Beni güzel hatırla ! Bunlar son satırlar... Farzet ki, bir rüzgârdım, esip geçtim hayatından Ya da bir yağmur sel oldum sokağında Sonra toprak çekti suyu... Kaybolup gittim, belki de bir rüya idim senin için. Uyandın ve ben bittim...
sokaklarda mendil su satan çocuklardan ürün almayın.siz o çocuga iyilik yapmıyorsunuz.onun sömürülmesine destek oluyorsunuz.şu sıcakta istanbul trafiğinde her türlü tehlikenin tacizin mümkün oldugu bi ortamda el kadar çocuklardan para bekleyen ahlaksızların ekmeğine yağ sürüyorsunuz
KOÇ’un bazı şeylere tahammülü kalmadı. Çok güveniyor evet ama bu karşısındakilerin onu üzeceği ve iyi niyetini suistimal edeceği anlamına gelmiyor. Koç aman bu kırılmasın, o kırılmasın diye diye kendini çok üzdü. Biliyor musunuz, Koç’un vicdanı çok rahat, çünkü hep iyi niyetli o.
İKİZLER’in aşamaz sandığı her şey onu daha da güçlendirdi. İş raydan çıktı sandığı her yolun sonunda kendini buldu. Her şeyi unuttu da diyemez bazı şeyler boğazında düğüm olarak durdu ama insan belli bir zaman sonra daha sakin ve içinden yaşıyor ne yaşıyorsa.Bu eşiği geçen bilir.
BOĞA içinde çok şey biriktirdi, onu mutlu sanıyorlar ama değil, sadece yüzde mutlu, birisi görmesin diye hep içine ağladı. Bunun ne kadar zor bir şey olduğunu bilemezsiniz, BOĞA zorlukları dibine kadar yaşadı ve artık müsaade ederseniz sadece insanlardan uzakta dinlenmek istiyor.
YENGEÇ eskisi gibi gülemiyor, çünkü onu mutsuz eden anılar çok, kafaya taktığı yaşanmışlıklar ve geçmişteki hatıralar çok. Yengeç geçmişe takılı kalmasa çok mutlu olacak ama yapamıyor işte, dilde kolay demek; mutlu ol ama bir de Yengeç’in nelerden geçtiğini görün, çok zor abi.
BAŞAK hiç değişmez. Onu değişemezsiniz. Birisini sevmiyorsa sevmez, kendisi de çok titiz birisidir, her şeyin çok düzenli olmasını sever. Başak ya siyahdır, ya da beyaz. Başak’ta başka tonlara yer yok. Başak birisinin gözünde yükselmek için başkalarını asla küçümsemez, net.
TERAZİ her işine burun sokulmasından nefret eder. Bir şeyin ısrar edilmesinden de nefret eder. Terazi bir şeyi istemiyorsa asla yapmaz, oldukça kararlı burçtur. Terazi'nin şu sıralar günleri uyumakla geçiyor ve uykuyu çok seviyor. Terazi'leri üzmeyin, onlar muazzam detaylar.
ASLAN “zamanı var” cümlesine çok inanıyor. Olmadı ama acele etme zamanı var. Her şeyin ve herkesin bir zamanı var. Sıra sana da gelir, sadece zamanı var. Doğru zaman diye bir şey var ve Aslan buna cidden inanıyor.
AKREP kimseyi kırmak istemiyor. Onu çok yoran insanlar olmasına rağmen, zorlu yollardan geçe geçe çok büyük bir olgunluk seviyesine ulaştı. Biliyor musun Akrep'in vicdanı çok rahat, çünkü kimseyi üzmedi, hep kendi yoluna baktı, işte bu yüzden Akrep çok kıymetli ve özel,sevin onu.
YAY çok güçlü, çünkü çok yaşanmışlığı var ve bütün bunlar Yay'ı Yay yapan şeyler, o hep içtendir, çok farklıdır hem de. Herkesle aynı değildir Yay, huzur Yay'da, mutluluk Yay'da.Kadere inanan bir burçtur, başına gelen şeyler ya tecrübe oluyor, ya da kazanç.Yay'ın hayat felsefesi.
OĞLAK geceleri çok seviyor. Çünkü en çok geceleri kendiyle baş başa kalabiliyor. Oğlak hiçbir zaman pes etmez, hep güçlü kalmaya çalışır. Oğlak sevdiklerini öyle, böyle sevmez, tüm hücreleriyle, her şeyiyle sever. Oğlak severse, özler. Oğlak severse, her şeyi o insan olur.
KOVA yalnız değildir, tek başınadır. Çünkü bazı insanlara güvenip, yarı yolda bırakılıp üzülmektense, tek başına olmayı tercih eder. Kova eskiye takılı kalan bir burç ama keşke kalmasa, çünkü öyle yapması bazı mutluluklarını engelliyor, yani anı yaşayamıyor. Kova çok özel.
BALIK sevdiği insanlara çok değer verir.Balık'ın sevgisi tarifsiz güzel. Balık o kadar özel bir burç ki, sevdiklerini hep sahiplenir.Balık hep her şeyin en hayırlısı olanını ister. Balık içten ve çok samimi burçtur, hep iyi niyetlidir, hep sevdiklerini mutlu etmek ister.
Anadolu'daki direnişi kırmak için İngilizler tarafından icat edilen İslam Teali Cemiyeti'nin kurucularındandı.
Kuvayi Milliye'den nefret ediyordu.
“Mustafa Kemal ve Ankara hükümeti kahpedir” diyordu.
“Kudurmuş haydutlar, caniler” diyordu.
“Eyy Allah'tan korkmayan, eyy peygamberden haya etmeyen mahluklar” diyordu.
“Bunların dinsizlik derecesi tasavvur edilemez, cenabı hakkın gazabı ve laneti bunların üzerine olsun” diyordu.
Milli mücadelenin moralini bozmak için elinden geleni yapıyordu.
“İngilizlerin, Fransızların ve sair devletlerin, iki paralık Mustafa Kemal kuvvetinin baskısına boyun eğerek İstanbul'dan çekip gitmelerini, ancak Kemalist Türk aklı kabul edebilir” diyordu.
“Yunanlılara fazla zayiat verdirmek bizim için hayırlı ve menfaatli olamaz, İngilizleri kızdırırız, İngiliz gibi muazzam devlete karşı katiyen kazanma ihtimali yoktur” diyordu.
“Yunan ordusu halifenin ordusudur, asıl kafası koparılacak mahlukat Ankara'dadır” diyordu.
