Kültür Sanat Edebiyat Şiir

kara delik sizce ne demek, kara delik size neyi çağrıştırıyor?

kara delik terimi Erhan Hakalmaz tarafından 20.12.2002 tarihinde eklendi

  • Timurhan Ocakcioglu
    Timurhan Ocakcioglu 15.02.2013 - 22:46

    burada anlatılanların haricinde bazı erkeklerde bağımlılık yapan farklı bi delik.

  • Osman Özütler
    Osman Özütler 10.06.2009 - 19:18

    Galaksiler arası uzay boşluğuna verilen ad..

  • Minel Tezcan
    Minel Tezcan 08.04.2008 - 19:45

    Ölen bir yıldız, eğer güneşimizin üç mislinden daha ağırsa, nötron yıldızı seviyesinde kalamaz, çekirdeğindeki tepkime ve yoğunluk artması devam eder ve 'kara delik' haline gelir. Eğer güneşimizi 1cm³(santimetreküp) hacmine sıkıştırabilseydik, 1cm³'lük karadelik yapmış olurduk. Bir an için bu yapmış olduğumuz 1cm³'lük sıkıştırma işleminin karadeliğe dönüşmediğini düşünelim; en azından 1cm³'lük cisim, güneşle aynı ve eşdeğer kütleye,yoğunluğa(bu tanımlama yanlış. hacim kaybı olduğu için güneşle eş değer yoğunluğa sahip olmaz. daha yoğun bir kütle meydana gelir) ve kütle çekim kuvvetine eşit olacaktır.(Bu bile muazzam bir durumdur.) güneş sistemindeki diğer sekiz gezegende 1cm³'ün çekim kuvvetinde yörüngede döneceklerdir.

  • Minel Tezcan
    Minel Tezcan 08.04.2008 - 19:40

    Kara Delik uzayda maddenin çok küçük bir noktaya toplanması ile meydana gelen bir nesnedir. Kütle çekimi o kadar güçlüdür ki, ne ışık ne madde ne de her hangi diğer bir informasyon onun 'olay ufkundan' uzaklaşamaz. Bu yüzden görünmez ve sadece kara bir delik olarak belirir.

  • Hamit Kenan
    Hamit Kenan 04.07.2007 - 15:16

    Bir çay kaşığının kapladığı yerin 10*13 kg olduğu muazzam kütleli içine çökmüş yıldızlardır.Işık bile çekim kuvvetinden kaçamadığı için kara delikleri göremeyiz.
    Tabi bu arada kara delik denilince akla ilk gelen isim ünlü fizikçi Stephen Hawking...

  • Betül Uğur
    Betül Uğur 04.07.2007 - 02:02

    dini bi sohbette bir arkadaş demişti benim bildiğim kadarıyla kıyamet habercisiymiş. dünya o deliği girdiği an kıyamet kopacakmış ve git gide yaklaşıyormuşuz bu deliğe! bilimsel açıklamasını bilmiyorum

  • Yasın Muco
    Yasın Muco 08.05.2007 - 16:10

    rivayete göre karadeliklerin içine giren şeyler yok olmaz, ne girerse girsin nokta boyutuna indirilir, bu nedenle sonsuz bir yoğunluğa ve ağırlığa sahip olur

  • Ahmet Eman
    Ahmet Eman 16.04.2007 - 23:34

    kapı deliği:D

  • Konfüçyus
    Konfüçyus 28.12.2005 - 01:35

    kara delik için bazı kitapların söylediğine göre başka bir boyuta açıldığı yazılmaktadır.Bu konuya da birçok kişi inanmaktadır son kez görüldüğü zaman uydusu kuğu x-1 olarak görülmüş ve adlandırılmıştır.sonkez olarak ışığı bile kırarak içine çeken bir delikten ben geçmek istemem çünkü kahveyi karıştırırken içine süt dökmek gibi bir olayla karşılaşacaksınız
    teşekkürler KUĞU X-1

  • Düşünmüyorum Yine De Varım
    Düşünmüyorum Yine De Varım 06.10.2005 - 12:07

    kaç akdelik geliyor.

  • Gülçin Yilmaz
    Gülçin Yilmaz 21.09.2005 - 17:15

    ye beni ye beni ye beni!

  • Kenan Alpogan
    Kenan Alpogan 24.07.2005 - 19:42

    kapıları başka boyutlara açılan korkunç bir çekim alanı..............

  • Alp Tanhu
    Alp Tanhu 01.01.2005 - 23:09

    karadelikler keşfedildi ancak, bunun bir zıttı ak delik teorisi, kanunlaşmayı bekliyor...

  • Alp Tanhu
    Alp Tanhu 01.01.2005 - 23:08

    kısaca, güneşten daha büyük kütleli yıldızların enerjilerinin bitmesi sonucu olacakları yeni durumları...
    kütleleri kendi içine doğru çökecek ve küçülecek...ve çevrelerindeki gravitasyon alanlarına giren maddeleri yutarak kütlece artacaklar...
    ancak güneşin karadelik olması için kütlesi oldukça az,
    güneş için şu postulat mantıklı:
    güneşin enerjisi bitince, kendi çevresi etrafında bir balon gibi şişerek yörüngelerindeki gezegenleri yutması bekleniyor...

