İnsanız o yüzden insana verilen değer insanın kendisine verdiği değerdir, eğer başkasına yaptıklarından değilde renginden, milletinden, dininden dolayı hor görürsek sadece kendimizi kandırmakla kalmaz, zalimlikle sadece başkasına değil esas kendimize zulm etmiş oluruz ve cehennem zalimlerin ebedi kalacağı ikametgahtır.
Ne barış ile ne de zulmle getirebileceklerimiz bu fani dünya da %100 adaleti sağlayabir ama elbet bir hardal tanesinin bile gizli kalmayacağı hesap günü gelecek ve o zaman göreceğiz barışın mı yoksa zulmün üstün çıkacağını. O zaman, bu dünya istediği kadar fani olsun yaptıklarımız boşa değil, elbet hak batıldan üstün çıkacak ve kimin esas kaybedenler olacağını göreceğiz...
Irkçılık kalbin hastalıklarındandır öyleki zülmü hak diye gösterir, belki insanı güçlü yapabilir ama ilizyasyondan başka bir şey değildir. Benzetme yerinde olursa bu bir düşmanın bir milleti bölmek için ona savaş açacağına silahdırması gibi bir şeydir ve o milletin, o silahların düşmandan geldiğini, ruhu bile duymaz...
Boşu boşuna zamanında ''Böl ve feth et' denmemiş, bugün Türkiye'ye bakıyorum da ırkçılık orginize olmuş ve gün geçtikçe Türkiye'nin başındaki sorunları bahane ederek mikrobu kişiden kişiye yayıyorlar. Türklük nameleriyle yola çıkıyor esasında çocuklarını öldürdüğü için tarlalarda yılan avına çıkmış köylülerden farkları yok ve sonunda benzetme yine yerinde olursa yılanları öldürdükten sonra köylerini fare basacağını bile bilmezler.
Evet belki her yerden kuşatılmış gibi gözükebilirz, aynı su alan bir gemi gibi ama denize atlayıp yılana sarılmak çözüm değildir tersine aptallıktır...
Söyle bakalım Ali Can peki boylam nedir? Örtmenim boylam ''Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen dairesiyle başlangıç olarak alınan Greenwich gözlem evinin meridyen dairesi arasındaki açı değeri; tul'' demektir... :P
Not:Şaka bir yana onca yapılan senlik-benlik davalarının içinde kendimiz kaptırıp böyle zararsız başlıkları görmek ya da açmak banel gelse de Nedir bölümünün bilgi akışımını sağlayabilen yararlı bir sayfa olabileceğini unutmayıp böyle daha çok başlık açılmasını umut etmek banel olmasa gerek...
Çocuklar Sucuklar bugunki konumuz Meridyenler ve Boylamlar çoğrafya kitabınızın 65. sayfasını açın, önce meridyen nedir onu öğreneceğiz, Söyle bana Ali Can meridyen nedir? Örtmenim meridyen ''Ekvator'u dik olarak kestiği ve iki kutup noktasından geçerek dünyayı çevrelediği var sayılan daire.'' demektir... :P
Şaka bir yana onca yapılan senlik-benlik davalarının içinde kendimiz kaptırıp böyle zararsız başlıkları görmek ya da açmak banel gelse de Nedir bölümünün bilgi akışımını sağlayabilen yararlı bir sayfa olabileceğini unutmayıp böyle daha çok başlık açılmasını umut etmek banel olmasa gerek...
Ne işiniz var Burger King'te ya da Mac Donald'larda, memleketimin ağız tadı mı yok? Her şehrin kendine ait yüzlerce çeşit yemeği varken ne yaparsınız kendine ait yemek kültürü bile olmayan milletlerin yemeğini... Burada millet camlarını taşlayıp kebapçılara giderken sorarım nerden geliyor bu batı özentiği?
evet eşitliğin anlamı kadını erkekle güreştirmek değildir, önemli olan dengedir ki arkadaşımızın altta belirttiği gibi bu denge ancak adalettle sağlanabilir ve Allah insanlara adaletli davranmaları öğütler, bu anlayılış içersinde haklar, kurallar, kanunlar uygulanır, bu açıdan İslam sadece kadının değil her şeyin hakkını gözetir...