“Eyy askerler, Mustafa Kemal'in gayrimeşru emirlerine uyduğunuz yeter, bunların vücudlarını külliyen dünyadan kaldırmak beşeriyet için, müslümanlık için farz olmuştur, sizin bu hainlere itaatiniz mescitlerimizi mabetlerimizi harap eyleyecek, bu zalimlere, bu katil canavarlara alet olduğunuz yeter, padişahımız halifemiz efendimiz hazretlerinin merhamet kucağı size açılmıştır, Allahını peygamberini seven bu tarafa gelsin” diyordu.
Bu ruh haliyle Mustafa Kemal hakkındaki idam fetvasını kaleme aldı.
“Mustafa Kemal'le savaşmak vacip”ti.
Bununla yetinmedi…
Kuvayı Milliye'nin yanında saf tutan Denizli, Isparta, Us¸ak, Antalya, Sinop müftülerini görevden azletti, Ankara müftüsü Börekçizade Rıfat için idam fermanı çıkarttı.
I·zmir'deki Yunan Yüksek Komiserligˆi'ne teklifte bulundu, “Mustafa Kemal'in pençesinden kurtulmak için Batı Anadolu'da sizin kontrolünüzde özerk hükümet kuralım” dedi.
Kurtuluş Savaşımız zaferle sonuçlanınca, I·ngiliz gemisiyle kaçtı, Yunanistan'a sıgˆındı.
Atina'da gazete çıkardı.
O gazeteye “Allah'ın huzurunda Türklükten istifa ediyorum, tövbe yarabbi tövbe Türklügˆüme, beni Türk milletinden addetme” diye makale yazdı.
“Elimden gelse bütün Türkleri Arap yaparım, bunların vaktiyle Araplas¸madıgˆına eseflenirim” diye yazdı.
Hilafetin yeniden kurulması için Papa'ya mektup gönderdi, I·slamiyet adına Vatikan'dan yardım istedi.
Yunanistan'dan kovuldu.
Suudi Arabistan'a geçti, en son Mısır'a yerles¸ti, orada ölene kadar Türkiye Cumhuriyeti aleyhine faaliyette bulundu.
?
Dürrizade Abdullah.
Saray'ın şeyhülislamıydı.
Mustafa Kemal hakkındaki idam fetvasını yayınladı.
Sadece üç ay 25 gün şeyhülislamlık yaptı, bu kısacık süre içinde hem idam fetvası çıkararak, hem Sevr anlaşmasına onay vererek, vatana ihanette sürat rekoru kırdı.
Kuvayi Milliye'den nefret ediyordu.
“Cenabı hakkın laneti bunların üzerine olsun” diyordu.
Kurtuluş Savaşımız zaferle sonuçlanınca, I·ngiliz gemisiyle kaçtı, Yunanistan'a sıgˆındı ama, Atina bunu kapının önüne koydu.
Yalvar yakar Hicaz kralı'nın himayesine girdi, orada öldü.
?
Bu şeyhülislamlar Mustafa Kemal'e “lanet” okurken, vatan topraklarımızda neler oluyordu?
?
İstanbul işgal altındaydı.
Çanakkale Boğazı işgal altındaydı.
Trakya işgal altındaydı.
İzmir'den başlayarak Ege komple işgal altındaydı.
Antep, Maraş, Urfa, Adana işgal altındaydı.
Antep öylesine ağır kuşatılmıştı ki, kadınlarımız zerdali çekirdeklerini kırıp, eziyor, kepek hamuruna karıştırarak ekmek yapıyordu, açlıktan kedileri bile yemek zorunda kalmıştık.
Kars, Iğdır, Ardahan işgal altındaydı.
Antalya, Mersin, Hatay işgal altındaydı.
Bursa, İzmit, Zonguldak, Eskişehir, Burdur işgal altındaydı.
Topraklarımızın bir tarafında Pontus devleti kurmaya çalışıyorlardı, bir tarafında Ermenistan kurmaya çalışıyorlardı, bir tarafında Kürdistan kurmaya çalışıyorlardı.
Britanya'dan para alan, padişahın tetikçileri, Çapanoğlu, Koçgiri, Anzavur, memleketin dört bir yanında ayaklanma vardı.
İstanbul sokaklarında, İngiliz, Fransız, İtalyan, Amerikalı, Yunan, Cezayirli, Faslı, Hintli, hatta Japon askerleri devriye geziyordu.
10 yaşında kız çocuklarımızın ırzına geçiyorlardı.
İki yaşındaki bebelerimizi süngülerin ucuna takıp, sokak sokak gezdiriyorlardı.
Bebelerimizi emzirmesinler diye, yeni doğum yapmış annelerimizin meme uçlarını kesiyorlardı.
Yaşadıkları yüzünden aklını yitiren kadınlarımız vardı.
Yaşadıkları yüzünden canına kıyan kızlarımız vardı.
Bak adres vereyim, Bursa Osmangazi'de çocuklar kadınlar dahil 97 kişiyi camiye doldurup, ateşe vermişlerdi, diri diri yakmışlardı, pencerelerdeki demir parmaklıklara çocukların elleri yapışmıştı.
İzmir Bergama'da 200'den fazla insanımızı devasa çukura doldurup, makineli tüfekle tarayıp, cenazelerine benzin döküp yakmışlardı.
Aydın Söke'de 57 insanımızı kuyuya üst üste atarak öldürmüşlerdi.
Onbinlerce böyle belgeli, fotoğraflı örnek var.
Kuran'ı Kerimleri parçalıyor, sayfa sayfa hela çukurlarına atıyorlardı, insanlarımız o sayfaları çıkarıyor, yıkıyor, ağlaya ağlaya toprağa gömüyordu.
Çanakkale'de şehitliklerimize dışkılıyorlardı.
?
Başka neler oluyordu?
Yunan gazeteci Tasos Kostopulos kitap haline getirdi…
?
“Uşak yakınlarındaki köyde Türk kadınları, çocuklar ve yaşlılar camiye kapanmıştı. Bizim askerler etraftan ot topladılar, sonra da toplanan otları yakıp caminin penceresinden içeri attılar. İnsanlar dumandan dışarı koşuştular. O zaman da bizim reziller kadın ve çocuklara atış talim tahtasıymış gibi ateş etmeye başladılar.”
?
“Eve girdim. Ölü bir Türk ihtiyarın cesedi üzerinden geçtim. İçerden sesler geliyordu. 10 kadar askerimiz bir Türk kızının eteklerini kaldırmışlar, zorla dansettiriyorlardı. Beni görünce ‘gel sen de mezeden tat' dediler. ‘Ayıp' dedim. Türk kızı yanıma koştu, ayaklarıma kapanarak yardım istedi. Askerlere yalvardım, kadındır yapmayın dedim. Biri süngüsünü çıkarıp bana yöneldi. Kaçmak zorunda kaldım. Kızın çığlıklarını unutamadım.”
?
