...Eğer bir kavramın herkese istisnasız herkese göre farklı bir anlamı varsa, bence o kavramın geçerliliğine ve önemine ihtiyaç yoktur.İşte 'AŞK' böyle bir kavramdır...Yani '..kime göre neye göre..? ' diye sordurtan her kavram izahı zor olduğundan ve temeli kaygan olduğundan bana göre 'Yok' hükmündedir...Mesela aşk, bir çiftin birbirine karşı duyduğu sevgi duygularının bütünü olarak kabul edersek, partnerlerin birbirlerini mutlu ederken aşk var, biribirlerini üzdüklerinde ise aşk yokmu oluyor...o zaman aşkın varlığını istek, arzu, tercih gibi duygu unsurları belirliyor...Hayır hayır aşk beşerin beşerde bulacağı birşey değil..kastteğim 'ilahi aşk' olarak anlaşılmasın lütfen...ilahi aşk denilen kavramında bence tartışılması gerekir...demek istediğim doğumundan ölümüne kadar birçok eksik ve kusurla örülü olan insanın, aşk gibi kusur ve hata kabul etmeyen, eksikliği hiçmi hiç içinde barındırmayan bir duygu alemini ve iklimini yaşaması mümkün değil...Kısacası bana göre 'aşk' biz insanoğlunun dünyası değildir bize ait bir duygu değildir dolayısıyla 'aşk' yoktur....Buna karşılık bizim alemimizde 'sevgi' vardır. BİZ SEVGİYE SARILALIM VE ONU EN YÜCELERE ÇIKARTIP TÜM HAYATIMIZA HAKİM KILALIM....
Aşk Bu Dünyanın Ölçüleriyle Açıklanamaz Sevgili O İlkel Bir Acıdır, Yaban Bir Ağrıdır. Gelir ve İçimizdeki O Çok Eski Bir Şeye Dokunur. Sonra Bir Perde Açılır ve Yolculuk Başlar Bu Yolculukta Artık Para, Tarifeler Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş, Anneler ve Korkular Yoktur Aşkın Kendi Gerçekliği Vardır Sevgili. İnsan Başka Bir Işığa Teslim Olur, Daha Derinden Anlamaya Başlar, Bilgeleşir Hiç Bilmediği Sezgileriyle Buluşur Yükü Çok Ağırdır, Kendiyle Buluşmuştur Hem Dışındadır Dünyanın, Hem de Tam Ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin Yakılan Yoksun Adamın Hissettikleri de Onunladır, Yitirdikleri de... New York'ta, Bir Sokakta, Kartondan Kulübesinde Yaşayan Kadının Çıplak Yalnızlığı da Her Şey Onunladır, Ona Emanettir Sanki, Ama O, Çıldırtıcı Bir Yalnızlık İçindedir Yine de... Aşkın Kültürlü Olmakla, Bilgili Olmakla da İlgisi Yoktur Sevgili, Kanımıza Karışan İlkel Acı, O Yaban Ağrıyla Hiçbir Kitabın Yazamadığı Hakikatlere Daha Yakınızdır, İnan... Kim Demiştir Hatırlamıyorum, Aşk Varlığın Değil, Yokluğun Acısıdır Diye. Belki de Bu Yüzden İlk Gençliğimde, O Yoğun Aşık Olduğum Yıllarda, Gözüme Uyku Girmez, Dudağımda Bir Islıkla Bütün Gece Şehri, O Karanlık, O Hüzünlü Sokakları Dolaşır, İnsanları Uykularından Uyandırmak İsterdim. Uyanıp, İçimde Derin Bir Sızıyla Uyanan O Derin Sancının Acısına Ortak Olsunlar Diye... Aşk Çok Eski Bir Şeydir Sevgili Onun İçinden O Çileli Çocukluğumuz Geçer Sevdiğimiz İnsanların Çocuklukları da... Oradan Üvey Anneler, Eksik Babalar, Parasız Yatılılar Geçer Ve Sonra Aşk Bütün Bunları Alır, Daha da Eskilere Gider, Hep O İlkel Acıya, O Yaban Ağrıya... İnsan Bazen Nedensiz Yere Umutsuzluğa Kapılır Kimselere Veremez Sevgisini, Kimselere Derdini Anlatamaz, Evlere Kapanır... Bazen Denizler Kıyılar Çeker İnsanı. İnsan Bu Kapılmayı Anlayamaz, Oysa Çok Eski Bir Yerde Yaşanmasından