işe gidip rüyamda işyerinin bahçesinin yemyeşil olduğunu gördüğümü söyledim bir tanesi -tamamdır maaşa zam alcaz dedi. bir diğeri -büyük bir iş alcaz dedi bir tanesi -sayısal bana çıkacak dedi. durdum ve dedim ki -yahu bu nasıl iştir rüyayı ben görüyorum bütün paraları siz alıyorsunuz..
beni bıraktın ankaralara -büyük- şehir dediler kandırdılar beni senin kadar büyük değil istanbul.. hani benim her geçişimde uçmayı hayal ettiğim köprü hani her binişimde yüzmeyi hayal ettiğim vapur hani her takılışımda kendime vakit bulduğum trafik hani sıkılışımda çıkıp ensantane yağmuruna yakalanıp hüzünlendiğim sokak... hani kapısından girerken kendimi muzaffer bir komutan gibi hissettiren mevlanakapı nerdesin 'aziz' istanbul fatihim ben fatihin gibi emrimde askerlerim yok ama seni çok özledim ey aziz istanbul bir kez tependen kamburlarından birtanesinden nasip olacak mı bakmak silüetine... ey aziz istanbul
olmamış bir şeyi olmuş ve ya olmuş bir şeyi olmamış gibi göstermek... yani Allahın kaderini yarattığı bir olayı hiç yaratmamış yaşanmamış olarak göstermek.. yani şirk...
.... başyayla çankırılı bir arkadaşa bak rizeden kimler kimler çıkmış çankırılı kim var dedim o da turgay başyayla dedi.. çankırıyı kurtataran adam dır kendisi..
Hoca kırda öğrencilerine ders vermektedir ve konu AŞKtır. Dersi koşa koşa gelen köylü böler ve heyecanla; - Hocam benim eşek kaybolmuş acaba buralarda gördünüz mü? diye sorar. Hoca talebelerine dönerek - Aranızda hiç aşık olmayan var mı? der. İçlerinden birtanesi atılır ve - ben hiç aşık olmadım der. Hoca köylüye; -ARADIĞIN EŞEK BUDUR al götür...
askerde er kantininde otururken
içeriye bir komutan girerse
ilk gören dikkat çeker
-dikkaaaaat! komutan sağda!
işe gidip rüyamda işyerinin bahçesinin yemyeşil olduğunu
gördüğümü söyledim bir tanesi
-tamamdır maaşa zam alcaz
dedi. bir diğeri
-büyük bir iş alcaz dedi
bir tanesi
-sayısal bana çıkacak dedi.
durdum ve dedim ki
-yahu bu nasıl iştir rüyayı ben görüyorum
bütün paraları siz alıyorsunuz..
beni bıraktın ankaralara
-büyük- şehir dediler kandırdılar beni
senin kadar büyük değil istanbul..
hani benim
her geçişimde uçmayı hayal ettiğim köprü
hani her binişimde yüzmeyi hayal ettiğim vapur
hani her takılışımda kendime vakit bulduğum trafik
hani sıkılışımda çıkıp ensantane yağmuruna yakalanıp hüzünlendiğim sokak...
hani kapısından girerken kendimi muzaffer bir komutan gibi hissettiren mevlanakapı
nerdesin 'aziz' istanbul
fatihim ben
fatihin gibi emrimde askerlerim yok
ama seni çok özledim
ey aziz istanbul
bir kez tependen kamburlarından birtanesinden
nasip olacak mı bakmak
silüetine...
ey aziz istanbul
-mehmet
-efendim hayatım
-sen sekreter mi aldın kendine
-hayır
-e o zaman dün seni aradığımda çıkan kadın kimdi? mehmet! yoksa..
-hee o mu
sebze imparatorluğunun
üç büyük veziri..
kral mı? kral kara lahana tabiki..
olmamış bir şeyi olmuş
ve ya olmuş bir şeyi olmamış gibi
göstermek...
yani Allahın kaderini
yarattığı bir olayı
hiç yaratmamış yaşanmamış
olarak göstermek..
yani şirk...
sevdanın kabahati ne
gidin yaşayanlara sorun soracaksanız
sadakatsizliğin hesabını..
.... başyayla
çankırılı bir arkadaşa
bak rizeden kimler kimler çıkmış çankırılı kim var dedim
o da turgay başyayla dedi..
çankırıyı kurtataran adam dır kendisi..
şşş pelle erobreren baksana bi
ne öle boş boş duruyon kim ekledi seni buraya kardeşim
madem ekledi niye 0 sın hala
kimsin sen!
Hoca kırda öğrencilerine ders vermektedir ve konu AŞKtır. Dersi koşa koşa gelen köylü böler ve heyecanla;
- Hocam benim eşek kaybolmuş acaba buralarda gördünüz mü?
diye sorar. Hoca talebelerine dönerek
- Aranızda hiç aşık olmayan var mı?
der. İçlerinden birtanesi atılır ve
- ben hiç aşık olmadım
der. Hoca köylüye;
-ARADIĞIN EŞEK BUDUR al götür...
der. hani eşek olmaktansa...