“Ayrıldığımız her yeri yakıyoruz. Dehşet verici bir manzara. Verilen emir açıktı. Neyi taşıyamıyorsanız yakın… Onca köyde yaşlılar, hastalar, sakatlar, çocuklar ne yaptı, meçhul.”
?
“Köye girdik. Kızlara ailelerinin gözü önünde tecavüz edildi. Askerlerimiz o gece yağmaladıkları ipek yorganlarda yattılar.”
?
“Türkler korkudan ailelerini geceleri mezarlıklarda saklıyorlardı. İki askerin tecavüz etmeye çalıştığı kızı kurtardım. Annesi koşarak ellerimi öpmeye başladı. Az ilerde diğer iki kızı cansız yatıyordu.”
?
“Birden kendimi yaşlı adamın karşısında buldum. Yapabileceğim bütün iyilik, onu bir an önce ve birden öldürmekti. Bazıları çok acı çekiyordu, boğazlanan danalar gibi debelenirken… Köy ateşe verildi.”
v
Başka neler oluyordu?
Fransız kadın gazeteci Berthe Gaulis yazdı…
?
“Yunan geri çekilmesinin kurbanı Sögˆüt'teyim. Bursa'ya çok yakın. Harabe haline gelmiş. Savaşı kaybedip geri çekilmeye başladıklarında, böyle işler için özel olarak yetiştirilmiş artçı taburları tarafından yakılıp, tahrip edilmiş. Önemli miktarda dinamit, yangın bombası ve patlayıcı kartus¸lar kullanmışlar.”
?
“Savaş esiri yunan subayları, bu tahribatın İngiliz subaylarının nezaret ve direktifi altında yapıldığını söylediler. Kasabanın eşrafı da bu işin İngilizlerin nezaretinde yapıldığını anlattılar.”
?
“Yıkıntıların altında insanların cesetleri kalmış. Bu cesetlerden o kadar tahammül edilmez bir koku havaya karıs¸makta ki, savas¸ alanı bunun yanında hiç kalır.”
?
“Aks¸amın alacakaranlıgˆı çöktü. Yanmış evlerin üzerinde tüneyen baykus¸ların sesleri duyuluyor. Agˆaçlar kömür haline gelmis¸.”
?
“Camilerin hepsi yıkılmıs¸.”
?
“Maddi zarar çok büyük, Yunanlar her s¸eyi götürmüs¸ler. Fakat yağmalanan dükkanlardan daha kötüsü, evler yakılmıs¸ ve kadınlara, ihtiyarlara ve çocuklara hakaret edilmis¸. Bunlar Aydın'da yapılanların aynısı.”
?
“Ertugˆrul Gazi'nin türbesindeyim. Müslümanların en kutsal ziyaret yerlerinden biri… Çes¸itli biçimde kirletilmis¸, tahrip edilmis¸. Türbenin kapısı ile içindeki granit lahitin kapagˆı açılmıs¸.”
?
“Bilecik'te büyük facialar olmus¸. Buraların ahalisinden sagˆ kalanlar büyük bunalım içinde. Tecavüze ugˆramamıs¸ genç kız veya kadın kalmamıs¸. Bilecik, Pompei gibi. Her yer kül, is ve kurum içinde.”
?
Evet… Saray'ın şeyhülislamları Mustafa Kemal'e “lanet” okurken, vatan topraklarımızda işte bunlar oluyordu.
?
E, şimdi bakıyoruz…
?
Atatürk'ü hutbelerden çıkaran, Çanakkale Zaferi'nde 19 Mayıs'ta 23 Nisan'da 30 Ağustos'ta 29 Ekim'de Atatürk'ü yok sayan, 10 Kasım hutbesinde bir fatiha bile okumayan diyanet işleri başkanı… Ayasofya'nın minberine çıkmış, bu topraklarda yeniden ezan okunmasını sağlayan Atatürk'e “lanet” okuyor.
?
Bu milletin milli mücadele, özgürlük, bağımsızlık, demokrasi ve cumhuriyet tarihi gayet net bir tercihtir…
Ya Mustafa Sabrilerin safındasın, ya da Kuvayı Milliye'nin.
?
Atatürk'e “lanet” okuma nankörlüğünü gösteren diyanet işleri başkanı… Tıpkı kendisi gibi Atatürk'e “lanet” okuyan Mustafa Sabrilerin, Dürrizadelerin manevi mirasçısıdır. "Yılmaz Özdil "
Hiç kimse söyleöiyorsa ben söyleyeyim. Bu ülkeyi işgalden kurtarıp fikri hür irfanı hür vicdanı hür ülke haline getiren bir lidere üstelik hutbesinden lanet okudukları camiiyi bile işgalden kurtaran bir lidere milletin gözünün içine baka baka satır aralarında lanet gizlemek aşağılık bir tutumdur. Yunan işgaline uğramış topraklarımız da lanet yok mu.. Kabenin etrafındaki ecdat kalesi kabeyi korumuyormuydu neredeydi aklınız mimarsinanın güzelim eserleri yıkılırken üstelik peygambere saygısından secde eder gibi hazırlanmış sütunların yerine kârhaneler dikilirken neredeydi aklınız... Hainsiniz... İktidarın dahilinde ihanet içindesiniz. Bu ülkenin insanları her camii açılışında gurur duyar. Ama bilir ki hutbeye haçlı gaması süslü bir kılıçla lanet okuyan adam bırak imamı insan müsvettesi bile değildir..
1-Hayat felsefesi: Arayanı arar,soranı sorur,unutanı unutur. 2-İlişki durumu: O da ne öyle? 3-Ruh hali: Bir mucize olsun. 4-Hayatına fazla insan almaz. 5-Duygusal yanını kimseye göstermez. 6-Bazı insanları en zor gününde tanıdı. 7-Çok kırılsa bile belli etmez. 8-Özeldir.
BOĞA;
OLUMLU YÖNLERİ;
1-Fazlasıyla sadıktır. 2-Kafaya koyarsa yapar. 3-Yardımseverdir. 4-Kararlıdır. 5-Bir şeyden nefret ediyorsa,bunu rahatça dile getirir.
OLUMSUZ YÖNLERİ;
1-Kuşkucudur. 2-Alıngandır. 3-Çabuk sıkılabilme özelliğine sahiptir.
1-Herkesle anlaşamaz 2-Birisini sevme derecesi: Nirvana 3-Kıskançlıkta: Dünya markası 4-Zor burçtur 5-Kolaya kaçmaz 6-Zoru sever 7-En büyük özelliği: Hep dürüst olduğu için sevilmemesi 8-Süslü yalanlar söylemeyi sevmez.Yalancı insanları da sevmez 9-Efsane ötesi bir burç.
1-Kaybetmeyin Terazi’yi,çok ararsınız. 2-Derin düşüncelerin insanıdır. 3-Terazi’ye yalan söylemeyin,hayatından çıkarır.
