EMRE PARAGÖZOĞLU BİLMELİ Kİ,BU TARAFTAR METİN OKTAY'I NEDEN UNUTMUYOR. o PARAGÖZ DEĞİLDİ, ONUN İÇİN EFSANEYDİ, BU NESİL ONU HİÇ GÖRMEDİLER AMA HİKAYESİNİ EZBERE BİLİYOR,mETİN oKTAY OLMAK KOLAY DEĞİL, PARAGÖZ OLMAK ÇOK KOLAY VE ÇEVREMİZDE YETERİNCE VAR. EVET,GALATASARAY'DA OYNADIN, aVRUPADA TANINDIYSAN BU SAYEDEDİR.
Bestenegar kardeşim isterde ben yorumsuz bırakırmıyım bu terimi :-)
1 nci maddeyi zaten çok güzel tesbit etmişsin.
* Erkeklere sevmediği bir yemeği dünyanın en eşsiz tadında da yapsanız ona beğendiremezsiniz… yemek alışkanlıkları asla değişmiyor. * Erkek tuttuğu takımın maçını seyredecekse maç saatinde çarşı-pazar işi yada eş dost ziyareti işi çıkarmayacaksın * Genç güzel ve alımlı bir bayan gördüklerinde onu en azından bir kere baştan aşağı süzmeleri hali * Kadınların dedikoducu olmalarına söylenipte, iki erkek bir araya gelince başka kişileri konuşmaları hali
İslam adına ortaya çıkıp, hiddet, şiddet, düşmanlık gösterenler, suçsuz insanları öldürenler bunları islam adına yaptıkalrını söyleselerde bu onları asla kurtaramayacaktır. İnkikam alınması gerekseydi, Allah Resulü(s.a.v) azılı düşmanlarından intikam alırdı. Allah Resulü(s.a.v) 'nü sevdiğini iddia edenler onun ahlakı ile ahlaklanmak zorundadırlar.
Unutmayalım ki; eğer eleştirdiğimiz kişiye ilmi olmayan bir eleştiride bulunursak,, sadece nefis hesabına yada başkalarından, şurdan burdan duyduklarımızla eleştirirsek, bu dedikodu demektir ki, buda kul hakkını gasbetmektir ve bunun vebali de büyüktür.
Herkes tenkide yani eleştiriye açık olabilmelidir. Ancak, hayatında islama hiç bir yararı dokunmamış kişilerin, hizmet eden insanları tenkit ederken, eleştirirken biraz insaflı olmaları gerekir. Eleştirdiğiniz kişiden daha yararlı işler yapıyorsanız, en azından onlarıda ortaya koymalısınız ki eleştiriniz de haklılık payı olsun. Yada eleştiride bulunduğunuz kişinin en azından dişe dokunur olumlu yanları ve hizmetlerini de zikretmelisiniz ki, eleştiride samimi olduğunuz, yapıcı eleştirid bulunduğunuza inanılsın.
Dünya üzerinde bugün huzur yoksa, İşgallerin zulümlerin kan ve vahşetin sonu gelmiyorsa, Ülkeler, toplumlar kendi içinde bile birbirini yer duruma gelmişse; Sebebi Osmanlı'nın tarih sahnesinden çekilmesidir.
Düşünce ve davranışta taklitçilik yapmayan, taklitçilikten kaçınan ve özüne bağlı özüne dayalı çözümler üreten ülkeler kalkınmışlardır. Almanya ve Japonya buna en iyi örneklerdir.
İslam dünyasının temel sorunlarından biri bence taklitçiliktir. Avrupa özentisi, avrupalılaşma yandaşlığı, bizim toplum yapısına uymayan düünce ve davranışların taklit yoluyla ülkemize girişine sebep olmuştur.
