-------Bu gün Saat 23.50 de Afganistan'da 6.5 büyüklüğünde Deprem oldu. Az gelişmiş Ülke olduğundan dolayı mutlaka hasar büyük olmuştur. Benim yıllardır anlam veremediğim ve kabul görmediğim Zelzeleye, afata ve tufana Fıtrat-ı kader denilmesidir. Özelikle bunu mütedeyyin kesimin Siyasi bir mal- zeme olarak kullanması beni ve benim gibi düşünenleri oldukça tedirgin etmek- tedir??? Hele böyle bilimsel, teknolojik ve dijital çağ da??????? -------Bu gün Regaip Kandilli. Bu günün önem ve hürmetine binaen, bütün dua niyaz ve niyetler kabul görür derler. Ya-hu bu bir çelişki değilmidir. Dinimizce böyle kutsal bir günde Deprem olması nasıl Fıtrat-ı kader olur. Mütedeyyin Şair ve yazarlar kendi köşelerinde, muteviyatlı ve tafsilatlı bir şekil de yazsalar da bizler de ibret ve feyz alsak daha uygun olmaz mı??? VESSELAM. -------OZAN ÇAKIROĞLU--------
------Ulusal Türk Milletimizin ve bütün İslam Aleminin Mübarek Ragaip Kandilini en derin sevgi dolu dileklerimle kutlar, Gecenin önem ve hürmetine yapılan bütün Dua ve niyetlerin kabulünü Yüce Yaradan'dan niyaz ederim... -------OZAN ÇAKIROĞLU------
*******EN BÜYÜK YOKSULLUK CEHALETLİKTİR******* . -----Okur yazar olmayıp ta, Anadolu örfü gelenekleriyle yetişen, bireysel ve kominal yaşayan iinsanlara hürmetim vardır. Onlara asla bir olumsuz kelamım olamaz. Ben Diplomalı Cehaletten bahsediyorum. Ülkemizin bence en büyük ve iflah olmaz sorunu Yobaz, aymaz, utanmaz nursuz, haksız ve kuralsız Diplomalı cehalettir. ------Tekelci Burjuvazi ezilen Halk kesimine o, diplomalı cehalet aracılığıyla ulaşıyor. Ayrıca Yurt içi ve Yurt dışı sömürü sisteminin hain tefecileridir. Diplomalı cehalet sinsi küstah ve oldukça medeniyetten uzak eylemsiz korkaklardır? Bulundukları Topluma Kin, kibir ve nefret ekerler. Memleket sathın da nerde bir melanetlik varsa, mutlaka bunların bunların kirli elleri vardır. Ayrıca zalimler kaos ve kargaşayı bunlar aracılığı ile yaygınlaştırırlar... -------Türk Ulusal Devletimiz böyle örgütsel provokatif eylemlere asla fırsat vermemelidir...
******LÂ HAVLE VE LA KUVVETE İLLA BİLLAHİL ALİYUL AZİM****** . ------Antoloji Sitelerini şöyle bir gezindim. Özelikle bir köşe de, adeta terbiye sınırları aşılmış, hak-hukuk rafa kaldırılmış, güdüsel deyimler dört nal gidiyor. Beni asıl düşündüren ve derinden üzen, o hadsiz mahlukatları Kadınların muhatap alıp ta bir yarışa girmeleridir? ------Terbiye edilmemiş nefis, insana yanlışı ve kötülüğü emreder. Dolayısıyla Kin, kibir ve nefret duygusu, kişiler de öfke, kızgınlık ,isyan, hadsizlik ve hoş- görüsüzlük ile doğru karakterizedir. Hatta bazı bireylerde derin ruhsal yaralar açmaktadır. Bunun ileri boyutu bireylerin başkalarından bir çeşit intikam alma duyguları kabarır. Ve bu olumsuz ve nefret duygularını, bulundukları ortamda bir eyleme dönüştürürler. ------Kişilik bozukluğu ve sinirsel zafiyetli beyinlerin kaynağı, Aile ve büyüdükleri çevre de şiddete maruz kalmış, aşağılanmış ve ötekileştirilmiş eylemlerin açmış