Anne babalar comert olur evlatlarina genelde. Yemez yedirirler. Giymez giydirirler. Allah ise butun comertliklerin kaynagi, ve kuluna anne babadan daha cok seven, vedud, daha cok duskun. Kiyas dahi olmaz Hani bazen insan dara duser, nerdesin ey Allahim diye yalvarir. Darlandikca darlanir... Aslinda Allah en comert en zengin. En cok sevendir kulunu comertlik para ile mal ile olculdugi icin bazen insan maddi darliga dustugunde Allahin ona vermedigini dusunur. El hak ayette "Allah mulkun sahibidir. Mulkunu diledigine verir. Dilediginden kisar. Der hatta mal mulk ile izzeti de ardindan sayar. Diledigini aziz yapar diledigini zelil.butun hayirlar onun elindedir. O herseye kadirdir " der. Ama madem rabbimiz bizi anne babamizdan daha cok seviyor. Ve onlardan cok daha comert ozaman nasil vermez...vermemezlik yapar Aslinda Allah her daim verir. Belki de en cok vermedigini sandigin anda veriyordur. Sahilden dalgalara kapilip sahili selametteb uzaklastigini gorup mali mulku kisar belki, sana "yakin " e cekmek yakin vermek icin... Allah her seyi verendir. Cokluk azlik zamana, kula ve verdigi seye gore degisebilir Surasi mutlak ki rabbimiz bir hikmet cervevesinde verir. Zaman zaman mal mulk verir. Bazen Hidayet verir. Bazen Af verir. Tecrube verir. Ilim verir. Verir de verir. Insan sadece isin maddi yonune odaklandigi icin digerlerini goremez. Benim comert rabbim, ki butun comerliklerin toplami comertliginin yaninda hic kalir, kuluna vermeden durmaz. Verir, terbiye verir. Ders verir. Yeni dostlar verir. Yeni cevreler verir. Verir de verir. Sana rabbimin vermedigini dusunuyorsan bilki en cok o vermedigini sandigin an veriyordur. Soyle bir dur ve sor once kendine ve comert rabbine..." rabbim ben biliyorum ki sen cok comertsin. Vermemezlik etmezsin. Nerden nasil verdigini bana goster. Gosterki kalbim tatmin olsun. Seytana ve nefsime dayanagim olsun." Kerim, ekrem, vehhâb, latif, rezzak, cevad, gani, mugni, berr, rahman, rahim, fettah, vasi, vedud, fettah, muiz ilk akla gelenler... Comertler comerti rabbim. Comertleri seven rabbim, kendisi nasil vermesin cimri olsun. Hasa Her daim bize comertce veren rabbine mevcudatin zerrelerince hamd olsun. Sukur olsun.
Istanbul gecmis olsun. Camurbaskanin umurunda oldugunuzu sanmiyorum Ona gore komur medeninde calisan ölur, tedbirsizlikten olsa dahi Askere giden harcanabilir, yanlis politikadan olsa dahi, Ankaranin ortasinda bomba patlatip yuzlerce kisi oldurulebilir, secim kazanmak icin Depremin dogasinda olum var uc gun mudahale etmek icin asker bekletilse dahi Istanbulu seller alir sular alir, Istanbulun belediye baskanligini yapmis olsa bile Fan fini fin Fon yaplir milletin parasi, ac gozlu olduklari için hem de bismillah, insallah masallah basortuleri ile. Cunku bas ortu herseyi kapatiyor. En cok da namussuzlari Millet her turlu rezillige layik, ama kendileri elestirilmeye bile layik degil butun bu pisliklere ragmen. Tirlar dolusu paralari sifirlarken ogluyla... Ne diyeyim. Gercekten uzulmekten baska birsey gelmkyor elden.
Ayrica uzaktan bir selale gordugunuzu dusunun. (Benim omrumde selaleler hep olmustur. Cunku bizim koy tortum selalesinin yanindadir.) Yaklastikca ses gelmeye baslar. Yaklastikca ses artar. Yaklastikca suyun zerrecikleri suratiniza vurmaya baslar. Ve oyle bir noktaya varirsiniz ki selalenin buyusu sizi icine alir. Mest olursunuz. Ben kurani selaleye onu anlamaya calisani da selaleye yaklasana benzeriyorum. Kurana yaklastikca kuran kendini size acar. Yaklastikca kurandan dokulen hikmetleri duyarsiniz. Ve artik oyle bir noktaya varirsiniz ki adeta kuran hikmetleri yuzunuze, dilinize halinize vurur. Ve her gun o muhtesem selale sizi mest eder.
