Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Ahmet Ihsan Arac
Ahmet Ihsan Arac

Bos bulunup evlenmenin sonu bosanmaktir.

  • serbest kürsü06.03.2026 - 01:24

    BESERI ASKIN EDEBIYATI
    Gozumun ufkunda sütten OZNESIN,
    Duydukca ritmini sarsan o sessin.
    Bir mutlu YUKLEMLE bitsin bu keder,
    Sen ki her halinle bir zebercetsin .

    Gizlendim isminde bir ZAMIR gibi,
    Gömüldüm sırrına bir esir gibi.
    Seninle her menzil bir tek TUMLECTIR,
    Akan zamanımin tek nehir gibi.

    Hayat bir TIYATRO kurulan bu sahne,
    Seninle oynanan oyun şahane.
    En derin SOYLEVDIR gülüşun bana,
    Omrumden ömrüne ususen hane

    BAGLACLAR koptu bak, bitti seferler,
    Vuslatın önünde sustu HECELER
    Sığmaz bu HIKAYE, sığmaz bu ROMAN,
    Seninle aydınlık olunca geceler.

    Yıkıldı DENEME, devrildi bu fani,
    Aşkın EDATSIZDIR, sonsuz ve gani...
    Sen en tatli SIIR ey güzel gerçek,
    Ruhumda yankılan ebedi, vari

  • serbest kürsü06.03.2026 - 01:16

    ILAHI AŞKIN EDEBİYATI
    Varlığı mutlak olan O gizli OZNE
    Baktim her zerrede o derin izne.
    Kün emri bir YUKLEM biter bu alem,
    Muhtacız her an O kudretl dizine.

    Kâinat mülkünde O'dur tek SIFAT
    Yerde ve göklerde sonsuz bir, kat kat.
    Vuslatı bağlayan en kutlu BAGLAC
    O'ndan gelir ancak her türlü necat.

    Görünmez bir ZAMIR her şeyde aşikâr,
    Bir "ol" demesi ki ebedi bir kâr.
    Onsuz bu dunyanin olmasi mahal
    Zaman bir TUMLECTIR kapısında zar


    Kurulan bu dünya dar bir TIYATRO,
    İnsan bir deneme, bu tozlu kadro.
    O en büyük SOYLEV her dilde paye
    Susmaz bu HIKAYE bu kutlu koro.

    O öyle bir ROMAN sonu gelmeyen,
    O öyle bir HECE dile gelmeyen.
    En ulu SIIRDIR O'nun yazdığı,
    O'dur bu mısrada asla ölmeyen.

    celle celaluhu

  • serbest kürsü03.03.2026 - 22:06

    Iranin % 80 caferi. Imami caferi sadik imami azamin hocasi. Ehlibeytten, ve tabiin. Yani sahabeyi gorenlerden en onemli alimlerden. Hal boyle iken sunnilerin amerikaya ve yahudiye karsi savasinda, iranin yaninda olmamasi, iranin degil aslinda sunnilerin ne kadar haktan, hakkaniyetten uzaklastiklarini gosterir. Gazzede iran onde. Cephede iran once. Tamam anladik, iranin ve siirlerin icinde cok yahudi crypto molla var ama. Normal halk masum. Onalrin oldurulmesine nasil goz yumuluyor.
    Bunlar hep kurandan ve hadisten kopuk yasandigi icin... insan gunluk okudugu kuran ve hadisi hayatina gecirse, toplum otomatikmen duzelir. Komsusu acken tok yatmaz. Tanimadigi insanlara iyilik yapar. Hergun sukur hamd eder. ALLAHIN nimetleri lutuflari artar, bereketlenir. Insanlarin hepsi vahyin rengiyle renklenir. Toplum kurtulur. Kadin kurtulur. Cocuk kurtulur. Dunya kurtulur. Hayvanlar kurtulur....

