Kültür Sanat Edebiyat Şiir

franz kafka sizce ne demek, franz kafka size neyi çağrıştırıyor?

franz kafka terimi Erhan Hakalmaz tarafından 05.02.2003 tarihinde eklendi

  • Hayat Güzel
    Hayat Güzel 22.10.2017 - 15:53

    Gregor Samsa bir sabah uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.

  • Deniz Ercivan
    Deniz Ercivan 22.10.2017 - 11:36


    dava ve dönüşüm
    hatta bahar hanımın aşağıda bahsettiği olayı
    biz de Kafkadan biraz esinlenerek
    o dönem birlikte çalıştığım öğretmen arkadaşımla
    noel bayramı üzeri
    2.ci sınıfta yapmıştık
    30 gün boyunca sınıfa hergün bir mektup
    gönderdi o bizim ortadan yok olan oyuncağımız)

  • Bahar Batıl
    Bahar Batıl 22.10.2017 - 09:50

    "Kafka ,küçük kız ve oyuncak bebek"
    Hikayeye göre günün birinde Franz Kafka rutin yürüyüşlerini yaptığı parkta küçük bir kıza rastlamış. Kız ağlıyormuş. Oyuncak bebeğini kaybetmiş ve bu onu oldukça üzmüş.
    Kafka bebeği onun yerine aramayı önermiş ve ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere sözleşmişler. Bebeği bulamaması üzerine Kafka küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazmış ve buluştuklarında kendisine okumuş:
    “Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım.” Bu birçok mektubun ilkiymiş. Kafka küçük kızla her buluştuğunda sevgili oyuncak bebeğin hayali maceralarını özenle yazdığı mektuplardan ona okurmuş. Küçük kız da bu şekilde avunurmuş.
    Derken gün gelmiş, görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka son görüşmede küçük kıza bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız, aslından oldukça farklı olan oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakakalmış. Bebeğe iliştirilmiş bir not küçük kızın şaşkınlığını gidermiş: “yolculuğum beni çok değiştirdi.”
    Uzun yıllar sonra, artık bir yetişkin olmuş olan küçük kızımız, gözü gibi baktığı bebeğinin, gözünden kaçırdığı bir çatlağının içine sıkıştırılmış bir mektup bulur. Kısaca şöyle yazmaktadır: “Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek..(alıntı)

  • Rüya Sertyüz
    Rüya Sertyüz 27.03.2016 - 00:35

    Bu arada sana biraz bakma fırsatı buldum, aslında dış görünüşünün benim için en ufak bir önemi yoktu, beni tek ilgilendiren sözlerindi. Pek kendine benzemiyordun, çok daha esmerdin, yüzün zayıftı, zaten dolgun yanaklarla insan bu denli gaddar olmaz (Ama bu gaddarlık mıydı ki?) . Kıyafetinin kumaşı tuhaf bir biçimde benimkiyle aynıydı, aynı zaman da çok erkeksiydi ve açıkçası hiç hoşuma gitmedi. Fakat sonra, mektuplarından birinden bir bölüm hatırladım (şu dize: iki elbisem var ama yine de güzel görünüyorum) ve sözlerinin üzerimdeki etkisi öylesine büyüktü ki, o andan itibaren elbise çok hoşuma gitti.

  • Rüya Sertyüz
    Rüya Sertyüz 04.03.2016 - 23:28

    Üstelik mektuplaranızın daha doğru dürüst okumadım, sadece etrafından şöyle bir dolandım; tıpkı ışınğın etrafında dönen pervane gibi, ben de birkaç kez zavallı kafamı yaktım. Bu arada, anladığım kadarıyla bunlar iki farklı mektup, biri kana kana içmek, diğeriyse dehşete kapılmak için; herhalde ikincisi daha sonra yazılmış.

    İnsan bir tanıdığıyla karşılaşıp ona dikkatli bir ses tonuyla 2 kere 2' nin kaç ettiğini sorsa, bu, tımarhaneye yaraşır bir sorudur, ama aynı soru, ilkokul birinci sınıf için son derece yerindedir.