Niagara selalesini defalarca gorme imkanim oldu. Ozellikle tur teknesiyle suyun aktigi yere iyice yanasiyorsun. U seklinde o muazzam selalenin su kutlesi o kadar kocaman uguktuluki insan insani duaymiyor. O muhtesem hengame insani muthis zayif, kucuk ve caresiz hissettiriyor. Ve Allahin kadir ismi ve kayyum isimlerinde bir yolculuk yaptirir bana her zaman. O suyun vahsi ve gemsiz hali aslinda bir hic, gunesteki patlamalar yaninda. Gunesteki patlamalar da sagitarus a karadeliginin olay ufkuyla karsilastirilinca bir hic... Niagara Şelalesi, Saniyede yaklaşık 2.400 ton su devasa bir yükseklikten dökülür ve müthiş bir mekanik enerji üretir. Yakınına gittiğinizde hissettiğiniz o titreşim ve uğultu insanı tamamen aciz caresiz hissettiriyor Güneş Patlaması, Güneş'teki ortalama bir patlamada açığa çıkan enerji, yaklaşık 100 milyar megaton TNT veya milyonlarca hidrojen bombasının aynı anda patlamasına eşdeğerdir. Niagara Şelalesi'nin milyarlarca yıl boyunca üretebileceği toplam enerjiden çok daha fazlası Güneş'te birkaç dakika içinde uzaya savrulur. Niagara bu yanında tam anlamıyla bir "hiç" kalır.
Güneş Patlaması, Devasedır ama nihayetinde bir yıldızın yüzeyinde gerçekleşen yerel bir manyetik olaydır. Kara Delik ve Olay Ufku, Süper kütleli bir kara deliğin (örneğin galaksimizin merkezindeki Sagittarius A Olay Ufku sınırında kütleçekim kuvveti o kadar ezicidir ki, bildiğimiz fizik kuralları zorlanır. Bir kara deliğin çekim alanına giren gaz ve maddeler ışık hızına yakın hızlarda dönmeye başladığında (yığılma diski), Güneş'teki patlamaların milyonlarca katı enerji sürekli olarak uzaya yayılır (Kuazarlar gibi). Olay ufkunun içindeki kütleçekim potansiyeli ise sonsuz bir çöküşü ifade eder; oradan ışık bile kaçamaz. Güneş’teki tüm nükleer füzyon ve patlama süreçleri, bir kara deliğin olay ufku etrafındaki uzay-zaman bükülmesinin ve enerji yoğunluğunun yanında son derece cılız kalır. Özetle Niagara bizi büyüler; ancak Güneş bir yıldız devasallığını, kara deliğin olay ufku ise evrenin en ekstrem ve mutlak kütleçekim sınırını temsil eder. Bu bir Niagara selalesinden bir gunes patlamasina oradan bir karadelik olay ufkuna bu denli muazzam bir guc ve kudret sergilerken ya tryonlarca galaksiyi iclerindeki belki katrilyonlarca kara deligi yuldizi gezegenleri icinde barindiran donduren esir maddesinin kuvvetini dusun. Bir de mesela buyuk olceklerde kaba saba isler yapan insan bir isvech saatini yapmasi beklenmez. Odun kesen bir elin isvec saatin ince isciligini kiviramaz. Oyle bir yaraticikj, galaksiler, karadelikler gibi muaazam olcekleri tutmus adeta atomun icine yerlestirmis. Adeta her atom etrafinda donen/ tiresen electronlari ile merkezinde protonlari ile notronlari ile quarklari ile atom alti parcaciklari ile her atomu bir galaksi yapmis. Insani da bu sanatina seyirci yapmis. Ne muthis bir seref.
butun bunlari yaratmis yaraticinin kayyum ismini dusunun. Kadir ismini dusun Kayyûm, varlığı kendi zatıyla kaim olan ve yarattığı her şeyi her an, her saniye ayakta tutan, muhafaza eden demektir. Bir an bile bu tecelli çekilse, evrendeki tüm düzen çöker. Kara delikleri, galaksileri ve uzayın tüm enerjisini bir düzen içinde tutan şey, işte bu mutlak ayakta tutma sıfatıdır. Kadîr, dilediğini dilediği gibi yapmaya gücü yeten demektir. Yaratan açısından bir tek atomun çekirdeğindeki kuvvet ile trilyonlarca galaksinin dönme dinamiğini yaratmak arasında hiçbir zorluk veya fark yoktur.
