Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Selin Sonsuz
Selin Sonsuz

PRİMUM NON NOCERE....

  • migren19.11.2003 - 12:26

    MİGREN

    Yaygın olarak görülen bir hastalık olup hastalığın en belirgin özelliği periyodik olarak gelen ^^tek taraflı^^ baş ağrısının mevcudiyetidir.

    Kadın populasyonun %15-20 sini,erkek popülasyonun ise %5-10 unu etkilemektedir. İlk atak çoğunlukla 10-30 yaş arası dönemde görülmekte olup, 10 yaş altı ve 45 yaş üstü dönemde başlama olasılığı oldukça nadirdir.

    İyi huylu ve tekrarlayıcı beraberinde baş ağrısı, bulantı, kusma ve veya çeşitli nörolojik semptomlar olan hastalıktır

  • Anksiyete19.11.2003 - 12:19

    FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK HİSSİ
    ANKSİYETE

    Kişinin sebebini tam olarak ortaya koyamadığı iç sıkıntısı haline anksiyete (bunaltı) adı verilir.

    Anksiyete psikiyatri uzmanına müracaat eden hastalar arasında en sık ve yaygın olarak görülen bir belirtidir.
    Genelleşmiş veya yaygın aksiyete bozukluğu olarak adlandırılabilecek hastalıkta kişi yaşadığı aksiyeteyi korku, endişe, dehşet, kaygı gibi terimlerle ifade edebileceği gibi, sürekli olarak tetikte bekleyiş gerginliği, bilinmeyen ve ayırt edilemeyen bir tehlike veya kötülük duygusu olarak da ifade edebilir.

    Kisinin yasami boyunca anksiyete bozuklugu geçirme orani % 25 dolayindadir. Saglikli kisilerde korku ve kayginin nedeni bellidir.

    Hastalik durumunda ise nedensiz korku ve kaygi duyulur. Bu duygulanımlara ilave olarak bazı hastalarda; başdönmesi, ağız kuruluğu, vücudu soğuk kaplaması, irkilme, huzursuzluk, titreme gibi belirtiler de olabilir. Bazen de tüm bunların bir karışımı olabilir. Fiziksel şikayetleri daha yoğun olan hastalar genelde kaygı, korku ve dehşet duygularını inkar ederler.

    Hastalik yüksek bir oranda alkol ve uyusturucu madde kullanimi ile gitmektedir. Kisiler baslangiçta kaygilarini azaltmak için bu maddeleri kullanmakta, ancak sonra bunlar hastaligin gidisini daha kotu bir sekilde etkilemektedir.

    Stresle baglantili baska hastaliklar (gastrit, irritabl kolon, gerilim tipi bas agrilari gibi) da buhastaliga eslik edebilmektedir.

    Baska ruhsal hastaliklarla birlikte bulunma orani yüksektir (saplanti-zorlanti bozuklugu, depresyon,sosyal fobi,panik bozukluk gibi) . Bu hastaliklara ilerleyen dönemlerde dönüsebilme olasiligi bulunmaktadir.

    Kisinin endiseleri nedeniyle çevresindekileri kisitlamasi sonrasinda ailesel ve mesleki sorunlar olusabilmekte,kisi sosyal ortamlardan uzaklasabilmekte ve ayriliklar,bosanmalar,eriskin-çocuk uyusmazliklari olusabilmektedir.

    Ansiyete bozukluklari çesitlidir:

    - Panik bozuklugu
    - Yaygin anksiyete bozuklugu
    - Sosyal fobi ve diger fobiler
    - Obsesif kompulsif bozukluk
    - Travma sonrasi stres bozuklugu

    Endişe duyan, yaşadığı anksiyete belirtilerini ifade eden ve belirgin olarak sıkıntı çektiğini hissettiren hastalar bile altta yatan nedeni tam olarak ortaya koyamayabilirler.

    Tedavi hekimin oyacağı anksiyete bozukluğunun alt tiplerine göre değişiklik gösterir. Tedavide mutlaka gerekli değilse ilaç kullanılmamalıdır. Genelde psikoterapi uygulanması daha iyi sonuç verebilir.

  • obsesyon19.11.2003 - 12:11

    ^^Obsesif^^ Terimi halk arasında....

    Aşırı mükemmelliyetçi,yaptığı işi kusursuz ve eksiksiz yapmayı seven kişiler için de kullanılmaktadır...

