Kültür Sanat Edebiyat Şiir

kant felsefesi sizce ne demek, kant felsefesi size neyi çağrıştırıyor?

kant felsefesi terimi Sermet Sait tarafından 11.04.2003 tarihinde eklendi

  • Benek Guler
    Benek Guler22.01.2006 - 00:55

    KANT FELSEFESİ sizce ne demek

  • Bilhan Erden
    Bilhan Erden27.01.2005 - 09:55

    •En yüce varlik: herseyi bilen. Hersey için iyilik isteyen.

    •Felsefe, insan için herzaman tamamlanmadan kalan bilgelige ulasma çabasidir.

    •Doga insana zorbaca davranir. Insanlar birbirlerini kurtlar gibi parçalarlar. Bitkiler ve hayvanlar birbirlerinin üstünde gelisip birbirlerini bogarlar. Doga onlarin gereksedigi bakima ve özene aldirmaz. Savaslar uzun sürmüs sanat eylemlerinin kurduklarini ve koruduklarini parçalar.

    •Ben, insan olarak, kendim için uzamda ve zamanda bir duyu nesnesiyim; ayni zamanda da bir anlam nesnesi -bir kisiyim: dolayisiyla hak sahibi bir ahlak varligiyim.

    •Birseyi yapmaliysam, yapabilecek durumdayim demektir; üzerime kaçinilmazsa düsen, kurma olanaklarimin da içinde olmalidir.

    •Doga eder (agit) . Insan eyler (facit) . Amacin bilinciyle etkinlikte bulunan akil sahibi özne, isler (operatur) . Duyuya gelmeyen zihinsel neden, kilar (dirigit) .





    •Içimde öyle bir varlik var ki, etkinligin nedensel iliskileri (nexus effectivus) içinde benden ayri olarak benim üstümde durur (agit, facit, operatur) , kendi kendine özgür olarak, yani, uzam ve zaman içindeki doga yasasina bagimli olmadan, beni içimden yargilar (haklandirir ya da lanetler) ve ben insan, kendim, bu varligim; bu, öyle, benim disimda bir töz degildir; ve asil garip olan su: nedensellik, gene de, eyleme özgürlük içinde belirlenmisliktir (doga zorunlulugu olarak degil) .

    •Üstümde Tanri, disimda dünya, içimde insansal tin-

    •Dünyayi bilmek isteyen, onu önce kurmak zorundadir, hem de kendi içinde.

    •Insanda etkin ama duyu-üstü bir ilke vrdir ki, dogadan ve dünyanin nedenselliginden bagimsiz olarak,berikinin görünüslerini belirler; buna özgürlük denir.

    •Olabilir ki görmeyi ve isitmeyi sürekli yeniden ögrenmem gerekir; ama gene de nesnenin tasariminin benim kendimce a priori yapilmasi gereklidir.

    •Özne kendi kendisini nasil a priori belirler. en yüce bilgelik

    •Dünyanin içindeki insan, dünyanin bilgisiyle birlikte ona aittir; ama dünya içinde ödevinin bilincindeki insan, görünüs degil, kendinde varliktir; sey degil, kisidir.

    •Kisi, özgürlük ilkelerine göre kendi kendini belirleyen varliktir. Özerklik. Özgürlük ise kendi basina varligin özelligidir.

    •Ben, insan, kendim için bir dissal duyu nesnesi; dünyanin bir parçasiyim.

    •Tek bir dünya vardir: çünkü olanakli deneyimin nesneleri olarak duyusal görünün biçimlerinin üzerinde kurulu oldugu uzamin ve zamanin mutlak birligi vardir.

    •Ben, insan, bir dünya varligiyim ve kendim de dünyaya aitim. Seylerin tümü benim içimdedir, hem de disimda (exstra; praeter degil) .

    •Tanri kutsal olandir, ama kutsal bir varlik yapamaz.

    •Özgürlük kavrami: kendi kendinin yaraticisi olmak.

    •Özne kendi disinda etkindir.

    •Madde dünya uzaminin heryerindedir. Cisimler ayri ayri dururlar.

    •Insan, bir dünya varligidir, ama, kendi kendisini (onun) bir üyesi olarak kuran (varlik) .



    •Nereden geliyor bana bu fikirler dizisi? Varliklarin bütünlügü akla a priori verilmis bir kavramdir; benim kendi bilincimden kaynaklanir. Düsünmemin nesnelerini elde edip onlari kavrayabilmeliyim, yoksa kendimin bilincinde olamam (cogito, sum: burada ergo demeye gerek yok) . Bu autonomia rationis purae'dir; çünkü bu olmasaydi, verilmis bir görü konusunda bile, düsünceden yoksun kalirdim; varoldugumu bilmeden, bir hayvan gibi varolurdum.

    •Akil, kaçinilmazca, nesneler yaratir kendi kendisine. Bu yüzden her düsünenin bir tanrisi vardir.

    •Yasamin pesinden gelen cansizlik ölümdür.

    •Insanin yalnizca düsünmesi degil; kendi kendine, düsünüyorum, diyebilmesidir, onu bir kisi kilan.

    •Felsefe, aklin kendisine verdigi, kendi kendini kuramsal ve kilgisal bakimdan nesne kilma görevidir.

    •Felsefeyi felsefe yapma isi olarak degil, tamamlanmis bir bütün olarak ortaya koymak. Kimseye askin filozof denemez.