  • Rüya Sertyüz
    Rüya Sertyüz 01.03.2016 - 16:19

    Bir de, benden içtenlik beklemeyin Milena. Kimse bunu benden, benim kendimden beklediğimden fazla bekleyemez, ama bir sürü şey ellerimin arasından kayıp gidiyor,evet öyle, belki de her şey ellerimin arasından kayıp gidiyor. Fakat bu avda cesaretlendirilmek bana cesaret vermiyor, aksine, adım atamaz hale geliyorum,birdenbire her şey yalana dönüşüyor ve avlar, avcıyı boğuyor. İşte böylesine tehlikeli bir yoldayım Milena. Sizse bir ağacın dibinde sabit duruyorsunuz, genç ve güzelsiniz; gözlerinizin ışığı dünya acısını yansıtıyor. Köşe kapmacaya benzeyen eski bir çocuk oynuyoruz; ben gölgede sürünerek bir ağaçtan diğerine gidiyorum, yolun ortasındayım, siz bana sesleniyorsunuz, beni tehlikeler konusunda uyarıyorsunuz, beni cesaretlendirmek istiyorsunuz, ürkek adımlarım yüzünden telaşlanıyorsunuz, bana (Bana!) oyunun ciddiyetini hatırlatıyorsunuz, yapamıyorum, düşüyorum, yerdeyim işte. Aynı anda hem içimden gelen korkunç sesleri hem de sizi dinleyemem, ama ilkini dinleyip duyduklarımı size açabilirim; size, hem de dünyada başka hiç kimseye açamayacağım şekilde...

  • Rüya Sertyüz
    Rüya Sertyüz 29.02.2016 - 13:57

    İki mektup birden geldi öğleyin; okunmak için değil, insanın önüne serilmek için, insan yüzünü onlara gömsün ve aklını kaçırsın diye... Fakat bu şunu gösteriyor ki, neredeyse tamamen aklını kaçırmak iyidir, çünkü böylelikle geri kalanını olabildiğince uzun süre bir arada tutarsın..

  • Rüya Sertyüz
    Rüya Sertyüz 28.02.2016 - 09:31

    Sevgili Milene, gün o kadar kısa ki, sizinle ve birkaç ufak tefek işle geçip sona eriveriyor.
    Gerçek Milena' ya yazacak birazcık bile zaman yok, çünkü daha da gerçek olan bütün gün buradaydı; odada, balkonda, bulutlarda...

    Son mektubunuzdaki tazelik, neşe, umursamazlık nereden geliyor? Bir şey mi oldu? Yoksa yazdıklarınızın da etkisiyle yanılıyor muyum? Ya da acaba artık kendinize ve dolayısıyla etrafınızdaki meselelere daha mı hakimsiniz? Söyleyin, ne var?

    Mektubunuza bir yargıç edasıyla başlamışsınız; ciddiyim. Üstelik ya da pek doğru değil diye sitem etmekte de haklısınız; tıpkı aslında daha önce iyi niyet konusunda da haklı olduğunuz gibi... Elbette, yazdığım kadar büyük ve sürekli bir endişe duyuyor olsaydım, bütün engellere rağmen şezlongumda daha fazla oturamaz, ertesi gün soluğu odanızda alırdım. Doğru söylediğinizi kanatlamanın tek yolu bu, gerisi boş laf; buna bu yazdıklarım da dahil. Yok eğer içimdeki asıl duyguyu kastediyorsanız, o suskun ve eli kolu bağlı.

  • Rüya Sertyüz
    Rüya Sertyüz 26.02.2016 - 09:36

    bütün bu olanlar perişan ediyor beni. çevremdeki herşey darmadağın oluyor sonra yeniden bir araya geliyor. sonra başımın çaresine bakmak zorunda kalıyorum. aslında yakınmamın sebebi güneşi görmek istemeyişim, hayata geri dönmekten korkmam.

    sen benim için saf, el değmemiş bir genç kızsın milena. senin gibi tertemiz, eldeğmemiş bir beyazlığı olan biriyle hiç karşılaşmadım ben. böyle birine dokunabilmek büyük bir cesaret işi. bu kirli, korkak, kararsız, soğuk eli nasıl uzatırım sana..

