Sana gelisim; tozlu bir kutuphane sessizliginde, Cumlelerin altini cizmeden, ruhunu okumak gibi. Yirmili yaslarin gurultulu, kor eden isigi degil bu, Ellili yaslarin huzunlu, ama bilge turuncusu.
Artik firtinalar istemiyorum denizlerinden Kiyina vuran o sakin mehtap yetiyor bana. Ask dedigin, bir sarabin yillanma sabriymis meger, Seninle susmak, baskalariyla konusmaktan daha derin.
Gozlerindeki çizgilerde kendi hikayemi buluyorum, Eskimis bir cilt gibi, ama her sayfasi kutsal. Seni sevmek; bir felsefe metnini cozmek degil, Zaten bildigim bir hakikate, nihayet teslim olmak.
Hangi ruzgar atti seni bu son bahar bahcesine bilmiyorum; Belki de en guzel seyler, beklemekten yoruldugumuzda gelir. Artik buyuk cumlelerin arkasina saklanmiyorum, Seni seviyorum demek, en yalin felsefem oldu simdi.
Gencken aski bir fetih sanirdim, oysa bir siginakmis; Kiliclari birakip, golgene uzanmanin o essiz hafifligi... Bizimkisi, iki yarim cumlenin birlesip bir anlam etmesi degil, Iki tam insanin, ayni bosluga gulumseyerek bakabilmesi.
Vakit daraliyor belki, saatler daha hizli donuyor, Ama senin yanindayken zamanin hukmu, bir kum saati kadar. Saclarindaki aklar, benim okudugum en gercek satirlar; Her biri, birlikte gecemedigimiz yillarin birer ozru gibi.
Arkamizda biraktigimiz kirik dokuk heveslerin hukmu yok artik, Hepsi bizi bu ana, bu bakisa hazirlayan birer provaymis. Iyi ki gec kalmisiz birbirimize, yoksa bu kadar iyi anlayamazdik, Sessizligin icindeki o kadim ve derin muzigi.
Simdi tum kitaplari kapatip, felsefeleri bir kenara birakiyorum, Senin elini tutmak, dunya uzerindeki en buyuk hakikatimdir. Gunes batarken vuran o son isik gibi; yorgun ve berrak, Burasi bizim nirvanamiz, zamanin disinda, kelimelerin otesinde.
Gencligim sana siirler biriktirmis bir eksiklikti Simdiki bu yasim, sana o siirleri okuyan bir tamlik Ve artik anliyorum; ask ne bir arayis, ne de bir varis, Elin elimdeyse; ben her seyin yerli yerinde olduguna inanirim.
Buyuk Sultan Yavuz Han hz anisina. Rabbim katindaki makamini yukseltsin
Kum denizinde bir ordu, sanki mahser provası, Sina denen o dehset, yigitlerin davası. Günes tepede cellat, su biter, nefes durur, Lakin Yavuzun kalbi, baska BIR ritim vurur.
Bir an durdu koca han, indi atından yere, Sastı kaldı vezirler, hayret etti leventler Hünkarım neden indin diye fısıldar sesler, Dudaklarda dualar, tutulmuştu nefesler.
Gözleri dolu Yavuz, titreyen bir sesle der Önümüzde yürüyor o Şanlı Peygamber Serveri kainatın yürüdügü bu yerde, At üstünde duramam, düşerim bin bir derde.
Peygamber rehber olmuş, sultan ardında piyade, Cölün yakan sıcağı, rahmet oldu ziyade. On üç günde geçildi, geçilemez denilen, Manevi bir fetihti, arşa karşı eğilen.
Kılıç değil, teslimiyet yarıp geçti çölleri, Hak yoluna bağladı, o mübarek illeri. Sekiz yıla bir asrı sığdıran o büyük can, Sina'da tarih yazdı, her adımında iman.
Atam yavuz sultan selimin en meshur ve zeka dolu bir siiri
Sanma şahım / herkesi sen / sadıkane / yâr olur Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyar olur Sadıkane / belki ol / bu alemde / dildar olur Yâr olur / ağyar olur / dildar olur / serdar olur
Kum denizinde bir ordu, sanki mahser provası, Sina denen o dehset, yigitlerin davası. Günes tepede cellat, su biter, nefes durur, Lakin Yavuzun kalbi, baska BIR ritim vurur.
Bir an durdu koca han, indi atından yere, Sastı kaldı vezirler, hayret etti leventler Hünkarım neden indin diye fısıldar sesler, Dudaklarda dualar, tutulmuştu nefesler.
Gözleri dolu Yavuz, titreyen bir sesle der Önümüzde yürüyor o Şanlı Peygamber Serveri kainatın yürüdügü bu yerde, At üstünde duramam, düşerim bin bir derde.
