Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi, mevt, irtihal, vefat: 'Çenesinde babamın ölüm günü gördüğüm asabi buruşmalar var.'- Y. Z. Ortaç.
sıradan bir olay sadece ne zaman geleceği bilinmiyor bazıları ölümden korkar neden korkulur ki kaçış yok ister sizlerin dediği yere ister başkalarının dediği yere sonuçta gidilecek
geceler indiğinde, feryat eder yaşlar gözlerime dağlar bedenimi bi ateş nerden geldiğini bilmediğim,nerden kimden aldığımı bilmediğim bi ateş yakar bedenimi... hayaller doğru değil tüm umutlar yalan koşarım ben bensizliğe... koşarım geceyi yarıp bensizliğe...
Aradan geçmişse yıllar Yitip gitmişse umutlar. Boşaysa bütün çabalar Yıllar sonra maddeselleşmişse Dillere destan aşklar Hayalse gerçek sandığın yar Yoksa sevgi, sevdiğin kadar Yoksa güven, güvendiğin kadar Yoksa değerin Senin verdiğinin binde biri kadar Aşağılanıp horlanmışsan İncitilip, kırılmışsan Adam yerine konulmamışsan Ve halâ delice seviyorsan Bir gün birden bire başlar Senin senle çatışman Saygın, onurlu, şerefli benliğin Çöker üzerine aptal aşık benliğinin Gırtlak gırtlağa gelirler. Onurlu kimliğin göm yüreğine sevgini Kurtar haysiyetini çek git diye diretir Aptal aşık kimliğin halâ diretmektedir Sevgi her şeyin üstündedir, Sevgin, sevdiğin olmadıktan sonra Onur, gurur dediğin nedir. Günlerce boğuşur, çatışır dururlar Aynı bedende iki ayrı kişilik Sonra dar gelmeye başlar bedenin Yenişemeyen iki ayrı kişiliğine Patlayacak gibi şişer damarların Zonklamaya başlar beynin Çıkmak istercesine yerinden Bu yaman kavganın çığlıkları Yükselir ruhunun derinliklerinden İki kişiliğinde yenişemezse Her raunt hep berabere biterse Yorulur bedenin, tükenir drencin İşte o noktaya geldiğinde Herkesin korktuğu son Sana başlangıç görünür Yenişemeyen iki kişiliğin yenişir Çözülemeyen sorun da çözülür Ölüme bu noktaya gelip gidenler Asla korkmazlar ölümden Güle oynaya düğüne gider gibi ölür.
ölümler çıplak gelir... geceyi indirir yavaşça gözlerime... benden geçmek kolay değil, feryat eder ateş sözlerime... yayılır nefesin çiçeklere... ay ışıldar soğuk bedeninde... günah bana hiç el değil... feryat eder dilim hüzünlere... Vedalar doğru değil... Sevgiler yalan değil... Koşarım ben sensizliğe... Bu son bakışsa gitmek... Hiç mümkün değil... Görünür bana senden kalan... Bilirim ki vardır şarkımı duyan... Boşunadır yakarış çizilene... Geçer zaman aşk sevilince... Ölümler çıplak gelir... Geceyi indirir yavaşça gözlerine... Senden çıkmak kolay değil... Beterdir hayat acılar çekenlere... Vedalar doğru değil... Sevgiler yalan değil... Koşarım ben sensizliğe... Ağlarım yağmur düşürür seni... Kapı açık gir içeri...
mutluluk yok belki sonunda ama hüzünde yok, kederde, acıda...mutlu olamayacağım belki, ama artık hiç bi zaman mutsuzda olmayacağım... hüzünlenmeyeceğim...acı - artık - yok...
kahpe bi gecenin çığlığı var kulağımda...başıma geçirdiğim tırnaklarımın arasında kafamın derisi,gözlerimde devrilmiş şarapların alkolleri akıyor...nerden aktığını bilemediğim kan ellerimi ve kollarımı kapladı, dudaklarıma geçirdiğim jiletin arasından akan kanlar boğazımı yakıyor...vücudum üşümeye başladı... şimdi akan kanın sıcaklığını daha rahat duyuyorum...kanın aktığı yerdeki bıraktığı sıcaklıktan kanadığı yeri hissedebiliyorum...tadını alıyorum ağızımda... boğazımı yakıyor... artık acıyı duymuyorum...üşüyorum sadece ama biliyorum biraz sonra oda geçecek...uykum var...artık uyumalıyım sanırım..zaman geldi...yüzümdeki kanla karışıp akan son göz yaşı geride kalanlara acıdığım için...