  • Harun Hayırlıoğlu
    Harun Hayırlıoğlu 13.06.2004 - 06:08

    Bence cehennemin bizim evrenimizdeki hali (MUAZZAM BİR CEKİM GÜÇÜ HER YÖNÜYLE)

  • Senem Shamsili
    Senem Shamsili 13.06.2004 - 03:35

    En gencini bulduklarini soyluyor bilim adamlari; gelisimini izlemek ilginc olacak.

  • Recep Ünal
    Recep Ünal 03.05.2004 - 14:42

    enerjının sınırsız oldugu bır bosluk

  • Ebubekir Korucu
    Ebubekir Korucu 19.01.2004 - 23:26

    Karadeliklerde Enerji ve Hız:

    Hiçbir kitle, kendi âleminde ışık hızından daha hızlı hareket edemez; ama karadeliklere girmekte olan bu âlemdeki kitleler, bu âlemin kitlesi olmalarına rağmen; başka bir âleme geçiyorlar. Karadelikten içeri girdikleri andan itibaren, artık bu âlemde değiller. Başka âlemde oldukları için de hızları, ışık hızının ötesine ulaşıyor. Ulaşınca, ayrılmak mümkün oluyor. Partiküllerin birbirinden ayrılması söz konusu oluyor. Enerji, ışık hızının aşılmasından kaynaklanmıyor. Enerji zaten mevcut ve çektiği sistem, âlem değiştirdikten sonra; ışık hızının ötesinde bir hıza ulaşıyor; yani kütleler hüviyet değiştiriyor. Işık hızında diyelim ki; bir karadelik, bir sistemi çekiyor kendisine.

    Şimdi bir yıldızın, karadelik tarafından çekildiğini düşünelim. Yıldız bu âleme ait; yani sağ ve sol spinli bir çift elektrondan oluşan bir sistem. Genişletin bunu; mutlaka çift yaratılmıştır elektronlar, bir sağ spinli bir sol spinli olmak üzere; karşıt elektronlarla aynı standartlarda. Şimdi ne oluyor? Çekim öyle hızlı çekiyor ki; yıldızın kütlesi evvelâ bu âleme ait çekilmeye başlanmış, bu çekim gücü arttıkça, ışık hızına ulaşılıyor. Işık hızında elektronlarla karşıt elektronların ağırlığı eşit oluyor. Normal bir kütlede bütün elektronlar, karşıt elektronların iki katı ağırlığın sahibidir. Devir sayısı da iki kattır; ama karşıt elektronlar, negatif ağırlık taşırlar. İşte bu sistemde harekete geçen bir yıldız, o karadelikten içeriye girerken, bu âlemin kütlesi olarak girer. Ama ışık hızına ulaştığı zaman, elektronlarla karşıt elektronlar dengede değildir. Elektron devir sayısı ile karşıt elektron sayısı, dengeye gelince söz konusu olan hız, saniyede 300.000 km'lik ışık hızıdır.

    Çekim orada bitmiyor, devam ediyor. Devam edince, hız sınırı aşılıyor. Aşılınca, normal bir standartta, asla dönüş söz konusu; yani bu âleme ait olan bir madde, karşıt âlemde sonsuz hızda hareket haline gelebilir. Öyleyse ışık hızı aşıldıktan sonra, tekrar elektronların iki kat devir hızına ulaşması, karşıt elektronların elektronların yarısı kadar devir hızına ulaşması söz konusu. Ama bu başka bir âlemde vücut bulduğu için, aslında oradaki maddenin tam zıttı bir işlemi ifade eder. Oradaki elektronlar, karşıt elektronların yarısı kadar hıza sahipler. Halbuki bizim âlemimizde, elektronlar kaşıt elektronların iki katı hızındalar. Bizim âlemimizdeki elektronlar, oradaki karşıt elektronlar hüviyetine giriyor; karşıt elektronlar, elektron hüviyetine giriyor. Ve oradaki karşıt elektronlar hüviyetine giren bizim bu âlemdeki elektronlarımız, o kendisinin karşıt elektronunun iki katı ağırlığına sahip olduğu için, ışık hızının ötesinde sonsuz hıza ulaşıyor yıldız.

    Bu, eşyanın tabiatına son derece uygun bir sonuç ve sonsuz hızla yıldızı yutuyor karadelikler. Ve bu yutuştan sonra, bu hız söz konusu ve görünmez oluyor kitle. Işık hızını aşan kitle görünmez oluyor. Zahirî âlemden berzah âlemine geçen yıldızın kitlesi, orada yok oluyor. Aslında kütle var; ama artık bir kara madde. Hızı bir süre daha devam ediyor sonsuz hız ve sonra orada, o âlemde bir kara madde standartlarında bir sistem oluşuyor. Böyle bir dizaynın o standartlarda kalması da söz konusu değil. Başka bir sebeple, bu denge bozuluyor ve o âleme çekilen nesne, orada öyle bir kara madde oluyor ki; o artık hiç bir âleme ait değildir. Hiç bir âlemde algılanamaz.