Çok farklı anlamlar içeren bir terim. Mesela azınlığın zenginleşip çoğunluğun sömürülmesi gibi kapatalist anlayış terime negatif bir anlam kazandırıyor lakin azınlık olduklarından haksızlığa uğratılanlarsa terime sempati katıyor ya da tersine hasta ruhlar için azınlık düşman oluyor.
Ama şunu unutmamak gerekir ki her şey karşılıklıdır; bir gün çoğunlukken yarın azınlık durumuna düşebilinir.... Eninde sonunda herhangi bir güçle bozgunculuk yapıyorsa ister çoğunluk ister azınlık bu zalimliktir... Ve zalimler için fani dünya istedşkleri kadar krallık olsun sonunda cehennem onlar için ebedi olacaktır...
‘‘Off, off! Çok kötüydü. Gözlerimden akan yaşı tutamıyordum. Gemi yavaş yavaş limandan uzaklaşırken ağlıyordum. Hiç ayrılmak istememiştim. Ama annem ve babam beni sonunda ikna etmişlerdi. Sonra hep geride bıraktığımız evimizi, İzmir'i özledim...’’
- o -
Barış savaşçısı Dido’yu kaybettik
13 yaşında İzmir’den bir vapurla ayrılırken gözyaşlarına boğulan Yunanlı yazar Dido Sotiriu, anılarını ‘Benden Selam Söyle Anadolu’ya’ adlı romanında anlatmıştı.
Türkiye’de çok okunan ‘Benden Selam Söyle Anadolu’ya’ romanının yazarı, Dido Sotiriu 95 yaşında hayata gözlerini yumdu. 1909 yılında Aydın’da doğan Dido Sotiriu, 13 yaşındayken İzmir’den Yunanistan’a göç etti. Bütün hayatı mücadeleyle geçen Dido Sotiriu, bir barış savaşçısıydı. Türkiye’yle Yunanistan arasındaki ilişkilerin en gergin olduğu dönemlerde bile Türkiye’yle dostluk ve barış için sesini yükseltmekten korkmadı.
Gençliğinden itibaren kadın hakları için de mücade eden, faşizme karşı direnişte yer alan Sotiriu, özel hayatında da bir devrimciydi.
20. yüzyılın zor dönemlerine tanıklık eden Sotiriu, ölümden hiçbir zaman korkmadığını söyler, ‘Beni korkutan tek şey, yavaş yavaş kaybolan ve kıymetli anılarımı da beraberinde alan hafızam’ derdi..
- o -
''Babamın bir sabun fabrikası vardı. Babam da buraya gelmek istemedi, çünkü orada birçok arkadaşı vardı. Biz Türkleri çok seviyorduk, çok iyi anlaşıyorduk. Düşmanlık nedir bilmezdik. İzmir'i o kadar severdik ki şarkılar bile bestelemiştik.''
- o -
Dido Sotiriu'nun ünlü romanı ‘‘Benden Selam Söyle Anadolu'ya’’ Rum asıllı bir Anadolu köylüsü olan Manoli'nin 1910'lardan 1922'ye uzanan savaş, kan, gözyaşı ve sevgi dolu yaşamını anlatıyor. Türk ve Rumlar arasındaki dostlukları ve sevgiyi de.
- o -
'Ve sen... Kör Mehmet’in damadı. Hele sen! Niye öyle tiksinerek bakıyorsun yüzüme? Öldürdüm evet seni, ne olmuş! Ve işte ağlıyorum... Sen de öldürdün! Kardeşler, dostlar, hemşeriler... Koskoca bir kuşak, durup dururken katletti kendi kendini! ... Anayurduna selam söyle benden, Kör Mehmet’in damadı! Benden selam söyle Anadolu’ya... Toprağını kanla suladık diye bize garezlenmesin... Ve kardeşi kardeşe kırdıran cellatların, Allah bin belasını versin...”'
'Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim.Siz kadınları Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emri ile helal kıldınız.Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınlarında sizin üzerinizde hakkı vardır.'
buraya yazdıklarımızın silinmesi bahane; esasında şu fani dünyada dediklerimizin faso fiso olduğu bizi rahatsız ediyor...
ah dilim seni dilim dilim keseyim....