  • Rüya Sertyüz
    Rüya Sertyüz 25.02.2016 - 15:35

    bu akşam tek başıma uzun bir yol yürüdüm. çoğunlukla başkaları ile yürürüm veya yatarım. bu akşam tek oldu. tanrım, keşke burada olsaydınız. burada olmadığınızı söylersem aslında kendime deli demeliyim. o kadar kuvvetli bir şekilde hissediyorum ki burada olduğunu. hayır hayali değil, istediğim anda size dokunabileceğim şekilde buradasınız, yanımdasınız..

  • Rüya Sertyüz
    Rüya Sertyüz 25.02.2016 - 15:29

    gönül ilişkilerimde edindiğim tecrübe erkeklerin daha çok acı çektiği. aslında bu acı karşılıklıdır. kadının çektiği acı gerçektir ama erkeğin acısı fazladır..

  • Rüya Sertyüz
    Rüya Sertyüz 25.02.2016 - 10:04

    yarım saate yakındır gönderdiğin iki mektupla kartını gülerek okuyorum. hangi kral mutlu olmuş benim kadar acaba..

    her zaman haklısın zaten sen. ne olur benim haksızlığımı paylaş biraz benimle..

  • Rüya Sertyüz
    Rüya Sertyüz 24.02.2016 - 09:35

    Sevgili Bayan Milena,Her şeye karşın,yazmak iyi geliyor bana; kendimi iki saat önce elimde mektubunuzla dışarıda,şezlongda otururken olduğumdan daha huzurlu hissediyorum.Orada uzanıyordum,bir adım uzağımda sırtüstü düşmüş bir böcek vardı,umutsuzdu, doğrulamıyordu, ona yardım etmek istedim, yardım etmek o kadar kolaydı ki, bir adım ve küçük bir dokunuşla kurtarılabilirdi, ama mektubunuzdan dolayı onu unuttum, aynı ben de doğrulup kalkamadım, ancak bir kertenkele tekrar etrafımdaki hayatla ilgilenmemi sağladı, çoktan hareketsiz kalmış olan böceğin üzerinden geçti; demek ki bu, dedim kendi kendime, bir kaza değil, can çekişmeydi, az rastlanır türden bir doğal hayvan ölümü gösterisi... Fakat kertenkele üzerinden kayınca onu düzeltmiş oldu, gerçi bir süre daha ölü gibi durdu, ama sonra hiçbir şey olmamışcasına evin duvarına tırmanmaya başladı. Galiba bir şekilde bu olaydan biraz cesaret aldım, ayağa kalktım, süt içtim ve size yazdım.

  • Rüya Sertyüz
    Rüya Sertyüz 23.02.2016 - 10:27

    anladığım kadarı ile milena ikimiz de çok çekingen ve ürkek kişileriz. birbirimize gönderdiğimiz mektuplar o kadar çekingen o kadar korku dolu ki. cevaplar dersen onlar ayrı bir korku kaynağı ikimize de doğuştan gelmemiş bu özellikler ama ben de huy edinmiş artık.

    bir odadayız milena. birbirine bakan iki kapının ardındayız ama ayrı ayrı. biri açacak olsa diğeri hemen ürküp kapıyor kapıyı. halbuki bu iki kişi ürkeklik olarak bu kadar benzemeseler, biri diğerine hiç aldırış etmese açsa kapıyı çıksa dışarı odayı düzenlese. ama hayır o da en az diğeri kadar ürküyor ve saklanıyor kapısının ardına ve o güzelim oda bomboş kalıyor ortada.

    ve bu yüzden hep ikimizi üzen yanlış anlamalar oluyor. aslında senin anlamadığını söylediğin o mektuplar sana en yakın olduğum zamanlar yazmış olduklarım oluyor.

  • Aslı Çapar
    Aslı Çapar 10.12.2013 - 23:09

    Üniversitedeki hocam bana Kafka' yı sevdiren kişi olmuştu. Üslubu, iç dünyanızda yarattığı karmaşayla olağanüstü bir yazar bence.