    kaynak:http://65.122.110.233/webs/mutlulugunsirri/karadelik.htm

  • Seu Kuyt
    Seu Kuyt 14.09.2003 - 12:02

    KARADELİKLER BİR GÖK KAPISI MI

    Prof.Dr. Osman Çakmak /Eylul Sızıntı 2003

    Sema Kapıları
    Kur'an-ı Kerim'de 'semanın görünmez kapıları'na dikkatimiz çekilir. Kapılar geçit yerleri olduğuna göre, 'sema kapıları' ifadesini; başka uzay-zamana, farklı boyut ve kâinatlara geçit noktaları olarak anlamak mümkün müdür? Kur'an-ı Kerim'de yer alan 'sema' teriminin, bugünkü mânâsı ile 'uzay-zamana' karşılık geldiğini söyleyebiliriz.

    Bir türlü çıkamadığımız kâinatın dışına nihayet çıkabilecek bir kapı bulduklarını düşünen astrofizikçilere göre de, karadelikler bir uzay-zaman kapısıdır. Kur'an'ın rehberliğinde kâinattaki sırlara yorum ve açıklama getiren Bediüzzaman'a göre gökteki yıldızların bir kısmı Ahiret âlemlerine bakmaktadır.

    Parelel Evrenler ve Karadelikler
    Uzay gerilmiş bir ağa benzetilebilir. 'Çevir de gözünü semaya bak, bir çatlak, kusur görecek misin? ' (Mülk-3) âyeti uzay-zaman ağının son derece sağlam örüldüğününün de işareti olsa gerek.

    Ağ, üzerine konan ağır cisimlerce eğip bükülüyorsa, adına sema dediğimiz uzay-zaman ağı da içine 'oturmuş' bulunan büyük kütleli gök cisimlerince öylesine eğilip bükülür. Karadelik sonsuz bir ağırlık anlamına gelmektedir. O bölgede uzay-zaman ağı eğilip bükülmekle kalmaz, âdeta yırtılıp çatlamakta, daha uygun bir tabirle delinmektedir. Delinmenin anlamı fizik kanunlarının geçerliliğinin kaybedilmesi, o yörede fizik ötesi âleme kapı açılmasıdır.

    Karadeliklerin tesir sahasını bir 'huni' şeklinde tasvir edebiliriz. Bu bölgenin en geniş sınırı 'olay ufku'dur. Bir de çekim tesirinin olağanüstü arttığı, âdeta sonsuz hale geldiği bir bölge vardır ki, burası 'huninin' inceldiği uç kısmı teşkil eder ve 'tekillik' (singularite) ' adını alır. Tekilliğin ötesi farklı kanunların geçerli olduğu bir bölgedir. Bir kısım bilim adamının kanaatine göre karadelikler, kendi varlığı ve öz hacmi ile kendi 'dışına' taşmakta; 'uzay-zamanı' da beraberinde götürerek bizim âlemimize benzemeyen 'farklı' bir âleme geçiş kapısı görevi görmektedir.

    Kozmoloji ile ilgili eserlerinden tanıdığımız ünlü fizikçi Paul Davies bu konuda: 'Uzay, çok karmaşık bir şekilde 'zamana' bağımlıdır. Uzayın 'gerildiği ve büküldüğü' gibi, zaman da 'gerilir ve bükülür.' demektedir.

    Zamanın 'donarak' ebediyen durması, karadeliklerdeki tekilliğin (singularite) en belirgin özelliğidir. Zamanın durması, zamanın 'sabit' kalması; fizik kanunlarının geçerliliğini kaybederek; uzayın bütün öz ve özelliğini yitirmesi ve yepyeni bir başka kâinat'ın içine girilmesi demektir. 'Orası' bizim evrenimize hiç benzemeyecek, zaman, madde ve boyutlar farklı keyfiyete bürünecektir. Alıştığımız değer birimlerine sığmayacak özelliklere, fiziğin dar kalıpları ile açıklama getirmek zor görünüyor.

    Kâinat dışına açılan 'kapı' arayan astrofizikçiler için karadelikler umut kapısı olmuştur. Esasen paralel evrenler, 'karşı' âlemlerin yani ahirete ait dünyaların varlığına işaret eden ilgi çekici bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Bizim dışımızdaki evrenleri tasavvur etmek kolayca mümkün olmadığından, başka kâinatlar konusuna önceleri şüphe ile bakılmıştı. Ama bazı fizikçilerin kozmik ışınlar üzerinde sürdürdükleri çalışmalar ışıktan hızlı ışınların varlığını gösterdi. Üstelik matematikî denklemler de mücerret kâinatlara işaret ediyor, mücerret uzayları kabul etmeden ve dikkate almadan yapılan hesaplamaları yanlış çıkarıyordu.

    Gelişen olaylar gittikçe ışık hızından binlerce ve milyonlarca daha hızlı mücerret elemanlardan kurulu ve örülü evrenlerin varlığına destek veriyor ve konuya sıcak bakan uzmanların sayısını artırıyordu.

