TERÖRİZME KARŞI MÜCADELE BUSH-ŞARON İKİLİSİNE YÖNELMEK ZORUNDA
Evet, Şaron İsrail-Filistin barışını bombalamak istedi ve bombaladı. Büyük Ortadoğu Projesi'ni daha doğmadan öldürmeyi başardı. Ama Şaron'un hesabı İsrail'le sınırlı değil. O, bu son provokasyonuyla, Arap ve İslam dünyasını daha da radikalleştirmeye ve terörü bütün dünyaya yaymaya çalıştığını ortaya koydu.
Şaron, bütün Batı'yı kendisiyle kader ortağı haline getirmek istiyor. Bütün ülkeler İsrail kadar terör yatağı olursa, bütün dünya İsrail kadar tehlikeli topraklar haline gelirse istediği saflaşmayı; istediği 'medeniyetler çatışmasını' yaratabileceğini umuyor.
Şimdi bütün mesele, uluslarası toplumun bu korkunç planı durdurup durduramayacağı...
Bush ve Şaron'un el birliğiyle tezgâhladıkları bu planın bozulmasında en büyük sorumluluk Amerikan ve İsrail halklarına düşüyor elbette ki.
Bush yönetimi ABD halkı demek değildir. Ama halklar da bir noktadan sonra, kendi yönetimlerinin dünyaya karşı işlediği suçların sorumluluğunu taşırlar. Bu seçimlerde oy kullanan her Amerikalı, Alman halkının Hitler yüzünden 50 yıldır çektiği ezikliği hesaba katmalıdır. İsraillilerin de artık tarihi mağduriyetlerini istismar ederek, kendilerine karşı çıkan herkesi anti-siyonist korkutmacasıyla püskürttükleri günlerin geride kaldığını anlamaları gerekiyor.
Bugün dünyanın bütün barışseverlerinin gözlerini dikmiş bu iki halka baktığını; bu ikiliyi iktidardan düşürerek 'yakın tehlike'yi bertaraf etmenin en başta onların boynunun borcu olduğunu söylemeye bile gerek yok.
Ama biz, hepimiz, kendini dünya vatandaşı sayan herkes oturup seyir mi edeceğiz bu dehşet senaryosunu?
Şu dünyanın haline bakın:
11 Eylül'den sonra yapılan her şey, terörizme karşı girişilen sözde 'önleyici savaş'ın dünyanın üstüne benzin boca etmekten başka bir şey olmadığını gösteriyor. Benzinin alev alması için dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir delinin bir kibrit çakması yetiyor. Ve gördük ki öyle deliler her zaman çıkıyor.
Evet, Saddam dünya için tehlikeliydi. Hamas teröre bulaşmış bir örgüttür ve tehlikelidir. El Kaide'nin gözünü kan bürümüş fedaileri dünya barış için büyük tehlikedir.
Ama hukuksuzluğun bütün bunlardan daha büyük bir tehlike olduğunu şu son iki yılda yaşadıklarımız apaçık ortaya koymadı mı?
Eğer bir ülkenin hükümeti oturup kabine toplantısında suikast kararı alıyorsa, yani bu kadar aleni bir biçimde terörist bir devlet haline gelmişse uluslararası kamuoyu denen güç, bu hükümeti gayrı meşru ilan etmek için daha ne bekliyor?
Eğer Birleşmiş Milletler'in, Avrupa Konseyi'nin, Uluslararası Adalet Divanı'nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ve adını bilmediğim daha nice örgütün, karşımızdaki bu devlet terörüne karşı eli kolu bağlı kalıyorsa, biz hangi uluslararası hukuktan sözedeceğiz?
KTTC'yi 'otuz yıldır 'korsan devlet' ilan eden; Saddam'ın yönettiği Irak'a uyguladığı ambargoyla kundaktaki çocukları bile ilaçsız bırakan Birleşmiş Milletler; bakanlar kurulu toplantısında suikast kararı alınan bir ülkeye neden ambargo başlatmıyor? Heideger seçimi kazanınca Avusturya'yla ilişkilerini dondurmaya kalkan Avrupa Birliği neden şimdi suskun? Miloşeviç'i, etnik temizlik yaptı diye yargılayan uygar dünya, etnik temizliğin daniskasını yapan İsrail karşısında neden hâlâ kınamayla yetiniyor?
X x x
Artık Şaron'un ne menen bir kasap olduğunu söylemenin zamanı geçti. Niyetinin Filistin-İsrail barışını dinamitlemek olduğunu söylemek de yetersiz; cesaretini kimden aldığını vurgulamak da... Filistinliler için ağlayıp sızlanmanın ise hiç faydası yok.
