Siyasal gücün kendisi yurttaşlar için güvenliği tehdit ettiğinde hangi kurumsal mekanizmalar devreye girecektir, girmelidir? Avrupa’lı düşünürler tam üç asır bu konu üzerinde durmuşlar, derin araştırmalar yapmışlar, tuğla gibi kitaplar yazmışlar ve bu sayede Avrupa dünyanın en müreffeh bölgesi olmuştur. Dünyanın geri kalanı ise adeta kış uykusuna yatmıştır.
Rönesans insanı, aklın ve deliliğin bir senteziydi. Delilik bir sıçrama tahtası, özgürlüğün bir aracıydı. Dogmatizme de bir eleştiri idi. İncelikle dokunmuş bir hicivdi. Mutlak doğru kabul edilenleri sorgulamaktı delilik ortaçağın sonlarında. Dogmatizm aklın sınırlarını unutur ve kendi mutlak doğrularını yaratır. Delilik ise bu doğrulara meydan okuyarak insanı özgürleştirir.
Dadaizm akımı delilikle şekillenen bir sanatsal başkaldırıdır. Dadaistler ‘’Sanat artık anlam bulmak zorunda değildir.’’ . düşüncesini savunurlar. Dadaizm rasyonel düzene bir isyandır.
Doğmak bazı düşünürlere göre acıklı bir kaza, bazılarına göre ise büyük bir talih. Telkininiz ne olursa olsun doğanın elinde pasif birer oyuncağız. Bir yandan selviler altında çukurlar kazınırken, öbür yanda ebe sandalyelerinde ağrı çekenler boşluğu dolduruyorlar. Ölümden aşırı korkmamız onu hiç tanımamamızdan kaynaklanıyor. Düşünür der ki: ‘’Hayatı bilmek için ölümle danışıp konuşmalıyız. Biz ise tekrar dirilmek hülyasıyla içinde hiç yaşayamayacağımız bir ahret dünyası vesilesine kapılıp gidiyoruz. (Hüseyin Rahmi Gürpınar-Hayat ve ölüm)
İlerleme tarihin en büyük yalanıdır. İnsanlık sadece biçim değiştirir. Sefaleti ve sığlığı ise baki kalır. Bir yanılsama yıkılınca yerini başka bir yanılsamaya bırakır. (Emil Michel Cioran-Çürümenin Kitabı)
Narsist denilen tip yoğun değersizlik, suçluluk, sevilmeye layık olmama gibi duygular nedeniyle ya da bunlara inandırıldığı için kendine karşı müthiş bir öfke ve nefret geliştirir. Bu yüzden kendisi ile asla başbaşa ve yalnız kalamaz. Böyle bir durumda narsistin tek bir çaresi kalır: Kusursuz bir imaj yaratmak.
Marjinal ya da sıradışı bir görüşle karşılaştığında, birilerinin genel kanaatlerin dışına taştığını fark ettiğinde onu şeytanlaştırma yoluna gider bazı topluluklar. İşte öyle toplulukların medenileşme, modern olma ihtimali yok denecek kadar azdır.
Siyasal gücün kendisi yurttaşlar için güvenliği tehdit ettiğinde hangi kurumsal mekanizmalar devreye girecektir, girmelidir? Avrupa’lı düşünürler tam üç asır bu konu üzerinde durmuşlar, derin araştırmalar yapmışlar, tuğla gibi kitaplar yazmışlar ve bu sayede Avrupa dünyanın en müreffeh bölgesi olmuştur. Dünyanın geri kalanı ise adeta kış uykusuna yatmıştır.
Rönesans insanı, aklın ve deliliğin bir senteziydi. Delilik bir sıçrama tahtası, özgürlüğün bir aracıydı. Dogmatizme de bir eleştiri idi. İncelikle dokunmuş bir hicivdi. Mutlak doğru kabul edilenleri sorgulamaktı delilik ortaçağın sonlarında. Dogmatizm aklın sınırlarını unutur ve kendi mutlak doğrularını yaratır. Delilik ise bu doğrulara meydan okuyarak insanı özgürleştirir.
Dadaizm akımı delilikle şekillenen bir sanatsal başkaldırıdır. Dadaistler ‘’Sanat artık anlam bulmak zorunda değildir.’’ . düşüncesini savunurlar. Dadaizm rasyonel düzene bir isyandır.
Doğmak bazı düşünürlere göre acıklı bir kaza, bazılarına göre ise büyük bir talih. Telkininiz ne olursa olsun doğanın elinde pasif birer oyuncağız. Bir yandan selviler altında çukurlar kazınırken, öbür yanda ebe sandalyelerinde ağrı çekenler boşluğu dolduruyorlar. Ölümden aşırı korkmamız onu hiç tanımamamızdan kaynaklanıyor. Düşünür der ki: ‘’Hayatı bilmek için ölümle danışıp konuşmalıyız. Biz ise tekrar dirilmek hülyasıyla içinde hiç yaşayamayacağımız bir ahret dünyası vesilesine kapılıp gidiyoruz. (Hüseyin Rahmi Gürpınar-Hayat ve ölüm)
İlerleme tarihin en büyük yalanıdır. İnsanlık sadece biçim değiştirir. Sefaleti ve sığlığı ise baki kalır. Bir yanılsama yıkılınca yerini başka bir yanılsamaya bırakır. (Emil Michel Cioran-Çürümenin Kitabı)
Narsist denilen tip yoğun değersizlik, suçluluk, sevilmeye layık olmama gibi duygular nedeniyle ya da bunlara inandırıldığı için kendine karşı müthiş bir öfke ve nefret geliştirir. Bu yüzden kendisi ile asla başbaşa ve yalnız kalamaz. Böyle bir durumda narsistin tek bir çaresi kalır: Kusursuz bir imaj yaratmak.
Akıl farklı şeylerin benzerliklerini, benzer şeylerin ise farklılıklarını bularak çalışır. (Aristoteles-Sofistik çürütmeler)
Marjinal ya da sıradışı bir görüşle karşılaştığında, birilerinin genel kanaatlerin dışına taştığını fark ettiğinde onu şeytanlaştırma yoluna gider bazı topluluklar. İşte öyle toplulukların medenileşme, modern olma ihtimali yok denecek kadar azdır.
Savaş tarihi ticaret yolları, hazine ve köle toplama tarihidir.
Tarih, ideal devletten yavaş yavaş uzaklaşmanın anlatısıdır Platon felsefesinde.