Peygamber rehber olmuş, sultan ardında piyade, Cölün yakan sıcağı, rahmet oldu ziyade. On üç günde geçildi, geçilemez denilen, Manevi bir fetihti, arşa karşı eğilen.
Kılıç değil, teslimiyet yarıp geçti çölleri, Hak yoluna bağladı, o mübarek illeri. Sekiz yıla bir asrı sığdıran o büyük can, Sina'da tarih yazdı, her adımında iman.
HURAFİ BAKIŞ *** --Suyu sağ el ile içiniz. Sol el ile içmek mekruhtur? --Yemek yerken kaşığı sağ el ile tutunuz? --Kenefe sol ayakla giriniz, sağ ayakla çıkınız? --Kenef kapılarının Kıbleye doğru açılması günahtır? --Gece tırnak kesmek ve sakız çiğnemek Şeytan çağırmaktır? --Deprem, zelzele ve her türlü doğasal afetlere lanet okumak günahların en büyüğüdür? --Cami ve mescitlere sağ ayakla giriniz? --Sağına eğilmek sevaptır, Sol cenaha selam vermek günahtır? --Kadınların, Cuma ve Bayram namazı kılması caiz değildir? --Kadınların, sokak, çarşı pazarda Eşiyle kol-kola dolaşması caiz değildir? --Kadınların, özel (regl) günlerinde ekmek pişirmesi ve yemek yapması mekruhtur? --Kadınların, ardışık olarak üç kız doğurması günahların en büyüğüdür? --Makyajlı kadınla konuşmak ve selamlaşmak asla caiz değildir? --Kadınların, mendebur kocalarının yanında çocuk emzirmesi caiz değil ve saygısızlıktır? --Gelinlerin, kayın-kaynatadan izin almadan oturması caiz değildir? --Kadınların, yalnız başına çarşı-pazara gitmesi caiz değil ve saygısızlıktır? --Kadınların, ticaretle uğraşması caiz değildir? --Kız-erkek karma eğitim günahların en büyüğüdür? --Kadınların, Muhtar, aza ve bekçi olmaları ahir-şer belirtisidir? --Kadınların, ürettiği teknoloji haramdır? --Kadınların, eşlerine cinsel birliktelik teklif etmesi caiz değil ve günahtır? --Kadınların, banyoda anadan üryan banyo yapmaları caiz değildir? --Kadınların, yüksek sesle konuşması ve gülmesi ayıp ve caiz değildir? --Kadınların, pantolon giymesi caiz değildir? --Kadınların, Deniz, göl ve havuzlara girmesi caiz değildir? --Kadınların, kafe ve benzeri yerlerde çay vb. şeyler içmesi caiz değildir? --Kadınların, toy-düğünlerde erkeklerle aynı mahalde bulunmaları günah ve caiz değildir? **Daha böyle yüzlerce hurafi usülleri saymakla bitmez...Ülkemizde faaliyet gösteren 100 den fazla Tarikat fraksiyonu vardır. Bunların hepsi aynen yazdığım gibi düşünüyorlar. Ve cahil-cühelayı böyle saçma-sapan din dışı eylemlerle kandırıyorlar. Bunlar her zaman kaos-kargaşa ve cehaletten beslenirler. Ülkemize bir PKK kadar zarar vermektedirler? --Bu tarikatların tamamı Türk Ulusal milletini bölüp, ayrıştırıp ve parçalamak için her zaman ve her yerde ısrarla ve inadına hep Kadınlar üzerinden mücadele vermişlerdir? Hala bu gün bu amansız eylemlerine son sürat devam ediyorlar... --Eyy Türk Ulusal gençliği, bu tarikatlar, asitane dergâhları, tekke ve zaviyeler, bazı dini vakıf ve dernekler faaliyetlerine devam ettiği müddetçe DEMOKRASİDEN bahsedilemez... VESSELAM --------BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN---------
Lan ataturkun baska dusmana ihtiyacimi var, milletin degerlerine kufrederek ataturku sevdirecegini sanan siz, ata sinekleri darken... lan siz neyin kafasini yasiyorsunuz. Benim kutsalima soverekmi ataturku kutsallastirdiginizi saniyorsunuz. Sevdirdiginizi saniyorsunuz. Lan olmus gitmis adam. Dusun yakasindan ata sinekleri. Cevap ver lan ataturke cebberrut, katil, zorba deyince hosna godecekmi