  • Sevgili Milena
    Sevgili Milena 03.06.2012 - 23:29

    ' Şüphesiz görünüşte hepimiz yaşama yetisine sahibiz, çünkü arada bir kaçıp, yalana sığınırız; körlüğe, heyecana, iyimserliğe, bir inanca, kötümserliğe ya da başka bir şeye. Ama o hiçbir zaman koruyucu bir sığınağa saklanmadı; hiçbirine. Yalan söylemeyi beceremiyor; tıpkı sarhoş olmayı beceremediği gibi. En küçük bir sığınağı, başını sokacak bir yeri yok. İşte bu nedenle, bizim korunduğumuz herşeyle o burun buruna. Tıpkı giyiniklerin arasında çıplak gibi. Söylediği, olduğu ve yaşadığı hiçbir şey gerçek bile değil. Esasen, ona hayatı sürdürme konusunda yardımcı olabilecek bütün malzemeden yoksun, sınırlı bir varoluş bu; güzellikte ya da sefalette, fark etmez. Üstelik çilekeşliği kahramanlıktan alabildiğine uzak - ve işte tam da bu nedenle bir o kadar büyük ve yüce. Her 'kahramanlık', yalan ve korkaklıktır. O ise, çilekeşliğini amaca giden yolda araç olarak kullanan bir insan değil, korkunç öngörüsü, saflığı ve uzlaşma konusundaki yeteneksizliğiyle çilekeşliğe mahkûm edilmiş bir insan. '

    Onu tanımadan önce korkusunu tanıdım ben..

    / Milena Jesenská /

  • Donna Quixote
    Donna Quixote 10.02.2012 - 13:17

    'gerçeği anlamaya başlamanın ilk belirtilerinden biri; ölme isteğidir.'

    Franz Kafka

  • Mehmet Bozo
    Mehmet Bozo 24.10.2010 - 17:10

    Edebiyat ve aklı tek potada eritebilen tek yazar,müthiş bir zeka,etkileyici bir kalem...

  • Emma Libertarian
    Emma Libertarian 11.12.2009 - 22:31

    'A. büyük bir ustadır, tanığı Tanrı'

    Franz Kafka

  • Emma Libertarian
    Emma Libertarian 11.12.2009 - 22:27

    'Odandan cikman gerekmez,masanda oturmaya devam et ve dinle..
    dinleme bile,sadece bekle..bekleme bile
    gercekten sakin ve yalniz ol
    dunya ozgurce sunacaktir kendini sana..
    maskesinden siyrilmak icin baska secenegi yok
    husu icinde yuvarlanacaktir ayaklarinin dibine...'

    Franz Kafka

  • Emma Libertarian
    Emma Libertarian 11.12.2009 - 22:25

    'Düz bir yolda yürüyor olsaydın, tüm ilerleme isteğine rağmen hala gerisin geriye gitseydin, o zaman bu çaresiz bir durum olurdu; ama sen dik, senin de aşağıdan gördüğün gibi dik bir yamacı tırmandığına göre, adımlarının geriye doğru kayması, bulunduğun yerin durumundan ileri gelebilir, o zaman da umutsuzluğa kapılmana gerek yoktur.'

    Franz Kafka

  • Emma Libertarian
    Emma Libertarian 06.10.2009 - 22:50

    'Doğru yol, yerden bir karış yüksekte bulunan
    gergin bir ip gibidir. Fakat bu ip, üstünde yürümek için
    değil de insanın ayağının takılıp tökezlenmesi
    için vardır.'

    Ne kadar küçük ve basit bir hayat sürerse,
    yaşam o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır diye düşünen Kafka,
    görüşünü bu cümlelerle sağlamlaştırmıştır.
    Dönüşüm adlı eserinde bu görüşünün yansıması bariz
    görülmektedir.