olduğu basiret-i hülasadır? -------Eğer ki Tevhid-i tedrisat'ta bilimsel bir reforum olmasa, Memleket sathın da böyle olumsuzlukların önü alınamaz duruma gelinecektir...VESSELAM. -------OZAN ÇAKIROĞLU-------
******ESSELAMUN ALEYKÜM BEŞER ALEMİ****** . -----Bu gün şiddetli yağmur sesiyle uyandım. Hani derler ya en güzel ses? Para sesi, Su sesi, Bülbül sesi, Ezan sesi ve en güzeli de KADIN sesi??? Kadın sesi dediysem, tabii her Kadının sesi değildir. Bir düşün bakalım Vuslat Şafağın da Banu Balkanın ciyaklı sesiyle uyanmak??? Vallahi ben Çin işkencesini tercih ederim...Kadın, sanırsın Uzay'da yaşıyor, Ay'da bes- leniyor, Paris'ten giyiniyor ve Ulusal Türk Televizyonların da gıdaklıyor. Bu ne yaman bir çelişkidir??? -----Toprağı sususluk, Kadını arsızlık, Erkeği Şerefsizlik. Siyaseti Fetbazlık, Yiğidi aymazlık, Hacı ve Hocayı yobazlık ve Aileyi de huzursuzluk bitirir??? -----Duyarlı insan için Tabiat hiç bir yerde ölü ve dilsiz değildir. Doğa ve Tabiat öyle büyük kudretli ve hikmetli ki Taşı Kayası, Dağı ovası, Suyu Havası, Sahra yaylası, otu çopuru, Gülü Bülbülü bir arda harmanlayıp ve barındırıyor. Mesela Ormanın manzarası yeşildir, insanı rahatlatır, ferahlatır ve huzur verir. Denizin manzarası mavidiir, Atlastır. İnsanı umutlandırır, neşelendirir. Gecenin manza- rası siyahtır, gölgedir, suskun ve sessizliktir. insanı hüzünlendirir ve bazen de korkutur. Vuslatın Şafağı aydınlıktır, insanı coşturur. -----Tabiat en şefkatlı Anne gibidir. Doğa kör. sağır ve dilsiz Hayvanlara bile yaşam özgürlüğü ve hürriyet vermiştir, ve vermeye de devam etmektedir... Tabiat, Beşer Alemine en büyük görsel bir ibrettir...VESSELAM. ------BİR YORGUN DEMOKRAT KALEMİNDEN------
******ESSELAMUN ALEYKÜM BEŞER ALEMİ****** . -----Geçen gün Kadın-Erkek eşitliği (Cinsiyet eşitliği) konulu bir Panel'e katıldım. Katılım ağırlıklı olarak Sosyal Demokrat cenahtan oluşmaktaydı. Benim gibi işi olmayan Emekliler pek severler böyle etkinlikleri. -----Tanıdığım Sosyalist bir hanımefendi kürsüden yardırıyor. Taa 1926 Yılından başladı devam ediyor, ancak bir türlü bu günlere gelemiyor. Her hal de Riyaset Sarayından çekincesi var. Bir boşlukta elimi kaldırdım, konuşmak için izin istedim. Hanımefendi beni tanıdığından ve kendisine destek olacağım düşüncesiyle olsa gerek, konuşmama izin verdiler. ------Tanıdığım Sosyal Demokrat panelci Hanımefendi geçen bu yazın Erkek Oğluna sünnet düğünü yaptı ve bizde cemiyete davetliydik. Biraz konuştuktan sonra dedim ki eşitlikten bahsediyorsunuz, amma ve lakin oğlunuza sünnet düğünü yapıyorsunuz. bu bir cinsiyet eşitsizliği değil mi? Cevap gecikmedi, bu bizim geleneklerimiz de vardır dedi. Ben de dedim ki, Benim Dedem Osmanlı geleneklerine bağlı bir Vatandaş'tı. Nenem'le her nereye gitselerdi, Nenem Dede'min beş metre gerisinden yürürdü. Ve ölene kadar Dedem'e ismi ile hitap etmemiştir. Ayrıca nikâhsız yaşayıp öyle merhum oldular. Hilafetin uydurduğu Dini nikâhları varmış. Şimdi ben o, eski geleneklerden