  • serbest kürsü03.03.2026 - 08:38

    Efendimiz, s.a.v ebedi aleme goctukten sonra, yuce mevlamizin kullarini kuran ve hadisle basbasa birakacaginimi saniyorsunuz. Tabiki de hayir
    Peygamberlere hikmet vahiy yoluyla verilir. Duz insanlara ilham yoluyla hikmet verilir. Peygamberimizin sozleri ve getirdigi kuran vahiydir. Himmettir. Ve hukum ifade eder. bizleri baglar. Ama biz duz insanlara lhamla gelen hikmet bir hukum degildir. Latife dir. Kesiftir...
    Peygamber ecelliydi. Gorevini icra etti ve gitti. Ama yuce yaratici ezel ve ebettir. Kulunu bir an bile bos ve yanliz birakmaz." insana bilmedigini ogretti. " ayetinde dikkat edilirse duz insana diyor. Dolayisiyla isan gunluk, kurana hadis ve sunnete, ibadetu iteata, duaya, tevbe istigfara, hamd ve sukure, zikir ve tesbihe, salavata, tefekkure, devam eden bir insan kesfe ve ilhama mazhar olur. Zaten nefis mertebelerinden biri de nefsi mulhime degil mi?

    Nefs-i Mülhime, tasavvufta nefsin yedi mertebesinin üçüncüsüdür. Kelime anlamı olarak "ilham alan nefs" demektir.
    Bu mertebenin temel özellikleri şunlardır:
    İlham Kapısı: Kul, Allah’tan gelen ilhamlara ve keşiflere açık hale gelir. Neyin hayır, neyin şer olduğunu kalbi bir sezişle ayırt etmeye başlar.
    Ayetle Bağlantısı: Adını Şems Suresi 8. ayetten alır: "Ona (nefse) iyilik ve kötülüklerini ilham edene andolsun."
    İyiliğe Yöneliş: Nefs-i Emmâre (kötülüğü emreden) ve Levvâme (pişmanlık duyan) aşamalarından sonra, artık iyiliğin ve ibadetin tadının alınmaya başlandığı bir seviyedir.

    O yuzden kurani ve hadisi anlamaya calismak, bizim hayatimizda yemek icmek gibi zaruri bir ihtiyactir.