    Gelişen bilim, madde ve uzay konusunda yepyeni kavramlar getirdi. Önceleri maddenin bu kadar kısa ömürlü olacağı kimsenin hatırına gelmemişti. Madde gibi zaman dediğimiz sürecin karadelik çekimiyle başka bir akışa girmesinin sonsuz ve farklı boyutta dünyaları gündeme getireceği tahmin edilemezdi. Eskiden değişmez ve dokunulmaz ilân edilen ve âdeta ilahlaştırılan fizikî prensiplerinin karadeliklerde alt üst olacağı tahmin edilemezdi.

    Bu kâinat niçin yaratıldı ve niye yok ediliyor? Beklenen karadelik kıyametinden sonra yeni bir yaratılış var mı?

    Bu konular günümüzde sadece dinî sohbetlerde yer almakla kalmıyor, en modern astronomi merkezlerinde de yer alan tartışmalar arasında bulunuyor.

    Mecerra yahut, Şemsü'ş-Şumus: Karadeliklerin ötesi
    Uzayın dışına çıkabilecek tüneller olarak vasıflandırılabilen karadelikler kıyametle ilgili bazı hadislerin yorumunda bizlere ipuçları vermektedir. Bu ipuçlarıyla 'Mecerra ve Şemsü'ş-Şumus' konusuna bazı yaklaşımlarda bulunabiliriz. Ayrıca uzay ve kozmos ile ilgili âyet ve hadislerin üzerinde de bu çerçevede bazı yorumlarda bulunmak mümkündür.

    İlk hadis müellifi olarak kabul edilen San'ani'nin kayıtlarında Peygamberimiz'in (sas) şu sözlerine rastlıyoruz: 'Bana günler sunuldu. Cuma gününü gördüm; onun güzelliği ve nuru hoşuma gitti. Orada siyah nokta şeklinde bir şey gördüm. 'Bu nedir? ' diye sordum. 'Kıyamet onun içinde' kopacaktır' denildi. Hadisin diğer bir geliş şeklinde, 'Cuma günü bir aynada bana gösterildi.' denmektedir. (Abdürrezzak San'ani, Musannef, III/256, No.5559,5560) .

    Hadiste yer alan ve kıyametin onun içinde kopacağı belirtilen 'kara nokta' ile anlatılmak istenen nedir? İslamî literatürde yer alan 'Mecerra' ve 'Şemsü'ş-Şumus' tabirleri ile ne anlatılmak istendiği konusunda âlimler çeşitli yorumlar yapmışlardır. Kıyamet sırasında göğün yarılacağını, kapı kapı açılacağını ifade eden âyetin (Gök yarıldığı zaman -ve hep yapageldiği gibi- Rabb'inin buyruğunu dinlediği zaman) tefsirinde Hz. Ali (ra) 'nin göğün 'Mecerra'dan çatlayıp yarılacağı, açıklaması hayli dikkat çekmektedir. (Kadı Beyzavi, II/592; âyet için bkz. İnşikak.84/1-2) . Astrofizikteki gelişmeler çerçevesinde şimdi bu haberleri daha kolay kavrama imkânına sahibiz. Bilindiği gibi karadelikler için en belirgin özellik ağ şeklinde ve sağlam bir surette tesis edilen uzayın 'çatlayıp delinmesidir.' Mevcut bilgilerimize göre âyetlerin vurguladığı 'sema yarılmasını' şehadet âlemi olarak idrak ettiğimiz fizik dünyanın, yani uzay-zamanın değişerek farklı boyutlara kapı açılması olarak yorumlayabiliriz.

    Kur'an bize her zaman ipuçları vermekte ve birçok yerde de bunların 'anlayan, akıl sahibi ve bilgili kimselere misâl, âyet (ipucu, delil) ' olduğunu tekrarlamaktadır. Enbiya-32'de 'Göğü de dengesizliğe düşmekten korunmuş bir tavan durumunda yaratttık.' ilâhî fermanı bu gök tavanının arkasında başka dünyaların varlığına akla kapı açmaktadır. Semanın yani uzay-zaman denen fizikî kâinatın sağlam bir yapıda olduğu yanında, 'çatlaksız' olduğu da (Mülk-3) açıkça anlatılmaktadır. 'Gözünü bir çevir göğe bak, bir çatlak görebilir misin? ' buyurulmaktadır. Ancak kıyametle ilgili ayetlerde, semada çatlamanın vuku bulacağı sürekli vurgulanır. 'Gün gelir, yeryüzü başka bir yere, gökler de başka göklere çevrilir.' (İbrahim,14/48) âyeti de kıyamet esnasında bu 'çatlaklarla' ahiret âlemlerine kapı açılacağı açıkca belirtmektedir.

    Şemsü'ş-Şumus
    Çok hassas ve ileri bir çekim ölçme cihazı olan Weber dedektörünü kendi galaksimiz olan Samanyolu'nun merkezine yönelttiğimizde belli şiddette bir karadeliğin bize ulaşan çekim ışımasını kaydederiz. Bu, galaksimizin tam merkezinde bir karadeliğin bulunduğuna işaret etmektedir.