sıyrılıp sevgili Eşim'le her zaman ve her yer de yan-yana yürüyoruz. Ayrıca ben Şimal-i Şark Çocuğuyum, bizim Köyler'de Toy- Düğünler de Gelinlere Vala denilen Kırmızı renkli Gelin Nikab-ı örterlerdi, Ve Gelinin yüzü vuslat vaktine kadar örtülü kalırdı. Köyümüz de eşine ilk Gelinlik giydiren ben oldum. Rahmetlik Babam kızdığından dolayı, Takı törenine katılmadı. ------Ben İNSAN eşitliği için mücadeleme Köyümden başladım. Ve hala devam ettirmek- teyim dedim. Akabinde izin isteyerek İREM BAHÇESİNDE GÜLDÜR KADIN Şiirimle sözlerimi noktaladım. Panel Sunucularından çok ben alkışlandım. Bir başka taraftan bazı Mütedeyyin Şahsiyetler Sünnet-i seniyye'ye karşı olduğumu düşünerek Sokakta beni görünce Yol değiştirir oldular. ------Şimdi bu yazıyı okuyan bazı Cin Fikirliler, tepki göstereceklerdir. Sayın Muhteremler, Siz önce, Herifi Takım Elbiseli-kravatlı ve Eşleri Peçeli olanlara? Kendileri Namaz ve Niyazın da olup ta, Eşlerinin donsuz-tumansız ring atanlara? Baldır butlarına dövme yaptıranlara? Dünya'ya erkek olarak gelip te cinsiyet değiştirenlere? Küpeli ve silikonlu Erkeklere? Sahneler de reklam için K....nı açanlara, buradan adını zikredemiyeceğim uyuşturucu kullanan mahlukatlara tepki gösteriniz...VESSELAM. -------BİR YORGUN DEMOKRAT KALEMİNDEN-------
******KISSADAN HİSSE****** . ------Devran 1980--ler. Olay Almanya'da geçiyor. Bir gün Berlin sokakların da Takım elbiseli ve kıravatlı boylu-poslu bir herif yürürken, karşıdan hızla gelen bir otomobil çamurlu suya dalınca, bizim yakışıklının güzelim elbisesi berbat oluyor. Delikanlı aracın arkasından saydırıyor. Şoför aynadan veryansınları görüp duruyor. Delikanlı araca yaklaşıyor tam Ana-avrat dalacakken, Şoför camı indiriyor. Aracı kullanan oldukça alımlı, sarışın güzel bir bayan olunca Bizim delikanlı küfür ve kavgadan vazgeçip, serzenişte bulunuyor. Sarışın Güzel bayana bizim vergilerimizle aldığınız Arabanızla bizleri ne hale getiri- yosunuz diyor. Uzatmayalım, Bayan bir özür bağlamında Delikanlıya bir Kahve ikram etmek istiyor. Bir Kafede kahveyi yudumlarken tanışıyorlar... -----Kız adının Maria ve bekâr olduğunu söylüyor. Bizim yakışıklıda Kendisinin Türk, adının Mehmet ve öğretmen olduğunu söylüyor. Gel zaman-git zaman bunlar arkadaş oluyorlar. Zaman ilerledikçe arkadaşlıkları Aşka dönüşüyor. Bizim yakışıklıyla, Alaman sarışın güzeli adeta Leyla ile Mecnun gibi Aşk yaşa- maya başlıyorlar. Bu arada Mehmet Alaman Kızına mütemadiyen islamiyet'ten bahsediyor. Dinimizin bütün güzelliklerini tafsilatlı bir şekilde anlatıyor. Bu durum Maria'nın kafasını oldukça karıştırıyor. -----Bir gün Mehmet öğretmen bir seyahat için Türkiye'ye geliyor. Alaman Kızı bir karar verip Ailesine Mehmet öğretmenle evlenmeyi düşündüğünü söylüyor. Ana-Babası ne kadar olmaz-olamaz deseler de Maria Ailesini hiç dinlemiyor ve Aşkının arkasından Türkiye'ye geliyor. Mehmet öğretmenle evleniyor ve Dinini değiştirip Müslüman oluyor. Gel zaman-git zaman derken Mehmet öğretmen'in