ama gübresi bol olan yerde neden yetişmesin :) pislik deyip geçememk lazım, insanların çüplük ya da pislik dediği yerden çıkmıştır çoğu pırlantalar... belki psiliğin içinde kokusu duyulmaz ama altın çamura düşsede altın altındır...
ama özellikle pislikte yetişen çicekse başka yerde yeşerir mi o tartışılır.
Halk dilinde Veysel Karani olarak anılan tasavvuf büyüğünün asıl adı Üveys’dir. Nitekim onun yolunda olanlara mensubiyet ifadesi bakımından Üveysi denir.
Üveysi Tarzı: Veysel Karani Hazretleri gibi, kalbi bağlılık ve muhabbetle yaşayan, gaybi ve kalbli bir sürette vasıtasız manevi feyz, ilham almak suretiyele...
Muhterem Müslümanlar! İnsanoğlu dünya hayatında ebedi değildir. Bütün canlılar gibi insan da fani bir varlıktır. Bu sebeple kendisine bahşedilen ömrünü ölçülü kullanmak zorundadır. Ömür sermayesini hayırlı yerlere harcamalı ki, iyi bir sonuç elde edebilsin. İnsan, bu dünya hayatında ne ekerse ahiret hayatında onu biçer. Yüce Dinimiz, dünya ile ahiret arasında sağlam bir denge kurmuş, helal ölçüler içerisinde çalışmayı ibadet saymıştır. Cenab-ı Hakk'ın sonsuz nimetlerine mazhar olan insanın mutluluğu, din ve dünya işlerini gereği gibi yerine getirme şartına bağlıdır. Din ile dünyanın varlığı insanın mutluluğu içindir. İnsan bunlardan birine değer verir, diğerini ihmal ederse, ebedi mutluluğu elde edemez. Dünya ahiretin kazanılması için bir imkandır, bir servettir. Kıymeti iyi bilinmelidir.
Aziz Mü'minler! İnsan, üstün bir yaratılışa sahiptir. İnsanın dışındaki bütün varlıklar onun hizmetindedir. İnsan kendine verilen nimetlerin kıymetini bilmeli, onlardan gereği gibi faydalanmanın yollarını aramalıdır. Yüce Peygamberimiz (s.a.s.) bir hadislerinde; 'Sizin hayırlınız dünyası için ahiretini, ahireti için dünyasını terk eden değildir. Bilakis, sizin en hayırlınız her ikisinden de nasibini alandır'(1) buyurmuştur.
Değerli Mü'minler! Unutmayalım ki, insanoğlu sadece yemek, içmek ve şehevi hislerini tatmin etmek için yaratılmamıştır. O, bir yandan dünya nimetlerinden faydalanırken; diğer yandan da Allah'a karşı kulluk görevlerini tam olarak yapmak için yaratılmıştır. Nitekim Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de: 'Ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk etmeleri için yarattım'(2) buyurmaktadır. Dinimiz, faydalı ve iyi olan her konuda çalışmayı, dünya nimetlerinden faydalanmayı, çalışıp zengin olmayı, ihtiyacı olanlara vermeyi, yaptığı iyilikleri gösterişten uzak yapmayı emretmektedir. Dünya işleri ile meşgul olurken ahiret hayatını unutmamayı tavsiye etmekte, ebedi olan ahiret hayatını kazanmanın yollarını göstermekte, dünya ve ahiret dengesini en iyi bir şekilde kurmaktadır. Önemli olan bu dengeyi korumak, dünyada iken ahireti kazanmak, böylece her iki cihanda da mutluluğa kavuşmaktır. Hutbemizi ayet mealleriyle bitirelim. 'Allah'ın sana verdiğinden (onun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste. Ama dünyadan da nasibini unutma' (3) ÒEy Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver. Ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem'in azabından koru.Ó (4) - 1- Keşfu'l-Hafâ, c.2, s.220. 2-Tûr,56. 3-El-Kasas,77. 4-Bakara,201.
Çocuklara sevgi ve şefkatle muamele etmek, kadınlara karşı iyi davranmak İslam'ın önemle tavsiye ettiği ahlak ilkelerindendir, Hz. Muhammed (A.S.) şöyle buyuruyor.
'Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimizi saymayan bizden değildir.' 'Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı en iyi davranananızdır.'