Gulden hanim, siz buralarda yenisiniz galiba, ben o cocuk istismarlarni defaatle kinadim. Tarikatlari cemmaatleri defaatle elestirdim. Ben gunumuz tarikatlarin kesinlikle gercek anlamindak cok uzakta oldugunu, islama zarar verdigini defaatle elestirdim. Siyasal islamin islamda yeri olmadigini en basit ifadeyle bidat oldugunu hadislerle anlattim. Islama, yalan soyleyerek harac keserek, adaleti iflas ederek hjzmet edilemeyecegini defaatle anlattim. Siyasal islam kesinlikle islami bozmak ve bitirmek icin uretildigini defaatle dile getirdim. Cocuklara kuran kurslarinda tecavuz edenlerin degil musluman turk bile olmadiklarini dusunuyorum. Defalarca anadolunun ve turkiyenin gusulsuz imam, vaiz muftulerle dolu oldugunu gercek bir hikaye ile anlattim. Belki siz beni tanimadan bilmeden sucluyorsunuzdur
Tarihsel kaynaklar, Şah İsmail'in özellikle Safevi Devleti'ni kurma ve Şiiliği yayma sürecinde Anadolu ve çevre bölgelerde ciddi askeri operasyonlar ve şiddet eylemleri gerçekleştirdiğini doğrulamaktadır. Bu döneme dair öne çıkan bazı bilgiler şunlardır:
* Sünni Nüfusa Yönelik Eylemler: Şah İsmail, Tebriz'i ele geçirdikten sonra Şiiliği resmi mezhep ilan etmiş ve Sünni kalmakta direnenlere yönelik sert politikalar izlemiştir. Bazı tarihi kaynaklarda, bu süreçte ve Tebriz, Bağdat gibi şehirlerin fethinde binlerce insanın katledildiği belirtilir. * Anadolu Faaliyetleri: Şah İsmail'in müritleri (Kızılbaşlar) aracılığıyla Anadolu'da yürüttüğü faaliyetler ve ayaklanmalar, Osmanlı yönetimi ile büyük gerilimlere yol açmıştır. Bu çatışmalar sırasında her iki tarafın da sivil ve askeri unsurlara karşı şiddet uyguladığı ifade edilir. * Mezhepsel Çatışma: Şah İsmail'in politikaları, bölgede Şiiliğin yayılmasını sağlarken, Sünni ulema ve halk üzerinde baskı kurduğu yönünde kaynaklarda detaylar mevcuttur. * Karşılıklı İddialar: Tarih anlatısında Şah İsmail'in Sünnilere yönelik katliamları sıklıkla dile getirilirken, karşı cephede Yavuz Sultan Selim'in de Çaldıran seferi öncesi Anadolu'da "Safevi yanlısı" olarak görülen 40 bin Türkmen/Kızılbaş'ı katlettiği iddiası da tartışma konusudur. Bazı modern tarihçiler ise bu sayıların mübalağalı olduğunu veya sistemli bir temizlikten ziyade isyan bastırma operasyonları olduğunu savunur.
Özetle, Şah İsmail'in iktidarını sağlamlaştırmak için Anadolu ve İran coğrafyasında sert askeri yöntemler kullandığı tarihçiler tarafından kabul edilen bir gerçektir.
40 Bin Kişi İddiası: Tarihsel anlatıların çoğunda Yavuz'un, Safevi seferi (Çaldıran) öncesinde Anadolu'daki Safevi sempatizanı olduğu düşünülen yaklaşık 40 bin Kızılbaş'ı bir listeye dayanarak tespit ettirdiği ve öldürttüğü rivayet edilir. Akademik Eleştiriler: Modern tarihçilerin bir kısmı, bu "40 bin" rakamının o dönemki nüfus verileriyle uyuşmadığını ve mübalağalı olduğunu savunur. Örneğin, Prof. Dr. Feridun Emecen, Osmanlı arşivlerinde bu çapta bir toplu katliama dair resmi bir kayda rastlanmadığını, sadece isyan potansiyeli olan gruplara ve ajanlara yönelik takibat, sürgün ve yerel idam kararları bulunduğunu ifade etmektedir. İdeolojik ve Siyasi Nedenler: Yavuz'un bu sert politikası, genellikle "mezhep savaşı"ndan ziyade bir "beka meselesi" ve devlet güvenliği olarak görülür. Anadolu'daki Kızılbaşların Şah İsmail ile iş birliği yaparak Osmanlı'ya karşı ayaklanmasından çekinilmesi, bu operasyonların ana nedeni olarak gösterilir.
