Rabıta açar evet kesinlikle haklısın yeni ve daha fazla kavramlara ihtiyaç duymamiz ve dolayısıyla da daha fazla kelimeye tabii ki, tamamen okumak ve okuduğun üzerine kafa yormaya bağlı. Lakin nasıl olacak bu . Yani zaten okuma oranımız olabildiğince düşükken akıllı telefonlar internet kullanımı falan derken iyice düşmedi mi ? durum vahim yani hatta korkunç .hiç umut vaadetmiyor
Bak yavru o iş şöyle Ben sıcak ayağım pişiyor diye sandalet giymiştim Kıza tekmiği sallayınca ayak parmağım saçına takıldı Kızdaki saç saç değil çam dalı gibi bişeymiş Benim parmak orda gitti
küçük bir çocuk düşün babasıyla yollara düşmüş yürümesi gerektiğini öğrenmiş ve babasından uzaklaşınca koşarak gölgesine sığınmayı nereye gittiğini bilmeden iz sürüyor Yokluğunda küçük bir çocuk düşün bir de bu ayrıntıyı fark edip peşinden derin derin ağlayan kirli sakallı adamı
Ayçekirdeği Senin kellenin yarısını bir ay boyunca sıradan bir dezze çitlese diğer yarısı ise ben çitlesem Hem de noter huzurunda Norveçli bilim adamları ne der acaba
Su gibi,rüzgardan yapılma kaydıraklardan kayan, Yönü belli olmayan bir akıntıda ilerler, Sanki girdaba kapılan kan taneleri gibi, Bulutlarda gezer,damarsı kızıllığı, Dalgaların saçlarından sarkan ışıltı,evirip maviliği, Deniz kabuklarından sıyırır yosunumsu berrak kokuyu, Tütsülenir burunlar,
İğne deliğini andıran çok sivri sinek ısırığından girer içeri, Yaz ışıklarının sıcak duyguları, Sımsıkı masalarda oturan insanlar,git gide çıplaklaşan zamanın içinde yüzerler, Özenli yerlerinden akan utançları yüzlerinde yağ gibi belirir,
Çatlamış şakaklarından sızan kan kokusu uzanıp saten gibi gecede esniyor, Kalp atışları yanıp sönüyor bozuk sokak lambalarıyla birlikte,gün boyu kızarmış insan derileri,nar gibi,kavuruyor sarı ışınlar kum gibi kesip tenleri,saklanıyor içlerine sinsice,cam kesiği sessizliğinde,hışırtılarla ciğerlerde dağılan nefesler,çocuk sesleri,kızıl dikişli balıklar,meyve suları buz gibi bardaklarda,yaz aylarında.
Bugün haber izlemeyeceğim. Hem yorgunum hem hasta olmak üzereyim bari sinirlerim sağlam dursun... Brian Adams dan every thing ı do yu dinleyin benim için
Aslında bu durum değişimin hızına da bağlı Rabiya. Yaşam hızlı bir şekilde aktıkça bundan dil de nasibini alıyor ister istemez. Bir çok kelime kullanımdan düşüp bir çok yeni kelime kullanıma giriyor. Önemli olan kelimelerin kullanılması. Dilimizi yaşar kılmak bizim elimizde. Kelimelerimize tutunmalıyız. Daha çok kelime ile konuşmalıyız.
şahsi görüşüm odur ki herkes kendi evinin önünü süpürse bu bile dilimiz için önemli bir katkı olacaktır. yazı yazarken ve konuşurken kullanacağımız kavram ve varlık adlarının kelimelerin eğer Türkçe karşılığı var ise mutlaka onu tercih etmeliyiz. yoksa öbür türlüsü yine bir sorunda yaraya parmak basmadan çevresinde dolaşıp durmak olacaktır. dilimiz Selçuklular ve Osmanlılar döneminde yoğunluklu olarak farsça ve Arapçanın tanzimattan günümüze dek Fransızcanın ve günümüzde de ağırlıklı olarak İngilizcenin tesiri altında kalmıştır. evet teknolojik bilimsel ve sanat alanlarındaki ilerlemeler ve itici kuvveti elinde bulunduranların çekim gücünden kaynaklı bu tarz etkilenmeler bir noktaya kadar anlaşılabilir ise de eğer dilimiz bundan zarar görecekse mutlaka tedbir alınmalıdır.öz Türkçeyi önce biz doğru kullanmalı ve gençlerimizi de bu konuda uyarmalı ve teşvik etmeliyiz.
