Kültür Sanat Edebiyat Şiir

küçük prens sizce ne demek, küçük prens size neyi çağrıştırıyor?

küçük prens terimi Renan Re tarafından 20.11.2004 tarihinde eklendi

  • Yitikler Sokağı
    Yitikler Sokağı12.11.2015 - 13:56

    Nolmuş yani büyük adam olamadıksa, hayallerimizi satmadıkya!

  • Zuhru Addidi
    Zuhru Addidi25.06.2015 - 10:25

    Evcilleştirdiğiniz Herşeyden sorumlusunuz

  • Luci Lucifer
    Luci Lucifer13.09.2009 - 20:02

    2 ay sonra doğacak olan yiğenime aldığım kitap

    ara ara açıp okuyorum

  • Dulcinea
    Dulcinea13.07.2008 - 16:54

    Küçük Prens güllere döndü:
    - Güzelsiniz ama boşsunuz hepiniz,dedi.'Sizin uğrunuza hiç kimse canını vermez.elbette, benim çiçeğimi gören birisi onu sizlere benzetebilir. Ama o, tek başına bütün hepinizden daha değerlidir; çünkü onu ben suladım. Çünkü onu rüzgardan korumak için paravana buldum. Çünkü onun için bütün tırtılları tek tek öldürdüm. Çünkü ben onun şikayet edip durmasını, kendini beğenmesini dinledim; hatta kimi zaman susup kalmasını. Çünkü o benim gülüm'

    Tilki ona döndü ve şöyle dedi:
    - Gülünü senin için bu kadar değerli kılan onun için kaybettiğin zamandır.
    -Gülüm için kaybettiğim zaman... dedi küçük prens, unutmamak için..
    - İnsanlar işte bu gerçeği unuturlar dedi tilki. ' Ama sen asla unutmamalısın. İnsan evcilleştirdiği şeyden daima sorumludur.Sende gülünden sorumlusun...'
    -Gülümden sorumluyum... diye tekrarladı küçük prens, hiç aklından çıkmasın diye...

  • Cevriye Cebiryırtılmaz
    Cevriye Cebiryırtılmaz24.06.2008 - 20:07

    - ve üzüntünü unuttuğunda (insan her zaman unutur üzüntüsünü) beni tanımış olduğuna sevineceksin. hep dostum olarak kalacaksın. benimle birlikte gülmek isteyecek canın.. ve kimi zaman gidip, öylesine keyfince pencereyi açacaksın...dostların senin göküyüzüne bakarak güldüğünü görünce şaşıracaklar.. o zaman onlara diyeceksin ki: ' evet yıldızlar beni hep güldürür'!

  • Med Cezir
    Med Cezir02.04.2008 - 00:11

    Hani tam da şimdilerde kaybedilen dostluk, arkadaşlık, sevginin ne demek olduğunu ifade eden, bir zamanlar hayata umutla bakmanızı sağlayan, her ne kadar çocuk kitabı da dense; aradan geçen on yıl sonunda tekrar okunduğunda, aslında büyükler için yapılmış bir zaman makinesi olduğunu anladığınız efsane.

    Çocukluğunuzla birlikte kaybettiğiniz masumiyetinize, ne istediğinizi bildiğiniz günlere ve ''belki''lere, ''ama''lara dahil etmediğiniz, sıcaklığından yüreğinizin titrediği sevgilere, dostluklara değer tekrar eliniz, ama emeksiz ''sevgilerin '' soğukluğuna alışan bedeniniz, izin vermez uzun kalmanıza. Son cümleyle birlikte yine açılır ''yalan dünyanızın'' kapıları.

  • Med Cezir
    Med Cezir01.04.2008 - 23:51

    ''Eğer bir insan bir çiçeği seviyorsa ve milyonlarca yıldızın üzerinde bu çiçekten yalnızca bir tanecik varsa, yıldızlara uzaktan bakmak bile bu insanı mutlu etmeye yeter...''

  • Aslıhan Çakıray
    Aslıhan Çakıray01.04.2008 - 02:57

    Küçük Prens bana evcilleşmeyi çağrıştırıyor. Sırf birini seviyorsunuz diye onu kapsayan herşeyi onunla beraber sevebilmeyi öğretti. Bağ kurmanın emek harcamakla mümkün olduğunu ve bunun sabırla gerçekleştiğini öğretti. Çocukluğun kurtulunması gereken bir ayıp değil de kaybedilmemesi gereken bir erdem olduğunu öğretti. Defalarca kez okuyun, her seferinde biraz daha kalbinizin derinine indiğini hissedeceksiniz.