(Ciddiye alinir birtarafin yok. Ama iste pislik ortada olunca kokusu rahatsiz ediyor. Mudahele etmek lazim)
Hidrojen; yildizlarin yakiti; yani benzin. Oksijen; yakici madde, yani ates. Ikisi bir araya gelince patlamasi lazim. Ama patlamiyor. Hatta Ikisi birlesiyor su oluyor. Hayat oluyor. Nasil oluyor peki, cunku BIR kun feyekün diyen var. Daha ilginci... su + 0°C dere ile + 100°C arasi sivi halde kaliyor
Suyu olusturan elementlerden Hidrojeni sivi hale getirmek ancak ( -253°C) derecede mumkun Bir diger elementlerden Oksojeni sivi hale getirmek ancak (-183°C ) de mumkun. Normalde mantiken ikisi birlesince sivi olabilmesi icin en az -183°C ve ya daha fazla bir sogukluk lazim. Ama oyle degil iste. Yasama elverisli 0°C ile 100°C iki Hidrojen le bir Oksijen birlesip sivi halde su oluyor. Nasil oluyor bu.? Cunku BIR kun feyekün diyen var
Bitmedi Tuz, sofra tuzu Sodium clorur Yani Sodium, patlayici metal Klor: zehirli gaz Ikisi birlesince ölümcul olmasi lazimken, sofralarimizin bas taci Nasil oluyor. Cunku BIR kun feyekün diyen var
Tuz ruhu Hidroklorik asit, guclu asindirici (kirec, pass sokmede, metal temizlemede kullanilir Ayni tuz ruhunun (Hidroklorik asit) midemizde dusuk yogunlukta yediklerimizi sindirmeyi sagladigini biliyormuydunuz Nasil oluyor? Cunku BIR kun feyekün diyen var.
Sulu karpuz kuru tarlada, kuru pirinc sulu tarlada yetisir. Nasil olur bu Cunku BIR kun feyekün diyen var
Butun agaclar ayni topragi, ayni suyu ayni havayi emer, ama biri karpuz biri elma, biri uzum, biri portakal, biri seftali olur. Hatta ayni agaca asilarsin. Bir dal tatli kiraz verir. Digeri eksi visne verir. Nasil oluyor? Cunku BIR kun feyekün diyen var Yasin 82: Bir şeyi istediğinde, O’nun buyruğu “ol!” demekten ibarettir; hemen oluverir. Ve Rabbim, zittiyla, ayniyla misliyle yaratir. Cunku cani nasil isterse oyle yapandir.
Daglara oyduklari ihtisamli evlerle ovunen salih peygamberin kavmini assagilar mayihette, dagin icinden canli kanli hamile kizil deve cikrandir. Hadi madem taslari yontmakta o kadar mahirsiniz. hadi gucunuz yetiyorsa bir kizil deve de siz cikarin dagdan diye assagilamistir salih peygamerin kavmini yuce rabbim. Misliyle yaratmistir. Sulu Karpuzu kuru toprakta kuru princi sulu toprakta zittiyla yaratmistir. Bugun ilim muslumanin yitik mali. ilmin ucu pustun elinde. ilim adina bile bile kufur nesrediyorlar.
Gözlerimi açtığımda oda değil, dünya genişliyordu; doğan ilk şey umitti, ilk baharin ufuklarinda Yok mu isteyen, vereyim?” anıydı zamanın; Ve Nisan, göğsüme toprak kokulu mujdeler serpiyordu Mart’ın kaskatı perdelerinden eser yoktu
Bir ney ezgisi gibi oynaşıyordu disarda çiğ taneleri Rahmân'ın şefkatten ellerinde bugun Güneşin neşesiyle savrulup gitti butun kederlerim Artık agir cümlelerin altında ezilmiyorum, Çünkü rahmetin sinesinde uyandım Nefes almanın kendisi, başlı başına bir şiirmis meger
Pencerelerimi ardına kadar açtim, yerçekimi hükmünü yitirdi Ümitlerim kus civiltariyla uçuşa geçti Buz tutmuş hatıraları taşıyan o rüzgâr, Şimdi her yandan Ba’sü ba’del mevt kokulari tasiyor
Yıldızlarda gizli anlamlar aramayı bıraktım; Onlar artık sönmeyi reddeden birer havai fişek... Sessizlik bir boşluk değil, mukaddes bir yankı; Nabzım bir geri sayım değil, İlahi bir sevdanın muazzam ritmi;
"Belki"ler sustu, "bir zamanlar"lar bitti. Sadece bir Vedud sıcaklığı var avuçlarımda şimdi, Gökyüzünün o akıl almaz berraklığı, Taptaze bir zamanin baslangic sayfasi Ve nihayet kalbin sadece bir pompa değil, Bir kabe oldugu gercegi...
Ve butun bunlarin ortasında yalın bir hakikat: Neşe bir varış değil, bir bakıştır. Kışın o sagir yankısı duyulmuyor artık, Sadece bu anın diri, sarsılmaz şehadeti...
Bütün kapıları kapattım karanligin ustune İçeride şimdi sadece ışık, sadece secde, Ve Sonsuz bir "şimdi" deyim artik Ve bu simdi de aşk var, umit var, rucu var, huzur var
Ellili asklar
Sana gelisim; tozlu bir kutuphane sessizliginde,
Cumlelerin altini cizmeden, ruhunu okumak gibi.
Yirmili yaslarin gurultulu, kor eden isigi degil bu,
Ellili yaslarin huzunlu, ama bilge turuncusu.