Yıldızların ve kara deliklerin devasalığı karşısında insan kendini "hiç" gibi hisseder. Ancak bu devasa evreni anlayabilen, sorgulayabilen galaksilerden atoma ve bu yolculugu yapip ve kudret, kuvvet ve mimar ve muhendisligin ihtisamini azametin arkasındaki Sanatçı'yı tefekkür edebilen tek varlık insandır. Insan atomla galaksiler arasindaki baglantiyi goren, ve kuran kavsaktir. Oyleki fiziksel varligi ile bile "Insan varlığın en küçük sınırı ile en büyük sınırı (mikro alem ile makro alem) arasındaki logaritmik orta noktadır". Dolayısıyla insan, bedenen küçücük bir nokta olsa da, bilinci ve tefekkürüyle evren kadar geniş bir manaya bürünür. Bu kadar buyuk bir seref verilmis insan nelerle ugrasiyor.
Ali imran: 191 O akıl sahipleri, ayakta dururken, otururken ve yanları üzerine yatarken dâimâ Allah’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler ve: “Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen bütün eksik sıfatlardan uzaksın. Bizi cehennem azabından koru!” derler. 192: “Rabbimiz! Doğrusu sen, kimi cehenneme koyarsan, onu gerçekten rezil rüsvâ edersin. Zâlimlerin hiçbir yardımcısı olmayacaktır.” 193 Rabbimiz! Gerçekten biz, «Rabbinize iman edin!» diye imana çağıran Peygamber’i işittik ve hemen iman ettik. Rabbimiz, günahlarımızı bağışla, kusurlarımızı ört. Vefatımızla bizi hayırlı, fazilet sahibi ve itaatkâr kullarının arasına kat!”
Bir insan sadece 80 kilodon ibaret degil. 80 yillik omrunde, 44 ton yiyecek 58 ton icecek 386 ton hava icine giriyor. Her bir atom sahid olacak secdene ya da secdesizligine, gunahina ya da tevbene, hamdine sukrune zikrine
Yasin65: O gün onların ağızlarını mühürleriz de, işlemiş oldukları günahları bize elleri söyler, ayakları da buna şâhitlik eder. Fuasilet 21: Derilerine öfke ve hayretle: “Niçin aleyhimizde şâhitlik ediyorsunuz?” diye çıkışacaklar. Derileri ise: “Ne yapalım; her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturdu. Sizi başlangıçta yaratan O idi; yine O’na dönüyorsunuz” diye cevap verecekler. Simdi 80 yillik omurde bu senin icine girip cikan yaklasik 500 ton atomlar ve molekullerin kacta kaci, senin zikrine, hamdine, sukrune, istigfarina, rukuna secdene inadetine, ickine, kumarina, yalanina, dolanina haramina helalina sahit oldu. Hesap gayet net ve acik matamatiksel olarak ortaya dokulecek. Hele isin icine yasamini surduruken temasta oldugun havayi, saclarini, yuzunu oksayan, bedenine vuran hava, yikandigin su, giydigin elbise, yattigin yatak, oturdugun koltuk, yasadigin ev, bindigin arabayi da eklersek, milyonlarca ton atom ve molekul seni yakindan izliyor. Rukuna, secdene namazina hamdine, sukrune, sevabina gunahina sahitlik ediyorlar Zilzal 4: İşte o gün yer, üstünde olan biten bütün haberlerini anlatır: Hele senin vucuduna vurup yansiyan isiklar, 80 yil boyunca 3x10²? yani 1 in yanina 29 sifir koy 300 oktilyon foton senin seklinde yansiyacak. Secde de iken secde halinde, kiyamda iken kiyam halinde, tahiyyatta tahiyyat halinde, rukuda ruku halinde yansiyacak geri sacilacak, ve kiyamete kadar sen ne hal uzereyken sana vurduysa, senden yansidiysa o halde, o sekilde uzayda yolculuk edecek. Eger baska bir seye carpmazsa. O yuzden acik alanlarda ibadet etmeyi cok severim
Kisaca hesap ortada, sahitlerde... hani kimse gormedi saniyorsun ya yedigin haltleri, milyarlarca isik fotonu, giydigin elbise, soludugun hava molekulleri, dokundugun hersey sahit yaptigina. O gun Allahin huzurunda sen susacaksin. Yaptiklarin konusacak. Rabbim bizleri ihsan suuruna ulastirsin.