  • Kadir Kökten
    Kadir Kökten27.01.2007 - 16:03

    bana 'şimdi bir kitap seç ve 10 yıl boyunca başka kitap okumana izin verilmeyecek! ' denseydi seçeceğim kitap...

  • Kadir Kökten
    Kadir Kökten27.01.2007 - 15:50

    Küçük Prens’e büyük sevgi

    BURHAN EREN
    En çok dile çevrilen, en çok sevilen ve en çok hediye edilen kitaplardandır Küçük Prens. Nazlı Çiğdem Sağdıç, üç yıl önce tanışmış kitapla. Okuyan herkes gibi o da çok sevmiş ve kitabın farklı dillerdeki baskılarını biriktirmeye başlamış. Şimdi koleksiyonunu bir oyuncakçıda sergiliyor.
    Dünyada çok okunan, çok sevilen, neredeyse bütün dillere çevrilip defalarca basılmış bir kitaptır Küçük Prens. Fransız yazar Antony de Saint Exupery tarafından yazılmıştır. Bir başka özelliği daha vardır kitabın; bir kere okunmaz. Anlaşılmadığı için değil, çok sevildiği için tekrar tekrar okunur. En çok hediye edilen kitaptır aynı zamanda. Belki size de hediye edilmiştir; öyle tanışmışsınızdır küçücük gezegeninden çıkıp Dünya’mıza konuk olan Küçük Prens ile… Kimileri çocukken karşılaşır bu kitapla, kimileri ise ilk gençlik yıllarında.

    Nişantaşı Tunaman Pasajı’ndaki Leonardini oyuncak mağazasının bir köşesinde açılan küçük, mütevazı sergi, Küçük Prens’in ne denli sevildiğinin bir kanıtı. Sergi, Türkçede ve farklı dillerde, çeşitli zamanlarda basılmış Küçük Prens kitaplarından oluşuyor. Koleksiyonun sahibi ise Küçük Prens’in genç bir dostu, Nazlı Çiğdem Sağdıç. Baskçadan Arapçaya, Çinceden Aramcaya kadar pek çok dilde yayınlanmış Küçük Prens kitaplarından oluşan sergiyi, 24 Şubat tarihine kadar, cumartesi ve pazartesi günleri görebilirsiniz.

    Nazlı Çiğdem, Küçük Prens ile üniversite yıllarında, 18 yaşında iken tanışmış. Dört yıl kadar önce, bir arkadaşı hediye etmiş kitabı. Çocukken annesinin aldığı ve okuduğu bu kitabı tekrar okumuş. Sonra tekrar okumuş, sonra tekrar… “Küçük Prens hep çocuk kitabı diye anılır” diyor, Nazlı Çiğdem ve ekliyor: “Küçücük bir gezegen, bir çiçek ve bir volkanla ve birkaç kahramanla, bütün dünyanın sorunlarını, çıkmazlarını, her şeyini anlatıyordu hikâye. Hayran kaldım. Onca yalınlığına rağmen çok derin bir felsefeyi barındıran bir kitap aslında.”

    Daha sonra, iyi derecede bildiği ve tercümanlık yaptığı iki dilden İngilizce ve İspanyolcadan okumuş kitabı. Hatta orijinal dilinde okumak için Fransızca öğrenmeye bile başlamış. Nazlı Çiğdem, “Kitabı okuyacak kadar öğrendim ve okudum. Okuyunca Fransızca öğrenme hevesim de bitti.” diyor. Onun Küçük Prens’e olan düşkünlüğünü gören yakınları ve arkadaşları, yurtdışı seyahatlerinden Küçük Prens’in farklı dillerdeki baskılarını getirmeye başlamışlar ona. Kimilerini de kendisi sipariş etmiş. İnternete girince dünyada kendisi gibi Küçük Prens’in hayranı, yüzlerce kişinin, pek çok koleksiyonerin olduğunu görmüş. Kimi baskılar, onlarla sanal ortamda kurulan ‘Küçük Prens kardeşliği’ sayesinde gelmiş. Onlar kendi dillerindeki baskıları göndermişler Nazlı Çiğdem’e; o da onlara kitabın Türkçe baskısını göndermiş. Hatta biri, Küçük Prens’in gezegeninin tavana iple asılabilen üç boyutlu maketini göndermiş. Böyle böyle, üç yılda bu koleksiyon ortaya çıkmış. Küçük Prens’in sıkı dostu, “Her yeni dildeki ve baskıdaki kitaba ulaşınca yeni bir arkadaşım oluyor sanki.” diyor.