Artik firtinalar istemiyorum denizlerinden
Kiyina vuran o sakin mehtap yetiyor bana.
Ask dedigin, bir sarabin yillanma sabriymis meger,
Seninle susmak, baskalariyla konusmaktan daha derin.
Gozlerindeki çizgilerde kendi hikayemi buluyorum,
Eskimis bir cilt gibi, ama her sayfasi kutsal.
Seni sevmek; bir felsefe metnini cozmek degil,
Zaten bildigim bir hakikate, nihayet teslim olmak.
Hangi ruzgar atti seni bu son bahar bahcesine bilmiyorum;
Belki de en guzel seyler, beklemekten yoruldugumuzda gelir.
Artik buyuk cumlelerin arkasina saklanmiyorum,
Seni seviyorum demek, en yalin felsefem oldu simdi.
Gencken aski bir fetih sanirdim, oysa bir siginakmis;
Kiliclari birakip, golgene uzanmanin o essiz
hafifligi...
Bizimkisi, iki yarim cumlenin birlesip bir anlam etmesi degil,
Iki tam insanin, ayni bosluga gulumseyerek bakabilmesi.
Vakit daraliyor belki, saatler daha hizli donuyor,
Ama senin yanindayken zamanin hukmu, bir kum saati kadar.
Saclarindaki aklar, benim okudugum en gercek satirlar;
Her biri, birlikte gecemedigimiz yillarin birer ozru gibi.
Arkamizda biraktigimiz kirik dokuk heveslerin hukmu yok artik,
Hepsi bizi bu ana, bu bakisa hazirlayan birer provaymis.
Iyi ki gec kalmisiz birbirimize, yoksa bu kadar iyi anlayamazdik,
Sessizligin icindeki o kadim ve derin muzigi.
Simdi tum kitaplari kapatip, felsefeleri bir kenara birakiyorum,
Senin elini tutmak, dunya uzerindeki en buyuk hakikatimdir.
Gunes batarken vuran o son isik gibi; yorgun ve berrak,
Burasi bizim nirvanamiz, zamanin disinda, kelimelerin otesinde.
Gencligim sana siirler biriktirmis bir eksiklikti
Simdiki bu yasim, sana o siirleri okuyan bir tamlik
Ve artik anliyorum; ask ne bir arayis, ne de bir varis,
Elin elimdeyse; ben her seyin yerli yerinde olduguna inanirim.
Buyuk Sultan Yavuz Han hz anisina.
Rabbim katindaki makamini yukseltsin
Kum denizinde bir ordu, sanki mahser provası,
Sina denen o dehset, yigitlerin davası.
Günes tepede cellat, su biter, nefes durur,
Lakin Yavuzun kalbi, baska BIR ritim vurur.
Bir an durdu koca han, indi atından yere,
Sastı kaldı vezirler, hayret etti leventler
Hünkarım neden indin diye fısıldar sesler,
Dudaklarda dualar, tutulmuştu nefesler.
Gözleri dolu Yavuz, titreyen bir sesle der
Önümüzde yürüyor o Şanlı Peygamber
Serveri kainatın yürüdügü bu yerde,
At üstünde duramam, düşerim bin bir derde.
Peygamber rehber olmuş, sultan ardında piyade,
Cölün yakan sıcağı, rahmet oldu ziyade.
On üç günde geçildi, geçilemez denilen,
Manevi bir fetihti, arşa karşı eğilen.
Kılıç değil, teslimiyet yarıp geçti çölleri,
Hak yoluna bağladı, o mübarek illeri.
Sekiz yıla bir asrı sığdıran o büyük can,
Sina'da tarih yazdı, her adımında iman.
Atam yavuz sultan selimin en meshur ve zeka dolu bir siiri
Sanma şahım / herkesi sen / sadıkane / yâr olur
Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyar olur
Sadıkane / belki ol / bu alemde / dildar olur
Yâr olur / ağyar olur / dildar olur / serdar olur
Kum denizinde bir ordu, sanki mahser provası,
Sina denen o dehset, yigitlerin davası.
Günes tepede cellat, su biter, nefes durur,
Lakin Yavuzun kalbi, baska BIR ritim vurur.
Bir an durdu koca han, indi atından yere,
Sastı kaldı vezirler, hayret etti leventler
Hünkarım neden indin diye fısıldar sesler,
Dudaklarda dualar, tutulmuştu nefesler.
Gözleri dolu Yavuz, titreyen bir sesle der
Önümüzde yürüyor o Şanlı Peygamber
Serveri kainatın yürüdügü bu yerde,
At üstünde duramam, düşerim bin bir derde.
Peygamber rehber olmuş, sultan ardında piyade,
Cölün yakan sıcağı, rahmet oldu ziyade.