  • serbest kürsü03.03.2026 - 07:56

    Acik fikirli oldugunu bildigim ilahiyatci bir dostum beni iftara davet etmisti. Ummetin hali purmelali konusulurken, ben insanlar kurandan ve hadisten uzak yasiyorlar. Gunluk peynir ekmek gibi, ogun yemek yer gibi, namaz kilar gibi kuran ve hadis tuketmeliler dedim. O ilahiyatici dostum, Ahmet bey kurana mealinden okuyan insanlarin yanlis yonlendirilme tehlikesi var. Kurani mealinden okumak yerine Tefsir okumak daha guvenli diye soyledi.
    Bende dostum sen hapishane ziyaretlerine gidiyorsun. Kac kisinin degil kuranin arapcaya en yakin ve gelismis turkce mealini, ingilizce, fransizca, ispanyolca meallerini okuyan insanlarin hidayete erdigini kac dafa sahit oldun. Kurana 7 yabanci birinin kurana 7 yabanci bir dildeki tercumesinden imana geliyorda, inanan bir insanin imani neden zarar gorsun. Bu sizin masumane endiseniz aslinda islam alemininin icine, yiginlari kurandan uzaklastirmak, islami bir ruhban dini haline getirmek icin sokulmus, bir hastalikli fikirdir. tabiki kuran mealini secerken, kimin mealini okuyacagini iyi arastir. Tabiki kurandan kalbine dusen pirilti sadece senin fikrin. Bu ayet tam olarak bunu soyluyor diyemezsin. Hele tefsir ilminde bir oterite olsan bile kesin bu boyle dememelisin. O sadece senin fikrine kurandan yansiyan kismi. Okyanustan senin canagina dolan kismi. Dolayisi ile benim gibi duz insanlar, kurandan pencerelerine dusen fikri paylasabilir ama empoze edemez.
    Kurani anlamadan okuyanlari suna benzetiryorum. necip fazilin "Avrupa reçelini kavanozun dışından yalayarak yediğini zanneden adamlar" sozunu ben de kurani arapcasini okuyup ne dedigini anlamaya calismayanlara, kuran bali kavanozunu disindan yalayan belki kavanozun kapagini da hadi acmislar da kokusuyla kuran bali yedigini sanan muslumanlar diyelim...
    Halbuki bu bal kuran icinden yemek icin indirildi.
    Peygamberlere vahiy gelir. Onlar vahiydir, hadistir. Insanlara ilham gelir. Bir insan kurana nasil yaklasirsa kuran da ona oyle yaklasir. Ilhami veren Allah, kuranin ingilizce tercumesininden ingiliz, alman, fransizlara ilham ve hidayet veren Allah turklere, ki turkcenin yarisi arapca kelimelerden olma, neden hidayet olmasin...
    Gercekten kuranla aramiza daglar ormusler, hem icerden hem disardan.. cok uzuldum... dedim dostum sen de mi... kuranda bir tane bana ayet goster mealinden okunmamali diye.
    Bilakis
    Suresi 22. ayette "O’nun delillerinden biri de, gökleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın (dillerinizin) ve renklerinizin farklı olmasıdır" buyurulur. Bu, farklı dillerin Allah'ın bir lütfu olduğunu ve her dilin O'nun mesajını taşımaya uygun olduğunu gösterir
    Ayrica
    Ibrahim suresi 4 ayette, "Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah'ın emirlerini) iyice açıklasın" denir.
    Kur'an evrensel bir mesaj olduğuna göre, Arapça bilmeyen kavimlerin de "kendi dillerinde" bu mesajı anlamaları, çeviri ve mealler yoluyla mümkün olmaktadır."
    Kuranda ve hadiste gunluk, haftalik, aylik, yillik, sahsi, ve toplumsal butun careler, ve cozumler mevcut.
    Ben iddia ediyorum, kanuni sultan suleyman, 500 sene once yusuf suresindeki yusuf kissasinin bize ne anlattigini tam anlasaydi, endulusten surulen o yahudileri osmanlinin degil icine almak yanina bile yaklastirmazdi.
    Koskoca yusuf suresinde peygamber oglu peygamber oglu peygamber ogullari 10 tane koca koca adamlar, hasetlerinden, birlik olup, hem de guzelligi ile nam salmis dunyanin en sevimli cocugu olan kardeslerini kuyuya atiyorlar. Babalari gozlerinin onunde acidan gozlerini kaybediyor. 10 kisinin icinden biri bile insafa gelip demiyor 30 sene boyunca, Baba Biz boyle birsey yaptik. Artik uzulme. Yusuf surada olabilir... 10 kisi 30 yil boyunca... Babasina, kardesine acimayan, peygamber oglu peygamber oglu peygamber oglari olan o on kisi hem de babasina acimayan, arkadan vuranin 500 sene once ispanyadan kovulan torunlarinin babalari peygamber olmayi birak daha arizalilarki ispanyadan kovuluyorlar. Boyle bir ser yumagini sen kurandan ders alsaydin almazdin icine. Iste icine alirsan, kimini iraka, kimini suriyeye, kimini yunana, kimini bulgara kimini balkana yerlestirirsen, 300 sene sonra kimi arapca konusan arap milliyetci kiliginda crypto yahudi, kimi yunanca konusan yunan milliyetcisi, kimi bulgarca konusan bulgar milliyetci kiliginda ve daha nice milletleri osmanliya karsi ayaklandirir. Orgutler, ayrica donmus gibi yapip ahmet mehmet ismiyle de brokrasiyi ele gecirir. Osmanliyi yikar.
    Rabbim bize 4000 yil oncesinden, ilk elden peygamber oglu peygamber oglu peygamber ogulari iken daha ilk atalarinin yaptigi bu ihaneti bize hikaye olsun diye anlatmiyor. Ders olsun diye anlatiyor. Kuranin her yerinde akil edesiniz dusunesiniz diye Biz bunlari anlatiyoruz diyor.
    Ben diyorum. Muslumanlarin en buyuk problemleri, kuran ve sunnet ve hadisten uzak kalmak... malesef buna en buyuk sebepte bizim ilahiyatci, imam muftu dedigimiz ilahiyatci dedigimiz insanlar...
    Gunumuzde tefsir de kuran mealide elinin altinda. Telefonda. Oku manayi, derinlemesine mi gireceksin. Gir o ayetin tefsirine bak bakalim senin kalbine dusen tefisrde geciyormu. Elmali, ya da diyanet o ayeti nasil tefsir etmis.

  • serbest kürsü01.03.2026 - 00:39

    Hac suresi 5. Ayet
    Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.