tavır ve tutumu değişmeye başlıyor. Bazen günler-aylar evine gelmiyor. Alaman Kızının içine kurt düşüyor. Ve Mehmet öğretmen'in aslını araştırmaya başlıyor. -----Sonuç, Mehmed'in öğretmen olmadığını ve adının da Mehmet değil Paşa oldu- ğunu, Müslüman değil bir Ateist olduğunu öğreniyor. Alaman sarışın güzel bayan dumura uğruyor. Ve iki gözü iki çeşme kendi Ülkesine dönüyor. Bizim Mehmet bir Ateist ve Dev-Sol Fraksiyonunun kurucularından bir kominist. (Kominist derken asla küçümseme ve ya eleştirme maksatlı demedim. Mehmed'in siyasi görüşünü vurguladım) Vesselam. -----Kot Adı Mehmet olan Dev-Sol Lideri, Türkiye'den-Paris'e 40 kilo Altın kaçırıyor. 1985-te Dev-Sol'dan ayrılıyor. 1991 Yılın da Paris Tren Garın da gezinirken ense- sinden vurularak ölüyor... Yaradan taksiratını af eylesin... -----Şimdi bazı fikri cinliler derler ki, bu meseleyi buraya niye yazdın. Elbette ki diye- bilirler. Hatta sorgulayabilirler. Zaten Demokrasi de bu değilmidir... VESSELAM. ------BİR YORGUN DEMOKRAT KALEMİNDEN-------
------Yarınlar her zaman olduğu gibi, Teknoloji ve ekonomik gücü kim elinde bulunduruyorsa onundur... ------Orta çağ da güç ve kudret Osmanlının elindeydi. Çünkü o, devran Kılıç Kalkan devriydi...VESSELAM.
----Biz Osmanlı örf ve geleneğinden gelen bir Milletiz. Her zaman ve her yerde Sahiplenmeyi ve hükmetmeyi çok severiz. Ve asla da gönül almayı beceremeyiz...
------Kalbin, düşünebilme ve fikir üretebilme özelliği yoktur. Kalp, kan dolaşımını sağlar. Ve natriüretik-peptif salgılama gibi işlevleri haricinde başka bir işlevi yoktur. Bu yüzden Kalbin kapakları ve ya tam kendisini yapay olarak değiştirmek mümkündür. İnanç Tüc- carları ve kuantumcu sahtekârlar Kalbin duygulardan sorumlu ve bağımsız düşünebilen organ olduğu yalanını Halkın içerisin de fısıldayıp durmuşlardır. Günümüz de fetbaz sahtekârların yalanları sürüp gitmektedir. ------Ayrıca bunu Din ve mezhep adına yapanlar Sübhaneke duasının anlamını bile bilmeyenlerdir. Osmanlı geleneğinde Vatandaş kavramı yoktu. Bütün Vatandaşlar Padişahın Kullarıydı. Kullar Yaradandan çok Hünkâr ve Dinden korkarlardı. Bu durum Payıtahtın işine gelmekteydi. Din ve Mezhepsel korkularla bir çeşit kölelik sistemi oluşturmuşlardı. Dönemin Şeyhülislam-ı Devlet-ü Aliyye'nin Zülfükârıydı. Kanuni Sultan Süleyman, şehzade Mustafa'yı Şeyhülislam fetvasıyla idam etmiştir. ------Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyeti kurunca, beraberinde Hilafeti de kaldırmıştır. Laiklik ilkesiyle Din ve Devlet işlerini ayırmıştır. Yüce Türk ulusu kul ve kölelikten Vatandaşlığa terfi etmiştir. 1923 ile 1955 yılları arası Ülkemizde Din ve Mezhepler usulune uygun icralarına devam etmiştir. Ancak 1955 ten sonra iyice güçlenen Menderes Hükümeti seçim kürsülerinde Dini siyasete alet etmiştir. Ve-ve-ve halada devam etmek- tedir. Son zamanlarda Siyaset okul ve Cami kürsülerinde yapılır olmuştur...VESSELAM.
-------Bu gün Saat 23.50 de Afganistan'da 6.5 büyüklüğünde Deprem oldu.