  • obsesyon19.11.2003 - 12:07

    FREUD'A GÖRE

    ANAL DÖNEM

    Büzücü kasların (sfinkterlerin) , özellikle anal büzücü kasların, nöromüsküler kontrolü kazanması ile belirli olan psikoseksüel gelişim dönemidir. Böylelikle, dışkının tutulmasında veya dışarı atılmasında istemli kontrol sağlanır.

    Kabaca 1 yaşından 3 yaşına kadar olan bu dönem libidinal ve sadistik dürtülerin bir karışımından oluşan saldırgan güdülerin yoğunlaşmış olması ile tanınır. İstemli sfinkter kontrolün kazanılması pasif durumdan aktif duruma hızla değişime işaret eder.

    Anal kontroldeki çatışmalar ve tuvalet eğitimindeki dışkıyı tutma ve boşaltma konusunda ebeveyn ile mücadele birliğinde ayrılma, bireyselleşme ve bağımsız olma çabalarını da getirir.

    Anal erotizm, dışkının tutulması ve bunun ebeveyne bir armağan olarak saklanması bağlamında anal işlevden duyuran hazdır. Anal sadizm, dışkılamanın güçlü ve yıkıcı bir silah olarak kullanılması ile ortaya konan saldırgan isteklerin ifadesidir. Bu istekler çocukların fantazilerinde bombalama ve patlamalar şeklinde görülür.

    Amaçları:
    Anal dönem, bağımlıktan ayrılma ve bağımsızlığı kazanma ile ebeveyn kontrolüne karşı yapılan bir mücadele dönemidir. Aşırı kontrolün (dışkı tutumu) veya kontrolsüzlüğün (dışkı atımı) olmadığı bir durumda büzücü (sfinkter) kas kontrolünün sağlanmasının amaçları ileri derece utanma veya kontrolü kaybedeceği hakkında kendilik kuşkusu olmadan çocuğun özerkliğini kazanmasıdır.

    Patolojik özellikler:
    Uyumsuz karakter özellikleri, anal erotizm ve buna karşı olan savunma düzeneklerinden kaynağını alan belirgin zıtlıklar içerir. Düzenli olma, inatçılık, bildiğini okuma, tutumluluk ve cimrilik anal işlevlere bir saplantıdan ileri gelen anal karakter özellikleridir. Anal özelliklere karşı savunmalar etkisizse artmış zıtlıklar (ambivalans) , savrukluk ve pislik, dağınıklık, karşı gelme, öfke ve sadomazohistik eğilimler belirginleşir.

    Anal karakteristikler ve savunmalar en tipik olarak ^^Obsesif-Kompulsif bozuklukta^^ görülür.

    Bu nedenle de anal dönemde olan çocuklarda tuvalet eğitimi esnasında ebeveynler uyarılmalı...bu dönemdeki baskıcı tutumların.. aşırı titiz ve obsesif erişkinler yetiştireceği konusunda uyarmak gerekmektedir...her gördüğüm anne babaya söylüyorum ama umarım birileri başarıya ulaşır...

    Tuvalet eğitimi çok zor gerçekten....

  • obsesyon19.11.2003 - 11:50

    Obsesif - Kompulsif Bozukluğu

    SAPLANTI HASTALIĞI

    TARİHÇE

    Obsesyon kelimesi halk arasındaki ifadesiyle ^^saplantı veya takıntı^^, latince rahatsız etme anlamında kullanılan “ obsideratum” ya da “obsidere” kelimesinden alınmıştır.

    Toplum içinde saplantı hastalığı yüz kişiden iki veya üçünde görülebilir. Başlangıç yaşı ortalama 20 yaş civarındadır. Hastaların yaklaşık üçte ikisi 25 yaşın altında hastalığa yakalanırken, yüzde on beş kadarı da 35 yaş sonrasında hastalığa yakalanmaktadır. Erkeklerde görülme yaşı kadınlara göre daha küçüktür. Erkeklerde 6- 15 yaş arası sıklıkla görülürken, kadınlarda 20- 29 yaş arasında daha sık görülmektedir.

    Sosyo-kültürel faktörlerden de etkilenebilen saplantı hastalığı bekarlarda evlilerden daha fazla görülmüştür. Birinci derece akrabası hasta olanlarda görülme riski daha fazla bulunmuştur.

    Obsesyon (saplantı-takıntı) :
    İnsanın aklına istenmeden, elinde olmadan gelen rahatsız edici düşüncelerdir. Bu düşünceler geldiği zaman kişide büyük bir sıkıntı oluşur ve kişi bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için bazı uygunsuz, kendini yapmaktan alıkoyamadığı ve saçma bulduğu yineleyici hareketler yapmaya başlar.