Nesiminin bu siirini ben de cok severim. Hallaci mansurun enal hak ifadesinin siirlesmis hali. Insan kainatin en guzel meyvesi. Tohumu Suphesiz biz insani en guzel sekilde yarattik. Insan kendisini sadece etten kemikten atomlardan ibaret degildir. Onun insan yapan, ruhu, vicdani, ve yaraticisindan aldigi ilahi yazilim Tipki telefon, demirden, kaucuktan camdan degerli metallerden ibaret olmadigi. Onun insandaki ilahi yazilima tekabul eden yazilmi, aplari olmadan hele ki insandaki vahye, ilhama takabul eden, imana tekabul eden internet agina bagliligi telfonu islevsel ve degerli kilar Insanda kendisini maddeden ibaret gorup telefondaki yazilim ve internete tekabul eden ilahi manayi inkar ederse bir avuc atomdan ibaret kalir. Hatta atomlarin iclerini bosaltsaniz butun gelmis gecmis insanlarin butun hacmi bir bilye kadar kalir. Internetten ve yazilimlardan kopan yada viruslu en gelismis telefonun cop durumuna dustugu gibi, mana ve haktan kopan insanda bir avuc tozdan ibarettir
Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam
Bir hurma cekirdegi, dese "ben bu bedene sigmazam, bende iki beden vardir. Dallarim vardir gok yuzune uzanir. Bende acar butun cicekler, koklerim vardir tasi delip gecer. Ben hem topraktanim hem gokteyim. Bende dir tonlarca meyve ben dendir butun hurnalar" Hurmaliktan cikmaz. Icinde tasidigi yazilimi manayi soyluyor. Ama o cekirdek kendi yazilimini inkar etmeyecek, yaziliminin gerektigi, gunesi, suyu, nemi, topragi, iklimi kabul edecek. Ancak ozaman inkisaf eder. Ben bendenim ben kendimi var ettim. O halde ben istedigim yerde yesillenirim Der. Kanadanin soguna gelirse, o hurma minnacik odun parcasindan oteye gidemez. Curumeye hic olmaya mahkum olur. Onun gibi manadan, yaradanjndan kopan insan kendini bir ufurukluk atom tozundan ibaret kilar. O yuzden bu siir derki, insan rabbiyle kurdugu, bag, ve ilahi hakikatlarin senkronizasyonudur. Butun insanligin bir bilye kadar bile bir hacim etmedigi yerde insanin degeri demekki madde ile degil icinde tasidigi mana ile dir. Ilahi bagla kurdugu rezonans kapasitesi, senkronjzasyonu insana zamansjz ve mekansiz bir deger katar. Bu dunyada dusecegi mezar bahcesinde yok olmaz yeni ve daha buyuk bir alem olarak acar. Tipki topraga ekilmis bir hurma gibi....
Anne babalar comert olur evlatlarina genelde. Yemez yedirirler. Giymez giydirirler.
Allah ise butun comertliklerin kaynagi, ve kuluna anne babadan daha cok seven, vedud, daha cok duskun. Kiyas dahi olmaz
Hani bazen insan dara duser, nerdesin ey Allahim diye yalvarir. Darlandikca darlanir...
Aslinda Allah en comert en zengin. En cok sevendir kulunu
comertlik para ile mal ile olculdugi icin bazen insan maddi darliga dustugunde Allahin ona vermedigini dusunur. El hak ayette "Allah mulkun sahibidir. Mulkunu diledigine verir. Dilediginden kisar. Der hatta mal mulk ile izzeti de ardindan sayar. Diledigini aziz yapar diledigini zelil.butun hayirlar onun elindedir. O herseye kadirdir " der.
Ama madem rabbimiz bizi anne babamizdan daha cok seviyor. Ve onlardan cok daha comert ozaman nasil vermez...vermemezlik yapar
Aslinda Allah her daim verir. Belki de en cok vermedigini sandigin anda veriyordur. Sahilden dalgalara kapilip sahili selametteb uzaklastigini gorup mali mulku kisar belki, sana "yakin " e cekmek yakin vermek icin...
Allah her seyi verendir. Cokluk azlik zamana, kula ve verdigi seye gore degisebilir
Surasi mutlak ki rabbimiz bir hikmet cervevesinde verir.
Zaman zaman mal mulk verir. Bazen Hidayet verir. Bazen Af verir. Tecrube verir. Ilim verir. Verir de verir. Insan sadece isin maddi yonune odaklandigi icin digerlerini goremez.
Benim comert rabbim, ki butun comerliklerin toplami comertliginin yaninda hic kalir, kuluna vermeden durmaz. Verir, terbiye verir. Ders verir. Yeni dostlar verir. Yeni cevreler verir. Verir de verir. Sana rabbimin vermedigini dusunuyorsan bilki en cok o vermedigini sandigin an veriyordur. Soyle bir dur ve sor once kendine ve comert rabbine..." rabbim ben biliyorum ki sen cok comertsin. Vermemezlik etmezsin. Nerden nasil verdigini bana goster. Gosterki kalbim tatmin olsun. Seytana ve nefsime dayanagim olsun."
Kerim, ekrem, vehhâb, latif, rezzak, cevad, gani, mugni, berr, rahman, rahim, fettah, vasi, vedud, fettah, muiz ilk akla gelenler...