    ....Dilediğimizi BELLI BIR SUREYE KADAR rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor... yukaridaki ayetin bu kisminda gecen "belli bir sureye kadar" in arapcasi, ECELI MUSAMMA olarak geciyor.
    Eceli musamma bebekte yaklasik 9 ay. Insanda 90 sene. Tabi herkesin eceli musammasi, yani belirlenmis omru farkli. Ilginc olan Allahin anne karnindaki cocugun dogumuna kadar gecen kismiyla, ogduktan sonra olumune kadar gecen kismi ayni seyle anlatiyor. Eceli musemma.
    Bu durum aslinda dunya anamiz bize ahiret dunyamiza hamile demek oluyor. Olunce ahirete dogmus olacagiz. Yani cocuk adeta anne karninda olup bu dunyaya doguyor. Biz de ahirete dogacagiz. Nasil bu dunya zevkleri anne karnindaki bir cocugun o daracik, karanlik yerdeki yerine gore kiyas goturmez guzellikte, genislikte, yemesiyle, cicegiyle, gokyuzu ile, okyanusu ile, hazziyla tadiyla, cennet hayatida bu kiyas goturmez orandan daha buyuk kiyas goturmez bir sonsuz zevk, sefa ve rahatlik yasami. Hem de sonsuz. Artik eceli musamma, belirli bir sure yok.

    Bir diger konus
    eceli musamma ve eceli muallak
    Ecel-i müsemma, değişmeyen nihai ecel iken; ecel-i muallak (ertelenmiş/şartlı ecel), sadaka veya dua gibi sebeplerle ertelenebilen, ancak şartlar oluşmazsa gerçekleşen ölümdür.
    Yani demekki eceli musamma olan olum tarihimizi, sadaka, dua, sagligina dikkat ederek degistirebildigin ecel eceli musemmadan eceli muallaka donusuyor.
    Diger bir konu
    sahih hadis te “Sizden bir kimse cennet ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse bu sefer cehennem ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cehenneme girer. Yine bir kimse cehennem ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cehennem arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse cennet ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cennete girer.” buyuruyor efendimiz s.a.v

    Ne gece gunduz ibadet eden tam garanti altina almistir cennetini, nede gece gunduz gunah isleyen kufur eden tam kaybetmistir. Olmeden biraz oncesinde hersey degisebilir. Bu insanin samimiyetine baglidir. Ben inaniyorumki kuranla hadisle, ezanla her an hasir nesir olan bir insan kendini guvende gorup, ibadet ve itaatlerine guvenip, imamini Kaybetmekten tir tir titreyip o korkuyla yasamadigi surece oldugunde hayal kirikligi yasayabilir. Hele bu insan Allah adina calip, Allah adina dolandirip, gosterish ibadetleri yapiyorsa zaten munafiki ekber demektir
    Diger taraftan adam tanriyi bile inkar etse, ve inkarinda samimiyet olsa, tanriyi arasa arasa ama bir turlu bulamasa, ya da ortam bulamamis gunahlara dalmis, akla hayale gelmedik gunahlar islemis, kufre samimi inandigi icin kufru savummus bu insan olume ceyrek kale, Allah ona hidayet nasip edebilir. o yuzden kimse ne kendini garanti gorsun. Ne de cehennemlik gorsun. Hic bir zaman tam bir tovbe ile Allaha yonelmek gec degil.

  • serbest kürsü25.02.2026 - 20:27

    Insan uyuyor. Uyurken vucut aslinda olume yakin bir duruma geciyor. Beden ruhu saliyor. Ve rahmani, haberci ruyalar goruyor. Gelecegi, gecmisi ve simdiki zamani ayni anda goren ve bilen Bir kudret ruhu gelecek zamanla alakali bilgilendiriyor. Hem de sembollerle suslu bir senaryoda seni uyurken bir filim setinde oynatiyor gibi oyanatarak seni uyariyor.. Ve bu semboller herkese ayni kulturde yasayan herkese ayni seyi anlatan genel semboller. Kisiden kisiye gore degismisyor. Genelde anadolu kulturunde Mesela berrak su huzur ve bolluga,
    Bulanik su kargasaya,
    Yilan sinsi dusmana, fare maddi kayip, gizli dusman
    Disin cikmasi yakinini kaybetmeyi anlatiyor herkese.
    Daha ilginci bu ruya baska kulturlerin inanc ve algisina gore mana da degisiyor. Yani o buyuk kudret butun kulturlere vakif, ve anlatacagi seyi onun algisina gore sembollestiriyor. Mesela yilan baska kulturde sifa olarak aligilanabiliyor.
    Fare çin kulturunde bereket olarak cikar.
    Simdi ey Allaha inanmayan ateist sen bunu hangi rastlantiyla anlatacaksin. Daha rastlanmamis bir gelecegin, Yasanmamis yasanacak bir haberi, adeta zaman icinde zaman yaratarak, cok kisa bir surede cok detayli kurgular yasatarak sana, anlatir,
    olu gibi bedenini yercekimsiz ucurarak, en guzel goruntu yonetmeninin yonettigi goruntulerle, sembolik bir filimde basrol oynatarak, en buyuk producurun o en bilim kurgu filmi, o en dramatik filmi, o en sanatsal filmi, o en fantastik filimleri bazen zit sembollerle, bazen ayni manalarla bezenmis senaryoyu sifir butce ile ruya filmi ceken ve seni bas rol oynatan , o en buyuk yonetmen, en buyuk seneyocun yazdigi olan Bir olan bilenden, boyle bir fantastik, dinlendirici, eyelndirici, bilgilendirici, bir sekilde, gelecekten haber almani, vefat etmis bir yakinina sarilip, hasret gidermeni, calistigin bir proje uzerinde ilham almani, haber almani rastlantiyla nasil izah edeceksin. Oyle bir fantastik filimki, ilkolda tenefus sonunda sinifa girerken actigin kapi okyanusa acilabilir. O okyanusu 10 dakikalik arada oraya kim koyabilir. Tabiki Allah azze ve celle
    Dunyada en kolay sey bir yaraticinin varligina inanmak, Allaha inanmak. Cuku ayakta, yatakta, oturakta, kirda sehirde ormanda her sey ama hersey onu anlatiyor. Ona isaretbediyor.
    Asil korluk onun bunca acik ve secik delillerini gorememek. En zor sey onun yokluguna inanmak. O yuzden zoru basardiklari icin cehennemi hak ediyorlar.