    Bu hareketlere de ^^kompülsiyon^^, (zorlantı) adı verilir. Mesela kirlilik düşünceleri olan kişilerin sık sık ellerini yıkaması kompülsiyona bir örnektir. Bu düşünceler ve eylemlerin zamanla şiddeti artar ve kişinin günlük hayatının büyük bir kısmını işgal etmeye başlar. Sonuçta kişinin işlevselliği önemli ölçüde etkilenir ve bu durum tedavisi şart olan bir hastalık haline gelir.

    Değişik şekillerde görülebilen obsesyon (saplantı- takıntı) ve kompülsiyonların önemlileri şunlardır;

    *Bulaşma obsesyonları:

    En sık görülen saplantı çeşididir. Kişide eline olmadan kirlenmeyle ve hastalık bulaşmasıyla ilgili bir tehdit algısı oluşur. Yani kişi kendisinin toplumun diğer bireylerinden daha çok mikrop, pislik ve kirle karşılaşma tehlikesinde olduğuna inanmaya başlar. Bu düşüncenin etkisiyle de gereksiz tedbirler almaya başlar. Bulaşma korkusuyla el sıkışmaktan, umumi tuvaletleri kullanmaktan, para ve kapı tokmaklarını tutmaktan kaçınır. Bu işlerden birini yaptığı zaman da kendilerine mikrop, toz, feçes(gayta) ya da idrar bulaştığını düşünüp ellerini yıkarlar. Günde 3-4 saat elini yıkayan, her yıkamada en az yarım saat ayıran, dışarı çıkıp eve geldikten sonra hemen elbiselerini çıkarıp yıkamaya atan kendisi de banyoya koşan, her banyoda ve tuvalete girmede 2-3 saat harcayan bir kişide temizlik saplantısının olduğu düşünülür.
    Çok fazla el yıkamaktan zamanla bu kişilerde yıkanan bölgelerde, özellikle ellerde soyulmalar, cilt tahrişleri görülür.Saplantı hastalarının yüzde 25-50’sinde bulaşma saplantıları görülür.

    *Kuşku obsesyonları;
    Bu çeşit saplantılar da en sık görülen ikinci çeşit saplantılardır. Kişide sürekli bir şeyleri yapıp yapmadığı ile ilgili kuşkular oluşur. Bu kuşkular büyük sıkıntı yaratır ve kişide aşırı bir kontrol etme davranışı oluşur. Acaba ocağı kapattım mı? , kapıyı kilitledim mi? , ışığı söndürdüm mü? gibi kuşkuların sonucunda emin olmak için defalarca tüpü, kapıyı, ışığı kontrol eder.

    *En sık görülen üçüncü çeşit:
    Kompülsiyon olmaksızın zihne yerleşen obsesyonel düşüncelerdir. Durmadan cinsel ve saldırgan bir hareketle ilgili düşünceler zihni meşgul eder. Kişiler bu durumdan dolayı kendilerini sürekli kınarlar.

    *Bir diğer durum:
    Kişide kompülsiyon olmaksızın beliren saplantılı düşüncelerdir. Bunlar da özellikle saldırgan hareketler ve cinsel dürtülerle ilgili düşüncelerdir. Kişinin zihnini sürekli meşgul ederler. Kişi artık başka bir şey düşünemez hale gelir. Unutmak istedikçe şiddeti daha da artar.

    *“Simetrik” veya “ eksiksiz olma” saplantıları:
    Sık görülen saplantı çeşitlerindendir. Kişi yaptığı işin eksiksiz olmasına, evdeki veya masasındaki eşyaların düzgün ve simetrik olmasına hastalık derecesinde dikkat eder. Öyle ki saatlerce bu simetriyi sağlamak için uğraşabilir. Eğer bu simetriyi ve düzenliliği yerine getiremezlerse aşırı sıkıntı duyarlar ve sıkıntılarını gidermek için saatlerce uğraşırlar. Bu yüzden işlevsellikleri önemli ölçüde etkilenir. Bir davet, randevu, iş gibi etkinliklerine yetişememe, işleri yetiştirememe gibi sorunlarla çok sık karşılaşırlar.

