Bana dürüstçe açiklama yapıldığında çoğu şeyi tolere edebilirim ama yalan söylenince dünyayı ateşe veresim geliyor. Ben ne güzel affedecektim seni. Neden beni aptal yerine koydun öfkesi...
Çok yorgun hissediyorum... Bitmeyen baş ağrıları… Geçmeyen yorgunluk, Aşırı uyku ihtiyacı, Bacaklarımın beni taşıyamaması, Durup dururken dolan gözlerim, titreyen sesim Titreyen çenem, kızaran yanaklarım, balımı öne eğilim , sağlam Tükendim... DOKUNMAYIN...
Sevgiyle yaptıgım son sey, bir daha aramamak ve yazmamak oldu. Çünkü insan bazen, 'Beni seven bir insan bana böyle davranmaz yalan söyleyip kandırmaz, diyerek vazgeçmeyi bilmeli,ve bu deli öfkemi susturamıyorum …
İçimde bir ses vardı; kimsenin duymadığı, benim bile yıllarca susturduğum… “Beni neden arıyorsun?” dedi. “Çünkü seni kaybettim,” dedim. “Hayır,” dedi. “Sen beni hiç kaybetmedin. Sadece kendinden uzaklaştın.” Bir an sustum. Sonra sordum: “Peki bütün bunlar neydi?” Cevap vermedi. Sadece içimde bir kapı açıldı… Ve o an anladım; bazı sırlar anlatılmaz. İnsan onları ancak kendi ruhunun derinliğinde, sessizce hatırlar.
Belki de yeni olan hiçbir söz değildir; yeni olan, o sözü hangi yaradan, hangi aşktan, hangi sessizlikten geçirerek söylediğimizdir. Aynı kelime, başka bir ruhta başka bir anlam taşır. Çünkü insan sözü yeniden icat etmez; yaşadıklarıyla ona yeniden bir ruh verir. Asıl mesele söylenmemiş bir şey bulmak değil, herkesin bildiği bir hakikati kimsenin daha önce hissetmediği kadar derinden söyleyebilmektir....
Bazı insanlar hâlâ söylenmemiş cümlelerin içinde yaşıyor. Bazı geceler hâlâ uzak bir tren düdüğü kadar hüzün taşıyor.... Yani yükü ağır olur bazı sevdaların...
Yaralar kapanmaz, şarkıya dönüşür.
Sevgi istenmez, yaşanarak çoğalır.
Batmayan taşlar gibi sekiyorum, çünkü inanmayı unutmadım.
Bugün gökyüzü bana kanatlarını verdi.
İçimdeki çocuk artık gülüyor.
Umut da insanı taşımayı bilir.
Umut da insanı taşımayı bilir.
Karanlığa ışıktan bir mektup yolluyorum.
Ruhuma dokunan mavi
Sonra dedim ki;
Boşa geçmiş.
Boşa geçmiş üzüldüğümde
boşa geçmiş neşemde
boşa geçmiş ağladığımda
boşa geçmiş güldüğümde.
Sonra dedim ki;
Boşa geçmiş.
Boşa geçmiş üzüldüğümde
boşa geçmiş neşemde
boşa geçmiş ağladığımda
boşa geçmiş güldüğümde.
Sonra canım yandı,
Ölmek varken üzülmek, işime gelmezdi.
Allah sana bir keder verecekse onu O'ndan başka açacak yoktur.....
Bana dürüstçe açiklama yapıldığında çoğu şeyi tolere edebilirim ama yalan söylenince dünyayı ateşe veresim geliyor.
Ben ne güzel affedecektim seni.
Neden beni aptal yerine koydun öfkesi...
Kendine dikkat et kendini koru eniyisi kafa sakinliği kafa huzuru.....
Çok yorgun hissediyorum...
Bitmeyen baş ağrıları… Geçmeyen yorgunluk,
Aşırı uyku ihtiyacı,
Bacaklarımın beni taşıyamaması,
Durup dururken dolan gözlerim, titreyen sesim Titreyen çenem, kızaran yanaklarım, balımı öne eğilim , sağlam Tükendim...
DOKUNMAYIN...
Sevgiyle yaptıgım son sey, bir daha aramamak ve yazmamak oldu. Çünkü insan bazen, 'Beni seven bir insan bana böyle davranmaz yalan söyleyip kandırmaz, diyerek vazgeçmeyi bilmeli,ve bu deli öfkemi susturamıyorum …
Sorun ne? un mu bitti? yağ mı bitti? mesele ne? :))
İçimde bir ses vardı; kimsenin duymadığı, benim bile yıllarca susturduğum…
“Beni neden arıyorsun?” dedi.
“Çünkü seni kaybettim,” dedim.
“Hayır,” dedi. “Sen beni hiç kaybetmedin. Sadece kendinden uzaklaştın.”
Bir an sustum.
Sonra sordum:
“Peki bütün bunlar neydi?”
Cevap vermedi.
Sadece içimde bir kapı açıldı…
Ve o an anladım; bazı sırlar anlatılmaz. İnsan onları ancak kendi ruhunun derinliğinde, sessizce hatırlar.
Öküz de öldü
Ayran da ictik
Kara kedileri de sevdik
Bor'un pazarida geçti
Yas tahtalara da bastik
Anliyorsun degil mi ....
Vee dedim ki;
Beni kaybetmeyi göze alanı kazanmak için asla ama asla uğraşmam…!!!
İnsan kendin başka herşeyden vazgecse kendi kendini görür olur
"Yaptığın şeyin beni senden koparacağını biliyordun ve beni riske attın, her seyi affetsem beni kaybetmeyi göze alışını affetmem." :(((
En güvendigim yerden başım egik döndüm ben bunu unutmam.
Sen beni kaybetmeyi göze aldıysan… Ben seni silmekten şeref duyarım… Ama beni senden vazgeçmeye mecbur bıraktığın için seni asla affetmeyeceğim!!!!
"Şekerini başkalarıyla yiyip, bana gelince şeker hastalığını anlatanlardandı merhum ölü..”
Belki de yeni olan hiçbir söz değildir; yeni olan, o sözü hangi yaradan, hangi aşktan, hangi sessizlikten geçirerek söylediğimizdir. Aynı kelime, başka bir ruhta başka bir anlam taşır. Çünkü insan sözü yeniden icat etmez; yaşadıklarıyla ona yeniden bir ruh verir. Asıl mesele söylenmemiş bir şey bulmak değil, herkesin bildiği bir hakikati kimsenin daha önce hissetmediği kadar derinden söyleyebilmektir....
Şimdiye kadar söylenmemiş hiç bir şey yoktur ki ,daha önce söylenmemiş olsun ..
Sen kendime yaptığım en büyük saygısızlıksın….
Bazı insanlar hâlâ söylenmemiş cümlelerin içinde yaşıyor.
Bazı geceler hâlâ uzak bir tren düdüğü kadar hüzün taşıyor....
Yani yükü ağır olur bazı sevdaların...