Karaoğlu Mehmet Bey 'i arıyorum şiiri ,yazısı 2008 yılında yazılmış. Mağaza ,dükkan levhaları ....v.s biz çocukken de vardı. Şimdi Arap levhalarına dönünce tepki çekmeye başladı. Antoloji de bile profil sayfalarında favori sözleri ,tanıtım yazıları, rumuz isimleri dahi yabancı dil kullananlar var. Demek istiyorum ki , dilimiz üzerindeki bütün bu yaşananlar sadece 15 yılın getirisi değildir. İdeolojik ,subjektif olarak değil de objektif olarak baksaydiniz hakikatleri görürdunuz .
Rabıta açar evet kesinlikle haklısın yeni ve daha fazla kavramlara ihtiyaç duymamiz ve dolayısıyla da daha fazla kelimeye tabii ki, tamamen okumak ve okuduğun üzerine kafa yormaya bağlı. Lakin nasıl olacak bu . Yani zaten okuma oranımız olabildiğince düşükken akıllı telefonlar internet kullanımı falan derken iyice düşmedi mi ? durum vahim yani hatta korkunç .hiç umut vaadetmiyor
Kerten kelebek profil resmindeki susam sokağının kırpıgı mı
ck teşekür ederim Ner giz
Bana ayrılığı sevdiren şair Şükrü Erbaş ağabey
keyifli dinlemeler
Kürsüye youtube videosu nasıl atılıyor?
Komik mi karizma
Gülmemizi mi bekliyorsun
Ben sezemiyorum senin esprileri
Ama Ahmet necdet sezer
Hahaha
Attım bonbayı kürsüye
Kaç kaç kaç
Bak yavru o iş şöyle
Ben sıcak ayağım pişiyor diye sandalet giymiştim
Kıza tekmiği sallayınca ayak parmağım saçına takıldı
Kızdaki saç saç değil çam dalı gibi bişeymiş
Benim parmak orda gitti
El kalkmaz dedik
Tekme farklı bişey
Kızın lakabı bi kere uzaylı zekiye idi
Tekmiğim saçına takıldı
Bizde kadına Kıza el kalkmaz bi kere
Ne yani kızlara davamızı anlatamaz mıyız
Yasak mı
Bitsin bu yasakçı zihniyet
Bizim davalarımız vardı
Biz top peşinden değil dava peşinde koştuk
Sen ne anlarsın futboldan karizma
Bi şut çeker güneş gözlüğünü çekirdeklerine gömerim
küçük bir çocuk düşün babasıyla yollara düşmüş
yürümesi gerektiğini öğrenmiş ve babasından uzaklaşınca koşarak gölgesine sığınmayı
nereye gittiğini bilmeden iz sürüyor
Yokluğunda
küçük bir çocuk düşün bir de bu ayrıntıyı fark edip peşinden derin derin ağlayan kirli sakallı adamı
Sakarya’nın attığı gol Sevincine dua et
Yoksa yapraklarını yolardım
Ayçekirdeği
Senin kellenin yarısını bir ay boyunca sıradan bir dezze çitlese diğer yarısı ise ben çitlesem
Hem de noter huzurunda
Norveçli bilim adamları ne der acaba
...
.
TERLEYEN AŞK
Su gibi,rüzgardan yapılma kaydıraklardan kayan,
Yönü belli olmayan bir akıntıda ilerler,
Sanki girdaba kapılan kan taneleri gibi,
Bulutlarda gezer,damarsı kızıllığı,
Dalgaların saçlarından sarkan ışıltı,evirip maviliği,
Deniz kabuklarından sıyırır yosunumsu berrak kokuyu,
Tütsülenir burunlar,
İğne deliğini andıran çok sivri sinek ısırığından girer içeri,
Yaz ışıklarının sıcak duyguları,
Sımsıkı masalarda oturan insanlar,git gide çıplaklaşan zamanın içinde yüzerler,
Özenli yerlerinden akan utançları yüzlerinde yağ gibi belirir,
Kadın çamaşırları,erkek çorapları,makyaj atıkları,
Popo rengi avuç içleri birleşir,uzun kaslı bacakların kaliteli kumaşlarla uyumunda,
Korkuyla parıldayan gözler sahil kenarlarında,ışıksızlığın gırtlağına çökmüşler,kumdan kalelerde oturuyorlar,
Çatlamış şakaklarından sızan kan kokusu uzanıp saten gibi gecede esniyor,
Kalp atışları yanıp sönüyor bozuk sokak lambalarıyla birlikte,gün boyu kızarmış insan derileri,nar gibi,kavuruyor sarı ışınlar kum gibi kesip tenleri,saklanıyor içlerine sinsice,cam kesiği sessizliğinde,hışırtılarla ciğerlerde dağılan nefesler,çocuk sesleri,kızıl dikişli balıklar,meyve suları buz gibi bardaklarda,yaz aylarında.
