Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • hz.muhammed26.07.2004 - 19:15

    O görevini en güzel şekilde yerine getirdi ama Allah tüm insanları bu dünyaya halife olarak yollamıştır, ister helalından ister celalından olsun her insan o yüzden görevlerdir, eğer peygamberimizi örnek alıyorsak görevlerimiz nedir idrak edelim ve en güzel şekilde hakkını vererek yerine getirelim....

  • emin çölaşan26.07.2004 - 18:50

    başkaları koşar, çölleri bile geçseler, Emin çöl aşar peşlerini bırakmaz:P

  • favori kitaplarım26.07.2004 - 18:45

    insan önce kendini okumaya başlasa, başkalarını okuyacak zaman bulamaz...

  • michael moore26.07.2004 - 17:58

    Öncelikle ABD, Petrol, Silahlar, Bush, Orta Doğu gibi vb. olaylarla ilgileniyoruz bu kişinin kitapları yanınızda hep taşımanızı tavsiye ederim. En başta Amerikalı biri olarak ABD'yi ve hükemetinin pis çamışırlarını çıkartabildiğinden çok önemli bir kaynak...

    Kendisini “Bowling for Columbine - Benim Cici Silahım” ile tanıdım, sonra ''Stupid White Man'' ve ''Dude! Where is my Country'' kitaplarıyla daha çok ilgimi çekti. Gitgide büyüyen bu isim esasında Turgut Özal'ın nasıl Emin çölaşanı varsa Bush'unda Micheal Moore var gibilerinden biri...

    Öz geçmişini bir kenera; bu kişi hakkındaki şüphlerimi dile getirmek istiyorum: Tamam belki muhteşem bir kaynak ama hiç bir zaman ne 11 Eylül ne de Irak-Afganistan olaylarında İsrail bağlantısı kurmamış, hep Sudiler ve Bush ikilemi arasında gelip gidiyor ve bunca kaynağı ve desteği nereden buluyor? Rahmetli Marlyn Brando ''Hollywood'u yahudiler yönetiyor! '' dediğinde vizyondan silinirken bu adam tam tersine oscarlar alıp ödül üstüne demiyor ve çok rahatça görüşlerini dile getirebiliyor.

    Tamam belki Bush'un her pisliğini ortaya çıkarttı ve kayda değer bir çok şey yaptı ama kitaplarını bastırmada çektiği en fazla sorun politik değil çok küfürlü yazdığından... Peki Bush bu kadar adi bir dikatatör gibi adamsa nasıl olurda Moore gişe rekorları kırar?

    Esasında sorunun cevabı basit ama anlatması kolay değil. Moore olsun Bush olsun aklınıza gelecek her şey ABD için karttır, yeri kullanır yeri gelir yırtar atarlar... Moore esasında seçimlerde Gore'u destekleyen demokratlardan dır yani en başta Republicans'lara karşı muhalefettir... Desteğini burdan alır...

    Biraz daha konuyu açarsak Bush yapacağını yapmıştır, hem ABD hem de kendisi yaptığı bozgunculuklardan çok karlı çıkmışlardır ama Bush'un zamanı geldi artık çünkü artık ABD'nin günah çıkarma zamanı:

    Zencilerin,Vietnam'ın, Afrika'nın, Japonya'nın vbç yerler sömürülürken Bush yoktu ama her olaydan sonra ABD günah çıkartıp kendini afettirmiş gibi sömürü sistemine devam etti... Oliver Stone'da zamanında JFK filmini yaptı neoldu peki? Kusura bakmayın ama bir bok olmadı! Sadece aaa bak ABD ne güzel özeleştirisini yapıyor dedik biz de neden olmuyor ah ah çektik...

    İşte Moore günah çıkartmada kullanılan malzemeler arasında için ideal kozlardan biri, belki Moore gerçekten dürüst ve yaptılarına inan birisi ama ne önemi var ki çünkü İkiz Kulelere çarpan pilotlarda belki inançlı imanlı kişilerdi ama ABD'nin kozu olmaktan başka bir işe yaramadı... İşte ABD Saddam olsun Bush olsun ya da siz veya ben, herkesbir şekilde koz olarak kullanıp pokerde ABD kazanıyor önemli olan bu işte... O zaman kim var bu çıkarcı sistemin arkasında, bu büyük resmi nasıl gösterebilirim?

    Şu denklemi kurun: ABD güç istiyor İsrail ise kutsal toprakları! ! ! Bu denklem kurulursa her şey ver her insan piyon, her yer satranç tahtası kaleleri ve atlarıyla muhteşem bir oyun karşımıza çıkar tabi ki Şah İsrail - Vezir ABD (hurriyet heykeline bakın tam uydu) , Derin devlet mi istediniz alın size İsrail Michael Moore gibi bir adamı bile piyon yapıyorlarsa bize ne yaparlar Allah korusun...