    Gerçekten de galaksimizin merkezinde çok şiddetli kozmik hadiseler cereyan etmektedir. Oradan alınan ışınlar merkeze yerleşmiş dev bir karadeliğin bulunduğunu göstermektedir.

    Galaksimizin güneşi diyebileceğimiz bu karadeliğin tahminen üç milyon Güneş'e eşit kütlede ve birkaç ışık saniyesi (bir ışık saniyesi 300.000 km) çapında olduğu tahmin edilmektedir. Onun çekim gücünün büyüklüğünü anlamak için Güneş'in Neptün gezegenine yaptığı çekim tesirini ta on ışık yılı uzaktaki bir gök cismine uyguladığı söylenir. Karadeliklerin ağırlığını yani çekiminin şiddetini ise bir çay kaşığı kadar miktarı 40 milyar ton gelen nötron yıldızları ile kıyaslayabiliriz. Karadelikler, nötron yıldızlarından yüz binlerce defa daha ağırdır. Her karadelik gibi Samanyolu merkezindeki karadelik de durmadan yutmaya devam etmekte, gitgide büyümekte ve güçlenmektedir. Yani tesir sahası gittikçe artmaktadır. Uzun kırmızı ötesi (infrared) astronomisinin tesbitleri, her saniye Güneş Sistemi'nin 50 km hızla onun yutulma sahiline yaklaştığımıza göre, dünyanın sonu bu karadelik yoluyla mı olacak? sorusu gündeme gelmektedir.

    Son yıllarda ortaya çıkan tesbitlere göre de dünyayı kendisine çekip götüren sadece galaksi merkezindeki karadelik değildir. Sürdürülen seri hesaplamalar ve hassas gözlem ve araştırmalarla, Güneş'in de kendi- ne has bir hareketi olduğu anlaşılınca, bi-lim dünyası büyük bir şok daha geçirdi. Güneş, Herkül Burcu yakınlarındaki ve ismine VEGA denen bir yıldıza doğru hareket halindedir. Güneş'in bu hareketinin, Kuzey Kutup Ekseni ile 37 derecelik bir açı yapacak şekilde gerçekleştiği ortaya çıkmış ve bu açıya bilimciler, 'solar apex' adını vermişlerdir. Güneş, işte bu Vega yıldızına doğru her saniyede 20 kilometrelik bir hızla hareket halindedir.

    Güneş'in bu hareketine, çekim gücü sebebiyle sisteme dahil bütün gezegenler gibi üzerinde yaşadığımız yaşlı ve yorgun Dünya da iştirak etmekte; böylece Güneş Sistemi belli bir doğrultu boyunca, hiç şaşmadan, şaşırmadan yoluna devam etmektedir.

    Güneş Sistemi galaksi merkezine doğru hareket etmekle birlikte bir miktar sapma göstermektedir. Acaba Güneş'imiz galaksi merkezine doğru olan rotasındaki aykırılığın kaynağı ne olabilir? Aykırılığı telâfi etmek için bizi çeken başka bir merkez daha olmalıdır. Bu eğer beyaz cüce veya pulsar olsaydı görülürdü. Eğer bu bir kara cüce yahut nötron yıldızı olsaydı, uzun süreçler gerektirirdi. Bu çok zayıf ihtimal göz ardı edilirse, tek bir açıklama kalıyor geriye... Bu bir karadelik olmalıdır.

    Bir karadelik veya mini mini bir kara nokta, her zaman her yerde birden karşımıza çıkabilir. Aniden burnumuzun dibinde veya yanı başımızda bitebilir. Karadeliklerin ışıyan yıldızları itip-kakma örneği, evrende çok yaygın olup, şimdi tahmin ettiğimizin on ile yüz katı daha çok olması beklenmektedir: Karadelik uzmanı Kipp Thorne'a göre en ihtiyatlı bir ölçümle, yalnız Samanyolu kollarında bir milyon karadelik bulunmaktadır. Kısacası evren, tasavvurumuzun çok üstünde karadelik barındırmaktadır.

    Güneş'imiz diğer güneşlere göre istisna olarak tektir. Güneş'imizin bir ikizi nin olması gerektiğini gök bilimciler kabul etmişlerdir. Güneş'imizin yakınlarında bir yıldız ışıması olmadığına göre 'Güneş'in eşinin' erkenden bir karadeliğe dönüştüğü üzerinde durulmaktadır. Uranüs, Neptün, Plüton gezegenlerinde de çekim dengesizliğinden söz edilmektedir.

    Güneş Sistemi'mizde kaç tane gezegen olduğunu dahi doğru dürüst bilmemekteyiz. Plüton gezegeninden sonrasını göremiyoruz. Güneş Sistemi'mizde bugün bilinen dokuz gezegen vardır. Ancak bu çok eski bir bilgidir. Bazı uzmanlara göre Güneş Sistemi, on iki gezegenden ibarettir. Bunlardan birisinin parçalandığı tahmin edilmektedir. Tietz-Bode, Güneş Sistemi'nin çapını Dünya ile Güneş arasını bir birim kabul ederek 374,8 birim olarak hesaplamıştır. Plüton gezegeninden sonraki mesafeye tam üç gezegen sığmaktadır.