Comertler comerti rabbim. Comertleri seven rabbim, kendisi nasil vermesin cimri olsun. Hasa
Her daim bize comertce veren rabbine mevcudatin zerrelerince hamd olsun. Sukur olsun.
KAYIP ILANI
Bir zamanlar bir kalpte yasayan,
Adi sevgi, soyadi sadakat olan
Bir his kaybolmustur.
En son bir cift gozde gorulmus,
Bir cift sozle incinmis,
Sessizce cekip gitmistir.
Gorenlerin insanliga,
Bulanlarin vicdanina basvurmasi rica olunur.
Isbu ilan hukumusuzdur.
Kendine cellat kendine gardiyan
Başkalarını yargılamak kolay,
Kendi nefsinle yüzleşmek zor.
İnsan başkasında arar suçu,
Kendi içinde büyürken kor...
Başkalarının kusurunu dağ eder,
Kendi günahını gölgeye gömer.
Kendi vicdanından kaçan insan,
Her aynada kendine kör.
Kendi içine bakmaya korkan,
Dünyayı suçlar, kendini saklar.
Nefsini bir kez sorgulamayan,
Kendi yalanına kurdale takar
Dusunki
Zindanın kapısı içeriden kilitliyse,
Dışarıdan hangi el açabilir?
İnsan karanlığına gönüllü esirse,
Hangi güneş ruhunu aydınlatabilir?
Hakikate sağır olan kalbe,
Bin nasihat bile ulaşamaz.
Kendi yalanını gerçek sayan
Kendi duvarını aşamaz.
Ve en acısı, bilir misin nedir?
Başkalarına hüküm veren insan,
Kendi nefsinin mahkemesinde,
Hâlâ kendini masum sanır.
Adalet yalanin temeli mahkemesinde
savcida sensin hakim de
sende avukat cubbesi de
Masumda sensin mahkumda
Her ruhun içinde bir hâkim,
Her vicdanın içinde bir mahkûm.
İnsan başkasına hüküm verirken,
Kendi yargısına olur mağlup.
En karanlık zindan taşla örülmez,
Duvarı yalandır, kilidi inkâr.
İnsan kendi özünden kaçtıkça,
Hakikat tekler, kurtulus aksar
Kendi yalanına inandığı an,
Vicdan susar, sucluluk baslar
Ruh kendi elleriyle hüküm giyer,
ozgurluk hafakanlari baslar
Bir ömür kapı arar durur,
Hatta göğe bile uzanır titreyen eller
Oysa anahtar avucunda, gözleri kör,
Karanlıkta ariyordur aydınlık günleri.
İnsan karanlığına öyle alışır ki
Güneş doğsa bile geceyi seçer.
Kendi ördüğü duvarı kader sanır,
Kendi kilitlediği kapıdan geçemez.
İşte en büyük esaret budur
Kendi yalanını hakikat sanmak,
Kendi karanlığını aydınlık bilmek,
Kendi hükmüne boyun egmek...
Kendi ellerinle kapıyı kilitle,
Anahtarı avucunda unut.
Sonra mahpusluk agitlari yakarak
Ah ozgurluk vah ozgurluk de
Kederin kaderden degil kendinden
Ne evrenden ne de cevrenden
Kendi zindaninda kendine mahkûmsun
Kendine celat, kendine gardiyansin
Aynayi birak da bir kendine bak
Bak ki icinde kandiller yansin
Yalana dolup tasmis ruhun
Buz gibi hakikate uyansin
Istanbul gecmis olsun.
Camurbaskanin umurunda oldugunuzu sanmiyorum
Ona gore komur medeninde calisan ölur, tedbirsizlikten olsa dahi
Askere giden harcanabilir, yanlis politikadan olsa dahi,
Ankaranin ortasinda bomba patlatip yuzlerce kisi oldurulebilir, secim kazanmak icin
Depremin dogasinda olum var uc gun mudahale etmek icin asker bekletilse dahi
Istanbulu seller alir sular alir, Istanbulun belediye baskanligini yapmis olsa bile
Fan fini fin Fon yaplir milletin parasi, ac gozlu olduklari için hem de bismillah, insallah masallah basortuleri ile. Cunku bas ortu herseyi kapatiyor. En cok da namussuzlari
Millet her turlu rezillige layik, ama kendileri elestirilmeye bile layik degil butun bu pisliklere ragmen.
Tirlar dolusu paralari sifirlarken ogluyla...
Ne diyeyim. Gercekten uzulmekten baska birsey gelmkyor elden.