ÇALIŞMAK
Çalışıp kazanmak dinin emridir. Tembellik, müslümana yakışmayan bir davranıştır. Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
'Dünyadaki nasibini de unutma.' (Kasas Suresi, ayet: 77) İyi müslüman, hem dünya hem de ahiret için çalışan kimsedir. Bu konuda Hz. Muhammed (A.S.) buyuruyor ki:
'Sizin hayırlınız; dünyası için ahiretini terketmeyen, ahireti için de dünyasını terketmeyip her ikisi için çalışan ve başkalarına yük olmayandır '
Konu Allah’ın işitmesi., İnşallah, Allah bilir, Selamın Aleyküm, Allah her şeyi görür gibi günlük hayatımızda kullandığımız, sanki birisi hapşırdığında otomatikman söylediğimiz çok yaşa gibi dilimize yerleşen bu kısa cümlelerle ilgili ne kadar çok şey anlatabiliriz ki?
Herkez bilir Allah her şeyi işitiğini? Belki anca bir olayda sinirlendiğimizde karşımızdakine üstüne basarak ‘’Bak Allah işitiyor! ! ! ’’ diye söyleriz. Monotonlaşan hayatta kullandığımız bu cümlenin politika, spor, arabalar, cep telefonları gibi konuşulacak konuların yanında çekiciliği nedir ki?
Kuran’da insana çekici gelen çok konu vardır. Mesala 19 sayısı, cinler, ruhlar gibi. Tekamülümüze o kadar çok etki etmiyecek konuları tartışmak insana daha cazip gelir ki Allah’n işitmesi konusunda neler söylenebilir ki?
Allah Her Şeyi İşitir! Her Şeyi! Birisyle konuşuken kafamızdan geçenleri, gizlice konuştuklarımızı, söylediklerimizi, fısıldadıklarımızı, düşündüklerimizi, gönlümüzden geçirdiklerimizi, ve 24 saat içersinde neler yapıyorsak hepsini işeten bir varlık… Esasında ne korkutucu bir düşünce di mi? Fakat ölüm gibi alışmışız ve normal hayat akışında unutulan bir olay!
Bugün yaptıklarınızı iyice düşünün, özellikle konuştuklarınızı ve düşündüklerinizi… İyice düşünün ki onları dinleyen birisi olmasın, tabir yerindeyse yerin bile kulağı olmasın? Öyle ki sizin şu anda ‘bugün ne yaptığınızı düşünürken’ bile unuttuklarınızı bilen bir güç var. Hala kafanız yere eğilmemiş, kendinizden eminseniz şunu bilin ki bugün gerçekten sizi konuştularınızı, düşündüklerinizi hatta gönlünüzden geçirdiklerinizi işiten, size bunların hesabını sormasın… Esasında ne kadar utandırıcı; 'Yer yarılsa da yerin dibine girseydim şunları şunları söylemeseydim, aklıma gelmeseydi! ' der dediğinizi ben bile duyar gibiyim!
Allah’ın işitmesi hakkında onlarca ayet varken bir kaç yerde geçen 19 sayısı üzerine TV’de programlar ve şovlar yapıldı, kitaplar, mekalerler ve tezler yazıldı… Ekonomik krizdeyken insanlar haftalarca medyadan bu konuyla meşgul oldular. Fakat yalanı, dedikoduyu, art niyeti gibi sorunları engelleyecek hatta Allah’ın işitme sıfatı olan Semi kelimesiyle ilgli kaç tane yazı, kaç tane program bulabiliriz?
Bizi tekamülümüzde ilerletecek bu cümle çevremizi çepeçevre sarmıştır ki yaptığınız en küçük günahı ve sevabı anında işiten güce sahip bir sistemdir.
'Çöplükte biten gül koklanmaz' sözü var.
ama gübresi bol olan yerde neden yetişmesin :) pislik deyip geçememk lazım, insanların çüplük ya da pislik dediği yerden çıkmıştır çoğu pırlantalar... belki psiliğin içinde kokusu duyulmaz ama altın çamura düşsede altın altındır...
ama özellikle pislikte yetişen çicekse başka yerde yeşerir mi o tartışılır.
Halk dilinde Veysel Karani olarak anılan tasavvuf büyüğünün asıl adı Üveys’dir. Nitekim onun yolunda olanlara mensubiyet ifadesi bakımından Üveysi denir.
Ayrıca bkz: Üveys-el Karânî, Hırka/1. Entry
Üveysi Tarzı: Veysel Karani Hazretleri gibi, kalbi bağlılık ve muhabbetle yaşayan, gaybi ve kalbli bir sürette vasıtasız manevi feyz, ilham almak suretiyele...
