Âh..  bir kalp faraza.. ve içli, dertli bir kalp. Sıkıntıları var fakat anlatmaktan dile getirmekten imtinâ ediyor. Dil dâvet ederken derdini ifade etmesi için kalp bir içli  ile yanıt veriyor.. uzanan bir A ve H şikayet makamıdır faraza.. harflerin, duaların nihâyet bulduğu son istasyondur. aşıklar, mazlumlar, dâiler vs. hep 'H' ye yapar serzenişlerini.. 'H' den ister ve ona ağlar ve o harfle kendine kendi noktasını koyar.
'beni yanlız sen anlarsın YA HÛ! '
bilmiyorum, böyle bir çağrışımı var ben de 'ÂH' ın..
uykum var. kirpiklerime asılıyor birkaç görünmez cisim. gidip gelmelerde zihnim.mekik dokuyor ruhum, ceset ile cesetsizlikler diyarında. bana bir kova su ısmarlayın; ılık olsun su ve boşaltın kafamdan aşağıya. olmadı itfaiye çağırın. önce havaya atın beni sonra verin tazyikli suyu altımdan. açın vanaları ama; abartmayın... ve lütfen incitmeyin. ben uykusu olan hassas bir adamım. aniden parlarım. parlamak. parlak.eski yunanistan. 500 sene önce. istanbul mevlanakapının üstünde ki surlarda nöbet tutmakta olan asker. kimbilir ne düşünüyordur surların üstünden zeytinburnunu seyrederken yada şehreminine bakarken.neden? eskiden 350 sene önce necisin diye sorsalardı herhangi bir osmanlı vatandaşına cevabı 'müslümanım ve osmanlıyım' olurdu.gelin ve bugün sorun bakalım türkiyede yaşayanlara sağcıyım, solcuyum, faşistim, sosyalistim, liberalim, kapitalistim, hümanistim, pesimistim.. kimliklerimiz arttıkça arttı. ama benim hala uykum var.ayakta uyuyamıyorum kabiliyetsizim. aynı zamanda kahraman, başımı tam klavyenin üzerine düşerken aniden kaldırıp kurtarıyorum kendi kellemi ve klavyemi. ah başım.. gölbaşım.. beni gölbaşına atın; uyanayım..
kürdün karnı doyunca kapıya bakarmış. eleştiri değiiil! sadece farklı bakış açıları kazandırmaya çalışıyorum bu terime. bir de kürtler o kadar misafirperverdirler ki sofralarına çok oturdum otutturuldum daha doğrusu kıramıyor İNSAN İNSANI.. ooo hele ki halay demeyin onlara düğünlerinin olmazsa olmazlarıdır. ben lazım. hem de orjinal. fakat kürt mahallesinde büyüdüm. çok kavgalar ettim onlarla hele poşetlere su doldurup üzerime fırlatışları vardır ki en mutlu hatıram.. hâla görüşürüm onlarla. asker de acemilikten terhise kadar birlikte yediğim içtiğim bir diyarbakırlı arkadaşım vardı. kulakları çınlasın annesi pestil ve ceviz gönderirdi sadece benimle paylaşırdı onları.. inanılmaz bir şeydi.. iyidir kürtler insandırlar. pkk ve kürt ayrımı iyi yapılmalı derim ben..
Son derece despot bir derebeyine takdim edilmek üzere köylünün biri, kâhya efendiye bir kefen getirir. Kahya böyle bir şeyi takdim etmek istemediği için, köylüyü başından savmak ister. Ancak köylü ısrar eder. Nihayet kahya ' Efendimiz haremden şimdi çıkar. Sen sofada bulun. Seni görür, bende söylerim ' der. Derviş sofada beklemeye başlar. Bey çıkar. Köylüyü ve elindeki bohçayı görüp ne olduğunu sorar. Kahya efendi bir dervişe bir beye bakarak der ki:
24 saat içinde duaların kabul edildiğine inanılan zamandan bir ân.. aslı yok tabi.. bir de atasözü var bununla ilgili.. insanla ilgili daha doğrusu 'insanın bir eşref saati vardır, bir de e.şek saati' buradaki anlam daha farklı ama..
'Büyük Türkçe Sözlük' ne fiyakalı olurdu ama.. sözlükteki bütün kelimelerin geçtiği bir senaryo yazıp beyaz perdeye kazandıracaksın.. başrollerde banu alkan oynayacak erkek karakterde kamer genç.. 'davul zurna saz anlayana.. anlamayana az' gibisinden bir şeyler demişti.. vatana millete çok hayırlı bir film olurdu..
Âh..
 bir kalp faraza.. ve içli, dertli bir kalp. Sıkıntıları var
fakat anlatmaktan dile getirmekten imtinâ ediyor.