    *Metafizik Obsesyonlar:
    Tanrı var mıdır? , varsa Tanrıyı kim yaratmıştır? gibi uçsuz bucaksız sorularla giden “ metafizik obsesyonlar” ya da dini obsesyonlar dediğimiz saplantı çeşitleri de vardır. Kişinin aklına istenmeden ve elinde olmadan Allah’ın olmadığı gibi düşünceler gelir. Hatta bazı zamanlar Allah’a küfür şeklinde düşünceler oluşabilir.
    Kişi bunun neticesinde, hele hele inançlı bir kişi ise aşırı sıkıntı ve suçluluk, günahkarlık duygusuna kapılır. Bu sıkıntıyı ve suçluluk duygusunu bertaraf etmek için de sesli veya içinden „tövbe tövbe“, „estağfirullah“ gibi sözler sarfeder. Bu düşünceler öyle artar ki kişi günlük işlerini yapmaz ve hatta ibadet edemez hale gelir.

    *Hastalık Obsesyonları:
    Kanser, AİDS gibi hastalıklara yakalandığı şeklinde düşüncelerin geldiği “hastalık obsesyonları” bir diğer saplantı çeşitidir. Kişi bu yüzden tetkikler yaptırır ancak bir sonuç çıkmadığı halde elinde olmadan hasta olduğu düşüncesini zihninden atamaz. Hastalık düşüncesinin yarattığı sıkıntıyı gidermek için sürekli hastaneye gidip tetkik yaptırır, tetkiklerden bir sonuç çıkmaz, o an için rahatlar ancak düşünce zihninden gitmez. Bu kısır döngü şeklinde hep bu şekilde devam eder.

    *Sayma Obsesyonları:
    Otomobil plakalarını ve evlerin numaralarını okuma, apartmanların kaç kat olduğunu sayma gibi “sayma obsesyonları” da görülen diğer obsesyon çeşitleridir.Örn.Bülent Ersoy

    TEDAVİ

    Yapılan çalışmalarda insan beyninde mutluluk kimyasallarından biri olan ^^serotonin^^ maddesinin seviyesinin ve etkinliğinin azalması sonrasında obsesif kompülsif bozukluğun gelişebildiği tespit edilmiştir. Bu konudaki çalışmalar devam etmektedir, ancak şu an bu verilerden hareketle serotonin maddesinin etkinliğini artıran ilaçlar tedavide kullanılmaktadır.

    İlaç tedavisi tek başına yeterli olmazsa ilaveten elektroşok ve Transkraniyal Manyetik Uyarım (TMU) tedavisi de devreye sokulmalıdır. Son yıllarda transkraniyal manyetik uyarım denen bir tedavi yöntemi saplantı hastalığının tedavisinde kullanılmaktadır.

    Son yıllarda yapılan uygulamalara göre ilaç-elektroşok-manyetik uyarım tedavisine bilişsel ve davranışçı terapi yöntemleri ilave edildiğinde tedavi şansı % 70-80’e çıkmaktadır.

    Davranışçı tedavilerde de üzerine gitme, dikkati başka yöne çekme, stresle mücadeleyi öğrenme ve “bio-feedback” gibi yöntemler uygulanmaktadır.

    ^^Hastanın bir liste yapmasını sağlıyorduk...Bu en sık yaptığı şeylerden en az yaptığı ve kendini yapmaktan alamadığı şeye doğru giden bir listeydi...Her görüşme esnasında...yapılan işlemlerin sıklığındaki azalmayı değerlendiriyor ve vaz geçilmiş olan obsesyon maddesinin üzerini çiziyor listeden çıkarıyorduk^^

  • depresyon19.11.2003 - 11:34

    En az iki haftalık süre içerisinde aşağıdaki belirtilerden en az beşi sizde varsa sorgulanmalıdır.

    1.Çökkün bir ruh hali, ilgi kaybı yada yaptıklarından zevk alamama

    2.Günlük iş ve gücünü yapamama,günlük işlere karşı isteksizlik,

    3.Perhiz yapmadığı halde aşırı kilo kaybetme yada kilo alma (Bir ayda vücud ağırlığının %5 inden fazlasını alma yada verme.) İştah kaybı yada aşırı iştah.

    4.Hemen hergün aşırı uyma yada uykusuzluk,

    5.Sıkıntı huzursuzluk yerinde duramama,

    6.Kendini yorgun bitkin halsiz hissetme (enerjisi çekilmiş gibi hissetme)

    7.Kendini değersiz aşağılık yada suçlu gibi hissetme,

    8.Dikkatini bir noktaya toplayamama,

    9.Cinsel istekte aşırı azalma yada istek kaybı,

    Halk arasında sıkıntı ile giden bütün hastalıklar depresyon olarak adlandırılmaktadır. Ancak önemli olan bu belirtilerin kişinin sosyal mesleki ve insani ilişkişerinin ne kadar etkilendiğidir.