EMRE PARAGÖZOĞLU BİLMELİ Kİ,BU TARAFTAR METİN OKTAY'I NEDEN UNUTMUYOR.
o PARAGÖZ DEĞİLDİ, ONUN İÇİN EFSANEYDİ, BU NESİL ONU HİÇ GÖRMEDİLER AMA HİKAYESİNİ EZBERE BİLİYOR,mETİN oKTAY OLMAK KOLAY DEĞİL, PARAGÖZ OLMAK ÇOK KOLAY VE ÇEVREMİZDE YETERİNCE VAR.
EVET,GALATASARAY'DA OYNADIN, aVRUPADA TANINDIYSAN BU SAYEDEDİR.
Bestenegar kardeşim isterde ben yorumsuz bırakırmıyım bu terimi :-)
1 nci maddeyi zaten çok güzel tesbit etmişsin.
* Erkeklere sevmediği bir yemeği dünyanın en eşsiz tadında da yapsanız ona beğendiremezsiniz… yemek alışkanlıkları asla değişmiyor.
* Erkek tuttuğu takımın maçını seyredecekse maç saatinde çarşı-pazar işi yada eş dost ziyareti işi çıkarmayacaksın
* Genç güzel ve alımlı bir bayan gördüklerinde onu en azından bir kere baştan aşağı süzmeleri hali
* Kadınların dedikoducu olmalarına söylenipte, iki erkek bir araya gelince başka kişileri konuşmaları hali
değişmez alışkamlıklardır.
İntikam, merhametin zıddıdır.
Allah ise merhametlidir, merhameti sever.
İntikamın ateşi öncelikle sahibini kakar kavurur
İslam adına ortaya çıkıp, hiddet, şiddet, düşmanlık gösterenler,
suçsuz insanları öldürenler bunları islam adına yaptıkalrını söyleselerde bu onları asla kurtaramayacaktır.
İnkikam alınması gerekseydi, Allah Resulü(s.a.v) azılı düşmanlarından intikam alırdı.
Allah Resulü(s.a.v) 'nü sevdiğini iddia edenler onun ahlakı ile ahlaklanmak zorundadırlar.
Allah Resulü(s.a.v) ,
hayatı boyunca kimseden intikam almamıştır.
İslam insanı cezalandımak, kan akıtmak için gelmemiştir.
Unutmayalım ki;
eğer eleştirdiğimiz kişiye ilmi olmayan bir eleştiride bulunursak,,
sadece nefis hesabına yada başkalarından, şurdan burdan duyduklarımızla eleştirirsek,
bu dedikodu demektir ki, buda kul hakkını gasbetmektir ve bunun vebali de büyüktür.
Herkes tenkide yani eleştiriye açık olabilmelidir.
Ancak, hayatında islama hiç bir yararı dokunmamış kişilerin, hizmet eden insanları tenkit ederken, eleştirirken biraz insaflı olmaları gerekir.
Eleştirdiğiniz kişiden daha yararlı işler yapıyorsanız, en azından onlarıda ortaya koymalısınız ki eleştiriniz de haklılık payı olsun.
Yada eleştiride bulunduğunuz kişinin en azından dişe dokunur olumlu yanları ve hizmetlerini de zikretmelisiniz ki, eleştiride samimi olduğunuz, yapıcı eleştirid bulunduğunuza inanılsın.
Dünya üzerinde bugün huzur yoksa,
İşgallerin zulümlerin kan ve vahşetin sonu gelmiyorsa,
Ülkeler, toplumlar kendi içinde bile birbirini yer duruma gelmişse;
Sebebi Osmanlı'nın tarih sahnesinden çekilmesidir.
Düşünce ve davranışta taklitçilik yapmayan,
taklitçilikten kaçınan ve özüne bağlı özüne dayalı çözümler üreten ülkeler kalkınmışlardır.
Almanya ve Japonya buna en iyi örneklerdir.
İslam dünyasının temel sorunlarından biri bence taklitçiliktir.
Avrupa özentisi, avrupalılaşma yandaşlığı,
bizim toplum yapısına uymayan düünce ve davranışların
taklit yoluyla ülkemize girişine sebep olmuştur.
Öze dönmedikçe taklit hastalığından kurtulmak zordur.