Ne me lazim liman
Bakislarin okyanus dalgalari kalbime vuran
hazirim bogulmaya sende, ne me lazim liman
bu guz aksaminda ellerim yaniyor ellerine
Zamanim kayip mekanim teslim tsunamine
konustukca aciyor, gul goncasi dudaklarin
ask siriltisi ruhuma, o sahil huzuru sesin
Gecede sirin yakamoz saclarinla oynasirken
Nefes verisim sensizlik, alisim mis kokulu sen.
yanaklarim yaz kis, Sen yeserir sen acar
seni seyrediyor bak, gokteki berrak yıldızlar
Bu ask bir atesse, ortasindaki ibrahimim ben
yakabildimi ibrahimi ates kalbindeki ask ilen
Omurler yetmez gidermeye hasretimi sana dair
Hem dunyada hem ahirette sana meftun bir şair
Ben balik, sen okyanus, ben elma sen bahcem
Sen bensiz olursun ama ben sensiz var olamam
Balık için okyanus,
Ağaç için toprak,
Bebek için anne,
Benim için Sensin Allah’ım.
Ömür için zaman,
Beden için kalp,
Göz için ışık,
Ruhum için Sensin Allah’ım.
Tohum düşer toprağa,
Nehir erer denize,
Gece çıkar sabaha,
Ya ben... ya ben Allah’ım?
Göğe baksam Kayyûm,
Yere baksam hayy
Kelebekte Sâni,
Ne kadar da ganisin Allahim
Melekler kuddussun der
Kâinat Hû ile doner
Subhanallahi Allahu ekber
Elhamdülillâh Allah’ım.
Günahkâra Gafursun
Mahlûkata Latîf’sin.
Bu dünyada Rahmânim
Ahirette de Rahîmimsin Allah’ım.
Ayrica uzaktan bir selale gordugunuzu dusunun. (Benim omrumde selaleler hep olmustur. Cunku bizim koy tortum selalesinin yanindadir.)
Yaklastikca ses gelmeye baslar. Yaklastikca ses artar. Yaklastikca suyun zerrecikleri suratiniza vurmaya baslar. Ve oyle bir noktaya varirsiniz ki selalenin buyusu sizi icine alir. Mest olursunuz.
Ben kurani selaleye onu anlamaya calisani da selaleye yaklasana benzeriyorum.
Kurana yaklastikca kuran kendini size acar. Yaklastikca kurandan dokulen hikmetleri duyarsiniz. Ve artik oyle bir noktaya varirsiniz ki adeta kuran hikmetleri yuzunuze, dilinize halinize vurur. Ve her gun o muhtesem selale sizi mest eder.
Niagara selalesini defalarca gorme imkanim oldu. Ozellikle tur teknesiyle suyun aktigi yere iyice yanasiyorsun. U seklinde o muazzam selalenin su kutlesi o kadar kocaman uguktuluki insan insani duaymiyor. O muhtesem hengame insani muthis zayif, kucuk ve caresiz hissettiriyor. Ve Allahin kadir ismi ve kayyum isimlerinde bir yolculuk yaptirir bana her zaman.
O suyun vahsi ve gemsiz hali aslinda bir hic, gunesteki patlamalar yaninda.
Gunesteki patlamalar da sagitarus a karadeliginin olay ufkuyla karsilastirilinca bir hic...
Niagara Şelalesi, Saniyede yaklaşık 2.400 ton su devasa bir yükseklikten dökülür ve müthiş bir mekanik enerji üretir. Yakınına gittiğinizde hissettiğiniz o titreşim ve uğultu insanı tamamen aciz caresiz hissettiriyor
Güneş Patlaması, Güneş'teki ortalama bir patlamada açığa çıkan enerji, yaklaşık 100 milyar megaton TNT veya milyonlarca hidrojen bombasının aynı anda patlamasına eşdeğerdir. Niagara Şelalesi'nin milyarlarca yıl boyunca üretebileceği toplam enerjiden çok daha fazlası Güneş'te birkaç dakika içinde uzaya savrulur. Niagara bu yanında tam anlamıyla bir "hiç" kalır.
Güneş Patlaması, Devasedır ama nihayetinde bir yıldızın yüzeyinde gerçekleşen yerel bir manyetik olaydır.
Kara Delik ve Olay Ufku, Süper kütleli bir kara deliğin (örneğin galaksimizin merkezindeki Sagittarius A Olay Ufku sınırında kütleçekim kuvveti o kadar ezicidir ki, bildiğimiz fizik kuralları zorlanır.
Bir kara deliğin çekim alanına giren gaz ve maddeler ışık hızına yakın hızlarda dönmeye başladığında (yığılma diski), Güneş'teki patlamaların milyonlarca katı enerji sürekli olarak uzaya yayılır (Kuazarlar gibi).
