Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • cadılar bayramı25.10.2003 - 15:13

    bkz. halloween

    Bal kabağından tatlı yapmasını bilmeyen batılıların Şükran Günü (bkz. Santa Claus) , paskalya gibi bir hurafesi.

    Belki de bu sayede bal kabağı tüketimi yapıyorlar ama bal kabağı israfı yaptıkları belli.

    Böyle bir inanışın dinimizle alakası varsa, bence batıl inançtan öteye gitmez...

  • cadılar bayramı25.10.2003 - 15:12

    Coraz Gecesi
    'Coraz, cadı demekmiş ve bu yörede zemherinin 27'sinden itibaren üç gün(Ocak ayının 18-20'si) 'Coraz Geceleri' olarak kabul ediliyormuş. Mestan Hoca aynı gecelerin Çeşme yöresinde de 'Karakoncolos Geceleri' adıyla anıldığını ve bunların yılın en soğuk geceleri olduğunu anlatmış kitabında. 'Coraz', kambur, buruşuk yüzlü, korkunç bir kocakarıymış. Evin bacasından inip evin kızlarının saçlarını acırarak tarar, açık su kaplarının üzerine tükürürmüş. Bu yüzden kızlar bugünlerde coraza yakalanmamak için erkenden evlerine girerlermiş. O geceler boyunca kabak yemek ve tatlıları yemek adettenmiş. Bugünlerde kabak yiyenlerin yıl boyunca boğazının ağrımayacağına inanılırmış.' (Mestan Yapıcı - Kabak Yemekleri)

  • idam cezası24.10.2003 - 23:15

    ''Bir yakinını idamda kaybedenlerle konuştun mu'' diye bakarsak olaya tek taraflı olarak bakmış oluruz. Tersi bir bakışla, ''kurabanın ailesiyle konuştun mu? '' da denilebilir kolayca. Esasında bu iki bakış açısı birbirinden farklıdır çünkü ağır suçu işleyen zaten başta yakınlarını da zor duruma sokmuş olur. Böylece esas olan suçun karşılığı olan cezayı uygulamaktır. Tabi olay bana göre nasıl bir suç işlendiğine bakar.

    Cezalar, toplumsal sorunları kesin çözmez, yine de kısa süreli (short-term) bir çözüm getirebilir ama esas suçun ana nedenine inmek gerekir ki bu çok uzun süreli (long-term) bir süreçtir ve suçun çok azaltılmasına ulaşılabilir. Yine de kesin çözüm insanın yapısından yani suç işlmeye yatkın oluşundan mümkün değildir.

    AMA idam zaten cözüm için uygulanmaz. İdam cezası adı üstünde CEZADIR. Yani işlenilen ağır suçun cezasını ödemesidir.

    Bundan dolayı, olaya çok duygusal yaklaşılırsa mantığı kaldırır, çok mantıksal davranılırsa da duygular göz ardı edilmiş olur. Bu konun uygulanması, tartışılması ve DENGENİN kurulması lazım. Zaten Adelette de dengedir. Suçun cezası önceden konulmuşsa, suçlunun suçunun sonuçlarına katlanması gerektiğinden, burada suçlunun tatmininden bahsedilmiyordur. Bunun için suçlunun suçunun kesin olarak ispatlanması ve işlediği suçun ağırlığına göre de ceza uygulanması lazımdır. Konu eğer, DEVAM EDEN ya da ALIŞKANLIK haline gelen (continuous) sapıklıksa (tecavüz gibi) veya kasıtlı cinayetse, bunların denginde cezalar verilmesi söz konusudur. Peki bu ağır ceza nedir, ömür boyu hapis derseniz bu halkın vergileriyle suçluyu barındırma gibi görülüp mantıksız görülebilir ya da idam olursa bu sefer canilik olarak görülebilir. Fakat burada kişinin bir daha aynı suçu işlememesi ya da eğtilmesi söz konusu değil, işlediği suçun yani aksiyonun karşılığının verilmesi söz konusudur. Önce bu kurbanın ailesini ilgilendirir, sonra aynı suç başkalarını da işlenebileceğinden toplumu da ilgilendirir, bu yüzden hukukun bunları göz ardı etmeden suçun her yönden analizi ile GEREKEN cezayı uygulanması şarttır. Fakat günümüzde bu olugunluğa gelmiş bir hukuk düzeni olmadığından daha doğrusu mantığın ve duyguların üstünde politikanın ağır basmasından dolayı idam cezasını uygulaması çok yanlış sonuçlara yol açıyor. Türkiye bunun çok güzel örneğidir ama bu kararın çok ekstremsi olaylarda hala kullanılabilmesi için kaldırılmaması gerekir. Suçlunun suçunu işlemeden önce sonuçlarını bilmesi ve işlerse sonuçlarına katlanması lazım kı cezasını haketsin ve önleyeci etkisini de unutmamak gerekir. Yoksa tersi olursa, adelette herkes kendine uygun olanı seçer. Bu gibi durumlarda adalet sadece bır tarafın avantajında olur... Suçu tam ispatlanmdan ya da politik nedenler dolayı cezayı uygulamak da hukuka ters düşer...

    Kısacası bana göre idam uygulanması için ağır bir suç işlenmesi, suçun kesin ispatlanması ve mantık, toplumsal ve de sistem (politika) açısından hukukun yerini bulması gerekir.

    Şahsen olayların idam gibi bir cezaya gelmesi çok acı ama gerçekler de acıdır ve bu konuda realiteye göre hareket etmemiz gerekimez mi?

  • odtü22.10.2003 - 18:01

    Avrupada bile ad yapan üniversitemiz.