    •Bütün bilginin en son amaci en yüce kilgisal akilda kendi kendini tanimaktir
    KANT

  • Alp Tanhu
    Alp Tanhu07.01.2005 - 22:49

    saf aklın kritiği...

  • Muhammed Mücahid Hatipoğlu
    Muhammed Mücahid Hatipoğlu23.11.2004 - 11:29

    Avrupa'nin en büyük üstadlarindan biri olan Immanuell Kant, 1724 yilinda dogdu. Ve hayatinin ilk yillarini, yalandan uzak olan, vazife ve din duygulariyla dolu bulunan bir ortamda geçirdi. Ilk aciyi ise 13 yasinda iken annesini kaybetmesiyle tatti. Ona göre izdirap çekmeyenler, hayatinin esrarini anlayamazdi. 1770'de 'Duyular ve Kavranabilir Âlemin Sekil ve esaslari' adli eserini, 1781'de ise 'Saf Aklin Tenkidi''ni tamamladi. Seksen yasinda ölürken son sözü 'DAS IST GUT'-'HAYIRLISI BUDUR' olmustur.

    I. Kant, fakültedeki talebeleri tarafindan topraga verilmis ve mezarinin üzerine vasiyetine uygun olarak 'Üzerimde yildizli göll ve içinde ahlâk kanunu' yazilmistir. Kant'in eserleri üzerinde yapilan incelemelerde, O'nun Islâm Âlimlerinden Imam-i Gazâli ve Muhyiddin-i Arabi Hazretlerinin tesirinde kaldigi, bâriz bir sekilde görülmektedir.

  • Gökhan Oflazoğlu
    Gökhan Oflazoğlu14.09.2004 - 02:36

    Daha yüzyıllarca tartışılır.

  • Ayhan Karadag
    Ayhan Karadag07.05.2004 - 23:31

    Aklın sınırlarını çizmeye, aklın gücünü ve güçsüzlüğünü göstermeye çalıştığı düşün sisteminde bilgi sorununu ele almaktadır. Bilginin bilgi olabilmesi için hem deneyin - duyarlığın - hem de aklın birlikte çalışması gerekmektedir. Kant, kesin, genel geçer, tümel, her zaman her yerde geçerli olan bilgiyi ortaya koymaya çalışmaktadır.

    Doğruyu kuran akıldır. İyiyi buyuran akıldır. Kant, YARGI GÜCÜNÜN KRİTİĞİ adlı yapıtında estetik sorununa değinerek, GÜZEL - GÜZELLİK ve SANAT kavramlarını irdelemiştir. Sonuçta güzeli de yargılayan akıldır.
    Ona göre güzellik, bir yargı, bir bilgi değildir. Güzellik, sadece SEYREDİLEN dir. Sanatçı, güzeli yaratırken onu belli bir ereğe göre biçimler, biz ise o güzeli, ereğini düşünmeden kavrarız.

  • Ayhan Karadag
    Ayhan Karadag07.05.2004 - 23:23

    Aklını Kullanma gücünü göster diyen Kant, kendi ismiyle anılan bir felsefe sistemi kurmuştur. Kendisinin de adlandırdığı gibi felsefesi bir kritiktir.Ona göre felsefe yapmak ancak eleştiri ile mümkündür. Kant felsefesi tamamen bir sistem ve yöntem felsefesidir. Alman İdealisminin çıkış noktası olan Kant felsefesi kendinden önceki tüm felsefi görüşleri derleyip toparlamıştır.
    Felsefe Tarihinin başından beri, düşünürlerin ortaya koydukları metafizik, etik ve estetik soruların her birine aynı yöntemi kullanarak yaklaşmış ve sistemini oluşturmuştur.
    Sistemini oluştururken ilkin bilgi öğretisini ele almış, bu bilgi öğretisini temel alarak diğer sorunları irdelemiş ve kendisinden sonra gelen filozoflar için önemli bir çıkış noktası olmuştur.
    Kant için felsefe, bir araştırmadır. Ve ancak akılla yapılır. Bu araştırma da eleştiriyi zorunlu kılar. Bunun için de bir yönteme gerekseme vardır. Kant, Deney Üstü diye adlandırabileceğimiz, onun kendi ifadesiyle TRANSZENDENTAL METHODE, bir yöntemle karşımıza çıkar.

  • Senem Shamsili
    Senem Shamsili11.04.2004 - 06:52

    Jostein Gaarder'in anlatimini, onu anlatisini ne cok severim...
    '... stjernehimmelen over meg og den moralske lov inni meg...'
    '... basimin uzerinde yildizlarla dolu bir gece, icimde ahlak kurallari...'

    Sonra romantiklere gecis...
    '... den hemmelighetsfulle vei gaar innad...'
    '... o gizemli yol, sirlarla dolu yol insanin icine dogru ilerler...'

    Ben o yola sapip bir dortyol ayrimina gelmisim, oradan bir yere gidemiyorum...

  • İsgalci Güzel
    İsgalci Güzel02.04.2004 - 11:03

    Ameli ve nazari olarak akli ikiye ayirir.Nazari akilla Allahin bilinemeyecegini,ameli akilla bilinebilecegini söyler..

    Kant deyince aklima bir de sey geliyor; sicak suya seker konulup,üzerinede biraz limon sikilarak hazirlanan içecek :)

  • Ayşe Ersoy
    Ayşe Ersoy23.03.2004 - 13:50

    kant felsefesi