Korkulup Vazgeçilmez Aşkların Sızısıdır Bu. Bu Sızı, Bu Yenilgi Mevsimlerle Yıllarla Devrilir Başka İnsanlara... Bir İnsanın Yaptığı Bir Hatanın Tüm İnsanlara Yayılması Gibi... İşte Şimdi Biz de Sevgili, Ya Olmadık Zamanlarda Umutsuzluğa Kapılıp, Soluğu Evlerde Alacağız, Ya da Denizler, Kıyılar Çekecek Bizi. Nasıl Biz Başkalarının Korkularını Taşıyorsak, Başkaları da Bizim Korkularımızı Taşıyacak, Yenilgimizi, Umutsuzluğumuzu... Birazdan Sabah Olacak... Para, Tarifeler, Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş, Anneler ve Korkular Başlayacak... Bunlar Varsa Bizim İçin Geçerliyse Aşk Yoktur ve Hiç Olmamıştır Sevgili. Birbirimizi Kandırmayalım... Hadi Güne Hazırlan, Yaşadıklarımızı Unutmaya Çalış Aşk Bize Güvenip Verdiği Büyüsünü, Sırlarını, Cesaretini, Bilgeliğini ve O İlkel, O Yaban Ağrısını Geri Alacak Bunlar Olurken İçimiz Bir an Üşüyecek, Sonra Geçecek... Hadi, Oyalanma Birazdan Yarın Olacak... AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ
Ey Âşk durağım... Ey adından başka hiç bir söze dilimin dönmediği tek hecem.. Dudağıma öyle bir mühürlensin ki duâ'n; Bu duâ'ya 'Âmin' demekten başka kelâmlara dönmesin diller.. Ve Lâl olsun dilim, Sen'den başka isimleri anarsam eğer....
Aşk kitapta olsa ne olurdu. Aşkı kitaplardan öğrenemezsin, satırlara sığmayacak kadar bal kahrıdır o, gel anlatayım sana aşkı. Önce yak kitapları. Aşkı âşıklarda arama. Aşk, âşığın aynası değildir, bu nedenle körler çarşısında ayna satılmaz. Aşk kelime değil ki deftere kaydedesin, aşk paragrafları talan eder. Aşkın kitaba sığınmayışı bundandır. Kitap yorum işidir, aşk yorumlarda yormaz yolunu. Aşkın kendisi başlı başına ucu bucağı gözükmeyen yoldur. Yola girenin geri dönüş hakkı yoktur. Yolun çukurundan, çamurundan, şikayet etme. Aşk çamuru nurlaştırandır. Unutma! Sen ruh denen nurun ile çamur denen bedenle buluşmasından doğdun…Şems-i Tebrizi
Kaderden bir yazı ki; silemez cümle alem, Siyah üstüne siyah... Nasıl yazdıysa kalem!
Bilir misin sevgili; öksüz yazarlar beni Feryadımın şerhini sayfaya işlemeden. Hızı insafa gelse, yönü nazarlar beni Bahtıma deli rüzgâr koptu keşişlemeden! Umutlarım savrulmuş yedi ayrı iklime; Günüm, çölde serabın peşinde sürüklenir, Gecem, her iki kutbun ayazını yüklenir!
Firarî uykularla ödesem de ecrini, Tekinsiz kuytulara yetim düşler bıraktım. Yüreğimde sabahsız gecelerin fecrini Tutuşturan umuttan ne kadar da ıraktım! Uçan kuşlardan bile nafile medet uman Aşkım, hicran hükümlü kalemlerin dargını Hangi temyiz bozar ki felek senin yargını?
Ne kitaptan okunur, ne defterde yazılı, Gıyaben yargılanıp resen giydiğim hüküm. Aşk ezelden hükümran, insafsız ve azılı... Darası düşse bile kurşundan ağır yüküm! Düşlerim gök kubbeden döküldü lime lime, Zamansız yıldırımla küllenen viran diyar Eğilmeyen başımı, senin için eğdi yâr! ...
Umut, hayal ve düşler sarıldı mendiline, Teselli bulamadı birbirinden yetimler. Meçhul bir rüzgâr esti ömrümün kandiline, Nutkum tutuldu birden dilim nasıl betimler? Sanki benim üstüme yıkılıyor asuman! Kaderin aynasına bakıp döksem içimi; Kâlbimdeki aşk değil, zehrin başka biçimi...