Dil dâvet ederken derdini ifade etmesi için
kalp bir içli  ile yanıt veriyor.. uzanan bir A
ve
H şikayet makamıdır faraza.. harflerin, duaların nihâyet bulduğu
son istasyondur.
aşıklar, mazlumlar, dâiler vs. hep 'H' ye yapar serzenişlerini..
'H' den ister ve ona ağlar ve o harfle kendine kendi noktasını koyar.
'beni yanlız sen anlarsın YA HÛ! '
bilmiyorum, böyle bir çağrışımı var ben de 'ÂH' ın..
uykum var. kirpiklerime asılıyor birkaç görünmez cisim. gidip gelmelerde zihnim.mekik dokuyor ruhum, ceset ile cesetsizlikler diyarında. bana bir kova su ısmarlayın; ılık olsun su ve boşaltın kafamdan aşağıya. olmadı itfaiye çağırın. önce havaya atın beni sonra verin tazyikli suyu altımdan. açın vanaları ama; abartmayın... ve lütfen incitmeyin. ben uykusu olan hassas bir adamım. aniden parlarım. parlamak. parlak.eski yunanistan. 500 sene önce. istanbul mevlanakapının üstünde ki surlarda nöbet tutmakta olan asker. kimbilir ne düşünüyordur surların üstünden zeytinburnunu seyrederken yada şehreminine bakarken.neden? eskiden 350 sene önce necisin diye sorsalardı herhangi bir osmanlı vatandaşına cevabı 'müslümanım ve osmanlıyım' olurdu.gelin ve bugün sorun bakalım türkiyede yaşayanlara sağcıyım, solcuyum, faşistim, sosyalistim, liberalim, kapitalistim, hümanistim, pesimistim.. kimliklerimiz arttıkça arttı. ama benim hala uykum var.ayakta uyuyamıyorum kabiliyetsizim. aynı zamanda kahraman, başımı tam klavyenin üzerine düşerken aniden kaldırıp kurtarıyorum kendi kellemi ve klavyemi. ah başım.. gölbaşım.. beni gölbaşına atın; uyanayım..
gülmek
merhaba
saliha
bknz.
giriş gelişme sonuç paradoksu
öldü! dersin gül güzeli;
tılsımını kaybetti!
kürdün karnı doyunca kapıya bakarmış.
eleştiri değiiil!
sadece farklı bakış açıları kazandırmaya çalışıyorum bu terime.
bir de kürtler o kadar misafirperverdirler ki
sofralarına çok oturdum
otutturuldum daha doğrusu
kıramıyor İNSAN İNSANI..
ooo hele ki halay demeyin onlara
düğünlerinin olmazsa olmazlarıdır.
ben lazım.
hem de orjinal.
fakat kürt mahallesinde büyüdüm.
çok kavgalar ettim onlarla
hele poşetlere su doldurup üzerime fırlatışları vardır ki
en mutlu hatıram..
hâla görüşürüm onlarla.
asker de acemilikten terhise kadar birlikte yediğim içtiğim bir diyarbakırlı arkadaşım vardı.
kulakları çınlasın
annesi pestil ve ceviz gönderirdi
sadece benimle paylaşırdı onları..
inanılmaz bir şeydi..
iyidir kürtler
insandırlar.
pkk ve kürt ayrımı iyi yapılmalı derim ben..
sevmek
eylemlerin
sebebi midir
yoksa
sonucu mudur..
bknz.
bir soru cümlesi olsada sonuna soru işareti konul-a-mayan sorular
Son derece despot bir derebeyine takdim edilmek üzere köylünün biri, kâhya efendiye bir kefen getirir. Kahya böyle bir şeyi takdim etmek istemediği için, köylüyü başından savmak ister. Ancak köylü ısrar eder. Nihayet kahya ' Efendimiz haremden şimdi çıkar. Sen sofada bulun. Seni görür, bende söylerim ' der. Derviş sofada beklemeye başlar. Bey çıkar. Köylüyü ve elindeki bohçayı görüp ne olduğunu sorar. Kahya efendi bir dervişe bir beye bakarak der ki:
-Efendimize kefen getirmiş. Ölür müsün öldürür müsün?
24 saat içinde
duaların kabul edildiğine inanılan zamandan bir ân..
aslı yok tabi..
bir de atasözü var bununla ilgili..
insanla ilgili daha doğrusu
'insanın bir eşref saati vardır, bir de e.şek saati'
buradaki anlam daha farklı ama..
bknz.
nabza göre şerbet.
-baaaak babam bana ne aldı! oh canıma değsin işte sen de yok, sümüklü!
-çaaaat!
-ühüüüüü
'Büyük Türkçe Sözlük'
ne fiyakalı olurdu ama..
sözlükteki bütün kelimelerin geçtiği bir senaryo yazıp beyaz perdeye kazandıracaksın..
başrollerde banu alkan oynayacak
erkek karakterde kamer genç..
'davul zurna saz anlayana.. anlamayana az'
gibisinden bir şeyler demişti..
vatana millete çok hayırlı bir film olurdu..