AKREP’in ruh hali;
Uzaktan nasıl gözüküyorum bilemiyorum ama içim çok kırgın.Kırıldıkça içime atmaya çalıştım,dışarıya gülerken.Mutlu olunca hep bir şeyler tersine gidiyor.Çok yorgunum ama fiziksel olarak değil,genelde öyle.Beni üzmeyin.
YAY’ın ruh hali;
NEDEN BENİ BU KADAR ÜZDÜNÜZ?
OĞLAK'ın ruh hali;
Çok özledim,eski günleri,eskiden tanıştığım insanları,samimi bulduğum insanları, zor günlerimde yanımda olanları. Ama unutmadığım çok şey var:Yaşanmışlıklarım,yaşadıklarım,kırıldıklarım bu kin değil,bazı şeyleri unutamıyorum.
KOVA’nın ruh hali;
GÜLÜMSE,ÇOK MUTLU OLACAKSIN.
BALIK yoksa çoğu şey anlamını yitirir. Balık yoksa hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Balık yoksa o ortamın neşesi olmaz. Balık yoksa yokluğu koyar. Balık yoksa çoğu şey anlamsız gelir. Balık yoksa mutsuzluk alır başını gider. Balık yoksa kimse seni onun gibi sevemez.
1-Zekidir. 2-Dürüsttür. 3-Adaletlidir. 4-İnatçıdır. 5-Yeniliği sever. 6-Yalakalıktan hoşlanmaz. 7-Duygularını açığa vuramaz. 8-Özgürlüğüne düşkündür. 9-Dostluğa çok önem verir. 10-Çalışkandır. 11-Kafaya koyarsa,yapar. 12-Farklı olmayı sever.
KOVA;
1-Yaz planı: Yok. 2-Bazı insanlara çok kırıldı. 3-Kafası komple delirdi. 4-Şu sıralar hiçbir şey yapmayacak kadar yorgun. 5-Sakin biridir ama içinde fırtınalar kopuyor. 6-Her şeyi dışa vurmaz. 7-Fazlasıyla iyi niyetli. 8-Şu sıralar çok sıkılıyor. 9-Özeldir ve özledi.
OĞLAK’ın bazı hataları;
- - - - - - OĞLAK muazzam bir burçtur.
dakika önce eğlenirken,5 dakika sonra boş duvarı seyredenler listesinde bugün;
YAY YAY YAY YAY YAY YAY YAY YAY
Uzaktan soğuk gözüken,herkesle samimi olmayan,sadece sevdiklerine karşı samimi olan,kolay kolay muhattap olmayan,ya siyah,ya beyaz olan,grisi olmayan,tavrı net olan,sözünün eri olan,hep dobra burçlar;
AKREP AKREP AKREP AKREP AKREP AKREP
Şu sıralar kafası allak bullak olan, bazı şeylere eskisi gibi hevesi kalmayan, bazı insanlardan fazlasıyla soğuyan, çok kırıldığı için içine kapanıklaşan, her şeye rağmen çok seven burçlar;
Terazi Terazi Terazi Terazi Terazi Terazi Terazi
BAŞAK;
1-Bir şeye uzun süre kafa yormaz,üşenir çünkü. 2-En mutlu olduğu zaman: Uyuduğu an. 3-IQ seviyesi yüksektir. 4-Kimseye kötü davranmaz. 5-Susuyorsa vardır bi bildiği 6-Çabuk soğur 7-Israr edilmesinden nefret eder 8-Yüreği güzel insanlar lazım Başak’a. 9-Bırakın uyusunlar.
ASLAN;
1-Kaybetme sebebi: Bir insana gereğinden fazla değer vererek onu baş tacı etmesi.
2-En nefret ettiği şey: İnadına yapılan hareketler.
3-En çok sevdiği şey: Sevdiği insanların yanındayken huzurlu olmak.
4-En çok üzüldüğü şey: Onu hep üzen birisine hep güveniyor olması.
Bayramınız kutlu olsun arkadaşlar.
Bu arada diyanet İşleri Başkanlığı nı ihanet işleri diye düzelten otomatik sözlüğün ne kadar akıllı olduğu yandaş ve yalaka ahkamına arz olunur.
Hassas insanlar, kimseyi rahatsız etmemek için hayatı parmak uçlarında yaşarlar. Ses yapmadan hayata devam ederler, çünkü bütün gürültü içlerinde dir.
Beni güzel hatırla !
Bunlar son satırlar...
Farzet ki, bir rüzgârdım, esip geçtim hayatından
Ya da bir yağmur sel oldum sokağında
Sonra toprak çekti suyu...
Kaybolup gittim, belki de bir rüya idim senin için.
Uyandın ve ben bittim...
kedileri çok seviyorum
Yüzleri dost, özleri düşmandan usandım...
bazı şeyler o kadar yavaş yavaş olur ki olmuyor zannedersin.yaşlanmak gibi...
sokaklarda mendil su satan çocuklardan ürün almayın.siz o çocuga iyilik yapmıyorsunuz.onun sömürülmesine destek oluyorsunuz.şu sıcakta istanbul trafiğinde her türlü tehlikenin tacizin mümkün oldugu bi ortamda el kadar çocuklardan para bekleyen ahlaksızların ekmeğine yağ sürüyorsunuz
KOÇ’un bazı şeylere tahammülü kalmadı. Çok güveniyor evet ama bu karşısındakilerin onu üzeceği ve iyi niyetini suistimal edeceği anlamına gelmiyor. Koç aman bu kırılmasın, o kırılmasın diye diye kendini çok üzdü. Biliyor musunuz, Koç’un vicdanı çok rahat, çünkü hep iyi niyetli o.
İKİZLER’in aşamaz sandığı her şey onu daha da güçlendirdi. İş raydan çıktı sandığı her yolun sonunda kendini buldu. Her şeyi unuttu da diyemez bazı şeyler boğazında düğüm olarak durdu ama insan belli bir zaman sonra daha sakin ve içinden yaşıyor ne yaşıyorsa.Bu eşiği geçen bilir.
BOĞA içinde çok şey biriktirdi, onu mutlu sanıyorlar ama değil, sadece yüzde mutlu, birisi görmesin diye hep içine ağladı. Bunun ne kadar zor bir şey olduğunu bilemezsiniz, BOĞA zorlukları dibine kadar yaşadı ve artık müsaade ederseniz sadece insanlardan uzakta dinlenmek istiyor.
YENGEÇ eskisi gibi gülemiyor, çünkü onu mutsuz eden anılar çok, kafaya taktığı yaşanmışlıklar ve geçmişteki hatıralar çok. Yengeç geçmişe takılı kalmasa çok mutlu olacak ama yapamıyor işte, dilde kolay demek; mutlu ol ama bir de Yengeç’in nelerden geçtiğini görün, çok zor abi.