Derdimin devası yok, sitem etmem hekime; Ömür zaman içinde küçücük bir zerreyken... Hayatım filme benzer, sahne ağır çekime... Dibine ışık verir mum bitmek üzereyken! Ey sevgili, unutma... Sana bu vasiyetim: Aşkım Araf yeminli, ne küs ne darıl bana; Mahşerde görür görmez o anda sarıl bana!
Bağrına esmek için ılık meltem fikriyle Ne çölün sam yeliydim, ne dağın poyrazıydım. Tutsaydım ellerini dilde şükran zikriyle, Bir kelebek ömrüne seve seve razıydım! Arafta sarıl bana bırakma öksüz-yetim; O anda göreceksin yüzümün güldüğünü Yerde nişan yaparız, gök yüzünde düğünü...
Hayalde yüzdün belki, bir rüya gördün ya da Dense de yaşadığım; ne hayaldi, ne yalan... Yarım kalan bir aşk ki; külfeti bu dünyada, Nimeti Rûz-i Mahşer sayfalarına kalan! Günahım sevmek ise, ödenmiştir diyetim; Gidişime üzülme vuslat öbür tarafta, Yarım kalan sevdalar yaşanırmış Arafta! ........ Umutlarım savrulmuş yedi ayrı iklime; Uçan kuşlardan bile nafile medet uman, Düşlerim gök kubbeden döküldü lime lime, Sanki benim üstüme yıkılıyor asuman! Ey sevgili, unutma! Sana bu vasiyetim: Mahşer kurulduğunda çekilirken toz-duman Arafta sarıl bana bırakma öksüz-yetim, Günahım sevmek ise, ödenmiştir diyetim!
İrfan Yılmaz hocamız en güzel şekilde anlatmış. Bence de AŞK: Mahşere kalan buluşmadır. Kimin mahşere kalan bir aşkı yok ki?
Aşk, gördüğünde elini ayağına dolatan, kalbinin hızlı atmasına neden olan kişiye karşılıksız olan duygu topluluğudur bence. Aşk tek kişilik yaşanan bir duygudur,eğer ulaşabilirsen aşık olduğun kişiye ve de hiçbir şekilde özlem duymuyosan ona buna aşk değil mutluluk denir..
yokluğun göze alınamayacak heveslerle sınanırken, hiç bir mesafe sebep/siz değildi. ölüme sen kala g'özüme dokundu parmak uçların ağlamayacaktım______________
- Kalp her zaman atıyor..... Önemli olan ritmini değiştirecek birini bulmak ♥
Aşk eşitlenmektir, bu yüzden sevdalarımız komünisttir...
-Kehribar-
Kelimesini telaffuz etmek gibi birşey
'Öyle yakın öyle taze hiç hesapta yoktun Kehribar'
aşk bi eziyettir insana çaresi olmayan acılar veren.
...Eğer bir kavramın herkese istisnasız herkese göre farklı bir anlamı varsa, bence o kavramın geçerliliğine ve önemine ihtiyaç yoktur.İşte 'AŞK' böyle bir kavramdır...Yani '..kime göre neye göre..? ' diye sordurtan her kavram izahı zor olduğundan ve temeli kaygan olduğundan bana göre 'Yok' hükmündedir...Mesela aşk, bir çiftin birbirine karşı duyduğu sevgi duygularının bütünü olarak kabul edersek, partnerlerin birbirlerini mutlu ederken aşk var, biribirlerini üzdüklerinde ise aşk yokmu oluyor...o zaman aşkın varlığını istek, arzu, tercih gibi duygu unsurları belirliyor...Hayır hayır aşk beşerin beşerde bulacağı birşey değil..kastteğim 'ilahi aşk' olarak anlaşılmasın lütfen...ilahi aşk denilen kavramında bence tartışılması gerekir...demek istediğim doğumundan ölümüne kadar birçok eksik ve kusurla örülü olan insanın,
aşk gibi kusur ve hata kabul etmeyen, eksikliği hiçmi hiç içinde barındırmayan bir duygu alemini ve iklimini yaşaması mümkün değil...Kısacası bana göre 'aşk' biz insanoğlunun dünyası değildir bize ait bir duygu değildir dolayısıyla 'aşk' yoktur....Buna karşılık bizim alemimizde 'sevgi' vardır. BİZ SEVGİYE SARILALIM VE ONU EN YÜCELERE ÇIKARTIP TÜM HAYATIMIZA HAKİM KILALIM....