Bugün haber izlemeyeceğim. Hem yorgunum hem hasta olmak üzereyim bari sinirlerim sağlam dursun... Brian Adams dan every thing ı do yu dinleyin benim için
esedullah
Bir gülüşüne aldanır kalbimm:))
hani nerede aşkkkk???
Aslında bu durum değişimin hızına da bağlı Rabiya. Yaşam hızlı bir şekilde aktıkça bundan dil de nasibini alıyor ister istemez. Bir çok kelime kullanımdan düşüp bir çok yeni kelime kullanıma giriyor. Önemli olan kelimelerin kullanılması. Dilimizi yaşar kılmak bizim elimizde. Kelimelerimize tutunmalıyız. Daha çok kelime ile konuşmalıyız.
İzmirlilere Çiğdem olasın ayçiçeği
Aşk nerden çıktı
Yem olursun kargalara ayçiçeği
Senin yanına bir korkuluk dikmek lazım
Kesinlikle katılıyorum Salkım Söğüt. Aceleyle yazıyoruz ya klavyede. Ama tabii mazereti olamaz bu tür yanlışların. Özürrrrrr.
şahsi görüşüm odur ki herkes kendi evinin önünü süpürse bu bile dilimiz için önemli bir katkı olacaktır. yazı yazarken ve konuşurken kullanacağımız kavram ve varlık adlarının kelimelerin eğer Türkçe karşılığı var ise mutlaka onu tercih etmeliyiz. yoksa öbür türlüsü yine bir sorunda yaraya parmak basmadan çevresinde dolaşıp durmak olacaktır.
dilimiz Selçuklular ve Osmanlılar döneminde yoğunluklu olarak farsça ve Arapçanın tanzimattan günümüze dek Fransızcanın ve günümüzde de ağırlıklı olarak İngilizcenin tesiri altında kalmıştır. evet teknolojik bilimsel ve sanat alanlarındaki ilerlemeler ve itici kuvveti elinde bulunduranların çekim gücünden kaynaklı bu tarz etkilenmeler bir noktaya kadar anlaşılabilir ise de eğer dilimiz bundan zarar görecekse mutlaka tedbir alınmalıdır.öz Türkçeyi önce biz doğru kullanmalı ve gençlerimizi de bu konuda uyarmalı ve teşvik etmeliyiz.
Karaoğlu Mehmet Bey 'i arıyorum şiiri ,yazısı 2008 yılında yazılmış.
Mağaza ,dükkan levhaları ....v.s biz çocukken de vardı. Şimdi Arap levhalarına dönünce tepki çekmeye başladı.
Antoloji de bile profil sayfalarında favori sözleri ,tanıtım yazıları, rumuz isimleri dahi yabancı dil kullananlar var.
Demek istiyorum ki , dilimiz üzerindeki bütün bu yaşananlar sadece 15 yılın getirisi değildir.
İdeolojik ,subjektif olarak değil de objektif olarak baksaydiniz hakikatleri görürdunuz .
Hz.Hamza
Hazret-i Muhammed'in amcası,
İslamın ilk sancaktarı,
Hamza!
Benrin tam arslanı,
İslam kahramanı,
Kureyş'in iftiharı,
Hamza!
Kılıcı küffar kesen,
Yüreği desen desen,
Kahraman kim diye sorsan,
Hamza!
Azrail'i korkutur gölgesi,
İmrendirir herkesi,
Şehitler efendisi,
Hamza!
Şiir seslendirmeleri için kanalıma beklerim.