On üç günde geçildi, geçilemez denilen,
Manevi bir fetihti, arşa karşı eğilen.
Kılıç değil, teslimiyet yarıp geçti çölleri,
Hak yoluna bağladı, o mübarek illeri.
Sekiz yıla bir asrı sığdıran o büyük can,
Sina'da tarih yazdı, her adımında iman.
HURAFİ BAKIŞ ***
--Suyu sağ el ile içiniz. Sol el ile içmek mekruhtur?
--Yemek yerken kaşığı sağ el ile tutunuz?
--Kenefe sol ayakla giriniz, sağ ayakla çıkınız?
--Kenef kapılarının Kıbleye doğru açılması günahtır?
--Gece tırnak kesmek ve sakız çiğnemek Şeytan çağırmaktır?
--Deprem, zelzele ve her türlü doğasal afetlere lanet okumak günahların en büyüğüdür?
--Cami ve mescitlere sağ ayakla giriniz?
--Sağına eğilmek sevaptır, Sol cenaha selam vermek günahtır?
--Kadınların, Cuma ve Bayram namazı kılması caiz değildir?
--Kadınların, sokak, çarşı pazarda Eşiyle kol-kola dolaşması caiz değildir?
--Kadınların, özel (regl) günlerinde ekmek pişirmesi ve yemek yapması mekruhtur?
--Kadınların, ardışık olarak üç kız doğurması günahların en büyüğüdür?
--Makyajlı kadınla konuşmak ve selamlaşmak asla caiz değildir?
--Kadınların, mendebur kocalarının yanında çocuk emzirmesi caiz değil ve saygısızlıktır?
--Gelinlerin, kayın-kaynatadan izin almadan oturması caiz değildir?
--Kadınların, yalnız başına çarşı-pazara gitmesi caiz değil ve saygısızlıktır?
--Kadınların, ticaretle uğraşması caiz değildir?
--Kız-erkek karma eğitim günahların en büyüğüdür?
--Kadınların, Muhtar, aza ve bekçi olmaları ahir-şer belirtisidir?
--Kadınların, ürettiği teknoloji haramdır?
--Kadınların, eşlerine cinsel birliktelik teklif etmesi caiz değil ve günahtır?
--Kadınların, banyoda anadan üryan banyo yapmaları caiz değildir?
--Kadınların, yüksek sesle konuşması ve gülmesi ayıp ve caiz değildir?
--Kadınların, pantolon giymesi caiz değildir?
--Kadınların, Deniz, göl ve havuzlara girmesi caiz değildir?
--Kadınların, kafe ve benzeri yerlerde çay vb. şeyler içmesi caiz değildir?
--Kadınların, toy-düğünlerde erkeklerle aynı mahalde bulunmaları günah ve caiz değildir?
**Daha böyle yüzlerce hurafi usülleri saymakla bitmez...Ülkemizde faaliyet gösteren 100 den
fazla Tarikat fraksiyonu vardır. Bunların hepsi aynen yazdığım gibi düşünüyorlar. Ve cahil-cühelayı
böyle saçma-sapan din dışı eylemlerle kandırıyorlar. Bunlar her zaman kaos-kargaşa ve cehaletten
beslenirler. Ülkemize bir PKK kadar zarar vermektedirler?
--Bu tarikatların tamamı Türk Ulusal milletini bölüp, ayrıştırıp ve parçalamak için her zaman ve her
yerde ısrarla ve inadına hep Kadınlar üzerinden mücadele vermişlerdir? Hala bu gün bu amansız
eylemlerine son sürat devam ediyorlar...
--Eyy Türk Ulusal gençliği, bu tarikatlar, asitane dergâhları, tekke ve zaviyeler, bazı dini vakıf ve
dernekler faaliyetlerine devam ettiği müddetçe DEMOKRASİDEN bahsedilemez... VESSELAM
--------BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN---------
Lan ataturkun baska dusmana ihtiyacimi var, milletin degerlerine kufrederek ataturku sevdirecegini sanan siz, ata sinekleri darken... lan siz neyin kafasini yasiyorsunuz. Benim kutsalima soverekmi ataturku kutsallastirdiginizi saniyorsunuz. Sevdirdiginizi saniyorsunuz. Lan olmus gitmis adam. Dusun yakasindan ata sinekleri. Cevap ver lan ataturke cebberrut, katil, zorba deyince hosna godecekmi
Gulden hanim, siz buralarda yenisiniz galiba, ben o cocuk istismarlarni defaatle kinadim. Tarikatlari cemmaatleri defaatle elestirdim.