Aşkta Yarın Yoktur Sevgili
Aşk Bu Dünyanın Ölçüleriyle Açıklanamaz Sevgili
O İlkel Bir Acıdır, Yaban Bir Ağrıdır.
Gelir ve İçimizdeki O Çok Eski Bir Şeye Dokunur.
Sonra Bir Perde Açılır ve Yolculuk Başlar
Bu Yolculukta Artık Para, Tarifeler
Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş,
Anneler ve Korkular Yoktur
Aşkın Kendi Gerçekliği Vardır Sevgili.
İnsan Başka Bir Işığa Teslim Olur,
Daha Derinden Anlamaya Başlar, Bilgeleşir
Hiç Bilmediği Sezgileriyle Buluşur
Yükü Çok Ağırdır, Kendiyle Buluşmuştur
Hem Dışındadır Dünyanın, Hem de Tam Ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin Yakılan
Yoksun Adamın Hissettikleri de Onunladır,
Yitirdikleri de...
New York'ta, Bir Sokakta,
Kartondan Kulübesinde Yaşayan Kadının
Çıplak Yalnızlığı da
Her Şey Onunladır, Ona Emanettir Sanki,
Ama O, Çıldırtıcı Bir Yalnızlık İçindedir Yine de...
Aşkın Kültürlü Olmakla, Bilgili Olmakla da İlgisi Yoktur Sevgili,
Kanımıza Karışan İlkel Acı, O Yaban Ağrıyla
Hiçbir Kitabın Yazamadığı Hakikatlere Daha Yakınızdır,
İnan...
Kim Demiştir Hatırlamıyorum,
Aşk Varlığın Değil, Yokluğun Acısıdır Diye.
Belki de Bu Yüzden İlk Gençliğimde,
O Yoğun Aşık Olduğum Yıllarda,
Gözüme Uyku Girmez, Dudağımda Bir Islıkla
Bütün Gece Şehri, O Karanlık, O Hüzünlü Sokakları Dolaşır,
İnsanları Uykularından Uyandırmak İsterdim.
Uyanıp, İçimde Derin Bir Sızıyla Uyanan
O Derin Sancının Acısına Ortak Olsunlar Diye...
Aşk Çok Eski Bir Şeydir Sevgili
Onun İçinden O Çileli Çocukluğumuz Geçer
Sevdiğimiz İnsanların Çocuklukları da...
Oradan Üvey Anneler, Eksik Babalar, Parasız Yatılılar Geçer
Ve Sonra Aşk Bütün Bunları Alır, Daha da Eskilere Gider,
Hep O İlkel Acıya, O Yaban Ağrıya...
İnsan Bazen Nedensiz Yere Umutsuzluğa Kapılır
Kimselere Veremez Sevgisini,
Kimselere Derdini Anlatamaz, Evlere Kapanır...
Bazen Denizler Kıyılar Çeker İnsanı.
İnsan Bu Kapılmayı Anlayamaz,
Oysa
Çok Eski Bir Yerde Yaşanmasından Korkulup
Vazgeçilmez Aşkların Sızısıdır Bu.
Bu Sızı, Bu Yenilgi Mevsimlerle Yıllarla Devrilir Başka İnsanlara...
Bir İnsanın Yaptığı Bir Hatanın
Tüm İnsanlara Yayılması Gibi...
İşte Şimdi Biz de Sevgili,
Ya Olmadık Zamanlarda Umutsuzluğa Kapılıp,
Soluğu Evlerde Alacağız,
Ya da Denizler, Kıyılar Çekecek Bizi.
Nasıl Biz Başkalarının Korkularını Taşıyorsak,
Başkaları da Bizim Korkularımızı Taşıyacak,
Yenilgimizi, Umutsuzluğumuzu...
Birazdan Sabah Olacak...
Para, Tarifeler, Beklentiler, Randevular, Taksitler,
İş, Anneler ve Korkular Başlayacak...
Bunlar Varsa Bizim İçin Geçerliyse
Aşk Yoktur ve Hiç Olmamıştır Sevgili.
Birbirimizi Kandırmayalım...