İnsanız o yüzden insana verilen değer insanın kendisine verdiği değerdir, eğer başkasına yaptıklarından değilde renginden, milletinden, dininden dolayı hor görürsek sadece kendimizi kandırmakla kalmaz, zalimlikle sadece başkasına değil esas kendimize zulm etmiş oluruz ve cehennem zalimlerin ebedi kalacağı ikametgahtır.
Ne barış ile ne de zulmle getirebileceklerimiz bu fani dünya da %100 adaleti sağlayabir ama elbet bir hardal tanesinin bile gizli kalmayacağı hesap günü gelecek ve o zaman göreceğiz barışın mı yoksa zulmün üstün çıkacağını. O zaman, bu dünya istediği kadar fani olsun yaptıklarımız boşa değil, elbet hak batıldan üstün çıkacak ve kimin esas kaybedenler olacağını göreceğiz...
Irkçılık kalbin hastalıklarındandır öyleki zülmü hak diye gösterir, belki insanı güçlü yapabilir ama ilizyasyondan başka bir şey değildir. Benzetme yerinde olursa bu bir düşmanın bir milleti bölmek için ona savaş açacağına silahdırması gibi bir şeydir ve o milletin, o silahların düşmandan geldiğini, ruhu bile duymaz...
Boşu boşuna zamanında ''Böl ve feth et' denmemiş, bugün Türkiye'ye bakıyorum da ırkçılık orginize olmuş ve gün geçtikçe Türkiye'nin başındaki sorunları bahane ederek mikrobu kişiden kişiye yayıyorlar. Türklük nameleriyle yola çıkıyor esasında çocuklarını öldürdüğü için tarlalarda yılan avına çıkmış köylülerden farkları yok ve sonunda benzetme yine yerinde olursa yılanları öldürdükten sonra köylerini fare basacağını bile bilmezler.
Evet belki her yerden kuşatılmış gibi gözükebilirz, aynı su alan bir gemi gibi ama denize atlayıp yılana sarılmak çözüm değildir tersine aptallıktır...
Söyle bakalım Ali Can peki boylam nedir?
Örtmenim boylam ''Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen dairesiyle başlangıç olarak alınan Greenwich gözlem evinin meridyen dairesi arasındaki açı değeri; tul'' demektir...
:P
Not:Şaka bir yana onca yapılan senlik-benlik davalarının içinde kendimiz kaptırıp böyle zararsız başlıkları görmek ya da açmak banel gelse de Nedir bölümünün bilgi akışımını sağlayabilen yararlı bir sayfa olabileceğini unutmayıp böyle daha çok başlık açılmasını umut etmek banel olmasa gerek...
Çocuklar Sucuklar bugunki konumuz Meridyenler ve Boylamlar çoğrafya kitabınızın 65. sayfasını açın, önce meridyen nedir onu öğreneceğiz,
Söyle bana Ali Can meridyen nedir?
Örtmenim meridyen ''Ekvator'u dik olarak kestiği ve iki kutup noktasından geçerek dünyayı çevrelediği var sayılan daire.'' demektir...
:P
Şaka bir yana onca yapılan senlik-benlik davalarının içinde kendimiz kaptırıp böyle zararsız başlıkları görmek ya da açmak banel gelse de Nedir bölümünün bilgi akışımını sağlayabilen yararlı bir sayfa olabileceğini unutmayıp böyle daha çok başlık açılmasını umut etmek banel olmasa gerek...
Ne işiniz var Burger King'te ya da Mac Donald'larda, memleketimin ağız tadı mı yok? Her şehrin kendine ait yüzlerce çeşit yemeği varken ne yaparsınız kendine ait yemek kültürü bile olmayan milletlerin yemeğini... Burada millet camlarını taşlayıp kebapçılara giderken sorarım nerden geliyor bu batı özentiği?
evet eşitliğin anlamı kadını erkekle güreştirmek değildir, önemli olan dengedir ki arkadaşımızın altta belirttiği gibi bu denge ancak adalettle sağlanabilir ve Allah insanlara adaletli davranmaları öğütler, bu anlayılış içersinde haklar, kurallar, kanunlar uygulanır, bu açıdan İslam sadece kadının değil her şeyin hakkını gözetir...