  • serbest kürsü23.02.2026 - 23:16

    Bir ari ona vahyedileni hayata geciriyor. Biz bize vahyolunan kurani sadece arinin viziltisi gibi okuyoruz.
    İsrâ-44 Meali: Yedi (kat) gök, yer ve onların içindekiler O’nu tesbih eder. O’nu, hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat (siz) onların tesbihlerini anlayamazsınız. Doğrusu O, Halîm’dir (cezada acele etmez ve) çok bağışlayıcıdır.{3}
    Mesela bu ayeti okurken,
    "Yedi (kat) gök, yer ve onların içindekiler O’nu tesbih eder."
    Ayetin o kisiminda durup, en az 11 er dafa subhane rabbiyel azim, ve subhane rabbiyel ala derim.
    Sonra "O’nu, hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. " kismini okuduktan sonra yine en az 11 daha ; subhanallahi ve bi hamdihi subhanallahil azim derim. Ve ayetin son kismi olan "Doğrusu O, Halîm’dir (cezada acele etmez ve) çok bağışlayıcıdır. Kisminin arapcasini (Innahu kane halimen gafura) yine en az 11 dafa cekerim.
    Devaminda yine okurken, sadaka gecerse sadaka niyet ederim. Sukur gecerse sukur ederim. Elhamdulillahi hamden kesira, sukran kesira, ya hamid, ya sekur, ya rezzak ya latif gibi yine 11 defa cekerim.
    Tovbe gecerse estağfirullah el azim, el kerim ellezi la ilahe illahu el hayyul kayyum ve etubu ileyhi subhanehu ve neseluhut tevbete velmagfirete velhidayete lena, innehu huvettevvabur rahim " derim. Okudugum ayetin manasini tam anlamadiysam, telefonunda indirdigim elmali tefsir uygulamasindan ve diger tefsir uygulamalarindan karsilikli tefsirini okurum.
    "
    Mesela
    :İsrâ-26:
    Meali: Akrabaya, yoksula, yolda kalmışa (iyilik ve yardımla) hakkını ver, (malını lüzumsuz yere) saçıp savurma!
    İsrâ-27:
    Meali: Çünkü (malı) saçıp savuranlar,* şeytanın kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.
    * Bu, İslâm’a uygun olmayan moda, zevk, eğlence, lüks, konfor ve benzerleri için harcama yapanların dikkat etmesi gereken bir âyettir."
    Mesla buradaki dengeyi nasil kurabilirim. Bu ayetlerin tefsirlerini detayli okurum.
    Bu ramazanda bir suru insan ari viziltisi gibi kuran okuyor. Ama arinin kendine vahyedileni anlayip hayatina uyguladigi gibi, kurani anlayip uygulamiyor cogusu.
    Bunlari fazilet furusluk olsun diye yazmadim. Ilk inen ayetlerde Allah insana kalemi ogretti dedikten sonra, insana bilmedigini ogretti buyurur.
    Lafin tamami ahmaklara soylenir. Yani insanlar kurandan ve hadisten, ve tefekkurden kendi payina dusen hikmeti, Allahin ogrettigi hikmeti paylassin diye kalemi ogrettik diye buyurmus. Daha inen ilk ayetlerde.
    Daha nice hazineler var kuranda. Kesfedilmeyi bekleyen... herkese Allah ayri pencere vermis herkes kendi penceresine dusen mamzarayi yazsa ne guzel olurdu

