Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir
Ahmet Ihsan Arac
Ahmet Ihsan Arac

Bazı kapılar anahtarla değil, insanın kendisinden vazgeçmesiyle açılır. Zira insan, hakikatin peşinde koşarken en çok kendi gölgesine takılır.

  • serbest kürsü02.11.2026 - 09:42

    Insanin ve organlari ve beyni tamamen maddeden yapilmis bir sey. Yani teoride odunda, tasta ne varsa beynimizde de o var. Sadece fark rakamlardan ve dizilim farklari gibi seylerden geliyor.

    nasil bir korku romani ile bir ask romani aslinda ayni 29 harften olusur hatta ayni kelimelerden olusur ama kelimelerin ve cumlelerin dizilimi farki olusturur. Oyle de cevremeizdeki hersey, proton, notron, electron, foton ve diger parcaciklardan ibaret ama bunlarin dizilisleri sayilari ve birbiriyle etkilesimleri farki olusturur.

    Simdi biri sana bir hikaye anlatiyor yada okuyorsun. Okudugun, duydugun yada gordugun bir manzaraya verdigin mana sende maddi bir etki olusturuyor. Uzduyse seni gozlerinden maddi yaslar dokuluyor. Korktuysan kalbin daha hizli carpiyor. O halde tersi bir etkilesim de vardir.

    nasil insana sevgi ile yaklasiyorsun, saygi ile yaklasiyorsun. Ve insan Bu ayrimi yapabiliyor. Ona gore tepki veriyor. Hakeza hayvanlar da oyle. O zaman taş toprak, ağaç her sey saygiyla ce sevgiyle yaklasmayi ayirt edebiliyordur. Ama verdigi tepkiyi sadece biz olcemiyoruz aninda insanda gozlemleyebildigimiz gibi.. o halde hersey sevgiyi, saygiyi yaratandan dolayi yaratilanj sevmeyi hak ediyor. Elindeki telefon bahcendeki agac, mutfagindaki tas tabak canak tava, altindaki araba, kissca iletisimde oldugun hersey hissedebiliyor ons yaklasimini bakisini...
    Ayrica nasil duydugun bir sey seni etkiliyor, aglatiyor. Ozaman senin de Allah icin aglaman, duan, zikrin, istigfarin, pismanligin, bir ise baslarken cektigin bismillah mana aleminden madde alemine etki ve degisimi tetikleyen ilahi sifreler ve emirlerdir.
    Bu etkilesimi son zamanlarda quantum fizigi alaninda yapilan deneyleri dogruluyor
    Bu deneyler ve manayi dogrulamalariyla ilgili yazmaya devam edecegiz. ..

  • serbest kürsü01.11.2026 - 18:35

    Peygamber Efendimiz s.a.v. icinden geldigi musrik toplumun giysilerini red etmemistir. Mesela ebu cehilin giyimi ile resulullah s.a.v giyimi arasinda bir fark yoktu. Resulullah as. Yasak ettigi sey icinde bulundugun islam toplumunda gayri Muslim bir toplumun giyis seklini taklid etmek. Yani sudi arabistanda japon gibi giyinmek, ya da cinlj gibi, yada yahudi gibi. Cunku o sekilde giyinirsen musluman oldugun anlasilmaz, farkli sorunlar cikar. Mesela , Allah bilir, Peygamber efendimiz s.a.v turkiyede yasasaydi su an ortalama bir turk insani gibi pantolon ceket gomlek giyerdi. Ayrica turkiyede Kafasina da bir kulah takardi.
    Kulah yada sarik takmanin hikmeti hem kafayi zararli gunes isinlarindan korur. Hem de kafaya he hangi bir seyin caprmasini dolayisi ile beyin kanamasi gecirmesini onler.
    Peygamber S.a.v Japonyada dogsaydi japon gibi giyerdi. Yunanistanda dogsaydi bizans gibi tesetture uygun giyinirdi.
    Malesef bugun tarikatlar hikmetine bakmadan koru korune taklit icindeler.