Az gelişmiş Ülke olduğundan dolayı mutlaka hasar büyük olmuştur. Benim
yıllardır anlam veremediğim ve kabul görmediğim Zelzeleye, afata ve tufana
Fıtrat-ı kader denilmesidir. Özelikle bunu mütedeyyin kesimin Siyasi bir mal-
zeme olarak kullanması beni ve benim gibi düşünenleri oldukça tedirgin etmek-
tedir??? Hele böyle bilimsel, teknolojik ve dijital çağ da???????
-------Bu gün Regaip Kandilli. Bu günün önem ve hürmetine binaen, bütün dua
niyaz ve niyetler kabul görür derler. Ya-hu bu bir çelişki değilmidir. Dinimizce
böyle kutsal bir günde Deprem olması nasıl Fıtrat-ı kader olur. Mütedeyyin Şair
ve yazarlar kendi köşelerinde, muteviyatlı ve tafsilatlı bir şekil de yazsalar da
bizler de ibret ve feyz alsak daha uygun olmaz mı??? VESSELAM.
-------OZAN ÇAKIROĞLU--------
------Ulusal Türk Milletimizin ve bütün İslam Aleminin Mübarek Ragaip Kandilini
en derin sevgi dolu dileklerimle kutlar, Gecenin önem ve hürmetine yapılan bütün
Dua ve niyetlerin kabulünü Yüce Yaradan'dan niyaz ederim...
-------OZAN ÇAKIROĞLU------
*******EN BÜYÜK YOKSULLUK CEHALETLİKTİR*******
.
-----Okur yazar olmayıp ta, Anadolu örfü gelenekleriyle yetişen, bireysel ve kominal
yaşayan iinsanlara hürmetim vardır. Onlara asla bir olumsuz kelamım olamaz. Ben
Diplomalı Cehaletten bahsediyorum. Ülkemizin bence en büyük ve iflah olmaz sorunu
Yobaz, aymaz, utanmaz nursuz, haksız ve kuralsız Diplomalı cehalettir.
------Tekelci Burjuvazi ezilen Halk kesimine o, diplomalı cehalet aracılığıyla ulaşıyor.
Ayrıca Yurt içi ve Yurt dışı sömürü sisteminin hain tefecileridir. Diplomalı cehalet sinsi
küstah ve oldukça medeniyetten uzak eylemsiz korkaklardır? Bulundukları Topluma
Kin, kibir ve nefret ekerler. Memleket sathın da nerde bir melanetlik varsa, mutlaka
bunların bunların kirli elleri vardır. Ayrıca zalimler kaos ve kargaşayı bunlar aracılığı
ile yaygınlaştırırlar...
-------Türk Ulusal Devletimiz böyle örgütsel provokatif eylemlere asla fırsat vermemelidir...
******LÂ HAVLE VE LA KUVVETE İLLA BİLLAHİL ALİYUL AZİM******
.
------Antoloji Sitelerini şöyle bir gezindim. Özelikle bir köşe de, adeta terbiye
sınırları aşılmış, hak-hukuk rafa kaldırılmış, güdüsel deyimler dört nal gidiyor.
Beni asıl düşündüren ve derinden üzen, o hadsiz mahlukatları Kadınların
muhatap alıp ta bir yarışa girmeleridir?
------Terbiye edilmemiş nefis, insana yanlışı ve kötülüğü emreder. Dolayısıyla
Kin, kibir ve nefret duygusu, kişiler de öfke, kızgınlık ,isyan, hadsizlik ve hoş-
görüsüzlük ile doğru karakterizedir. Hatta bazı bireylerde derin ruhsal yaralar
açmaktadır. Bunun ileri boyutu bireylerin başkalarından bir çeşit intikam alma
duyguları kabarır. Ve bu olumsuz ve nefret duygularını, bulundukları ortamda
bir eyleme dönüştürürler.
------Kişilik bozukluğu ve sinirsel zafiyetli beyinlerin kaynağı, Aile ve büyüdükleri
çevre de şiddete maruz kalmış, aşağılanmış ve ötekileştirilmiş eylemlerin açmış
olduğu basiret-i hülasadır?
-------Eğer ki Tevhid-i tedrisat'ta bilimsel bir reforum olmasa, Memleket sathın da
böyle olumsuzlukların önü alınamaz duruma gelinecektir...VESSELAM.