BAŞAK hiç değişmez. Onu değişemezsiniz. Birisini sevmiyorsa sevmez, kendisi de çok titiz birisidir, her şeyin çok düzenli olmasını sever. Başak ya siyahdır, ya da beyaz. Başak’ta başka tonlara yer yok. Başak birisinin gözünde yükselmek için başkalarını asla küçümsemez, net.
TERAZİ her işine burun sokulmasından nefret eder. Bir şeyin ısrar edilmesinden de nefret eder. Terazi bir şeyi istemiyorsa asla yapmaz, oldukça kararlı burçtur. Terazi'nin şu sıralar günleri uyumakla geçiyor ve uykuyu çok seviyor. Terazi'leri üzmeyin, onlar muazzam detaylar.
ASLAN “zamanı var” cümlesine çok inanıyor. Olmadı ama acele etme zamanı var. Her şeyin ve herkesin bir zamanı var. Sıra sana da gelir, sadece zamanı var. Doğru zaman diye bir şey var ve Aslan buna cidden inanıyor.
AKREP kimseyi kırmak istemiyor. Onu çok yoran insanlar olmasına rağmen, zorlu yollardan geçe geçe çok büyük bir olgunluk seviyesine ulaştı. Biliyor musun Akrep'in vicdanı çok rahat, çünkü kimseyi üzmedi, hep kendi yoluna baktı, işte bu yüzden Akrep çok kıymetli ve özel,sevin onu.
YAY çok güçlü, çünkü çok yaşanmışlığı var ve bütün bunlar Yay'ı Yay yapan şeyler, o hep içtendir, çok farklıdır hem de. Herkesle aynı değildir Yay, huzur Yay'da, mutluluk Yay'da.Kadere inanan bir burçtur, başına gelen şeyler ya tecrübe oluyor, ya da kazanç.Yay'ın hayat felsefesi.
OĞLAK geceleri çok seviyor. Çünkü en çok geceleri kendiyle baş başa kalabiliyor. Oğlak hiçbir zaman pes etmez, hep güçlü kalmaya çalışır. Oğlak sevdiklerini öyle, böyle sevmez, tüm hücreleriyle, her şeyiyle sever. Oğlak severse, özler. Oğlak severse, her şeyi o insan olur.
KOVA yalnız değildir, tek başınadır. Çünkü bazı insanlara güvenip, yarı yolda bırakılıp üzülmektense, tek başına olmayı tercih eder. Kova eskiye takılı kalan bir burç ama keşke kalmasa, çünkü öyle yapması bazı mutluluklarını engelliyor, yani anı yaşayamıyor. Kova çok özel.
BALIK sevdiği insanlara çok değer verir.Balık'ın sevgisi tarifsiz güzel. Balık o kadar özel bir burç ki, sevdiklerini hep sahiplenir.Balık hep her şeyin en hayırlısı olanını ister. Balık içten ve çok samimi burçtur, hep iyi niyetlidir, hep sevdiklerini mutlu etmek ister.
Bir yerde bir yangın varsa ve söndüremiyorsan
Yakabildiği her şeyi yakar
Yanacak bir şey kaymayınca söner
Çekirge yaz bunu
Ne zaman biter bu kalp yangını
ey ulu Bilge
büyük düşünür ayçiçeği
Olsun
Yine de iyi ki doğdun
İlla doğduğun gün mü kutlayacağız
İyiki doğdun iyi ki varsın
Doğum günüm değil ki
Döke saça ağlamak geliyor içimden
Bir dağ başına çıkıp
Bıraksam gözlerimi diyorum
Utanmadan
Sıkılmadan
Çırpına çırpına
Dökülse damlalar
Ve kimseden tek teselli duymadan
Doya doya çığlık çığlığa
Özlesem seni...
Doğum günün kutlu olsun
İyi ki doğdun küp şeker
Yalanlar, ancak inanmak isteyenler için doğru dur.
Bir kedinin insanıyım epeydir
Mustafa Sabri.
Saray'ın şeyhülislamıydı.
Sarıklı İngiliz kuklasıydı.
Sevr'in imzalanması için özel çaba harcadı.
İngiliz Muhipleri Cemiyeti'nin kurucularındandı.
Anadolu'daki direnişi kırmak için İngilizler tarafından icat edilen İslam Teali Cemiyeti'nin kurucularındandı.
Kuvayi Milliye'den nefret ediyordu.
“Mustafa Kemal ve Ankara hükümeti kahpedir” diyordu.
“Kudurmuş haydutlar, caniler” diyordu.
“Eyy Allah'tan korkmayan, eyy peygamberden haya etmeyen mahluklar” diyordu.
“Bunların dinsizlik derecesi tasavvur edilemez, cenabı hakkın gazabı ve laneti bunların üzerine olsun” diyordu.
Milli mücadelenin moralini bozmak için elinden geleni yapıyordu.
“İngilizlerin, Fransızların ve sair devletlerin, iki paralık Mustafa Kemal kuvvetinin baskısına boyun eğerek İstanbul'dan çekip gitmelerini, ancak Kemalist Türk aklı kabul edebilir” diyordu.
“Yunanlılara fazla zayiat verdirmek bizim için hayırlı ve menfaatli olamaz, İngilizleri kızdırırız, İngiliz gibi muazzam devlete karşı katiyen kazanma ihtimali yoktur” diyordu.
“Yunan ordusu halifenin ordusudur, asıl kafası koparılacak mahlukat Ankara'dadır” diyordu.
“Eyy askerler, Mustafa Kemal'in gayrimeşru emirlerine uyduğunuz yeter, bunların vücudlarını külliyen dünyadan kaldırmak beşeriyet için, müslümanlık için farz olmuştur, sizin bu hainlere itaatiniz mescitlerimizi mabetlerimizi harap eyleyecek, bu zalimlere, bu katil canavarlara alet olduğunuz yeter, padişahımız halifemiz efendimiz hazretlerinin merhamet kucağı size açılmıştır, Allahını peygamberini seven bu tarafa gelsin” diyordu.
Bu ruh haliyle Mustafa Kemal hakkındaki idam fetvasını kaleme aldı.
“Mustafa Kemal'le savaşmak vacip”ti.
Bununla yetinmedi…
Kuvayı Milliye'nin yanında saf tutan Denizli, Isparta, Us¸ak, Antalya, Sinop müftülerini görevden azletti, Ankara müftüsü Börekçizade Rıfat için idam fermanı çıkarttı.
I·zmir'deki Yunan Yüksek Komiserligˆi'ne teklifte bulundu, “Mustafa Kemal'in pençesinden kurtulmak için Batı Anadolu'da sizin kontrolünüzde özerk hükümet kuralım” dedi.