  • serbest kürsü01.11.2026 - 05:21


    İnsan, Planck uzunluğuna kıyasla bir kâinat kadar büyük; kâinata kıyasla ise bir Planck uzunluğu kadar küçüktür.

    Bir metreyi dusunelim. Bin metresi bir kilometre eder. Bir metrenin binde biri milimetre, onun binde biri mikrometre, onun da binde biri nanometredir.
    Bu kuculme atomlara, atom cekirdeklerine ve nihayet Planck uzunlugu denilen olcege kadar devam eder.

    Planck uzunlugu yaklasik 10‐³⁵ metredir. Yani bir metrenin 35 sifirli bir rakama bolunmesi demek. 0,0000000000000000000000000000000000001 metre
    Kuantum fiziginin sinirlarinda, bildigimiz fizik kanunlarinin yetersiz kaldigi bir olcek, plank uzunlugu...

    Ve ortada 1,75 boyuyla insan simdi en kucukten en buyuge basini ceviriyor.

    Gozlemlenebilir evrenin capi yaklasik 10²⁷metredir. Yani birin ardindan 27 sifir geliyor. O kadar metre. Ancak bu, evrenin sonu degil. Bu sinirin ötesindeki bolgelerden daha isik bize ulasmadi demektir. Otesinde ne oldugunu, evrenin gercekte ne kadar buyuk oldugunu henuz bilmiyoruz. Belki de nasil plank uzunlugu -35 sifir, oyle de belki evrenin uzunlugu 10²⁷ metre degil belki 10³⁵ metredir.

    Insanin ortalama boyunu 1,75 metre kabul edelim. Planck uzunlugundan gozlemlenebilir evrenin buyuklugune uzanan logaritmik olcekte insan tam ortada degil, yaklasik ortaya denk geliyor. Ama evreni 10³⁵ metre dusunursek belki de insan evrenin tam ortasinda. Ben bu ihtimale gercekten inaniyorum. Bu bir bilimsel tespit degil, bir varsayim
    insanin matematiksel olarak nerede durdugunu insanin misyonuyla birlikte degerlendirirsek olay daha da enterasan bir hale geliyor.
    Oyleki; Insan, bir yandan varligin en kucuk birmini bir yandan da en buyuk sinirini gozlemleyebilen bilinen tek varlik degilmi.? Insan bir yandan atomdan bile 10²⁵ kat kucuk plank uzunlugunu irdeleyip diger yandan kendinden milyarlarca isik yili uzakliktaki galaksileri gozlem 10²⁷ kat buyuk bir kainati ayni anda irdeleyebiliyor.
    Yani insan hem zerre kucuklugu ile kainat buyuklugunu irdeleyenilen, sorgulayabilen bir kavsakta olan, ve bu gorev icin donatilmis techizatlandirilmis bir varliktir
    O yuzden Kur'anda yaraticimiz olan rabbimiz bizi bu kavsakta dusunmeye, akil etmeye davet eder:

    "Suphesiz goklerin ve yerin yaratilisinda, gece ile gunduzun birbiri ardinca gelisinde akil sahipleri icin nice deliller vardir." (Al-i Imran, 190)

    Ardindan bu insanlarin nasil bir tefekkur icinde olduklarini bildirir:

    "Onlar ayaktayken, otururken ve yanlari uzerine yatarken Allah'i anarlar; goklerin ve yerin yaratilisi uzerinde derin derin dusunurler..." (Al-i Imran, 191)

    Demek ki insana dusen, yalnizca kainati seyretmek degil, seyrettiklerinin ardindaki hikmeti aramaktir.

    Insan, boyutlariyla da techizatlariyla da bir er gibi bir gorev adami gibi, bir asker gibi, bir komando gibi en kucuk birimden en buyuge kainatin tam ortasindadir. Akliyla, idrakiyle zerreden galaksilere, gorunen alemden gorunmeyene uzanan bir dusunce ufkuna sahiptir.

