Gılgamış, arkadaşının ölümünden çok etkilenir ve sonsuz yaşamın sırrını aramaya karar verir. Suyun içinde ölümsüzlüğün sırrını taşıyan bir bitki bulur ve onu alarak kıyıya çıkarır. O an bir yılan gelir ve bitkiyi çalar. Gılgamış’ın emekleri boşa gitmiştir. En sonunda şu gerçekle yüzleşir: Aradığın hayatı asla bulamayacaksın. Çünkü tanrılar insanı yarattığında ona ölüm payını verdiler, yaşamı ise kendi ellerinde tuttular.
Gece, gündüz ile anlaşılır ve belirlenir. Zıtlar birbirini karşılıklı olarak sınırlandırır ve belirler. Anaximandros’un Arkhe olarak belirlediği şey zıtlıkların tam ortasında yer alan, geceyle gündüzün arasında kalan apeiron adında bir güçtür. Sınırsız ve belirsiz anlamına gelir bu sözcük. Nicel anlamda sınırsız, nitel anlamda ise belirsizdir. Tüm zıtlık ilişkilerinin ötesindedir apeiron.
Roma İmparatorluğunda erdemler: 1.Virtus. Cesaret, yiğitlik, ahlaki güç. Kamu yararı için aktif olmak. 2.Gravitas: Ağırbaşlılık, ciddiyet, sorumluluk bilinci. 3.Pietas: Devleti Ali’ye ve tanrıya sadakat. 4.Fides: Güvenilirlik. Düşmana karşı bile sözünde durma. 5.Prudentia: İhtiyat, sağgörü. 6.Moderatio: Öz denetim, aşırılıktan kaçınma. 7.Severitas: Sertlik, öz disiplin, otorite 8.Dignitas: Onur, saygınlık, 9.Clementia: Merhamet, hoşgörü. 10.Honestas: Topluma karşı dürüst ve onurlu olma 11.Humanitas: İnsancıl olma. (İşte Romalı düşünürler bu on bir niteliğe sahip olan kişinin lider olabileceğini, bu niteliklere sahip olmayan birinin tahta oturduğunda tüm ülkeyi yıkılışa götüreceğini söylerler.)
Eğer kendinizi normal sanıyorsanız sizde psikolojik bir sorun vardır. Hayatı boyunca hep mantıklı davranmış, her ortamda mantıklı laflar etmiş, mantık evliliği yapmış kişinin ne kendine hayrı olur ne de çevresine. İnsan hep akıllıymış gibi davranacak kadar aptal olmamalıdır. (Carl Gustav Jung-Liber novus)
Hayatı bir davranış kuralları bütününe dönüştüren, doğası gereği değişken olana sabit kurallar dayatan her felsefe, bilgelik kılığında bir ahlaksızlıktır. (Friedrich Nietzsche-Ahlakın soy kütüğü)
Japon kültüründe bir tür ilahi memnuniyetsizlik vardır. Bu devamlılığın anahtarıdır. Bu bizde olmayan bir bakış açısıdır. Yeni bir ürün ortaya koyduklarında bu başarının sarhoşluğu içinde övünmek yerine o yeni ürünü hemen eleştirerek daha iyisini yapmak için kolları sıvarlar. Bu zihniyet Anadolu topraklarına uğramamıştır.
Yeryüzünün büyüsünün bozulması, insanın artık doğada gördüğü herşeyi ‘’İşlenebilir olma’’ niteliğine ve imkanına göre değerlendiriyor olmasıdır. (Max Weber-Protestan ahlakı ve kapitalizmin ruhu)
Birilerini hapse tıkmak, hapishane duvarlarını yükseltmek ya da hapishane sayısını artırmak halkta güven duygusu yaratabilir ama sorunu çözmez. Gerçek düşünür o hapishanelerin neden ve nasıl dolduğunu da sorgulayandır. İçinde bulunduğumuz sistem, suçluyu yakalayan ve cezalandıran değil, suç makinelerini bizzat üreten bir sistemdir. (Michel Foucault-Hapishanenin Doğuşu)
Gılgamış, arkadaşının ölümünden çok etkilenir ve sonsuz yaşamın sırrını aramaya karar verir. Suyun içinde ölümsüzlüğün sırrını taşıyan bir bitki bulur ve onu alarak kıyıya çıkarır. O an bir yılan gelir ve bitkiyi çalar. Gılgamış’ın emekleri boşa gitmiştir. En sonunda şu gerçekle yüzleşir: Aradığın hayatı asla bulamayacaksın. Çünkü tanrılar insanı yarattığında ona ölüm payını verdiler, yaşamı ise kendi ellerinde tuttular.