-cenin pozisyonunu almış yatağında sessiz bi uykuya dalışı bi bebeğin rahimden çıktıktan sonraki ilk uykusu gibi...yüzünde hiç bir zaman anlayamayacağınız mutlu bi tebessüm...hiç bi zaman öğrenemeyeceğiniz...nedenini hiç bilmeyeceğiniz hatta merak etmeyeceğiniz bi tebessüm...nedenini bilmekten korktuğunuz için aynı nedene sahip her insandan biri olduğnuza inanmadığınız için hiç öğrenmeyeceğiniz bi tebessüm...-
mecaz Sona erme, yok olma, ortadan kalkma.
mecaz Çok büyük sıkıntı, üzüntü:
'Sürgün benim için ölüm gibi bir şey olmuştu.'- R. N. Güntekin.
Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi, mevt, irtihal, vefat:
'Çenesinde babamın ölüm günü gördüğüm asabi buruşmalar var.'- Y. Z. Ortaç.
bir vakit gelecek olan ve yeniden varoluşun başlangıç noktası aslında ölüm uyanıştır şu an uykudayız
ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm...
kavuşmaktır...
Ölümden korkulacak ne var.
Azraïl'de olsa, gelen melek degilmidir.
sıradan bir olay sadece ne zaman geleceği bilinmiyor bazıları ölümden korkar neden korkulur ki kaçış yok ister sizlerin dediği yere ister başkalarının dediği yere sonuçta gidilecek
geceler indiğinde, feryat eder yaşlar gözlerime
dağlar bedenimi bi ateş nerden geldiğini bilmediğim,nerden kimden aldığımı bilmediğim bi ateş yakar bedenimi...
hayaller doğru değil tüm umutlar yalan koşarım ben bensizliğe...
koşarım geceyi yarıp bensizliğe...
hep bana ait olduğunu hissettim,benimdi sanki yanlız paylaşamamazcasına...yanlız benim
ölüm-üm...
Ölüm ırmağının girecek yerleri çoktur ama çıkacak yeri yoktur...
Kuss bin Saide
yokolma müziğim.
dert edene dermansızdır ölüm, HAK diyene bulunmaz düğündür ölüm...
Bir yosun tarlasinda dinlenirken gördüm ölümü kac kez,gülümseyerek selam verip gecti...
inna lillahi ve inna ileyhi raciun
yani Allah dan geldik ona döneceğiz
Bir kac gün daha...
ister inan, ister inanma o seni bulur..ne bir saniye önce nede sonra tam vaktinde.korkmamaya devam et
Ne kendi eğledi rahat
Ne halka verdi huzur
Yıkıldı gitti cihandan
Dayansın ehl-i kubur!
Ebebediyete acilan kapinin pasli anahtari gibi...
'Sessiz bir asilik vardır her ölümde ki etkiler diri kalanları.'Yaşayan ölülerden ışık alır' der kadim bir usta'
Korkulan bazen hoş gelir..................?
Aradan geçmişse yıllar
Yitip gitmişse umutlar.
Boşaysa bütün çabalar
Yıllar sonra maddeselleşmişse
Dillere destan aşklar
Hayalse gerçek sandığın yar
Yoksa sevgi, sevdiğin kadar
Yoksa güven, güvendiğin kadar
Yoksa değerin
Senin verdiğinin binde biri kadar
Aşağılanıp horlanmışsan
İncitilip, kırılmışsan
Adam yerine konulmamışsan
Ve halâ delice seviyorsan
Bir gün birden bire başlar
Senin senle çatışman
Saygın, onurlu, şerefli benliğin
Çöker üzerine aptal aşık benliğinin
Gırtlak gırtlağa gelirler.
Onurlu kimliğin göm yüreğine sevgini
Kurtar haysiyetini çek git diye diretir
Aptal aşık kimliğin halâ diretmektedir
Sevgi her şeyin üstündedir,
Sevgin, sevdiğin olmadıktan sonra
Onur, gurur dediğin nedir.
