Yolcu Şiiri - Ömer Albayrak Hayat Mr

Ömer Albayrak Hayat Mr
50

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Yolcu

Yolcuydum.

Öyle uzun uzun kalmaya niyetim yoktu bir Anadolu kahvehanesine oturdum.
Bir çay söyledim önce,
sonra bir selam verdim masalara.
Selamımı aldılar.
Birinin memleketimi sordu, öteki çocuğumu, beriki işimi…
Yolcu olmaktan çıkmışım,
onlar da yabancı olmaktan.
Bir kahvehanede insanın birbirine alışması ne kadar da kısa sürüyor.

Biraz sonra çayım geldi.
Kıpkırmızı,
usul usul demlenmiş,
cam bardağın içinde akşamüstü gibi duran bir çay.
Uzun zamandır şekersiz içiyordum.
Bu defa “Bir şeker atalım,” dedim,
“ağzımızın tadı yerine gelsin.”
Şekeri attım.
Eriyişini seyrettim.
Sonra çay kaşığını aldım elime.
Tam karıştıracaktım ki bir ses:
“Çok uzun zaman oldu…”
Elim durdu.
“Görüşmedik seninle.”
Şaşırdım.
Çay kaşığıydı konuşan.
Öyle yüksek sesle değil,
insanın kendi içinden duyduğu seslerden biriyle.
“Beni unuttun sanıyordum,” dedi.
“Yüzüme bile bakmıyordun.”
“Ne yaptın bu kadar zaman?”

Sustum biraz.
Sonra anlattım.
Neyi neden bıraktığımı,
neden şekersiz içmeye başladığımı,
hangi sofralardan kalktığımı,
hangi kapılardan sessizce çıktığımı…
O da dinledi.
Hiç sözümü kesmedi.
Sonra sordu:
“Çok yoruldun mu?”
“Yoruldum.”
“Canın yandı mı?”
“Yandı.”
“Kimseye anlatmadın mı?”
“Anlatmadım.”
“Niye?”
“Bilmiyorum,” dedim,
“belki de herkes dinliyor gibi yapıyor diye.”
Sustu.
Sonra biraz daha derine indi:
“Ben seni hep gördüm,” dedi.
“Uzakta durdum.
Hayatına karışamadım.
Çünkü beni bıraktın sandım.”

İşte o zaman elim titredi biraz.
Terk ettiğimi sandığım şeylerin bir yerlerde beni beklediğini unutmusum.
“Peki,” dedim,
“sen ne yaptın bütün bu zaman?”
Güldü.
“Ben mi?”
“Ben hep aynı yerdeydim.
Birilerinin çayını karıştırdım,
birilerinin şekerini erittim,
birilerinin elinde dolaştım.
Ama seni bekledim.”

Tam o sırada çaydan bir ses geldi:
“Vay vay vay…”
Çay da karışmıştı artık.
“Ne güzel muhabbet,” dedi.
“Beni unuttunuz galiba.”
Sonra biraz nazlandı:
“Bakın, ben burada soğuyorum.”

Güldüm.
Bir Anadolu kahvehanesinin ortasında bir çay kaşığıyla,
bir bardak çayla hasbihal ediyordum.
Dışarıda şehir insanların birbirine yetişemediği kadar kalabalıktı.
Telefonlar çalıyor,
arabalar geçiyor,
insanlar birbirinin yanından birbirine değmeden yürüyordu.
Buradaysa bir adam çay kaşığıyla konuşuyordu.
Ve kimse garipsemiyordu.
Belki de Anadolu'nun sırrı buydu.
Burada çay soğumadan insanın derdi dinlenirdi.
Kaşık susardı,
çay dinlerdi,
kahveci anlardı.
İnsan, uzun zamandır görmediği kendisiyle bir bardak çayın başında yeniden tanışırdı.

Ayağa kalktım.
Hesabı ödemek istedim
Kahveci elimi usulca itti

Çay kaşığını bardağın içinde bıraktım.
Çıkarken dönüp baktım.
“Görüşürüz,” dedim.
Çay kaşığı cevap vermedi.
Ama sanki incecik bir sesle:
“Fazla uzak kalma…”
dedi.
Ben de çıktım.
Şehrin kalabalığına doğru yürüdüm.
Ama ilk defa kalabalığın içinde yalnız değildim.
Cebimde hiçbir şey yoktu.
Ne şeker,
ne çay,
ne de çay kaşığı.

Nedense içimde bir yer, uzun zamandır ilk defa bu kadar tatlıydı.

Ömer Albayrak Hayat Mr
Kayıt Tarihi : 11.08.2026 12:29:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!