-------OZAN ÇAKIROĞLU-------
******ESSELAMUN ALEYKÜM BEŞER ALEMİ******
.
-----Bu gün şiddetli yağmur sesiyle uyandım. Hani derler ya en güzel ses?
Para sesi, Su sesi, Bülbül sesi, Ezan sesi ve en güzeli de KADIN sesi???
Kadın sesi dediysem, tabii her Kadının sesi değildir. Bir düşün bakalım
Vuslat Şafağın da Banu Balkanın ciyaklı sesiyle uyanmak??? Vallahi ben
Çin işkencesini tercih ederim...Kadın, sanırsın Uzay'da yaşıyor, Ay'da bes-
leniyor, Paris'ten giyiniyor ve Ulusal Türk Televizyonların da gıdaklıyor. Bu
ne yaman bir çelişkidir???
-----Toprağı sususluk, Kadını arsızlık, Erkeği Şerefsizlik. Siyaseti Fetbazlık,
Yiğidi aymazlık, Hacı ve Hocayı yobazlık ve Aileyi de huzursuzluk bitirir???
-----Duyarlı insan için Tabiat hiç bir yerde ölü ve dilsiz değildir. Doğa ve Tabiat
öyle büyük kudretli ve hikmetli ki Taşı Kayası, Dağı ovası, Suyu Havası, Sahra
yaylası, otu çopuru, Gülü Bülbülü bir arda harmanlayıp ve barındırıyor. Mesela
Ormanın manzarası yeşildir, insanı rahatlatır, ferahlatır ve huzur verir. Denizin
manzarası mavidiir, Atlastır. İnsanı umutlandırır, neşelendirir. Gecenin manza-
rası siyahtır, gölgedir, suskun ve sessizliktir. insanı hüzünlendirir ve bazen de
korkutur. Vuslatın Şafağı aydınlıktır, insanı coşturur.
-----Tabiat en şefkatlı Anne gibidir. Doğa kör. sağır ve dilsiz Hayvanlara bile
yaşam özgürlüğü ve hürriyet vermiştir, ve vermeye de devam etmektedir...
Tabiat, Beşer Alemine en büyük görsel bir ibrettir...VESSELAM.
------BİR YORGUN DEMOKRAT KALEMİNDEN------
******ESSELAMUN ALEYKÜM BEŞER ALEMİ******
.
-----Geçen gün Kadın-Erkek eşitliği (Cinsiyet eşitliği) konulu bir Panel'e katıldım.
Katılım ağırlıklı olarak Sosyal Demokrat cenahtan oluşmaktaydı. Benim gibi işi
olmayan Emekliler pek severler böyle etkinlikleri.
-----Tanıdığım Sosyalist bir hanımefendi kürsüden yardırıyor. Taa 1926 Yılından
başladı devam ediyor, ancak bir türlü bu günlere gelemiyor. Her hal de Riyaset
Sarayından çekincesi var. Bir boşlukta elimi kaldırdım, konuşmak için izin istedim.
Hanımefendi beni tanıdığından ve kendisine destek olacağım düşüncesiyle olsa
gerek, konuşmama izin verdiler.
------Tanıdığım Sosyal Demokrat panelci Hanımefendi geçen bu yazın Erkek Oğluna
sünnet düğünü yaptı ve bizde cemiyete davetliydik. Biraz konuştuktan sonra dedim ki
eşitlikten bahsediyorsunuz, amma ve lakin oğlunuza sünnet düğünü yapıyorsunuz. bu
bir cinsiyet eşitsizliği değil mi? Cevap gecikmedi, bu bizim geleneklerimiz de vardır dedi.