    Meselenin başka bir boyutuna gelince, Güneş Sistemi'nde on iki gezegenden söz eden Bediüzzaman, Güneş'in manzumesiyle beraber Şemsü'ş-Şumus'a hareket ettiğini Kur'an'ın işareti olarak dile getirmektedir.

    Şemsü'ş-Şumus'u çok daha büyük bir yıldız olarak kabul ettiğimizde erken ölüme mahkum olmuş ve karadeliğe dönüşmüş Güneş'in ikizi olacaktır. Büyük yıldızların yakıtlarını küçüklere nisbetle çabucak bitirdiğini bu yüzden de 'ölüme' erken gittiğini burada belirtelim. Hatırlatacağımız diğer bir nokta ise, büyük yıldızların sonunun karadelik haline gelmektir.

    'Veşşemsu tecri limüstekarrin leha' (Yasin 38) âyeti (Güneş de bir delildir onlara, akar gider yörüngesinde) Güneş'in manzumesiyle beraber Şemsü'ş-Şumus'a doğru hareketine işaret eder.'

    Diğer açıklamalara da göz atalım:
    '..Ta Şemsü'ş-Şumus'un mihveri üstündeki elli bin seneden ibaret bir tek yevmine kadar eyyam-ı Rabbaniye vardır.' (Barla Lahikası,325) :

    Dünyanın ömrü ise Şemsü'ş-Şumus'un hareket-i mihveriyesi ile hâsıl olan eyyam iledir. (Barla Lahikası,326) :

    'Ve Şemsü'ş-Şumus'a tâbi ve âlem-i bekadan ayrılıp küremize bakan dünyaların ömrü, Şemsü'ş-Şumus'un işarat-ı Kur'anîyede ile her bir günü 50.000 (elli bin) sene olmasıyla...'

    'Şemsü'ş-Şumus'a tâbi dünyaların bekâ âleminden olduğu ve dünyamıza baktığı...'

    Bu ifadelerden çıkardığımız sonuçları şu şekilde özetleyebiliriz:

    - Güneş sistemi topluca Şemsü'ş-Şumus'a doğru yol almaktadır.

    - Şemsü'ş-Şumus ahiret ve bekâ âlemlerindendir. Yaşadığımız fizikî dünyadan farklı bir âlemdir ve önemli görevler yüklenmişlerdir.

    - Şemsü'ş-Şumus'ta geçerli zaman akışında bir gün, bizim ölçülerimize göre elli bin seneye eşittir. Buralarda zaman olağanüstü genişlemiştir. Bu zaman ölçüsü başka ayetlerde meselâ meleklerin sürati için dile getirilmektedir. Bu hızın, bekâ âlemlerinin, nurun hız ve zaman akışı olduğunu düşünebiliriz.

    Tarihî kayıtlarda Rabbü'ş-Şıra adlı bir güneşten söz edilir. Eğer gerçekten böyle bir güneş var idiyse, şu anda böyle bir güneşin görünmemesini, onun karadelik haline gelmesi ile açıklayabiliriz. Bilindiği gibi fezada bütün yıldızlar çift olarak bulunurlar. Güneş neden istisna olarak tek yıldız halinde bulunuyor? Eğer Güneş bir istisna olarak yaratılmamışsa onun da bir eşi olmalıdır ve Güneş'ten daha büyük bu ikiz şimdi karadelik olarak yerini almış olabilir. Uzayda birçok örneği görüldüğü gibi, daha önce karadelik haline gelen yıldız, zamanla eşini kendine doğru çeker ve sonunda onu bütünüyle yutar.

    Galaksi merkezindeki karadelikten başka,6.000 ışık yılı uzaklıkta bulunan Cygnus X-1 çift yıldız sistemindeki mavi dev HDE-226868 en yakınımızdaki karadelik olup, dünyada görebildiğimiz ikizinden devamlı surette madde yutmaktadır. Bu karadeliğin ikizinin yuttuğu maddenin içeri girerken sıkışarak ısınması sonunda dışarı çıkardığı âdeta ölüm çığlığı niteliğindeki röntgen ışınları, dünyadan kolaylıkla gözlenebilmektedir.

    Yakın zamanlarda ortaya çıkarılan bir diğer gerçek ise çok daha şaşırtıcıdır.1987 yılının bir sabahında, dünyanın önde gelen yedi bilim adamı, Washington' da bir araya geldi. Tartıştıkları konu şuydu: İçinde Güneş gibi 200 milyar yıldız barındıran Samanyolu, tarifi imkânsız bir hızla uzayda nereye gidiyordu? Astrofizik alanında isim yapmış bu yedi uzman, kısa süren bir tartışmadan sonra çalışmalarını ortak bir raporla bilim dünyasına duyurmaya karar verdiler. Samanyolu yıldız adası, saniyede 700 kilometrelik bir hızla,300 milyon ışık yılı uzaktaki Hydra-Cenaurus adı verilen bir galaksinin de ötesinde bir bölgeye doğru büyük bir hızla sürükleniyordu. Bu bölgede, on binlerce galaksiyi içine alacak büyüklükte, şimdiye kadar görülmemiş olağanüstü çekim gücüne sahip bir cisim vardı. Sonraki yıllarda yapılan çalışmalarda bu çekim sebebinin bir karadelikten kaynaklandığı anlaşıldı. Bu karadeliğin adına Büyük Çekici mânâsında 'Great Attractor' adı verildi. Samanyolu'nun bu hareketine ise Garip Özel Hareket manasında 'Peculiar Motion' dendi. Takip eden birkaç sene içindeki çalışmalar en az 900 galaksinin bu Büyük Çekici'nin tesiri altına girdiği- ni ve korkunç hızlarla ona doğru sürük- lendiğini ortaya çıkardı.

