Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Selin Sonsuz
Selin Sonsuz

PRİMUM NON NOCERE....

  • veba27.10.2003 - 11:54

    Albert Camus’un Veba’yı okudum, (Camus’un hemen belirtiyim en beğendiğim romanı Yabancıdır. Nihilst bir adamın başından geçenleri anlatıyor)
    Veba bir çeşit makyavelist (makyavelist bakış açısı amaç için herşey meşrudur değildir) bakış açısı ile yazılmıştır. Albert Camus’un geleneksel, dünyanın saçmalığı ve yaşamın anlamsızlığını romanlarında kahramanları aracılığıyla canlandırması bu romanda yoktur. Vebanın Cezayirde yaşanması ile Cezayir’in Fransız sömürgesi olması arasında bir bağ vardır. Camus romanda halkın vebayı kabullenmesi ve onunla mücadele etmesi ile Cezayirlerin Fransa’yı işgalci olarak anlamaları bu gerçeği görmelerini ve onlarla mücadele etmelerini sembolize etmiştir. Kaderi yenmek ve toplumun özgürleşmesi konusunda önemli bir yapıttır. Romanda vebaya karşı savaşanlar Fransa’da Cezayirdeki işgale karşı çıkan siyasi grupları temsil etmektedir. Vebada korkunç totaliter bir rejimi sembolize etmektedir.
    Romanın kahramanı Dr. Rieux diye hatırlıyorum, ilk önce herkeste rastlanılan hastalığın adını veba olduğunu söyler topluma veba ile mücadele etmeleri için vebanın varlığını vebanın varlığını kabul etmelerini gerektiğini söyler. Dr Rieux, elinden geldiğince veba ile mücadele eder bunu tüm yetkililere duyurmaya çalışır. Çözümler üretir. Onun bu çalışmasını farkeden bir gazeteci Dr Rieux’u kahraman ilan eder. Dr.Rieux, kahramanlıkla ilgisinin olmadığını söyler, O’na göre yapılanlar erdemli insanların yapması gereken şeylerdir. Romanın en can alıcı noktası Dürüstlük nedir diye sorulan soruya 'işimi yapmaktır' demesidir. “her durumda insan sağlığını korumak ve yaşatmak”. Romanın önemi bu noktadan kaynaklanmaktadır.(Bakınız İonnes KUÇURADİ, özgürlük)
    Hiçbir hukuk düzeni insanların haklarını korumak için doğmamıştır. Hukuk fiili tecavüzden sonra işlemeye başlar. Ve hakkı gaspedilen kişinin hakkı (artık geriye hak kalıyorsa) hukuki korumaya alınır. senin bir yazında belirttiğin koruyucu hekimlikle, hastalığın tedavisi arasında ve hekimin işini yapması arasında bir bağ vardır ama hukukçular iş yapma (tedavi) ile her durumda insan hukukunu ve hakkını koruyabilmeleri (koruyucu hekimlik) arasında bir ayrım yapamıyor. İşte bu roman bu çelişkiyi ortaya koyduğu için çok değerlidir.

    Bu söylem sevgili ve saygıdeğer PEACEFUL'a aittir..

  • babil26.10.2003 - 21:44

    babil'in asma bahçelerini ve babil kulesini çağrıştırıyor.

  • mit26.10.2003 - 21:39

    Mitos(myth) , efsane(legend) , destan(saga) ve halk öyküsü(folkstory) ile Marchen(masal) arasında genellikle yapıldığı görülen ayrım, edebi ölçüte dayanır; yapılmakta olan bir başka ayrım, 'mitos' ile 'tarihsel gerçekler' arasında olup, mitos niteliği taşıyan herhangi bir şeyin inanılmaya değer olup olmadığı gibi bir düşünceye dayanmaktadır. Bu çalışmada ne edebi ölçüt ne de tarihsellik ölçütü kullanılmıştır; bunun yerine 'işlev' ölçütü benimsenmiştir.
    Mitos, belli bir durumun yarattığı insan düşgücünün, imgeleminin ürünü olup, belli bir iş yapma niyetini gösterir.

