyi olarak tarihe adını yazdıracağını düşünüyorum.
Başarıları daim olsun.
Bu şarkıyı yeni keşfettim. Adı "iyi değil" ama
iyi bir ritim, melodi yakalamışlar. Bu şarkıyı sevdim, hareketli, enerjik. :)
Dün dinlendiğim bir sırada "Defineci" isimli bu
radyo tiyatrosunu dinledim.
Gizemli, dinlemesi keyifli bir hikayeydi. :)