Yasemin hanım Neden sadece İslami olanlara tavrınız ? Kaç tane misyonerlik örgütü var faaliyet gösteren ? Bedava İncil dağıtan. Din değiştirene para veren
Yapmayın Cemaat omuz omuza ibadet eden demektir ..
Yanlış yapanı haram işleyeni koruyan bir mekanizma yok.. Tepe dediniz. Mahkemeye intikal etmiş bir konu var. Kimse yargıdan üstün değil ki
Ha şahsi olarak ceza verebiliyor olsam O müsvedde artık Bülent gibi gezerdi ..
Sapığı lanetleyelim. Her nerde varsa Bunu dine kuruma makama mal etmeyelim Cephelesmek için kullanmayalım
Birde kavram karmaşası var Cemaat yapılanmaları 42 yıl önceki darbeden sonra oldu ... Suçlayacak birini arıyorsanız Kenan evrene saldırın... Sızıntı Zaman Nur cemaati kisvesine saklanan fetöye izin veren Kenan evrene . .
Yasemin hanım İsrarla dine satasmanizi anlamıyorum Ortada bir sapık var Sapığı kinamaktan başka ne yapabiliriz ? Tepe derken ? Siyasete dökmeyin bence. Sapıklığın dini siyasi görüşü olmaz... Olur derseniz sadece İstanbul belediyesindekileri yazarım sayfalar dolar .. Sapıklığı dine saldırmak için kullanmayın...
Sapık dini yaşayan biri olsa zaten böyle bir olay olmazdı...
Yasemin hanım Dindar demek mensup olduğu dinin emirlerini yasaklarını yapan demektir...
Kelime oyununa ihtiyacım yok.. Sapığı savunuyor değilim.. Hatta sizin bir adım önünüzdeyim Bu Sapığa 6 yaşındaki kızını veren baba ve anneyi sorguluyorum. Sapık kadar onlarda suçlu diyorum...
Sapık dindar olsa ehli müslim olsa böyle bir fiile böyle bir harama bulaşmazdı diyorum..
Cephe açan sizsiniz. Din ile Kemalizm denen şeyi kıyas yapacak değilim
Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman aleyhisselama gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hazreti Süleyman aleyhisselam dervişi hemen huzuruna çağırtır. Ve ona sorar; “Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?” Derviş kendini savunur; “Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Bende bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı.” Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki; “Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun?” Kuş kendini savunur. “Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım.” Hazreti. Süleyman aleyhisselam bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister. “Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın” diye emreder. Kuş o anda; “Efendim, sakın öyle bir şey yaptırmayın” diyerek öne atılır. “Neden” diye sorar Hazreti Süleyman. Kuş sebebini şöyle açıklar; “Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar… Siz en iyisi mi, bunun üzerindeki derviş hırkasını çıkartın… Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın.” *****""" Şimdi öncelikle bunun sakalını kesip ( başka yerinide )cübbesini de alacaksınki başka insanlarda aldanmasın bu ehli müslim diye.. ... Din kavramını çığırından çıkarmayın... Dindar diye bir şey yok. Bir dine mensupsan dindarsındır.. Aşırı veya az diye birşeyde yok. Dinin belirlenmiş kuralları vardır..
Böyle sapkinlar heryerdeler....makam sahibi olanida var mevki sahibi olanida
Önemli olan bu sapkinlara dini , makamı , mevkiyi kullandırmamak....
Müsvedde sapık..bunu anladık Esas soru şu olmalı Kızı veren baba ne karşılığında verdi ? Cennetten parsel almadığına göre Dünyalık karşılığı vermiştir Sapık kadar babada suçludur
Çayı sevmiyordu belli ki.. Şiiri de sevmediği gibi.. Öyle farklıyız işte Ne beni anlatan iki satır yazabildi, Ne de yazdıklarımı anladı.. Aşk'a Kör. Yüreği Sağır. Sevdaya Cahil....
Yorgun adamlar hep kaybetti Acıyı derinden bilen, acılarına teselli olan. Dinleyen ve dinlendiren. Sakalları parfüm değil de güven kokan Makyajını değil de, gözlerinin gülüşünü seven Ve. . Sen kendinden vazgeçsen bile senden vazgeçmeyen. . Yorgun adamlar... Atlarına binip gittiler.....