  • Emma Libertarian
    Emma Libertarian 19.08.2009 - 16:11

    FRANZ KAFKA

    3 Temmuz 1883 yılında doğan Franz Kafka, Praglı bir yahudiydi. Yahudi olduğu için Almanlar tarafından sevilmiyor ve Almanca konuştuğu içinse Çek'ler tarafından hor görülüyordu. İriyarı ve sağlıklı babası Hermann Kafka içinse, Kafka ancak bir böcekti. Tüm çocukluğu boyunca kendisini 'hiçbirşey' gibi hisseden Kafka, bir yetişkin oldugu zamanda bu düşüncesinden vazgeçmedi. Babasıyla başlayan otorite fobisi onun hemen hemen tüm kitaplarına sızmıştır. Otorite karşısında, zaten zayıf olan bedeninin iyice küçülmeye, yok olmaya başladığına inanır. Bu düşünce Kafka’yı ömür boyu bırakmadı.


    Albert Camus'nün taş olmak istemesi gibi Kafka da, kara saplanmış yararsız bir odun parçası olmak ister. Ona göre ne kadar küçük ve basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır. Çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerlemek hemen hemen imkansızdır. Şöyle gerekçelendirir bu durumu; 'Doğru yol yerden bir karış yüksekte bulunan gergin bir ip gibidir. Fakat bu ip, üstünde yürümek için değil de insanın ayağının takılıp tökezlenmesi için vardır ancak..'


    Kendi aşağılık kompleksleriyle yoğurduğu bir iç dünyası vardır Kafka'nın. Kendi bedeninden değil hoşnut olmak, tiksinmektedir nerdeyse. Bir başyapıt sayılan Değişim'in efsanevi ilk cümlesi şöyledir: 'Gregor Samsa bir sabah korkulu bir düşten uyanınca, yatağının içinde kendini korkunç bir hamamböceği olarak buldu...'


    Böcek Samsa bir süre utanç dolu ve anlamsız bir yaşam sürdükten sonra pis ve yalnız bir şekilde ölür. Kafka bu tür bir ölümün kendisi için de olası bir son olduğuna inanır. Hayvanların ağzından anlattığı birçok öyküde kendi komplekslerini ve korkularını yansıtır. İnsan olmanın korkutucu yönlerini anlatır. Bir Akademi İçin Rapor' adlı öykü bir maymunun ağzından anlatılır. Maymun nasıl insan olduğundan bahsederken bunun hiç de zor olmadığını söyler ve hayvanat bahçesindeki kafesinden insanları izlerken şöyle düşündüğünü anlatır; 'Demek bu adam ya da adamlar serbestçe hareket etmekteydiler. Hiç kimse, eğer kendileri gibi olursam demir parmaklıkların açılacağına ilişkin söz vemıiyordu bana.. ama... insanları taklit etınek ne kadar kolaydı! Daha ilk günlerde tükürmesini öğrenmişti...'


    Üstünde katlanılmaz bir ağırlığı olan babasından uzaklaşmak ve kendi başına varolabilmek adına evlenmek ve bir aile sahibi olmak istedi Kafka. Fakat onun gibi kompleksler içinde yüzen bir adamın altından kalkabileceği bir iş değildi bu. Kadınlarla mektuplaşmaktan başka birşey yapamadı. Bu yolla cinsel ilişki kurmak imkansız olduğu için hiçbir zaman çocuk sahibi olmadı.


    İlk büyük aşkı Felice Bauer'di(1887-1960) . Hayatı boyunca onunla iki kere nişanlandı. Ve beklendiği gibi mektuplaşmak öte pek bir ilişkileri olmadı. Mektuplaştığı dört kadın arasında en ciddi ve önemli olanın Milena Jesenska'ydı. Milena'yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. Fakat Milena evli olduğundan bu mutsuz ve imkansız aşk Kafka'yı derin acılara sürükledi.


    Mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler ve bu görüşmeler Kafka'yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Daha sonraları edebiyat tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan 'Milena'ya Mektupları'da Kafka şöyle dile getirir durumunu; 'En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki...'


    Milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı Willy Haas'a verdi ve kendisi 17 Mayıs 1944'te Almanya'da toplama kampında öldü.