Ben de dedim ki, Benim Dedem Osmanlı geleneklerine bağlı bir Vatandaş'tı. Nenem'le
her nereye gitselerdi, Nenem Dede'min beş metre gerisinden yürürdü. Ve ölene kadar
Dedem'e ismi ile hitap etmemiştir. Ayrıca nikâhsız yaşayıp öyle merhum oldular. Hilafetin
uydurduğu Dini nikâhları varmış. Şimdi ben o, eski geleneklerden sıyrılıp sevgili Eşim'le
her zaman ve her yer de yan-yana yürüyoruz. Ayrıca ben Şimal-i Şark Çocuğuyum, bizim
Köyler'de Toy- Düğünler de Gelinlere Vala denilen Kırmızı renkli Gelin Nikab-ı örterlerdi,
Ve Gelinin yüzü vuslat vaktine kadar örtülü kalırdı. Köyümüz de eşine ilk Gelinlik giydiren
ben oldum. Rahmetlik Babam kızdığından dolayı, Takı törenine katılmadı.
------Ben İNSAN eşitliği için mücadeleme Köyümden başladım. Ve hala devam ettirmek-
teyim dedim. Akabinde izin isteyerek İREM BAHÇESİNDE GÜLDÜR KADIN Şiirimle
sözlerimi noktaladım. Panel Sunucularından çok ben alkışlandım. Bir başka taraftan bazı
Mütedeyyin Şahsiyetler Sünnet-i seniyye'ye karşı olduğumu düşünerek Sokakta beni
görünce Yol değiştirir oldular.
------Şimdi bu yazıyı okuyan bazı Cin Fikirliler, tepki göstereceklerdir. Sayın Muhteremler,
Siz önce, Herifi Takım Elbiseli-kravatlı ve Eşleri Peçeli olanlara? Kendileri Namaz ve
Niyazın da olup ta, Eşlerinin donsuz-tumansız ring atanlara? Baldır butlarına dövme
yaptıranlara? Dünya'ya erkek olarak gelip te cinsiyet değiştirenlere? Küpeli ve silikonlu
Erkeklere? Sahneler de reklam için K....nı açanlara, buradan adını zikredemiyeceğim
uyuşturucu kullanan mahlukatlara tepki gösteriniz...VESSELAM.
-------BİR YORGUN DEMOKRAT KALEMİNDEN-------
******KISSADAN HİSSE******
.
------Devran 1980--ler. Olay Almanya'da geçiyor. Bir gün Berlin sokakların da
Takım elbiseli ve kıravatlı boylu-poslu bir herif yürürken, karşıdan hızla gelen
bir otomobil çamurlu suya dalınca, bizim yakışıklının güzelim elbisesi berbat
oluyor. Delikanlı aracın arkasından saydırıyor. Şoför aynadan veryansınları
görüp duruyor. Delikanlı araca yaklaşıyor tam Ana-avrat dalacakken, Şoför
camı indiriyor. Aracı kullanan oldukça alımlı, sarışın güzel bir bayan olunca
Bizim delikanlı küfür ve kavgadan vazgeçip, serzenişte bulunuyor. Sarışın
Güzel bayana bizim vergilerimizle aldığınız Arabanızla bizleri ne hale getiri-
yosunuz diyor. Uzatmayalım, Bayan bir özür bağlamında Delikanlıya bir Kahve
ikram etmek istiyor. Bir Kafede kahveyi yudumlarken tanışıyorlar...
-----Kız adının Maria ve bekâr olduğunu söylüyor. Bizim yakışıklıda Kendisinin
Türk, adının Mehmet ve öğretmen olduğunu söylüyor. Gel zaman-git zaman
bunlar arkadaş oluyorlar. Zaman ilerledikçe arkadaşlıkları Aşka dönüşüyor.
Bizim yakışıklıyla, Alaman sarışın güzeli adeta Leyla ile Mecnun gibi Aşk yaşa-
maya başlıyorlar. Bu arada Mehmet Alaman Kızına mütemadiyen islamiyet'ten
bahsediyor. Dinimizin bütün güzelliklerini tafsilatlı bir şekilde anlatıyor. Bu durum
Maria'nın kafasını oldukça karıştırıyor.
-----Bir gün Mehmet öğretmen bir seyahat için Türkiye'ye geliyor. Alaman Kızı
bir karar verip Ailesine Mehmet öğretmenle evlenmeyi düşündüğünü söylüyor.