Günlerce boğuşur, çatışır dururlar
Aynı bedende iki ayrı kişilik
Sonra dar gelmeye başlar bedenin
Yenişemeyen iki ayrı kişiliğine
Patlayacak gibi şişer damarların
Zonklamaya başlar beynin
Çıkmak istercesine yerinden
Bu yaman kavganın çığlıkları
Yükselir ruhunun derinliklerinden
İki kişiliğinde yenişemezse
Her raunt hep berabere biterse
Yorulur bedenin, tükenir drencin
İşte o noktaya geldiğinde
Herkesin korktuğu son
Sana başlangıç görünür
Yenişemeyen iki kişiliğin yenişir
Çözülemeyen sorun da çözülür
Ölüme bu noktaya gelip gidenler
Asla korkmazlar ölümden
Güle oynaya düğüne gider gibi ölür.
Temmuz 2004
Müşfik Saltık
ölümler çıplak gelir...
geceyi indirir yavaşça gözlerime...
benden geçmek kolay değil, feryat eder ateş sözlerime...
yayılır nefesin çiçeklere...
ay ışıldar soğuk bedeninde...
günah bana hiç el değil...
feryat eder dilim hüzünlere...
Vedalar doğru değil...
Sevgiler yalan değil...
Koşarım ben sensizliğe...
Bu son bakışsa gitmek...
Hiç mümkün değil...
Görünür bana senden kalan...
Bilirim ki vardır şarkımı duyan...
Boşunadır yakarış çizilene...
Geçer zaman aşk sevilince...
Ölümler çıplak gelir...
Geceyi indirir yavaşça gözlerine...
Senden çıkmak kolay değil...
Beterdir hayat acılar çekenlere...
Vedalar doğru değil...
Sevgiler yalan değil...
Koşarım ben sensizliğe...
Ağlarım yağmur düşürür seni...
Kapı açık gir içeri...
Yanmam
Gönlüm yansa da
Ecel kapımı çalsa da
Gözlerim kapansa da yıldızların altında
Böyle etlerin çürür, toprak kurtları falan gezinir, çürük, kokuşmuş peltemsi eti yer, bir süre sonra sadece kemik ve toprak kalır.
Dikkat! Dikkat! Ölmek isteyenler icin son vapurumuz kalkiyor birbirinizi ezmeyniz..
bknz:ilerde kiyidan uzak bir yerlerde denize dökecegiz :))
her ölüm bi kıyametin sonudur...
allaaa canım nasıl çekti bak şimdi....
mutluluk yok belki sonunda ama hüzünde yok, kederde, acıda...mutlu olamayacağım belki, ama artık hiç bi zaman mutsuzda olmayacağım...
hüzünlenmeyeceğim...acı - artık - yok...
kahpe bi gecenin çığlığı var kulağımda...başıma geçirdiğim tırnaklarımın arasında kafamın derisi,gözlerimde devrilmiş şarapların alkolleri akıyor...nerden aktığını bilemediğim kan ellerimi ve kollarımı kapladı, dudaklarıma geçirdiğim jiletin arasından akan kanlar boğazımı yakıyor...vücudum üşümeye başladı...
şimdi akan kanın sıcaklığını daha rahat duyuyorum...kanın aktığı yerdeki bıraktığı sıcaklıktan kanadığı yeri hissedebiliyorum...tadını alıyorum ağızımda... boğazımı yakıyor...
artık acıyı duymuyorum...üşüyorum sadece ama biliyorum biraz sonra oda geçecek...uykum var...artık uyumalıyım sanırım..zaman geldi...yüzümdeki kanla karışıp akan son göz yaşı geride kalanlara acıdığım için...
-cenin pozisyonunu almış yatağında sessiz bi uykuya dalışı bi bebeğin rahimden çıktıktan sonraki ilk uykusu gibi...yüzünde hiç bir zaman anlayamayacağınız mutlu bi tebessüm...hiç bi zaman öğrenemeyeceğiniz...nedenini hiç bilmeyeceğiniz hatta merak etmeyeceğiniz bi tebessüm...nedenini bilmekten korktuğunuz için aynı nedene sahip her insandan biri olduğnuza inanmadığınız için hiç öğrenmeyeceğiniz bi tebessüm...-
Mâzi yaşarken ölüm hâlde giyilmiş kefen
Hareketsiz tabutta süzülür hisse gelen
Önüm sır ardım sır akıl bağ oyuncak fen
Bilirsin bilinmezi bekle kalbim o ânı
...
'Hasta olduğun için değil,hayatta olduğun için öleceksin.'
Lucius Seneca
'Tehidest avdet olmasın memat! '
(Eli boş dönüş olmasın ölüm)