    Konumuza geri dönelim; Micheal Moore izleyin, okuyun derim, ne de olsa büyük resminden çok güzel parçalar veriyor, parçaları birleştirmekse size kalmış... umarım dediklerim de yardımcı our...

  • türk-kürt kardeştir26.07.2004 - 17:17

    Doğru söze ne denir!

  • fethullah gülen26.07.2004 - 17:04

    kapıları herkese açık, İslam'ın en önemli mesajlarını anlamış*anlatan birleştirici ve iyi huylu olan örnek bir hak adamı...

  • kuran-ı kerim26.07.2004 - 15:19

    ''Pascal, tüm çalışmalarında dine yönelmiş ve dinin güzelliklerini insanlara hatırlatımıştır. Ona göre, bir insan eğer Allah'ın varlığına ve dine inanırsa erdem, üstünlük ve mutluluk onun olacaktır. Eğer insan O'ndan uzaklaşırsa, ahlaksızlık, sefalet, mutsuzluk, karanlık ve umutsuzluk onunla birlikte olacaktır. Pascal, insanların inançlı oldukları sürece dünyada mutluluk elde edeceklerini ve ahirette de cenneti kazancaklarını, çevresindeki inançsız insanların ise, ellerindeki her şeylerini kaybetmiş olarak cehennemle karşılaşacaklarını...'' belirtmiş bir inançlı bir bilim adamının sözünü, herhangi bir dine inanmamasını ya da Allah inancı olmamamısını bir yana bırakın din düşmanı olan birisinin, kullanması gerçekten çok komik...

    Müslümanların tuttuğu tarihsel kayıtlarda neyin ne zaman kimin tarafından yakıldığı dokümanlarda saklanmış ve çoğu günümüze kadar gelmiştir, bu yakma işlemleri orjinali bozmak için değil tam tersine korumak içindir. Artı olarak İslami kaynaklar o kadar detaylı ve titiz olarak ele alınmıştır ki bir çok tarihçi ve bilim adamı şaşkınlılarını saklayamamışlardır. Lakin hak dinini anlamayıp tarihte başka kavinmlerin inançlarını kopyaladığımızı düşünen paslı beyinlerden bu konuya karşı olumlu bir bakış açısı tabi ki beklenilemez...

    Bu ilk de değil sonda değil, yüzlerce din karşıtı ya da dini yazıları buraya yaz yaz bitmez, ama bazıları şunu anlamıyor; ilk önce Allah'ın varlığını idrak edememiş kişi, Kuran'dan bahsetmiş ne olacak? Zaten bu araştırmaları tartışmaları açan en başta müslüman alimlerdir, sonra bunları alıp dine karşı kullanmış ne olacak? Sadece gülerim komikliğine...

    Kur'an-ı Kerim rehberdir, öğüttür isteyen alır isteyen almaz...

  • üç şey25.07.2004 - 05:55

    'three is a charm'

  • üç şey25.07.2004 - 05:52

    çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüde yakalarlar...

    Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüde rekor kırarda var :)

  • bu ülke22.07.2004 - 16:33

    Gerici Kim?

    Canavarlarla dolu bir ormandayız. Yolumuzu hayaletler kesiyor. Tanımadığımız bir dünya bu. İthal malı mefhumların kaypak ve karanlık dünyası. Gerçek, kelimelerin arkasında kayboluyor.

    Ne güzel tarif; “Gerici: Bir toplumun gelişmesini sağlayacak hiçbir yeniliği istemeyen, her yönüyle eskiyi özleyen ve eski düzeni getirmeye çalışan (kimse) ” (Meydan – Larousse) . Tarifin tek kusuru bu ucûbenin hangi çağda, hangi ülkede yaşadığını söylememesi.

    Murdar bir hâl’den muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir.

    4. Murad’a, Süleyman devrine dön! Diye haykıran Koçi Bey, Reşit Paşa’ya kadar Osmanlı Devleti’nin bütün ıslahatçıları gerici. Dante, yaşadığı çağdan iğrenir. Balzac eserini iki ezelî hakikatin ışığında yazar: Kilise ve krallık. Dostoyevski maziye âşık. Dante gerici, Balzac gerici, Dostoyevski gerici!

    Gerici, ilerici... Düşünce hürriyeti bu mülevves kelimelerin esaretinden kurtulmakla başlar, düşünce hürriyeti ve düşünce namusu.

    (Bu Ülke S. 73)
    ---
    Sen Bir Az - Gelişmişsin

    Kıt’aları ipek bir kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar...

    Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları. İhtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu. Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini, “Ben Avrupalıyım” demeğe başladı, “Asya bir cüzzamlılar diyarıdır.”

    Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara, ve kulağına: “Hayır delikanlı”, diye fısıldadılar, “sen bir az – gelişmişsin.”

    Ve Hıristiyan Batı’nın göğsümüze iliştirdiği bu idam yaftasını, bir “nişân-ı zîşân” gibi gururla benimsedi aydınlarımız.

    (Bu Ülke S. 84)
    ---
    Dergi, Hür Tefekkürün Kalesi

    ...

    Kitap, istikbale yollanan mektup... smokin giyen heyecan, mumyalanan tefekkür. Kitap ve gazete... biri zamanın dışındadır, öteki “an”ın kendisi. Kitap, beraber yaşar sizinle, beraber büyür. Gazete, okununca biter.

    Kitap fazla ciddi, gazete fazla sorumsuz. Dergi, hür tefekkürün kalesi. Belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap, çok defa tek insanın eseri, tek düşüncenin yankısı; dergi bir zekâlar topluluğunun. Bir neslin vasiyetnamesidir dergi; vasiyetnamesi, daha doğrusu mesajı. Kapanan her dergi, kaybedilen bir savaş, hezimet veya intihar.

    ...

    (Bu Ülke - S. 87)
    ---
    Asâletini Kaybeden İrfan

    İrfanı hisarla kuşatmış Doğu, mâbede bezirgân sokmamış. Yıllarca davar gütmüş, odun taşımış çömez... Meş’aleyi çetin imtihanlardan sonra tutuşturmuşlar eline. “Emanetleri ehline tevdi ediniz.” demiş din.

    ...

    Asırlar geçti, birer birer söndü meş’aleler. İrfan asâletini kaybetti. Hafızaya çakıl taşı gibi saplanan bilgi kırıntılarına yeni bir ad bulduk: Kültür. Genç kuşaklar, Batı’nın bit pazarlarından ithal edilmiş bu hazır elbiselere küçümseyerek bakıyor. Hoca öğretmen oldu, talebe öğrenci. Öğretmen ne demek? Ne soğuk, ne haysiyetsiz, ne çirkin kelime. Hoca öğretmez, yetiştirir, aydınlatır, yaratır. Öğrenci ne demek? Talebe isteyendir; isteyen, arayan, susayan.

    (Bu Ülke - S. 86)
    ---
    Divan Edebiyatında Roman

    Divan Edebiyatı’nda roman yok. Niçin olsun?

    Batı’nın ilk romanlarından biri “Topal Şeytan”. Kahraman, evlerin damını açar, bizi yatak odalarına sokar. Roman başlangıcından itibaren bir ifşâdır. Osmanlı’nın ne yaraları vardır, ne yaralarını teşhir etmek hastalığı. Hikayeleri ya bir cengâveri ebedîleştirir, ya “hisse alınacak bir kıssa”dır.

    ...

    Başka bir tabirle, bu edebi nevi bir buhranın, bir uyuşmazlığın, reelle ideal arasındaki bir nispetsizliğin çocuğu. İçtimâî bir sıhhatsizlik, hiç değilse bir tedirginlik alâmeti. Sınıf kavgalarıyla sahneye çıkışı bundan. İnanan bir toplumda, pürüzleri yok etmiş bir toplumda, hayalî çözüm yolları aramaya ihtiyaç duymayan bir toplumda romanın ne işi var?

    ...

    (Bu Ülke - S. 97)
    ---
    İnananlar Kardeştir

    Bu ülkenin bütün ırklarını, tek ırk, tek kalp, tek insan haline getiren İslâmiyet olmuş. Biyolojik bir vahdet değil bu. Ne kanla ilgisi var, ne kafatasıyla. Vahdetlerin en büyüğü, en mukaddesi. İster siyah derili, ister sarı... inananlar kardeştir. Aynı şeyleri sevmek, aynı şeyler için ölmek ve yaşamak. Türk’ü, Arap’ı, Arnavut’u düğüne koşar gibi gazaya koşturan bir inanç; gazaya, yani irşâda. Altı yüzyıl beraber ağlayıp, beraber gülmek. Sonra bu muhteşem rüyayı korkunç bir kâbusa kalbeden meşûm bir salgın: Maddecilik. Tarihin dışına çıkan Anadolu, tarihin ve hayatın. Heyhat, bu çöküşte kıyametlerin ihtişamı da yok, şiirsiz ve şikayetsiz.

    (Bu Ülke - S. 142)


    Eklenme Tarihi: 13-01-2003
    Ekleyen: kayserili