akşamüstleri hep yorgun ağaç yorgun hep rüzgar kararlı güneş, hep yeminli mavi de sanrı kuyuda üç nokta, akşamüstleri gibiyim işte üçüncü günü bir kelebeğin bi kitabın son sayfası uyutulan bi cümle.. peki, sen karanlıkta parlamayan yıldız ya sen nasılsın? ...özlem/
... incinen kanatlarla bırakıyorsun ya bizi yaşamsal mirasın köklerine inat gidiyorsun ya hani ne haldedir dünya, diye sormadan benden sonra... nasıl şimdi gül çehren ya ala duran çiçek? ya sen, sen nasılsın? ....özlemcay/
...beni sorarsan gülümseyerek bakıyorum; bozgun yemiş şehrin mavi geceliğini itinayla sıyırırken gri duvağını siyah ellere bırakan gökyüzüne... ya sen, sen nasılsın?
sen gitmiştin ya hani, takvimden çıkardığım o gün! insanlar ağladı biliyor musun bu gidişe.. her gidenin ardından dökülür yaş, evet iyi bilirdin sen..kaç yolcu uğurladın sormadım, sen de saymadın eminim.. ben uğurlayamadım seni, bu yüzden gitmedin benden..ve şu an aklıma gelen tek soru bana nasılsın diyen olmamış o gün, o soğuk avlunun en kalabalık yalnızlığında, ben nasıl olduğumu bilmediğim bir yerdeyken üstelik.. peki sen nasılsın kara bahtımın yarası?
konuşmalar ne özlemi ne de isyanı dindiriyor. anlattıkça anlatası, yaktıkça yıkası geliyor insanın. iyi ki dökebiliyoruz yürekçeden dilceye her marazı ve arızayı sevgili Güldencim.. şiir yüreğine sevgilerimle..
akşamüstleri
hep yorgun ağaç
yorgun hep rüzgar
kararlı güneş,
hep yeminli
mavi de sanrı
kuyuda üç nokta,
akşamüstleri gibiyim işte
üçüncü günü bir kelebeğin
bi kitabın son sayfası
uyutulan bi cümle..
peki, sen karanlıkta parlamayan yıldız
ya sen nasılsın?
...özlem/
...
incinen kanatlarla bırakıyorsun ya bizi
yaşamsal mirasın köklerine inat
gidiyorsun ya hani
ne haldedir dünya, diye sormadan
benden sonra...
nasıl şimdi gül çehren
ya ala duran çiçek?
ya sen,
sen nasılsın?
....özlemcay/
...beni sorarsan gülümseyerek bakıyorum;
bozgun yemiş şehrin mavi geceliğini itinayla sıyırırken
gri duvağını siyah ellere bırakan gökyüzüne...
ya sen,
sen nasılsın?
/
sen
sessiz yeminin fısıltısı,
sen ey
göğün gözünde unutulmuş
erguvan kokusu
nasılsın?
/ ...özlem/
/
ağırlaşıyor bağışlamak
kırık bi duvarı
yanıltıcı yaşamın yüzünü
derme çatma yarınların
sessiz yıkılışını.
/
...özlemcay/
sevgili;
od ile harlanmış
tebessümlerden geçiyoruz.
şakakları saran esaret
ve kundağımızdan kalma yaşlarla..
/
...özlemcay
ey serçe parmağımın
ucunda büyüttüğüm mavi inancın büyüsü,
ey efsunlu yüzünde asılı bilmem kaç asırlık kırılış destanı!
nasılsın?
...özlem/
sen gitmiştin ya hani, takvimden çıkardığım o gün! insanlar ağladı biliyor musun bu gidişe..
her gidenin ardından dökülür yaş, evet iyi bilirdin sen..kaç yolcu uğurladın sormadım, sen de saymadın eminim.. ben uğurlayamadım seni, bu yüzden gitmedin benden..ve şu an aklıma gelen tek soru bana nasılsın diyen olmamış o gün, o soğuk avlunun en kalabalık yalnızlığında, ben nasıl olduğumu bilmediğim bir yerdeyken üstelik..
peki sen nasılsın kara bahtımın yarası?
konuşmalar ne özlemi ne de isyanı dindiriyor. anlattıkça anlatası, yaktıkça yıkası geliyor insanın. iyi ki dökebiliyoruz yürekçeden dilceye her marazı ve arızayı sevgili Güldencim.. şiir yüreğine sevgilerimle..
?si=seundhxjThZJ7Jb_