UYKU DEVAM ETTİKÇE BU KABUS BİTMEYECEK
1.1898 Meksika
2.1921 Nikaraguaanti
3.1945 Japonya - Hiroşima ve Nagazaki
4.1950-1953 Kore
5.1954 Guetamala
6.1955 Endonezya, Laos ve Kamboçya
7.1956 Küba
8.1961 Domuzlar Körfezi
9.1965 Endonezya
10.1965 Dominik Cumhuriyeti
11.1975 Vietnam
12.1970-1975 Kamboçya ve Laos
13.1973 Şili
14.1975 Arjantin
15.1970-1980 Türkiye
16.1980 Türkiye
17.1983 Lübnan
18.1983 Grenada
19.1984 İran-Irak
20.1986 Libya
21.1989 Panama
22.1991 Körfez Savaşı
23.2001 Filistin
24.2002 Venezuella
25.2003 Afganistan
25.2003 IRAK
Ve 1945-1975 Amerika Birleşik Devletleri'nin sadece 30
yıl içerisinde yılları arasında tam 215 kez askeri güce başvurduğunu biliyor muydunuz?
TEPKİLER BÜYÜK ama direniş küçük
'Sizin hayırlınız dünyası için ahiretini, ahireti için dünyasını terk eden değildir. Bilakis, sizin en hayırlınız her ikisinden de nasibini alandır'
Tanım: Hadis-i Şerif.
Kaynak: Keşfu'l-Hafâ, c.2, s.220.
_____________________________________________
Açıklama: DÜNYA-AHİRET DENGESİ
Muhterem Müslümanlar!
İnsanoğlu dünya hayatında ebedi değildir. Bütün canlılar gibi insan da fani bir varlıktır. Bu sebeple kendisine bahşedilen ömrünü ölçülü kullanmak zorundadır. Ömür sermayesini hayırlı yerlere harcamalı ki, iyi bir sonuç elde edebilsin. İnsan, bu dünya hayatında ne ekerse ahiret hayatında onu biçer. Yüce Dinimiz, dünya ile ahiret arasında sağlam bir denge kurmuş, helal ölçüler içerisinde çalışmayı ibadet saymıştır. Cenab-ı Hakk'ın sonsuz nimetlerine mazhar olan insanın mutluluğu, din ve dünya işlerini gereği gibi yerine getirme şartına bağlıdır. Din ile dünyanın varlığı insanın mutluluğu içindir. İnsan bunlardan birine değer verir, diğerini ihmal ederse, ebedi mutluluğu elde edemez. Dünya ahiretin kazanılması için bir imkandır, bir servettir. Kıymeti iyi bilinmelidir.
Aziz Mü'minler!
İnsan, üstün bir yaratılışa sahiptir. İnsanın dışındaki bütün varlıklar onun hizmetindedir. İnsan kendine verilen nimetlerin kıymetini bilmeli, onlardan gereği gibi faydalanmanın yollarını aramalıdır. Yüce Peygamberimiz (s.a.s.) bir hadislerinde; 'Sizin hayırlınız dünyası için ahiretini, ahireti için dünyasını terk eden değildir. Bilakis, sizin en hayırlınız her ikisinden de nasibini alandır'(1) buyurmuştur.
Değerli Mü'minler!
Unutmayalım ki, insanoğlu sadece yemek, içmek ve şehevi hislerini tatmin etmek için yaratılmamıştır. O, bir yandan dünya nimetlerinden faydalanırken; diğer yandan da Allah'a karşı kulluk görevlerini tam olarak yapmak için yaratılmıştır.
Nitekim Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de: 'Ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk etmeleri için yarattım'(2) buyurmaktadır.
Dinimiz, faydalı ve iyi olan her konuda çalışmayı, dünya nimetlerinden faydalanmayı, çalışıp zengin olmayı, ihtiyacı olanlara vermeyi, yaptığı iyilikleri gösterişten uzak yapmayı emretmektedir.
Dünya işleri ile meşgul olurken ahiret hayatını unutmamayı tavsiye etmekte, ebedi olan ahiret hayatını kazanmanın yollarını göstermekte, dünya ve ahiret dengesini en iyi bir şekilde kurmaktadır. Önemli olan bu dengeyi korumak, dünyada iken ahireti kazanmak, böylece her iki cihanda da mutluluğa kavuşmaktır.
Hutbemizi ayet mealleriyle bitirelim. 'Allah'ın sana verdiğinden (onun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste. Ama dünyadan da nasibini unutma' (3)
ÒEy Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver. Ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem'in azabından koru.Ó (4)
-
1- Keşfu'l-Hafâ, c.2, s.220.
2-Tûr,56.
3-El-Kasas,77.
4-Bakara,201.
(Diyanet İşleri Hutbesinden)
'Sizin en hayırlınız Kur'an-ı Kerim öğrenen ve öğreteninizdir.'
'Sizin en hayırlınız, ahlaken en güzel olanınızdır.'
