Parti bireyin özgür iradesini reddediyor ama aynı zamanda ondan sınırsız bir özveri talep ediyordu. Bireyin iki seçenekten birini tercih yetisini inkar ediyordu ama aynı zamanda onun her seferinde doğru seçim yapmasını bekliyordu. Bireyin iyiyle kötüyü ayırt etme gücünü inkar ediyordu ama aynı zamanda suçtan, ihanetten söz ediyordu. Birey ekonomik faaliyetin ayrılmaz bir parçası, sonsuza dek işlemek üzere kurulmuş, hiç durmayacak, hiç etkilenmeyecek bir saatin dişlisi olarak tanımlanıyordu. Ne var ki parti dişlinin saate baş kaldırmasını, yönünü değiştirmesini istiyordu. Bu hesabın bir yerinde yanlışlık vardı, denklemin çözümü yoktu. (Arthur Koestler-Gün Ortası Karanlık)
Az gelişmiş topluluklarda insanlara yıllardır ''Bu da olmaz!'' denen her şeyi tek tek yaşatmaktadırlar. Siyaset bu tarz yerlerde halkın dertlerini çözmek için yapılmamaktadır. Kapalı kapılar ardında güç devşirmek, koltuk korumak ya da kapmak, en olmadık kişilerle yüzsüzce masaya oturup pazarlık yapmak vs... Siyaset bu sayılanların etrafında dönmektedir. Az gelişmiş topluluklarda dürüst, bedel ödeyen, özveriyle çalışan kimseler kolay kolay adam yerine konmaz. Post-truth çağında artık büyük hakikatler yerini küçük oyunlara, planlara, kamuflajlara bırakmıştır.
Belirsizlik kimine göre lanet kimine göre armağandır. Eğer kişi bu belirsizliğin içinde kendi içinden özgün bir anlam oluşturabilirse en iyisi odur. (Soren Kierkegaard-Korku ve titreme)
Unamuno, Kierkegaard’ın korku ve titreyiş adlı risalesini orijinalinden okumak için 60 yaşından sonra Danca öğrenmeye başlar. Tutkunun yaşı olmaz. Aşkın hiç olmaz. Yeter ki o tutkuyu da aşkı da içinizde hissedin. Ve aklınız duygularınız için iyi bir direksiyon vazifesi görsün.
Modern devletler ticari kapitalizmden sanayi kapitalizmine, oradan finansal kapitalizme, şimdi de sanal kapitalizme geçtiler. Yığınlardan oluşan devletler ise hala ticari kapitalizmden gelen üç kuruşla düzenlerini idare etmeye çalışmaktadırlar.
Modern insan uzayla ilgili matematiksel hesaplar yapabilir. Ama onu ilk sevenlere, yani ebeveynlerine şefkatle bakma konusunda zorlanır. Modern çağ minnettarlığın ve bağların zayıfladığı çağdır. (Heinz Kohut-Kendiliğin çözümlenmesi)
Parti bireyin özgür iradesini reddediyor ama aynı zamanda ondan sınırsız bir özveri talep ediyordu. Bireyin iki seçenekten birini tercih yetisini inkar ediyordu ama aynı zamanda onun her seferinde doğru seçim yapmasını bekliyordu. Bireyin iyiyle kötüyü ayırt etme gücünü inkar ediyordu ama aynı zamanda suçtan, ihanetten söz ediyordu. Birey ekonomik faaliyetin ayrılmaz bir parçası, sonsuza dek işlemek üzere kurulmuş, hiç durmayacak, hiç etkilenmeyecek bir saatin dişlisi olarak tanımlanıyordu. Ne var ki parti dişlinin saate baş kaldırmasını, yönünü değiştirmesini istiyordu. Bu hesabın bir yerinde yanlışlık vardı, denklemin çözümü yoktu. (Arthur Koestler-Gün Ortası Karanlık)
Amor Fati insanı hayatını evetlemeye çağırır. Memento Mori ise bu davetin, bu evetin neden ertelenmemesi gerektiğini hatırlatır.
Az gelişmiş topluluklarda insanlara yıllardır ''Bu da olmaz!'' denen her şeyi tek tek yaşatmaktadırlar. Siyaset bu tarz yerlerde halkın dertlerini çözmek için yapılmamaktadır. Kapalı kapılar ardında güç devşirmek, koltuk korumak ya da kapmak, en olmadık kişilerle yüzsüzce masaya oturup pazarlık yapmak vs... Siyaset bu sayılanların etrafında dönmektedir. Az gelişmiş topluluklarda dürüst, bedel ödeyen, özveriyle çalışan kimseler kolay kolay adam yerine konmaz. Post-truth çağında artık büyük hakikatler yerini küçük oyunlara, planlara, kamuflajlara bırakmıştır.
Bürokrasi insanı eyleminin ahlaki ağırlığından soyutlamak için tasarlanmış devasa bir makinedir. Sistemik empati yoksunluğunun kurumsallaşmış zirvesidir. (Douglas Adams-Otostopçunun Galaksi Rehberi)
Ve bazen insanlar en çok, yalnız kalınca kim olduklarını fark edeceklerinden korkar. (Samuel Beckett-Godot’yu Beklerken)
Bir şey yapmamız lazım. Yoksa düşünmeye başlayacağız. (Samuel Beckett-Godot’yu Beklerken)
Belirsizlik kimine göre lanet kimine göre armağandır. Eğer kişi bu belirsizliğin içinde kendi içinden özgün bir anlam oluşturabilirse en iyisi odur. (Soren Kierkegaard-Korku ve titreme)
Unamuno, Kierkegaard’ın korku ve titreyiş adlı risalesini orijinalinden okumak için 60 yaşından sonra Danca öğrenmeye başlar. Tutkunun yaşı olmaz. Aşkın hiç olmaz. Yeter ki o tutkuyu da aşkı da içinizde hissedin. Ve aklınız duygularınız için iyi bir direksiyon vazifesi görsün.
Modern devletler ticari kapitalizmden sanayi kapitalizmine, oradan finansal kapitalizme, şimdi de sanal kapitalizme geçtiler. Yığınlardan oluşan devletler ise hala ticari kapitalizmden gelen üç kuruşla düzenlerini idare etmeye çalışmaktadırlar.
Modern insan uzayla ilgili matematiksel hesaplar yapabilir. Ama onu ilk sevenlere, yani ebeveynlerine şefkatle bakma konusunda zorlanır. Modern çağ minnettarlığın ve bağların zayıfladığı çağdır. (Heinz Kohut-Kendiliğin çözümlenmesi)