İnsanın kendisinden kötü durumda olan insanları görünce kalabalık yaptığını hissettiği yer...
Çok farklı anlamlar içeren bir terim. Mesela azınlığın zenginleşip çoğunluğun sömürülmesi gibi kapatalist anlayış terime negatif bir anlam kazandırıyor lakin azınlık olduklarından haksızlığa uğratılanlarsa terime sempati katıyor ya da tersine hasta ruhlar için azınlık düşman oluyor.
Ama şunu unutmamak gerekir ki her şey karşılıklıdır; bir gün çoğunlukken yarın azınlık durumuna düşebilinir.... Eninde sonunda herhangi bir güçle bozgunculuk yapıyorsa ister çoğunluk ister azınlık bu zalimliktir... Ve zalimler için fani dünya istedşkleri kadar krallık olsun sonunda cehennem onlar için ebedi olacaktır...
24 Eylül 2004 - Dido Sotiriu'dan son selam
*************
‘‘Off, off! Çok kötüydü. Gözlerimden akan yaşı tutamıyordum. Gemi yavaş yavaş limandan uzaklaşırken ağlıyordum. Hiç ayrılmak istememiştim. Ama annem ve babam beni sonunda ikna etmişlerdi. Sonra hep geride bıraktığımız evimizi, İzmir'i özledim...’’
- o -
Barış savaşçısı Dido’yu kaybettik
13 yaşında İzmir’den bir vapurla ayrılırken gözyaşlarına boğulan Yunanlı yazar Dido Sotiriu, anılarını ‘Benden Selam Söyle Anadolu’ya’ adlı romanında anlatmıştı.
Türkiye’de çok okunan ‘Benden Selam Söyle Anadolu’ya’ romanının yazarı, Dido Sotiriu 95 yaşında hayata gözlerini yumdu. 1909 yılında Aydın’da doğan Dido Sotiriu, 13 yaşındayken İzmir’den Yunanistan’a göç etti. Bütün hayatı mücadeleyle geçen Dido Sotiriu, bir barış savaşçısıydı. Türkiye’yle Yunanistan arasındaki ilişkilerin en gergin olduğu dönemlerde bile Türkiye’yle dostluk ve barış için sesini yükseltmekten korkmadı.
Gençliğinden itibaren kadın hakları için de mücade eden, faşizme karşı direnişte yer alan Sotiriu, özel hayatında da bir devrimciydi.
20. yüzyılın zor dönemlerine tanıklık eden Sotiriu, ölümden hiçbir zaman korkmadığını söyler, ‘Beni korkutan tek şey, yavaş yavaş kaybolan ve kıymetli anılarımı da beraberinde alan hafızam’ derdi..
- o -
''Babamın bir sabun fabrikası vardı. Babam da buraya gelmek istemedi, çünkü orada birçok arkadaşı vardı. Biz Türkleri çok seviyorduk, çok iyi anlaşıyorduk. Düşmanlık nedir bilmezdik. İzmir'i o kadar severdik ki şarkılar bile bestelemiştik.''
- o -
Dido Sotiriu'nun ünlü romanı ‘‘Benden Selam Söyle Anadolu'ya’’ Rum asıllı bir Anadolu köylüsü olan Manoli'nin 1910'lardan 1922'ye uzanan savaş, kan, gözyaşı ve sevgi dolu yaşamını anlatıyor. Türk ve Rumlar arasındaki dostlukları ve sevgiyi de.
- o -
'Ve sen... Kör Mehmet’in damadı. Hele sen! Niye öyle tiksinerek bakıyorsun yüzüme? Öldürdüm evet seni, ne olmuş! Ve işte ağlıyorum... Sen de öldürdün! Kardeşler, dostlar, hemşeriler... Koskoca bir kuşak, durup dururken katletti kendi kendini! ... Anayurduna selam söyle benden, Kör Mehmet’in damadı! Benden selam söyle Anadolu’ya... Toprağını kanla suladık diye bize garezlenmesin... Ve kardeşi kardeşe kırdıran cellatların, Allah bin belasını versin...”'
'Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim.Siz kadınları Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emri ile helal kıldınız.Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınlarında sizin üzerinizde hakkı vardır.'
Veda Hutbesi