Barışın düşmanları ortada. Teröre karşı gerçek 'önleyici savaş'ın baş hedefinin bu ikili olduğu da... Dünya çapında terörizme karşı mücadele öncelikle Bush-Şaron ikilisine yönelmek zorunda. Eğer uluslararası toplumun bir gücü, bir yaptırımı varsa, şimdi dünyayı bu ikiliden kurtarmak için elden gelen her şeyi yapmanın zamanı...
birincisi karışmıyacaktım dediğin konunun başlığını neden açtın? İkincisi insanoğluna nankör diyen insan mı da 2 gramlık beyninle akıl taslıyorsun:
İbrahim Suresi 34. Ayet ''Hem size istediğiniz şeylerin hepsinden verdi; öyle ki, Allah'ın nimetini saysanız onu bitiremezsiniz. Gerçekten insan çok zalim, çok nankördür. '' Hacc Suresi 66. Ayet ''Size hayat veren O'dur sonra sizi öldürür sonra sizi yine diriltir. Gerçekten insan çok nankördür.'' vb.
şimdi siz hangi hakla dağları taşları yaratmış gibi kadına nankör diyorsunuz,,, Sizn mi veriyorsun onlara nimetlerini... Allahlık taslayıp suç işlediğinizin farkında değil misin? Bu yüzden ağzınızdan çıkanın tüm kadınlara hakeret olduğunu anlamaz mısınız?
kimse kimseye Allah'ın varlığını ispatlamak zorunda değildir.
Gönülden inanmak veya inanmamak seçimdir ve bu hür irade insanda vardır istediğiniz aşağılamada bulunun sonunda gerçeği inkar eden esas cahildir...
Allah'a inanmanın cahillik olduğunu söyleyenler, bu genelleme ile kimleri cahil yaptıklarının farkında değiller galba sonra gelip bilim bilim diye ötmesinler...
yahu kandın nankör diyorsunuz kime ya da neye nankörlük yapıyormuş?
yok tabiattanmış yok yaratılıştanmış, siz mi yaratınız kadınlarıda nankör diyorsunuz? Rızkı veren, yağmur yağdıran, şu bedeva nefes aldığınız havayı solutan kim ki Allah'lık taslıyorsunuz? Haddinizi bilin; ya hayırlı bir şey söyleyin ya da susun...
Kuyruğunu sallayan aç köpekler gibi etraflarında dönmeyi biliyorunuz da hangi yüzle kardeş, bacı, teyze, anne, anneanne, babaanne, hala, arkadaş, yoldaş, eş, dost, sırdaş, sevgili, can dediklerimize utanmadan nasıl nankör diyorsunuz? Yok bunu karıştırmaymış yok o değilmiş, bu bahsettiğiniz kadınlar hangi gezegenden o zaman....
Uydurduklarıza ''yamalar'' örmeye çalışıyorsunuz
Sizin fikirleriniz elmanın içindeki kurt gibi beynininizi kemiriyor, sonra gelip o çürük elmayı burada satmaya çalışıyorsunuz ya, utanın!
erkek mi yarattı kadını da nankör olsun. Nimetleri kim veriyor, o kazandığımızın rızkı nerden ki kendini bilmezin biri mantığını ya da aklını hangi çukara düşürdü de kibirlenip kadınlara nankör diyebiliyor. Nankör varsa o da insandır...
Kaliteli haber programlarıyla Türk televizyonunu yeni sahalara taşıyan değerli bir gazeteci...
Onla büyüdük diyebilirim... En taktir ettiğim yanıysa kibrine yenilmeyip Türkiye'ye yararlı olacak kişiler yetiştirdi, zaten şimdi ki nesil de onun öğrencileri sayılacak habercilerle büyüyor.
'Kader eninde sonunda, şöyle veya böyle günahlarımızın bedelini önümüze koyar. Görünen ya da görünmeyen zaman içinde herkes günahlarının bedelini öder. Ektiğini biçer.
Bunu bilen adam kimseye kızmaz, gücenmez, kimseyi aşağılamaz, kimseyi itham etmez, kimseden nefret etmez, kimseye kin tutmaz. Bunu bilen adam karşılaştığı aksiliklere şaşmaz.
Önüne çıkan maddi-manevi engellerin kendi günahlarından başka bir şey olmadığını bilir...'
TERÖRİZME KARŞI MÜCADELE BUSH-ŞARON İKİLİSİNE YÖNELMEK ZORUNDA
Evet, Şaron İsrail-Filistin barışını bombalamak istedi ve bombaladı. Büyük Ortadoğu Projesi'ni daha doğmadan öldürmeyi başardı.