    Mecerra
    'Gökler kapı kapı açılır, her tarafı kapı haline gelen gökten melaike orduları birden indirme yapar.' (Nebe,78/19) âyetine göre açık kapısı olmayan ve geçit vermeyen uzay-zaman dört boyutlusunun kıyamet günü açılacağı ilk etapta akla gelmektedir.

    Nebe-19'da, 'Gök kapı kapı açılacaktır.' ayetinin kozmik izahını nasıl yapabiliriz? 'Gök kapılarının' ne olduğu konusunda tefsirleri incelediğimizde birçok müfessir, açık ve yakın manalardan ziyade uzak manalara yer verir. Peygamberimize atfedilen 'mecerra' ifadesi üzerinde yoğunlaştığımızda bazı ipuçlarına ulaşabiliyoruz. Tefsir yorumcularından bazılarına göre 'mecerra' ile Samanyolu kastedilmektedir. Yaptığımız araştırmada, Kuran'ın ilk yorumcularından ve bizzat Peygamberimiz'den (sas) ders almış olan İbn-i Abbas'ın açıklamalarını konumuz açısından dikkat çekici buluyoruz. Peygamberimiz'in (sas) ifadelerine göre 'Mecerra' sema kapısıdır ki, sema buradan yarılacaktır. Taberani'nin eserinde bulunan bir sözü ise şöyledir: 'Gökte bulunan mecerra, arşın altındaki yılanın teridir (salyası) .'

    Peygamberimiz (sas) o gün anlaşılmasında zorluk bulunan ince ve yüksek hakikatları çoğu kere teşbih ve mecazlar yoluyla anlatmıştır. Karadelikler için yapılacak en uygun benzetmelerden birisi de 'yılan' lâfzıdır. İki uzayı birbirine bir tünel-hortum şeklinde bağlama özelliği sebebiyle karadelikler için bilim dünyasında 'Worm hole' yani 'solucan deliği' tabiri kullanılmaktadır. Yılan bünyesine göre iri şeyleri yutabilmekte ve yutulan şeyi 'dar ve uzun bir tünelden' geçirmektedir. Karadeliklerin Şehadet Alemi'ni Arş'a bağlayan tünel olduğu ihbarı da bu hadisin ifadesinden sezilebilir.

    Geometrik çekim dengesinin bozulmasıyla -Genel Relativite'nin de ispatladığı üzere- göklerin uzay-zaman düzlüğü Kuran'a ait ifadeyle, dürülebilir ve bir kâğıt gibi buruşturulabilir, yıldızlar yerinden düşer. Çünkü gök cisimleri cazibe ipleri ile hassas bir şekilde birbirine bağlanmıştır. Karadeliklerin müthiş çekimi bu dengeleri alt üst edebilecek kuvvettedir. Karadelikler konusunda dünyada ileri derecede uzmanlaşmış birkaç kişiden birisi olan Stephen Hawking Zamanın Kısa Tarihi adlı eserinde, kâinatımızda 'görülen' yıldızlardan daha fazla karadeliğin mevcut olduğunu belirtir. Hatırlayalım ki, sadece bizim galaksimizde 200 milyar görünen yıldız var! Bu durum tabii ki, ilim adamlarını 'Acaba kıyamete bir adımlık mesafe mi kaldı? Siyah deliklerde kaybolan madde, ısı ışık nereye gidiyor? Bunlar gerçekte yokluğa mı gidiyor? ' diye de sormak mecburiyetinde bırakıyor.

    Nitekim astrofizikçiler, bir türlü dışına çıkamadığımız kâinatın, belki de dışına çıkabileceğimiz bir kapı bulduk diyorlar. Meselâ Kur'an'da geçen 'göğün görünmez kapıları' siyah delikler ise, o zaman ahiret âlemleri fazla uzağımızda bulunmuyor demektir.