Kurtuluş Savaşımız zaferle sonuçlanınca, I·ngiliz gemisiyle kaçtı, Yunanistan'a sıgˆındı.
Atina'da gazete çıkardı.
O gazeteye “Allah'ın huzurunda Türklükten istifa ediyorum, tövbe yarabbi tövbe Türklügˆüme, beni Türk milletinden addetme” diye makale yazdı.
“Elimden gelse bütün Türkleri Arap yaparım, bunların vaktiyle Araplas¸madıgˆına eseflenirim” diye yazdı.
Hilafetin yeniden kurulması için Papa'ya mektup gönderdi, I·slamiyet adına Vatikan'dan yardım istedi.
Yunanistan'dan kovuldu.
Suudi Arabistan'a geçti, en son Mısır'a yerles¸ti, orada ölene kadar Türkiye Cumhuriyeti aleyhine faaliyette bulundu.
?
Dürrizade Abdullah.
Saray'ın şeyhülislamıydı.
Mustafa Kemal hakkındaki idam fetvasını yayınladı.
Sadece üç ay 25 gün şeyhülislamlık yaptı, bu kısacık süre içinde hem idam fetvası çıkararak, hem Sevr anlaşmasına onay vererek, vatana ihanette sürat rekoru kırdı.
Kuvayi Milliye'den nefret ediyordu.
“Cenabı hakkın laneti bunların üzerine olsun” diyordu.
Kurtuluş Savaşımız zaferle sonuçlanınca, I·ngiliz gemisiyle kaçtı, Yunanistan'a sıgˆındı ama, Atina bunu kapının önüne koydu.
Yalvar yakar Hicaz kralı'nın himayesine girdi, orada öldü.
?
Bu şeyhülislamlar Mustafa Kemal'e “lanet” okurken, vatan topraklarımızda neler oluyordu?
?
İstanbul işgal altındaydı.
Çanakkale Boğazı işgal altındaydı.
Trakya işgal altındaydı.
İzmir'den başlayarak Ege komple işgal altındaydı.
Antep, Maraş, Urfa, Adana işgal altındaydı.
Antep öylesine ağır kuşatılmıştı ki, kadınlarımız zerdali çekirdeklerini kırıp, eziyor, kepek hamuruna karıştırarak ekmek yapıyordu, açlıktan kedileri bile yemek zorunda kalmıştık.
Kars, Iğdır, Ardahan işgal altındaydı.
Antalya, Mersin, Hatay işgal altındaydı.
Bursa, İzmit, Zonguldak, Eskişehir, Burdur işgal altındaydı.
Topraklarımızın bir tarafında Pontus devleti kurmaya çalışıyorlardı, bir tarafında Ermenistan kurmaya çalışıyorlardı, bir tarafında Kürdistan kurmaya çalışıyorlardı.
Britanya'dan para alan, padişahın tetikçileri, Çapanoğlu, Koçgiri, Anzavur, memleketin dört bir yanında ayaklanma vardı.
İstanbul sokaklarında, İngiliz, Fransız, İtalyan, Amerikalı, Yunan, Cezayirli, Faslı, Hintli, hatta Japon askerleri devriye geziyordu.
10 yaşında kız çocuklarımızın ırzına geçiyorlardı.
İki yaşındaki bebelerimizi süngülerin ucuna takıp, sokak sokak gezdiriyorlardı.
Bebelerimizi emzirmesinler diye, yeni doğum yapmış annelerimizin meme uçlarını kesiyorlardı.
Yaşadıkları yüzünden aklını yitiren kadınlarımız vardı.
Yaşadıkları yüzünden canına kıyan kızlarımız vardı.
Bak adres vereyim, Bursa Osmangazi'de çocuklar kadınlar dahil 97 kişiyi camiye doldurup, ateşe vermişlerdi, diri diri yakmışlardı, pencerelerdeki demir parmaklıklara çocukların elleri yapışmıştı.
İzmir Bergama'da 200'den fazla insanımızı devasa çukura doldurup, makineli tüfekle tarayıp, cenazelerine benzin döküp yakmışlardı.
Aydın Söke'de 57 insanımızı kuyuya üst üste atarak öldürmüşlerdi.
Onbinlerce böyle belgeli, fotoğraflı örnek var.
Kuran'ı Kerimleri parçalıyor, sayfa sayfa hela çukurlarına atıyorlardı, insanlarımız o sayfaları çıkarıyor, yıkıyor, ağlaya ağlaya toprağa gömüyordu.
Çanakkale'de şehitliklerimize dışkılıyorlardı.
?
Başka neler oluyordu?
Yunan gazeteci Tasos Kostopulos kitap haline getirdi…
?
“Uşak yakınlarındaki köyde Türk kadınları, çocuklar ve yaşlılar camiye kapanmıştı. Bizim askerler etraftan ot topladılar, sonra da toplanan otları yakıp caminin penceresinden içeri attılar. İnsanlar dumandan dışarı koşuştular. O zaman da bizim reziller kadın ve çocuklara atış talim tahtasıymış gibi ateş etmeye başladılar.”
?
“Eve girdim. Ölü bir Türk ihtiyarın cesedi üzerinden geçtim. İçerden sesler geliyordu. 10 kadar askerimiz bir Türk kızının eteklerini kaldırmışlar, zorla dansettiriyorlardı. Beni görünce ‘gel sen de mezeden tat' dediler. ‘Ayıp' dedim. Türk kızı yanıma koştu, ayaklarıma kapanarak yardım istedi. Askerlere yalvardım, kadındır yapmayın dedim. Biri süngüsünü çıkarıp bana yöneldi. Kaçmak zorunda kaldım. Kızın çığlıklarını unutamadım.”
?
“Ayrıldığımız her yeri yakıyoruz. Dehşet verici bir manzara. Verilen emir açıktı. Neyi taşıyamıyorsanız yakın… Onca köyde yaşlılar, hastalar, sakatlar, çocuklar ne yaptı, meçhul.”
?
“Köye girdik. Kızlara ailelerinin gözü önünde tecavüz edildi. Askerlerimiz o gece yağmaladıkları ipek yorganlarda yattılar.”
?
“Türkler korkudan ailelerini geceleri mezarlıklarda saklıyorlardı. İki askerin tecavüz etmeye çalıştığı kızı kurtardım. Annesi koşarak ellerimi öpmeye başladı. Az ilerde diğer iki kızı cansız yatıyordu.”
?
“Birden kendimi yaşlı adamın karşısında buldum. Yapabileceğim bütün iyilik, onu bir an önce ve birden öldürmekti. Bazıları çok acı çekiyordu, boğazlanan danalar gibi debelenirken… Köy ateşe verildi.”
v
Başka neler oluyordu?