Olay ufkunun içindeki kütleçekim potansiyeli ise sonsuz bir çöküşü ifade eder; oradan ışık bile kaçamaz. Güneş’teki tüm nükleer füzyon ve patlama süreçleri, bir kara deliğin olay ufku etrafındaki uzay-zaman bükülmesinin ve enerji yoğunluğunun yanında son derece cılız kalır.
Özetle Niagara bizi büyüler; ancak Güneş bir yıldız devasallığını, kara deliğin olay ufku ise evrenin en ekstrem ve mutlak kütleçekim sınırını temsil eder.
Bu bir Niagara selalesinden bir gunes patlamasina oradan bir karadelik olay ufkuna bu denli muazzam bir guc ve kudret sergilerken ya tryonlarca galaksiyi iclerindeki belki katrilyonlarca kara deligi yuldizi gezegenleri icinde barindiran donduren esir maddesinin kuvvetini dusun.
Bir de mesela buyuk olceklerde kaba saba isler yapan insan bir isvech saatini yapmasi beklenmez. Odun kesen bir elin isvec saatin ince isciligini kiviramaz.
Oyle bir yaraticikj, galaksiler, karadelikler gibi muaazam olcekleri tutmus adeta atomun icine yerlestirmis. Adeta her atom etrafinda donen/ tiresen electronlari ile merkezinde protonlari ile notronlari ile quarklari ile atom alti parcaciklari ile her atomu bir galaksi yapmis. Insani da bu sanatina seyirci yapmis. Ne muthis bir seref.
butun bunlari yaratmis yaraticinin kayyum ismini dusunun. Kadir ismini dusun
Kayyûm, varlığı kendi zatıyla kaim olan ve yarattığı her şeyi her an, her saniye ayakta tutan, muhafaza eden demektir. Bir an bile bu tecelli çekilse, evrendeki tüm düzen çöker. Kara delikleri, galaksileri ve uzayın tüm enerjisini bir düzen içinde tutan şey, işte bu mutlak ayakta tutma sıfatıdır.
Kadîr, dilediğini dilediği gibi yapmaya gücü yeten demektir. Yaratan açısından bir tek atomun çekirdeğindeki kuvvet ile trilyonlarca galaksinin dönme dinamiğini yaratmak arasında hiçbir zorluk veya fark yoktur.
Yıldızların ve kara deliklerin devasalığı karşısında insan kendini "hiç" gibi hisseder. Ancak bu devasa evreni anlayabilen, sorgulayabilen galaksilerden atoma ve bu yolculugu yapip ve kudret, kuvvet ve mimar ve muhendisligin ihtisamini azametin arkasındaki Sanatçı'yı tefekkür edebilen tek varlık insandır. Insan atomla galaksiler arasindaki baglantiyi goren, ve kuran kavsaktir.
Oyleki fiziksel varligi ile bile "Insan varlığın en küçük sınırı ile en büyük sınırı (mikro alem ile makro alem) arasındaki logaritmik orta noktadır".
Dolayısıyla insan, bedenen küçücük bir nokta olsa da, bilinci ve tefekkürüyle evren kadar geniş bir manaya bürünür. Bu kadar buyuk bir seref verilmis insan nelerle ugrasiyor.
Ali imran:
191
O akıl sahipleri, ayakta dururken, otururken ve yanları üzerine yatarken dâimâ Allah’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler ve: “Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen bütün eksik sıfatlardan uzaksın. Bizi cehennem azabından koru!” derler.
192:
“Rabbimiz! Doğrusu sen, kimi cehenneme koyarsan, onu gerçekten rezil rüsvâ edersin. Zâlimlerin hiçbir yardımcısı olmayacaktır.”
193
Rabbimiz! Gerçekten biz, «Rabbinize iman edin!» diye imana çağıran Peygamber’i işittik ve hemen iman ettik. Rabbimiz, günahlarımızı bağışla, kusurlarımızı ört. Vefatımızla bizi hayırlı, fazilet sahibi ve itaatkâr kullarının arasına kat!”
Bir insan sadece 80 kilodon ibaret degil.
80 yillik omrunde,
44 ton yiyecek
58 ton icecek
386 ton hava icine giriyor. Her bir atom sahid olacak secdene ya da secdesizligine, gunahina ya da tevbene, hamdine sukrune zikrine
Yasin65: O gün onların ağızlarını mühürleriz de, işlemiş oldukları günahları bize elleri söyler, ayakları da buna şâhitlik eder.
Fuasilet 21: Derilerine öfke ve hayretle: “Niçin aleyhimizde şâhitlik ediyorsunuz?” diye çıkışacaklar. Derileri ise: “Ne yapalım; her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturdu. Sizi başlangıçta yaratan O idi; yine O’na dönüyorsunuz” diye cevap verecekler.