    Belki de insanin en buyuk sirri bu. Kendi kucuklugune sigmayacak kadar buyuk dusunebilmesi.

    Insan kainati olcmeye calisirken kendi olcusunu, varligi anlamaya calisirken kendi varolusunu, yaratilmisi incelerken Yaraticisini dusunmeye davet edilir.
    Cunku insanin buyuklugu kapladigi yerde degil, idrak etmeye calistigi hakikatin derinligindedir.
    Bu da insani o kainatin bir tohumu yapar. Bir elma tohumu dalindan koptugu elma agaci ile icinde tasidigi elma agaci yaziliminin tam ortasidir topraga duserken. Insanda su an var oldugu sahadet aleminden icindeki ahiret aleminin yazilimiyla mezara konulur.
    Insan olarak yaratilmak ne buyuk bir seref. Ne buyuk lutuf.

  • serbest kürsü31.10.2026 - 21:23

    Turkiyede 19 senem geçti, bunun 12 senesi zaten cocukluk...
    33 senedir yurt disindayim. Her irktan insanin birlikte yasadigi kanadada yasiyorum. Haliyle, turkiyeden de bir suru insanimiz gelmis yasiyor benim gibi...

    Kanada cok goc alan bir ulke. Bizimle birlikte Avrupalisi, Asyalisi Afrikalisi, guney amerikalisi, bir suru irktan insanla her gun muhatap oluyoruz.
    Hic bir kulturde bizim kadar derin tarih yok. asil bir tarih yok. Ata mirasi yok. Butun bunlara ragmen malesef bizim insanimiz; dindari, laiki, turku, kurdu, lazi, turkmeni, cogunlugu o kadar boş, o kadar cahil, o kadar sığ ki...
    Muslumani kurandan hadisten bir haber, laiki dunyanin gercekliklerinden bir haber.
    Ne bir sanat meraki, ne bir tarz, ne bir iz o atalarimizdan kalan muhtesem mirasin sahibi olarak...
    Ve uzun sure de bu degisecek gibi gozukmuyor