    Kafka Prag'da hukuk öğrenimi gördükten sonra işçi Kaza Sigortasında memur olarak çalışmaya başladı. Artık 'Doktor Kafka'ydı ve hep istedigi gibi sıkıcı fakat güvenli bir hayata kavuşmuştu. Gündüzleri sıradan bir memur gibi işine gidiyor, geceleri ise ölümden bile derin bir uykuya benzettigi yazma işinde yoğunlaşıyordu. Avrupa'nın çalkantılı hali onun öykülerini gittikçe karanlıklaştırdı. İnsanın kurtuluşuna olan inancı azaldıkça daha çok yazmaya başladı. 'Şato', 'Dava', 'Amerika' hep bir arayışın romanı oldular. Arayışın fakat bulamamanın desek daha doğru olur herhalde, zira bitmeyen romanlar konusunda Kafka külliyatı oldukça zengin.


    Tüm karamsarlığına rağmen Kafka'nın romanlarında her zaman bir ümit ışığı görmek mümkündür. 'Dava'nın yüzlerce sayfa boyunca suçunu öğrenmek için çırpınıp duran zavallı kahramanı K., sonunda idam edilir. Fakat infaz sırasında karşı binanın penceresinden ışıklar içerisinden bir adam çıkar ve K.'ya doğru kollarını uzatır. Elle tutulur bir yararı olmayan, zayıf bir umuttur ama, bir umuttur işte ve insanın sahip olduğu biricik şeyde budur aslında...


    Kafka az olan arkadaşları arasında en çok.Max Brod'u severdi. Bir gün çömez yazar Gustav Jarmouch yanına gelip 'Bugün ışıl ışılsınız Herr Kafka' dediğinde verdiği cevap şöyle oldu; 'Dün Max ve karısıyla yemekteydim. Dostlarının gözlerindeki ışık üstüme sinmiş olmalı...'


    Katka dostu Max'ten, ölümünden sonra yazdıgı her şeyi yakmasını istedi. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla aynı fikirde değildi ve Kafka'nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı. (Yani bir Kafka yazısı yazarken Max Brod'u da saygıyla anmak gerekir.) ,


    1917 Ağustosu'nda başlayan kanlı öksürükler Franz Kafka'yı yedi yıl sonra Viyana yakınlarında bir sanatoryumda öldürdü. Ölürken tuhaf bir huzur içindeydi. Belki de yanında kendisinden oldukça küçük bir kadın olan Dora Diamant olduğu içindi bu, öyle ya ilk defa mektup yazmadan konuşabileceği bir kadına sahipti ama ne acı ki ölmek üzere olan bir adam için bunun fazla bir değeri yoktu.


    Yemek yeme acı veriyordu ve o da taslaklarını yazdığı 'Açlık Cambazı' öyküsünün kahramanı gibi aç kalmayı dolayısıyla ölmeyi seçti. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra çok ünlenen Kafka, yazın tarihi içinde karanlık, derin ve görkemli bir yer edindi.

  • Cem Cengiz
    Cem Cengiz 15.04.2009 - 12:38

    kafkanın eserlerinde labirentler vardır.bir türlü o labirentlerden kurtulamazsınız.adeta kaçacak yer yok gibidir.boğulur durursunuz.max brod iyiki eserleri yakmamış.

  • Cem Cengiz
    Cem Cengiz 15.04.2009 - 12:34

    bir arkaş kafka için aşağılık komleksleri olan biri demiş.kafka hiç aşağı olmamıştır o edebiyatta bir zirvedir.o komleksli değil komple bir yazardır.szaten kafkayı herkes anlayamaz.

  • Cem Cengiz
    Cem Cengiz 12.04.2009 - 23:39

    o kafkaeski yarattı ve gitti.

  • Cem Cengiz
    Cem Cengiz 12.04.2009 - 23:34

    sakinliğin ve sessizliğin içinde bir başkaldırıydı o.

  • Cem Cengiz
    Cem Cengiz 12.04.2009 - 23:31

    franz kafka bir başka büyük yazar.değişim yada dönüşüm bugünü nasılda anlatır.seksen yıl önceden bugünü görmek o müthiş yabancılaşmayı görmek her yazarın harcı değildir.gregori samsa unutulmaz bir karakterdir.insanın insana insanın kendine ve insanın doğaya yabancılaşmasının eseridir.tamda bu günü yansıtıyor.oysa yazarım diye ortada dolaşan şahsiyetler bugünü bile göremiyoler.insanlık kafkaya çok şey borçludur.

