sevgi, saygı gibi vasıflar istenilmez, kişi önce kendisinde bunu hak etmeli.... Hakaret ve aşağılamalarla ile sevgi ve saygıdan bahsetmekse tutarsızlıktır... Elbette kişi, sinirlerine hakim olamayıp, doğal olarak bu tuturarsızlıklara girebilir ama farkedip geri adım atmazsa hem suçlu hem güçlü olur...
İbnu İshak'ın bildirdiğine göre, Müslümanlara karşı şiddetli bir kin besleyen ve Müslümanları çok kıskanan, Şa's ibnu Kays adında yaşlı bir yahudi, Resulullah (s.a.s.) 'ın Evs ve Hazrec kabileleri mensuplarından oluşan sahabilerinden bir grubun bir araya gelerek birbirleriyle sohbet ettiklerini gördü. Bu iki kabilenin cahiliye devrinde aralarında düşmanlık olmasına rağmen aralarının böyle düzelmesi, birbirleriyle kaynaşmaları ve İslam inancı üzere tek bir cemaat haline gelerek bütünleşmeleri yahudiyi son derece kızdırdı. Bunun üzerine yahudi (kendi kendine) : 'Beni Kayle (Evs ve Hazrec kabilelerinin lakabı) halkı bir araya geldiği zaman onlarla birlikte istikrarlı bir şekilde yaşamamız mümkün değildir' dedi ve kendisiyle birlikte olan bir yahudi gence: 'Onların yanına git, onlarla otur ardından da Buas'ı (Evs ve Hazrec arasında daha önce vuku bulan bir savaş) ve ondan önceki savaşları dile getir. Birbirlerine sataştıkları şiirlerden bazılarını seslendir' diye emretti. O genç de, yaşlı yahudinin emrini yerine getirdi. Bu fitne üzerine oradaki topluluk birbirleriyle münakaşaya ve herkes kendi ecdadıyla iftihar etmeye başladı. Münakaşa kızışınca her bir kabileden bir adam ortaya fırlayarak birbirine karşı diz çökerek sataştılar. Sonra biri diğerine: 'İstiyorsanız o savaşları ihya etmeye şimdi yeniden başlayalım' deyince, her iki taraf da hiddetle: 'Kabul ettik, karşılaşma yeri Harre olsun' dediler. Bunun üzerine herkes kabilesine seslenerek: 'Haydi silaha sarılın, haydi silaha sarılın' dediler. Sonra herkes oraya (savaş alanı Harre'ye) koşmaya başladı. Bu haber Resulullah (s.a.s.) 'a ulaşınca, muhacir sahabilerden bir grupla onların yanına geldi ve onlara: 'Ey Müslüman topluluğu Allah'tan korkun, Allah'tan korkun. Allah sizi İslam'la hidayete erdirdi. Onunla size ikramda bulundu. Onunla cahiliye örf ve adetlerini sizden kesti. Onunla sizi küfürden kurtararak kalplerinizin arasına ülfet yerleştirdi. Bütün bunlardan sonra ve ben hala aranızdayken cahiliye davalarına mı döneceksiniz? ' diye buyurdu.
Bunun üzerine insanlar bu hale gelmelerinin şeytanın bir oyunu ve düşmanlarının hilesi olduğunu anladılar. Hep birlikte ağlayarak birbirlerine sarıldılar. Sonra hep birlikte Resulullah (s.a.s.) 'ı dinleyerek ve itaat
'Millet sevgisi kadar büyük sevgi yoktur. Kurtuluş Savaşı'nda benim de milletime ettiğim birtakım hizmetler olmuştur zannederim. Fakat, bunlardan, hiçbirini kendime maletmedim. Yapılanın hepsi milletin eseridir dedim. Aranacak olursa doğrusu da budur. Mazide sayısız medeniyet kurmuş bir ırkın ve milletin çocukları olduğumuzu ispat etmek için, yapmamız lazım gelen şeylerin hepsini yaptığımızı ileri süremeyiz. Bugüne ve yarına bırakılmış daha birçok büyük işlerimiz vardır. İlmi araştırmalar da bunlar arasındadır. Benim arkadaşlarıma tavsiyem şudur: Şahsınız için değil fakat mensup olduğumuz millet için elbirliği ile çalışalım. Çalışmaların en büyüğü budur.' (Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Afet İnan, s. 309)
Eğer inananın, ne din, ne iman olmadığını anlayacak an ise kaç dakika ya da kaç gün sürer bu jeton düşmesi bilemem ama eğer inananmayanın Allah'ın ve gönderdiği dinin olduğunu anlayacaksa vay haline, işe yaracağını bilsem tutsam paçasından, bir şeyler yapsam ama jetonu da hiç düşmeyebilir...
sevgi, saygı gibi vasıflar istenilmez, kişi önce kendisinde bunu hak etmeli.... Hakaret ve aşağılamalarla ile sevgi ve saygıdan bahsetmekse tutarsızlıktır... Elbette kişi, sinirlerine hakim olamayıp, doğal olarak bu tuturarsızlıklara girebilir ama farkedip geri adım atmazsa hem suçlu hem güçlü olur...
