Kültür Sanat Edebiyat Şiir

asimilasyon sizce ne demek, asimilasyon size neyi çağrıştırıyor?

asimilasyon terimi İbrahim Özkan tarafından 15.05.2004 tarihinde eklendi

  • Şaban Mortaş
    Şaban Mortaş 14.07.2017 - 19:14

    En çok balkanlarda uygulanan vahşet. Batı medeniyetinin (!) En büyük marifeti...

  • Aşık Mahzun İ
    Aşık Mahzun İ 09.10.2009 - 15:57

    halüsinasyon

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 23.05.2009 - 20:39

    Bir dili en iyi en kolay öğreten anadır.Bunun için mıntıkadaki kızların tahsili başıktaki olayı daha da kolaylaştırır.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 09.05.2009 - 13:04

    Her bakımdan,kültürlerine sıkı sıkıya bağlı olan insan toplulukları asimile edilemez.

  • Şerife Duman
    Şerife Duman 14.04.2009 - 23:39

    Yenilik adına özünden ayrılma, özünü unutma, özü bozma..... yeryüzünde ki birçok toplumun kendi elleriye ilmeği boyunlarına geçirip kendi kendilerini yok etmeleri.....

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 04.04.2009 - 21:31

    Çağımızda,yarı-sömürge ülkelerin halkları bir lokomotifin yük vagonunun çaresiz yolcularıdır. Zatan bu olgu emperyalizm denilen yıkılası orman kanunu ideolojinin varlık nedeni değilmidir? Onlar, ülkelerin sınırlarını metozori değiştiren,mazlum ama onurlu halklara(FİLİSTİN) ezilecek böcek muamelesi yapan,Afrika Sömürgeleri,sözde bağımsız olduktan sonra anayasalarını yapanCEZAYİR-TUNUS-(FRANSA) dillerini unutturan,tarihlerini yaniden yazan,aynı asimilastyonist, empeyalist güçler değilmidir? Bir halk için en kötü şey tarihlerinin başkalarınca yazılmasıdır. Asimilasyon insanlık dışı bir durumdur.

  • Alper Yalcin
    Alper Yalcin 12.02.2008 - 15:47

    Bizde dahil kapitalist sistemle yönetilen bütün ülkelerin, azinliklarini zorla azinlik kimliginden soyutlama isi...

  • Mustafa Morgül
    Mustafa Morgül 10.02.2008 - 23:18

    asimilasyon

  • Merkan Esen
    Merkan Esen 15.10.2007 - 12:35

    Bizim kültürümüzde yeri olmayan ama batılıların çok iyi becerdiği bizleştirme politikası

  • Deniz
    Deniz 31.03.2007 - 07:04

    Türkiyede sadece TÜRKLER yaşar... demek! ! ! !
    Diğerlerimi! dağ türkü..... karadeniz türkü... eğe türkü.... trakya türkü....
    hatta ermeni türkü bile cıkacak yakında cok yakında.... kacırmayın....

  • Asuva Dans Pistinde
    Asuva Dans Pistinde 31.03.2007 - 00:55

    fikir çöplüğünde kalmak..

  • Harun İşlek
    Harun İşlek 06.12.2006 - 12:40

    Polonyoda iş amaçlı giden ve eğitim alan bir arkadaşım 4 ay boyunca bu memlekette kaldı....

    İzlenimleri hem üzücü hemde düşündürücü...Konuştukları Türk göçmenlerin çoğu orda doğma büyüme ve ' kelime-i tevhid' in kendisini ve manasını biliyorlar, ama yaşantıya geldiği vakit ise malesef bitmiş bir pozisyondalar; dedi... :(

  • Bay Grey
    Bay Grey 20.08.2006 - 19:19

    Bir zamanlar biz......çe dilinde konuşurduk ama artık konuşamıyoruz demek.

  • 15.08.2006 - 11:08

    homojen bir ulusun meydana gelmesi için kaçınılmaz bir yoldur.