  • serbest kürsü30.10.2026 - 04:03

    Kuranda kalem suresinin ilk ayetinin basindaki bir "nun" hurufu mukattadan olan "Nun" harfi nasil bir derya dusunelim, yazalim
    Hurufu mukatta (Kur'an-ı Kerim'de bazı surelerin başında yer alan, kelime oluşturacak şekilde birleşmeyen ve teker teker, kendi isimleriyle okunan bağımsız harflerdir. Bakara suresinde ki "elif lam mim" gibi)
    Simdi klasik tefsirlerde kalem suresindeki nun hurufu mukatta harfini murekkep hokkasina benzetmisler. Baliga benzermisler.
    oncelikle hurufu mukatta olan harflerden biri nun. Ama mesela yasin suresinde ki "ya sin" hurufu mukatta olarak basli basina bir ayet olaral zikredilmis. Bir baska surenin basinda ibrahim suresinin basindaki "elif lam ra" hurufu mukattasi ayni ayette ama " "kaf" ile durak yapilmis. Kalem suresinindeki " Nun" hurufu muakattasi ise ayni cumlenin bir parcasi gibi verilmis.
    Demekki kalemle ve yaziyla direk ilgili bir harf.
    1) kalem, ve yazma yazabilme isi insani diger varliklardan ayiran en onemli ozellik. O halde "arapca nas, insanlar demek" kalemle yazan insana vurgu yapilmis oluyor
    2 ) kuranda size apacik bir nur indirdik, kalemle yazilan vahyi, kurani nur olarak niteleyen rabbimiz Nur kelimesinin bas harfi nun ile kalemle yazilan vahiylere yani kurana vurgu yapmis oluyor.
    3) Turkcesi insan oglu demek olan, arapca nas kelimesinin ilk harfi nun, ustteki noktasiyla insanin anne karnindaki cenin halini andiriyor. insan, anne karninda cenin olarak basladi var olmaya, kuranin ikinci vahyi inerken, kuran ve muminler mekkede, adeta bir cenin halindeler. Kuran uc bes ayet, muminler uc bes kisiler mekkede. Adeta dunyayi saracak ahir zaman ummetinin cenin hali ..
    mekke bir ummete hamile bir sehir. Ilk olarak kalemi yaratan yuce yaraticimiz adeta nun harfi ile butun bu ilklere ve onun yazildikca gelisecek haline vurgu yapar. Oyleki hicret anne karni mekkeden medineye dogmadir. Islam mekkede hamile kaldi, Medineden dunyaya mal oldu.
    4) nun harfi nasin yani arapca insanlar demek olan nas kelimesinin ilk harfi demistik. Nun okunma olarak arapcada degisebilen bir harf ayni insan gibi
    Mesela
    ihfa da bazi harflerde sanki gizleniyormus gibi okunur.
    Iklab: nun bazen mime donusebiliyor
    Idgam: nun sonraki harfle birlesebiliyor
    5 ) Nun insan gibi canli bir harf. Bebeklerin Inga diye aglamasinda, dertlilerin inlemesinde ayni ayette inna lillahi ve inna ileyhi racuuun inlemesinde, ki arapcada inlemek te " enna" dir.
    6) kurandaki buyuk cogunlukta ayet sonlari nun ile biter. Cunku her ayet " yerlerin ve goklerin nuru olan El Nur dan, nasa (insanlara ) dir butun bu ayetler
    Iste kurandaki bir harflik deryadan minnacik tasima dolanlar.
    Simdi bu yazdiklarima ve kalemime ve o kalemin sahibi nastan bir ins olarak umarim degerlenmisimdir.

  • serbest kürsü30.10.2026 - 02:32

    Kurani kerimde ilk inen ayetler (diyanete gore)
    1. Yaratan Rabbinin adıyla oku!
    2. O, insanı bir alaktan (rahim duvarına tutunan aşılanmış hücreden) yarattı.
    3. Oku! Rabbin sonsuz lütuf ve kerem sahibidir.
    4. O Rab ki kalemle (yazmayı) öğretti.
    5. İnsana bilmediği her şeyi öğretti.
    Ikinci inen ayetler
    • 1. Ayet: Nûn. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun ki,
    • 2. Ayet: Sen rabbinin nimeti sayesinde bir mecnun (deli) değilsin.
    • 3. Ayet: Hiç şüphesiz senin için bitip tükenmeyen bir ödül vardır.
    • 4. Ayet: Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzerinesin.
    • 5. Ayet: Hanginizde delilik olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da.

    Efendimiz s.a.v inen ilk iki vahiyde
    Oku emri veriyor
    Kalemden bahsediyor,
    Ve ilimden bahsediyor
    Ikinci inen vahiyde de
    Kaleme ve yazdiklarina yemin ediyor.