Gece, gündüz ile anlaşılır ve belirlenir. Zıtlar birbirini karşılıklı olarak sınırlandırır ve belirler. Anaximandros’un Arkhe olarak belirlediği şey zıtlıkların tam ortasında yer alan, geceyle gündüzün arasında kalan apeiron adında bir güçtür. Sınırsız ve belirsiz anlamına gelir bu sözcük. Nicel anlamda sınırsız, nitel anlamda ise belirsizdir. Tüm zıtlık ilişkilerinin ötesindedir apeiron.
Politikacı lafını bilerek konuşmalı, kelimeleri dikkatle, özenle seçmelidir. Politikacının sözlerinin bir ağırlığı olmalıdır. (Plutarkhos-Devlet Yönetimi)
Roma İmparatorluğunda erdemler: 1.Virtus. Cesaret, yiğitlik, ahlaki güç. Kamu yararı için aktif olmak. 2.Gravitas: Ağırbaşlılık, ciddiyet, sorumluluk bilinci. 3.Pietas: Devleti Ali’ye ve tanrıya sadakat. 4.Fides: Güvenilirlik. Düşmana karşı bile sözünde durma. 5.Prudentia: İhtiyat, sağgörü. 6.Moderatio: Öz denetim, aşırılıktan kaçınma. 7.Severitas: Sertlik, öz disiplin, otorite 8.Dignitas: Onur, saygınlık, 9.Clementia: Merhamet, hoşgörü. 10.Honestas: Topluma karşı dürüst ve onurlu olma 11.Humanitas: İnsancıl olma. (İşte Romalı düşünürler bu on bir niteliğe sahip olan kişinin lider olabileceğini, bu niteliklere sahip olmayan birinin tahta oturduğunda tüm ülkeyi yıkılışa götüreceğini söylerler.)
Eğer kendinizi normal sanıyorsanız sizde psikolojik bir sorun vardır. Hayatı boyunca hep mantıklı davranmış, her ortamda mantıklı laflar etmiş, mantık evliliği yapmış kişinin ne kendine hayrı olur ne de çevresine. İnsan hep akıllıymış gibi davranacak kadar aptal olmamalıdır. (Carl Gustav Jung-Liber novus)
Hayatı bir davranış kuralları bütününe dönüştüren, doğası gereği değişken olana sabit kurallar dayatan her felsefe, bilgelik kılığında bir ahlaksızlıktır. (Friedrich Nietzsche-Ahlakın soy kütüğü)
Japon kültüründe bir tür ilahi memnuniyetsizlik vardır. Bu devamlılığın anahtarıdır. Bu bizde olmayan bir bakış açısıdır. Yeni bir ürün ortaya koyduklarında bu başarının sarhoşluğu içinde övünmek yerine o yeni ürünü hemen eleştirerek daha iyisini yapmak için kolları sıvarlar. Bu zihniyet Anadolu topraklarına uğramamıştır.
Yeryüzünün büyüsünün bozulması, insanın artık doğada gördüğü herşeyi ‘’İşlenebilir olma’’ niteliğine ve imkanına göre değerlendiriyor olmasıdır. (Max Weber-Protestan ahlakı ve kapitalizmin ruhu)
Birilerini hapse tıkmak, hapishane duvarlarını yükseltmek ya da hapishane sayısını artırmak halkta güven duygusu yaratabilir ama sorunu çözmez. Gerçek düşünür o hapishanelerin neden ve nasıl dolduğunu da sorgulayandır. İçinde bulunduğumuz sistem, suçluyu yakalayan ve cezalandıran değil, suç makinelerini bizzat üreten bir sistemdir. (Michel Foucault-Hapishanenin Doğuşu)
Refahı paylaşmak zordur. Ancak medeni toplumlarda mümkündür.