  • 14.08.2006 - 08:18

    Osmanlı çöküp de imparatorluktan geriye çok küçük bir toprak parçası kaldığında, Osmanlı artığı egemen sınıfın siyasi temsilcileri içinde yeni bir devlet fikrini işleyen ve işgale karşı mücadeleyi esas alan kesim, yani Kemalistler yüzünü tümüyle Batı’ya dönmüştü. Tam da bu dönemde, kapitalizmin emperyalist aşamaya ulaşmasıyla birlikte Batı artık tümüyle gericileşmiş, ilerici dinamiklerini tüketmişti. Kemalistler, işte Batının bu noktaya gelmiş olan düşünme tarzını ve toplumsal, siyasi biçimlenişini örnek almaktaydı. Yeni devletin sınırları daha baştan Misak-ı Milli ile belirlenmişti. Güçlü ulusal bağımsızlıkçı örgütlenmelerin olduğu Balkan ve Arap coğrafyası gözden çıkarılmıştı. Doğrudan emperyalist devletlerin el koyduğu ve güçlü ulusal hareketlerin bulunduğu bu coğrafyaları yeniden ele geçirmek hayaldi. Bunun yerine, gayrı müslimlerle birlikte yaşanan Anadolu toprakları, Trakya’nın mümkün olduğunca çok parçası, o dönem hala resmi olarak Kürdistan olarak tanımlanan İran işgali altındakiler hariç tüm Kürt toprakları, müslüman Lazların, Gürcülerin, Çerkezlerin Osmanlı yönetimindeki toprakları... Bu coğrafya’da dinsel ideoloji ve Osmanlıcılık üzerine kurulu olan devlet tasfiye edilecek, yerine Batı’daki gibi ulus temelli bir devlet kurulması hedeflenecekti. Bu ulusal devlet Türk ulusunu esas alacaktı.
    Dizginsiz şovenist saldırganlık, Türk uluslaşmasının doğal gelişme seyrinden çıkarılarak sakatlanması, başta Kürtler olmak üzere tüm diğer ulusal toplulukların varlığının ölümcül bir saldırıya uğraması tam da bu noktada başlıyordu.
    Osmanlı egemenliği altında Türk halk toplulukları içinde ulus fikrinden ve örgütlenmesinden çok ümmet fikri egemendi. Türkler içinde bir ulusal varlık oluşturma pratiği henüz çok zayıftı. Bu durum Kürtler içinde de zayıftı. Kürt coğrafyasının Osmanlıyla ilişkisi bağımlı ülke ve ardından sömürge konumuydu. Hilafetten ötürü Osmanlıya bağlılık söz konusu olsa da, ezilme durumu nedeniyle son iki yüzyıldır ayaklanmalarda birbirini izlemişti. Ancak modern bir uluslaşma sürecinin ilk adımları yeni yeni belirmekteydi. Diğer müslüman topluluklar içinde bu ya yoktu, ya da henüz çok zayıf düzeydeydi.
    Türkçe konuşan bir beylik olmasına karşın, diğer Türk topluluklarıyla yıldızı hiçbir zaman barışmayan ve Anadolu’nun geniş Türk toplulukları tarafından sevilmeyen Osmanlı artığı olan Kemalist elit ulus temelli bir yeni devlete karar verdikten sonra doğal olarak Osmanlı kimliğinin zayıf ancak asli unsuru olarak gördüğü Türklüğü öne çıkardı. Ulusa dayanan devlet bir Türk devleti olacaktı.
    Bilindiği gibi, uluslaşma süreçleri esas olarak nesnel temellere dayanır. Toprak birliği, dil birliği, ekonomik birlik... gibi. Ancak uluslaşma aynı zamanda pek çok politik ve toplumsal mücadele ile kurulan, adım adım ilerleyen bir süreçtir. Burjuva uluslaşması ulusa atfedilen pek çok özelliği, tarihsel arkadan ayıklayarak ortaya çıkarır, bu yoldan bir ulusal özellikler, ulusal kültür bütünü oluşturur.
    Misak-ı Milli içinde Türklere dayanan bir ulus devlet kurulacaktı, ya diğerleri; Kürtler, Araplar, Çerkezler, vd..
    Misak-ı Milli içinde etnik olarak Türkleri esas alan bir ulus devletin kaçınılmaz olarak diğer ulusları ve ulusal toplulukları ikincilleştireceği açıktır. Diğer ulusların varlığını tanımak ancak onların ulusal demokratik haklarını tanımamak ise kaçınılmaz biçimde bu halkların sert ulusal mücadelelere girişmesi demekti. Cumhuriyeti kuran Kemalist elit bunu Osmanlı deneyiminden çok açık biçimde görmüştü. Osmanlı milliyetçi bir pratiğe sahip olmamasına karşın, tüm uluslar kendi ulusal varlıklarını bağımsız, özgür biçimde ifade etmek için büyük mücadeleler geliştirmişlerdi.