'Sizin en hayırlınız zalimde olsa, mazlumda olsa kavmini en çok savunanınızdır'
“Sizin hayırlınız çevresine iyilik edendir. Sizin kötünüz de çevresine zararlı olandır.”
'Sizin Allah katında en hayırlınız, en değerliniz en çok takva sahibi olanlarınızdır.'
'Sizin en hayırlınız, insanlara en fazla yararı dokunandır.'
....
İSLAM'DA KADIN VE ÇOCUK
Çocuklara sevgi ve şefkatle muamele etmek, kadınlara karşı iyi davranmak İslam'ın önemle tavsiye ettiği ahlak ilkelerindendir, Hz. Muhammed (A.S.) şöyle buyuruyor.
'Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimizi saymayan bizden değildir.'
'Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı en iyi davranananızdır.'
ÇALIŞMAK
Çalışıp kazanmak dinin emridir. Tembellik, müslümana yakışmayan bir davranıştır.
Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
'Dünyadaki nasibini de unutma.' (Kasas Suresi, ayet: 77)
İyi müslüman, hem dünya hem de ahiret için çalışan kimsedir. Bu konuda Hz. Muhammed (A.S.) buyuruyor ki:
'Sizin hayırlınız; dünyası için ahiretini terketmeyen, ahireti için de dünyasını terketmeyip her ikisi için çalışan ve başkalarına yük olmayandır '
bkz: Semi
Karşılaştığımız her olay, yeni, temiz, bir sayfa olsun hayatımızda... Yoksa önyargılarımız gözümüzün önündeki hazinelerin yerini gizler.
Konu Allah’ın işitmesi., İnşallah, Allah bilir, Selamın Aleyküm, Allah her şeyi görür gibi günlük hayatımızda kullandığımız, sanki birisi hapşırdığında otomatikman söylediğimiz çok yaşa gibi dilimize yerleşen bu kısa cümlelerle ilgili ne kadar çok şey anlatabiliriz ki?
Herkez bilir Allah her şeyi işitiğini? Belki anca bir olayda sinirlendiğimizde karşımızdakine üstüne basarak ‘’Bak Allah işitiyor! ! ! ’’ diye söyleriz. Monotonlaşan hayatta kullandığımız bu cümlenin politika, spor, arabalar, cep telefonları gibi konuşulacak konuların yanında çekiciliği nedir ki?
Kuran’da insana çekici gelen çok konu vardır. Mesala 19 sayısı, cinler, ruhlar gibi. Tekamülümüze o kadar çok etki etmiyecek konuları tartışmak insana daha cazip gelir ki Allah’n işitmesi konusunda neler söylenebilir ki?
Allah Her Şeyi İşitir! Her Şeyi! Birisyle konuşuken kafamızdan geçenleri, gizlice konuştuklarımızı, söylediklerimizi, fısıldadıklarımızı, düşündüklerimizi, gönlümüzden geçirdiklerimizi, ve 24 saat içersinde neler yapıyorsak hepsini işeten bir varlık… Esasında ne korkutucu bir düşünce di mi? Fakat ölüm gibi alışmışız ve normal hayat akışında unutulan bir olay!
Bugün yaptıklarınızı iyice düşünün, özellikle konuştuklarınızı ve düşündüklerinizi… İyice düşünün ki onları dinleyen birisi olmasın, tabir yerindeyse yerin bile kulağı olmasın? Öyle ki sizin şu anda ‘bugün ne yaptığınızı düşünürken’ bile unuttuklarınızı bilen bir güç var. Hala kafanız yere eğilmemiş, kendinizden eminseniz şunu bilin ki bugün gerçekten sizi konuştularınızı, düşündüklerinizi hatta gönlünüzden geçirdiklerinizi işiten, size bunların hesabını sormasın… Esasında ne kadar utandırıcı; 'Yer yarılsa da yerin dibine girseydim şunları şunları söylemeseydim, aklıma gelmeseydi! ' der dediğinizi ben bile duyar gibiyim!
Allah’ın işitmesi hakkında onlarca ayet varken bir kaç yerde geçen 19 sayısı üzerine TV’de programlar ve şovlar yapıldı, kitaplar, mekalerler ve tezler yazıldı… Ekonomik krizdeyken insanlar haftalarca medyadan bu konuyla meşgul oldular. Fakat yalanı, dedikoduyu, art niyeti gibi sorunları engelleyecek hatta Allah’ın işitme sıfatı olan Semi kelimesiyle ilgli kaç tane yazı, kaç tane program bulabiliriz?
Bizi tekamülümüzde ilerletecek bu cümle çevremizi çepeçevre sarmıştır ki yaptığınız en küçük günahı ve sevabı anında işiten güce sahip bir sistemdir.