  • serbest kürsü20.02.2026 - 23:24

    Soru su, Allaha inanmadigi, namaz kilmadigi, oruc tutmadigi, ve acik secik gezdigi icin, sokakta yasayan birine yiyecek veren su kadin cehenneme mi gidecek...
    El cevap: Eger oyle dinsiz olurse hem de cehennemin dibune gider.. onun kalbini Allah bilir. Isterse insanligi doyursun.
    Dusunki patronsun, isletmen var. Isletmende kurallar var. Eldiven giyilecek, bono takilacak, is yerinin patronunun direktiflerine uyulacak, simdi calisanlardan biri, patron falan yok diyor. Bono mono takmiyor. Hijyen kurallarina uymuyor. Ama arada bir patronunun cocuklarini gorunce isyerinden patronunun sagladigi imkanlardan onlara arada bir tost yapip veriyor. Cocuklari dukkana gonderen sen, onu orada calistiran sen, o imkanlari veren sen, sana bunca nankorluk ve itaatsizlik yapan, senin dukkan sahibi oldugunu bile inkar eden bu asi isciyi senin imkanlarinla senin cocuklarina bir tost veren bu asi ve nankor isciyi cezalandirmazmisin
    7/24 patronuna kufreden bir alcak, dukkanina ugrayan butun aclara tost yapsa ne yazar.
    Hele Allah ki, seni toktan var eden o. Inek yapacakken, yada kopek... insan yapan o. Sana sgalik veren, el ayak, akil veren o. Rizik olarak is imkan veren o. Sana iyilik yapma zamanini ve kisisini tayin eden o. Butun hersey ondan iken sen kalbine dusen ilhami gerceklestirdin diye, butun nankorlugun, butun asiligin, butu kural tanimazligin yanina kar mi kalacak. Iyilikler umulurki insani hidayete goturur. Yani o iyilik seni Allaha inanmaya goturmuyorsa, bak sadece Allaha inanmaya diyorum, su devrede, cunku ihtimal bilgi kirliliginden gavur memlekette yasayanlar tam islami anlamaya bilir. Ya da ferret muamelesi gorebilir. Bu bilgi caginda o da zor ama. Minim bir ihtimal. Ama Allahi aramiyorsan, inanmiyorsan, son nefesinde Allaha inancsiz gidiyorsan, cehennemin dibine godeceginden emin olabilirsin. Intersen tum dunyayi doyur. Patronu inkar ve patrona ihanetin, is yeri kurallarina uymamanin cezasi agirdir

  • serbest kürsü20.02.2026 - 00:09

    Hicr 23
    Meali: Muhakkak ki biz, ancak biz, hem yaşatır hem öldürürüz; biz vâris olanlarız.

    Hicr-24:
    Meali: Andolsun ki biz, içinizden önden gidenleri de bilmişizdir, geride kalanları* da bilmişizdir.
    * ‘Geçmiş ve gelecek ümmetleri de’ anlamına geldiği gibi, ‘Müslümanlık’ta öne geçen veya geride kalanları da’ anlamına geldiği de söylenmiştir.{5}

    Bu iki ayeti birlikte dusununce soyle bir hilmette cikiyor. Insan bedenini olusturan element ve molekuller oldugunde topraga karisiyor. Hic kimse sahiplik idda edemiyor mutlak manada Allahtan. Ve gunumuzde kalbim dedigin carbon molekullerinin topraga karismasina engel olabiliyormusun. Ya da ictigin bir su molekulunu senden sonra hangi durumda ve nerede olacagina karar verebiliyormusun. Olumle hepsi mutlak varis olan Allahin oluyor butun elementlerin molekullerin, minarellerin...Topraktan da hangi molekelun, hangi elementin yaraltildigi andan itibaren sana gelene kadar kronolojisini, ve gecirdigi bedenleri(balik, dinazor, elma, tahil) olusturdugu sekilleri ve senden sonra olusturacagi bedenler, ilmi sadece Allahin ilminde.