    Islamin ilk zamanlarinda muslumanlar kurana hadise bakmis gok yuzunu gormus, gok yuzune bakmis kuran ve hadisi gormus. Ikisini birlikte Okumuslar, yazmislar. bilim yazmislar, felsefe yazmislar, tıp, matamatik, astronomi yazmislar...
    Ama daha sonra ummet ezbere gecmis. Dusunceyi, dusunmeyi, akil etmeyi, kainati okumayi rafa kaldirmislar...
    Oysa
    Kuranda defaatle akil yurutmekten, bahseder, oyleki akil yurutenleri tefekkur edenleri, ogut alanlari ayri bir toplum bir kavim diye zikreder. Li Kavmi yetefekkerun, dusunen kavim için, li kavmi yetezekkerun, ogut alan bir kavim icin, li kavmi yakilun akil eden bir kavim icin. der
    Allahin muhatap aldigi bu itibarli kavimlerden olmak istiyorsan,
    Kurani, hadisi, ustunde dusune dusune, okuyup, kalbine doganlari yazcaksin. Gok yuzune bakip dusuneceksin, yer yuzune bakip dusuneceksin, ve " Rabbimiz sen bunlari bosuna yaratmadin" diyeceksin. Ve kalbine doganlari yazcaksin. Iste o yaptigin yazma eglemine Allah yemin ediyor. O denli deger veriyor.
    Allah; tarikatta, cemaatte, partide seyhine, hocasina, parti baskanina tapar gibi sevenleri degil, methiyeler duzenleri degil,
    Tipda, ilacta, matamatikte, astronomi de, ilimde bilimde kalem oynatanlari ovuyor ve yazdiklari seylere yemin ediyor.
    Kuran okurken, hadis okurken, kainati okurken herkes yazmali. Yazdikca" Allah insana bilmediğini ogretecek"
    Allahin uzerine yemin edecek kadar deger verdigi kalem ve kalemle yazma eglemine katilarak bir nevi kendini de o yazdiklarinin yazari olarak daha degerli bir mumin durumuna cikarmak istemezmisin

  • serbest kürsü29.10.2026 - 05:33

    Sevmek...
    Bir civcivi sevmekle baslarsin
    Ya da bir yavru kediyi
    Buyurler yabanci olurlar
    unuturlar o eski gunleri
    Sevdiginle kalakalirsin...

    Cocukta olsan, komsu kizini farkedersin
    Bir ciksa da avluya diye beklersin
    Abla da desen birseyler akar icinden
    Ve o evlenir gider, uzulursun derinden
    Bos avluyla bakakalirsin

    Girdiysen bir kere ask diyarina
    Artik islah olmazsin
    Nice konuklar ugrar gonul tahtina
    Silinmez izler duser de bahtina
    Hayallerinle kalakalirsin

    Soyle donup baktiginda arkaya
    Geleni sevmissin, gideni sevmissin
    Sevmek ve ayrilik, atbasi gitmis
    Sevdikce ayrilik cekmissin
    Genel kanunumudur askin bu
    Kirik kalbinle kalakalmissin

    Genclikte her sey kolay harcanirmis
    Zaman, firsatlar, dugular, hele kalp, hele kalp
    Yas kamale erdikce anlarsin..
    " kiymet bilmeyene zerresi dahi verilmeyecek
    En degerli seymis sevmek"






  • şeytanın şerrinden Allah’a sığınma25.10.2026 - 07:10

    "Vezir Pehlevan
    24.10.2026 - 13:13
    ŞEYTAN* Dört büyük hak kitabında geçmediği gibi, müspet bilim-felsefede
    varlığına asla inanmaz? Eğer ki Müslüman bir bilim adamı ŞETTAN'dan
    bahsediyorsa, o bilimi adamına mutlaka üfürenler vardır..."

    Eskiden cahilligin bir mazereti vardi. Ama simdi cahilligin bir mazereti kalmadi.
    şimdi yapay zeka cikti. Ne sorsan en ayrintisina kadar cevap veriyor.
    Yapay zekaya ne sorsan en ayrintisina kadar cevapveriyor
    Yapay zekaya "şeytan" ismi kurani kerimde kac kere gecer dedim. Asagidaki rakamlari verdi
    Ayetleri ver doyorsun manasiyla arapca ve arapcasinin turkce harflerle yazilisiyla veriyor.
    Yapay zekanin verdigi cevap
    Şeytan kelimesi kuranda 70 kere gecer
    Seytanalar olan cogulu "şeyatin " 18 kere gecer
    Toplamda 88 kere seytan kelimesi kuranda gecer.
    Iblis olarak da 11 kere geçer
    Örneğin benim her gun okudugum
    Muminun suresi 97, ve 98 ayetler..
    ...rabbi e’ûżu bike min hemezâti-şşeyâtîn(i), ve e’ûżu bike rabbi en yahdurûn(i)
    Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim!
    En bilinen bir ayettir.
    Ayrica
    Fatir suresi 6
    İnneş-şeytâne lekum aduvvun fettehızûhu aduvvâ. İnnemâ yed'û hizbehu li-yekûnû min ashâbis-saîr.
    Türkçe meali:
    “Şüphesiz şeytan sizin düşmanınızdır. Siz de onu düşman edinin. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşin halkından olmaya çağırır.”
    Ayrica bakiniz: bakara 34, nisa 120, araf 200, Ibrahim 22, isra 27