Hintli milyarder Ratan Tata'ya radyo sunucusu tarafından bir telefon görüşmesinde sorulduğunda:
"Efendim, hayatta en mutlu olduğunuz anı ne olarak hatırlıyorsunuz?"
Ratan Tata dedi ki: "Hayatta mutluluğun dört aşamasından geçtim ve sonunda gerçek mutluluğun anlamını anladım.
İlk aşama zenginlik ve kaynak biriktirmekti. Ama bu aşamada istediğim mutluluğu elde edemedim.
Ardından değerli eşyaların toplanması olan ikinci aşaması geldi. Ama bunun etkisinin de geçici olduğunu ve değerli şeylerin parıltısının uzun sürmediğini fark ettim.
Ardından büyük bir proje alma olan üçüncü aşaması geldi. O zaman Hindistan ve Afrika'daki dizel yataklarının %95'ine sahiptim. Ayrıca Hindistan ve Asya'daki en büyük çelik fabrikasının sahibiydim. Ama burada da hayal ettiğim mutluluğu elde edemedim.
Dördüncü adım, bir arkadaşımın benden bazı engelli çocuklar için tekerlekli sandalye almamı istemesiydi. Yaklaşık 200 çocuk. Arkadaşımın tavsiyesiyle hemen tekerlekli sandalyeleri aldım.
Ama arkadaşım onunla gitmem ve tekerlekli sandalyeleri çocuklara vermem konusunda ısrar etti. Bende hazırlanıp onunla gittim. Orada bu çocuklara tekerlekli sandalyeleri kendi ellerimle verdim. Bu çocukların yüzlerinde garip bir mutluluk parıltısı gördüm. Hepsini tekerlekli sandalyede otururken, dolaşırken ve eğlenirken gördüm. Kazanan bir hediyeyi paylaştıkları bir piknik yerine ulaşmış gibiydiler.
Gerçek mutluluğu içimde hissettim.
Ayrılmaya karar verdiğimde çocuklardan biri bacağımdan tuttu. Bacaklarımı yavaşça kurtarmaya çalıştım ama çocuk yüzüme baktı ve bacaklarımı sıkıca tuttu. Eğilip çocuğa sordum: Başka bir şeye ihtiyacın var mı?
Bu çocuğun verdiği cevap beni sadece şok etmekle kalmadı, hayata bakışımı da tamamen değiştirdi.
Bu çocuk dedi ki:
"Yüzünü hatırlamak istiyorum ki cennette buluştuğumda seni tanıyıp bir kez daha teşekkür edebileyim..........
" Bu gün temizlik günü... Önce nereden başlasam.. İnan ki hiç düşünmedim.. Herkesi her şeyi silip süpürme günü... Ciğeri beş para etmeyenleri.. Kendini beğenmişleri.. Asi olup kötülük yapanları.. Gidişte geri dönmeyenleri.. Sadâkatsiz olanları.. Seviyorum diyerek kandıranları.. Yalancıları kurnazlık yapanları... Gözleri manâsız bakanları.. Menfaati için duygularımı sömürenleri.. Sen benim için değerlisin derken bile.., Kendini düşünüp aslında Kendini sevenleri.. Bir tek sen varsın derken.. Aslında hiç yanında olmayanları.. Herkese her şeye zaman ayırıp.. Bana hiç vakti olmayanları.. Sevgimi hiçe sayıp takmayanları.. Baya bir kokuşmuş buralar... Bu temizlik iyi oldu.. Mis gibi koktu her yer.. Hafifledi bedenim hafifledi yüreğim... Temizlik bitti şimdi keyif zamanı... Bir bardak çay, Bir fincan kahve.. Ne iyi gider bu yorgunluğun üstüne..."
Yasemin hanım
Neden sadece İslami olanlara tavrınız ?
Kaç tane misyonerlik örgütü var faaliyet gösteren ?
Bedava İncil dağıtan.
