kaldım sende seninle bende kaldım işte .. sadece gözlerin var belleğimde benliğimde düşler düşünceler her zerrenle hele o pembe narin verinde. efes//35
Suriyeli ve Afgan kadin ve çocuk sığınmacılar koruma altına alınıp, tüm erkekler geri gönderilmeli veya cok insancil(!) olduklari, çok vicdanlı (!) oldukları icin uykuları kaçan(!) ülkelere, ozellikle de batı ülkelerine yolcu edilmelidirler.
Afganistan'a illa yardım düşünülüyorsa, çağdisi Taliban'a aslanlar gibi direnme kararlılığı içinde bulunan Pencdir bölgesindeki direnişçi Afganlara yardım edilmelidir.
Afganistan ancak ve ancak Mustafa Kemal Pasa ve mücadele arkadaşlarının komutanliginda/önderliğinde gerceklesen Ulusal Kurtulus Savaşımız niteliğinde bir ulusal savaş verdiği/verebildiği takdirde düze çıkacaktır/cikabilecektir.
Elmanın ağaçla konuştuğunu duydum Suyun gürültüsü ölümü uzatan ince bir kesikmiş hey ! Büyüyen her şey Yüksek sesle yalanlar söyle Omuzları çıplak kalsın kadınların Ve erkekler ağlasın
Uzun zamandan beri arkadaş listem boştu. Bazı hocalarımın istekleri doğrultusunda tekrar oluşturmaya başlıyorum. İstek gönderdiklerimin kabullerine şimdiden teşekkür ederim
İyi cesaret valla; iyi bilmediğin bir konuda ders vermeye kalkmak... Bir sürü hata var. En basitinden; vesairenin kısaltılması vs degil, sonunda nokta ile yazılır. vs. Şeklinde...
Ders: YAZIM KURALLARI (Devam) Bir önceki dersimizde, yazım kurallarından bihaber olup da roman, oyku vs yazmaya kalkışanlar için "yazar kasa" denildigini işlemiştik. Bu derste, konunun tamamlayıcı bir yonune değineceğiz.
Şöyle ki, bir yazar kasanın kaleminden çıkan sözcükler toplamına, ne roman denir, ne de öykü... O toplama "yazar kasa fisi" denir. Kimi otoriteler, bu türün, "sahibinden ikinci el satilık" ilanlarından esinlenilerek yazıldığını söylerler.
Uyaralım dedik, uyardık. Malum, elçiye zeval olmaz.
Bugünlük bu kadar. Heyecanla beklediğiniz gelecek derste buluşmak üzere :)))
MÜJDE: Yoğun ilgi ve tezahürat sonucu, derslerimizin devamına karar verilmiştir :))) Dershanesiz,. yarası olup da gocunanlara da açıktır. Bekleriz. :))
Bir yolculuk nedeniyle siteden birkac gün uzak kaldim. Yoklugumda, yazım kurallarıyla ilgili mesajım üzerine maŞŞaLLah "giydirilmedik" laf kalmamış :)))
Giydirilenlere" şoyle bir göz attım da, ego'lar, narsizm'ler ve daha nice psikiyatrik tanımlar(!) , tanilar(!) havada ucusmus. Yani neredeyse her köşebaşından bir uzman(!) , burnunu uzatmış.
Anladıkları gibi yanitlayayim bari... Örneğin, "laf olsun, torba dolsun" misali yazdığı "gereksiz sacmalik"larin ciddiye alınmadığını fark bile edemeyen bir bay otoritenin(!) , konuyu "saçma ve gereksiz" olarak niteleme şaşkınlığı mi dersiniz,
Aynı bay otoritenin(!) , yazım kurallarını aklınca onemsizlestirmek için, "parayı bastiranın yazar olabilecegi" savinda bulunma gülünçlügü mü dersiniz,
Kapasitesini aşan konu karşısındaki yetersizliğini maskelemek icin "tadında birakilmali" kacisina sığınan bir nasihatci hanimefendinin kurnazligi mi dersiniz,
Bir başka hanımefendinin, hangi hesapla olduğu bilinmez bir tepkiyle "iki nokta yan yana" yanlışını yinelemekten neredeyse buyuk bir keyif aldığını bir marifetmiş gibi ilan etmesi mi dersiniz :)))
Her zamanki alışkanlığını yineleyerek, sazan gibi ortaya atılan bir "amca"nın, bozuk plak benzeri sayiklamalari mi dersiniz,
Daha neler neler :)))
"Giydirenlerin" , takipçi edinmek amacıyla, şirinlik maskeli paslaşmaları da işin cabası; hani şu "bozacının şahidi şiraci".meselesi var ya, iste o :)))
Özetleyecek olursak, "yazar kasa + şaYir cephesi"nde ciddiye alınacak bir gelisme yok, "eski hamam eski tas" durumu devam ediyor. Ve düzeleceğine dair bir umut da yok.