Ben gunumuz tarikatlarin kesinlikle gercek anlamindak cok uzakta oldugunu, islama zarar verdigini defaatle elestirdim. Siyasal islamin islamda yeri olmadigini en basit ifadeyle bidat oldugunu hadislerle anlattim. Islama, yalan soyleyerek harac keserek, adaleti iflas ederek hjzmet edilemeyecegini defaatle anlattim. Siyasal islam kesinlikle islami bozmak ve bitirmek icin uretildigini defaatle dile getirdim.
Cocuklara kuran kurslarinda tecavuz edenlerin degil musluman turk bile olmadiklarini dusunuyorum. Defalarca anadolunun ve turkiyenin gusulsuz imam, vaiz muftulerle dolu oldugunu gercek bir hikaye ile anlattim.
Belki siz beni tanimadan bilmeden sucluyorsunuzdur
Tarihsel kaynaklar, Şah İsmail'in özellikle Safevi Devleti'ni kurma ve Şiiliği yayma sürecinde Anadolu ve çevre bölgelerde ciddi askeri operasyonlar ve şiddet eylemleri gerçekleştirdiğini doğrulamaktadır.
Bu döneme dair öne çıkan bazı bilgiler şunlardır:
* Sünni Nüfusa Yönelik Eylemler: Şah İsmail, Tebriz'i ele geçirdikten sonra Şiiliği resmi mezhep ilan etmiş ve Sünni kalmakta direnenlere yönelik sert politikalar izlemiştir. Bazı tarihi kaynaklarda, bu süreçte ve Tebriz, Bağdat gibi şehirlerin fethinde binlerce insanın katledildiği belirtilir.
* Anadolu Faaliyetleri: Şah İsmail'in müritleri (Kızılbaşlar) aracılığıyla Anadolu'da yürüttüğü faaliyetler ve ayaklanmalar, Osmanlı yönetimi ile büyük gerilimlere yol açmıştır. Bu çatışmalar sırasında her iki tarafın da sivil ve askeri unsurlara karşı şiddet uyguladığı ifade edilir.
* Mezhepsel Çatışma: Şah İsmail'in politikaları, bölgede Şiiliğin yayılmasını sağlarken, Sünni ulema ve halk üzerinde baskı kurduğu yönünde kaynaklarda detaylar mevcuttur.
* Karşılıklı İddialar: Tarih anlatısında Şah İsmail'in Sünnilere yönelik katliamları sıklıkla dile getirilirken, karşı cephede Yavuz Sultan Selim'in de Çaldıran seferi öncesi Anadolu'da "Safevi yanlısı" olarak görülen 40 bin Türkmen/Kızılbaş'ı katlettiği iddiası da tartışma konusudur. Bazı modern tarihçiler ise bu sayıların mübalağalı olduğunu veya sistemli bir temizlikten ziyade isyan bastırma operasyonları olduğunu savunur.
Özetle, Şah İsmail'in iktidarını sağlamlaştırmak için Anadolu ve İran coğrafyasında sert askeri yöntemler kullandığı tarihçiler tarafından kabul edilen bir gerçektir.
40 Bin Kişi İddiası: Tarihsel anlatıların çoğunda Yavuz'un, Safevi seferi (Çaldıran) öncesinde Anadolu'daki Safevi sempatizanı olduğu düşünülen yaklaşık 40 bin Kızılbaş'ı bir listeye dayanarak tespit ettirdiği ve öldürttüğü rivayet edilir.
Akademik Eleştiriler: Modern tarihçilerin bir kısmı, bu "40 bin" rakamının o dönemki nüfus verileriyle uyuşmadığını ve mübalağalı olduğunu savunur. Örneğin, Prof. Dr. Feridun Emecen, Osmanlı arşivlerinde bu çapta bir toplu katliama dair resmi bir kayda rastlanmadığını, sadece isyan potansiyeli olan gruplara ve ajanlara yönelik takibat, sürgün ve yerel idam kararları bulunduğunu ifade etmektedir.
İdeolojik ve Siyasi Nedenler: Yavuz'un bu sert politikası, genellikle "mezhep savaşı"ndan ziyade bir "beka meselesi" ve devlet güvenliği olarak görülür. Anadolu'daki Kızılbaşların Şah İsmail ile iş birliği yaparak Osmanlı'ya karşı ayaklanmasından çekinilmesi, bu operasyonların ana nedeni olarak gösterilir.
(Ciddiye alinir birtarafin yok. Ama iste pislik ortada olunca kokusu rahatsiz ediyor. Mudahele etmek lazim)
H2O; yani su
Hidrojen; yildizlarin yakiti; yani benzin.
Oksijen; yakici madde, yani ates.
Ikisi bir araya gelince patlamasi lazim. Ama patlamiyor.
Hatta
Ikisi birlesiyor su oluyor. Hayat oluyor.
Nasil oluyor peki, cunku BIR kun feyekün diyen var.