  • Sevgi İle
    Sevgi İle 14.12.2008 - 11:54

    Cok ama cok hosuma giden, ve edebiyati cok kisininkinden daha fakli olan, harika bir yazar.
    Insan ya bu adamin edebiyatina asik kalir yada hic sevmez.
    Ama onun edebiyati dünya edebiyatinda siralaniyor.
    Aslinda bugünkü cogu yazisi, o öldükten sonra yakilmasini istemis.
    arkadası Max Brod'a bu vasiyeti vermis.
    Ama o bunlari onun ölümünden sonra, onun adiyla yayinlamis.
    Bugün cok bilimci, cok yazar ve bir cok daha insan bu adama minettar. ve ona sonsuz tesekkürde, bizi Kafka´nin bu vazgecilmez kaleminden mahrum birakmadigi icin.
    Alman edebiyatinda önde gelen yazarlarindandir.
    Ve kesinlikle cok kuvetli ve inanilmaz bir kaleme sahip.
    Seviyorum bu adamin yazilarini.
    Aslinda cogu okul arkadasi bu adamin edebiyati, okulda isleyince sevmez ama ben her defasinda savunurum.

  • Masalin Perisi
    Masalin Perisi 16.09.2008 - 03:42

    Bilgeliğin başladığına ilk işaret, ölmek isteğidir. Bu yaşam dayanılmaz görünür, bir başkası ise erişilmez. İnsan ölmek istediği için utanmaz artık; nefret ettiği eski hücresinden alınıp ilk işi nefret etmeyi öğrenmek olacağı yeni hücresine konulmak için yalvarıp yakarır. Bunda belirli bir inancın kalıntısı da etkilidir; taşınma sırasında efendi koridorda görünecek, tutukluya şöyle bir bakacak ve diyecektir ki: 'Bu adamın yeniden hücreye kapatılmasına gerek yok. O bana geliyor artık.'
    ...........

  • Leyla Şenkal
    Leyla Şenkal 21.02.2008 - 12:59

    ah dedi fare..dünya hergeçen gün daha da daralıyor..önceleri o kadar genişti ki bu beni korkuturdu.yürümeye devam ettim mutluydum nihayet uzaklarda sağlı sollu gördüm fakat bu uzun duvarlar birbiri ardısıra o denli hızla üstüme geliyorlar ki ben şimdiden son odadayım bile...ve orada köşede kendisine doğru yürümekte olduğum bir kapan dururyor..
    _sadece istikametini değiştirmelisin...dedi kedi ve onu yedi...franz kafka

  • Derya Hasdemir
    Derya Hasdemir 02.09.2007 - 15:57

    değişim şato güzeldir,buhranlı ve karışık bir ruh haline sahiptir

  • Asuva Dans Pistinde
    Asuva Dans Pistinde 21.08.2007 - 22:30

    tüm hayatını bi baba korkusu yönlendirmiş garip adam, onu seviyorum, onu gibi olanıda seviyorum

  • 05.08.2007 - 18:12

    değişimmm
    güzel kitaptı hatta çokm güzelllll........

  • Elif Gülen
    Elif Gülen 10.04.2007 - 20:28

    'ellerim gece yatısına çağrılmış ve telaşsız görünmeye çalışan bir kafka gibi'

    (Cemal SÜREYYA)

  • Lanet Herif
    Lanet Herif 09.04.2007 - 15:11

    minör edebiyat, polonyalı yahudi. hasta. yıkımla eşgüdümlüdür kafka. kendini yıkmak yani. ama bana milena'yı daha çok hatırlatıyor... milena'yı güzelleştiriyor onun sevgisi. bir kadını güzel kılmak budur sanırım. sen güzel değildin. seni ben güzel ettim der bir şair.