    İş güç yapamayan insani iliişkilerini sürdürmekte zorlanmaya başlayan bir kişi hastalık sınırlarını zorlamaya başlamış birisi demektir. Çünki depresyonun da kendi içerisinde basamakları vardır.

    En ağırından Major depresyonla klasik depressif yakınmaları olan bir kişi arasında dağlar kadar fark vardır. Ancak her ikiside sonuçta biribirine dönüşebilir.

    Dikkat etmek gereken en önemli iki noktayı tekrar hatırlatalım.

    1-Belirtilerin süresi
    2-Günlük yaşamı ne kadar etkiledikleri.

    Tedavide iki ana prensip vardır.

    1-İlaç tedavisi
    2-Psikoterapi metodları.

    Bu iki yöntem birlikte uygulandıklarında en iyi cevaplar alınır.

    Bütün hastalık belirtileri geçtikten sonra yapılması gereken şey en az 6 ay daha ilaç kullanımı ve belirli aralarla psikiyatristinizle görüşmektir.Bir kez depresyon geçirmek ikincisinin daha kolay gelmesine işarettir.

  • Somatizasyon19.11.2003 - 11:29

    Halk arasında yayılmış şöyle bir şey vardır bilmem bilir misiniz?

    'En kolay hangi sıkıntı çekilir: Tabi ki başkasının sıkıntısı.'

    Bu nedenledir ki toplumumuzda içim sıkılıyor demek yerine....sıkıntınız daha somut olmak zorundadır....mesela başınız yada mideniz ağrımalıdır.

    Psikiyatride buna Bedenselleştirme (Somatizasyon) denir.

    O zaman çevrenizden daha çok yardım görür daha çok ilgi alaka bulursunuz.

    Hastalar doktor doktor dolaşır, çantalar dolusu ilaç alır ancak ciddi bir düzelme olmaz. Stres faktörleri devam ettikçe mevcut hastalıkta devam eder.

    Hatta hekim bile bunu aklına getirmek istemez...çünkü bir hastalığa psikiatrik kökenli diyebilmemiz için....önce bütün tetkikleri yapmış olup menfi yanıt almış olmamız gerekmektedir...

    Ancak bu halukarda bir hastalık psikiatrik olarak adlanabilmektedir...

    Bkz..Hipokondriazis (Hastalık hastalığı mevhumu)

  • nazenin08.11.2003 - 13:45

    Hacı Bektaş Veli, toplumun ve insanların daha iyi ve güzele ulaşabilmeleri için, kendisini canla başla hizmete adamış kişilerden biridir. Bu yüzden, onun yaşamı ve dünya görüşü ile ilgili olaylar efsaneleştirilmiş bir anlatımla dilden dile dolaşmış, günümüze dek ulaşmıştır. Onun gösterdiği yolla ilgili bilgiler, simgeleştirilmiş kalıplar haline getirilmiş ve bir nevi formüller içerir halde toparlanmıştır.

    Böylece, Hacı Bektaş Veli’nin açtığı yoldan gidenler, yani onun ardılları, yürüdükleri bu yola, yolu açan Hacı Bektaş Veli’ye hürmeten, “Bektaşi Yolu” demişlerdir. Bu yolda olanlar, olgun, yetkin ve nazik insanı oluşturma çabası gütmüşlerdir.

    Bu nedenle bağlı oldukları yol, kimi zaman “Tarik-i Nazenin” (Nazenin Yolu-İncelik Yolu) olarak da anıla gelmiştir.

    Çağların gerisinden akıp gelen, deneyimlerden süzülen damlalar birikip şekillenerek bu dönemde, bir öğreti haline gelir. Bugün bu öğretiye, “Bektaşi Öğretisi” demekteyiz.

  • nazenin08.11.2003 - 13:43

    Bayan ismi....

  • nazenin08.11.2003 - 13:41

    Gel Benim Yanıma Nazenin Dilber

    Gel benim yanıma nazenin dilber
    Bulunmaz cihanda bir tane misin
    Siyah kaküllerin kokulu anber
    Gerdane dökülen tel dane misin

    Bir gün olur bu sevdadan bezersin
    Hançer alıp dertli sinem ezersin
    Niçin böyle melül mahzun gezersin
    Sen de bencileyin revane misin

    Leblerinden şeker şerbet ezilir
    Ak gerdana siyah benler dizilir
    Mahmurlaşmış ela gözler süzülür
    Aslından sen böyle mestane misin

    Meftuni'yim beni zemmeder alem
    Hercayi elinden kan ağlar didem
    El söziyle yarin terk etmez adem
    Efendim sen deli divane misin

    Meftuni