Fransız kadın gazeteci Berthe Gaulis yazdı…
?
“Yunan geri çekilmesinin kurbanı Sögˆüt'teyim. Bursa'ya çok yakın. Harabe haline gelmiş. Savaşı kaybedip geri çekilmeye başladıklarında, böyle işler için özel olarak yetiştirilmiş artçı taburları tarafından yakılıp, tahrip edilmiş. Önemli miktarda dinamit, yangın bombası ve patlayıcı kartus¸lar kullanmışlar.”
?
“Savaş esiri yunan subayları, bu tahribatın İngiliz subaylarının nezaret ve direktifi altında yapıldığını söylediler. Kasabanın eşrafı da bu işin İngilizlerin nezaretinde yapıldığını anlattılar.”
?
“Yıkıntıların altında insanların cesetleri kalmış. Bu cesetlerden o kadar tahammül edilmez bir koku havaya karıs¸makta ki, savas¸ alanı bunun yanında hiç kalır.”
?
“Aks¸amın alacakaranlıgˆı çöktü. Yanmış evlerin üzerinde tüneyen baykus¸ların sesleri duyuluyor. Agˆaçlar kömür haline gelmis¸.”
?
“Camilerin hepsi yıkılmıs¸.”
?
“Maddi zarar çok büyük, Yunanlar her s¸eyi götürmüs¸ler. Fakat yağmalanan dükkanlardan daha kötüsü, evler yakılmıs¸ ve kadınlara, ihtiyarlara ve çocuklara hakaret edilmis¸. Bunlar Aydın'da yapılanların aynısı.”
?
“Ertugˆrul Gazi'nin türbesindeyim. Müslümanların en kutsal ziyaret yerlerinden biri… Çes¸itli biçimde kirletilmis¸, tahrip edilmis¸. Türbenin kapısı ile içindeki granit lahitin kapagˆı açılmıs¸.”
?
“Bilecik'te büyük facialar olmus¸. Buraların ahalisinden sagˆ kalanlar büyük bunalım içinde. Tecavüze ugˆramamıs¸ genç kız veya kadın kalmamıs¸. Bilecik, Pompei gibi. Her yer kül, is ve kurum içinde.”
?
Evet… Saray'ın şeyhülislamları Mustafa Kemal'e “lanet” okurken, vatan topraklarımızda işte bunlar oluyordu.
?
E, şimdi bakıyoruz…
?
Atatürk'ü hutbelerden çıkaran, Çanakkale Zaferi'nde 19 Mayıs'ta 23 Nisan'da 30 Ağustos'ta 29 Ekim'de Atatürk'ü yok sayan, 10 Kasım hutbesinde bir fatiha bile okumayan diyanet işleri başkanı… Ayasofya'nın minberine çıkmış, bu topraklarda yeniden ezan okunmasını sağlayan Atatürk'e “lanet” okuyor.
?
Bu milletin milli mücadele, özgürlük, bağımsızlık, demokrasi ve cumhuriyet tarihi gayet net bir tercihtir…
Ya Mustafa Sabrilerin safındasın, ya da Kuvayı Milliye'nin.
?
Atatürk'e “lanet” okuma nankörlüğünü gösteren diyanet işleri başkanı… Tıpkı kendisi gibi Atatürk'e “lanet” okuyan Mustafa Sabrilerin, Dürrizadelerin manevi mirasçısıdır.
"Yılmaz Özdil "
Bir armağan gibi, Tanrı'dan bana
Kış güneşinde altın kirpiklerin
Ben seni çok sevdim
Hiç kimse söyleöiyorsa ben söyleyeyim. Bu ülkeyi işgalden kurtarıp fikri hür irfanı hür vicdanı hür ülke haline getiren bir lidere üstelik hutbesinden lanet okudukları camiiyi bile işgalden kurtaran bir lidere milletin gözünün içine baka baka satır aralarında lanet gizlemek aşağılık bir tutumdur. Yunan işgaline uğramış topraklarımız da lanet yok mu.. Kabenin etrafındaki ecdat kalesi kabeyi korumuyormuydu neredeydi aklınız mimarsinanın güzelim eserleri yıkılırken üstelik peygambere saygısından secde eder gibi hazırlanmış sütunların yerine kârhaneler dikilirken neredeydi aklınız... Hainsiniz... İktidarın dahilinde ihanet içindesiniz. Bu ülkenin insanları her camii açılışında gurur duyar. Ama bilir ki hutbeye haçlı gaması süslü bir kılıçla lanet okuyan adam bırak imamı insan müsvettesi bile değildir..
KOÇ;
1-Hayat felsefesi: Arayanı arar,soranı sorur,unutanı unutur.
2-İlişki durumu: O da ne öyle?
3-Ruh hali: Bir mucize olsun.
4-Hayatına fazla insan almaz.
5-Duygusal yanını kimseye göstermez.
6-Bazı insanları en zor gününde tanıdı.
7-Çok kırılsa bile belli etmez.
8-Özeldir.
BOĞA;
OLUMLU YÖNLERİ;
1-Fazlasıyla sadıktır.
2-Kafaya koyarsa yapar.
3-Yardımseverdir.
4-Kararlıdır.
5-Bir şeyden nefret ediyorsa,bunu rahatça dile getirir.
OLUMSUZ YÖNLERİ;
1-Kuşkucudur.
2-Alıngandır.
3-Çabuk sıkılabilme özelliğine sahiptir.
İKİZLER’in gün içinde yaptığı şeyler;
1-Uyanmak
2-Yemek
3-Kafaya takmak
4-Kafaya takmak
5-Kafaya takmak
6-Kafaya takmak
7-Kafaya takmak
8-Uyurken kafaya takmak
9-Uyumak
YENGEÇ;
1-Sevimlilik: %100.
2-Samimilik: %100.
3-Doğallık: %100.
4-Kıskançlık: %80.
5-Duygusallık: %15637828.
6-Tatlılık: %100.
7-İnatçılık: %60.
8-Fedakarlık: %90.
9-Şarkı dinleme derecesi: 7/24.
10-Denizi çok sever.
11-Gökyüzü gibi bakıyor.
12-Şüphecilik: %100.
ASLAN;
1-Herkesle anlaşamaz
2-Birisini sevme derecesi: Nirvana
3-Kıskançlıkta: Dünya markası
4-Zor burçtur
5-Kolaya kaçmaz
6-Zoru sever
7-En büyük özelliği: Hep dürüst olduğu için sevilmemesi
8-Süslü yalanlar söylemeyi sevmez.Yalancı insanları da sevmez
9-Efsane ötesi bir burç.
BAŞAK;
OLUMLU YÖNLERİ;
1-Dert dinlemekte ustadır.