    Ayrica yine yapay zekadan: hiristiyanlarin incli, yeni ahit ve eski ahitten olusur.
    Yeni ahitte satan,( şeytan )kelimesi 36 kere
    devil( iblis/seytan) 33 kere
    Eski ahitte satan(şeytan) 24 kere gecer
    Ayrica yahudilerin kutsal kitaplarinda 27 kere ibranice satan kelimesi gecer.
    Yorumu okuyanlara birakiyorum

  • serbest kürsü18.10.2026 - 13:08

    Kuranda,"Araf 172 de" Hani Rabbin Âdem oğullarının bellerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine şâhit tutarak: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sormuştu. Onlar da: “Evet, şâhitlik ederiz ki sen bizim Rabbimizsin” demişlerdi. Böyle yaptık ki kıyâmet günü: “Doğrusu bizim bundan haberimiz yoktu!” demeyesiniz"

    Herkes bu ayetteki elestu bi rabbikum sorusunu, ben sizin ilahiniz degilmiyim diye anlar. Oysa kuranda her kelime hikmetle secilmistir. Ilahligini kast etseydi Allahimiz, elestu bi ilahikum derdi, elestu bi rabbikum yerine.
    Aslinda inkarcilarin cogu, hatta musriklere Allahiniz ilahiniz kim diye soruldugunda Allah diyorlardi. Kuranda da musrikler icin
    Ankebut suresinde: Andolsun ki onlara: 'Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir?' diye sorsan, mutlaka 'Allah' derler. O halde nasıl (haktan) çevrilip döndürülüyorlar?"

    Musrikler putlardan meded umarak, Allah’ın rabligine nankorluk ediyorlardi. O yuzden bismillahtan sonraki ilk ayet kuranda "Elhamdulillahi rabbil alemin. Alemlerin rabbinedir her turlu ovgu " ayetidir. Cunku alemleri sana seni alemlere uygun kilan Allahimizin rabligidir.

    Ben araf 172 ayeti okudugumda dedim rabbim bu konusmayi hatirlamiyorum. Nasil olacak....

    Herkes bu konusmanin ruhlar aleminde gerceklestigini dusunur. Peki kim hatirliyor rabbiyle arasinda gecen bu konusmayi. Ozaman dunyada hatirlamadigimiz birseyi Allah sormaz.
    O halde bize anlatilanlar eksik. Aslinda bu soru insan rahme dustugunde sorulan, ve rahimden baslayip dogumla devam eden bir omur boyunca rabbinin insana verdigi nimetlere, yani dogumuna, ona anne baba vermesine, kucukken buyutmesine, hasta iken sifa vermesine, konusmayi ogretmesine, sogukta sicak tutmasina, beden nimeti, rizik, evladi iyal, omur, varlik alemine cikarma nimeti, ve daha nice nimetleri kullanarak her daim dunya hayatinda Rabbimizin nimetlerine sahitlik etmis oluyoruz. Kiyamette biz inkar etsek bile, elimiz ayagimiz gozumuz dilimiz midemiz sahitlik edecek rabbimizin verdigi nimetlere dolayisi ile rabbimizin rabligine.
    Bu tefekkuru dogrulayan bir diger delil de, kabirde sorgu sual melekleri, men rabbike, rabbin kim diye soracak. Men ilahike diye degil. Yani seni, var eden, dogurtan, buyuten, yediren, iciren, cevreni sana uygun ve seni de cevrene uygun kilan (rabligin icerigi) kim.
    Iste o cevabi hayatinda rabbini taniyip ona hamd ve sukur edenler cevap verebilecekler.
    Simdi gelelim asil konuya
    meryem suresi 44 ve 45 te babacigim seytana tabi olma, tapma, cunku seytan rahmana asi olmustur" diyor.
    45 te de hz Ibrahim babasina ben sana rahmandan bir azap gelmesinden korkuyorum diye devam ediyor.

