... sebzeli makarna yapmak için çıktığınız yolda aklınız kim bilir nerede olduğu için malzemeyi mi yaktınız? endişelenmeyin. bazı şeyler için çok geç olsa da yemeğinizi kurtarmak için hiçbir zaman geç değildir. makarnayı yaktım demenin italyanca tumturaklı versiyonu spaghetti all’assassina yapma fırsatı ayağınıza geldi. halı, kilim, paspas, yolluk kenarına..... opps ne diyorduk, her kriz, doğru sosla yeni bir başlangıçtır. evet. afiyet olsun.
... dışarının koşturmacası bitti. soğuktan, sağanaktan, yabancı yüzlerden kaçarcasına koştuk evlerimize. belki "sırtımızın kamburu" belki de "yalnızlığımızın kaleleri" olan evlerimize döndük. ıslanmışlığımızı kapı önünde bırakamadık paltomuzu çıkarıp astık ama yine de kurumadık içimize işlemiş, içeriye taşıdık. ısıtır bizi diye umarak çayımızı demledim. kol ucunu parmak uçlarıma kadar çektiğim hırkamla oturduk köşemize. odam, topuzum, ruhum. hepsi biraz savruk. kitabımı da aldım yanıma ama henüz bakışıyoruz sadece. çünkü akşamın siyahını üzerimize boca eden şarkılar geziniyor aramızda. çünkü çay bardağından yükselip dağılan sıcak buhar gözlerimi oyalıyor. ve çünkü ona benzeyen şeyler de zihnimi. çünkü vardı, sıcaktı. ama şimdi yok. neden yok. neden dağıldı. lütfen. temel fizik süreçlerinden bahsetmesin kimse, gerçekten kırılırım. ve neyse. rastgele karıştırıyorum kitabı, sayfa 111: "o ıssız vadide tek başına yürümek zorundasın." varoluşsal tecrit mi bu. "tamam" diyorum. "mesele büyük. mesele mühim" o sırada mikrofon başkasına geçiyor: "hüzünlü bir akşam susmuşuz durgunuz hepsi bu. "
karar verin ama. içinde debelendiğimiz şey derin mi, sıradan mı sahici mi, abartı mı ithal mı, içsel mi?
bilmiyorum. gerçekten üzgün müyüm, yoksa üzgünlüğe dair öğrendiğim estetik imgeleri mi yaşıyorum? ben burada gerçekten bir şey mi yaşıyorum, yoksa size hüzünlü bir akşam estetiği mi satıyorum?
... içişleri bakanımla yaptığım görüşmeler sonucu yaşıyor olduğumun teyidi için gerekli evrakların eksikliği nedeniyle kamuoyuna bir açıklama yapmam uygun bulunmamıştır.
bu geçici aksaklığın halk nezdinde merak ve endişeye sebebiyet vermemesini umuyorum.
... züleyha kuyu oldu züleyha çöl oldu züleyha gitti de gelmez oldu geriye kalanım ben işte, baştan aşağı zâyi. zâyi var mı ki? ama sen seslen yine de kuyum yankı yapar çoğalır sesin yankı yapar çoğalır sesin çoğalır sesin sesin.
... sebzeli makarna yapmak için çıktığınız yolda
aklınız kim bilir nerede olduğu için
malzemeyi mi yaktınız?
endişelenmeyin.
bazı şeyler için çok geç olsa da
yemeğinizi kurtarmak için hiçbir zaman geç değildir.
makarnayı yaktım demenin italyanca tumturaklı versiyonu
spaghetti all’assassina
yapma fırsatı ayağınıza geldi.
halı, kilim, paspas, yolluk kenarına..... opps
ne diyorduk,
her kriz, doğru sosla yeni bir başlangıçtır.
evet.
afiyet olsun.
... "su içtiğim tas bana "merhaba" dedi, duydum. "
... öyle sessizdi ki ortalık
içlerinden ne geçse karşılıklı duyuyorlardı.
... dışarının koşturmacası bitti.
soğuktan, sağanaktan, yabancı yüzlerden kaçarcasına
koştuk evlerimize.
belki "sırtımızın kamburu"
belki de "yalnızlığımızın kaleleri" olan
evlerimize döndük.
ıslanmışlığımızı kapı önünde bırakamadık
paltomuzu çıkarıp astık ama yine de kurumadık
içimize işlemiş, içeriye taşıdık.
ısıtır bizi diye umarak çayımızı demledim.
kol ucunu parmak uçlarıma kadar çektiğim hırkamla oturduk köşemize.
odam, topuzum, ruhum. hepsi biraz savruk.
kitabımı da aldım yanıma ama henüz bakışıyoruz sadece.
çünkü akşamın siyahını üzerimize boca eden şarkılar geziniyor aramızda.
çünkü çay bardağından yükselip dağılan sıcak buhar gözlerimi oyalıyor.
ve çünkü ona benzeyen şeyler de zihnimi.
çünkü vardı, sıcaktı. ama şimdi yok.
neden yok. neden dağıldı.
lütfen. temel fizik süreçlerinden bahsetmesin kimse, gerçekten kırılırım.
ve neyse.
rastgele karıştırıyorum kitabı,
sayfa 111: "o ıssız vadide tek başına yürümek zorundasın." varoluşsal tecrit mi bu.
"tamam" diyorum. "mesele büyük. mesele mühim"
o sırada mikrofon başkasına geçiyor:
"hüzünlü bir akşam
susmuşuz durgunuz
hepsi bu. "
karar verin ama.
içinde debelendiğimiz şey
derin mi, sıradan mı
sahici mi, abartı mı
ithal mı, içsel mi?
bilmiyorum.
gerçekten üzgün müyüm, yoksa üzgünlüğe dair öğrendiğim estetik imgeleri mi yaşıyorum?
ben burada gerçekten bir şey mi yaşıyorum,
yoksa size hüzünlü bir akşam estetiği mi satıyorum?
bilmiyorum.
ben
nasıl öğreneceğim bu yaşamak işini?
çay evet,
bir bardak daha çay.
... "kaşınmayan yeri kaşımayın." Adolf Meyer
... şahsi başarısızlıklarım değildi hiçbiri.
hepsi nazardandı. hepsi
valla bak.
... içişleri bakanımla yaptığım görüşmeler sonucu
yaşıyor olduğumun teyidi için gerekli evrakların eksikliği nedeniyle
kamuoyuna bir açıklama yapmam
uygun bulunmamıştır.
bu geçici aksaklığın
halk nezdinde merak ve endişeye sebebiyet vermemesini
umuyorum.
özetleyecek olursam: "zaten morale mê bozuke işev"
... züleyha kuyu oldu
züleyha çöl oldu
züleyha gitti de gelmez oldu
geriye kalanım ben işte, baştan aşağı zâyi.
zâyi var mı ki?
ama sen seslen yine de
kuyum yankı yapar çoğalır sesin
yankı yapar çoğalır sesin
çoğalır sesin
sesin.
... damarları zonklatan bir kıymık.
... ürkünç sorular hâlinde
kendimle dişe diş göze göz.