2-Huzuru sever.
3-Severse,pes etmez.
4-Zoru sever.
5-Çok tatlıdır.
OLUMSUZ YÖNLERİ;
1-GÜVENMEK
2-GÜVENMEK
3-GÜVENMEK
4-GÜVENMEK
5-HEP GÜVENMEK
6-ÇOK GÜVENMEK
7-HER DEFASINDA GÜVENMEK.
8-GÜ-VEN-MEK.
TERAZİ;
1-Kaybetmeyin Terazi’yi,çok ararsınız.
2-Derin düşüncelerin insanıdır.
3-Terazi’ye yalan söylemeyin,hayatından çıkarır.
AKREP’in ruh hali;
Uzaktan nasıl gözüküyorum bilemiyorum ama içim çok kırgın.Kırıldıkça içime atmaya çalıştım,dışarıya gülerken.Mutlu olunca hep bir şeyler tersine gidiyor.Çok yorgunum ama fiziksel olarak değil,genelde öyle.Beni üzmeyin.
YAY’ın ruh hali;
NEDEN BENİ BU KADAR ÜZDÜNÜZ?
OĞLAK'ın ruh hali;
Çok özledim,eski günleri,eskiden tanıştığım insanları,samimi bulduğum insanları, zor günlerimde yanımda olanları. Ama unutmadığım çok şey var:Yaşanmışlıklarım,yaşadıklarım,kırıldıklarım bu kin değil,bazı şeyleri unutamıyorum.
KOVA’nın ruh hali;
GÜLÜMSE,ÇOK MUTLU OLACAKSIN.
BALIK yoksa çoğu şey anlamını yitirir.
Balık yoksa hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
Balık yoksa o ortamın neşesi olmaz.
Balık yoksa yokluğu koyar.
Balık yoksa çoğu şey anlamsız gelir.
Balık yoksa mutsuzluk alır başını gider.
Balık yoksa kimse seni onun gibi sevemez.
"Çocukları ürkütülmüş bir dünyanın,
denizi mavi olsa ne yazar,
olmasa ne..."
Cahit Zarifoğlu
Hayat böyleydi işte, kaşıkla verir verir ve sonra bir gün kepçeyle verdiklerinin tümünü geri alırdı..
.
.
Hayat böyleydi işte, kaşıkla verir verir ve sonra bir gün kepçeyle verdiklerinin tümünü geri alırdı..
.
.
BALIK;
1-Zekidir.
2-Dürüsttür.
3-Adaletlidir.
4-İnatçıdır.
5-Yeniliği sever.
6-Yalakalıktan hoşlanmaz.
7-Duygularını açığa vuramaz.
8-Özgürlüğüne düşkündür.
9-Dostluğa çok önem verir.
10-Çalışkandır.
11-Kafaya koyarsa,yapar.
12-Farklı olmayı sever.
KOVA;
1-Yaz planı: Yok.
2-Bazı insanlara çok kırıldı.
3-Kafası komple delirdi.
4-Şu sıralar hiçbir şey yapmayacak kadar yorgun.
5-Sakin biridir ama içinde fırtınalar kopuyor.
6-Her şeyi dışa vurmaz.
7-Fazlasıyla iyi niyetli.
8-Şu sıralar çok sıkılıyor.
9-Özeldir ve özledi.
OĞLAK’ın bazı hataları;
-
-
-
-
-
-
OĞLAK muazzam bir burçtur.
dakika önce eğlenirken,5 dakika sonra boş duvarı seyredenler listesinde bugün;
YAY
YAY
YAY
YAY
YAY
YAY
YAY
YAY
Uzaktan soğuk gözüken,herkesle samimi olmayan,sadece sevdiklerine karşı samimi olan,kolay kolay muhattap olmayan,ya siyah,ya beyaz olan,grisi olmayan,tavrı net olan,sözünün eri olan,hep dobra burçlar;
AKREP
AKREP
AKREP
AKREP
AKREP
AKREP
Şu sıralar kafası allak bullak olan, bazı şeylere eskisi gibi hevesi kalmayan, bazı insanlardan fazlasıyla soğuyan, çok kırıldığı için içine kapanıklaşan, her şeye rağmen çok seven burçlar;
Terazi
Terazi
Terazi
Terazi
Terazi
Terazi
Terazi
BAŞAK;
1-Bir şeye uzun süre kafa yormaz,üşenir çünkü.
2-En mutlu olduğu zaman: Uyuduğu an.
3-IQ seviyesi yüksektir.
4-Kimseye kötü davranmaz.
5-Susuyorsa vardır bi bildiği
6-Çabuk soğur
7-Israr edilmesinden nefret eder
8-Yüreği güzel insanlar lazım Başak’a.
9-Bırakın uyusunlar.
ASLAN;
1-Kaybetme sebebi: Bir insana gereğinden fazla değer vererek onu baş tacı etmesi.
2-En nefret ettiği şey: İnadına yapılan hareketler.
3-En çok sevdiği şey: Sevdiği insanların yanındayken huzurlu olmak.
4-En çok üzüldüğü şey: Onu hep üzen birisine hep güveniyor olması.
YENGEÇ;
1-Artık kimseye güvenemiyor.
2-Yalnız değildir,tek başınadır.
3-Neyseler birikmiş içinde.
4-İçinde fırtınalar kopuyor,dışında yaprak kımıldamıyor.
5-Uğraşmaktan bıktı.
6-Normal insan sevemiyor,dengesiz olmalı.
7-Vazgeçilmez olan karşısındaki değil,vazgeçmeyen Yengeç.
İKİZLER;
1-Güvenme süresi: 1 saniye.
2-Soğuma süresi: 1 saniye.
3-Kıskançlık: %90.
4-Tatlılık: %100.
5-Birisine bağlanma: %1000.
6-Birisine güvenme: %1000.
7-İçine kapanma: %267263627128.
8-Sinirlenme derecesi: %99.
9-Yorgunluk: %100.
10-Kafaya takma: %100.
11-Sevimlilik: %99.
İçi ağlarken dışarıya kahkaha atmaktan yorulan burçlar;
BOĞA
BOĞA
BOĞA
BOĞA
BOĞA
KOÇ;
Konumu: Yanlış province.
İlişki durumu: Error 404 not found.
Kıskançlık: 280 karaktere sığmaz.
Samimiyet: %100
İnatçılık: Anlatamam,baya baya inatçı.
Sıcakkanlılık: %100
Tatlılık: Çok ama çok tatlı.
Özgüven: Tavan.
Ruh hali: Anlatılmaz yaşanır.
Uzaktan sevmelerde: Birinci.
Ah benim,
Umut ekilip yoksulluk biçilen ülkem...!
.
.
.
Covid29 da ayasofyadaydı,kazanız mubarek olsun