Öyleyse, bundan böyle kendileriyle muhatap olarak zamanımızı harcamak yerine, "Yav he hee" diye idare edip derslere devam edelim. Malum, kervan yolunda gerek :)))
Olabilir dedi kaplumbağa. Dünya'da neler olmuyor ki !
kaldım sende
seninle bende
kaldım işte ..
sadece gözlerin var
belleğimde benliğimde
düşler düşünceler her zerrenle
hele o pembe narin verinde.
efes//35
Mucizenin adı Mustafa Kemal Atatürk!
Bahardan bahset bana kokunu çok özledim
Tu razayi bu leven te hişar
Suriyeli ve Afgan kadin ve çocuk sığınmacılar koruma altına alınıp, tüm erkekler geri gönderilmeli veya cok insancil(!) olduklari, çok vicdanlı (!) oldukları icin uykuları kaçan(!) ülkelere, ozellikle de batı ülkelerine yolcu edilmelidirler.
Afganistan'a illa yardım düşünülüyorsa, çağdisi Taliban'a aslanlar gibi direnme kararlılığı içinde bulunan Pencdir bölgesindeki direnişçi Afganlara yardım edilmelidir.
Afganistan ancak ve ancak Mustafa Kemal Pasa ve mücadele arkadaşlarının komutanliginda/önderliğinde gerceklesen Ulusal Kurtulus Savaşımız niteliğinde bir ulusal savaş verdiği/verebildiği takdirde düze çıkacaktır/cikabilecektir.
Olmadığını bildiğim yerlere acımı gömer gibi ellerimi uzattım
Protokol deyince aklıma profiterol geliyor :)
Bursa belediye başkanı,
İki gözümün çiçeği Zafer Bayramında protokol halktır. E, tabi bizde artık camide bile protokol var. O da haklı.
Zafer Bayramı beni çok ama ilgilendiriyor. Ben ve milyonlarca Mustafa Kemal Atatürk'ün bayramı 30 Ağustos.
Gülen çocuklara ağlarken yakalandım
Fare deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış.
Herkes senin gibi profesyonel avcı değil demek, ne yapsın garip...
Sezen abla sen çok yaşa
Ya şu örtmen neden kayboldu sahi ?
Kimse kendini bulunamaz sanmasın. iP adrestir.
Elmanın ağaçla konuştuğunu duydum
Suyun gürültüsü ölümü uzatan ince bir kesikmiş
hey !
Büyüyen her şey
Yüksek sesle yalanlar söyle
Omuzları çıplak kalsın kadınların
Ve erkekler ağlasın
Merak ediyorum neden Cennet"de hiç bir Hayvan yok.?
''siz hala berber hayreddin e mi tıraş oluyorsunuz?'' :))
Uzun zamandan beri arkadaş listem boştu. Bazı hocalarımın istekleri doğrultusunda tekrar oluşturmaya başlıyorum.
İstek gönderdiklerimin kabullerine şimdiden teşekkür ederim
hey heeeeeeyy
yol ver bana çubuk beli geçeyimmm.. a gız geçeeyiiim
kim kime ne yazıyor ?
İyi cesaret valla; iyi bilmediğin bir konuda ders vermeye kalkmak...
Bir sürü hata var. En basitinden; vesairenin kısaltılması vs degil, sonunda nokta ile yazılır. vs. Şeklinde...