Din değiştirene para veren
Yapmayın
Cemaat omuz omuza ibadet eden demektir ..
Yanlış yapanı haram işleyeni koruyan bir mekanizma yok..
Tepe dediniz.
Mahkemeye intikal etmiş bir konu var.
Kimse yargıdan üstün değil ki
Ha şahsi olarak ceza verebiliyor olsam
O müsvedde artık Bülent gibi gezerdi ..
Sapığı lanetleyelim.
Her nerde varsa
Bunu dine kuruma makama mal etmeyelim
Cephelesmek için kullanmayalım
Birde kavram karmaşası var
Cemaat yapılanmaları 42 yıl önceki darbeden sonra oldu ...
Suçlayacak birini arıyorsanız Kenan evrene saldırın...
Sızıntı
Zaman
Nur cemaati kisvesine saklanan fetöye izin veren Kenan evrene . .
Yasemin hanım
İsrarla dine satasmanizi anlamıyorum
Ortada bir sapık var
Sapığı kinamaktan başka ne yapabiliriz ?
Tepe derken ?
Siyasete dökmeyin bence.
Sapıklığın dini siyasi görüşü olmaz...
Olur derseniz sadece İstanbul belediyesindekileri yazarım sayfalar dolar ..
Sapıklığı dine saldırmak için kullanmayın...
Sapık dini yaşayan biri olsa zaten böyle bir olay olmazdı...
Yasemin hanım
Dindar demek mensup olduğu dinin emirlerini yasaklarını yapan demektir...
Kelime oyununa ihtiyacım yok..
Sapığı savunuyor değilim..
Hatta sizin bir adım önünüzdeyim
Bu Sapığa 6 yaşındaki kızını veren baba ve anneyi sorguluyorum.
Sapık kadar onlarda suçlu diyorum...
Sapık dindar olsa ehli müslim olsa böyle bir fiile böyle bir harama bulaşmazdı diyorum..
Cephe açan sizsiniz.
Din ile Kemalizm denen şeyi kıyas yapacak değilim
Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman aleyhisselama gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler.
Hazreti Süleyman aleyhisselam dervişi hemen huzuruna çağırtır.
Ve ona sorar;
“Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?”
Derviş kendini savunur;
“Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı.
Bende bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı.”
Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki;
“Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin.
Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun?”
Kuş kendini savunur.
“Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım.”
Hazreti. Süleyman aleyhisselam bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister.
“Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın” diye emreder.
Kuş o anda;
“Efendim, sakın öyle bir şey yaptırmayın” diyerek öne atılır.
“Neden” diye sorar Hazreti Süleyman.
Kuş sebebini şöyle açıklar;
“Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar…
Siz en iyisi mi, bunun üzerindeki derviş hırkasını çıkartın… Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın.”
*****"""
Şimdi öncelikle bunun sakalını kesip ( başka yerinide )cübbesini de alacaksınki başka insanlarda aldanmasın bu ehli müslim diye..
...
Din kavramını çığırından çıkarmayın...
Dindar diye bir şey yok.
Bir dine mensupsan dindarsındır..
Aşırı veya az diye birşeyde yok.
Dinin belirlenmiş kuralları vardır..
Böyle sapkinlar heryerdeler....makam sahibi olanida var mevki sahibi olanida
Önemli olan bu sapkinlara dini , makamı , mevkiyi kullandırmamak....
Müsvedde sapık..bunu anladık
Esas soru şu olmalı
Kızı veren baba ne karşılığında verdi ?
Cennetten parsel almadığına göre
Dünyalık karşılığı vermiştir
Sapık kadar babada suçludur
Okullarda sevmek ve utanmak dersleri de olmalı..
Çünkü hiç kimse ne utanmanın kalfası
Ne de sevmenin ustası
Çayı sevmiyordu belli ki..
Şiiri de sevmediği gibi..
Öyle farklıyız işte
Ne beni anlatan iki satır yazabildi,
Ne de yazdıklarımı anladı..
Aşk'a Kör.
Yüreği Sağır.
Sevdaya Cahil....
Yorgun adamlar hep kaybetti
Acıyı derinden bilen, acılarına teselli olan.