    Orta Doğu Teknik Üniversitesi - www.odtu.edu.tr

  • serbest kürsü dostluğu22.10.2003 - 17:53

    esasinda olmasi gereken
    ama ego tatmini daha çekici geliyor

  • 17 ağustos 199922.10.2003 - 13:54

    17 Ağustos 1999
    Sakarya merkezli Marmara depreminde,20 binden fazla kişi 7.4 şiddetindeki depremle hayatlarını kaybettiler. Depremde ülkenin can damarı sanayi tesisleri de büyük hasar gördü. Hasarlı konut ve işyeri sayısı 245 bini aştı.

    17 Ağustos 1999
    Marmara Bölgesi'nde meydana gelen deprem 20.000'e yakın insanın ölmesine ve çok büyük maddi kayıplara neden olmuştur. Meydana gelen felaketin büyüklüğü karşısında dünyanın her bir tarafından Türkiye'nin yardımına koşulmuş ve depremin olumsuz sonuçlarının ortadan kaldırılmasında ülkemize yardımda bulunulmuştur. Marmara Depreminin etkileri, Türkiye-AB ilişkilerine bakımından ise olumlu olmuştur.

    kaynak: www.kronoloji.gen.tr

  • 11 eylül22.10.2003 - 13:48

    11 Eylül 1996
    Türkiye Ulusal İnternet Altyapı Ağı (TURNET) hizmete girdi.

    11 Eylül 1998-2008 Olimpiyatları'na hazırlanan İstanbul'da Olimpik Stad'ın temeli atıldı.100 bin kişilik stadın 2000 yılında hizmete gireceği açıklandı.

    11 Eylül 1998
    Hayatı boyunca çok sayıda okul ve hastane yaptıran hayırsever Semiha Şakir geçirdiği rahatsızlık sonucu İstanbul'da hayata veda etti.

    11 Eylül 2001
    ABD'ye, Tarihin en büyük terörist saldırısı düzenlendi: İki yolcu uçağı, sabah mesaisinin başladığı saatlerde 18 dakika arayla New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin bulunduğu iki gökdeleni vurdu. Saldırıda beş binin üzerinde insan öldü.

    kaynak: www.kronoloji.gen.tr

  • 11 eylül22.10.2003 - 13:43

    11 Eylül 1919
    Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.

    11 Eylül 1923
    Mustafa Kemal, Halk Fırkası genel Başkanlığına seçildi.

    11 Eylül 1923
    Kurtuluş Savaşı'nın nüvelerini oluşturan 'Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyetleri'nin 'Cumhuriyet Halk Fırkası' adı altında bir çatı altında toplanması sonucu oluşan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu partisi. İlk genel başkanı bizzat Mustafa Kemal Atatürk doğdu.. '9 Umde'si(Sonradan '6 Ok'a dönüşmüştür) ilk siyasi programıdır. Cumhuriyetin siyasi kadroları bu partiden yetişmiştir. Uzun yıllar 'Tek Parti' olarak faaliyet göstermiş, birçok Cumhuriyet devrimi ve atılımına önderlik etmiştir. İlerleyen yıllarda Cumhuriyet Halk Partisi adını almıştır.

    11 Eylül 1926
    Ankara otomatik telefon santralı hizmete girdi.

    11 Eylül 1940
    Yönetmen Brain De Palma öldü.

    11 Eylül 1957
    Ankara'da Bent Deresi'nin taşması sonucu 133 kişi sele kapılarak öldü.

    11 Eylül 1959
    AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina’nın Ortaklık başvurularını kabul etti.

    11 Eylül 1973
    Şili Devlet Başkanı Salvador Allende, ABD'nin desteklediği ve Augusto Pinochet önderliğinde organize edilen bir askeri darbe sonrasında öldürüldü. Allende, dünyanın seçimle iş başına gelmiş ilk Marksist lideriydi.

    11 Eylül 1975
    Diyarbakır yöresindeki depremde 7.000'e yakın evin yıkıldığı açıklandı.144 km.'lik karayolu kullanılmaz hale geldi. Sadece Lice ilçesinde 13.000 kişinin evsiz kaldığı ve bir gün önce sallanan Hani ilçesinde 6 kişinin daha öldüğü bildirildi.

  • itiraf22.10.2003 - 13:26

    www.itiraf.com

    insanlar; utandırıcı, kücüklük anılarını gibi başlarından geçen komik şeyleri yazıyorlar. Veya eşlerini, sevgililerini aldattiklarını gibi itiraflarda bulunuyorlar. Kimi pişman kimi mutlu gibilerinden bir forum sayfası. İnsanlardan tavsiye istiyorlar. Veya karşı cinste hoşlandıkları, hoşlanmadıkları şeyleri.. Yani sadece 'itiraf' yapılan bir site değil.

    Bir de 'platonikim' bölümü var orda da insanlar, platonik aşık oldukları kişilere 'Karşıyakalı Ahmet, senden cok hoşlanıyorum, lüfen bana şans ver' gibi yazılar yazılıyor.

    :P

  • nutuk22.10.2003 - 12:07

    http://www.ataturk.net/nutuk/

    Yurdumuzun parçalanıp, işgal edildiği günlerden başlayarak, Türk tarihinde bir dönüm noktası olan İstiklal Savaşı'nı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ve inkılapların yapılışını, kısaca siyasi ve milli tarihimizi birinci elden anlatan değerli bir kaynak eseridir.

    Atatürk'ün kendi kaleminden çıkan bu eser, yine Atatürk tarafından,15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Ankara'da toplanan Cumhuriyet Halk Partisi'nin İkinci Kurultayı'nda toplam 36,5 saat süren ve altı günde okunan tarihi bir hitabeye dayandığı için Nutuk adını aldı.

    http://www.ataturk.net/nutuk/