Ama Şaron'un hesabı İsrail'le sınırlı değil. O, bu son provokasyonuyla, Arap ve İslam dünyasını daha da radikalleştirmeye ve terörü bütün dünyaya yaymaya çalıştığını ortaya koydu.
Şaron, bütün Batı'yı kendisiyle kader ortağı haline getirmek istiyor. Bütün ülkeler İsrail kadar terör yatağı olursa, bütün dünya İsrail kadar tehlikeli topraklar haline gelirse istediği saflaşmayı; istediği 'medeniyetler çatışmasını' yaratabileceğini umuyor.
Şimdi bütün mesele, uluslarası toplumun bu korkunç planı durdurup durduramayacağı...
Bush ve Şaron'un el birliğiyle tezgâhladıkları bu planın bozulmasında en büyük sorumluluk Amerikan ve İsrail halklarına düşüyor elbette ki.
Bush yönetimi ABD halkı demek değildir. Ama halklar da bir noktadan sonra, kendi yönetimlerinin dünyaya karşı işlediği suçların sorumluluğunu taşırlar. Bu seçimlerde oy kullanan her Amerikalı, Alman halkının Hitler yüzünden 50 yıldır çektiği ezikliği hesaba katmalıdır. İsraillilerin de artık tarihi mağduriyetlerini istismar ederek, kendilerine karşı çıkan herkesi anti-siyonist korkutmacasıyla püskürttükleri günlerin geride kaldığını anlamaları gerekiyor.
Bugün dünyanın bütün barışseverlerinin gözlerini dikmiş bu iki halka baktığını; bu ikiliyi iktidardan düşürerek 'yakın tehlike'yi bertaraf etmenin en başta onların boynunun borcu olduğunu söylemeye bile gerek yok.
Ama biz, hepimiz, kendini dünya vatandaşı sayan herkes oturup seyir mi edeceğiz bu dehşet senaryosunu?
Şu dünyanın haline bakın:
11 Eylül'den sonra yapılan her şey, terörizme karşı girişilen sözde 'önleyici savaş'ın dünyanın üstüne benzin boca etmekten başka bir şey olmadığını gösteriyor. Benzinin alev alması için dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir delinin bir kibrit çakması yetiyor. Ve gördük ki öyle deliler her zaman çıkıyor.
Evet, Saddam dünya için tehlikeliydi. Hamas teröre bulaşmış bir örgüttür ve tehlikelidir. El Kaide'nin gözünü kan bürümüş fedaileri dünya barış için büyük tehlikedir.
Ama hukuksuzluğun bütün bunlardan daha büyük bir tehlike olduğunu şu son iki yılda yaşadıklarımız apaçık ortaya koymadı mı?
Eğer bir ülkenin hükümeti oturup kabine toplantısında suikast kararı alıyorsa, yani bu kadar aleni bir biçimde terörist bir devlet haline gelmişse uluslararası kamuoyu denen güç, bu hükümeti gayrı meşru ilan etmek için daha ne bekliyor?
Eğer Birleşmiş Milletler'in, Avrupa Konseyi'nin, Uluslararası Adalet Divanı'nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ve adını bilmediğim daha nice örgütün, karşımızdaki bu devlet terörüne karşı eli kolu bağlı kalıyorsa, biz hangi uluslararası hukuktan sözedeceğiz?
KTTC'yi 'otuz yıldır 'korsan devlet' ilan eden; Saddam'ın yönettiği Irak'a uyguladığı ambargoyla kundaktaki çocukları bile ilaçsız bırakan Birleşmiş Milletler; bakanlar kurulu toplantısında suikast kararı alınan bir ülkeye neden ambargo başlatmıyor? Heideger seçimi kazanınca Avusturya'yla ilişkilerini dondurmaya kalkan Avrupa Birliği neden şimdi suskun? Miloşeviç'i, etnik temizlik yaptı diye yargılayan uygar dünya, etnik temizliğin daniskasını yapan İsrail karşısında neden hâlâ kınamayla yetiniyor?
X x x
Artık Şaron'un ne menen bir kasap olduğunu söylemenin zamanı geçti. Niyetinin Filistin-İsrail barışını dinamitlemek olduğunu söylemek de yetersiz; cesaretini kimden aldığını vurgulamak da... Filistinliler için ağlayıp sızlanmanın ise hiç faydası yok.
Barışın düşmanları ortada. Teröre karşı gerçek 'önleyici savaş'ın baş hedefinin bu ikili olduğu da... Dünya çapında terörizme karşı mücadele öncelikle Bush-Şaron ikilisine yönelmek zorunda. Eğer uluslararası toplumun bir gücü, bir yaptırımı varsa, şimdi dünyayı bu ikiliden kurtarmak için elden gelen her şeyi yapmanın zamanı...