    'Karadeliğin tekilliğinden sonra ne vardır? ' sorusuna, 'Hiçbir şey yoktur.' şeklinde verilen bir cevap herhalde hiç kimseyi tatmin etmez. İspatı şimdilik yapılamayan ancak ağırlıklı desteklemelerle ileri sürülen ve çok sayıdaki bilim adamının inandığı 'Akdelikler' (White Holes) gündemin ilk maddesini oluşturuyor. Tartışmalar şu noktada odaklaşıyor. Diyorlar ki, karadeliğin tekilliği bir başka evrenin bir başka tekilliği ile dar bir tünel şeklinde, kum saati gibi birleşmiştir. Bir başka evrenin tekilliği, o evrenin akdeliğidir. Akdelikler, karadelikler gibi çevresindeki her şeyi yutmazlar. Aksine onlar, kendisine ulaşan her şeyi dışarı püskürtüp fırlatır. Karadeliğin aksine çok aydınlık olan bu bölgelerde çekme yerine itme ve kaldırma söz konusudur. Buradaki çekime gravitasyon diyorduk. 'Oradaki' özellik çekiş değil itiştir (levitasyon) .

    Akdelikler aslında Big-Bang gibi yeniden doğuşu temsil etmektedir. Ayet-i Kerime, âlemin toplanıp dürüldükten sonra tekrar ilk haline iade edileceğini bildirmektedir. 'Gün gelir, gök sahifesini, tıpkı kâtibin yazdığı kâğıdı dürüp rulo yapması gibi düreriz. Biz ilkin yaratmaya nasıl başladıysak, diriltmeyi de Biz gerçekleştiririz. Bu, üzerimize aldığımız bir vaaddır. Bunu gerçekleştirecek olan da Biziz.' (El Enbiya,104)

  • Seu Kuyt
    Seu Kuyt 30.08.2003 - 12:52

    zamanın olmadığı yer..
    yaşlanmaktan korkanlar için :)) asla yaşlanma yok; ama küçük bir nokta var:ayak ve başınız arasındaki basınç farkı o kadar fazla olacak ki, bir anda ikiye bölüneceksiniz; yani birazcık basınçlı bir ortam :))
    ..
    ışığın hapsolduğu yer

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu 09.07.2003 - 17:53

    Önceleri teori olarak ortaya atıldı ama son yıllardaki tartışmalar ve bulgular kara delik olgusunu daha da güçlendirdi ama hala tanımı hakkında tam bir fikir birliğine ulaşılmış değil.

    Adı üstünde dipsiz kuyu gibi uzayda oluşan bir nevi delik. İşlevi hakkında zaman yolculuğundan tutun, Worm Hole, Şeytan Üçgeni hakkında yapılan yorumlar gibi bir fenomen haline gelmiştir. Esas Çıplak gözle görülemeyen ışık gibi bile tüm maddeleri yutan bir çeşit uzayda oluşan girdap olduğu söyleniyor. Bir de son zamanlarda bilgi kaybı, ekonomide ya da bırsa da oluşan delikler, devlet hazinesinden nereye gittiği bilinmeyen paralar gibi mecazi anlamlarda da halk arasında çok kullanılmaya başlandı.

    Nette bu konuda çok bilgi bulucağınıza eminim, bir kaç tanesi:

    Yeryüzünde ve uzayda giderek daha iyi teknolojilerle donatılan teleskoplar, karadelikleri inceleyerek kuramsal öngörüler için yeni yeni kanıtlar topluyorlar.Ama kuram yakalanacak gibi değil.Bu cisimlerin bilinen fizik yasalarının geçerliliğini yitirdiği, içlerinde olup bitenler konusunda neredeyse hergün yeni önermeler yapılıyor.Kimisi, New York'ta başlatılan bir deneyde oluşabilecek bir karadeliğin tüm Dünya'yı yutmasından korkuyor.Başkalarıysa, kara delik araştırmalarının, Evren'deki yalnızlığımıza son vereceğinden umutlu; gidilmez gibi görünen uzaklıklara, hatta başka evrenlere bir çırpıda ulaşabileceğimiz 'kurt delikleri'ni bekliyor.
    www.geocities.com/bahadirsa/bilim.htm

    Kara delik evrenin bilgi batağı olarak davrandığından, bu bilgilerin kendisi kara deliğin yapısını ve özelliklerini etkileyemez. Bu konuyu açıklamak için iki tane düşsel kara delik ele alalım; Birinci kara delik 10Mo’lik demirin çekimsel çökmesi ile oluşsun. Diğeri ise 10Mo’lik fıstık ezmesinin çekimsel çökmesi ile oluşsun. Açıkçası; bu iki farklı madde tamamıyla iki tane kara delik meydana getirir. Bu iki kara deliğin olay ufukları oluştuktan sonra hem demir hem de fıstık ezmesi evrenden tamamen kaybolacaklardır. Dışardan bakan birisine göre, bu iki kara delik aynı görülecek ve hangisinin fıstık ezmesi hangisinin demir olduğu belli olmayacaktır. Biz, kara deliğin yok ettiği bilgiden nasıl etkilenmediğini anlayabiliriz.
    asartonline.org/karadelik3.php

    Gözle görülemeyen kara delikler son derece kuvvetli çekim gücüne sahipler. Bu nedenle ışık dahil hiçbir şey onların çekim alanından kurtulamıyor ve çekim alanına giren her cisim kara delikler tarafından yutuluyor.
    www.ntvmsnbc.com/news/195948.asp
    www.ntvmsnbc.com/news/56369.asp

    sinirotesi.tripod.com/karadelik.htm
    www.geocities.com/bahadirsa/bilim.htm
    vb.