Hadi Güne Hazırlan,
Yaşadıklarımızı Unutmaya Çalış
Aşk Bize Güvenip Verdiği Büyüsünü,
Sırlarını, Cesaretini, Bilgeliğini ve O İlkel,
O Yaban Ağrısını Geri Alacak
Bunlar Olurken İçimiz Bir an Üşüyecek,
Sonra Geçecek...
Hadi, Oyalanma Birazdan Yarın Olacak...
AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ
Cezmi Ersöz
Ey Âşk durağım...
Ey adından başka hiç bir söze dilimin dönmediği tek hecem..
Dudağıma öyle bir mühürlensin ki duâ'n;
Bu duâ'ya 'Âmin' demekten başka kelâmlara dönmesin diller..
Ve Lâl olsun dilim, Sen'den başka isimleri anarsam eğer....
Aşk aşığın maşuku görünce öyle bir ah çekmesidir ki o ahla aşığın ciğerleri yanıp tutuşsun...
Aşk kitapta olsa ne olurdu. Aşkı kitaplardan öğrenemezsin, satırlara sığmayacak kadar bal kahrıdır o, gel anlatayım sana aşkı. Önce yak kitapları. Aşkı âşıklarda arama. Aşk, âşığın aynası değildir, bu nedenle körler çarşısında ayna satılmaz. Aşk kelime değil ki deftere kaydedesin, aşk paragrafları talan eder. Aşkın kitaba sığınmayışı bundandır. Kitap yorum işidir, aşk yorumlarda yormaz yolunu. Aşkın kendisi başlı başına ucu bucağı gözükmeyen yoldur. Yola girenin geri dönüş hakkı yoktur. Yolun çukurundan, çamurundan, şikayet etme. Aşk çamuru nurlaştırandır. Unutma! Sen ruh denen nurun ile çamur denen bedenle buluşmasından doğdun…Şems-i Tebrizi
Aşk Herseyden cok Seni hayattaki Dogup Büyük Yaşadıgın gerceğin bir parcasıdır.! Bir gün Ölmekse Sondur.! 'Fani'!
Antolojide AŞK ı en iyi anlatan şiiri buldum:
Aşkın Veda Zamanı ve Nişan IX
Kaderden bir yazı ki; silemez cümle alem,
Siyah üstüne siyah... Nasıl yazdıysa kalem!
Bilir misin sevgili; öksüz yazarlar beni
Feryadımın şerhini sayfaya işlemeden.
Hızı insafa gelse, yönü nazarlar beni
Bahtıma deli rüzgâr koptu keşişlemeden!
Umutlarım savrulmuş yedi ayrı iklime;
Günüm, çölde serabın peşinde sürüklenir,
Gecem, her iki kutbun ayazını yüklenir!
Firarî uykularla ödesem de ecrini,
Tekinsiz kuytulara yetim düşler bıraktım.
Yüreğimde sabahsız gecelerin fecrini
Tutuşturan umuttan ne kadar da ıraktım!
Uçan kuşlardan bile nafile medet uman
Aşkım, hicran hükümlü kalemlerin dargını
Hangi temyiz bozar ki felek senin yargını?
Ne kitaptan okunur, ne defterde yazılı,
Gıyaben yargılanıp resen giydiğim hüküm.
Aşk ezelden hükümran, insafsız ve azılı...
Darası düşse bile kurşundan ağır yüküm!
Düşlerim gök kubbeden döküldü lime lime,
Zamansız yıldırımla küllenen viran diyar
Eğilmeyen başımı, senin için eğdi yâr! ...
Umut, hayal ve düşler sarıldı mendiline,
Teselli bulamadı birbirinden yetimler.
Meçhul bir rüzgâr esti ömrümün kandiline,
Nutkum tutuldu birden dilim nasıl betimler?
Sanki benim üstüme yıkılıyor asuman!
Kaderin aynasına bakıp döksem içimi;
Kâlbimdeki aşk değil, zehrin başka biçimi...
Derdimin devası yok, sitem etmem hekime;
Ömür zaman içinde küçücük bir zerreyken...
Hayatım filme benzer, sahne ağır çekime...
Dibine ışık verir mum bitmek üzereyken!
Ey sevgili, unutma... Sana bu vasiyetim:
Aşkım Araf yeminli, ne küs ne darıl bana;
Mahşerde görür görmez o anda sarıl bana!
Dilimde saklı üşür kâlbimi yakan cümle,
Sessiz çığlıklar taşır Ayyuka her bendimden.
Sükûtun perdesini yırtarken var gücümle;
Senden vazgeçmedim yâr, vazgeçerken kendimden!