Simdi 80 yillik omurde bu senin icine girip cikan yaklasik 500 ton atomlar ve molekullerin kacta kaci, senin zikrine, hamdine, sukrune, istigfarina, rukuna secdene inadetine, ickine, kumarina, yalanina, dolanina haramina helalina sahit oldu. Hesap gayet net ve acik matamatiksel olarak ortaya dokulecek.
Hele isin icine yasamini surduruken temasta oldugun havayi, saclarini, yuzunu oksayan, bedenine vuran hava, yikandigin su, giydigin elbise, yattigin yatak, oturdugun koltuk, yasadigin ev, bindigin arabayi da eklersek, milyonlarca ton atom ve molekul seni yakindan izliyor. Rukuna, secdene namazina hamdine, sukrune, sevabina gunahina sahitlik ediyorlar
Zilzal 4: İşte o gün yer, üstünde olan biten bütün haberlerini anlatır:
Hele senin vucuduna vurup yansiyan isiklar,
80 yil boyunca 3x10²? yani 1 in yanina 29 sifir koy 300 oktilyon foton senin seklinde yansiyacak. Secde de iken secde halinde, kiyamda iken kiyam halinde, tahiyyatta tahiyyat halinde, rukuda ruku halinde yansiyacak geri sacilacak, ve kiyamete kadar sen ne hal uzereyken sana vurduysa, senden yansidiysa o halde, o sekilde uzayda yolculuk edecek. Eger baska bir seye carpmazsa. O yuzden acik alanlarda ibadet etmeyi cok severim
Kisaca hesap ortada, sahitlerde... hani kimse gormedi saniyorsun ya yedigin haltleri, milyarlarca isik fotonu, giydigin elbise, soludugun hava molekulleri, dokundugun hersey sahit yaptigina.
O gun Allahin huzurunda sen susacaksin. Yaptiklarin konusacak. Rabbim bizleri ihsan suuruna ulastirsin.
Nesiminin bu siirini ben de cok severim. Hallaci mansurun enal hak ifadesinin siirlesmis hali.
Insan kainatin en guzel meyvesi. Tohumu
Suphesiz biz insani en guzel sekilde yarattik.
Insan kendisini sadece etten kemikten atomlardan ibaret degildir. Onun insan yapan, ruhu, vicdani, ve yaraticisindan aldigi ilahi yazilim
Tipki telefon, demirden, kaucuktan camdan degerli metallerden ibaret olmadigi. Onun insandaki ilahi yazilima tekabul eden yazilmi, aplari olmadan hele ki insandaki vahye, ilhama takabul eden, imana tekabul eden internet agina bagliligi telfonu islevsel ve degerli kilar
Insanda kendisini maddeden ibaret gorup telefondaki yazilim ve internete tekabul eden ilahi manayi inkar ederse bir avuc atomdan ibaret kalir. Hatta atomlarin iclerini bosaltsaniz butun gelmis gecmis insanlarin butun hacmi bir bilye kadar kalir.
Internetten ve yazilimlardan kopan yada viruslu en gelismis telefonun cop durumuna dustugu gibi, mana ve haktan kopan insanda bir avuc tozdan ibarettir
Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam
Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam
Bir hurma cekirdegi, dese "ben bu bedene sigmazam, bende iki beden vardir. Dallarim vardir gok yuzune uzanir. Bende acar butun cicekler, koklerim vardir tasi delip gecer. Ben hem topraktanim hem gokteyim. Bende dir tonlarca meyve ben dendir butun hurnalar"
Hurmaliktan cikmaz. Icinde tasidigi yazilimi manayi soyluyor.
Ama o cekirdek kendi yazilimini inkar etmeyecek, yaziliminin gerektigi, gunesi, suyu, nemi, topragi, iklimi kabul edecek. Ancak ozaman inkisaf eder. Ben bendenim ben kendimi var ettim. O halde ben istedigim yerde yesillenirim Der. Kanadanin soguna gelirse, o hurma minnacik odun parcasindan oteye gidemez. Curumeye hic olmaya mahkum olur.
Onun gibi manadan, yaradanjndan kopan insan kendini bir ufurukluk atom tozundan ibaret kilar.
O yuzden bu siir derki, insan rabbiyle kurdugu, bag, ve ilahi hakikatlarin senkronizasyonudur.
Butun insanligin bir bilye kadar bile bir hacim etmedigi yerde insanin degeri demekki madde ile degil icinde tasidigi mana ile dir. Ilahi bagla kurdugu rezonans kapasitesi, senkronjzasyonu insana zamansjz ve mekansiz bir deger katar. Bu dunyada dusecegi mezar bahcesinde yok olmaz yeni ve daha buyuk bir alem olarak acar.
Tipki topraga ekilmis bir hurma gibi....