Daha ilginci... su + 0°C dere ile + 100°C arasi sivi halde kaliyor
Suyu olusturan elementlerden Hidrojeni sivi hale getirmek ancak ( -253°C) derecede mumkun
Bir diger elementlerden Oksojeni sivi hale getirmek ancak (-183°C ) de mumkun.
Normalde mantiken ikisi birlesince sivi olabilmesi icin en az -183°C ve ya daha fazla bir sogukluk lazim.
Ama oyle degil iste. Yasama elverisli 0°C ile 100°C iki Hidrojen le bir Oksijen birlesip sivi halde su oluyor. Nasil oluyor bu.?
Cunku BIR kun feyekün diyen var
Bitmedi
Tuz, sofra tuzu
Sodium clorur
Yani Sodium, patlayici metal
Klor: zehirli gaz
Ikisi birlesince ölümcul olmasi lazimken, sofralarimizin bas taci
Nasil oluyor. Cunku BIR kun feyekün diyen var
Tuz ruhu
Hidroklorik asit, guclu asindirici (kirec, pass sokmede, metal temizlemede kullanilir
Ayni tuz ruhunun (Hidroklorik asit) midemizde dusuk yogunlukta yediklerimizi sindirmeyi sagladigini biliyormuydunuz
Nasil oluyor? Cunku BIR kun feyekün diyen var.
Sulu karpuz kuru tarlada, kuru pirinc sulu tarlada yetisir. Nasil olur bu
Cunku BIR kun feyekün diyen var
Butun agaclar ayni topragi, ayni suyu ayni havayi emer, ama biri karpuz biri elma, biri uzum, biri portakal, biri seftali olur. Hatta ayni agaca asilarsin. Bir dal tatli kiraz verir. Digeri eksi visne verir. Nasil oluyor?
Cunku BIR kun feyekün diyen var
Yasin 82: Bir şeyi istediğinde, O’nun buyruğu “ol!” demekten ibarettir; hemen oluverir.
Ve Rabbim, zittiyla, ayniyla misliyle yaratir. Cunku cani nasil isterse oyle yapandir.
Daglara oyduklari ihtisamli evlerle ovunen salih peygamberin kavmini assagilar mayihette, dagin icinden canli kanli hamile kizil deve cikrandir. Hadi madem taslari yontmakta o kadar mahirsiniz. hadi gucunuz yetiyorsa bir kizil deve de siz cikarin dagdan diye assagilamistir salih peygamerin kavmini yuce rabbim. Misliyle yaratmistir. Sulu Karpuzu kuru toprakta kuru princi sulu toprakta zittiyla yaratmistir.
Bugun ilim muslumanin yitik mali.
ilmin ucu pustun elinde.
ilim adina bile bile kufur nesrediyorlar.
Ba‘sü Ba‘del Mevt
Gözlerimi açtığımda oda değil, dünya genişliyordu;
doğan ilk şey umitti, ilk baharin ufuklarinda
Yok mu isteyen, vereyim?” anıydı zamanın;
Ve Nisan, göğsüme toprak kokulu mujdeler serpiyordu
Mart’ın kaskatı perdelerinden eser yoktu
Bir ney ezgisi gibi oynaşıyordu disarda çiğ taneleri
Rahmân'ın şefkatten ellerinde bugun
Güneşin neşesiyle savrulup gitti butun kederlerim
Artık agir cümlelerin altında ezilmiyorum,
Çünkü rahmetin sinesinde uyandım
Nefes almanın kendisi, başlı başına bir şiirmis meger
Pencerelerimi ardına kadar açtim, yerçekimi hükmünü yitirdi
Ümitlerim kus civiltariyla uçuşa geçti
Buz tutmuş hatıraları taşıyan o rüzgâr,
Şimdi her yandan Ba’sü ba’del mevt kokulari tasiyor
Yıldızlarda gizli anlamlar aramayı bıraktım;
Onlar artık sönmeyi reddeden birer havai fişek...
Sessizlik bir boşluk değil, mukaddes bir yankı;
Nabzım bir geri sayım değil,
İlahi bir sevdanın muazzam ritmi;
"Belki"ler sustu, "bir zamanlar"lar bitti.
Sadece bir Vedud sıcaklığı var avuçlarımda şimdi,
Gökyüzünün o akıl almaz berraklığı,
Taptaze bir zamanin baslangic sayfasi
Ve nihayet kalbin sadece bir pompa değil,
Bir kabe oldugu gercegi...
Ve butun bunlarin ortasında yalın bir hakikat:
Neşe bir varış değil, bir bakıştır.
Kışın o sagir yankısı duyulmuyor artık,
Sadece bu anın diri, sarsılmaz şehadeti...
Bütün kapıları kapattım karanligin ustune
İçeride şimdi sadece ışık, sadece secde,
Ve Sonsuz bir "şimdi" deyim artik
Ve bu simdi de aşk var, umit var, rucu var, huzur var