Adam harbi konuşmuş tanrıyla.. birde link göndermiş.
kürkçü dükkanı.
Ders: YAZIM KURALLARI (Devam)
Bir önceki dersimizde, yazım kurallarından bihaber olup da roman, oyku vs yazmaya kalkışanlar için "yazar kasa" denildigini işlemiştik. Bu derste, konunun tamamlayıcı bir yonune değineceğiz.
Şöyle ki, bir yazar kasanın kaleminden çıkan sözcükler toplamına, ne roman denir, ne de öykü... O toplama "yazar kasa fisi" denir. Kimi otoriteler, bu türün, "sahibinden ikinci el satilık" ilanlarından esinlenilerek yazıldığını söylerler.
Uyaralım dedik, uyardık.
Malum, elçiye zeval olmaz.
Bugünlük bu kadar.
Heyecanla beklediğiniz gelecek derste buluşmak üzere :)))
MÜJDE:
Yoğun ilgi ve tezahürat sonucu, derslerimizin devamına karar verilmiştir :))) Dershanesiz,. yarası olup da gocunanlara da açıktır. Bekleriz. :))
Bir yolculuk nedeniyle siteden birkac gün uzak kaldim. Yoklugumda, yazım kurallarıyla ilgili mesajım üzerine maŞŞaLLah "giydirilmedik" laf kalmamış :)))
Giydirilenlere" şoyle bir göz attım da, ego'lar, narsizm'ler ve daha nice psikiyatrik tanımlar(!) , tanilar(!) havada ucusmus. Yani neredeyse her köşebaşından bir uzman(!) , burnunu uzatmış.
Anladıkları gibi yanitlayayim bari...
Örneğin, "laf olsun, torba dolsun" misali yazdığı "gereksiz sacmalik"larin ciddiye alınmadığını fark bile edemeyen bir bay otoritenin(!) , konuyu "saçma ve gereksiz" olarak niteleme şaşkınlığı mi dersiniz,
Aynı bay otoritenin(!) , yazım kurallarını aklınca onemsizlestirmek için, "parayı bastiranın yazar olabilecegi" savinda bulunma gülünçlügü mü dersiniz,
Kapasitesini aşan konu karşısındaki yetersizliğini maskelemek icin "tadında birakilmali" kacisina sığınan bir nasihatci hanimefendinin kurnazligi mi dersiniz,
Bir başka hanımefendinin, hangi hesapla olduğu bilinmez bir tepkiyle "iki nokta yan yana" yanlışını yinelemekten neredeyse buyuk bir keyif aldığını bir marifetmiş gibi ilan etmesi mi dersiniz :)))
Her zamanki alışkanlığını yineleyerek, sazan gibi ortaya atılan bir "amca"nın, bozuk plak benzeri sayiklamalari mi dersiniz,
Daha neler neler :)))
"Giydirenlerin" , takipçi edinmek amacıyla, şirinlik maskeli paslaşmaları da işin cabası; hani şu "bozacının şahidi şiraci".meselesi var ya, iste o :)))
Özetleyecek olursak, "yazar kasa + şaYir cephesi"nde ciddiye alınacak bir gelisme yok, "eski hamam eski tas" durumu devam ediyor. Ve düzeleceğine dair bir umut da yok.
Öyleyse, bundan böyle kendileriyle muhatap olarak zamanımızı harcamak yerine, "Yav he hee" diye idare edip derslere devam edelim. Malum, kervan yolunda gerek :)))
Yeni derslerde görüşmek üzere :)))
Neşet Ertaş kapatır geceyi.
Vefasız Leylaya ben yana yana
Sanki Mecnun gibi çöllere düştüm
Garip bülbül gibi düştüm figana
Dikenler içinde güllere düştüm
Gönülden bilmiyen insana yar mi
Sevgisiz gönülde muhabbet var mı
Aşık olup yari sevmiyen var mı
Gönül sevdi diye dillere mi düştüm
Çıkmadı bağrımdan o yarın derdi
Zalım kader beni yardan ayırdı
Terk ettirdi bana sılayı yurdu
Bir garibim gurbet ellere düştüm