Kültür Sanat Edebiyat Şiir

bilge karasu sizce ne demek, bilge karasu size neyi çağrıştırıyor?

bilge karasu terimi Salvo tarafından 31.08.2003 tarihinde eklendi

  • Demet Taşocak
    Demet Taşocak22.07.2011 - 15:50

    'gece' den tasarım üzerine bir metnin alıntısı:

    hepimizle bir karşıtlık oyununa girişti. hiçbirimiz farkına varamadık işin başında. oyunun kuralı, çevresindekilerin her birine karşı gelmek, onlara da kendisine karşı gelmeleri fırsatı vermek... karşısındakiler, kendisiyle çatışarak düşüncelerini
    -sırasında- kabul ettirmek, başkalarını, kişiliklerini ortaya koymak olanağı buluyorlardı.
    öte yanda, kendisi de, çatışılan, çatılaşacak kişi olarak kendini kabul ettiriyor, karşısındakilerin tepkisiyle birlikte ilgisini de diri tutuyordu.
    dediği dedik bir taş olmanın insanları ne çabuk usandırdığını iyi anlamıştı.
    bir yandan da haz duyuyordu bu oyundan. belki de en büyük kazancı bu sınırsız hazdı. karşısındakilerin bile tepkisini bile kendi yaratıyor, bunu biliyordu.
    ama bir şey daha vardı bu oyunda. herkese aynı konumda kalarak değil, kişiye göre konum değiştirerek karşı çıkmak, bu karşıtlık oyununda durmadsan değişen kişi olmak...

    karşısındakiler, çevresindekiler (kendi aralarında ondan söz edecek ölçüde gözüpek davrandıkları zaman bile) aynı adam olduğu halde, onu, değişik kişiler olarak tanıyor, neyi, kimi tartışacaklarını şaşırıyorlardı.
    olsa olsa 'yanlış' düşüncelerinden, görüşlerinden, kanılarından ötürü, biribirilerini küçümsemekle yetiniyorlardı.

    bilge karasu

  • Gün
    Gün31.07.2008 - 01:17

    öykücü.
    've' bağlacıyla arası bozuk bir duygu avcısı Bilge Karasu.
    Dilinde ritim olan bir derin durumlar adamıdır.
    Hepsini kenara koysam simgeciliğiyle vurur beni.

  • Saliha Yadigar
    Saliha Yadigar05.08.2007 - 21:10

    Önemli bir yazar. Göçmüş Kediler Bahçesi, ölmeden önce okunması gereken kitaplardan...

  • Cin
    Cin01.03.2007 - 11:32

    Bilge Karasu(1930-1995) ,başlı başına bir dil virtüözüdür.Troyada Ölüm Vardı(1963) ,Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı(1970) ,Göçmüş Kediler Bahçesi(1979) ,Kısmet Büfesi(1982) ,Klavuz(1990) ,Narla İncira Gazel(1995) adlı kitaplarındaki,yetkin bir mimar hassasiyetiyle inşa ettiği öykülerinin temel belirleyeni dildir.Buna rağmen Karasu öykülerinin tamamında dilsel bir kuruluk hakimdir.Bunun nedeni,ilkin onun Türkçeyi 'tevarüs edilmiş bir dil'değil'öğrenilmiş bir dil'olarak benimseeyip kullanmasıdır.
    Azınlıktan olan ve kişisel ilişkilerinde bile azınlık psikoojisine bağlı kalarak çevresindeki insanlara karşı hep ürkek ve mesafeli duran Bilge Karasu,bu toprakların insanlarını yüreklerinden yakalayabilecek oranda tanıyamamış,dolayısıyla Türkçe'yi de çok iyi öğrenmiş olmasına rağmen,Türkçe üzerinde sere serpe bit tasarrufta bulunmasını sağlayacak psikolojik bir rahatlığa erişememiş,bu dile özgü ruhsal iklimleri keşfedememiş ya da keşfetmek istememiştir.
    Buna rağmen Bilge Karasu öyküleriyle yerli öykücülüğün zirvesini de zorlamıştır.Öyküsek kurguyu,öyküsel üst dile bağlamış ve bu iç dengeye uygun teknikler kullanmıştır.Kılı kırk yaran dil ve yapı titizliğiyle Bilge Karasu,seksenli yıllarda gelişen plastik öykücülüğün temellerini atmıştır.
    __________________________
    üşenmedim yazdım
    ömer lekesiz
    öykü izleri
    işte bu kitaptan çarptım :)

  • Yasemin Doga
    Yasemin Doga10.10.2006 - 15:43

    Bilmediği, düşünmediği, belli belirsiz duyumsadığı, adını koyamadığı bir duygu yer etmiş bir yerlerde.Bir av takılıyor sonra misinanın ucuna, balıkçının gönlünde birşeyler oynuyor.

    Zokayı saplandığı yerden dikkatlice çıkarmak için elini balığın ağzına soktuğu an ağız kapanıveriyor.

    Kimin tutsak olduğu belirsiz. Saatler geçtikçe tutsaklık tutkuya dönüşecek, dönüşüyor.

    Kimsenin bilmediği, görmediği, anlatsan anlamayacağı; gizli kalmak istemeyen, tutkusuyla gücünü, huzursuzluğunu arttıran, ne kadar versen de doymayan, tüketen (mi)

    Önce kolunu dirseğine kadar yutan sonra bedeninin her yanını saran balık gibi. Ağırlaştıkça duyumsadığın, bağlandığın...

    Bir balık yutmuşsa kolunu

    Bir korku sarar benliğini; kolundaki ağırlıktan hoşnutsun ya yine de itiraf edememek, bedeninin bir parçası olmuşken bu kadar yaklaşmışken, bir olmuşken...

    Balıkçı hafiflediğini duyumsuyor bir de bakıyor ki balık çoktan kuruyup dökülmeye başlamış.

    'Hiç Göçmüş Kediler Bahçesi'ni okuyanla okumayan bir olur mu' demişti birisi. İyi demiş.

  • Berna Endin
    Berna Endin03.05.2006 - 15:07

    nar kentinde bir incir buldum narı da incir de övmek isterim diyen incinmiş sözcüklerin toparlayıcı dehası.usta.

  • İrem
    İrem07.02.2005 - 22:49

    Troya ' da ölüm vardı
    Uzun sürmüş bir günün akşamı
    Göçmüş kediler bahçesi
    Kısmet büfesi
    Gece
    Kılavuz
    Narla incire gazel
    Ne kitasız ne kedisiz
    Altı ay bir güz
    Lağımlaranası ya da beyoğlu
    Öteki metinler...

  • Alibozdemir
    Alibozdemir07.02.2005 - 19:34

    türk öykücülüğünün öncülerinden,anlaşılması zor yani derin,öztürkçe ustası,mutlaka okunası
    cevali

  • Gökhan Oflazoğlu
    Gökhan Oflazoğlu14.09.2004 - 22:32

    'Uzun sürmüş bir günün akşamı' hissedene anlatılmaz tatlar verir. Felsefe de anlatıda bu denli hiç yer almadı yazınımızda, günümüzde Türker Armaner benzer bir izleği sürüyor. Meraklısına.

  • Fatma Sena Gündüz
    Fatma Sena Gündüz27.02.2004 - 23:14

    1-''ölüler her şeyi bilir; öğrenmenin yolu da ölmektir.''
    2-''bunları yazmakla çıldırmaktan kurtulunur mu? ''
    3-'''50 yasindan sonra imge denen kavramla kafasini bozmus bir adam.''
    4-'''umutsuzluğun olduğu yerde umut vardır'''