Dinleyen ve dinlendiren.
Sakalları parfüm değil de güven kokan
Makyajını değil de, gözlerinin gülüşünü seven
Ve. .
Sen kendinden vazgeçsen bile senden vazgeçmeyen. .
Yorgun adamlar...
Atlarına binip gittiler.....
Hintli milyarder Ratan Tata'ya radyo sunucusu tarafından bir telefon görüşmesinde sorulduğunda:
"Efendim, hayatta en mutlu olduğunuz anı ne olarak hatırlıyorsunuz?"
Ratan Tata dedi ki:
"Hayatta mutluluğun dört aşamasından geçtim ve sonunda gerçek mutluluğun anlamını anladım.
İlk aşama zenginlik ve kaynak biriktirmekti.
Ama bu aşamada istediğim mutluluğu elde edemedim.
Ardından değerli eşyaların toplanması olan ikinci aşaması geldi.
Ama bunun etkisinin de geçici olduğunu ve değerli şeylerin parıltısının uzun sürmediğini fark ettim.
Ardından büyük bir proje alma olan üçüncü aşaması geldi. O zaman Hindistan ve Afrika'daki dizel yataklarının %95'ine sahiptim.
Ayrıca Hindistan ve Asya'daki en büyük çelik fabrikasının sahibiydim.
Ama burada da hayal ettiğim mutluluğu elde edemedim.
Dördüncü adım, bir arkadaşımın benden bazı engelli çocuklar için tekerlekli sandalye almamı istemesiydi.
Yaklaşık 200 çocuk.
Arkadaşımın tavsiyesiyle hemen tekerlekli sandalyeleri aldım.
Ama arkadaşım onunla gitmem ve tekerlekli sandalyeleri çocuklara vermem konusunda ısrar etti. Bende hazırlanıp onunla gittim.
Orada bu çocuklara tekerlekli sandalyeleri kendi ellerimle verdim. Bu çocukların yüzlerinde garip bir mutluluk parıltısı gördüm. Hepsini tekerlekli sandalyede otururken, dolaşırken ve eğlenirken gördüm.
Kazanan bir hediyeyi paylaştıkları bir piknik yerine ulaşmış gibiydiler.
Gerçek mutluluğu içimde hissettim.
Ayrılmaya karar verdiğimde çocuklardan biri bacağımdan tuttu.
Bacaklarımı yavaşça kurtarmaya çalıştım ama çocuk yüzüme baktı ve bacaklarımı sıkıca tuttu. Eğilip çocuğa sordum: Başka bir şeye ihtiyacın var mı?
Bu çocuğun verdiği cevap beni sadece şok etmekle kalmadı, hayata bakışımı da tamamen değiştirdi.
Bu çocuk dedi ki:
"Yüzünü hatırlamak istiyorum ki cennette buluştuğumda seni tanıyıp bir kez daha teşekkür edebileyim..........
" Bu gün temizlik günü...
Önce nereden başlasam..
İnan ki hiç düşünmedim..
Herkesi her şeyi silip süpürme günü...
Ciğeri beş para etmeyenleri..
Kendini beğenmişleri..
Asi olup kötülük yapanları..
Gidişte geri dönmeyenleri..
Sadâkatsiz olanları..
Seviyorum diyerek kandıranları..
Yalancıları kurnazlık yapanları...
Gözleri manâsız bakanları..
Menfaati için duygularımı sömürenleri..
Sen benim için değerlisin derken bile..,
Kendini düşünüp aslında Kendini sevenleri..
Bir tek sen varsın derken..
Aslında hiç yanında olmayanları..
Herkese her şeye zaman ayırıp..
Bana hiç vakti olmayanları..
Sevgimi hiçe sayıp takmayanları..
Baya bir kokuşmuş buralar...
Bu temizlik iyi oldu..
Mis gibi koktu her yer..
Hafifledi bedenim hafifledi yüreğim...
Temizlik bitti şimdi keyif zamanı...
Bir bardak çay, Bir fincan kahve..
Ne iyi gider bu yorgunluğun üstüne..."