Çok geç olmadan...
Gülay Göktürk
25.03.2004
Tercüman Gazetesi
bu sitede tonlarca var
birincisi karışmıyacaktım dediğin konunun başlığını neden açtın? İkincisi insanoğluna nankör diyen insan mı da 2 gramlık beyninle akıl taslıyorsun:
İbrahim Suresi 34. Ayet ''Hem size istediğiniz şeylerin hepsinden verdi; öyle ki, Allah'ın nimetini saysanız onu bitiremezsiniz. Gerçekten insan çok zalim, çok nankördür. ''
Hacc Suresi 66. Ayet ''Size hayat veren O'dur sonra sizi öldürür sonra sizi yine diriltir. Gerçekten insan çok nankördür.''
vb.
şimdi siz hangi hakla dağları taşları yaratmış gibi kadına nankör diyorsunuz,,, Sizn mi veriyorsun onlara nimetlerini... Allahlık taslayıp suç işlediğinizin farkında değil misin? Bu yüzden ağzınızdan çıkanın tüm kadınlara hakeret olduğunu anlamaz mısınız?
size tepkim tabi büyük! ! !
kimse kimseye Allah'ın varlığını ispatlamak zorunda değildir.
Gönülden inanmak veya inanmamak seçimdir ve bu hür irade insanda vardır istediğiniz aşağılamada bulunun sonunda gerçeği inkar eden esas cahildir...
Allah'a inanmanın cahillik olduğunu söyleyenler, bu genelleme ile kimleri cahil yaptıklarının farkında değiller galba sonra gelip bilim bilim diye ötmesinler...
nefes
hem pozitif hem de negatif anlamda dumur olur insan...
mesela Nedire upuzun bir yazı yazdıktan sonra sayfa hatasından tüm yazdığının kaybolduğunu görünce negatif anlamda dumur olmak var...
ama hiç ummadığınız birisi size yolda çicek verirse pozitif anlamda dumur olabilirsin:P
yahu kandın nankör diyorsunuz kime ya da neye nankörlük yapıyormuş?
yok tabiattanmış yok yaratılıştanmış, siz mi yaratınız kadınlarıda nankör diyorsunuz? Rızkı veren, yağmur yağdıran, şu bedeva nefes aldığınız havayı solutan kim ki Allah'lık taslıyorsunuz? Haddinizi bilin; ya hayırlı bir şey söyleyin ya da susun...
Kuyruğunu sallayan aç köpekler gibi etraflarında dönmeyi biliyorunuz da hangi yüzle kardeş, bacı, teyze, anne, anneanne, babaanne, hala, arkadaş, yoldaş, eş, dost, sırdaş, sevgili, can dediklerimize utanmadan nasıl nankör diyorsunuz? Yok bunu karıştırmaymış yok o değilmiş, bu bahsettiğiniz kadınlar hangi gezegenden o zaman....
Uydurduklarıza ''yamalar'' örmeye çalışıyorsunuz
Sizin fikirleriniz elmanın içindeki kurt gibi beynininizi kemiriyor, sonra gelip o çürük elmayı burada satmaya çalışıyorsunuz ya, utanın!
erkek mi yarattı kadını da nankör olsun. Nimetleri kim veriyor, o kazandığımızın rızkı nerden ki kendini bilmezin biri mantığını ya da aklını hangi çukara düşürdü de kibirlenip kadınlara nankör diyebiliyor. Nankör varsa o da insandır...
Kaliteli haber programlarıyla Türk televizyonunu yeni sahalara taşıyan değerli bir gazeteci...
Onla büyüdük diyebilirim... En taktir ettiğim yanıysa kibrine yenilmeyip Türkiye'ye yararlı olacak kişiler yetiştirdi, zaten şimdi ki nesil de onun öğrencileri sayılacak habercilerle büyüyor.
Epiktetos yirmi asır önce demiştir ki:
'Kader eninde sonunda, şöyle veya böyle günahlarımızın bedelini önümüze koyar. Görünen ya da görünmeyen zaman içinde herkes günahlarının bedelini öder. Ektiğini biçer.
Bunu bilen adam kimseye kızmaz, gücenmez, kimseyi aşağılamaz, kimseyi itham etmez, kimseden nefret etmez, kimseye kin tutmaz. Bunu bilen adam karşılaştığı aksiliklere şaşmaz.
Önüne çıkan maddi-manevi engellerin kendi günahlarından başka bir şey olmadığını bilir...'