İbnu İshak'ın bildirdiğine göre, Müslümanlara karşı şiddetli bir kin besleyen ve Müslümanları çok kıskanan, Şa's ibnu Kays adında yaşlı bir yahudi, Resulullah (s.a.s.) 'ın Evs ve Hazrec kabileleri mensuplarından oluşan sahabilerinden bir grubun bir araya gelerek birbirleriyle sohbet ettiklerini gördü. Bu iki kabilenin cahiliye devrinde aralarında düşmanlık olmasına rağmen aralarının böyle düzelmesi, birbirleriyle kaynaşmaları ve İslam inancı üzere tek bir cemaat haline gelerek bütünleşmeleri yahudiyi son derece kızdırdı. Bunun üzerine yahudi (kendi kendine) : 'Beni Kayle (Evs ve Hazrec kabilelerinin lakabı) halkı bir araya geldiği zaman onlarla birlikte istikrarlı bir şekilde yaşamamız mümkün değildir' dedi ve kendisiyle birlikte olan bir yahudi gence: 'Onların yanına git, onlarla otur ardından da Buas'ı (Evs ve Hazrec arasında daha önce vuku bulan bir savaş) ve ondan önceki savaşları dile getir. Birbirlerine sataştıkları şiirlerden bazılarını seslendir' diye emretti. O genç de, yaşlı yahudinin emrini yerine getirdi. Bu fitne üzerine oradaki topluluk birbirleriyle münakaşaya ve herkes kendi ecdadıyla iftihar etmeye başladı. Münakaşa kızışınca her bir kabileden bir adam ortaya fırlayarak birbirine karşı diz çökerek sataştılar. Sonra biri diğerine: 'İstiyorsanız o savaşları ihya etmeye şimdi yeniden başlayalım' deyince, her iki taraf da hiddetle: 'Kabul ettik, karşılaşma yeri Harre olsun' dediler. Bunun üzerine herkes kabilesine seslenerek: 'Haydi silaha sarılın, haydi silaha sarılın' dediler. Sonra herkes oraya (savaş alanı Harre'ye) koşmaya başladı. Bu haber Resulullah (s.a.s.) 'a ulaşınca, muhacir sahabilerden bir grupla onların yanına geldi ve onlara: 'Ey Müslüman topluluğu Allah'tan korkun, Allah'tan korkun. Allah sizi İslam'la hidayete erdirdi. Onunla size ikramda bulundu. Onunla cahiliye örf ve adetlerini sizden kesti. Onunla sizi küfürden kurtararak kalplerinizin arasına ülfet yerleştirdi. Bütün bunlardan sonra ve ben hala aranızdayken cahiliye davalarına mı döneceksiniz? ' diye buyurdu.
Bunun üzerine insanlar bu hale gelmelerinin şeytanın bir oyunu ve düşmanlarının hilesi olduğunu anladılar. Hep birlikte ağlayarak birbirlerine sarıldılar. Sonra hep birlikte Resulullah (s.a.s.) 'ı dinleyerek ve itaat
www.vahdet.com.tr
düzeltme:
Sting ‘‘Hobbit’’te Bilbo tarafından bulunan, ‘‘Yüzüklerin Efendisi’’nde Frodo tarafından da kullanılan bir elf kılıcının adı.
Dünya
'Millet sevgisi kadar büyük sevgi yoktur. Kurtuluş Savaşı'nda benim de milletime ettiğim birtakım hizmetler olmuştur zannederim. Fakat, bunlardan, hiçbirini kendime maletmedim. Yapılanın hepsi milletin eseridir dedim. Aranacak olursa doğrusu da budur. Mazide sayısız medeniyet kurmuş bir ırkın ve milletin çocukları olduğumuzu ispat etmek için, yapmamız lazım gelen şeylerin hepsini yaptığımızı ileri süremeyiz. Bugüne ve yarına bırakılmış daha birçok büyük işlerimiz vardır. İlmi araştırmalar da bunlar arasındadır. Benim arkadaşlarıma tavsiyem şudur: Şahsınız için değil fakat mensup olduğumuz millet için elbirliği ile çalışalım. Çalışmaların en büyüğü budur.' (Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Afet İnan, s. 309)
''Akıl, göz gibidir, din bilgileri de ışık gibidir.''
Eğer inananın, ne din, ne iman olmadığını anlayacak an ise kaç dakika ya da kaç gün sürer bu jeton düşmesi bilemem ama eğer inananmayanın Allah'ın ve gönderdiği dinin olduğunu anlayacaksa vay haline, işe yaracağını bilsem tutsam paçasından, bir şeyler yapsam ama jetonu da hiç düşmeyebilir...
Arının evinin yıkan, balın tatlılığıdır.
Tilki, aslan atığı ile doyar.
Çok defa çobanın attığı ok, kurt yerine köpeğe isabet etmiştir.
Başların belası dillerden gelir.
Dost, rahatlık veren bir merhemdir.
Zorla alınan bir kadın kurumuş ekmeğe ve tuzlu helvaya benzer.
Ömür, azlığından dolayı değerlidir.
Denizin bütün mahsulleri inci değildir.
İyilik, insanlık sanatıdır.
Bağı süsleyen bülbüldür, fakat incirini kargalar yer.
Kendine galip gelen, bütün alemi hükmü altına alır.
Nizami
İnsanlar köprü kuracakları yerde, duvar ördükleri için yalnız kalırlar. NEWTON
Hava bedeva ama su pet şişelerde