  • winamp26.10.2003 - 21:36

    ciddi sorunlarım olan müzik dinleme programı
    tek şarkıyı çaldıktan sonra duruyor.
    beni deli ediyor..

  • ay başı26.10.2003 - 21:15

    Menstruasyon mu kasdedilen acaba?
    açık değil.

  • boşanmak26.10.2003 - 21:11

    Aşk Hayatı

    sevmek gibi geliyordu her şey,
    sevmek gibi gidiyordu kadın
    adının anlattığı, canın teni yakmasıydı,
    bir bulut evet ama aslolan
    bulutun suyu yağmasıydı...

    'bir insanı sevmekle başlıyordu her şey'
    ve boşanmak için
    en az iki şahit gerekiyordu....!

    Mayıs 96 Kuzguncuk

    Yılmaz ERDOĞAN

  • hastalık hastası26.10.2003 - 21:09

    somatizasyon bozuklukları arasındadır...
    hasta bu tür durumlarda mood(duygudurumla) ilgili sorunlarını vücuduna yansıtmaktadır...
    tıpkı konversiyon reaksiyonu gibi...

    HİPOKONDRİAZİS (HASTALIK HASTALIĞI)

    Asagidaki belirtilerin varligi halinde hipokondriazisten bahsedilir.

    1-kişinin vücudunda hissettiği, algıladığı nitelik ya da niceliksel farklılıkları yanlış yorumlayıp, bunlara kotu bir anlam vererek, ağır bir hastaligi olduğu ya da olacağı düşünce ve korkusunu yaşaması.

    2-Gereken inceleme ve muayenelerin hekimlerce yapılarak, o alanda bir sorunun olmadığının söylenmesine karşın, bu düşünceler devam etmektedir.

    3-Hastanın bu düşünceleri kendinde yüksek bir gerilime yol açmakta, mesleki ve sosyal alanlarında, kendi işlev düzeylerinde bozulmalara neden olmaktadır.

    4-Bu rahatsızlık en az 6 ay devam etmektedir.

    5-Bu düşünceler depresif bozukluklar, panik ve yaygın anksiyete bozuklukları, OKB gibi diğer rahatsızlıkların ait bir özellik olarak bulunmamalıdır.

    6-kişi belirli bir hastaliginin olmayabileceği ya da durumunu hastalık seklinde abartmış olabileceğinden bahsedebilir. Yani aksi ispatlanamayan sabit bir düşünce (sanrı) boyutunda değildir.

    Hastaneye başvuranların % 4-6 sında belirlenmiştir. Rahatsızlık her yasta başlayabilse de en çok 20-30 yas arasında görülmektedir.

    kişiler vücudun normal çalışmasına ait bir takım belirtilere, anormal gözü ile bakmakta ve yanlış anlamlar yükleyip, hastalık belirtisi olarak düşünmektedirler.
    Örnek olarak kalp atışları, terleme, hıçkırık, öksürme, esneme, kabızlık, göz seyirmeleri gibi durumlar ciddi bir hastalık (kanser, kalp krizi, ağır bir norolojik hastalık gibi) bulunduğu fikrini oluşturur. Ayni anda bir çok organa ait kuşku olabilirken, sadece bir organ veya hastaliga ait kuşku da bulunabilir. Çoğunlukla yeterli tetkik ve muayene yapılmadığından yakınırlar. Psikiyatriye sevk edildiklerinde bunu kabul etmez, kendilerinde vucutsal bir hastalık olduğunu söylerler.

    Bu kişiler kendilerine kondurdukları hastalık nedeniyle özel bir muamele, özel bir tedavi beklentisi içinde olabilirler. Çoğunlukla hissettikleri bu duyumlar nedeniyle islerine yönelik dikkat ve ilgileri azalır. Devamlı olarak sevk alarak, hastanede yatış, check-up, tomografi, MR incelemeleri talep ederler. Hatta bu nedenle yurt dışındaki tip merkezlerine ya da tip dışı bir takım şarlatanlara gidip, para saçarlar.