Ana-Babası ne kadar olmaz-olamaz deseler de Maria Ailesini hiç dinlemiyor ve
Aşkının arkasından Türkiye'ye geliyor. Mehmet öğretmenle evleniyor ve Dinini
değiştirip Müslüman oluyor. Gel zaman-git zaman derken Mehmet öğretmen'in
tavır ve tutumu değişmeye başlıyor. Bazen günler-aylar evine gelmiyor. Alaman
Kızının içine kurt düşüyor. Ve Mehmet öğretmen'in aslını araştırmaya başlıyor.
-----Sonuç, Mehmed'in öğretmen olmadığını ve adının da Mehmet değil Paşa oldu-
ğunu, Müslüman değil bir Ateist olduğunu öğreniyor. Alaman sarışın güzel bayan
dumura uğruyor. Ve iki gözü iki çeşme kendi Ülkesine dönüyor. Bizim Mehmet bir
Ateist ve Dev-Sol Fraksiyonunun kurucularından bir kominist. (Kominist derken
asla küçümseme ve ya eleştirme maksatlı demedim. Mehmed'in siyasi görüşünü
vurguladım) Vesselam.
-----Kot Adı Mehmet olan Dev-Sol Lideri, Türkiye'den-Paris'e 40 kilo Altın kaçırıyor.
1985-te Dev-Sol'dan ayrılıyor. 1991 Yılın da Paris Tren Garın da gezinirken ense-
sinden vurularak ölüyor... Yaradan taksiratını af eylesin...
-----Şimdi bazı fikri cinliler derler ki, bu meseleyi buraya niye yazdın. Elbette ki diye-
bilirler. Hatta sorgulayabilirler. Zaten Demokrasi de bu değilmidir... VESSELAM.
------BİR YORGUN DEMOKRAT KALEMİNDEN-------
------Yarınlar her zaman olduğu gibi, Teknoloji ve ekonomik gücü kim elinde
bulunduruyorsa onundur...
------Orta çağ da güç ve kudret Osmanlının elindeydi. Çünkü o, devran Kılıç
Kalkan devriydi...VESSELAM.
----Biz Osmanlı örf ve geleneğinden gelen bir Milletiz. Her zaman ve her yerde
Sahiplenmeyi ve hükmetmeyi çok severiz. Ve asla da gönül almayı beceremeyiz...
------Kalbin, düşünebilme ve fikir üretebilme özelliği yoktur. Kalp, kan dolaşımını sağlar.
Ve natriüretik-peptif salgılama gibi işlevleri haricinde başka bir işlevi yoktur. Bu yüzden
Kalbin kapakları ve ya tam kendisini yapay olarak değiştirmek mümkündür. İnanç Tüc-
carları ve kuantumcu sahtekârlar Kalbin duygulardan sorumlu ve bağımsız düşünebilen
organ olduğu yalanını Halkın içerisin de fısıldayıp durmuşlardır. Günümüz de fetbaz
sahtekârların yalanları sürüp gitmektedir.
------Ayrıca bunu Din ve mezhep adına yapanlar Sübhaneke duasının anlamını bile
bilmeyenlerdir. Osmanlı geleneğinde Vatandaş kavramı yoktu. Bütün Vatandaşlar
Padişahın Kullarıydı. Kullar Yaradandan çok Hünkâr ve Dinden korkarlardı. Bu durum
Payıtahtın işine gelmekteydi. Din ve Mezhepsel korkularla bir çeşit kölelik sistemi
oluşturmuşlardı. Dönemin Şeyhülislam-ı Devlet-ü Aliyye'nin Zülfükârıydı. Kanuni Sultan
Süleyman, şehzade Mustafa'yı Şeyhülislam fetvasıyla idam etmiştir.
------Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyeti kurunca, beraberinde Hilafeti de kaldırmıştır.
Laiklik ilkesiyle Din ve Devlet işlerini ayırmıştır. Yüce Türk ulusu kul ve kölelikten
Vatandaşlığa terfi etmiştir. 1923 ile 1955 yılları arası Ülkemizde Din ve Mezhepler
usulune uygun icralarına devam etmiştir. Ancak 1955 ten sonra iyice güçlenen Menderes
Hükümeti seçim kürsülerinde Dini siyasete alet etmiştir. Ve-ve-ve halada devam etmek-
tedir. Son zamanlarda Siyaset okul ve Cami kürsülerinde yapılır olmuştur...VESSELAM.