    Oyuncak almak için girdiği Leonardini’ye, koleksiyonunu sergilemeyi teklif etmiş. Mağazanın sahibi de bir Küçük Prens dostu çıkınca sergi açılmış. Leonardi’nin kurucusu ve sahibi Cemile Şenulubaş Tankurt, “Bir kitabın farklı dillerdeki baskılarını bir arada her zaman görmek zordur.” diyor ve kitapla ilgili şöyle diyor: “Mesajlarındaki saflığı gördükten, size yaşattıklarından, hayal kurmaktan vazgeçmemeyi öğrettikten sonra Küçük Prens’i okuyup da sevmemek mümkün değil diye düşünüyorum.” Hem koleksiyon sahibine, hem bu koleksiyona yer açan mağaza sahibine göre, bu mütevazı serginin anlaşılır bir sebebi var: Daha çok kişinin bu kitabı, dolayısıyla kitabın altını çizdiği değerleri fark etmesi… Ve Küçük Prens’in bir çocuk kitabı olmayıp yetişkinler tarafından da sevilerek okunabileceğinin fark edilmesi… “Çünkü ne kadar çok insan okursa bu kitabı dünya o kadar güzel olacak.” diyor Nazlı Çiğdem: “Psikologlara harcanacak paranın çok az bir kısmı ile Küçük Prens alıp aynı sonucu alabiliriz. Bu kitap, her şeyin bu kadar kötüye gitmesine rağmen bizi gerçeklerden uzaklaştırıp hayattan soyutlamıyor. Bilakis, hayatı mutlu bir şekilde sürdürmemizi sağlıyor.”

    Dünyada pek çok edebiyatçının, eğitimcinin ve eleştirmenin, okunmasını ısrarla önerdiği Küçük Prens’te ne var? Onu bu kadar başarılı kılan ve en çok okunan kitaplardan biri yapan ne? Soruyu, kitabın kahramanı Küçük Prens için ‘sanki arkadaşım gibi’ diyen Nazlı Çiğdem’e sorduk, o da cevapladı: “Herkesin rahatça ve severek anlayabileceği bir dille yazılmış öncelikle. Hayatın, kalın kitaplarla ve sayfalarca uzunlukta anlatılabilecek gerçeklerini küçük olaylarla ve yalın bir şekilde anlatıyor. Hayatın acımasızlığını, bir gün her şeyin biteceğini bir anda fark ettiriyor; ama bunu yaparken pek çok kitap gibi mutsuzluk vermiyor insana. Çünkü umut vaat eden bir kitap bu.”

    Küçük Prens’i okumadıysanız, bu kitabı pek çok kez okumuş biri olarak tavsiyemiz, yaşınıza başınıza bakmadan ve vakit kaybetmeden gidip okuyun. Eğer Küçük Prens dostu iseniz ve farklı dillerdeki baskıları görmek istiyorsanız Nazlı Çiğdem’in küçük sergisi sizi bekliyor. Gidemeyecek olursanız da hayıflanmayın. Çünkü ilerleyen zamanlarda bu serginin çok daha büyüğü ile karşılaşmanız kuvvetle muhtemel. Çünkü Nazlı Çiğdem diyor ki: “Bu sergiye bir çanta ile getirdim kitaplarımı. Bir sonrakine bavulla gitmeyi ümit ediyorum. Çünkü sergi açıldıktan sonra bile büyüdü, yeni baskılar geldi. Olur mu bilmiyorum, belki çocuklarım da devam eder ve bir gün bütün dillerde yapılmış bütün baskıların örneklerinin olduğu eksiksiz büyük bir koleksiyon çıkar ortaya...” b.eren@zaman.com.tr

    http://genclik.zaman.com.tr/? hn=116