  • Talha Yasin
    Talha Yasin 11.10.2006 - 01:21

    kaf dağında oturan bir fransız sanırsam. ben bi filmini izlemiştim.çok zor şartlar altında yaşıyordu. robinson gibi bir hayatı vardı.üstelik ondan daha zor şartların adamıydı. burnunu kaf dağına gönderenlerlede uğraşmak zorunda kalıyordu.bu kötü bi durum tabe.

  • Mâi Eflatun
    Mâi Eflatun 11.09.2006 - 15:48

    prag'ta her kaldırım taşında kokusu var...

    bir de müdavimi olduğu cafe...

    seveni var sevmiyeni var..ama bilmeyen yok gibi :)

    delidir kafka...

    iyidir iyii :)

  • Bilhan Erden
    Bilhan Erden 11.09.2006 - 15:43

    ve bazende bir sabah kapınıza dayanıp 'suçlusun' derler..halbu ki suçunun ne olduğunu daha onlar bile bilmiyordur..
    musevi, ve çektir
    tıpkı albert camus chopin, george orwell, weber ve cat stevens gibi tüberküloz hastasıydı..
    gregor samsa (dönüşüm) ve josef K. (dava) en önemli karakterleridir...
    ve birde en az kafka kadar fun a sahip milenası vardır...milenaya mektuplar adlı kitapta en çok satan romanlarından biridir...ayrıca almanca konuştuğu için çekler, yahudi olduğu içinde almanalr tarafından sevilmiyor ve aidiyetsizlik hissini kitaplarda hissettiriyordu

  • Muhammed Yıldız
    Muhammed Yıldız 28.08.2006 - 20:21

    bizim buralarda okuma işleri dar kot pantolonun modası geçtiği için giyilmemesi gibi kenara atılan kitaplardan arta kalanlardan ibarettir .. nasıl bir cümle oldu bu.. kafkayı pekçe okumuştum.. tavsiye etmeye kalkamam ne kafkayı nede başka birini.. kimin neyi alıp neyi bırakacağını bilemiyorum çünkü..
    keyifle okurdum.. keyifle başkalaşırdım diyorum..

  • Selma Öz
    Selma Öz 12.02.2006 - 17:50

    Doğru yol gergin bir ip boyunca gider; yükseğe değil de, hemen yerin üzerine gerilmiştir bu ip. Üzerinde yürünmek değil de insanı çelmelemek içindir sanki.
    ....
    Sen ödevsin. Ama görünürde öğrenci yok
    ...
    İnsan ancak olabildiğinde az yalan söylediğinde olabildiğince az yalan söylemiş olur, yoksa olabildiğince az yalan söyleme fırsatını bulduğunda değil.
    ...

  • Bilhan Erden
    Bilhan Erden 23.12.2005 - 10:57

    mezarında samsalar

  • Aylin Yıldız
    Aylin Yıldız 22.12.2005 - 18:21

    Milenaya aşık olması kaçınılmazdı.

  • Kübra Ceviz
    Kübra Ceviz 26.11.2005 - 19:23

    bir sabah kalkıp böcek olmaktan korkutan..vurucu darbe yazarı..

  • Selin Sonsuz
    Selin Sonsuz 08.04.2005 - 23:11

    gregor samsa....

  • Banu Cklr
    Banu Cklr 16.03.2005 - 01:03

    Aşağılık kompleksleriyle boğulan bir adam...

  • Levent Özdemir
    Levent Özdemir 14.03.2005 - 00:04

    Sana bu DAVAyla mahkum oldum

  • 03.03.2005 - 23:00

    'Belli bir noktanın ötesinde artık geri dönüş yoktur, işte o noktaya da ulaşmak gerekir.'

  • Bilhan Erden
    Bilhan Erden 27.01.2005 - 09:33

    'İnsanı ısıran, sokan kitaplar okumalıyız, okuduğumuz kitap bir yumruk indirerek bizi uyandırmıyorsa, okuyup da ne olacak sanki.'
    FRANZ KAFKA

  • Bilhan Erden
    Bilhan Erden 27.01.2005 - 09:00

    güzel bi arkadaşımın tavsiyesiii...kesinlikle inceliyeceğim...