Mahşer kurulduğunda çekilirken toz-duman
Çiçeklerle süslerken aşkın sahil kesmini,
Güneşe çizeceğiz mutluluğun resmini.
Bağrına esmek için ılık meltem fikriyle
Ne çölün sam yeliydim, ne dağın poyrazıydım.
Tutsaydım ellerini dilde şükran zikriyle,
Bir kelebek ömrüne seve seve razıydım!
Arafta sarıl bana bırakma öksüz-yetim;
O anda göreceksin yüzümün güldüğünü
Yerde nişan yaparız, gök yüzünde düğünü...
Hayalde yüzdün belki, bir rüya gördün ya da
Dense de yaşadığım; ne hayaldi, ne yalan...
Yarım kalan bir aşk ki; külfeti bu dünyada,
Nimeti Rûz-i Mahşer sayfalarına kalan!
Günahım sevmek ise, ödenmiştir diyetim;
Gidişime üzülme vuslat öbür tarafta,
Yarım kalan sevdalar yaşanırmış Arafta!
........
Umutlarım savrulmuş yedi ayrı iklime;
Uçan kuşlardan bile nafile medet uman,
Düşlerim gök kubbeden döküldü lime lime,
Sanki benim üstüme yıkılıyor asuman!
Ey sevgili, unutma! Sana bu vasiyetim:
Mahşer kurulduğunda çekilirken toz-duman
Arafta sarıl bana bırakma öksüz-yetim,
Günahım sevmek ise, ödenmiştir diyetim!
İrfan Yılmaz hocamız en güzel şekilde anlatmış. Bence de AŞK: Mahşere kalan buluşmadır. Kimin mahşere kalan bir aşkı yok ki?
Sevgilerimle***Saygılarımla***
'Aşk iki şehirlidir;
senin kalbin ve sevdiğinin kalbi.
Bir şehir yanıyorken diğeri gül-gülistan ise o şehri tarumar etmeli...'
NECİP SALACAN
Aşk o yanındayken bile ona özlem duymaktır.
ASKI YASADIGINI SANMAK O ASKIN KÖLESI OLMAK DEMEK DEGILDIR........
ask acısını sureklı acı cekerek yasamkatansa yanlızlıgı tercıh etmek en guzelı...
Aşk, tanrının yeryüzündeki tek ayetidir ama kimse onu okumak istemiyor.
Doğruya ve doğal olana ihanet etmektir.
Yalanı boyamaktır.
'tek başına aşk insana birşey yapmaz..aşk insanın sefilliğini, zayıflığını, hiçliğini ortaya çıkardığı için öldürür.' met-üst
onun için ondan vazgeçmektir AŞK..
aşk ve elma şekeri :)
AŞK İNSANI KİM OLDUĞUNU UNUTTURUR :)
Aşk inanmaktır.
Aşk güvenmektir.
Aşk sevmektir.
Aşk imkansızdır.
aska burun kıvırma sakın.o çol ortasında yemyesil bir bahçedir.
Sevgi üzerine kullanılabilecek bütün mecazları üstüne alınmadır Aşk.
Aşk acıdır, hasrettir.
Hicran ve hayrettir, firkat ve gurbettir.
...
Gözyaşı ve ahtır; tazarru ve münâcattır.
Aşk ölümdür,
can vermedir,
kurban olmadır.
(iskender pala)
birini ilk ve son kez görmek ve onu unutmamaktır.
Aşk, gördüğünde elini ayağına dolatan, kalbinin hızlı atmasına neden olan kişiye karşılıksız olan duygu topluluğudur bence.
Aşk tek kişilik yaşanan bir duygudur,eğer ulaşabilirsen aşık olduğun kişiye ve de hiçbir şekilde özlem duymuyosan ona buna aşk değil mutluluk denir..
üzerine en çok konuşulan en çok tarifi yapılan ve hala tam olarak tanımlanamayan duygu yoğunluğudur
yokluğun göze alınamayacak heveslerle sınanırken,
hiç bir mesafe sebep/siz değildi.
ölüme sen kala g'özüme dokundu parmak uçların
ağlamayacaktım______________
ç'ağladım...
F. Aşk'ı
Boşversene! Aşk mı kaldı artık..'Herkes gördüğünü sever olmuş. Ne olduğuna değil, Ne verdiğine bakar olmuş...! ! !