    Rahatsızlığın oluş sebepleri:

    bazı hipotezlere göre kişide varolan cevreye yönelik saldırgan ve öfke yüklü dürtülerin 'bastırma' ve ' yer değiştirme' seklindeki savunma mekanizmaları ile fiziksel yakınma haline dönüştürüldüğü iddia edilmektedir. Hissedilen öfke kişinin geçmişte yaşadığı kayıplar, yakınlarının hastalıkları, çevresinin kendisini reddetmesi, yeterli desteği vermemesi ve hayal kırıklıkları ile ilgili olabileceği düşünülmüştür.

    Ayrıca bu durumun kişinin hissettiği öfke ve saldırgan dürtüler nedeniyle oluşan suçluluk duygusuna karşı bir savunma; düşük benlik algısı ya da aşırı ölçüde kendisiyle ilgilenmenin bir sonucu olarak da düşünülmüştür.

    başka bir görüşe göre de ağrı ve diğer vucutsal duyumlar, sembolik olarak geçmişte yapılan ya da yapıldığı farz edilen bir hata nedeniyle ceza görmeyi hakketme düşüncesi anlamına gelebilmektedir. Rahatsızlık yakın birisinin kaybı ya da stresli bir donemi takiben su yüzüne çıkabilir.

    *Rahatsızlığın tedavisini iyi yönde etkileyen faktörler:

    Sosyoekonomik durumun iyi olması

    kaygı ya da depresif bozukluklar gibi tedavi edilebilir diğer rahatsızlıkların varligi

    Ani baslangicin olduğu durumlar

    Beraberinde bir kişilik bozukluğunun olmaması

    Beraberinde vucutsal bir hastaligin olmaması.

    *Tedavi:

    Beraberinde herhangi bir depresif ya da kaygı bozukluğu varsa gerekli tedavisi uygun ilaçlarla yapılmalıdır. Psikoterapi bireysel ya da grup terapisi seklinde uygulanabilir.

    *Rahatsızlığın tedavisinde olumlu gidisi sağlayan etkenler:

    Belirtilerin aniden başlaması

    Başlangıca yol açabilecek bir stres etkeninin varligi

    Rahatsızlığın başlamasından tedaviye dek gecen surenin kısa olması

    kişinin entellektuel düzeyinin yüksek olması

    Kas güçsüzlüğü, konuşma ya da görme kaybı gibi belirtilerin olup, titreme ya da kasılma-katilma belirtilerinin olmaması.

    Birlikte bulunabilen psikiyatrik bozukluklar:

    Depresif bozukluklar

    kaygı bozuklukları (panik bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu gibi)

  • kalem kırmak26.10.2003 - 21:05

    ben Hakimim Masum Bey.....
    :=))

    tabii kalem kırmak şaka değil...
    idam kararı anlamına geliyor...

  • seninle bir dakika26.10.2003 - 21:02

    SENİNLE BİR DAKİKA

    1975'te Türkiye'yi Eurovision şarkı yarışmasında temsil eden ilk şarkıdır.

    Söz: H.Münir Ebcioğlu / Müzik: Kemal Ebcioğlu

    SEMİHA YANKI - 1975 - KERVAN

    Seninle bir dakika
    Umutlandırıyor beni
    Bir dakika siliyor canım
    Yılların özlemini

    Hasret tükenmez gibi
    Kavuşmak bir dakika
    Sevmek bir ömür sürer
    Sevişmek bir dakika

    Seninle buluşmamız
    Bir dakikada geçti
    Gözlerim gözlerini canım
    Bir dakikada içti

    artık böyle güzel şarkılar pek yok ne yazık...:=(((

  • seninle bir dakika26.10.2003 - 21:01

    Bir Semiha Yankı klasiği
    Semiha Yankı adını 1975 Eurovision Şarkı Yarışması elemelerinde 'Seninle Bir Dakika' adlı şarkıyla Türkiye birincisi olarak duyurdu. Finallerde 3 puanla sonuncu olmasına rağmen unutulmayanlar arasına girdi. Eurovision denince akla ilk gelen isimlerden biridir. Bir yıl sonra Altın Orfe'de birinci oldu.