    Neden hz ibrahim rab degil, de rahman diyor. Oysa sanki seytana taparak rabbe asi olmus oluyor.
    Demekki aslinda insan rabbini inkar etmeden rahmana asi olabilir. Seytan biliyor rabbini. Ama hala isyaninda devam ediyor. Rabbini inkar etmeden rahmana nasil asi olunur. ?
    Hata yaptiginda, hatandan donmez tevbe etmezsen rahmana, yani rabbimizin affina merhametine isyan etmis oluyorsun. Seytan da tam bunu yapti. Hala daha rahman olan rabbimize bu dunyada muhlet varken donmuyor hatasindan. Af dilemiyor. Fiili isyan devam ediyor.
    O yuzden mesela bir seye baslarken Bismillahirrahmanirrahim deriz. Oysa Bismillahirabbilalemin denmesi gerekir gibi gozukuyor ilk bakista. Cunku ben sizin rabbiniz degilmiyim diye sorduya hani galubelada, Kabirde de men rabbike rabbiniz kim diye sorulacak ya....
    Ozaman neden bir seye basladigimiz da rahman ve Rahimin adiyla deriz rabbimizin adiyla degil de. Cunku Bismillâhirahmanirrahim. Bir nevi " afedersin Aĺlahim demek. Musadenle Allahim demek. Hani olur ki bir hata yapariz. Bastan rahmandan af diliyoruz. Medet diliyoruz.
    Iste bismillahirrahmanirrahim hikmetlerinden biri...
    Meryem suresi 44. Ve 45 ayetlerin tefekkurunu hem yaziya dokmek, hem de paylasmak istedim.
    Rabbimizin hikmeti ne guzel

  • serbest kürsü17.10.2026 - 04:18

    Tevazu kendini baskalarinin yaninda kucuk dusurmek yada kendini baskalarinin yaninda asagi gostermek degildir. baskalarini kendinden ustun gormek de degildir. Tevazu kendi degerini bilirken baskalarina da kendin kadar deger vermektir.
    Bir aile reisi ailedeki konumunu hatirlatmak icin kendi faziletlerini soyleyebilir bu da kibir degildir.
    Ya da bir patron iscisine, ya da bir mudur memuruna sinirlari korumak icin kendi bilgi beceri ve tecrubesini, konumunu hatirlatabilir.
    Peygamber efendimiz s.a.v. Ben adem ogullarinin efendisiyim demistir. Bunun gibi kendi faziletlerini ummetine bildirdigi bir cok sahih hadis var. Mutavazi olurken izzeti korumak lazim. Izzet Allaha, resulune ve muminlere aittir der kuranda yuce yaradanimiz. Izzet insanin kendisini degersizlestirmemesi, vakarini korumasidir. Kibir ise insanlari kucumsemek hakki reddetmektir. Izzetten bahsederken Kendini oldugundan ustun gostermek te izzetsizlik ve hakki reddetmektir. Malesef mutavaziligin zayiflik olarak algolandigi gunumuzde izzeti korumak mutavizi olmaktan once gelir bence. Varsin insanlar sana kibirli desinler. Neticede kalbinde olani Allah bilir.