    Kemalistlerin ne toprak kaybına, ne de misak-ı milli dedikleri toprak parçası içindeki ulusların demokratik birliğine tahammülleri vardı. Onlar Osmanlı Devleti’nden kalan ne varsa ulus düzleminde yeniden kurmayı, toparlamayı hedefliyorlardı. Osmanlı’da Türklük öndeydi ve Türklüğü esas alacaklardı.
    Bu noktada, diğer uluslara ve ulusal topluluklara dönük olarak, o güne değin eşi benzeri görülmemiş, hatta günümüzde bile bir eşi olmayan bir inkâr ve asimilasyon politikası dayattılar. Dayatılan açıktı; Misak-ı Milli içinde yer alan Türkler dışındaki tüm ulus ve ulusal toplulukların varlığını inkâr ettiler. Bu ulusların insanlarının kendi ulusal varlıklarını inkâr etmelerini dayattılar. Bu uluslar yoktu, hiç varolmamışlardı, hepsi Türktü... Daha düne kadar ayrı bir ulusal topluluk, ayrı bir ülke olarak Osmanlı içinde varlıkları tanınmış olan halklar bir anda buharlaştırıldı. Meclise Kürdistan, Lazistan adına milletvekili bile seçilirken bir anda, bu ülkelerden söz etmek suç sayıldı.
    Cumhuriyeti kuran burjuvazinin hesabı açıktı; Kürtler ve Araplar dışında kalan müslüman ulusal toplulukların (Çerkezler, Lazlar, Gürcüler, Boşnaklar, Pomaklar vb.) asimile edilmesi nispeten kolaydı. Bu kesimlerde ulusal bilinç (Çerkezler dışında) oldukça zayıftı. Bir kısmı göçmendi ya da hemen sınırdaş olan ülkelerle ortak ulusal kimliğe (Gürcüler, Pomaklar, Boşnaklar, Arnavutlar) sahiptiler. Ancak müslüman oluşları nedeniyle Osmanlı’ya ve ardından da TC’ye daha güçlü bir bağlılık duygusu taşıyorlardı. Kısmen gönüllü, kısmen zor yoluyla bunların Türk uluslaşması içinde eritilmesi mümkündü.
    Müslüman olmayan ve varlıkları Lozan Anlaşmasıyla açıkça tanınan Rum ve Ermeni ulusal toplulukları ise zaten zorunlu göçertme ve büyük kıyımlar yoluyla küçük topluluklara dönüştürülmüştü. Yahudiler ise zaten sessizdi. Bu toplulukların kısa vadede tehlike oluşturması mümkün değildi. Kısa sürede ikincilleştirilerek ve çeşitli baskılar yoluyla varlıklarının yok edilmesi mümkündü.
    Bu noktada ana problem Kürtlerin, kısmen de Arapların durumundaydı. Kürtler o güne değin Kürdistan denilen yukarı Mezopotamya’nın kadim halkıydı. Yani bilinen tarihten bu yana o topraklarda yaşamakta, ayrı bir dile, toprak ve ekonomik yaşantı birliğine, ortak kültüre sahip, yaşadıkları topraklarda çoğunluğu oluşturan ve büyük bir nüfusu olan bir ulustu. Modern uluslaşma süreci henüz emekleme aşamasında olmasına karşın, bu bilinç oluşmuştu ve çeşitli ayaklanmalarla kendisini ortaya koymuştu. Cumhuriyetin efendileri Kürtler karşısında izlenecek yolu net olarak belirlemişlerdi; zorla asimilasyon... Zaten zayıf olan Kürt uluslaşmasını, ulusal varlığını daha uyanmadan ve büyümeden zorla Türkleştirme... Uzun vade de Kürt varlığını silme...
    Kuşkusuz, yok sayma hayali bir tutumla olmuyordu. Yok sayma, inkâr politikası ciddi bir varsayma ve ezme ile birlikte yürüyordu. Kürtler ve diğer halklar devlet yok dediği için bir anda yok olmuyordu. Bu büyüklükteki bir halkı bir anda asimile etmek mümkün değildi. TC’nin elinde Kürtleri içine sokup Türk olarak çıkaracakları bir boyacı küpü yoktu. Bu nedenle Kürt halkı (ve de diğerleri) kaçınılmaz olarak varlığını sürdürecekti. Ancak sürekli zorun eşlik ettiği bir ezme haliyle, sürekli ikincilleştirilerek, sürekli sakatlanarak...

  • Harun Çat
    Harun Çat 14.07.2006 - 21:44

    ben kürttüm...

  • Erkan Orhan
    Erkan Orhan 22.04.2006 - 00:22

    kültüre tecavüz...

  • Atakan Kartaltepe
    Atakan Kartaltepe 21.04.2006 - 22:59

    Büyük balık küçük balığı yutar!

  • Meltem Duman
    Meltem Duman 08.04.2006 - 12:48

    asimilasyon nedir

  • Eren
    Eren 02.03.2006 - 14:12

    Asimilasyon:Bir kültürün farklılaşması.Kimliğini kaybetmesi.özünden sapması.

  • Şerafettin Bildirici
    Şerafettin Bildirici 22.12.2005 - 09:55

    emek

  • Haydar Pektas
    Haydar Pektas 19.12.2005 - 12:53

    asimilasyon ne demek

  • Gülçin Yilmaz
    Gülçin Yilmaz 17.10.2005 - 12:26

    özümleme...sınavların vazgeçilmezi ;)

  • Ernur Düzağaç
    Ernur Düzağaç 12.10.2005 - 22:14

    tarih dersinn vazgecilmes sözcüüü...asimilasyon...erime,yok olma...

  • Alperen Musa
    Alperen Musa 13.07.2005 - 16:42

    OSMANLIYA encok yapmadıgı ıcın kızıyrum.neden herkesı osmanlılastırmadınız bugun bu ıtlerı basımıza bela ettınız

  • Didem Kahraman
    Didem Kahraman 22.04.2005 - 05:24

    cok ugrasiyorlar ama o biraz zor.....

  • Yavuz Ak
    Yavuz Ak 21.06.2004 - 21:22

    asimile etmek bir milletin kültürünü zedelemek

  • Tarhan Tekelioglu
    Tarhan Tekelioglu 24.05.2004 - 03:32

    'En iyi integration assimilsiondur' Otto Schilliy,

    böyle bir icisleri bakani da gecti almanyadan...
    henüz gecmedi, tez gecsin insaallah...